<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Efsane Board - Aşk ve Sevgi]]></title>
		<link>https://efsaneboard.net/</link>
		<description><![CDATA[Efsane Board - https://efsaneboard.net]]></description>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 05:47:27 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir kadin nasil mutlu edilir? ve peki bir erkek nasil mutlu edilir?]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9109</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:38:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9109</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">BiR KADIN NASIL MUTLU EDİLİR?</span><br />
Çok zor değil.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">BİR ERKEĞİN, BİR KADINI MUTLU ETMESİ İÇİN YALNIZCA ŞUNLAR OLMAK ZORUNDADIR...</span><br />
<br />
01. bir dost<br />
02. bir yoldas<br />
03. bir asik<br />
04. bir agabey<br />
05. bir baba<br />
06. bir usta<br />
07. bir asci<br />
08. bir elektrikci<br />
09. bir marangoz<br />
10. bir muslukcu<br />
11. bir tamirci<br />
12. bir dekorator<br />
13. bir stilist<br />
16. bir psikolog<br />
17. bir hasere yok edici<br />
18. bir psikiyatrist<br />
19. bir sifaci<br />
20. iyi bir dinleyici<br />
21. bir organizator<br />
22. iyi bir baba<br />
23. cok temiz<br />
24. sempatik<br />
25. atletik<br />
26. sicak<br />
27. kibar<br />
28. nazik<br />
29. zeki<br />
30. komik<br />
31. yaratici<br />
32. sefkatli<br />
33. guclu<br />
34. anlayisli<br />
35. hosgorulu<br />
36. sagduyulu<br />
37. hirsli<br />
38. yetenekli<br />
39. cesur<br />
40. kararli<br />
41. dogru<br />
..<br />
...<br />
11987. guvenilir<br />
11988. tutkulu<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
TABii, SUNLARI DA UNUTMADAN:</span><br />
13989. ona duzenli olarak iltifat etmek<br />
13990. alisverisi sevmek<br />
13991. durust olmak<br />
13992. cok zengin olmak<br />
13993. onu strese sokmamak<br />
13994. baska kizlara bakmamak<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">VE AYNI ZAMANDA SUNLARI DA YAPMALIDIR:</span><br />
17995. kendinden cok ona odaklanmak<br />
17996. ona, ozellikle kendisi için cok fazla zaman ayirmak<br />
17997. nereye gittigine aldirmadan ona cok fazla yer sunmak<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">SUNLAR DA ÇOK ÖNEMLi:</span><br />
Asla unutulmayacaklar:<br />
21998. dogum gunleri<br />
21999. yildonumleri<br />
22000. onun aldığı kararlar<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">BiR ERKEK NASIL MUTLU EDiLiR!</span><br />
1. Karnini iyice doyurun<br />
2. Uzaktan kumanda ve çayini verip rahat birakin<br />
Huzursuzluk belirtisi gösterirse Madde-1 den tekrar baslayin<br />
<br />
 <img src="https://efsaneboard.net/images/smilies-2/Smileys-27.gif" alt="Smileys-27" title="Smileys-27" class="smilie smilie_632" />  <img src="https://efsaneboard.net/images/smilies-2/Smileys-18.gif" alt="Smileys-18" title="Smileys-18" class="smilie smilie_644" />  <img src="https://efsaneboard.net/images/smilies-2/Smileys-12.gif" alt="Smileys-12" title="Smileys-12" class="smilie smilie_628" /> <br />
 </span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">BiR KADIN NASIL MUTLU EDİLİR?</span><br />
Çok zor değil.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">BİR ERKEĞİN, BİR KADINI MUTLU ETMESİ İÇİN YALNIZCA ŞUNLAR OLMAK ZORUNDADIR...</span><br />
<br />
01. bir dost<br />
02. bir yoldas<br />
03. bir asik<br />
04. bir agabey<br />
05. bir baba<br />
06. bir usta<br />
07. bir asci<br />
08. bir elektrikci<br />
09. bir marangoz<br />
10. bir muslukcu<br />
11. bir tamirci<br />
12. bir dekorator<br />
13. bir stilist<br />
16. bir psikolog<br />
17. bir hasere yok edici<br />
18. bir psikiyatrist<br />
19. bir sifaci<br />
20. iyi bir dinleyici<br />
21. bir organizator<br />
22. iyi bir baba<br />
23. cok temiz<br />
24. sempatik<br />
25. atletik<br />
26. sicak<br />
27. kibar<br />
28. nazik<br />
29. zeki<br />
30. komik<br />
31. yaratici<br />
32. sefkatli<br />
33. guclu<br />
34. anlayisli<br />
35. hosgorulu<br />
36. sagduyulu<br />
37. hirsli<br />
38. yetenekli<br />
39. cesur<br />
40. kararli<br />
41. dogru<br />
..<br />
...<br />
11987. guvenilir<br />
11988. tutkulu<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
TABii, SUNLARI DA UNUTMADAN:</span><br />
13989. ona duzenli olarak iltifat etmek<br />
13990. alisverisi sevmek<br />
13991. durust olmak<br />
13992. cok zengin olmak<br />
13993. onu strese sokmamak<br />
13994. baska kizlara bakmamak<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">VE AYNI ZAMANDA SUNLARI DA YAPMALIDIR:</span><br />
17995. kendinden cok ona odaklanmak<br />
17996. ona, ozellikle kendisi için cok fazla zaman ayirmak<br />
17997. nereye gittigine aldirmadan ona cok fazla yer sunmak<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">SUNLAR DA ÇOK ÖNEMLi:</span><br />
Asla unutulmayacaklar:<br />
21998. dogum gunleri<br />
21999. yildonumleri<br />
22000. onun aldığı kararlar<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">BiR ERKEK NASIL MUTLU EDiLiR!</span><br />
1. Karnini iyice doyurun<br />
2. Uzaktan kumanda ve çayini verip rahat birakin<br />
Huzursuzluk belirtisi gösterirse Madde-1 den tekrar baslayin<br />
<br />
 <img src="https://efsaneboard.net/images/smilies-2/Smileys-27.gif" alt="Smileys-27" title="Smileys-27" class="smilie smilie_632" />  <img src="https://efsaneboard.net/images/smilies-2/Smileys-18.gif" alt="Smileys-18" title="Smileys-18" class="smilie smilie_644" />  <img src="https://efsaneboard.net/images/smilies-2/Smileys-12.gif" alt="Smileys-12" title="Smileys-12" class="smilie smilie_628" /> <br />
 </span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erkeğe Alınabilecek Romantik Hediyeler]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9108</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:33:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9108</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Erkeğe Alınabilecek Romantik Hediyeler</span><br />
<br />
Kadınların ekseriyetle büyük bir bölümü, erkeklerin konuşmamasından, sadece parayı, reel olmayı, yemek yemeyi, futbolu ve cinselliği düşünmelerinden şikayetçidirler! Dolayısıyla kadınlar, tüm bunların toplamından da, erkeklerin romantizm özürlü olduğu kanısına varırlar. Gerçekten de eğer erkeklerin büyük bir bölümü kadınların düşündüğü gibi a-romantik olsaydı, bugüne kadar ne bir tane erkek yazar, ne bir erkek şair, ne de bir erkek sanatçı çıkardı. Demek ki, erkeğin romantik olması için, şartların da aynı zaman da uygun olması lazım :) Mesela bir erkeğe gerçek anlamda bir aşk acısı çektirip, bir de o an görün gerçekte ne kadar sanatçı ruhlu olduğunu :)  Her ne kadar erkeklerin sevgiden veya aşktan anladığı ile, kadınlarınki pek uyuşmasa da, böyle bir durumdan erkeklerin romantik hediyelerden hoşlanmadığı sonucu da çıkartılmaz! Erkeklerin de çok fazla dışa vurmasalar da, çok derin bir duygu dünyaları, merhametli ve sevecen bir ruh halleri vardır. Yani kısacası erkekler romantik hediyelerden falan filan bir şey anlamazlar, o yüzden klasik hediyelere tam gaz devam mantığı pek de uygun değil :)  Erkeklere de pekala özel günlerde romantik unsurları ağır basan hediyelerden alınabilir. Aşağıda erkeğe romantik hediyeler kategorisi içerisinde sizin için seçtiğimiz çok değerli hediyelikler var! Bu hediyeler ile, erkek sevgilinize olan hislerinizi çok çarpıcı ve etkileyici bir şekilde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Erkeklere Hediye &amp; Romantik Aşk Kavanozları</span><br />
<br />
Erkek sevgilinize aşkınızı romantik kavanozlarla anlatmaya ne dersiniz? Son yılların en popüler hediyelerinden biri olan Aşk kavanozları, erkeğe romantik hediye arayışında olan bayanların en çok tercih ettiği armağanlardan biri olmayı başardı! Peki bu kadar popüler ve romantik bir armağan olan Aşk Kavanozu nedir? Aşk Kavanozu: Üzerinde romantik sevgi mesajları yazılı kağıtların içerisinde bulunduğu kavanozlara Aşk Kavanozu deniyor. Örneğin yukarıdaki romantik hediyeler içerisinde en solda yer alan kavanoz, içerisinde "Seni Seviyorum" yazılı kağıtlardan tam 100 tane yer alıyor. Üstelik tam 100 farklı dilde. Yanındaki aşk kavanozunda ise 100 Farklı dilde Doğum Günü Kutlama Mesajı bulunuyor. Erkek arkadaşınıza romantik bir sürpriz yapmak isterseniz, bu kavanozları çok seveceksiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Erkeğe Romantik Hediyeler &amp; Romantik Duvar Saatleri</span><br />
<br />
Romantik tasarımları ve kişiye özel hazırlanabilme seçenekleri ile bu duvar saatleri çok konuşulacak! Erkek arkadaşınıza, yukarıda yer alan hediyelik duvar saatleriyle aşkınızı en net şekilde ifade edebilmeniz pekala mümkün! Beğeneceğiniz modele bağlı olarak, üzerine fotoğraf ekleyebiliyor, aşk mesajlarınızı yazdırabiliyor, isimlerinizi işleyebiliyor ya da isimlerinizi yazdırabiliyorsunuz! Saatin kaç olduğunu öğrenmek isteyen Sevgilinize/Eşinize zamanı en romantik şekilde bu duvar saatleri bildiriyor. Duvarlara romantizm taşıyacak olan, dekoratif duvar saatleri Ona olan aşkınıza bambaşka bir perspektif sunuyor. Erkeğe romantik ne hediye alınabilir diyor ve hediyeniz ile aşkınızı Ona ifade etmenin farklı yollarını arıyorsanız, kişiye özel duvar saatlerini çok daha yakından incelemelisiniz. İşte erkeğe hediye edebileceğiniz kişiye özel olarak hazırlanan romantik duvar saati modelleri.<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Erkeğe Alınabilecek Romantik Hediyeler</span><br />
<br />
Kadınların ekseriyetle büyük bir bölümü, erkeklerin konuşmamasından, sadece parayı, reel olmayı, yemek yemeyi, futbolu ve cinselliği düşünmelerinden şikayetçidirler! Dolayısıyla kadınlar, tüm bunların toplamından da, erkeklerin romantizm özürlü olduğu kanısına varırlar. Gerçekten de eğer erkeklerin büyük bir bölümü kadınların düşündüğü gibi a-romantik olsaydı, bugüne kadar ne bir tane erkek yazar, ne bir erkek şair, ne de bir erkek sanatçı çıkardı. Demek ki, erkeğin romantik olması için, şartların da aynı zaman da uygun olması lazım :) Mesela bir erkeğe gerçek anlamda bir aşk acısı çektirip, bir de o an görün gerçekte ne kadar sanatçı ruhlu olduğunu :)  Her ne kadar erkeklerin sevgiden veya aşktan anladığı ile, kadınlarınki pek uyuşmasa da, böyle bir durumdan erkeklerin romantik hediyelerden hoşlanmadığı sonucu da çıkartılmaz! Erkeklerin de çok fazla dışa vurmasalar da, çok derin bir duygu dünyaları, merhametli ve sevecen bir ruh halleri vardır. Yani kısacası erkekler romantik hediyelerden falan filan bir şey anlamazlar, o yüzden klasik hediyelere tam gaz devam mantığı pek de uygun değil :)  Erkeklere de pekala özel günlerde romantik unsurları ağır basan hediyelerden alınabilir. Aşağıda erkeğe romantik hediyeler kategorisi içerisinde sizin için seçtiğimiz çok değerli hediyelikler var! Bu hediyeler ile, erkek sevgilinize olan hislerinizi çok çarpıcı ve etkileyici bir şekilde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Erkeklere Hediye &amp; Romantik Aşk Kavanozları</span><br />
<br />
Erkek sevgilinize aşkınızı romantik kavanozlarla anlatmaya ne dersiniz? Son yılların en popüler hediyelerinden biri olan Aşk kavanozları, erkeğe romantik hediye arayışında olan bayanların en çok tercih ettiği armağanlardan biri olmayı başardı! Peki bu kadar popüler ve romantik bir armağan olan Aşk Kavanozu nedir? Aşk Kavanozu: Üzerinde romantik sevgi mesajları yazılı kağıtların içerisinde bulunduğu kavanozlara Aşk Kavanozu deniyor. Örneğin yukarıdaki romantik hediyeler içerisinde en solda yer alan kavanoz, içerisinde "Seni Seviyorum" yazılı kağıtlardan tam 100 tane yer alıyor. Üstelik tam 100 farklı dilde. Yanındaki aşk kavanozunda ise 100 Farklı dilde Doğum Günü Kutlama Mesajı bulunuyor. Erkek arkadaşınıza romantik bir sürpriz yapmak isterseniz, bu kavanozları çok seveceksiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Erkeğe Romantik Hediyeler &amp; Romantik Duvar Saatleri</span><br />
<br />
Romantik tasarımları ve kişiye özel hazırlanabilme seçenekleri ile bu duvar saatleri çok konuşulacak! Erkek arkadaşınıza, yukarıda yer alan hediyelik duvar saatleriyle aşkınızı en net şekilde ifade edebilmeniz pekala mümkün! Beğeneceğiniz modele bağlı olarak, üzerine fotoğraf ekleyebiliyor, aşk mesajlarınızı yazdırabiliyor, isimlerinizi işleyebiliyor ya da isimlerinizi yazdırabiliyorsunuz! Saatin kaç olduğunu öğrenmek isteyen Sevgilinize/Eşinize zamanı en romantik şekilde bu duvar saatleri bildiriyor. Duvarlara romantizm taşıyacak olan, dekoratif duvar saatleri Ona olan aşkınıza bambaşka bir perspektif sunuyor. Erkeğe romantik ne hediye alınabilir diyor ve hediyeniz ile aşkınızı Ona ifade etmenin farklı yollarını arıyorsanız, kişiye özel duvar saatlerini çok daha yakından incelemelisiniz. İşte erkeğe hediye edebileceğiniz kişiye özel olarak hazırlanan romantik duvar saati modelleri.<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sevgiliye Romantik Aşk Mektubu Örnekleri]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9107</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:31:58 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9107</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sevgiliye Romantik Aşk Mektubu Örnekleri</span><br />
<br />
Bazen sevgilimize sesli olarak ifade edemediğimiz duygularımızı, kağıda kaleme dökmek isteriz. Ona karşı kalbimizden geçenleri tamamen gözlerinin içine bakarak söylemenin yerini elbette ki hiçbir şey tutamaz! Ancak kelime kelime ve emek verilerek yazılacak romantik bir aşk mektubuyla hislerimizi sevgilimize göstermenin heyecanı ise bir başkadır! Bir kere söz uçar yazı kalır misali, mektup kalıcı bir şeydir. Mesela bir aşk mektubu defalarca okunabilir; saklanabilir ve hatta koklanabilir. Dahası romantik bir aşk mektubunun üzerinde ciddi bir emek söz konusudur! Çünkü saatlerce üzerine düşünülmüş, her harfi tek tek yazılmış; ve belki de defalarca buruşturulup en iyisi yazılana kadar tekrar edilmiş kocaman bir emek taşımaktadır! Dolayısıyla sevgiliye yazılacak bir aşk mektubu oldukça değerlidir. Mektupların, sevgilinize hediye edilebilme ve hatıraya dönüşebilme özelliği de vardır! Emek içerdiği için de bir aşk mektubu sonuna kadar, saygıyı hak ediyor. Sevgiliye aşk mektubu yazmanın müthiş rahatlatıcı tarafları da vardır. Mesela mektup yazarken, tamamen sevgilimize ve Ona duyduğumuz hislerimize odaklanırız! Sevgilimize karşı tam olarak ne hissettiğimizi defalarca düşünür, kalbimizin sesini dinler ve duygularımızdan iyice emin oluruz. Bu yönüyle de herkese aşk mektubu yazmalarını tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Herkesin sevgilisine mektup yazma amacı farklı olabilir. Mesela kişi, belki de sevgilisinin karşısında heyecandan tam olarak duygularını ifade edemiyordur. Kelimeler boğazına düğümleniyor ve söylemek istediğini tam olarak iletemediği için aşk mektubu yazma gereği duyuyordur. Belki de kişinin yazı dili, konuşma dilinden çok daha gelişkindir. Ki, böyle kişiler ellerine kağıt kalem aldıkları zaman adeta devleşirler. Sonuçta ise ortaya kusursuz güzellikte ve tam anlamıyla "Örnek bir Aşk Mektubu" çıkartırlar. Kimisi sevgilisine aşkını ilk defa ilan edecektir fakat "Ya ret edilirsem" korkusuyla duygularını mektupla sevgilisine iletmek ister. Kimisi ise yaptığı hatadan dolayı sevgilisinden özür dilemek için mektup yoluna baş vuruyordur. Kısacası sevgiliye yazılacak aşk mektubu bir nevi iç dünyamızın yansıması niteliğindedir. Sevgiliye hislerimizi göstermenin en güzel yoludur mektup yazmak! Bu, bugünün değil, yüzyıllardır devam eden en romantik şeylerden de biridir. Eğer Siz de şu dakikalarda sevgiliniz için bir aşk mektubu kaleme almak istiyor ancak ilham alabileceğiniz güzel aşk mektubu örnekleri görmek istiyorsanız, işte sizin için seçtiğimiz birbirinden anlamlı ve romantik aşk mektupları.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Sevgiliye Mektup - 1</span><br />
<br />
"Canım Bitanem..."<br />
<br />
"Seni Seviyorum..." Sana söylemek istediğim en kısa sözcüğün başında bile, bu cümleyi defalarca ve asla bıkmadan söyleyebilirim. O kadar derin ve o kadar güçlü bir sevgim var ki SANA, bunu anlatmaya ne sözler, ne cümleler, ne de noktalama işaretleri yeter. Çünkü bu öylesine içten gelen bir duygu ki, her an kalbimle birlikte atıyor ve her zaman beynimde canlı duruyor. <br />
<br />
Seninle birlikte olduğum her an, kendimi sana daha çok kapılmış buluyorum. Seninle paylaştığım her şeyde seni çok daha fazla seviyorum. Sevginin bir sınırı var mıdır bilmiyorum ama, galiba bendeki sevgin ucu bucağı olmayan sınırsız bir sevgi! Seni tüm hücrelerimle, tüm zerrelerimle, tüm benliğimle çok seviyorum Aşkım. <br />
<br />
Seninle birlikte olmak, bana şunu çok iyi öğretti; Bir kere ben sensiz asla yapamam! Bunu biliyorum. Çünkü hayat ışığım da sensin, umutlarım da, hayallerim de! Her şeyin SEN olduğu bir yerde sensiz olmak; benim olamayacağım anlamına gelir. <br />
<br />
Dönüp geriye baktığımda, senden önce gerçek manada hiç mutlu olmadığımı fark ettim. Meğersem, önceleri yaşadığım şey mutluluk değilmiş. Bunu seninle çok daha iyi kavradım. Bana güzel olan her duyguyu fazlasıyla yaşattığın için sonsuz teşekkür ederim.<br />
<br />
<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sevgiliye Romantik Aşk Mektubu Örnekleri</span><br />
<br />
Bazen sevgilimize sesli olarak ifade edemediğimiz duygularımızı, kağıda kaleme dökmek isteriz. Ona karşı kalbimizden geçenleri tamamen gözlerinin içine bakarak söylemenin yerini elbette ki hiçbir şey tutamaz! Ancak kelime kelime ve emek verilerek yazılacak romantik bir aşk mektubuyla hislerimizi sevgilimize göstermenin heyecanı ise bir başkadır! Bir kere söz uçar yazı kalır misali, mektup kalıcı bir şeydir. Mesela bir aşk mektubu defalarca okunabilir; saklanabilir ve hatta koklanabilir. Dahası romantik bir aşk mektubunun üzerinde ciddi bir emek söz konusudur! Çünkü saatlerce üzerine düşünülmüş, her harfi tek tek yazılmış; ve belki de defalarca buruşturulup en iyisi yazılana kadar tekrar edilmiş kocaman bir emek taşımaktadır! Dolayısıyla sevgiliye yazılacak bir aşk mektubu oldukça değerlidir. Mektupların, sevgilinize hediye edilebilme ve hatıraya dönüşebilme özelliği de vardır! Emek içerdiği için de bir aşk mektubu sonuna kadar, saygıyı hak ediyor. Sevgiliye aşk mektubu yazmanın müthiş rahatlatıcı tarafları da vardır. Mesela mektup yazarken, tamamen sevgilimize ve Ona duyduğumuz hislerimize odaklanırız! Sevgilimize karşı tam olarak ne hissettiğimizi defalarca düşünür, kalbimizin sesini dinler ve duygularımızdan iyice emin oluruz. Bu yönüyle de herkese aşk mektubu yazmalarını tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Herkesin sevgilisine mektup yazma amacı farklı olabilir. Mesela kişi, belki de sevgilisinin karşısında heyecandan tam olarak duygularını ifade edemiyordur. Kelimeler boğazına düğümleniyor ve söylemek istediğini tam olarak iletemediği için aşk mektubu yazma gereği duyuyordur. Belki de kişinin yazı dili, konuşma dilinden çok daha gelişkindir. Ki, böyle kişiler ellerine kağıt kalem aldıkları zaman adeta devleşirler. Sonuçta ise ortaya kusursuz güzellikte ve tam anlamıyla "Örnek bir Aşk Mektubu" çıkartırlar. Kimisi sevgilisine aşkını ilk defa ilan edecektir fakat "Ya ret edilirsem" korkusuyla duygularını mektupla sevgilisine iletmek ister. Kimisi ise yaptığı hatadan dolayı sevgilisinden özür dilemek için mektup yoluna baş vuruyordur. Kısacası sevgiliye yazılacak aşk mektubu bir nevi iç dünyamızın yansıması niteliğindedir. Sevgiliye hislerimizi göstermenin en güzel yoludur mektup yazmak! Bu, bugünün değil, yüzyıllardır devam eden en romantik şeylerden de biridir. Eğer Siz de şu dakikalarda sevgiliniz için bir aşk mektubu kaleme almak istiyor ancak ilham alabileceğiniz güzel aşk mektubu örnekleri görmek istiyorsanız, işte sizin için seçtiğimiz birbirinden anlamlı ve romantik aşk mektupları.<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Sevgiliye Mektup - 1</span><br />
<br />
"Canım Bitanem..."<br />
<br />
"Seni Seviyorum..." Sana söylemek istediğim en kısa sözcüğün başında bile, bu cümleyi defalarca ve asla bıkmadan söyleyebilirim. O kadar derin ve o kadar güçlü bir sevgim var ki SANA, bunu anlatmaya ne sözler, ne cümleler, ne de noktalama işaretleri yeter. Çünkü bu öylesine içten gelen bir duygu ki, her an kalbimle birlikte atıyor ve her zaman beynimde canlı duruyor. <br />
<br />
Seninle birlikte olduğum her an, kendimi sana daha çok kapılmış buluyorum. Seninle paylaştığım her şeyde seni çok daha fazla seviyorum. Sevginin bir sınırı var mıdır bilmiyorum ama, galiba bendeki sevgin ucu bucağı olmayan sınırsız bir sevgi! Seni tüm hücrelerimle, tüm zerrelerimle, tüm benliğimle çok seviyorum Aşkım. <br />
<br />
Seninle birlikte olmak, bana şunu çok iyi öğretti; Bir kere ben sensiz asla yapamam! Bunu biliyorum. Çünkü hayat ışığım da sensin, umutlarım da, hayallerim de! Her şeyin SEN olduğu bir yerde sensiz olmak; benim olamayacağım anlamına gelir. <br />
<br />
Dönüp geriye baktığımda, senden önce gerçek manada hiç mutlu olmadığımı fark ettim. Meğersem, önceleri yaşadığım şey mutluluk değilmiş. Bunu seninle çok daha iyi kavradım. Bana güzel olan her duyguyu fazlasıyla yaşattığın için sonsuz teşekkür ederim.<br />
<br />
<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kimseyi Beğenmeyen Güzel Kız]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9106</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:30:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9106</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Kimseyi Beğenmeyen Güzel Kız</span><br />
<br />
Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış . Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı , asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş Kendisiyle evlenmek isteyen nicelerini reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş . Ama kız onu da reddetmiş . Aradan uzun yıllar geçmiş . Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış . Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş , çoluk çocuğa karışmış . Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel , küçük kasabaya duşmuş . Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş . Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş .Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın beyini pek merak etmiş Bir gün gizlenip eşini evden çıkarken görmüş . Kızın kocası şişman , kel ve çirkin mi çirkin bir adammış Üstelik zengin bile değilmiş .<br />
<br />
Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış . Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş . Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini, bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş . Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış . Birden çok güzel sarı bir gül görmüş . Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül gözüne çarpmış . Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş . Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gülü koparıp kıza götürmüş . Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül . Bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş ; “Bak gördün mu? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın . Bu yüzden gençlik gitmeden, zaman akıp gitmeden elimizdekilerin kıymetini öğrenmemiz gerekir.”<br />
<br />
Hayat akarken birçok fırsatla karşılaşırız. Kimimiz fırsatların değerini bilir,<br />
Kimimiz ise birçok fırsatı kaçırıp görmeden yanı başından geçip gider.<br />
Ömür dediğin yoldan geçerken aynı şartlar altında bir daha geçemeyiz.<br />
Bir hedefe öylesine kilitleniriz ki<br />
Karşımıza çıkan diğer fırsatları kaçırırız.<br />
Bir gün bir bakmışız hedeflediğimiz noktadan da uzaklaşıp çok farklı bir noktaya gelmişiz.<br />
Hayatımıza dönüp baktığımızda geriye kalan sadece<br />
Kaçmış birçok fırsat<br />
Ve bize kalan içimizi kemiren<br />
“KEŞKE” diye yankılanan düşüncülerimiz…</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Kimseyi Beğenmeyen Güzel Kız</span><br />
<br />
Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış . Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı , asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş Kendisiyle evlenmek isteyen nicelerini reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş . Ama kız onu da reddetmiş . Aradan uzun yıllar geçmiş . Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış . Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş , çoluk çocuğa karışmış . Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel , küçük kasabaya duşmuş . Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş . Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş .Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın beyini pek merak etmiş Bir gün gizlenip eşini evden çıkarken görmüş . Kızın kocası şişman , kel ve çirkin mi çirkin bir adammış Üstelik zengin bile değilmiş .<br />
<br />
Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış . Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş . Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini, bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş . Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış . Birden çok güzel sarı bir gül görmüş . Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül gözüne çarpmış . Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş . Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gülü koparıp kıza götürmüş . Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül . Bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş ; “Bak gördün mu? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın . Bu yüzden gençlik gitmeden, zaman akıp gitmeden elimizdekilerin kıymetini öğrenmemiz gerekir.”<br />
<br />
Hayat akarken birçok fırsatla karşılaşırız. Kimimiz fırsatların değerini bilir,<br />
Kimimiz ise birçok fırsatı kaçırıp görmeden yanı başından geçip gider.<br />
Ömür dediğin yoldan geçerken aynı şartlar altında bir daha geçemeyiz.<br />
Bir hedefe öylesine kilitleniriz ki<br />
Karşımıza çıkan diğer fırsatları kaçırırız.<br />
Bir gün bir bakmışız hedeflediğimiz noktadan da uzaklaşıp çok farklı bir noktaya gelmişiz.<br />
Hayatımıza dönüp baktığımızda geriye kalan sadece<br />
Kaçmış birçok fırsat<br />
Ve bize kalan içimizi kemiren<br />
“KEŞKE” diye yankılanan düşüncülerimiz…</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırmızı gülün hikayesi…]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9105</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:30:00 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9105</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kırmızı gülün hikayesi…</span><br />
<br />
Kırmızı gülün hikayesi…<br />
Bir delikanlı güzel bir kıza ölümüne sevdalanış…Yüreği daha fazla dayanamaz olmuş onu uzaklardan seyretmeye.Birgün o adını bile henüz bilmediği,dış görünüşünden başka hayatı hakkında hiç bir bilgi edinmediği o genç güzel kızın yolunu kesip durdurmuş delikanlı.<br />
<br />
Güzel kız azarlayıcı ve manidar bakmış adamın gözlerine;<br />
<br />
-Durup dururken neden kestin yolumu böyle?Yoksa yeni haramiler mi tünedi buralara?<br />
Delikanlı:<br />
<br />
-Yok,demiş.Harami filan değilim.Sadece sonunun ne olucağını bilmediği karşılıksız bir sevdaya düştü gönlüm.Günler varki ben o ateşte kavrulur dururum.<br />
<br />
Güzel kız şaşırıp kalmış duyduklarına…<br />
<br />
-Ne kadar tanıyorsun ki beni?Diye sormuş tanımadığı delikanlıya.<br />
<br />
-Tanımak mı?Demiş, günlerdir ezberledim ben seni…Kaşların, gözlerin, yüzünde ki gamzelerin yazar, kalbimde ki sevdanın destanı.<br />
<br />
-Senin tanımak dediğin bumu?Kimim, kimin nesiyim serbest miyim?Gönlüm boş mu dolu mu onların hakkındada bir bilgin vamıydı sevdalanırken?<br />
<br />
-Hiç bir şey bilmem.Sadece şunu bilirim ki ben bir sevda sarhoşuyum.Bunun içinde yolunu bir harami gibi kesipsenden marhamat dilenmek için yüreklendim.<br />
<br />
-Nasıl bir marhamet ola ki bu?<br />
<br />
-Vuslatı reddetmeyen, kalbim hayat arkadaşı olarak seçti seni.Bağışla, damda düşer gibi oldu ama benimle evlenirmisin?<br />
<br />
Güzel kız oldukça şaşırmış buna:<br />
<br />
-Ya! Demek böle ister gönlün?<br />
<br />
-Evet , ne olur reddetme sakın, yoksa şuracıkta ölüp kalırım.Bana bir isim ver odan istiyim seni.<br />
<br />
Güzel kız delikanlıyı hassas bir seyirle izledikten sonra :<br />
<br />
-Pekala,demiş. sana bir şartım var bunun için.Sakın olaki söyleyeceklerimi yerine getirmezsen bir daha karşıma çıkmayasın.<br />
<br />
Delikanlı hiç düşünmeden cevabını vermiş:<br />
<br />
-Kabul!<br />
<br />
Genç kız delikanlıya alaylı bir eda içinde gülümsemiş.<br />
<br />
-Daha ne yapacağını bile bilmiyorsun ki hiç düşünmeden ”kabul” diyorsun.<br />
<br />
-Olsun ben yaparım.<br />
<br />
-O zaman mesele yok. yarın ben aynı saatte yine burdan geçerim.Bana elinde kırmızı bir güle gelirsen teklifini kabul demektir.<br />
Delikanlı bir kelebek kadar hafiflemiş ve adeta kanatlarını kelebek gibi havalandırmış:<br />
<br />
-Kabul bulurum demiş.<br />
<br />
-O vakit hemen işe koyul.Aklın varsa hiç zaman eksiltme.<br />
<br />
Delikanlı çoşkulu bir gönülle ardına bile bakmadan yollara düşüp gitmiş.<br />
<br />
Aslında gülleriyle ün salmış yörenin, güllerle ilgili bir özelliği daha varmış…Oralar beyaz güller diyarıymış ve kırmızı gül hiç bulunmazmış gül ağaçlerının dallarında…<br />
<br />
O gün delikanlı bütün gül bahçelerini, tükenmeyen enerjisi ve bitmek bilmeyen azmiyle dolaşıp durmuş…Umutlarını solduran en son bahçede de kırmızı gül bulamayınca bahçe kenarındaki bir gül ağacının dibine oturup başlamış ağlamaya…Dibine oturup ağladığı gül ağacının dalına tüneyen bülbül delikanlıyı seyrediyormuş…Dederler ki bülbül delikanlının hıçkırıklarına dayanamayıp hüzünlenmiş ve en içli bestelerinden birisini şakı(Zeker) delikanlının ilgisini üzerine çekmeyi başarmış…Ve yine derler ki şakımaya başlayan o bülbül, bülbülü şeyda imiş….yani bülbüllerin üstadı…o şakımaya başladığında kuşlar ve bülbüller susarmış.<br />
İşte öylesine bir şakıyış ulaşmış delikanlının kulaklarına ve hıçkırıklarına ara verip o muhteşem besteye vemiş kendisini.Gözleri sesin geldiği noktayı bulup baba bülbülün üzerinde ısrar etmiş.Bülbül onu, delikanlı bülbülü hazin bakışlarla seyretmiş.Sonunda şakayışını bitiren bülbül lisana gelip efkarlı delikanlıya sormuş:<br />
<br />
-Neden ağlarsın ki öyle yanık yanık?Benim efkarımı bile alevlendirdi firkatin….<br />
<br />
-Sorma, demiş ve o hazin hikayesini anlatmış delikanlı bülbüle.hikayenin sonuna çaresizliğini eklemiş.”şayet istediği o kırmızı gülü bulup öğle vaktinde ona ulaştıramazsam, ben öldüm demektir bülbül…Bilirim ki bu sevdanın hüsranı ölüme çağırır beni…”<br />
<br />
Bülbül sevdayı bilenmiş.Delikanlının perişan hali dokunmuş bülbüle ve fazla düşünmeden, delikanlının yüreğine su serpen sözleri fısıldamış:<br />
<br />
-Sen hiç üzülme demiş, istediğin kırmızı gül olsun, bulunur elbet….<br />
<br />
Umutsuzluk ciğerini çürütmeye başlayan delikanlı, inandırıcı bulmamış bu sözlerini:<br />
<br />
-Buralar beyaz güllerin diyarımı,öyle söyler herkes.Gün kovuşmaya yüz tuttuğu şu saatlerden sonre nerden bulabilirim ki kırmızı gülü?Meğer olmayan bir şeyi istemiş benden sevdiğim güzel.. .<br />
<br />
Bülbülün vadi şaşırtmış delikanlıyı:<br />
<br />
-Herşeyin bir kolayı bulunur demiş…Sen şimdi git ve yarın gün doğumundan biraz sonra oturduğun ağacın dibine gel ve istediğin kırmızı gülü alıp sevdiğin o kıza götür.<br />
<br />
-Bülbül sende beni teselli ettiğini sanıyorsan yanılıyorsun.Her yeri aradım, kırmızı gül yok bu bahçede, sen nereden bulacaksın ki?<br />
<br />
-Altının ayarını sarraf olan bilir…Ben bülbülüm, gül dilinden anlarım, istersem karşısına geçer en içli bestelerimle onu kızarta bilirim…Bana gülü tarife ne hacet…Sen şimdi git ve dediğim saatte gelip kırmızı gülü sevdiğin kıza yetiştir.<br />
<br />
Delikanlı sevinerek ayrılmış bulunduğu bahçeden.Gece zor kavuşmuş sabaha.Taze bir günün aydınlığında kalkıp bülbülün vaad ettiği saatlerde bahçeye koşup,akşam ayrıldığı gül ağacının dallarına baktığında kalbi duracak gibi olmuş.Beyaz güllerin arasında kırmızı bir gül çekmiş dikkatini ve sevincenden kalbi yerinden fırlıyacak gibi atmaya başlamış.<br />
<br />
Beyaz güllerin arasında kızarmış olan gülü usulca koparıp aldıktan sonra teşekkür etmek için etrafta bülbülü aramış.Bülbül ortalara yokmuş.Yüzüdeki sevinç solmuş bülbülü göremeyince ve ağacın debinden ayrılmaya karar verdiğinde son defa etrafını yoklamış arzulu bakışları.Umudunu kesmiş gitmek için adımını hazırlarken son olarak ayaklarının dibine ilişen bakışları sevincini iyice söndürmüş…Delikanlı ayaklarının dibinde hazin bir manzarayla karşılaşmış.Kendisine kırmızı gül vaadeden bülbülün içler acısı manzarası varmış gül ağacının dibinde….<br />
<br />
Acı acı yutkunmuş onu seyrederken.Bülbülün ölüsü, sevdiği kızın saatinin yaklaşması arasında sıkıntılanan kalbi zor da olsa bülbülden ayrılma kararı alıp, elinde sımsıkı tuttuğu gülle birlikte yollara düşmüş.Sevdalandığı güzelin kendisine verdiği sözde aynı yerdeymiş.<br />
<br />
Güzel kız sözünde durmuş ve karşılaşmışlar yeniden.Delikanlı soluk soluğuymış elindeki gülü kıza uzatırken….<br />
<br />
-Al işte, kırmızı gülü buldum ve getirdim sana verdiğim sözü tuttum, şimdi sıra sende!<br />
<br />
Güzel kız gülü delikanlının elinden alıp, efsunlu bakışlarla incelemiş gülü…Derler ki o an genç kızın güzelliği sebebi bilinmeyen bir acının bedenini dağladıkça solmuş ve hazan düşmüş bakışlarına…Sonra delikanlıya çevirmiş içli bakışlarını.Esef varmış sesinin tonunda ve şaşırtıcıymış cevabı:<br />
<br />
-Olmaz, kaybettin yabancı….<br />
<br />
Delikanlı, oracıkta yığılıp kalacak gibi olmuş.Feri çekilmiş bacaklarının:<br />
<br />
-Neden, şartını yerine getirdim işte.Vuslat sözün vardı kırmızı gülü bulup getirirsem?<br />
<br />
-Aslında verilen zaman içinde kırmızı gülü bulup getirilmesi imkansızdı.Ben biliyordum bunu.Mucize olmadıkçe isteğim yerine gelmezdi…<br />
<br />
-Mucize gerçekleşti ve kırmızı gülü bulup vaktinde getirdim.Bana vuslat sözü vermiştin!<br />
<br />
Güzel kız kırmızı gülü delikanlıya iade ederken delikanlı büyük bir hayal kırıklığı içinde bakışlarını yere indirmişti.<br />
<br />
Kız usul usul konuşmaya başladı:<br />
<br />
-Karşıma dikilip yolumu kestiğin zaman, beni çok iyi tanıdığını söyledin,halbuki hakkımda hiç bir şey bilmiyordun.Bir aldanıştı seninkisi,bir hülya…<br />
<br />
Eğer beni tanısaydın, evli olduğumu, kalbimin yanlızca eşime ait olduğunuda bilirdin.Böyle bir hataya düşmezdin.<br />
<br />
Ben yalnızca sana bir ders vermek istedimKolayca dillendirdiğin”AŞK”ın gerçek manasını anla istedim.”AŞK” gerekirse meftun olduğun uğruna canını vermektir.Bülbül gül için can verişini gör istedim.bana baslediğin hisler,yanlız ilahi aşka ulaşmak adına vasıta olabilir.<br />
<br />
Delikanlı hatasını anlamış olmalı ki araştırıp tanımadan evlenmeyi düşündüğü kıza utancından cevap bile verememiş.Titrek parmaklarının arasında güçlükle tuttuğu gül yere düşmüş….Yaptığı hatadan dolayı büyük bir pişmanlık duyarak,arkasına bile bakmadan gözlerden kaybolup gitmiş sonunda…</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kırmızı gülün hikayesi…</span><br />
<br />
Kırmızı gülün hikayesi…<br />
Bir delikanlı güzel bir kıza ölümüne sevdalanış…Yüreği daha fazla dayanamaz olmuş onu uzaklardan seyretmeye.Birgün o adını bile henüz bilmediği,dış görünüşünden başka hayatı hakkında hiç bir bilgi edinmediği o genç güzel kızın yolunu kesip durdurmuş delikanlı.<br />
<br />
Güzel kız azarlayıcı ve manidar bakmış adamın gözlerine;<br />
<br />
-Durup dururken neden kestin yolumu böyle?Yoksa yeni haramiler mi tünedi buralara?<br />
Delikanlı:<br />
<br />
-Yok,demiş.Harami filan değilim.Sadece sonunun ne olucağını bilmediği karşılıksız bir sevdaya düştü gönlüm.Günler varki ben o ateşte kavrulur dururum.<br />
<br />
Güzel kız şaşırıp kalmış duyduklarına…<br />
<br />
-Ne kadar tanıyorsun ki beni?Diye sormuş tanımadığı delikanlıya.<br />
<br />
-Tanımak mı?Demiş, günlerdir ezberledim ben seni…Kaşların, gözlerin, yüzünde ki gamzelerin yazar, kalbimde ki sevdanın destanı.<br />
<br />
-Senin tanımak dediğin bumu?Kimim, kimin nesiyim serbest miyim?Gönlüm boş mu dolu mu onların hakkındada bir bilgin vamıydı sevdalanırken?<br />
<br />
-Hiç bir şey bilmem.Sadece şunu bilirim ki ben bir sevda sarhoşuyum.Bunun içinde yolunu bir harami gibi kesipsenden marhamat dilenmek için yüreklendim.<br />
<br />
-Nasıl bir marhamet ola ki bu?<br />
<br />
-Vuslatı reddetmeyen, kalbim hayat arkadaşı olarak seçti seni.Bağışla, damda düşer gibi oldu ama benimle evlenirmisin?<br />
<br />
Güzel kız oldukça şaşırmış buna:<br />
<br />
-Ya! Demek böle ister gönlün?<br />
<br />
-Evet , ne olur reddetme sakın, yoksa şuracıkta ölüp kalırım.Bana bir isim ver odan istiyim seni.<br />
<br />
Güzel kız delikanlıyı hassas bir seyirle izledikten sonra :<br />
<br />
-Pekala,demiş. sana bir şartım var bunun için.Sakın olaki söyleyeceklerimi yerine getirmezsen bir daha karşıma çıkmayasın.<br />
<br />
Delikanlı hiç düşünmeden cevabını vermiş:<br />
<br />
-Kabul!<br />
<br />
Genç kız delikanlıya alaylı bir eda içinde gülümsemiş.<br />
<br />
-Daha ne yapacağını bile bilmiyorsun ki hiç düşünmeden ”kabul” diyorsun.<br />
<br />
-Olsun ben yaparım.<br />
<br />
-O zaman mesele yok. yarın ben aynı saatte yine burdan geçerim.Bana elinde kırmızı bir güle gelirsen teklifini kabul demektir.<br />
Delikanlı bir kelebek kadar hafiflemiş ve adeta kanatlarını kelebek gibi havalandırmış:<br />
<br />
-Kabul bulurum demiş.<br />
<br />
-O vakit hemen işe koyul.Aklın varsa hiç zaman eksiltme.<br />
<br />
Delikanlı çoşkulu bir gönülle ardına bile bakmadan yollara düşüp gitmiş.<br />
<br />
Aslında gülleriyle ün salmış yörenin, güllerle ilgili bir özelliği daha varmış…Oralar beyaz güller diyarıymış ve kırmızı gül hiç bulunmazmış gül ağaçlerının dallarında…<br />
<br />
O gün delikanlı bütün gül bahçelerini, tükenmeyen enerjisi ve bitmek bilmeyen azmiyle dolaşıp durmuş…Umutlarını solduran en son bahçede de kırmızı gül bulamayınca bahçe kenarındaki bir gül ağacının dibine oturup başlamış ağlamaya…Dibine oturup ağladığı gül ağacının dalına tüneyen bülbül delikanlıyı seyrediyormuş…Dederler ki bülbül delikanlının hıçkırıklarına dayanamayıp hüzünlenmiş ve en içli bestelerinden birisini şakı(Zeker) delikanlının ilgisini üzerine çekmeyi başarmış…Ve yine derler ki şakımaya başlayan o bülbül, bülbülü şeyda imiş….yani bülbüllerin üstadı…o şakımaya başladığında kuşlar ve bülbüller susarmış.<br />
İşte öylesine bir şakıyış ulaşmış delikanlının kulaklarına ve hıçkırıklarına ara verip o muhteşem besteye vemiş kendisini.Gözleri sesin geldiği noktayı bulup baba bülbülün üzerinde ısrar etmiş.Bülbül onu, delikanlı bülbülü hazin bakışlarla seyretmiş.Sonunda şakayışını bitiren bülbül lisana gelip efkarlı delikanlıya sormuş:<br />
<br />
-Neden ağlarsın ki öyle yanık yanık?Benim efkarımı bile alevlendirdi firkatin….<br />
<br />
-Sorma, demiş ve o hazin hikayesini anlatmış delikanlı bülbüle.hikayenin sonuna çaresizliğini eklemiş.”şayet istediği o kırmızı gülü bulup öğle vaktinde ona ulaştıramazsam, ben öldüm demektir bülbül…Bilirim ki bu sevdanın hüsranı ölüme çağırır beni…”<br />
<br />
Bülbül sevdayı bilenmiş.Delikanlının perişan hali dokunmuş bülbüle ve fazla düşünmeden, delikanlının yüreğine su serpen sözleri fısıldamış:<br />
<br />
-Sen hiç üzülme demiş, istediğin kırmızı gül olsun, bulunur elbet….<br />
<br />
Umutsuzluk ciğerini çürütmeye başlayan delikanlı, inandırıcı bulmamış bu sözlerini:<br />
<br />
-Buralar beyaz güllerin diyarımı,öyle söyler herkes.Gün kovuşmaya yüz tuttuğu şu saatlerden sonre nerden bulabilirim ki kırmızı gülü?Meğer olmayan bir şeyi istemiş benden sevdiğim güzel.. .<br />
<br />
Bülbülün vadi şaşırtmış delikanlıyı:<br />
<br />
-Herşeyin bir kolayı bulunur demiş…Sen şimdi git ve yarın gün doğumundan biraz sonra oturduğun ağacın dibine gel ve istediğin kırmızı gülü alıp sevdiğin o kıza götür.<br />
<br />
-Bülbül sende beni teselli ettiğini sanıyorsan yanılıyorsun.Her yeri aradım, kırmızı gül yok bu bahçede, sen nereden bulacaksın ki?<br />
<br />
-Altının ayarını sarraf olan bilir…Ben bülbülüm, gül dilinden anlarım, istersem karşısına geçer en içli bestelerimle onu kızarta bilirim…Bana gülü tarife ne hacet…Sen şimdi git ve dediğim saatte gelip kırmızı gülü sevdiğin kıza yetiştir.<br />
<br />
Delikanlı sevinerek ayrılmış bulunduğu bahçeden.Gece zor kavuşmuş sabaha.Taze bir günün aydınlığında kalkıp bülbülün vaad ettiği saatlerde bahçeye koşup,akşam ayrıldığı gül ağacının dallarına baktığında kalbi duracak gibi olmuş.Beyaz güllerin arasında kırmızı bir gül çekmiş dikkatini ve sevincenden kalbi yerinden fırlıyacak gibi atmaya başlamış.<br />
<br />
Beyaz güllerin arasında kızarmış olan gülü usulca koparıp aldıktan sonra teşekkür etmek için etrafta bülbülü aramış.Bülbül ortalara yokmuş.Yüzüdeki sevinç solmuş bülbülü göremeyince ve ağacın debinden ayrılmaya karar verdiğinde son defa etrafını yoklamış arzulu bakışları.Umudunu kesmiş gitmek için adımını hazırlarken son olarak ayaklarının dibine ilişen bakışları sevincini iyice söndürmüş…Delikanlı ayaklarının dibinde hazin bir manzarayla karşılaşmış.Kendisine kırmızı gül vaadeden bülbülün içler acısı manzarası varmış gül ağacının dibinde….<br />
<br />
Acı acı yutkunmuş onu seyrederken.Bülbülün ölüsü, sevdiği kızın saatinin yaklaşması arasında sıkıntılanan kalbi zor da olsa bülbülden ayrılma kararı alıp, elinde sımsıkı tuttuğu gülle birlikte yollara düşmüş.Sevdalandığı güzelin kendisine verdiği sözde aynı yerdeymiş.<br />
<br />
Güzel kız sözünde durmuş ve karşılaşmışlar yeniden.Delikanlı soluk soluğuymış elindeki gülü kıza uzatırken….<br />
<br />
-Al işte, kırmızı gülü buldum ve getirdim sana verdiğim sözü tuttum, şimdi sıra sende!<br />
<br />
Güzel kız gülü delikanlının elinden alıp, efsunlu bakışlarla incelemiş gülü…Derler ki o an genç kızın güzelliği sebebi bilinmeyen bir acının bedenini dağladıkça solmuş ve hazan düşmüş bakışlarına…Sonra delikanlıya çevirmiş içli bakışlarını.Esef varmış sesinin tonunda ve şaşırtıcıymış cevabı:<br />
<br />
-Olmaz, kaybettin yabancı….<br />
<br />
Delikanlı, oracıkta yığılıp kalacak gibi olmuş.Feri çekilmiş bacaklarının:<br />
<br />
-Neden, şartını yerine getirdim işte.Vuslat sözün vardı kırmızı gülü bulup getirirsem?<br />
<br />
-Aslında verilen zaman içinde kırmızı gülü bulup getirilmesi imkansızdı.Ben biliyordum bunu.Mucize olmadıkçe isteğim yerine gelmezdi…<br />
<br />
-Mucize gerçekleşti ve kırmızı gülü bulup vaktinde getirdim.Bana vuslat sözü vermiştin!<br />
<br />
Güzel kız kırmızı gülü delikanlıya iade ederken delikanlı büyük bir hayal kırıklığı içinde bakışlarını yere indirmişti.<br />
<br />
Kız usul usul konuşmaya başladı:<br />
<br />
-Karşıma dikilip yolumu kestiğin zaman, beni çok iyi tanıdığını söyledin,halbuki hakkımda hiç bir şey bilmiyordun.Bir aldanıştı seninkisi,bir hülya…<br />
<br />
Eğer beni tanısaydın, evli olduğumu, kalbimin yanlızca eşime ait olduğunuda bilirdin.Böyle bir hataya düşmezdin.<br />
<br />
Ben yalnızca sana bir ders vermek istedimKolayca dillendirdiğin”AŞK”ın gerçek manasını anla istedim.”AŞK” gerekirse meftun olduğun uğruna canını vermektir.Bülbül gül için can verişini gör istedim.bana baslediğin hisler,yanlız ilahi aşka ulaşmak adına vasıta olabilir.<br />
<br />
Delikanlı hatasını anlamış olmalı ki araştırıp tanımadan evlenmeyi düşündüğü kıza utancından cevap bile verememiş.Titrek parmaklarının arasında güçlükle tuttuğu gül yere düşmüş….Yaptığı hatadan dolayı büyük bir pişmanlık duyarak,arkasına bile bakmadan gözlerden kaybolup gitmiş sonunda…</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kınalı Ali]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9104</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:29:05 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9104</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kınalı Ali</span><br />
<br />
Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu nerelisin gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü. Merakla:<br />
<br />
– ‘Adın ne senin evladım?’ der. Çocuk :<br />
<br />
– ‘Ali ‘ diye cevap verir.<br />
<br />
– ‘Nerelisin? ‘der. Ali :<br />
<br />
– ‘Tokat Zilede’nim’ der.<br />
<br />
– ‘Peki evladım bu kafanın hali ne?’ Ali :<br />
<br />
– ‘Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım.’ der.<br />
<br />
– ‘Neden? ‘der komutan. Ali :<br />
<br />
– ‘Bilmiyorum komutanım’ der:<br />
<br />
– ‘Peki gidebilirsin Kınalı Ali’ der.<br />
<br />
O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der. Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali’nin okuma yazması da yoktur. Arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları yazar:<br />
<br />
– ‘Sevgili anne babacım ellerinizden öperim ben burada çok iyiyim beni merak etmeyin’ diye başlar. Kız kardeşini kendinden bir küçük erkek kardeşini sorar köyündekilerin burnunda tüttüğünü yazdırır. Kendilerini merak etmemesini kendileri var oldukça düşmanın bir adım bile ilerleyemeyeceğini yazdırır. Gururla mektubu bitirir neden sonra aklına gelir ve yazının sonuna anasına NOT düşer: Alinin kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır.<br />
<br />
– ‘Anacağım kafama kına yaktın burada komutanlarım ve arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler sakın kardeşim Ahmet’e de yakma onla da dalga geçmesinler der ellerinden öptüm’ diye bitirir.<br />
<br />
Aradan zaman geçer. İngilizler kati netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu’ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşmüşlerdi.<br />
<br />
Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetlerde yeterli olmamış onların sayıları da epey azalmıştı.Gelibolu düşmek üzereydi Kınalı Ali’nin komutanı da olayı görüp yerinde duramıyordu. Kendisinin bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Onlar yeni gelmişti onları insan bedeninin sungu ve mermilerle orak gibi biçildiği bu yere dua ediyordu… Komutanların bu düşünceli hali gören ve durumun vahametini bilen Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanları onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir…<br />
<br />
Kınalı Ali’nin bölüğünden kimse sağ kalmaz hepsi şehit olmuştur. Aradan zaman geçer. Kınalı Ali’nin ailesine yazdığı mektubun cevabı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar verirler. (Bu mektubun aslı Çanakkale müzesinde sergilenmektedir…)<br />
<br />
Babası anlatır. Ali’ nin. ‘Oğlum Ali nasılsın iyi misin gözlerinden öperim selam ederim dedikten sonra öküzü sattık paranın yarısını sana yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum zaten artık zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum da siz sakın bizi merak etmeyin bizi düşünmeyin der köyü akrabalarını anlatır ve mektubu bitirir. Ali ananın da sana diyeceği bir şey var’<br />
<br />
Anası anlatır: ‘ Oğlum Ali yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler kardeşime de yakma demişsin kardeşine de yaktım komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler bizde 3 şeye kına yakarlar :<br />
<br />
1- Gelinlik kıza, gitsin ailesine çocuklarına kurban olsun diye…<br />
<br />
2- Kurbanlık koça, ALLAH’a kurban olsun diye…<br />
<br />
3- Askere giden yiğitlerimize, vatana kurban olsun diye…<br />
<br />
gözlerinden öper selam ederim ALLAH’a emanet olun…’<br />
<br />
Mektubu okuyan Ali’nin komutanı ve diğerleri hıçkıra hıçkıra ağlamaktadırlar…</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kınalı Ali</span><br />
<br />
Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu nerelisin gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü. Merakla:<br />
<br />
– ‘Adın ne senin evladım?’ der. Çocuk :<br />
<br />
– ‘Ali ‘ diye cevap verir.<br />
<br />
– ‘Nerelisin? ‘der. Ali :<br />
<br />
– ‘Tokat Zilede’nim’ der.<br />
<br />
– ‘Peki evladım bu kafanın hali ne?’ Ali :<br />
<br />
– ‘Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım.’ der.<br />
<br />
– ‘Neden? ‘der komutan. Ali :<br />
<br />
– ‘Bilmiyorum komutanım’ der:<br />
<br />
– ‘Peki gidebilirsin Kınalı Ali’ der.<br />
<br />
O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der. Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali’nin okuma yazması da yoktur. Arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları yazar:<br />
<br />
– ‘Sevgili anne babacım ellerinizden öperim ben burada çok iyiyim beni merak etmeyin’ diye başlar. Kız kardeşini kendinden bir küçük erkek kardeşini sorar köyündekilerin burnunda tüttüğünü yazdırır. Kendilerini merak etmemesini kendileri var oldukça düşmanın bir adım bile ilerleyemeyeceğini yazdırır. Gururla mektubu bitirir neden sonra aklına gelir ve yazının sonuna anasına NOT düşer: Alinin kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır.<br />
<br />
– ‘Anacağım kafama kına yaktın burada komutanlarım ve arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler sakın kardeşim Ahmet’e de yakma onla da dalga geçmesinler der ellerinden öptüm’ diye bitirir.<br />
<br />
Aradan zaman geçer. İngilizler kati netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu’ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşmüşlerdi.<br />
<br />
Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetlerde yeterli olmamış onların sayıları da epey azalmıştı.Gelibolu düşmek üzereydi Kınalı Ali’nin komutanı da olayı görüp yerinde duramıyordu. Kendisinin bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Onlar yeni gelmişti onları insan bedeninin sungu ve mermilerle orak gibi biçildiği bu yere dua ediyordu… Komutanların bu düşünceli hali gören ve durumun vahametini bilen Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanları onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir…<br />
<br />
Kınalı Ali’nin bölüğünden kimse sağ kalmaz hepsi şehit olmuştur. Aradan zaman geçer. Kınalı Ali’nin ailesine yazdığı mektubun cevabı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar verirler. (Bu mektubun aslı Çanakkale müzesinde sergilenmektedir…)<br />
<br />
Babası anlatır. Ali’ nin. ‘Oğlum Ali nasılsın iyi misin gözlerinden öperim selam ederim dedikten sonra öküzü sattık paranın yarısını sana yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum zaten artık zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum da siz sakın bizi merak etmeyin bizi düşünmeyin der köyü akrabalarını anlatır ve mektubu bitirir. Ali ananın da sana diyeceği bir şey var’<br />
<br />
Anası anlatır: ‘ Oğlum Ali yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler kardeşime de yakma demişsin kardeşine de yaktım komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler bizde 3 şeye kına yakarlar :<br />
<br />
1- Gelinlik kıza, gitsin ailesine çocuklarına kurban olsun diye…<br />
<br />
2- Kurbanlık koça, ALLAH’a kurban olsun diye…<br />
<br />
3- Askere giden yiğitlerimize, vatana kurban olsun diye…<br />
<br />
gözlerinden öper selam ederim ALLAH’a emanet olun…’<br />
<br />
Mektubu okuyan Ali’nin komutanı ve diğerleri hıçkıra hıçkıra ağlamaktadırlar…</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ben seni Böyle sevdim]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9103</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:28:14 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9103</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Ben seni Böyle sevdim </span><br />
<br />
Böyle sevdim seni<br />
Böyle Sevdim Seni Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi <br />
<br />
seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka <br />
<br />
yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, <br />
<br />
orada kalmalıydın.<br />
ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu <br />
<br />
yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.<br />
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek <br />
<br />
çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze <br />
<br />
bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş <br />
<br />
sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı <br />
<br />
sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.<br />
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, <br />
<br />
içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz <br />
<br />
olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, <br />
<br />
güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek <br />
<br />
olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.<br />
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca <br />
<br />
bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya <br />
<br />
hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile <br />
<br />
ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek <br />
<br />
her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. <br />
<br />
Ve o göle bir tek sen girebilirdin.<br />
Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, <br />
<br />
kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. <br />
<br />
Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, <br />
<br />
korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime <br />
<br />
bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif <br />
<br />
edecek kadar derin olmadı.<br />
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. <br />
<br />
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim <br />
<br />
çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.<br />
Sevdim işte ötesi yok.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">ALINTI</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><br />
Ben seni Böyle sevdim </span><br />
<br />
Böyle sevdim seni<br />
Böyle Sevdim Seni Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi <br />
<br />
seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka <br />
<br />
yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, <br />
<br />
orada kalmalıydın.<br />
ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu <br />
<br />
yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.<br />
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek <br />
<br />
çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze <br />
<br />
bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş <br />
<br />
sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı <br />
<br />
sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.<br />
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, <br />
<br />
içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz <br />
<br />
olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, <br />
<br />
güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek <br />
<br />
olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.<br />
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca <br />
<br />
bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya <br />
<br />
hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile <br />
<br />
ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek <br />
<br />
her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. <br />
<br />
Ve o göle bir tek sen girebilirdin.<br />
Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, <br />
<br />
kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. <br />
<br />
Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, <br />
<br />
korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime <br />
<br />
bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif <br />
<br />
edecek kadar derin olmadı.<br />
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. <br />
<br />
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim <br />
<br />
çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.<br />
Sevdim işte ötesi yok.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">ALINTI</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ali ve Nino 'nun Aşkı]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9102</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:18:05 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9102</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<img src="https://i.imgur.com/FTlI5F8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: FTlI5F8.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Ali ve Nino 'nun Aşkı</span><br />
<br />
Gürcistan'da, Batum'da, deniz kıyısında iki insan figüründen oluşan bir heykel bulunuyor. Bu heykel pek de bilinmeyen bir hikayeyi, Ali ve Nino'nun aşkını anlatıyor.<br />
<br />
Ali ve Nino, Kurban Said adlı Azeri yazarın kaleme aldığı bir aşk hikayesinin kahramanları. Ali adlı müslüman genç ve Gürcü prensesi Nino birbirlerine aşıklar. Ancak farklı din ve farklı kültür nedeniyle kavuşamıyorlar. Aşkları için büyük mücadele veriyorlar, ancak Sovyet işgaliyle sonsuza dek ayrılıyorlar. 1937 yılında yayınlanmış bu roman, 37 dile çevrilmiş ve hatta filmi çekilmiş.<br />
<br />
Gürcü sanatçı Tamara Kvesitadze tarafından yapılan bu heykelin bu aşıkların öyküsünü ne kadar sıradışı bir şekilde betimlediğini aşağıda görebilirsiniz.<br />
<br />
Batum'da birbirine bakan 8 metre yüksekliğindeki iki dev figür Ali ve Nino'yu simgeliyor<br />
<br />
Ali ve Nino tüm gün birbirlerini izliyor<br />
<br />
Sonrasında Ali ve Nino birbilerine doğru hareket etmeye başlıyorlar<br />
<br />
Bir an için iki vücut birleşiyor<br />
<br />
Ancak çok kısa bir süre sonra Ali ve Nino'nun birbirlerinin içinden geçerek ayrılıyorlar<br />
<br />
Ve sırtları birbirlerine dönük uzaklaşıyorlar. Bu Sovyet işgalini sembolize ediyor<br />
<br />
Bu heykel halk arasında "Aşk Heykeli" olarak biliniyor<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/dGCWbdw.png" loading="lazy"  alt="[Resim: dGCWbdw.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/9pKLoYI.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 9pKLoYI.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bu devinim her akşam 7'de başlıyor ve 10 dakika sürüyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">El Nino</span><br />
<br />
El Niño Güney Salınımları, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır. El Niño ve La Niña, Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı atmosferik olayların genel adı olarak kullanılmaktadır. İsimler İspanyolca "oğlan çocuğu" veya "velet" ve "küçük kız" anlamına gelmektedir. "Çocuk", İsa'yı simgelemektedir, çünkü El Niño Güney Amerika'nın batı kıyılarında Noel zamanında etkili olur.<br />
<br />
El Niño ve La Niña'nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür. Bu etkiler ilk olarak 1923'te Sir Gilbert Thomas Walker tarafından tanımlanmıştır. El Niño'nun atmosferik imzası olan Güney Salınımları, Tahiti ve Darwin bölgelerindeki aylık veya mevsimsel hava basıncı değişimleridir. Eylül 2006 itibarıyla El Niño aktif durumdadır.<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/aUot5t6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: aUot5t6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/Fg5Pwxi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Fg5Pwxi.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<img src="https://i.imgur.com/FTlI5F8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: FTlI5F8.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Ali ve Nino 'nun Aşkı</span><br />
<br />
Gürcistan'da, Batum'da, deniz kıyısında iki insan figüründen oluşan bir heykel bulunuyor. Bu heykel pek de bilinmeyen bir hikayeyi, Ali ve Nino'nun aşkını anlatıyor.<br />
<br />
Ali ve Nino, Kurban Said adlı Azeri yazarın kaleme aldığı bir aşk hikayesinin kahramanları. Ali adlı müslüman genç ve Gürcü prensesi Nino birbirlerine aşıklar. Ancak farklı din ve farklı kültür nedeniyle kavuşamıyorlar. Aşkları için büyük mücadele veriyorlar, ancak Sovyet işgaliyle sonsuza dek ayrılıyorlar. 1937 yılında yayınlanmış bu roman, 37 dile çevrilmiş ve hatta filmi çekilmiş.<br />
<br />
Gürcü sanatçı Tamara Kvesitadze tarafından yapılan bu heykelin bu aşıkların öyküsünü ne kadar sıradışı bir şekilde betimlediğini aşağıda görebilirsiniz.<br />
<br />
Batum'da birbirine bakan 8 metre yüksekliğindeki iki dev figür Ali ve Nino'yu simgeliyor<br />
<br />
Ali ve Nino tüm gün birbirlerini izliyor<br />
<br />
Sonrasında Ali ve Nino birbilerine doğru hareket etmeye başlıyorlar<br />
<br />
Bir an için iki vücut birleşiyor<br />
<br />
Ancak çok kısa bir süre sonra Ali ve Nino'nun birbirlerinin içinden geçerek ayrılıyorlar<br />
<br />
Ve sırtları birbirlerine dönük uzaklaşıyorlar. Bu Sovyet işgalini sembolize ediyor<br />
<br />
Bu heykel halk arasında "Aşk Heykeli" olarak biliniyor<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/dGCWbdw.png" loading="lazy"  alt="[Resim: dGCWbdw.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/9pKLoYI.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 9pKLoYI.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bu devinim her akşam 7'de başlıyor ve 10 dakika sürüyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">El Nino</span><br />
<br />
El Niño Güney Salınımları, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır. El Niño ve La Niña, Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı atmosferik olayların genel adı olarak kullanılmaktadır. İsimler İspanyolca "oğlan çocuğu" veya "velet" ve "küçük kız" anlamına gelmektedir. "Çocuk", İsa'yı simgelemektedir, çünkü El Niño Güney Amerika'nın batı kıyılarında Noel zamanında etkili olur.<br />
<br />
El Niño ve La Niña'nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür. Bu etkiler ilk olarak 1923'te Sir Gilbert Thomas Walker tarafından tanımlanmıştır. El Niño'nun atmosferik imzası olan Güney Salınımları, Tahiti ve Darwin bölgelerindeki aylık veya mevsimsel hava basıncı değişimleridir. Eylül 2006 itibarıyla El Niño aktif durumdadır.<br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/aUot5t6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: aUot5t6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://i.imgur.com/Fg5Pwxi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Fg5Pwxi.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Adamın Mehdiyi  Hayal Edişi]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9101</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:16:09 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9101</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">   <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Adamın Mehdiyi  Hayal Edişi</span><br />
<br />
Bir ramazan gecesiydi. Ortalık zifiri karanlıktı. O esnada sanırım uyuyordum.<br />
<br />
    Doğu tarafından aniden bir gürültü koptu. Sandım ki mutfaktaki, banyodaki, odadaki ve kömürlükteki tüpler patladı. (Evde bu kadar tüpün olması iyiye işaret değildi biliyordum). Tüpleri kontrol edeyim diye fırladım yatağımdan. Bir de ne göreyim, tüplerde hiçbirşey yoktu.<br />
<br />
    Evdeki tek ses; buzdolabının, televizyonun, açık kalan bilgisayarın, müzik setinin ve çamaşır makinesinin gürültüsüydü. Evde çıt yoktu. O an anlamıştım “bu ses dışardan geliyor”. Hemen pencereye fırladım, acaba gökyüzünde bir değişiklik var mı diye. Bir de ne göreyim! Hiçbir değişiklik yok. Geçen akşam saydığım 2 küsür milyon yıldız yerinden bile oynamamış. Ama kutup yıldızının biraz sola çektiğini fark ettim.<br />
<br />
    Sonra da arkasından mavi, yeşil ve kırmızı ışık saçarak kayan bir gök taşı kümesi farkettim. Bu bir işaretti. Evet evet bu bir işaretti. O an anladım ki bu gece beklenen geceydi. O gelmişti. Şölenlere, kutlamalara, sevinç çığlıklarına ve şenliklere hazır olmalıydım.<br />
<br />
    O ara bizim ufaklık yanıma yanaştı ve “baba” diye seslendi. “Şehrin göbeğinde bugün konser var herhalde, havai fişekler gökyüzünü ne güzel aydınlatıyor değil mi” dedi. O an bütün umutlarımı yitirmiştim. Hayallerim mahvolmuştu. Bizim 6,75 yaşındaki bücür hayallerimin üzerinden adeta bir kamyon gibi geçmişti.<br />
<br />
    Aha geldi aha gelecek, gözünüz yollarda kaldı biliyorum. Hasretlik zor iş. Bilin bakalım güneyden mi yoksa kuzeyden mi zuhur edecek? “Mehdi” yaz 6666’ya gönder nereden zuhur edeceğini öğren.<br />
<br />
    Peki herkesi razı edebilir mi kahramanımız? Karada kaçanı, havada uçanı, gariban solucanı, sırt üstü dönmüş tosbağayı, emekliyi, dulu ve yetimi? Ne dersiniz?.. Memnun edebilir mi? Eder niye etmesin? Adı üstünde “Süper Mehdi.. Hem de 100 oktan”.<br />
<br />
    Acaba nasıl bir donanıma sahip. Özellikleri ne? Eminim merak ediyorsunuz.. Bugüne kadar onun hakkında ne söylendiyse az ve eksik söylendi. Ben tamamlamaya niyet ettim. Onun tam ve kusursuz olmasını istiyorum. Hesabı sıkı tutmasını istiyorum. Bir oturuşta bir buzağıyı yemesini, kürdan ve peçete kullanmasını istiyorum. Karşısına dağlar, taşlar, kuşlar ağaçlar bile dikilse hepsini ezip geçmesini istiyorum. Işınlanmasını, bir an burada bir an New Zelanda’da olabilmesini istiyorum. Kuru bir ağacı söküp başka bir yere diktiğinde ağacın hemen karpuz vermesini istiyorum. Karpuz ağacını yetiştirebilen tek kişi olmasını istiyorum. Kuru bir kamış ağacını eline aldığı zaman, ağacın aniden “NEY veya Obua” olmasını istiyorum.<br />
<br />
    Onun da bir ışın kılıcının olmasını istiyorum. USA kahramanlarından neyi eksik. Hatta yeşil bir taytının olmasını ve o taytın üzerine don giymesini istiyorum. Leb demeden nohutu anlamasını istiyorum. Dünyanın öbür ucundaki bir kadının dırdırını işitebilmesini ve kocasının yerine “yeter artık ulan” deyip kapıyı çarpar gibi yapmasını istiyorum.<br />
<br />
    Bol bol gizli güçlerinin olmasını, bir oturuşta yediyüz kitap okumasını, hamur açmasını, zeytinyağlı dolma yapmasını, engelli koşu yapmasını, bir de sigara içmesini istiyorum. (Tiryakisi olup nasıl sigara bırakılırmış herkese öğretsin diye. Zayban meretinden de kurtarır bizi)<br />
<br />
    Bütün püsürüklü işlerin girift tarafını [private] bilmesini ve çözüm bulmasını istiyorum. Organik tarımı yaygınlaştırıp milleti hormondan kurtarmasını, “stokçuluk yapan bizden değildir” anlayışını yeryüzüne hakim kılmasını, yeni doğan her bebenin gönlüne “sevgiyi” aşılamasını, baktı olmuyor kızamık, hepatit B, C, D aşısı yapmasını istiyorum.<br />
<br />
    Kayıp kaseyi bulmasını, sır namına ne varsa hepsini ortaya dökmesini, ebced, matematik, fizik, kimya, biyoloji, antropoloji, kısaca ne kadar “loji” varsa hepsini bilmesini istiyorum.<br />
<br />
    Erzincan’ı dünyanın başkenti yapmasını, İstanbul’u nahiye haline çevirmesini, hatta mümkünse özgürlük anıtını bulunduğu yerden kaldırıp Irak’a dikmesini istiyorum.<br />
<br />
    “Savulun uleyn” demesini, bir yayla 200 ok fırlatmasını, ata ters binebilmesini, bir bakışıyla dağ ve çam devirmesini istiyorum.<br />
<br />
    Bir tıkla herkesin elektrik, su, telefon, doğalgaz ve vergi borçlarını ödeyebilmesini istiyorum. Bankacılığı kaldırmasını bunun yerine “MFK” (Mehdi finans kurumları) kurumunu yaygınlaştırmasını istiyorum.<br />
<br />
    Ortaya çıktığı vakıt bir daha kaybolmamasını, kaybolsa bile ara sıra cep telefonuyla “nerde olduğunu bize söylemesini istiyorum.<br />
<br />
    Biraz da fiziksel özelliklerinden bahsetmek istiyorum.<br />
<br />
    Metre cinsinden 1.30’dan küçük, 1.90’dan büyük olmamalı. Kivi tenli, lila saçlı yeşil gözlü, body building vücutlu, iki omuz arası mesafenin en az 2 metre olmasını, alnının geniş burnunun parlak, 45 numero palet giymesini, yarım metre çapında bir de elinin olmasını istiyorum. Şaplaaa godummu uzatsın diye. Kirli sakallı gezen, gözünden ışık, burun deliklerinden de ateş saçabilmesini istiyorum.<br />
<br />
    130 erkeğin cinsel gücüne sahip olmasını ve Cengizhan’ı aratmamasını istiyorum. Ondan bin yıl sonra dünyanın %80’inin onun torunu olmasını istiyorum.<br />
<br />
    Sağ yanağına gözünün hemen alt kısmına da bir tane ben istiyorum. Benin rengiyle ilgili de kararsız kalmak istiyorum. Omzunda mühür, kolunda dövme, burnunda hızma, göbeğinde pirsing, kulağında da gümüş bir küpe olmasını istiyorum.<br />
<br />
    Onun bir sürü kardeşinin olmasını istiyorum. Hayır vazgeçtim az kardeşi olsun. Olmadı bundan da vazgeçtim onun hiç kardeşi olmasın. Hatta anasız babasız olsun. Ama halası dayısı da olsun.<br />
<br />
    Evet farkındayım çok şey istiyorum. Hatta ve hatta zopa istiyorum.<br />
<br />
    Sonuç olarak, bu beklentimin boşa çıkacağını ve avucumu yalayacağımı bilmiyor muyum?! Eşşek (bal mıydı yoksa) gibi de biliyorum. “Niye o zaman fantezi kurup duruyorsun” diyenleri de duyar gibi oluyorum. (Bana mı zuhur etti ne?) Başlıktan da mı anlamıyorsunuz kardeşim, şu an bilincim kapalı. Gayet normal değil mi? Bilincim açılana dek fantezi kurma hakkım saklıydı kullandım. Hadi ben fark ettim bilincimin kapalı olduğunu ve hatamı anladım. Ya asırlardır bilinci kapalı olup da insanları hayal aleminde bir oraya bir buraya koşturan işgüzarlara ne demeli? Gücünüz bu garibana mı yetiyor?<br />
<br />
    Aha geldi aha gelecek diye asırlarca kandırılmadınız mı? Uyutulmadınız mı? Ben kandırır gibi yapınca niye içinizdeki ışın kılıcını çekmeye kalkıyorsunuz?<br />
<br />
    En tehlikeli oyun “umut” oyunudur. İnsanlara boş umutlar vaat edersiniz ve o umutlar gerçekleşmez ise, müthiş bir hayal kırıklığı meydana gelir. Sonucunda ne olur biliyor musunuz? Pasifize edilmiş, nötr hale getirilmiş insan görünümlü androitler meydana gelir. Bilinçleri sürekli kapalıdır bu androitlerin. Küçük bi çip takarsınız müsait bir yerine, çipin içine ne yerleştirirseniz ona göre hareket eder. Düşünmez ve akletmez. Çipli sonuçta.<br />
<br />
    Nasıl olsa ağa gelecek onu bu durumdan kurtaracak. Umut oyunu oynuyoruz ya sonuçta. Bu kuruntuyla avunur/avutulur ve bu dünyadan göçer gideriz. Tabi bilinçsiz göçtüğümüz için de hesabımız çetin olur. Zannederiz ki hesabımızı da ağa verecek. Çipine öyle yerleştirilmiş çünkü. Sen dert etme, iki cihanda da garantörün biziz. Sevsinler. Babanın oğula, ananın kızına garantörlüğünün sökmediği bir mecrada kim takar seni, sizi ve onları.<br />
<br />
    Son bir anektotla bitirmek istiyorum. Biraz da siz hayal edin. Bir hasta vardı. Böbreklerinden rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Doktor dedi ki: “Böbrekler iflas etmiş diyaliz makinesine girmek zorunda. Tutturdu girmem diye. Kızı buna umut verdi. Dedi ki: “Anne bir kere giriyorsun ve başka girmiyorsun, hepsi bu”. Kadıncağız umutlandı ve kabul etti. Makineye girdikten iki gün sonra taburcu oldu. Doktor taburcu olurken diyordu ki, haftada üç gün getireceksiniz hastayı, artık o bir diyaliz bağımlısı. İlk diyaliz günü geldiğinde yine aynı kızı dedi ki: “ anneciğim hastaneye gidiyoruz”. Annesinin cevabı: “Niye?” Hadi bakalım ayıkla pirincin taşını. Kızı bunu 1 ay oyalamış, bugün son yarın son öbür gün son. Son son son. Sonu yok. Ölene kadar girecek. Kadın artık kızına inanmıyor. Umutlarını kaybetti. Androit oldu. Böbreklerinin yanı sıra şuurunu da kaybetti onca yalandan sonra. Şimdi kızının yediği haltı temizlemekle meşgulüz.<br />
<br />
    İnsanlara acı da olsa doğruları söylemek gerekiyor. Tebliğ denilen kavramın temeli doğruluktur. Kendi aleyhimize olsa bile doğruları söylemek zorundayız. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kaynak</span><br />
<br />
Bu Yazi alintidir.<br />
<br />
(Satırbaşı – Uğur Erzincan)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Editörün Bu Adam ve bu konuya büyüükce imzasi:</span><br />
<br />
Mehdi de Muhammed Gibi Allahin bir kuludur.hani ettahiyatüde hergün okursun da manasini bilmezsinye be adam<br />
"Eşhedü En la İlahe İllallah Ve Eşhedu Enne Muhammeden Abduhu Ve Rasulallah" yani "Abd ,Abd" Allahin bir kulu, Muhammed bile Allah in bir kulu ise sen biraz büyük hayal etmişsin, ve diger hayaledenlerde ayni senin gibi mucize keramet bekliyorlar. Oysaki O da gelecek bir misafir, Bu dünyaya gelip gecivercek, ve misafiri beklemesini bilmeyenin, o gelince onu karşilamasi ve hürmet etmesi beklenirmiki .<br />
Belliki de cok beklemekden senin umutlarin tükenmiş, ve onu beklemiyorsun artik , beklemeyenin o gelince alcagida 3 ün 1 i dir be adam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">   <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Adamın Mehdiyi  Hayal Edişi</span><br />
<br />
Bir ramazan gecesiydi. Ortalık zifiri karanlıktı. O esnada sanırım uyuyordum.<br />
<br />
    Doğu tarafından aniden bir gürültü koptu. Sandım ki mutfaktaki, banyodaki, odadaki ve kömürlükteki tüpler patladı. (Evde bu kadar tüpün olması iyiye işaret değildi biliyordum). Tüpleri kontrol edeyim diye fırladım yatağımdan. Bir de ne göreyim, tüplerde hiçbirşey yoktu.<br />
<br />
    Evdeki tek ses; buzdolabının, televizyonun, açık kalan bilgisayarın, müzik setinin ve çamaşır makinesinin gürültüsüydü. Evde çıt yoktu. O an anlamıştım “bu ses dışardan geliyor”. Hemen pencereye fırladım, acaba gökyüzünde bir değişiklik var mı diye. Bir de ne göreyim! Hiçbir değişiklik yok. Geçen akşam saydığım 2 küsür milyon yıldız yerinden bile oynamamış. Ama kutup yıldızının biraz sola çektiğini fark ettim.<br />
<br />
    Sonra da arkasından mavi, yeşil ve kırmızı ışık saçarak kayan bir gök taşı kümesi farkettim. Bu bir işaretti. Evet evet bu bir işaretti. O an anladım ki bu gece beklenen geceydi. O gelmişti. Şölenlere, kutlamalara, sevinç çığlıklarına ve şenliklere hazır olmalıydım.<br />
<br />
    O ara bizim ufaklık yanıma yanaştı ve “baba” diye seslendi. “Şehrin göbeğinde bugün konser var herhalde, havai fişekler gökyüzünü ne güzel aydınlatıyor değil mi” dedi. O an bütün umutlarımı yitirmiştim. Hayallerim mahvolmuştu. Bizim 6,75 yaşındaki bücür hayallerimin üzerinden adeta bir kamyon gibi geçmişti.<br />
<br />
    Aha geldi aha gelecek, gözünüz yollarda kaldı biliyorum. Hasretlik zor iş. Bilin bakalım güneyden mi yoksa kuzeyden mi zuhur edecek? “Mehdi” yaz 6666’ya gönder nereden zuhur edeceğini öğren.<br />
<br />
    Peki herkesi razı edebilir mi kahramanımız? Karada kaçanı, havada uçanı, gariban solucanı, sırt üstü dönmüş tosbağayı, emekliyi, dulu ve yetimi? Ne dersiniz?.. Memnun edebilir mi? Eder niye etmesin? Adı üstünde “Süper Mehdi.. Hem de 100 oktan”.<br />
<br />
    Acaba nasıl bir donanıma sahip. Özellikleri ne? Eminim merak ediyorsunuz.. Bugüne kadar onun hakkında ne söylendiyse az ve eksik söylendi. Ben tamamlamaya niyet ettim. Onun tam ve kusursuz olmasını istiyorum. Hesabı sıkı tutmasını istiyorum. Bir oturuşta bir buzağıyı yemesini, kürdan ve peçete kullanmasını istiyorum. Karşısına dağlar, taşlar, kuşlar ağaçlar bile dikilse hepsini ezip geçmesini istiyorum. Işınlanmasını, bir an burada bir an New Zelanda’da olabilmesini istiyorum. Kuru bir ağacı söküp başka bir yere diktiğinde ağacın hemen karpuz vermesini istiyorum. Karpuz ağacını yetiştirebilen tek kişi olmasını istiyorum. Kuru bir kamış ağacını eline aldığı zaman, ağacın aniden “NEY veya Obua” olmasını istiyorum.<br />
<br />
    Onun da bir ışın kılıcının olmasını istiyorum. USA kahramanlarından neyi eksik. Hatta yeşil bir taytının olmasını ve o taytın üzerine don giymesini istiyorum. Leb demeden nohutu anlamasını istiyorum. Dünyanın öbür ucundaki bir kadının dırdırını işitebilmesini ve kocasının yerine “yeter artık ulan” deyip kapıyı çarpar gibi yapmasını istiyorum.<br />
<br />
    Bol bol gizli güçlerinin olmasını, bir oturuşta yediyüz kitap okumasını, hamur açmasını, zeytinyağlı dolma yapmasını, engelli koşu yapmasını, bir de sigara içmesini istiyorum. (Tiryakisi olup nasıl sigara bırakılırmış herkese öğretsin diye. Zayban meretinden de kurtarır bizi)<br />
<br />
    Bütün püsürüklü işlerin girift tarafını [private] bilmesini ve çözüm bulmasını istiyorum. Organik tarımı yaygınlaştırıp milleti hormondan kurtarmasını, “stokçuluk yapan bizden değildir” anlayışını yeryüzüne hakim kılmasını, yeni doğan her bebenin gönlüne “sevgiyi” aşılamasını, baktı olmuyor kızamık, hepatit B, C, D aşısı yapmasını istiyorum.<br />
<br />
    Kayıp kaseyi bulmasını, sır namına ne varsa hepsini ortaya dökmesini, ebced, matematik, fizik, kimya, biyoloji, antropoloji, kısaca ne kadar “loji” varsa hepsini bilmesini istiyorum.<br />
<br />
    Erzincan’ı dünyanın başkenti yapmasını, İstanbul’u nahiye haline çevirmesini, hatta mümkünse özgürlük anıtını bulunduğu yerden kaldırıp Irak’a dikmesini istiyorum.<br />
<br />
    “Savulun uleyn” demesini, bir yayla 200 ok fırlatmasını, ata ters binebilmesini, bir bakışıyla dağ ve çam devirmesini istiyorum.<br />
<br />
    Bir tıkla herkesin elektrik, su, telefon, doğalgaz ve vergi borçlarını ödeyebilmesini istiyorum. Bankacılığı kaldırmasını bunun yerine “MFK” (Mehdi finans kurumları) kurumunu yaygınlaştırmasını istiyorum.<br />
<br />
    Ortaya çıktığı vakıt bir daha kaybolmamasını, kaybolsa bile ara sıra cep telefonuyla “nerde olduğunu bize söylemesini istiyorum.<br />
<br />
    Biraz da fiziksel özelliklerinden bahsetmek istiyorum.<br />
<br />
    Metre cinsinden 1.30’dan küçük, 1.90’dan büyük olmamalı. Kivi tenli, lila saçlı yeşil gözlü, body building vücutlu, iki omuz arası mesafenin en az 2 metre olmasını, alnının geniş burnunun parlak, 45 numero palet giymesini, yarım metre çapında bir de elinin olmasını istiyorum. Şaplaaa godummu uzatsın diye. Kirli sakallı gezen, gözünden ışık, burun deliklerinden de ateş saçabilmesini istiyorum.<br />
<br />
    130 erkeğin cinsel gücüne sahip olmasını ve Cengizhan’ı aratmamasını istiyorum. Ondan bin yıl sonra dünyanın %80’inin onun torunu olmasını istiyorum.<br />
<br />
    Sağ yanağına gözünün hemen alt kısmına da bir tane ben istiyorum. Benin rengiyle ilgili de kararsız kalmak istiyorum. Omzunda mühür, kolunda dövme, burnunda hızma, göbeğinde pirsing, kulağında da gümüş bir küpe olmasını istiyorum.<br />
<br />
    Onun bir sürü kardeşinin olmasını istiyorum. Hayır vazgeçtim az kardeşi olsun. Olmadı bundan da vazgeçtim onun hiç kardeşi olmasın. Hatta anasız babasız olsun. Ama halası dayısı da olsun.<br />
<br />
    Evet farkındayım çok şey istiyorum. Hatta ve hatta zopa istiyorum.<br />
<br />
    Sonuç olarak, bu beklentimin boşa çıkacağını ve avucumu yalayacağımı bilmiyor muyum?! Eşşek (bal mıydı yoksa) gibi de biliyorum. “Niye o zaman fantezi kurup duruyorsun” diyenleri de duyar gibi oluyorum. (Bana mı zuhur etti ne?) Başlıktan da mı anlamıyorsunuz kardeşim, şu an bilincim kapalı. Gayet normal değil mi? Bilincim açılana dek fantezi kurma hakkım saklıydı kullandım. Hadi ben fark ettim bilincimin kapalı olduğunu ve hatamı anladım. Ya asırlardır bilinci kapalı olup da insanları hayal aleminde bir oraya bir buraya koşturan işgüzarlara ne demeli? Gücünüz bu garibana mı yetiyor?<br />
<br />
    Aha geldi aha gelecek diye asırlarca kandırılmadınız mı? Uyutulmadınız mı? Ben kandırır gibi yapınca niye içinizdeki ışın kılıcını çekmeye kalkıyorsunuz?<br />
<br />
    En tehlikeli oyun “umut” oyunudur. İnsanlara boş umutlar vaat edersiniz ve o umutlar gerçekleşmez ise, müthiş bir hayal kırıklığı meydana gelir. Sonucunda ne olur biliyor musunuz? Pasifize edilmiş, nötr hale getirilmiş insan görünümlü androitler meydana gelir. Bilinçleri sürekli kapalıdır bu androitlerin. Küçük bi çip takarsınız müsait bir yerine, çipin içine ne yerleştirirseniz ona göre hareket eder. Düşünmez ve akletmez. Çipli sonuçta.<br />
<br />
    Nasıl olsa ağa gelecek onu bu durumdan kurtaracak. Umut oyunu oynuyoruz ya sonuçta. Bu kuruntuyla avunur/avutulur ve bu dünyadan göçer gideriz. Tabi bilinçsiz göçtüğümüz için de hesabımız çetin olur. Zannederiz ki hesabımızı da ağa verecek. Çipine öyle yerleştirilmiş çünkü. Sen dert etme, iki cihanda da garantörün biziz. Sevsinler. Babanın oğula, ananın kızına garantörlüğünün sökmediği bir mecrada kim takar seni, sizi ve onları.<br />
<br />
    Son bir anektotla bitirmek istiyorum. Biraz da siz hayal edin. Bir hasta vardı. Böbreklerinden rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Doktor dedi ki: “Böbrekler iflas etmiş diyaliz makinesine girmek zorunda. Tutturdu girmem diye. Kızı buna umut verdi. Dedi ki: “Anne bir kere giriyorsun ve başka girmiyorsun, hepsi bu”. Kadıncağız umutlandı ve kabul etti. Makineye girdikten iki gün sonra taburcu oldu. Doktor taburcu olurken diyordu ki, haftada üç gün getireceksiniz hastayı, artık o bir diyaliz bağımlısı. İlk diyaliz günü geldiğinde yine aynı kızı dedi ki: “ anneciğim hastaneye gidiyoruz”. Annesinin cevabı: “Niye?” Hadi bakalım ayıkla pirincin taşını. Kızı bunu 1 ay oyalamış, bugün son yarın son öbür gün son. Son son son. Sonu yok. Ölene kadar girecek. Kadın artık kızına inanmıyor. Umutlarını kaybetti. Androit oldu. Böbreklerinin yanı sıra şuurunu da kaybetti onca yalandan sonra. Şimdi kızının yediği haltı temizlemekle meşgulüz.<br />
<br />
    İnsanlara acı da olsa doğruları söylemek gerekiyor. Tebliğ denilen kavramın temeli doğruluktur. Kendi aleyhimize olsa bile doğruları söylemek zorundayız. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kaynak</span><br />
<br />
Bu Yazi alintidir.<br />
<br />
(Satırbaşı – Uğur Erzincan)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Editörün Bu Adam ve bu konuya büyüükce imzasi:</span><br />
<br />
Mehdi de Muhammed Gibi Allahin bir kuludur.hani ettahiyatüde hergün okursun da manasini bilmezsinye be adam<br />
"Eşhedü En la İlahe İllallah Ve Eşhedu Enne Muhammeden Abduhu Ve Rasulallah" yani "Abd ,Abd" Allahin bir kulu, Muhammed bile Allah in bir kulu ise sen biraz büyük hayal etmişsin, ve diger hayaledenlerde ayni senin gibi mucize keramet bekliyorlar. Oysaki O da gelecek bir misafir, Bu dünyaya gelip gecivercek, ve misafiri beklemesini bilmeyenin, o gelince onu karşilamasi ve hürmet etmesi beklenirmiki .<br />
Belliki de cok beklemekden senin umutlarin tükenmiş, ve onu beklemiyorsun artik , beklemeyenin o gelince alcagida 3 ün 1 i dir be adam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anneler Neden Çabuk Aglar]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9100</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:12:54 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9100</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANNELER NEDEN ÇABUK AGLAR</span></span><br />
<br />
Küçük bir erkek çocuk, annesine sordu: 'Niçin ağlıyorsun?' 'Çünkü ben kadınım.' Diye cevapladı annesi.<br />
'Anlamadım!' dedi çocuk. Annesi, çocuğu kucaklayıp 'Hiç bir zaman anlayamayacaksın!' dedi. Babasına 'Baba, annem niçin ağlıyor?' diye sordu. Babanın cevabı: 'Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır' oldu.<br />
Küçük çocuk büyüdü, yeti...şkin adam oldu, halâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu. 'Allahım!' dedi: 'Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?' Allah:'Ben kadınları özel yarattım! Tüm yaşamın<br />
ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim.<br />
Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi,<br />
ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti verdim.<br />
Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de,<br />
çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.<br />
Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.<br />
Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verdim...<br />
Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere. İnsanlık için bir gözyaşı...' diye cevapladı...<br />
Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır. Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANNELER NEDEN ÇABUK AGLAR</span></span><br />
<br />
Küçük bir erkek çocuk, annesine sordu: 'Niçin ağlıyorsun?' 'Çünkü ben kadınım.' Diye cevapladı annesi.<br />
'Anlamadım!' dedi çocuk. Annesi, çocuğu kucaklayıp 'Hiç bir zaman anlayamayacaksın!' dedi. Babasına 'Baba, annem niçin ağlıyor?' diye sordu. Babanın cevabı: 'Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır' oldu.<br />
Küçük çocuk büyüdü, yeti...şkin adam oldu, halâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu. 'Allahım!' dedi: 'Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?' Allah:'Ben kadınları özel yarattım! Tüm yaşamın<br />
ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim.<br />
Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi,<br />
ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti verdim.<br />
Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de,<br />
çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.<br />
Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.<br />
Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verdim...<br />
Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere. İnsanlık için bir gözyaşı...' diye cevapladı...<br />
Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır. Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Doyduktan sonra sofraya gelen tuz]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9099</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:11:53 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9099</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Doyduktan sonra sofraya gelen tuz</span><br />
<br />
Adam karısına pek hoş davranmaz, kalbini kırar.<br />
Sonra karısından sofrayı kurmasını ister.<br />
Kadıncağız hiç sesini çıkarmadan kurar sofrayı ve buyur eder kocasını.<br />
<br />
Adam sabırsızca sofraya oturur, iştah kabartacak bir zevkle yemeye başlar. Yemek tuzsuz olmuştur. Birkaç lokma yedikten sonra karısından tuz ister.<br />
<br />
Karısı; “Sen yemeğe devam et ben getiririm”, der ve içeri gider.<br />
Adam ikide bir; “tuz nerde kaldı hanım?” diye sorar.<br />
Kadın her seferinde “tamam getiriyorum” diye cevap verir .<br />
Fakat tuz bir türlü sofraya gelmez.<br />
Adam tuzu isteye isteye karnını doyurur.<br />
Sonra aklı başına gelir. Az önce hatununun kalbini kırdığı için özür diler.<br />
<br />
Hanım mutfağa gider, ve elinde tuzla geri döner.<br />
Adam merak eder ve sorar; “Bu ne şimdi karnım doyduktan sonra tuzu ben ne yapayım” der. Karısı da ona; “Senin kalbimi kırdıktan sonra dilediğin özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz gibidir, ihtiyaç kalmaz'' der.<br />
<br />
Hani derler ya öfke rüzgar gibidir, bir süre sonra diner ama birçok dal kırılmıştır bile.<br />
<br />
Yaşamı boyunca herkes birini bulur ama birbirini bulmak çok az insana nasip olur. O yüzden sevdiğinize sahip çıkın, onu önemseyin ve kırmayın.<br />
<br />
Kadın mutluysa güzelleşir, güzelse mutlu olur. Mutlu olursa sen de mutlu olursun. Sevdiğinizi üzmeyin...</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Doyduktan sonra sofraya gelen tuz</span><br />
<br />
Adam karısına pek hoş davranmaz, kalbini kırar.<br />
Sonra karısından sofrayı kurmasını ister.<br />
Kadıncağız hiç sesini çıkarmadan kurar sofrayı ve buyur eder kocasını.<br />
<br />
Adam sabırsızca sofraya oturur, iştah kabartacak bir zevkle yemeye başlar. Yemek tuzsuz olmuştur. Birkaç lokma yedikten sonra karısından tuz ister.<br />
<br />
Karısı; “Sen yemeğe devam et ben getiririm”, der ve içeri gider.<br />
Adam ikide bir; “tuz nerde kaldı hanım?” diye sorar.<br />
Kadın her seferinde “tamam getiriyorum” diye cevap verir .<br />
Fakat tuz bir türlü sofraya gelmez.<br />
Adam tuzu isteye isteye karnını doyurur.<br />
Sonra aklı başına gelir. Az önce hatununun kalbini kırdığı için özür diler.<br />
<br />
Hanım mutfağa gider, ve elinde tuzla geri döner.<br />
Adam merak eder ve sorar; “Bu ne şimdi karnım doyduktan sonra tuzu ben ne yapayım” der. Karısı da ona; “Senin kalbimi kırdıktan sonra dilediğin özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz gibidir, ihtiyaç kalmaz'' der.<br />
<br />
Hani derler ya öfke rüzgar gibidir, bir süre sonra diner ama birçok dal kırılmıştır bile.<br />
<br />
Yaşamı boyunca herkes birini bulur ama birbirini bulmak çok az insana nasip olur. O yüzden sevdiğinize sahip çıkın, onu önemseyin ve kırmayın.<br />
<br />
Kadın mutluysa güzelleşir, güzelse mutlu olur. Mutlu olursa sen de mutlu olursun. Sevdiğinizi üzmeyin...</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Limandaki Son Yolcu]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9098</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:10:49 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9098</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Limandaki Son Yolcu</span><br />
<br />
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep, dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir yalnızlıktı payımıza düşen. Payıma düşen her seyi erteledim ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu. Su olsan, dokunduğumda bozulurdun. Bozulmayan bir "şey"din... Gidilecek bir yer olsan sonu olurdu, sonu olmayan bir "şey"din.<br />
<br />
<br />
Uykuda görülecek bir rüya olsan uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir "şey"din... Seni gözlerinden, üç ırmağın birleştiği yerden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir. Düşün ki, bir dağdan aşağı iniyoruz ve dünyada iki kişilik türkü kalmış onu söylüyoruz. Öyle bir "şey"sin sen... Seni düşündükçe yoruluyorum desem, dünyanın en büyük yalanı olur. Yalanım yok. Bugünden yarına ne kalır bilmem amam sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen ırmak gibi.<br />
<br />
<br />
Bana hep kendimi hatırlatan bir "şey"sin sen. Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil yarın gibi bir "şey"sin sen. Gecenin en karanlık yerinde, küçücük bir ışık bile olsan yine de istiyorum seni. Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden. Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak...<br />
<br />
<br />
Kim ne derse desin dönmeye niyetim yok. Bir kentin ortasında tek başına kalsam da çığlık çığlığa bagırarak söylerim seni sevdigimi. Bir tek benim sevgimle yaşasa da bu sevda seviyorum seni. Sensiz dallarımı yitirmiş bir ağaç gibi yapayalnız olurum, kalabalığın ortasında bile. Fırtınalı bir denizin en sakin limanı gibi bir "şey"sin sen.<br />
<br />
<br />
O limandaki tek yolcu da ben...<br />
<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Limandaki Son Yolcu</span><br />
<br />
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep, dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir yalnızlıktı payımıza düşen. Payıma düşen her seyi erteledim ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu. Su olsan, dokunduğumda bozulurdun. Bozulmayan bir "şey"din... Gidilecek bir yer olsan sonu olurdu, sonu olmayan bir "şey"din.<br />
<br />
<br />
Uykuda görülecek bir rüya olsan uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir "şey"din... Seni gözlerinden, üç ırmağın birleştiği yerden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir. Düşün ki, bir dağdan aşağı iniyoruz ve dünyada iki kişilik türkü kalmış onu söylüyoruz. Öyle bir "şey"sin sen... Seni düşündükçe yoruluyorum desem, dünyanın en büyük yalanı olur. Yalanım yok. Bugünden yarına ne kalır bilmem amam sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen ırmak gibi.<br />
<br />
<br />
Bana hep kendimi hatırlatan bir "şey"sin sen. Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil yarın gibi bir "şey"sin sen. Gecenin en karanlık yerinde, küçücük bir ışık bile olsan yine de istiyorum seni. Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden. Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak...<br />
<br />
<br />
Kim ne derse desin dönmeye niyetim yok. Bir kentin ortasında tek başına kalsam da çığlık çığlığa bagırarak söylerim seni sevdigimi. Bir tek benim sevgimle yaşasa da bu sevda seviyorum seni. Sensiz dallarımı yitirmiş bir ağaç gibi yapayalnız olurum, kalabalığın ortasında bile. Fırtınalı bir denizin en sakin limanı gibi bir "şey"sin sen.<br />
<br />
<br />
O limandaki tek yolcu da ben...<br />
<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Garip Bülbül]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9097</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:09:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9097</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Bir Garip Bülbül</span><br />
<br />
Çok eski zamanlarda birgün bir delikanlı varmış... Bu delikanlı çok zengin bir ailenin kızına aşık olmuş.Ama kız delikanlı fakir diye ona yüz vermiyormuş. Genç,bir yılbaşı gecesi bütün cesaretini toplamış ve kızı yılbaşı gecesi balosuna davet etmek için evine gitmiş. Kapıyı genç kız açmış.Kıza, kendisini yılbaşı gecesi balosuna davet etmeye geldiğini birlikte dans etmek istediğini söylemiş.Kız kabul etmiş ama bir şartı varmış. Ondan balo için diktirdiği elbisesinin yakasına takmak için kırmızı bir gül istemiş.<br />
<br />
Delikanlı sevinerek oradan ayrılmış.Hemen kızın istediği kırmızı gülü aramaya baslamış. Ama mevsimlerden kış olduğunu ve bu mevsimde bir gül bulamayacağını hiç düşünmemiş. Bütün çiçekçileri dolaşmış ama herkes ona kış mevsiminde gül arıyor diye deli gözüyle bakıyorlarmış. Genç çok üzgün bir şekilde evinin yolunu tutmuş. Evine girerken bahçe de henüz açmamış bir gül dalı görmüş ama üzerinde sadece dikenler varmış.Gözlerinden bir damla yaş süzülmüş.O sırada delikanlının bahçesine bir bülbül gelmiş. Delikanlının ağladığını gören bülbül buna çok üzülmüş. Sabaha kadar gül dalının başında bildiği en güzel şarkıları söylemiş bülbül. Bülbülün güzel sesinden etkilenen gül dalı sabaha doğru beyaz bir gül açmış. Oysa ki genç kırmızı bir gül istiyormuş.<br />
<br />
Beyaz bir gülün açtığını gören bülbül göğsünü dikenlerden birine batırarak kanının akmasını sağlamış. Bülbülün göğsünden akan kanla beyaz gül kırmızı güle dönüşmüş. Sabah bahcesinde kırmızı bir gül açtıgını gören genç gülü alarak kızın evine gitmiş ve kızın kapısını çalmış.Kapıyı yine kız açmış. Kızın yeni elbisesinin yakasına altından yapılmış bir gül taktığını görmüş. Kıza istediği kırmızı gülü getirdiğini baloya birlikte gidip dans edeceklerini hatırlatmış.<br />
<br />
Oysa ki genç kız baloya kuyumcu bir gençle gideceğini, yakasınada altından yapılmış bir gül taktığını söylemiş ve kapıyı kapatmış.Delikanlı çok üzgün bir şekilde oradan ayrılmış. Gözlerinden durmak bilmeyen yaşlar süzülüyormuş. Caddeden karşıya geçerken elindeki kırmızı gül yere düşmüş, çamurlu ve karlı yolda arabaların altında ezilen gül kaybolup gitmiş. Genç üzgün bir şekilde evine dönerken bahcesinde gül dalının yanında yerde yatan bir şey görmüş.Hemen yanına gitmiş.Yerde gördüğü bir hiç uğruna canını veren fedakar bülbülmüş.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Bir Garip Bülbül</span><br />
<br />
Çok eski zamanlarda birgün bir delikanlı varmış... Bu delikanlı çok zengin bir ailenin kızına aşık olmuş.Ama kız delikanlı fakir diye ona yüz vermiyormuş. Genç,bir yılbaşı gecesi bütün cesaretini toplamış ve kızı yılbaşı gecesi balosuna davet etmek için evine gitmiş. Kapıyı genç kız açmış.Kıza, kendisini yılbaşı gecesi balosuna davet etmeye geldiğini birlikte dans etmek istediğini söylemiş.Kız kabul etmiş ama bir şartı varmış. Ondan balo için diktirdiği elbisesinin yakasına takmak için kırmızı bir gül istemiş.<br />
<br />
Delikanlı sevinerek oradan ayrılmış.Hemen kızın istediği kırmızı gülü aramaya baslamış. Ama mevsimlerden kış olduğunu ve bu mevsimde bir gül bulamayacağını hiç düşünmemiş. Bütün çiçekçileri dolaşmış ama herkes ona kış mevsiminde gül arıyor diye deli gözüyle bakıyorlarmış. Genç çok üzgün bir şekilde evinin yolunu tutmuş. Evine girerken bahçe de henüz açmamış bir gül dalı görmüş ama üzerinde sadece dikenler varmış.Gözlerinden bir damla yaş süzülmüş.O sırada delikanlının bahçesine bir bülbül gelmiş. Delikanlının ağladığını gören bülbül buna çok üzülmüş. Sabaha kadar gül dalının başında bildiği en güzel şarkıları söylemiş bülbül. Bülbülün güzel sesinden etkilenen gül dalı sabaha doğru beyaz bir gül açmış. Oysa ki genç kırmızı bir gül istiyormuş.<br />
<br />
Beyaz bir gülün açtığını gören bülbül göğsünü dikenlerden birine batırarak kanının akmasını sağlamış. Bülbülün göğsünden akan kanla beyaz gül kırmızı güle dönüşmüş. Sabah bahcesinde kırmızı bir gül açtıgını gören genç gülü alarak kızın evine gitmiş ve kızın kapısını çalmış.Kapıyı yine kız açmış. Kızın yeni elbisesinin yakasına altından yapılmış bir gül taktığını görmüş. Kıza istediği kırmızı gülü getirdiğini baloya birlikte gidip dans edeceklerini hatırlatmış.<br />
<br />
Oysa ki genç kız baloya kuyumcu bir gençle gideceğini, yakasınada altından yapılmış bir gül taktığını söylemiş ve kapıyı kapatmış.Delikanlı çok üzgün bir şekilde oradan ayrılmış. Gözlerinden durmak bilmeyen yaşlar süzülüyormuş. Caddeden karşıya geçerken elindeki kırmızı gül yere düşmüş, çamurlu ve karlı yolda arabaların altında ezilen gül kaybolup gitmiş. Genç üzgün bir şekilde evine dönerken bahcesinde gül dalının yanında yerde yatan bir şey görmüş.Hemen yanına gitmiş.Yerde gördüğü bir hiç uğruna canını veren fedakar bülbülmüş.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gurur]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9096</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:09:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9096</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Not: Tamamen gerçektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GURUR</span><br />
İkisi de gençti. Arkadaşlıkları dünyalara bedel görülemeyecek bir bağdı. Bu iyi dostlar önemli bir şeyin farkına varmışlardı. Seviyorlardı. Dostluktan öteydi onların ki. Konuşmuşlardı, biliyorlardı, sevgilerinin karşılıklı oluşu adeta uçurmuştu onları. Dostluk bağları birdenbire bir aşka dönüşmüştü. Fakat atladıkları bir konu vardı. Birbirlerine o kadar zıttılar ki ortak hiçbir yanları yoktu. Zaten arkadaşlıklarını güçlendiren kendi eksikliklerini birbirlerinde buluyor olmalarıydı.<br />
Bir aşk; güven ister, sevgi, saygı, fikir birliliği ister. Bu zıtlıkla sadece sevgiyi elde edebildiler. Kişilikleri de farklıydı. Kız; neşeli, inatçı, prensiplerini bırakmayan, iki yüzlülükten nefret eden, yaşadığı ana bakan fakat azimli, lider ruhluydu. Çocuk ise tam tersiydi; neşeli fakat karamsar, isteklerinin peşinden koşmayan daha doğrusu kolay yollara kayan, ileriyi düşünen, aşkını ikinci planda tutan ama bunlara rağmen seven biriydi. İkiyüzlülüğü dezavantajdı. Arkadaşları havalı tiplerdendi. Kızın ise tam tersi. Onaylamıyorlardı çocuğun arkadaşları. Saklamak zorundaydı. Çare yoktu...<br />
Sonunda ayrıldılar. Ne olmuştu sevgilerine? Öpüşüp koklaşmaların ardı bile kesilmezken, bu aşk bağı ne zarara uğramıştı? Yüz yüze bile gelmiyorlardı. Kız çok duygusaldı. Arkadaş bağları da kopmuştu. Ne olmuştu bizim arkadaşlara?<br />
Gururluydu çocuk. Kız ise arkadaşını geri istiyordu. Çocuk çevresindekilere uydu. Kızı dışladı. Onu yalancılıkla suçladı. Nedeni neydi? Eline ne geçecekti. Kız yapayalnız kalmıştı hayatta. Sürekli çocuktan arkadaşlığını aşk değil. Sadece gördüğü yerde selam vermesini, Sadece Arkadaşlığını istiyordu. Fakat her seferinde reddediliyordu! Gurur vardı arada. Çocuk, arkadaşları arasında namı yok olmasın diye bu oyunu oynamak zorundaydı. Eğer arkadaş bile olsalar... Olmuyordu işte, çıkar yol yok! Yiğitliğine b.k sürdürmemek için kıza çektirmediğini bırakmadı. Ne hissettiği bilinmez. Seviyor mu hâlâ? Arkadaşının geri istiyor muydu oda?<br />
Zavallı kız günden güne eriyordu,<br />
her zamanki gibi bugünü düşünerek yaptı yapacağını. Dayanamadı bedeni. Bir kâğıda yazdığı notla beraber herkesin arasında kendini yola atması ve o onda geçen kamyonun altında kalması bir olmuştu. Olay yaşanırken çocukta ordaydı. Koştu kızın yanına. Ağzından şu sözler döküldü;<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">“ -Bak geldim ne olur iyileş. Gurur içindi hepsi. Bundan sonra arkadaş bile demeyeceğim o yaratıklar yüzünden oldu herşey. Affet beni. Pişmanım, Seni hâlâ seviyorum!!!!!!!!!</span><br />
Kızın aldığı son solukta ağzından şu sözler döküldü;<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">“ –Neden sevdiğini yaşarken söylemez insan, neden hikâye bitince başlar pişmanlıklar...</span>“ Geç kalmıştı çocuk. Bu son nefesle dünyası karardı. İyi bir ders vererek gitmişti kız. Gözü cesedin elindeki kâğıda ilişti. Yazı şöyleydi;<br />
“ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">–Seni hâlâ çok seviyorum. Fakat gururum için bunu yapmam lazım. Beni affet, Çok pişmanım!</span>.......”<br />
<br />
ALINTIDIR</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Not: Tamamen gerçektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GURUR</span><br />
İkisi de gençti. Arkadaşlıkları dünyalara bedel görülemeyecek bir bağdı. Bu iyi dostlar önemli bir şeyin farkına varmışlardı. Seviyorlardı. Dostluktan öteydi onların ki. Konuşmuşlardı, biliyorlardı, sevgilerinin karşılıklı oluşu adeta uçurmuştu onları. Dostluk bağları birdenbire bir aşka dönüşmüştü. Fakat atladıkları bir konu vardı. Birbirlerine o kadar zıttılar ki ortak hiçbir yanları yoktu. Zaten arkadaşlıklarını güçlendiren kendi eksikliklerini birbirlerinde buluyor olmalarıydı.<br />
Bir aşk; güven ister, sevgi, saygı, fikir birliliği ister. Bu zıtlıkla sadece sevgiyi elde edebildiler. Kişilikleri de farklıydı. Kız; neşeli, inatçı, prensiplerini bırakmayan, iki yüzlülükten nefret eden, yaşadığı ana bakan fakat azimli, lider ruhluydu. Çocuk ise tam tersiydi; neşeli fakat karamsar, isteklerinin peşinden koşmayan daha doğrusu kolay yollara kayan, ileriyi düşünen, aşkını ikinci planda tutan ama bunlara rağmen seven biriydi. İkiyüzlülüğü dezavantajdı. Arkadaşları havalı tiplerdendi. Kızın ise tam tersi. Onaylamıyorlardı çocuğun arkadaşları. Saklamak zorundaydı. Çare yoktu...<br />
Sonunda ayrıldılar. Ne olmuştu sevgilerine? Öpüşüp koklaşmaların ardı bile kesilmezken, bu aşk bağı ne zarara uğramıştı? Yüz yüze bile gelmiyorlardı. Kız çok duygusaldı. Arkadaş bağları da kopmuştu. Ne olmuştu bizim arkadaşlara?<br />
Gururluydu çocuk. Kız ise arkadaşını geri istiyordu. Çocuk çevresindekilere uydu. Kızı dışladı. Onu yalancılıkla suçladı. Nedeni neydi? Eline ne geçecekti. Kız yapayalnız kalmıştı hayatta. Sürekli çocuktan arkadaşlığını aşk değil. Sadece gördüğü yerde selam vermesini, Sadece Arkadaşlığını istiyordu. Fakat her seferinde reddediliyordu! Gurur vardı arada. Çocuk, arkadaşları arasında namı yok olmasın diye bu oyunu oynamak zorundaydı. Eğer arkadaş bile olsalar... Olmuyordu işte, çıkar yol yok! Yiğitliğine b.k sürdürmemek için kıza çektirmediğini bırakmadı. Ne hissettiği bilinmez. Seviyor mu hâlâ? Arkadaşının geri istiyor muydu oda?<br />
Zavallı kız günden güne eriyordu,<br />
her zamanki gibi bugünü düşünerek yaptı yapacağını. Dayanamadı bedeni. Bir kâğıda yazdığı notla beraber herkesin arasında kendini yola atması ve o onda geçen kamyonun altında kalması bir olmuştu. Olay yaşanırken çocukta ordaydı. Koştu kızın yanına. Ağzından şu sözler döküldü;<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">“ -Bak geldim ne olur iyileş. Gurur içindi hepsi. Bundan sonra arkadaş bile demeyeceğim o yaratıklar yüzünden oldu herşey. Affet beni. Pişmanım, Seni hâlâ seviyorum!!!!!!!!!</span><br />
Kızın aldığı son solukta ağzından şu sözler döküldü;<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">“ –Neden sevdiğini yaşarken söylemez insan, neden hikâye bitince başlar pişmanlıklar...</span>“ Geç kalmıştı çocuk. Bu son nefesle dünyası karardı. İyi bir ders vererek gitmişti kız. Gözü cesedin elindeki kâğıda ilişti. Yazı şöyleydi;<br />
“ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">–Seni hâlâ çok seviyorum. Fakat gururum için bunu yapmam lazım. Beni affet, Çok pişmanım!</span>.......”<br />
<br />
ALINTIDIR</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyanın En Güzel Tablosu]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9095</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 21:08:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=9095</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Dünyanın En Güzel Tablosu </span><br />
<br />
Meşhur bir ressam, günün birinde dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmaya karar verdi. Bunun için dünyada en güzel şeyin ne olabileceğine dair bilgi toplamak üzere uzun bir yolculuğa çıktı.<br />
Ağaçlık bir yolda giderken, beli bükülmüş yaşlı bir adamın yol kenarında oturmuş olduğunu gördü. Yanına giderek ona dünyanın en güzel şeyinin ne olabileceğini sordu. İhtiyar, hiç tereddüt etmeden:<br />
“İmandır” dedi.<br />
Sonra, bir kasabadan geçerken, bir mabedin kapısı önünde toplanmış bir düğün kalabalığına rastgeldi. Kalabalığın arasına girerek genç geline:<br />
“Dünyanın en güzel şeyi nedir sizce?” diye sordu.<br />
Gelin, damadın gözlerinin içine bakarak:<br />
“Dünyanın en güze şeyi olsa olsa aşktır!” dedi.<br />
Ressam yoluna devam etti. Tozlu bir yolda giderken cepheden dönen yorgun bir askere denk geldi. Aynı soruyu ona da sordu. Asker:<br />
“Dünyada en güzel şey barıştır” diye cevap verdi.<br />
Ressam kendi kendine eğer dünyanın en güzel şeyleri iman, aşk ve barışsa ben bunların resmini nasıl yapabilirim ki diye düşünmeye başladı. O düşünceyle evine döndü.<br />
Evinin kapısından içeri girdiğinde ise, dünyanın en güzel manzarasının karşısında durduğunu düşündü. Çocuklarının masum bakışlarında iman, karısının gözlerinde aşk okunuyor, evinde ise barış hali hüküm sürüyordu.<br />
Bunlardan aldığı ilhamla ressam dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmaya koyuldu. Resim bitince de tabloya şu adı verdi:<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">“Evim"</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Dünyanın En Güzel Tablosu </span><br />
<br />
Meşhur bir ressam, günün birinde dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmaya karar verdi. Bunun için dünyada en güzel şeyin ne olabileceğine dair bilgi toplamak üzere uzun bir yolculuğa çıktı.<br />
Ağaçlık bir yolda giderken, beli bükülmüş yaşlı bir adamın yol kenarında oturmuş olduğunu gördü. Yanına giderek ona dünyanın en güzel şeyinin ne olabileceğini sordu. İhtiyar, hiç tereddüt etmeden:<br />
“İmandır” dedi.<br />
Sonra, bir kasabadan geçerken, bir mabedin kapısı önünde toplanmış bir düğün kalabalığına rastgeldi. Kalabalığın arasına girerek genç geline:<br />
“Dünyanın en güzel şeyi nedir sizce?” diye sordu.<br />
Gelin, damadın gözlerinin içine bakarak:<br />
“Dünyanın en güze şeyi olsa olsa aşktır!” dedi.<br />
Ressam yoluna devam etti. Tozlu bir yolda giderken cepheden dönen yorgun bir askere denk geldi. Aynı soruyu ona da sordu. Asker:<br />
“Dünyada en güzel şey barıştır” diye cevap verdi.<br />
Ressam kendi kendine eğer dünyanın en güzel şeyleri iman, aşk ve barışsa ben bunların resmini nasıl yapabilirim ki diye düşünmeye başladı. O düşünceyle evine döndü.<br />
Evinin kapısından içeri girdiğinde ise, dünyanın en güzel manzarasının karşısında durduğunu düşündü. Çocuklarının masum bakışlarında iman, karısının gözlerinde aşk okunuyor, evinde ise barış hali hüküm sürüyordu.<br />
Bunlardan aldığı ilhamla ressam dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmaya koyuldu. Resim bitince de tabloya şu adı verdi:<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">“Evim"</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>