<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Efsane Board - Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar]]></title>
		<link>https://efsaneboard.net/</link>
		<description><![CDATA[Efsane Board - https://efsaneboard.net]]></description>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 05:00:03 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Muharrem Ayında Okunacak Dualar]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=27376</link>
			<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:17:30 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=27376</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muharrem Ayında Okunacak Dualar</span></span><br />
<br />
1 Muharrem, Muharrem ayının ilk on günü ve Aşure Günü’nde okunması tavsiye edilen dualar ve faziletli amelleri bu yazıda derledik.<br />
<br />
İlk muhacirlerin ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hicretine dayanan bu mübarek zaman diliminde, Muharrem ayının 1. ve 10. günlerinde okunacak dualar derlenmiştir. Bu günlerin feyzinden istifade edilmesi temenni edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MUHARREM AYINDA OKUNACAK DUALAR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Senenin Birinci Günü (1 Muharrem’de) Okunacak Duâ</span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
 وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ. اَللّٰهُمَّ اَنْتَ الْاَبَدِىُّ الْقَدِيمُ اْلأَوَّلُ وَعَلَا فَضْلُكَ الْعَظِيمُ وَجُودُكَ الْعَمِيمُ المُعَوَّلُ وَهٰذِهِ عَامٌ جَدِيدٌ قَدْ اَقْبَلَ نَسْئَلُكَ الْعِصْمَةَ فِيهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَاَوْلِيَائِهِ وَجُنُودِهِ وَالْعَوْنَ عَلَى هٰذِهِ النَّفْسِ الْأَمَّارَةِ بِالسُّوءِ وَالْاِشْتِغَالَ بِمَا يُقَرِّبُنِى اِلَيْكَ زُلْفَى يَا ذَا الْجَلَالِ وَاْلاِكْرَامِ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِىِّ اْلأُمِّيِّ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></div>
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah (c.c) Efendimiz Muhammed’e âline ve ashâbına salât u selâm eylesin! Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, Evvel’sin. Fazl u ihsânın çok yücedir. Her şeyi kaplayan ve her şeyin sığınağı olan cömertliğin çok yücedir. Yeni yıl gelmiş bulunuyor. Bu sene içinde bizi şeytandan, onun dostlarından ve ordularından korumanı istiyoruz. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyoruz. Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Allah, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline, mübarek ve temiz ashâbına salât eylesin! Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muharrem Ayının İlk On Gününde Okunacak Duâ</span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
 اَللّٰهُمَّ اَنْتَ الْاَبَدِيُّ الْقَدِيمُ الْحَيُّ الْكَرِيمُ الْحَنَّانُ الْمَنَّانُ وَهٰذِهِ سَنَةٌ جَدِيدَةٌ اَسْئَلُكَ فِيهَا الْعِصْمَةَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ. وَالْعَوْنَ عَلَى هَذِهِ النَّفْسِ اْلأَمَّارَةِ بِالسُّوءِ وَالْاِشْتِغَالَ بِمَا يُقَرِّبُنِى اِلَيْكَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَاْلاِكْرَامِ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ<br />
</span></div>
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, dirisin, Kerîm’sin, Hannân’sın, Mennân’sın. Bu yeni sene içinde beni ilâhî rahmetten kovulmuş şeytandan korumanı istiyorum. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyorum. Yine Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Rahmetinle lutfeyle ey merhametlilerin en merhametlisi!”<br />
<br />
Her kim Muharrem ayının ilk on gününde, özellikle birinci ve onuncu Aşûra günleri sabahleyin üç kere bu duâyı okursa Allah Zü’l-celâl Hazretleri’nin o kimseyi tâ gelecek senenin Muharrem ayına kada cemî’ belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı rivâyet olunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10 Muharrem’de (Aşure Günü) Yedi Defa Okunacak Duâ</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Yetmiş defa:<br />
<br />
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ<br />
<br />
“Allah bize yeter, O ne güzel vekîldir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır.” dedikten sonra yedi defa şu duâyı okumalıdır:<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ سُبْحَانَ اللّٰهِ مِلْأَ الْمِيزَانِ وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَا وَزِنَةَ الْعَرْشِ لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَا مِنَ اللّٰهِ اِلَّا اِلَيْهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَدَدَ الشَّفْعِ وَالْوَتْرِ وَعَدَدَ كَلِمَاتِ اللّٰهِ التَّامَّاتِ كُلِّهَا اَسْأَلُكَ السَّلَامَةَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ وَهُوَ حَسْبِى نِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ. وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ خَيْرِ خَلْقِهِ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ. اٰمِينَ<br />
</span></div>
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ı mîzân dolusunca, ilimlerin nihâyet derecesiyle, râzı olacağı şekilde, Arş’ın ağırlığınca tesbih ederim. Allah’tan koruyacak hiçbir sığınak ve kurtuluş yolu yok, O’ndan yine O’na sığınılır. Çift ve tek olan şeyler adedince, Al-lah’ın bütün tam kelimeleri adedince O’nu tesbih ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi, rahmetinle bana selâmet vermeni istiyorum. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır. O bana yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır. Allah, mahlûkâtın en hayırlısı olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât eylesin! Âmîn!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: </span></span><br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muharrem Ayında Okunacak Dualar</span></span><br />
<br />
1 Muharrem, Muharrem ayının ilk on günü ve Aşure Günü’nde okunması tavsiye edilen dualar ve faziletli amelleri bu yazıda derledik.<br />
<br />
İlk muhacirlerin ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hicretine dayanan bu mübarek zaman diliminde, Muharrem ayının 1. ve 10. günlerinde okunacak dualar derlenmiştir. Bu günlerin feyzinden istifade edilmesi temenni edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MUHARREM AYINDA OKUNACAK DUALAR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Senenin Birinci Günü (1 Muharrem’de) Okunacak Duâ</span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
 وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ. اَللّٰهُمَّ اَنْتَ الْاَبَدِىُّ الْقَدِيمُ اْلأَوَّلُ وَعَلَا فَضْلُكَ الْعَظِيمُ وَجُودُكَ الْعَمِيمُ المُعَوَّلُ وَهٰذِهِ عَامٌ جَدِيدٌ قَدْ اَقْبَلَ نَسْئَلُكَ الْعِصْمَةَ فِيهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَاَوْلِيَائِهِ وَجُنُودِهِ وَالْعَوْنَ عَلَى هٰذِهِ النَّفْسِ الْأَمَّارَةِ بِالسُّوءِ وَالْاِشْتِغَالَ بِمَا يُقَرِّبُنِى اِلَيْكَ زُلْفَى يَا ذَا الْجَلَالِ وَاْلاِكْرَامِ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِىِّ اْلأُمِّيِّ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></div>
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah (c.c) Efendimiz Muhammed’e âline ve ashâbına salât u selâm eylesin! Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, Evvel’sin. Fazl u ihsânın çok yücedir. Her şeyi kaplayan ve her şeyin sığınağı olan cömertliğin çok yücedir. Yeni yıl gelmiş bulunuyor. Bu sene içinde bizi şeytandan, onun dostlarından ve ordularından korumanı istiyoruz. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyoruz. Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Allah, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline, mübarek ve temiz ashâbına salât eylesin! Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muharrem Ayının İlk On Gününde Okunacak Duâ</span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
 اَللّٰهُمَّ اَنْتَ الْاَبَدِيُّ الْقَدِيمُ الْحَيُّ الْكَرِيمُ الْحَنَّانُ الْمَنَّانُ وَهٰذِهِ سَنَةٌ جَدِيدَةٌ اَسْئَلُكَ فِيهَا الْعِصْمَةَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ. وَالْعَوْنَ عَلَى هَذِهِ النَّفْسِ اْلأَمَّارَةِ بِالسُّوءِ وَالْاِشْتِغَالَ بِمَا يُقَرِّبُنِى اِلَيْكَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَاْلاِكْرَامِ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ<br />
</span></div>
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, dirisin, Kerîm’sin, Hannân’sın, Mennân’sın. Bu yeni sene içinde beni ilâhî rahmetten kovulmuş şeytandan korumanı istiyorum. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyorum. Yine Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Rahmetinle lutfeyle ey merhametlilerin en merhametlisi!”<br />
<br />
Her kim Muharrem ayının ilk on gününde, özellikle birinci ve onuncu Aşûra günleri sabahleyin üç kere bu duâyı okursa Allah Zü’l-celâl Hazretleri’nin o kimseyi tâ gelecek senenin Muharrem ayına kada cemî’ belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı rivâyet olunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10 Muharrem’de (Aşure Günü) Yedi Defa Okunacak Duâ</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Yetmiş defa:<br />
<br />
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ<br />
<br />
“Allah bize yeter, O ne güzel vekîldir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır.” dedikten sonra yedi defa şu duâyı okumalıdır:<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ سُبْحَانَ اللّٰهِ مِلْأَ الْمِيزَانِ وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَا وَزِنَةَ الْعَرْشِ لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَا مِنَ اللّٰهِ اِلَّا اِلَيْهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَدَدَ الشَّفْعِ وَالْوَتْرِ وَعَدَدَ كَلِمَاتِ اللّٰهِ التَّامَّاتِ كُلِّهَا اَسْأَلُكَ السَّلَامَةَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ وَهُوَ حَسْبِى نِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ. وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ خَيْرِ خَلْقِهِ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ. اٰمِينَ<br />
</span></div>
<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ı mîzân dolusunca, ilimlerin nihâyet derecesiyle, râzı olacağı şekilde, Arş’ın ağırlığınca tesbih ederim. Allah’tan koruyacak hiçbir sığınak ve kurtuluş yolu yok, O’ndan yine O’na sığınılır. Çift ve tek olan şeyler adedince, Al-lah’ın bütün tam kelimeleri adedince O’nu tesbih ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi, rahmetinle bana selâmet vermeni istiyorum. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır. O bana yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır. Allah, mahlûkâtın en hayırlısı olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât eylesin! Âmîn!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: </span></span><br />
<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurban Keserken Okunacak Dua]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=26953</link>
			<pubDate>Fri, 29 May 2026 13:28:10 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=26953</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurban Keserken Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Kurban keserken Besmele çekmenin hükmü nedir? Kurban keserken okunacak dualar nelerdir? Kurban kesilirken hangi ayetler okunur? Kurban keserken okunan dua ve getirilen tekbir...<br />
<br />
İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse o hayvanın eti yenilmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse bu hayvanın eti yenilir.<br />
<br />
Kurban kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, diğer üçü bağlanır ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN KESERKEN OKUNACAK DUALAR</span></span><br />
<br />
Kurban kesilirken:<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ<br />
<br />
“Bismillahi Allâhü ekber!” <br />
<br />
denir ve şu âyetler okunabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enam Suresi 79. Ayet Arapça:</span></span><br />
<br />
اِنّ۪ي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذ۪ي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَن۪يفاً وَمَٓا اَنَا مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ<br />
<br />
Okunuşu: “İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.”<br />
<br />
Anlamı: “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(En’âm Sûresi 79)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enam Suresi 162. Ayet Arapça:</span></span><br />
<br />
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ  لَا شَر۪يكَ لَهُ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
Okunuşu: “İnne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn. Lâ şerîke leh vebiżâlike umirtu ve enâ evvelu-lmuslimîn"<br />
<br />
Anlamı: “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emredildi ve ben Müslümanların ilkiyim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(En’âm Sûresi 162-163)</span></span><br />
<br />
Bu ayetlerden sonra teşrik tekbiri getirilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEŞRİK TEKBİRİ OKUNUŞU VE ANLAMI</span></span><br />
<br />
اَللَّهُ اَكْبَرُ اَللَّهُ اَكْبَرُ، لَا اِلهَ اِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ اَكْبَرُ، اَللَّهُ اَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ<br />
<br />
Teşrik Tekbiri Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd" şeklinde tekbir getirillir.<br />
<br />
Teşrik Tekbiri Anlamı:<br />
<br />
“Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah her şeyden yücedir. Allah her şeyden yücedir, hamd sadece O’na mahsustur.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
KURBAN NASIL KESİLİR?</span></span><br />
<br />
Bismillahi Allahü Ekber denilerek hazırlanan keskin bıçak hayvanın boynuna çalınır. Damar ve borular tamamen kesilerek kan iyice akıtılır.<br />
<br />
Hayvan böylece kesildikten sonra tamamen canı çıkıncaya kadar beklenir. Sonra kafası tamamen kesilir. Ve usûlüne uygun olarak hayvanın derisi yüzülür. Karnı açılır, iç organlar çıkarılır ve gövde ve etler parçalanır.<br />
<br />
Hayvan tamamen ölmeden kafa ve ayaklarını koparmak, derisini yüzmeğe kalkmak, kıbleden çevirmek veya hayvana azab vermek mekruhtur. Kurbanın, sahibi tarafından kesilmesi menduptur. Başkasına da kestirilebilir.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurban Keserken Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Kurban keserken Besmele çekmenin hükmü nedir? Kurban keserken okunacak dualar nelerdir? Kurban kesilirken hangi ayetler okunur? Kurban keserken okunan dua ve getirilen tekbir...<br />
<br />
İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse o hayvanın eti yenilmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse bu hayvanın eti yenilir.<br />
<br />
Kurban kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, diğer üçü bağlanır ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KURBAN KESERKEN OKUNACAK DUALAR</span></span><br />
<br />
Kurban kesilirken:<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ<br />
<br />
“Bismillahi Allâhü ekber!” <br />
<br />
denir ve şu âyetler okunabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enam Suresi 79. Ayet Arapça:</span></span><br />
<br />
اِنّ۪ي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذ۪ي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَن۪يفاً وَمَٓا اَنَا مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ<br />
<br />
Okunuşu: “İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.”<br />
<br />
Anlamı: “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(En’âm Sûresi 79)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enam Suresi 162. Ayet Arapça:</span></span><br />
<br />
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ  لَا شَر۪يكَ لَهُ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
Okunuşu: “İnne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn. Lâ şerîke leh vebiżâlike umirtu ve enâ evvelu-lmuslimîn"<br />
<br />
Anlamı: “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emredildi ve ben Müslümanların ilkiyim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(En’âm Sûresi 162-163)</span></span><br />
<br />
Bu ayetlerden sonra teşrik tekbiri getirilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEŞRİK TEKBİRİ OKUNUŞU VE ANLAMI</span></span><br />
<br />
اَللَّهُ اَكْبَرُ اَللَّهُ اَكْبَرُ، لَا اِلهَ اِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ اَكْبَرُ، اَللَّهُ اَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ<br />
<br />
Teşrik Tekbiri Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd" şeklinde tekbir getirillir.<br />
<br />
Teşrik Tekbiri Anlamı:<br />
<br />
“Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah her şeyden yücedir. Allah her şeyden yücedir, hamd sadece O’na mahsustur.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
KURBAN NASIL KESİLİR?</span></span><br />
<br />
Bismillahi Allahü Ekber denilerek hazırlanan keskin bıçak hayvanın boynuna çalınır. Damar ve borular tamamen kesilerek kan iyice akıtılır.<br />
<br />
Hayvan böylece kesildikten sonra tamamen canı çıkıncaya kadar beklenir. Sonra kafası tamamen kesilir. Ve usûlüne uygun olarak hayvanın derisi yüzülür. Karnı açılır, iç organlar çıkarılır ve gövde ve etler parçalanır.<br />
<br />
Hayvan tamamen ölmeden kafa ve ayaklarını koparmak, derisini yüzmeğe kalkmak, kıbleden çevirmek veya hayvana azab vermek mekruhtur. Kurbanın, sahibi tarafından kesilmesi menduptur. Başkasına da kestirilebilir.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=25602</link>
			<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 23:57:13 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=25602</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır. <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatı Fatih Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁<br />
<br />
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih'in Dereceleri</span></span><br />
<br />
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Arapça Duası</span></span><br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.<br />
<br />
    Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.<br />
    Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.<br />
    Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.<br />
    Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.<br />
    Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.<br />
<br />
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh<br />
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile<br />
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)<br />
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.<br />
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.<br />
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.<br />
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir<br />
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.<br />
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.<br />
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)<br />
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.<br />
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:<br />
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)<br />
<br />
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.<br />
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.<br />
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.<br />
***İşleri açılır.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.<br />
***Küs olduğu kim varsa barışır.<br />
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.<br />
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.<br />
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.<br />
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.<br />
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.<br />
***400 hac değerindedir.”<br />
sonra şöyle devam etti kim<br />
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.<br />
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.<br />
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***Merhametli olur.<br />
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.<br />
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.<br />
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.<br />
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.<br />
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.<br />
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.<br />
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.<br />
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.<br />
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)<br />
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !<br />
<br />
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir<br />
<br />
    Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…<br />
<br />
    Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
    Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.<br />
<br />
    Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin. <br />
<br />
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:<br />
<br />
    Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.<br />
<br />
    Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.<br />
<br />
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:<br />
<br />
    Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır. <br />
<br />
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.<br />
<br />
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.<br />
Kaynaklar<br />
<br />
    The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ekstra Bilgiler</span></span><br />
<br />
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.<br />
<br />
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır. <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatı Fatih Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁<br />
<br />
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih'in Dereceleri</span></span><br />
<br />
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Arapça Duası</span></span><br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.<br />
<br />
    Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.<br />
    Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.<br />
    Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.<br />
    Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.<br />
    Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.<br />
<br />
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh<br />
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile<br />
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)<br />
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.<br />
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.<br />
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.<br />
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir<br />
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.<br />
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.<br />
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)<br />
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.<br />
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:<br />
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)<br />
<br />
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.<br />
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.<br />
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.<br />
***İşleri açılır.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.<br />
***Küs olduğu kim varsa barışır.<br />
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.<br />
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.<br />
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.<br />
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.<br />
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.<br />
***400 hac değerindedir.”<br />
sonra şöyle devam etti kim<br />
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.<br />
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.<br />
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***Merhametli olur.<br />
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.<br />
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.<br />
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.<br />
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.<br />
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.<br />
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.<br />
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.<br />
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.<br />
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)<br />
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !<br />
<br />
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir<br />
<br />
    Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…<br />
<br />
    Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
    Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.<br />
<br />
    Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin. <br />
<br />
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:<br />
<br />
    Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.<br />
<br />
    Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.<br />
<br />
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:<br />
<br />
    Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır. <br />
<br />
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.<br />
<br />
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.<br />
Kaynaklar<br />
<br />
    The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ekstra Bilgiler</span></span><br />
<br />
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.<br />
<br />
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=25556</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 15:02:54 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=25556</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE</span></span><br />
<br />
Eûzü Besmele Arapçası:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİÂZE NEDİR?</span></span><br />
<br />
İstiaze (Eûzü Arapçası):<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
<br />
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”<br />
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiaze Neden Okunur?</span></span><br />
<br />
Nahl sûresindeki:<br />
<br />
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.<br />
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki  âyetidir.<br />
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.<br />
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.<br />
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)<br />
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.<br />
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.<br />
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.<br />
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat  112)<br />
İstiâze yapan mü’min;<br />
    İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,<br />
    Bütün haramlardan,<br />
    Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,<br />
    İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,<br />
    Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.<br />
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.<br />
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR</span></span><br />
<br />
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.<br />
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:<br />
    Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.<br />
    Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.<br />
    Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.<br />
    Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.<br />
    Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.<br />
    Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.<br />
    Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)<br />
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.<br />
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)<br />
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELE NEDİR?</span></span><br />
<br />
Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
Besmele Neden Okunur?<br />
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:<br />
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.”  (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)<br />
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:<br />
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)<br />
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.<br />
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:<br />
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)<br />
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)<br />
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.<br />
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:<br />
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.<br />
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm”  diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:<br />
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)<br />
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.<br />
<br />
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI</span></span><br />
<br />
Hadis-i Şerif Metni<br />
<br />
Arapçası:<br />
<br />
 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا<br />
<br />
Okunuşu: <br />
<br />
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...<br />
<br />
Mânası:<br />
<br />
 “Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)<br />
Okunuşu:<br />
<br />
 “Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:<br />
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)<br />
***<br />
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:<br />
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:<br />
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)<br />
***<br />
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:<br />
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)<br />
***<br />
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:<br />
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)<br />
***<br />
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:<br />
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)<br />
***<br />
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)<br />
***<br />
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)<br />
***<br />
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:<br />
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)<br />
***<br />
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:<br />
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)<br />
***<br />
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)<br />
***<br />
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)<br />
***<br />
“Bir vartaya düştüğün vakit:<br />
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)<br />
***<br />
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:<br />
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)<br />
***<br />
Zira besmele ondokuz harftir.<br />
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)<br />
***<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:<br />
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)<br />
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE</span></span><br />
<br />
Eûzü Besmele Arapçası:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİÂZE NEDİR?</span></span><br />
<br />
İstiaze (Eûzü Arapçası):<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
<br />
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”<br />
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiaze Neden Okunur?</span></span><br />
<br />
Nahl sûresindeki:<br />
<br />
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.<br />
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki  âyetidir.<br />
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.<br />
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.<br />
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)<br />
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.<br />
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.<br />
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.<br />
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat  112)<br />
İstiâze yapan mü’min;<br />
    İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,<br />
    Bütün haramlardan,<br />
    Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,<br />
    İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,<br />
    Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.<br />
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.<br />
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR</span></span><br />
<br />
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.<br />
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:<br />
    Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.<br />
    Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.<br />
    Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.<br />
    Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.<br />
    Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.<br />
    Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.<br />
    Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)<br />
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.<br />
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)<br />
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELE NEDİR?</span></span><br />
<br />
Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
Besmele Neden Okunur?<br />
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:<br />
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.”  (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)<br />
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:<br />
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)<br />
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.<br />
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:<br />
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)<br />
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)<br />
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.<br />
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:<br />
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.<br />
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm”  diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:<br />
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)<br />
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.<br />
<br />
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI</span></span><br />
<br />
Hadis-i Şerif Metni<br />
<br />
Arapçası:<br />
<br />
 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا<br />
<br />
Okunuşu: <br />
<br />
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...<br />
<br />
Mânası:<br />
<br />
 “Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)<br />
Okunuşu:<br />
<br />
 “Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:<br />
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)<br />
***<br />
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:<br />
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:<br />
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)<br />
***<br />
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:<br />
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)<br />
***<br />
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:<br />
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)<br />
***<br />
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:<br />
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)<br />
***<br />
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)<br />
***<br />
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)<br />
***<br />
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:<br />
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)<br />
***<br />
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:<br />
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)<br />
***<br />
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)<br />
***<br />
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)<br />
***<br />
“Bir vartaya düştüğün vakit:<br />
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)<br />
***<br />
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:<br />
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)<br />
***<br />
Zira besmele ondokuz harftir.<br />
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)<br />
***<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:<br />
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)<br />
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh .. Duasının Yazılışı Okunuşu ve Anlamı]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=25179</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 07:05:34 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=25179</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehul Mülkü ve Lehul Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir <br />
Duasının Yazılışı, Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ DUA</span></span><br />
<br />
“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki:<br />
<br />
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da’avât 133, (3579)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">GÜNDE YÜZ GÜNAHI SİLDİREN DUA</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.". <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
    "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur, hamd yalnızca O'nadır ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.". <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Bu zikri günde yüz defa okuyan kişiye on köle azat etmiş gibi sevap yazılır, yüz sevap verilir, yüz günahı silinir. Ayrıca bu zikir, üç gün boyunca onu şeytandan korur. Sabah namazından sonra okunduğunda ise İsmail (a.s.) evlatlarından bir köle azat etme sevabı verilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Başka Versiyonu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi-yedihil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
"Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O hayat verir ve öldürür. O, hiç ölmeyen, daima diri olandır. Hayır (iyilikler) O’nun elindedir. O, her şeye kâdirdir (gücü yetendir)."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Bu zikirle ilgili en bilinen hadislerden biri Tirmizi ve İbn Mace gibi kaynaklarda geçen "Çarşı-Pazar Duası" hadisidir:<br />
<br />
    Günahların Bağışlanması: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir kimse çarşıya girdiğinde bu duayı okursa, Allah'ın ona bir milyon sevap yazacağını, bir milyon günahını sileceğini ve derecesini bir milyon yükselteceğini müjdelemiştir [Tirmizi, Daavat, 36].<br />
    Gaflete Karşı Kalkan: İnsanların dünya telaşına daldığı bir ortamda Allah’ı zikretmek, kişiyi manevi bir uyanıklığa ulaştırır.<br />
    Hayır Kapılarının Açılması: "Bi-yedihil-hayr" (Hayır O'nun elindedir) ifadesiyle, rızkın ve tüm güzelliklerin kaynağının yalnızca Allah olduğu tasdik edilir.<br />
<br />
Bu zikri sadece çarşıda değil, sabah ve akşam namazlarından sonra veya gün içinde dilediğiniz vakitlerde okumanız tavsiye edilir. Daha fazla bilgi ve benzer dualar için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Dualar sayfasını ziyaret edebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:</span></span><br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " <br />
<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
<br />
“Kim, (Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr = Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere (Sübhânallahi ve bihamdihi) derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.” <br />
<br />
[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUYUN</span></span><br />
<br />
Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, sabah namazının peşinden ‘La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) derse kendisine, Hz. İsmail’in -aleyhisselam- evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehul Mülkü ve Lehul Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir <br />
Duasının Yazılışı, Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ DUA</span></span><br />
<br />
“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki:<br />
<br />
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da’avât 133, (3579)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">GÜNDE YÜZ GÜNAHI SİLDİREN DUA</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.". <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
    "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur, hamd yalnızca O'nadır ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.". <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Bu zikri günde yüz defa okuyan kişiye on köle azat etmiş gibi sevap yazılır, yüz sevap verilir, yüz günahı silinir. Ayrıca bu zikir, üç gün boyunca onu şeytandan korur. Sabah namazından sonra okunduğunda ise İsmail (a.s.) evlatlarından bir köle azat etme sevabı verilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Başka Versiyonu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi-yedihil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
"Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O hayat verir ve öldürür. O, hiç ölmeyen, daima diri olandır. Hayır (iyilikler) O’nun elindedir. O, her şeye kâdirdir (gücü yetendir)."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Bu zikirle ilgili en bilinen hadislerden biri Tirmizi ve İbn Mace gibi kaynaklarda geçen "Çarşı-Pazar Duası" hadisidir:<br />
<br />
    Günahların Bağışlanması: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir kimse çarşıya girdiğinde bu duayı okursa, Allah'ın ona bir milyon sevap yazacağını, bir milyon günahını sileceğini ve derecesini bir milyon yükselteceğini müjdelemiştir [Tirmizi, Daavat, 36].<br />
    Gaflete Karşı Kalkan: İnsanların dünya telaşına daldığı bir ortamda Allah’ı zikretmek, kişiyi manevi bir uyanıklığa ulaştırır.<br />
    Hayır Kapılarının Açılması: "Bi-yedihil-hayr" (Hayır O'nun elindedir) ifadesiyle, rızkın ve tüm güzelliklerin kaynağının yalnızca Allah olduğu tasdik edilir.<br />
<br />
Bu zikri sadece çarşıda değil, sabah ve akşam namazlarından sonra veya gün içinde dilediğiniz vakitlerde okumanız tavsiye edilir. Daha fazla bilgi ve benzer dualar için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Dualar sayfasını ziyaret edebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:</span></span><br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " <br />
<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
<br />
“Kim, (Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr = Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere (Sübhânallahi ve bihamdihi) derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.” <br />
<br />
[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUYUN</span></span><br />
<br />
Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, sabah namazının peşinden ‘La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) derse kendisine, Hz. İsmail’in -aleyhisselam- evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Muhtelif Zamanlarda Okunacak Dualar]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=24762</link>
			<pubDate>Thu, 07 Dec 2023 20:55:37 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=24762</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muhtelif Zamanlarda Okunacak Dualar</span></span><br />
<br />
Günün belli zamanlarda okunacak dualar nelerdir? Muhtelif vesilelerle okunacak dualar.<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin Dualar ve Zikirler kitabında geçen muhtelif dualar ve virdler.<br />
SEHER VAKTİNİN FAZİLETİ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçte biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzûl eder ve şöyle buyurur: “Bana duâ eden var mı, duâsına icâbet edeyim? İstediğini vereyim. Bana istiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim?” </span></span>(Buhârî, Teheccüd, 14)<br />
Bu hadîs-i şerîf, gecenin son üçte birinin vakt-i icâbet olduğuna büyük müjdelerle berâber delâlet etmektedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Gece yarısında semânın kapıları açılır ve bir münâdî şöyle seslenir: «Hiç duâ eden var mı, icâbet olunsun, bir şey isteyen var mı verilsin, bir sıkıntıda olan var mı kurtarılsın.» Her hangi bir duâ ile duâ den hiç bir müslüman yoktur ki Allah Teâlâ ona icâbet etmiş olmasın. Ancak şehveti için koşan zinâkâr kadınla ayyaş ve işret ehli müstesnâ.”</span></span> (İbn Hanbel, IV, 217, III, 34, 43, 94)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Gecede bir saat vardır. Müslüman bir kulun dünyâ ve âhiret işinden istediği her hangi bir hayır varsa ve duâsı o saate gelirse muhakkak Allah ona dileğini verir. Bu her gece vardır.”</span></span> (Tirmizî, Vitr, 16; Neseî, Mevâkit, 35)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Saatlerin efdali gecenin son kısmıdır.”</span> </span>(İbn-i Hanbel, IV, 385)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Üç kişi vardır ki onlar İblis’ten ve askerlerinin şerrinden masûndurlar:</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Gece ve gündüz Allah’ı çok zikredenler,</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Seher vakitlerinde istiğfar edenler,</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Allah’ın haşyetinden ağlayanlar.”</span> (Ali el-Müttakî, XV, 841/43343)</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">TEHECCÜDE KALKINCA OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbn-i Abbas </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anhüma</span>’dan rivâyet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem, gece teheccüd için kalktığında şöyle derlerdi:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım Sana hamd olsun. Sen bütün semâları, arzı ve onlardakileri ayakta tutansın. Hamd Sana mahsûstur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlarda ne varsa hepsinin nûrusun. Hamd Sana mahsustur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve  onlardakilerin hâkimi ve hükümdârısın. Ve Sana yine hamd olsun ki, Sen Hakk’sın. Sen’in va’din de hak, Sana kavuşmak da hak, sözün de hak, cennet de hak, cehennem de hak, nebîlerde hak, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’de hak, kıyâmet de hak. Sana teslîm oldum ey Rabbim! Sana îmân ettim, Sana tevekkül ettim ve Sana yöneldim. İnanmayanlara karşı, Sana dayanarak mücâdele ettim ve neticede ancak Seni hakem olarak kabûl ettim, benim evvelki yaptıklarımı da, sonradan yapacaklarımı da, gizli yaptıklarımı da açık yaptıklarımı da mağfiret et. Öne alan da Sen’sin, geriye bırakan da Sen’sin. Sen’den başka ilâh yoktur. Kuvvet ve kudret ancak, Allah’a dayanmakladır.</span> (Buhârî, Teheccüd, 1)<br />
UYKUDAN KALKINCA OKUNACAK DUA<br />
Peygamberimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem </span>uykudan kalkınca şöyle derlerdi:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Öldürdükten sonra bizi dirilten Allah’a</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> hamd olsun. Dönüş ancak O’nadır.”</span></span> (Buhârî, Deavât, 8)<br />
Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem </span>Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden biriniz uykudan uyandığı zaman şöyle desin:</span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bana ruhumu geri veren, vücûdumu afiyette kılan ve kendisini zikretmeye müsaade eden, Allah’a hamd olsun.”</span> </span>(Nevevî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Ezkâr</span>, 21)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhârî</span>’nin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ubâde bin Sâmit</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’tan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim uyku arasında uyandığında:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">«Allah’tan başka ilâh yok, yalnız O vardır. Şerîki yoktur. Mülk O’nundur. Hamd de O’na mahsustur ve O, her şeye kâdirdir. Allah’a hamdeder, Allah’ı tesbîh ederim. Allah’tan başka ilâh yok ve Allah en büyüktür, Allah’a dayanmaktan başka kuvvet, kudret yoktur.» </span>dedikten sonra;<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> «Ey Rabbim beni mağfiret et» </span>der veya duâ ederse icabet olunur; bir de abdest alırsa namazı kabul olunur.” </span>(Buhârî, Teheccüd, 21)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kulun uykudan kalkınca söyliyeceği şeylerin en sevimlisi:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Ölüleri dirilten Allah’ı tesbih ederim. O her şeye kâdirdir.»</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">demesidir.”</span> (Suyûtî, Camiu’s-sağir, no: 2173)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim sabaha çıkınca:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Ne iyinin ne kötünün aşıp geçemediği Allah’ın tam kelimelerine yarattığı, şekil verdiği ve meydana getirdiği herşeyin şerrinden sığınırım» derse ins ü cinnin şerrinden muhafaza edilir. Yılan, akreb gibi şeylere sokulsa bile o gün akşama kadar zarar vermez. Akşamleyin bunu söylerse sabaha kadar hıfz u emân-ı ilâhîde kalır.” </span>(Ali el-Müttakî, II, 165/3593)<br />
SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim sabahleyin üç def’a</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">diyerek Sûre-i Haşr’ın sonundan üç âyet okursa Allah Teâlâ onun için yetmiş bin melek vazifelendirir, akşama kadar ona duâ ederler, o gün ölürse şehîd olarak ölür, akşamleyin bunu yapan da aynı derecededir.”</span> (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 22/2922)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sabaha çıkınca bin def’a</span> سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">diyen kimse nefsini Allah’dan satın almıştır.”</span> (Heysemî, X, 151)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kim sabah namazını kıldıktan sonra kalkarken yedi defa:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’a sarılmaktan başka kuvvet yoktur ne bir çare ne de bir hîle fâide vermez. Ne Allah’dan kurtulacak yer ne de O’ndan sığınacak yer vardır. Kurtuluş ve sığınış ancak O’na dayanıp ilticâ etmektedir” derse yetmiş türlü belâ ondan def’ olur. </span>(Ali el-Müttakî, II, 144/3519)<br />
EVDEN ÇIKARKEN OKUNACAK DUA<br />
Evden çıkarken en az üç def’a:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ın adıyla! Allah’a tevekkül ettim. Allah’a dayanmaktan başka kudret ve kuvvet yoktur.” </span>duâsını okumalıdır. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)<br />
Bu duâyı okuyan kimseye:<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> “Bu sana kâfidir, himayeye alındın”</span> denilir ve şeytan ondan uzaklaşır gider.</span> (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)<br />
Yine:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Allah’ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, hatâ etmekten, hatâ ettirilmekten, zulmetmekten, zulme uğramaktan, cahillik etmekten, bana cahillik edilmesinden, hakkım olmayan bir şeyi istemekten, elimde olmayan bir şeyin benden istenilmesinden sana sığınırım”</span> demelidir. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103; Ali Müttakî, VII, 144/18420)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Evinden çıkarken iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere gitmekten muhafaza eder, evine girdiğin zaman iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere girmekten muhafaza eder”</span> buyurmuştur. (krş. Nevevî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Ezkâr</span>, 24 vd.)<br />
BİNİTE; ATA VEYA ARABAYA BİNERKEN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bir binite bindiğinde:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hiç de lâyık olmadığımız halde bize bunu müsahhar kılan Allah’ı tesbîh ederim.”</span> (Zuhruf sûresi, 13) diyen kimse, bu bineğinden inmeden ölürse şehîd olarak ölmüş olur.”<br />
Ayrıca binite binerken:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“O’nun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır. Rabbim bağışlar ve merhamet eder.”</span> denilmelidir. (Hûd sûresi, 41)<br />
YEMEKTEN SONRA YAPILACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Ümâme</span> -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>-’den mervîdir ki: Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yemekten sonra şöylece duâ etmişlerdir:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yâ Rabb! Sana, pek çok ve riya gibi şeylerden uzak ve yümn ü bereketi bulunan, nezd-i ulûhiyyetinde makbul olup merdûd olmayacak derece-i kemâl-i ihlâs üzere ve hiç bir sûrette kâfi görmiyeceğimiz ve dâima yapmaya devam edeceğimiz ve hiç bir surette bırakmıyacağımız ve kendisinden hiç bir vakit istiğna göstermiyeceğimiz bir hamd ile sana hamdederiz. Sen bizim Rabbimizsin; yani nîmetin her türlüsü ile bizi besleyen, yaşatansın.” </span>(Buhârî, Et’ime, 54)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Ümâme</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’den rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz bir yemekten sonra şöyle duâ etmişlerdir:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sana hamd ederiz ey Rabbimiz! Nîmetinden müstağnî değiliz. Her dâim senin in’âm ve it’âmına; yani bize nîmet verip yedir</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">mene muhtacız. Bu taam da vedâ taamımız olmayıp daha çok hayırlı ömürler ihsan ile, nankörlük edilmeyen, dâima şükür edilen nîmet ver ey Rabbimiz, yani sana dâima şükredeceğiz.”</span> (Buhârî, Et’ime, 54)<br />
Bir defasında da şöyle demişlerdir:<br />
“Yâ Rabb! Sana hamd ederiz. Bu hamdimiz senin ihsan etmiş olduğun nîmetlerine mukabil olamaz, ve senin azamet-i ulûhiyyetin ve rubûbiyyetin hakkını îfâya asla kâfi değildir. Sana gerektiği gibi hamdedemediğimiz için aczimizi arzederiz. Ey Rabbimiz! Zîrâ nimetlerini saymak mümkün değildir.”<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah Teâlâ Hazretlerine hamdederiz. Bize kifayet edecek derecede yemek ve sâir nimetlerini ihsan buyurdu. Yedirdi ve kanasıya içirdi. Allah Teâlâ Hazretleri’nin azamet ve ulûhiyyetinin hakkını tamamiyle îfâ edebilmek kâbil değildir. Ve Allah Teâlâ Hazretleri’nin sayılmayacak kadar çok nimetleri hiç bir sûretle inkâr edilemez.”</span> (Buhârî, Et’ime, 54)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah Teâlâ Sizden herhangi birinize yemek yedirdiği zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbimiz! Bunu bize mübarek ve bereketli kıl ve bize bundan hayırlısını yedir” </span>desin.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Birine süt içirdiğinde de:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbimiz! Bize bunu mübarek ve bereketli kıl ve bundan bize ziyâdece ver” </span>desin.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sütten başka hiç bir şey hem yemek, hem içecek yerine geçmez.</span> (Tirmizî, Deavât, 54/3455)<br />
Yine Rasûl-i Ekrem -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem-</span> Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bir yemek yediğin ve bir içecek içtiğin zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Allah’ın ismiyle ve Allah ile. O ki, ism-i</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> Celâl’i sayesinde ne yerde, ne de gökte hiç bir şey zarar veremez. Ya Hayy, ya Kayyûm!» dersen, o yediğin yahud içtiğinden sana hiç bir hastalık gelmez. İçinde zehir bile olsa.”</span> (Ali el-Müttakî, XV, 249/40799)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yemekten sonra şöyle de duâ ederlerdi:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Dâima yediren ve kendisine hiç yedirilmeyen, bize ihsanda bulunan bizi doğru yola ulaştırıp da doyuran ve suya kandıran ve hep güzel vesîlelerle imtihan eden Allah’a hamdederiz. Yâ Rabb sana hamdediyoruz. Bu hamdimizi kâfi görmüyoruz, îfâ edilmiş saymıyoruz ve nankörlük etmiyoruz, nîmetlerinin hiç birinden müstağnî değiliz. Bize yemekten yediren, sudan içiren, çıplak iken giydiren, dalâlette iken hidâyete erdiren, görmezken gösteren ve bizi yarattıklarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamd ederiz, çünkü hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.» </span>(Hâkim, I, 731/2003)<br />
Şu duâ da yemekden sonra yapılan me’sûr duâlardandır.<br />
“Bizi yediren, içiren ve müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.<br />
Allah’ım! Yemek sâhibini, yiyenleri, sofraya emeği geçenleri, bütün mü’min erkek ve kadınları mağfiret et ve onlara rahmet eyle!<br />
Allah’ım! Kalblerimizi muhabbetinin ve zikrinin nurlârıyla nurlandır, ey celâl ve ikrâm sâhibi Allah’ım!<br />
Allah’ım! Din husûsunda, dünyada ve âhirette sıhhat, selâmet ve âfiyet üzere güzel bir hayât yaşamayı lutfeyle! Şüphesiz Sen her şeye kâdirsin.<br />
Allah’ım! Sen’den nîmetin tamâmını (İslâm üzere ölüp cennete girmeyi), âfiyetin devâmını ve hüsn-i hâtime ile (güzel bir hâl üzere) vefât etmeyi isteriz.<br />
Allah’ım! Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> ve Fâtiha-i Şerîfe hürmetine nîmetlerini artır, noksanlaştırma!”<br />
Rasûlullah <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> su içtikleri zaman:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bize rahmetiyle tatlı soğuk su içiren ve günâhlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah’a hamdederiz.”</span> (Suyutî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 6728)<br />
ÇARŞIYA ÇIKINCA OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Çarşıya girdiğinde:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’tan başka ilah yoktur. Bir tek O vardır ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O dâima diridir ve asla ölmez. Bütün hayırlar O’nun elindedir. O herşeye kâdirdir.” diyen bir kimseye Allah binlerce hasene yazar, binlerce günâhını siler, derecesini binlerce yükseltir, ve ona cennette bir ev bina eder.” </span>(Tirmizî, Deavat, 36)<br />
EVE GİRİNCE OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden biriniz bir menzile (eve, konak yerine) indiği zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım”</span> derse, oradan ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar veremez.’</span> (Müslim, Zikir, 54)<br />
AKŞAMLEYİN OKUNACAK DUA<br />
Rasûlullah <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurdu:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim her sabah ve her akşam üç defa:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">«İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O her şeyi işitir ve bilir»</span> derse, ona hiçbir şey zarar vermez.” </span>(Ebû Dâvûd, Edeb, 101/5088; Tirmizî, Deavât, 13)<br />
YATSIDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Mesut el-Bedrî</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayete göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Her kim Bakara Sûresi’nin sonundaki iki âyet-i celîleyi (Âmene’r-Rasûlü) her gece okursa ona kifayet eder.” </span>(Buhârî, Megâzî, 12; Müslim, Müsâfirin, 255; Tirmizî, Sevâbül-Kur’ân, 4)<br />
YATARKEN OKUNACAK DUALAR<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Uyku için yatağa yatarken evvelâ Fatiha, sonra İhlâs-ı şerîf okursan ölümden başka her şeyden emîn olursun.</span>” </span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 892)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yatağına girdiğin zaman şöyle de:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ın gadabından, îkabından, kullarının şerrinden, şeytanların hücumlarından ve benim yanıma gelmelerinden O’nun her biri noksansız ve tam bulunan kelimelerine sığınırım.” Böyle söylersen hiçbir şey sana zarar veremez ve zarar verilmemeye lâyık olursun.” </span>(Bkz. Ebû Dâvud, Tıbb, 19; Tirmizî, Deavât, 90; Muvatta’ Şiir, 9)<br />
Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> yine buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yatağına girdiğin zaman Kâfirûn Sûresini oku. Çünkü bu sûre, şirkten berâettir.” </span>(Tirmizî, Duâ, 22)<br />
ERKEN KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bir de her kim gece yatarken:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku! Allah’ım, gözümü uyanık kıl, kalbimi nurlandır, benden çok uyumayı ve gaflet ağırlığını gider!”</span> </span>duâsını okuyup erkenden uyanmak niyetiyle yatar ise bi-iznillahi teâlâ dilediği saatte uyanır. Uyandığı zaman hemen kalkıp abdest alır, ibâdetine başlar.<br />
Uykusu olmayan ve uyuyamamaktan dolayı muztarib olan kimse abdestli olarak yatağa yatarken:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım, yıldızlar battı, bütün gözler sükûne erdi, Sen ise kendisini uyuklama ve uyku tutmayan Hayy ve Kayyûm’sun! Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah’ım, gecemi sükûna erdir ve gözlerimi uyut!”</span> deyip Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs) sûrelerini okuyup yatmalıdır. (Bkz. Heysemî, X, 178)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhâri</span>’nin Berâ bin Âzib <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yatağa varmak istediğinde namaz için aldığın gibi bir abdest al, sonra sağ tarafın üzerine yat, sonra şöyle de:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim, bütün varlığımı sana teslîm ettim, işimin tasarrufunu sana havale ettim, yönelişim sanadır, korkum da ancak sendendir, senin azâbından kaçıp sığınılacak ancak yine senin rahmetindir. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin Resulüne îmân ettim ey Rabbim!”</span> demektir. Bunları söyler de uyur, o gecede ölür isen fıtrat üzere ölmüş olursun. Uyumadan evvel bunlar son sözlerin olsun.”</span> (Buharî, Deavât, 7)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhârî</span>’nin Ebû Hüreyre <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden herhangi biriniz yatağına vardığı vakit elbisesiyle yatağının üzerini silkelesin, yani temizlesin, çünkü o vakte kadar ne olduğunu bilmez; yani yatağında akrep ve sâir gibi eza verici şeyler bulunmuş olabilir. Sonra yatağına girince şöyle desin:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Senin isminle ey Rabbim yanımı yere koydum. Yine senin yardımınla kaldırırım. Eğer ruhumu alıkorsan (öldürürsen) ona rahmet eyle, eğer tekrar verirsen onu sâlihleri muhafaza ettiğin şeyle muhafaza eyle.” </span></span>(Buharî, Deavât, 13)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhârî</span>’nin Hüzeyfe <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet etdiğine göre, Hüzeyfe şöyle demiştir: “Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yatağına vardığında şöyle derlerdi:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Senin isminle ölür, Senin isminle dirilirim ey Allah’ım!”</span></span> (Buhârî, Deavât, 8; Müslim, Zikir, 59)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbn-i Abbâs </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu ahn</span>’dan mervidir ki: Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Eğer bir kimse kendi haremine yaklaşırken besmeleden sonra:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">«Ya Rab beni şeytandan uzaklaştır, şeytanı da bize in’âm ve ihsan buyurduğun şeyden uzaklaştır»</span> demiş olsa, sonra o zevceyn arasında evlâd takdîr olunursa o çocuğa ebediyyen şeytan zarar veremez.” </span>(Buhârî, Deavât, 54)<br />
Peygamberimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> gece bir tarafından diğer tarafına dönünce:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vâhid ve Kahhâr olan Allah’tan başka ilah yoktur. O, göklerin yerin ve ikisinin arasındaki herşeyin Rabbidir. O, Azîz ve Gaffâr’dır / üstün ve çok affedicidir.”</span> derlerdi. </span>(Hâkim, I, 724/1980)<br />
SABAH NAMAZINA KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden herhangi biriniz uykuda iken şeytan ense kökünüze üç düğüm atar. Her bir düğümü bağladıkça: «Sen yat yat, daha gece uzundur» diyerek attığı düğümün üzerine eliyle vurur. Eğer bir kimse uykudan uyanır da Allah’ı zikreder, hatırlarsa bu düğümlerden biri çözülür, abdest alırsa biri daha çözülür, namaz kılarsa birisi daha çözülür ve zinde ve neş’eli olarak tertemiz bulunarak, sıklet ve tenbellik gibi şeylerden uzak olarak sabaha çıkmış olur. Böyle yapmayıp da güneş doğuncaya kadar gaflet üzere yatarsa vücûdu habîs ve tenbel olarak sabaha çıkmış olur.</span> (Buhârî, Teheccüd, 12; Müslim, Müsâfirîn, 207; Ebû Dâvud, Tatavvu’, 18)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Abdullah bin Mesut </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan gelen rivayette ise Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz’in huzurunda geceden uykuya dalarak tâ güneş doğuncaya kadar uyuyup sabah namazına kalkmayan kimse zikredilse:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“O kimsenin kulağına şeytan işemişdir”</span> </span>buyururlardı. (Buhârî, Teheccüd, 13)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Muhakkak sabah namazı ile güneş doğması arasında bulunan rızık taksimi zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına mani olur” </span></span>buyurmuşlardır. (İbn Hanbel, I, 73)<br />
HELAYA GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enes bin Mâlik </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> def’i hacete girerlerken:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım, şeytanların </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">erkeklerinden ve dişilerinden</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> sana sığınırım” </span></span>derlerdi. (Buhârî, Deavât, 54)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden biriniz heladan çıkarken:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Benden bana eza veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah’a hamd olsun.»</span> </span>desin” (Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 574; Ali el-Müttakî, IX, 350/26390).<br />
ABDEST DUALARI</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Elleri Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Azamet ve celâl sâhibi Allah’ın adıyla başlarım. Bizi İslâm dininde kılan, îman etmeye muvaffak buyuran ve hidâyete erdiren, Rahman Allah’a hamdederim. Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ağzını Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim, bana peygamberinin havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Burnuna Su Verirken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim bana cennetin kokusunu duyur ve onun nîmetlerinden nasîblendir ve bana ateşin kokusunu duyurma.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yüzünü Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyâz kıl, nurlandır.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sağ Kolunu Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sol Kolunu Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve beni sıkı hesâba çekme!”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Başını Meshederken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Saçımı ve yüzümü ateşten koru. Senin himâyenden başka bir himâyenin bulunmadığı günde beni Arş’ının gölgesi altında gölgelendir.”<br />
“Allah’ım beni rahmetinle sar, üzerime berekâtından indir.”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kulağına Meshederken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Beni sözü dinleyip de en güzeline ittibâ edenlerden kıl.”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Boynuna Meshederken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Allah’ım! Beni cehennemden âzâd eyle, onun zincir ve bukağılarından muhâfaza eyle!”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sağ Ayağını Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl.”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sol Ayağını Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Allah’ım gayretlerimi makbul, günahlarımı mağfiret ve amellerimi kabul eyle mânevî ticâretimi de zarar ettirme!”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Abdest Bittikten Sonra Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Beni tevbe edenlerden ve çok çok temizlenenlerden kıl. Beni sâlih kullarından eyle, beni üzerlerine hiç bir korku gelmeyen ve hiç mahzun olmayanlardan kıl. Seni her an hamdinle tesbîh ederim. Ey Rabbim şehâdet ederim ki Senden başka hiç bir ilâh yok, ancak Sen varsın. Şerîkin yok ve yine şehâdet ederim ki Muhammed Senin kulun ve Rasûlündür. Senden mağfiretini isterim ve Sana tevbe ederim.” (Abdest duâları için, bkz. Ali el-Müttakî, IX, 465-468)<br />
EZAN DUASI<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Câbir bin Abdullah</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunmuştur ki, Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kim ezanı işittiği zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Ey bu eksiksiz dâvetin ve kılınan namazın Rabbi! Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâm’a Vesîle’yi ve fazîleti ver. O’nu va’dettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır!» derse, ona kıyâmet günü mutlakâ şefaat ederim.” </span>(Buhârî, Ezân, 8; Ebû Dâvûd, Salât, 37/529)<br />
NAMAZDA OKUNACAK DUALAR<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre</span> -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>-’dan rivayet olunduğuna göre, o bir gün Rasûlullah        -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span>- Hazretlerine:<br />
“– Yâ Rasûlallah, namazda iftitah tekbîri ile Fâtiha-i şerîfe arasında ne okursunuz?” diye sordu. Peygamber Efendimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span>’de:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“– Şöyle derim”</span>, buyurdular:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ya Rabb, benimle hatâlarımın arasını uzaklaştır, maşrıkla mağribin arasını uzaklaştırdığın gibi. Yâ Rabb! Beni hatâlardan temizle, beyaz bir elbisenin kirlerden temizlendiği gibi. Allah’ım! Hatâlarımı su ile, kar ile, dolu ile yıka.”</span> (Buhârî, Ezân, 89)<br />
İftitah tekbîrinden sonra me’sûr duâlardan her hangi birisi okunabilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">rahimehullah</span> Hazretleri’nin intihâb <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ve </span>iltizâm ettikleri duâ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sünen-i Tirmizî</span>’de ve <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sünen-i Dârekutnî</span>-’de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Saîd el-Hudrî </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunan malûm:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım, seni hamdin ile tesbih ederim. Senin ismin yücedir, mübarektir. Şânın ve makamın yüce ve ulvîdir. Sen’den başka ilah yoktur.”</span> duâsıdır. (Ebû Dâvud, Salât, 119-120)<br />
Bir sonraki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmam-ı Şâfi</span>’nin tercih ettiği duânın okunması da müstehabdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmâm-ı Şafi </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">rahimehullah</span> Hazretleri’nin intihâb ve iltizâm ettikleri duâ, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sahîh-i </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Müslîm</span>’de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazret-i Ali </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kerremallahu vechen</span> Hazretlerin’den mervî bulunan:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Muhakkak ki ben Hanif (hakka yönelmiş) olarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan var eden zât’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.”</span> duâsıdır. (En’âm Sûresi, 79)<br />
CAMİYE GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sizden biriniz mescide girdiği vakit peygambere salât ve selâm etsin. Ve:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbim! Bana rahmetinin kapılarını aç!”</span> </span>desin. (Ebû Dâvud, Salât, 18/465)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Çıkarken de peygambere salât ve selâm etsin ve:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbim! Beni şeytandan koru” </span></span>desin. (İbn Mâce, Mesâcid, 13)<br />
NAMAZDAN SONRA YAPILAN DUA<br />
Peygamberimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kendisinden başka ilâh bulunmayan Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Benden üzüntüyü düşünceyi ve hüznü gider ey Rabbim!”</span></span> derlerdi. (Heysemî, X, 144)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur, sâdece O vardır. O tektir ve şerîki (ortağı) yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir” deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır”</span> buyururlardı. (Bkz. Müslim, Zikr, 30)<br />
İSTİHARE NAMAZI VE DUASI<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Câbir </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span> şöyle dedi:<br />
Rasûlullah <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem </span>tıpkı bir Kur’an sûresini öğretir gibi, bize her iş için istihâre yapmayı tâlim ederdi. Şöyle buyururdu:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Allah’ım! Sen her şeyi bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, Sen’in gücün her şeye yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni, Sen’in o büyük kereminden niyaz ederim. Çünkü Sen’in gücün her şeye yeter, benimki yetmez; Sen her şeyi bilirsin, ben bilemem. Şüphesiz Sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Allah’ım! Eğer bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için hayırlı ise (şimdi veya daha sonrası için hayırlı ise) onu yapmayı bana nasîb eyle, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl! Şayet bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için şer ise (şimdi veya daha sonrası için kötü ise) onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana nasip et, sonra da gönlümü bu sonuca râzı kıl!» </span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Duâ esnâsında kendi işi ne ise onu zikretsin ve açıkça söylesin. (Meselâ “Yâ Rab, falan sefere çıkma kararım” veya “falanca ile evlenmem” desin.”</span> (Buhârî, Deavât 48, Tevhîd 10. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitr 18; İbn-i Mâce, İkâme 188)<br />
Bir başka hadîs-i şerîfte:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bir işin düşüncesi seni alıp kararsız kıldığı zaman Rabbinden hayrını iste, yani istihâre et, bunu yedi defa kadar yap, sonra kalbine ağır basana bak, hayır ondadır” </span>buyurulmuştur. (Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 882)<br />
CUMA GÜNÜ OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunduğuna göre Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a gününde bir saat va</span>[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">rdır. Allah’ın </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kullarından bir müslim namazda iken Allah Teâlâ’dan niyaz ile bir şey isteyip duâsı o saate tesadüf ederse Allah teâlâ Hazretleri o kimsenin dileğini verir.”</span></span> Böyle buyurduktan sonra mübarek küçük parmağının ucuna işaret buyurdu. (bk. Nevevî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Ezkâr</span>, 80; Buhârî, Deavât, 61)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cum’a gününün içindeki saat, küçük parmağına nisbetle parmağın ulak ucu ne kadar ise, güne nisbetle o kadar az bir müddettir ki o saat içinde her halde duâ müstecâb olur demektir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Hazretleri:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a günü, ibâdet ve ezkâr ile müminlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür”</span> buyurmuşlardır. (Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 2519)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Size bir sûre haber vereyim mi ki, azamet semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O sûre Kehf süresidir. Kim cum’a günü bu sûreyi okursa Allah onu ötek cum’aya kadar bu sûre ile mağfiret eder, sonun da üç gün de ziyâdesi vardır.</span></span>[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> Ve semâya ulaşan bir nur verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” </span></span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 2862)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbim! Perşembe günü ümmetimin erkenden yaptığı işleri bereketli kıl.” </span>(Tirmizî, Ticâret, 41)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadîsin şerhinde deniliyor ki, bu günün evvelinde bir ihtiyacını tedarik etmek, nikâh akdetmek ve bunun gibi mühim işler sünnettir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a gününde; Yani perşembeyi cumaya bağlayan gece iki rek’at namaz kılıp Fâtiha’dan sonra onbeş defa Zilzâl Sûresini okuyan kimseyi Allah Teâlâ kabir azâbından ve kıyamet korkularından emin kılar.” </span></span>(Ali el-Müttakî, no: 21356)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]“Şu duâ ile cum’a günü herhangi bir saatte duâ edilirse sahibine muhakkak icabet olunur.”</span>[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Ey Hannân, ey Mennân, ey gökleri ve yeri en güzel şekilde yaratan, ey Celâl ve ikrâm sâhibi!” </span></span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-sağîr, </span>no: 7450)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a gününde bir saat vardır, mü’min bir kul namazda duâ ederken Allah’dan bir şey ister ve o saate denk gelirse, Allah muhakkak ona icabet eder.”</span> Ashab-ı kiram:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bu saat hangi saattir yâ Rasûlallah” dediklerinde:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“İkindi namazı ile güneş batması arasındaki vakittir.”</span> buyurdular (Tirmizî, Cuma, 2; Ali el-Müttakî, no: 21316).</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cuma namazından sonra daha oturduğu yerden kalkmadan yüz defa:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ı hamdiyle tesbih ederim. Azîm olan yüce Allah’ı hamd ile tesbîh ederim. Allah’tan beni affetmesini isterim.”</span> </span>diyen kimsenin yüzbin günâhını, ana ve babasının da yirmidörtbin günâhını Allah mağfiret eder.” (Ali el-Müttakî, no: 21321)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CUMA NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]İmam-ı Suyûtî, </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmi’u’s-sağir</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’inde</span> rivayet eder ki:[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim cuma namazından sonra -konuşmadan ve kalkmadan- </span>[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ihlâs </span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sûresini, </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Felâk </span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sûresini ve </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Nâs </span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sûresini yedişer defa okursa Allah Teâlâ onu gelecek cumaya kadar, zarar verici şeylerden muhafaza buyurur.” </span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-sağîr, </span>no: 8954; Ali el-Müttakî, II, 648/4985)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HER NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DUA</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Li-îlâfi Kureyş sûresini sabah ve akşam veya beş vakit namazın akabinde en az onbir kere okumaya devam edilirse biiznillahi Teâlâ kişinin hayat tehlikesinden emin kalacağını İmam Rabbânî, Mektûbat’ında haber veriyor.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Muhtelif Zamanlarda Okunacak Dualar</span></span><br />
<br />
Günün belli zamanlarda okunacak dualar nelerdir? Muhtelif vesilelerle okunacak dualar.<br />
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin Dualar ve Zikirler kitabında geçen muhtelif dualar ve virdler.<br />
SEHER VAKTİNİN FAZİLETİ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçte biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzûl eder ve şöyle buyurur: “Bana duâ eden var mı, duâsına icâbet edeyim? İstediğini vereyim. Bana istiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim?” </span></span>(Buhârî, Teheccüd, 14)<br />
Bu hadîs-i şerîf, gecenin son üçte birinin vakt-i icâbet olduğuna büyük müjdelerle berâber delâlet etmektedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Gece yarısında semânın kapıları açılır ve bir münâdî şöyle seslenir: «Hiç duâ eden var mı, icâbet olunsun, bir şey isteyen var mı verilsin, bir sıkıntıda olan var mı kurtarılsın.» Her hangi bir duâ ile duâ den hiç bir müslüman yoktur ki Allah Teâlâ ona icâbet etmiş olmasın. Ancak şehveti için koşan zinâkâr kadınla ayyaş ve işret ehli müstesnâ.”</span></span> (İbn Hanbel, IV, 217, III, 34, 43, 94)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Gecede bir saat vardır. Müslüman bir kulun dünyâ ve âhiret işinden istediği her hangi bir hayır varsa ve duâsı o saate gelirse muhakkak Allah ona dileğini verir. Bu her gece vardır.”</span></span> (Tirmizî, Vitr, 16; Neseî, Mevâkit, 35)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Saatlerin efdali gecenin son kısmıdır.”</span> </span>(İbn-i Hanbel, IV, 385)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Üç kişi vardır ki onlar İblis’ten ve askerlerinin şerrinden masûndurlar:</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Gece ve gündüz Allah’ı çok zikredenler,</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Seher vakitlerinde istiğfar edenler,</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Allah’ın haşyetinden ağlayanlar.”</span> (Ali el-Müttakî, XV, 841/43343)</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">TEHECCÜDE KALKINCA OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbn-i Abbas </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anhüma</span>’dan rivâyet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem, gece teheccüd için kalktığında şöyle derlerdi:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım Sana hamd olsun. Sen bütün semâları, arzı ve onlardakileri ayakta tutansın. Hamd Sana mahsûstur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlarda ne varsa hepsinin nûrusun. Hamd Sana mahsustur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve  onlardakilerin hâkimi ve hükümdârısın. Ve Sana yine hamd olsun ki, Sen Hakk’sın. Sen’in va’din de hak, Sana kavuşmak da hak, sözün de hak, cennet de hak, cehennem de hak, nebîlerde hak, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’de hak, kıyâmet de hak. Sana teslîm oldum ey Rabbim! Sana îmân ettim, Sana tevekkül ettim ve Sana yöneldim. İnanmayanlara karşı, Sana dayanarak mücâdele ettim ve neticede ancak Seni hakem olarak kabûl ettim, benim evvelki yaptıklarımı da, sonradan yapacaklarımı da, gizli yaptıklarımı da açık yaptıklarımı da mağfiret et. Öne alan da Sen’sin, geriye bırakan da Sen’sin. Sen’den başka ilâh yoktur. Kuvvet ve kudret ancak, Allah’a dayanmakladır.</span> (Buhârî, Teheccüd, 1)<br />
UYKUDAN KALKINCA OKUNACAK DUA<br />
Peygamberimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem </span>uykudan kalkınca şöyle derlerdi:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Öldürdükten sonra bizi dirilten Allah’a</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> hamd olsun. Dönüş ancak O’nadır.”</span></span> (Buhârî, Deavât, 8)<br />
Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem </span>Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden biriniz uykudan uyandığı zaman şöyle desin:</span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bana ruhumu geri veren, vücûdumu afiyette kılan ve kendisini zikretmeye müsaade eden, Allah’a hamd olsun.”</span> </span>(Nevevî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Ezkâr</span>, 21)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhârî</span>’nin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ubâde bin Sâmit</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’tan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim uyku arasında uyandığında:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">«Allah’tan başka ilâh yok, yalnız O vardır. Şerîki yoktur. Mülk O’nundur. Hamd de O’na mahsustur ve O, her şeye kâdirdir. Allah’a hamdeder, Allah’ı tesbîh ederim. Allah’tan başka ilâh yok ve Allah en büyüktür, Allah’a dayanmaktan başka kuvvet, kudret yoktur.» </span>dedikten sonra;<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> «Ey Rabbim beni mağfiret et» </span>der veya duâ ederse icabet olunur; bir de abdest alırsa namazı kabul olunur.” </span>(Buhârî, Teheccüd, 21)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kulun uykudan kalkınca söyliyeceği şeylerin en sevimlisi:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Ölüleri dirilten Allah’ı tesbih ederim. O her şeye kâdirdir.»</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">demesidir.”</span> (Suyûtî, Camiu’s-sağir, no: 2173)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim sabaha çıkınca:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Ne iyinin ne kötünün aşıp geçemediği Allah’ın tam kelimelerine yarattığı, şekil verdiği ve meydana getirdiği herşeyin şerrinden sığınırım» derse ins ü cinnin şerrinden muhafaza edilir. Yılan, akreb gibi şeylere sokulsa bile o gün akşama kadar zarar vermez. Akşamleyin bunu söylerse sabaha kadar hıfz u emân-ı ilâhîde kalır.” </span>(Ali el-Müttakî, II, 165/3593)<br />
SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim sabahleyin üç def’a</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">diyerek Sûre-i Haşr’ın sonundan üç âyet okursa Allah Teâlâ onun için yetmiş bin melek vazifelendirir, akşama kadar ona duâ ederler, o gün ölürse şehîd olarak ölür, akşamleyin bunu yapan da aynı derecededir.”</span> (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 22/2922)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sabaha çıkınca bin def’a</span> سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">diyen kimse nefsini Allah’dan satın almıştır.”</span> (Heysemî, X, 151)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kim sabah namazını kıldıktan sonra kalkarken yedi defa:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’a sarılmaktan başka kuvvet yoktur ne bir çare ne de bir hîle fâide vermez. Ne Allah’dan kurtulacak yer ne de O’ndan sığınacak yer vardır. Kurtuluş ve sığınış ancak O’na dayanıp ilticâ etmektedir” derse yetmiş türlü belâ ondan def’ olur. </span>(Ali el-Müttakî, II, 144/3519)<br />
EVDEN ÇIKARKEN OKUNACAK DUA<br />
Evden çıkarken en az üç def’a:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ın adıyla! Allah’a tevekkül ettim. Allah’a dayanmaktan başka kudret ve kuvvet yoktur.” </span>duâsını okumalıdır. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)<br />
Bu duâyı okuyan kimseye:<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> “Bu sana kâfidir, himayeye alındın”</span> denilir ve şeytan ondan uzaklaşır gider.</span> (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)<br />
Yine:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Allah’ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, hatâ etmekten, hatâ ettirilmekten, zulmetmekten, zulme uğramaktan, cahillik etmekten, bana cahillik edilmesinden, hakkım olmayan bir şeyi istemekten, elimde olmayan bir şeyin benden istenilmesinden sana sığınırım”</span> demelidir. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103; Ali Müttakî, VII, 144/18420)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Evinden çıkarken iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere gitmekten muhafaza eder, evine girdiğin zaman iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere girmekten muhafaza eder”</span> buyurmuştur. (krş. Nevevî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Ezkâr</span>, 24 vd.)<br />
BİNİTE; ATA VEYA ARABAYA BİNERKEN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bir binite bindiğinde:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hiç de lâyık olmadığımız halde bize bunu müsahhar kılan Allah’ı tesbîh ederim.”</span> (Zuhruf sûresi, 13) diyen kimse, bu bineğinden inmeden ölürse şehîd olarak ölmüş olur.”<br />
Ayrıca binite binerken:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“O’nun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır. Rabbim bağışlar ve merhamet eder.”</span> denilmelidir. (Hûd sûresi, 41)<br />
YEMEKTEN SONRA YAPILACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Ümâme</span> -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>-’den mervîdir ki: Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yemekten sonra şöylece duâ etmişlerdir:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yâ Rabb! Sana, pek çok ve riya gibi şeylerden uzak ve yümn ü bereketi bulunan, nezd-i ulûhiyyetinde makbul olup merdûd olmayacak derece-i kemâl-i ihlâs üzere ve hiç bir sûrette kâfi görmiyeceğimiz ve dâima yapmaya devam edeceğimiz ve hiç bir surette bırakmıyacağımız ve kendisinden hiç bir vakit istiğna göstermiyeceğimiz bir hamd ile sana hamdederiz. Sen bizim Rabbimizsin; yani nîmetin her türlüsü ile bizi besleyen, yaşatansın.” </span>(Buhârî, Et’ime, 54)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Ümâme</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’den rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz bir yemekten sonra şöyle duâ etmişlerdir:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sana hamd ederiz ey Rabbimiz! Nîmetinden müstağnî değiliz. Her dâim senin in’âm ve it’âmına; yani bize nîmet verip yedir</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">mene muhtacız. Bu taam da vedâ taamımız olmayıp daha çok hayırlı ömürler ihsan ile, nankörlük edilmeyen, dâima şükür edilen nîmet ver ey Rabbimiz, yani sana dâima şükredeceğiz.”</span> (Buhârî, Et’ime, 54)<br />
Bir defasında da şöyle demişlerdir:<br />
“Yâ Rabb! Sana hamd ederiz. Bu hamdimiz senin ihsan etmiş olduğun nîmetlerine mukabil olamaz, ve senin azamet-i ulûhiyyetin ve rubûbiyyetin hakkını îfâya asla kâfi değildir. Sana gerektiği gibi hamdedemediğimiz için aczimizi arzederiz. Ey Rabbimiz! Zîrâ nimetlerini saymak mümkün değildir.”<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah Teâlâ Hazretlerine hamdederiz. Bize kifayet edecek derecede yemek ve sâir nimetlerini ihsan buyurdu. Yedirdi ve kanasıya içirdi. Allah Teâlâ Hazretleri’nin azamet ve ulûhiyyetinin hakkını tamamiyle îfâ edebilmek kâbil değildir. Ve Allah Teâlâ Hazretleri’nin sayılmayacak kadar çok nimetleri hiç bir sûretle inkâr edilemez.”</span> (Buhârî, Et’ime, 54)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah Teâlâ Sizden herhangi birinize yemek yedirdiği zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbimiz! Bunu bize mübarek ve bereketli kıl ve bize bundan hayırlısını yedir” </span>desin.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Birine süt içirdiğinde de:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbimiz! Bize bunu mübarek ve bereketli kıl ve bundan bize ziyâdece ver” </span>desin.<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sütten başka hiç bir şey hem yemek, hem içecek yerine geçmez.</span> (Tirmizî, Deavât, 54/3455)<br />
Yine Rasûl-i Ekrem -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem-</span> Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bir yemek yediğin ve bir içecek içtiğin zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Allah’ın ismiyle ve Allah ile. O ki, ism-i</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> Celâl’i sayesinde ne yerde, ne de gökte hiç bir şey zarar veremez. Ya Hayy, ya Kayyûm!» dersen, o yediğin yahud içtiğinden sana hiç bir hastalık gelmez. İçinde zehir bile olsa.”</span> (Ali el-Müttakî, XV, 249/40799)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yemekten sonra şöyle de duâ ederlerdi:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Dâima yediren ve kendisine hiç yedirilmeyen, bize ihsanda bulunan bizi doğru yola ulaştırıp da doyuran ve suya kandıran ve hep güzel vesîlelerle imtihan eden Allah’a hamdederiz. Yâ Rabb sana hamdediyoruz. Bu hamdimizi kâfi görmüyoruz, îfâ edilmiş saymıyoruz ve nankörlük etmiyoruz, nîmetlerinin hiç birinden müstağnî değiliz. Bize yemekten yediren, sudan içiren, çıplak iken giydiren, dalâlette iken hidâyete erdiren, görmezken gösteren ve bizi yarattıklarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamd ederiz, çünkü hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.» </span>(Hâkim, I, 731/2003)<br />
Şu duâ da yemekden sonra yapılan me’sûr duâlardandır.<br />
“Bizi yediren, içiren ve müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.<br />
Allah’ım! Yemek sâhibini, yiyenleri, sofraya emeği geçenleri, bütün mü’min erkek ve kadınları mağfiret et ve onlara rahmet eyle!<br />
Allah’ım! Kalblerimizi muhabbetinin ve zikrinin nurlârıyla nurlandır, ey celâl ve ikrâm sâhibi Allah’ım!<br />
Allah’ım! Din husûsunda, dünyada ve âhirette sıhhat, selâmet ve âfiyet üzere güzel bir hayât yaşamayı lutfeyle! Şüphesiz Sen her şeye kâdirsin.<br />
Allah’ım! Sen’den nîmetin tamâmını (İslâm üzere ölüp cennete girmeyi), âfiyetin devâmını ve hüsn-i hâtime ile (güzel bir hâl üzere) vefât etmeyi isteriz.<br />
Allah’ım! Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> ve Fâtiha-i Şerîfe hürmetine nîmetlerini artır, noksanlaştırma!”<br />
Rasûlullah <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> su içtikleri zaman:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bize rahmetiyle tatlı soğuk su içiren ve günâhlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah’a hamdederiz.”</span> (Suyutî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 6728)<br />
ÇARŞIYA ÇIKINCA OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Çarşıya girdiğinde:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’tan başka ilah yoktur. Bir tek O vardır ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O dâima diridir ve asla ölmez. Bütün hayırlar O’nun elindedir. O herşeye kâdirdir.” diyen bir kimseye Allah binlerce hasene yazar, binlerce günâhını siler, derecesini binlerce yükseltir, ve ona cennette bir ev bina eder.” </span>(Tirmizî, Deavat, 36)<br />
EVE GİRİNCE OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden biriniz bir menzile (eve, konak yerine) indiği zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım”</span> derse, oradan ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar veremez.’</span> (Müslim, Zikir, 54)<br />
AKŞAMLEYİN OKUNACAK DUA<br />
Rasûlullah <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurdu:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim her sabah ve her akşam üç defa:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">«İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O her şeyi işitir ve bilir»</span> derse, ona hiçbir şey zarar vermez.” </span>(Ebû Dâvûd, Edeb, 101/5088; Tirmizî, Deavât, 13)<br />
YATSIDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Mesut el-Bedrî</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayete göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Her kim Bakara Sûresi’nin sonundaki iki âyet-i celîleyi (Âmene’r-Rasûlü) her gece okursa ona kifayet eder.” </span>(Buhârî, Megâzî, 12; Müslim, Müsâfirin, 255; Tirmizî, Sevâbül-Kur’ân, 4)<br />
YATARKEN OKUNACAK DUALAR<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Uyku için yatağa yatarken evvelâ Fatiha, sonra İhlâs-ı şerîf okursan ölümden başka her şeyden emîn olursun.</span>” </span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 892)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yatağına girdiğin zaman şöyle de:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ın gadabından, îkabından, kullarının şerrinden, şeytanların hücumlarından ve benim yanıma gelmelerinden O’nun her biri noksansız ve tam bulunan kelimelerine sığınırım.” Böyle söylersen hiçbir şey sana zarar veremez ve zarar verilmemeye lâyık olursun.” </span>(Bkz. Ebû Dâvud, Tıbb, 19; Tirmizî, Deavât, 90; Muvatta’ Şiir, 9)<br />
Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> yine buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yatağına girdiğin zaman Kâfirûn Sûresini oku. Çünkü bu sûre, şirkten berâettir.” </span>(Tirmizî, Duâ, 22)<br />
ERKEN KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bir de her kim gece yatarken:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku! Allah’ım, gözümü uyanık kıl, kalbimi nurlandır, benden çok uyumayı ve gaflet ağırlığını gider!”</span> </span>duâsını okuyup erkenden uyanmak niyetiyle yatar ise bi-iznillahi teâlâ dilediği saatte uyanır. Uyandığı zaman hemen kalkıp abdest alır, ibâdetine başlar.<br />
Uykusu olmayan ve uyuyamamaktan dolayı muztarib olan kimse abdestli olarak yatağa yatarken:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım, yıldızlar battı, bütün gözler sükûne erdi, Sen ise kendisini uyuklama ve uyku tutmayan Hayy ve Kayyûm’sun! Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah’ım, gecemi sükûna erdir ve gözlerimi uyut!”</span> deyip Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs) sûrelerini okuyup yatmalıdır. (Bkz. Heysemî, X, 178)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhâri</span>’nin Berâ bin Âzib <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Yatağa varmak istediğinde namaz için aldığın gibi bir abdest al, sonra sağ tarafın üzerine yat, sonra şöyle de:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim, bütün varlığımı sana teslîm ettim, işimin tasarrufunu sana havale ettim, yönelişim sanadır, korkum da ancak sendendir, senin azâbından kaçıp sığınılacak ancak yine senin rahmetindir. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin Resulüne îmân ettim ey Rabbim!”</span> demektir. Bunları söyler de uyur, o gecede ölür isen fıtrat üzere ölmüş olursun. Uyumadan evvel bunlar son sözlerin olsun.”</span> (Buharî, Deavât, 7)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhârî</span>’nin Ebû Hüreyre <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden herhangi biriniz yatağına vardığı vakit elbisesiyle yatağının üzerini silkelesin, yani temizlesin, çünkü o vakte kadar ne olduğunu bilmez; yani yatağında akrep ve sâir gibi eza verici şeyler bulunmuş olabilir. Sonra yatağına girince şöyle desin:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Senin isminle ey Rabbim yanımı yere koydum. Yine senin yardımınla kaldırırım. Eğer ruhumu alıkorsan (öldürürsen) ona rahmet eyle, eğer tekrar verirsen onu sâlihleri muhafaza ettiğin şeyle muhafaza eyle.” </span></span>(Buharî, Deavât, 13)<br />
Yine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Buhârî</span>’nin Hüzeyfe <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet etdiğine göre, Hüzeyfe şöyle demiştir: “Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz yatağına vardığında şöyle derlerdi:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Senin isminle ölür, Senin isminle dirilirim ey Allah’ım!”</span></span> (Buhârî, Deavât, 8; Müslim, Zikir, 59)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbn-i Abbâs </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu ahn</span>’dan mervidir ki: Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Eğer bir kimse kendi haremine yaklaşırken besmeleden sonra:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">«Ya Rab beni şeytandan uzaklaştır, şeytanı da bize in’âm ve ihsan buyurduğun şeyden uzaklaştır»</span> demiş olsa, sonra o zevceyn arasında evlâd takdîr olunursa o çocuğa ebediyyen şeytan zarar veremez.” </span>(Buhârî, Deavât, 54)<br />
Peygamberimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> gece bir tarafından diğer tarafına dönünce:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vâhid ve Kahhâr olan Allah’tan başka ilah yoktur. O, göklerin yerin ve ikisinin arasındaki herşeyin Rabbidir. O, Azîz ve Gaffâr’dır / üstün ve çok affedicidir.”</span> derlerdi. </span>(Hâkim, I, 724/1980)<br />
SABAH NAMAZINA KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden herhangi biriniz uykuda iken şeytan ense kökünüze üç düğüm atar. Her bir düğümü bağladıkça: «Sen yat yat, daha gece uzundur» diyerek attığı düğümün üzerine eliyle vurur. Eğer bir kimse uykudan uyanır da Allah’ı zikreder, hatırlarsa bu düğümlerden biri çözülür, abdest alırsa biri daha çözülür, namaz kılarsa birisi daha çözülür ve zinde ve neş’eli olarak tertemiz bulunarak, sıklet ve tenbellik gibi şeylerden uzak olarak sabaha çıkmış olur. Böyle yapmayıp da güneş doğuncaya kadar gaflet üzere yatarsa vücûdu habîs ve tenbel olarak sabaha çıkmış olur.</span> (Buhârî, Teheccüd, 12; Müslim, Müsâfirîn, 207; Ebû Dâvud, Tatavvu’, 18)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Abdullah bin Mesut </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan gelen rivayette ise Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz’in huzurunda geceden uykuya dalarak tâ güneş doğuncaya kadar uyuyup sabah namazına kalkmayan kimse zikredilse:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“O kimsenin kulağına şeytan işemişdir”</span> </span>buyururlardı. (Buhârî, Teheccüd, 13)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Muhakkak sabah namazı ile güneş doğması arasında bulunan rızık taksimi zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına mani olur” </span></span>buyurmuşlardır. (İbn Hanbel, I, 73)<br />
HELAYA GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enes bin Mâlik </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> def’i hacete girerlerken:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım, şeytanların </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">erkeklerinden ve dişilerinden</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> sana sığınırım” </span></span>derlerdi. (Buhârî, Deavât, 54)<br />
Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sizden biriniz heladan çıkarken:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Benden bana eza veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah’a hamd olsun.»</span> </span>desin” (Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 574; Ali el-Müttakî, IX, 350/26390).<br />
ABDEST DUALARI</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Elleri Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Azamet ve celâl sâhibi Allah’ın adıyla başlarım. Bizi İslâm dininde kılan, îman etmeye muvaffak buyuran ve hidâyete erdiren, Rahman Allah’a hamdederim. Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ağzını Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim, bana peygamberinin havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Burnuna Su Verirken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim bana cennetin kokusunu duyur ve onun nîmetlerinden nasîblendir ve bana ateşin kokusunu duyurma.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Yüzünü Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyâz kıl, nurlandır.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sağ Kolunu Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ey Rabbim! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör.”</span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sol Kolunu Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve beni sıkı hesâba çekme!”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Başını Meshederken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Saçımı ve yüzümü ateşten koru. Senin himâyenden başka bir himâyenin bulunmadığı günde beni Arş’ının gölgesi altında gölgelendir.”<br />
“Allah’ım beni rahmetinle sar, üzerime berekâtından indir.”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kulağına Meshederken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Beni sözü dinleyip de en güzeline ittibâ edenlerden kıl.”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Boynuna Meshederken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Allah’ım! Beni cehennemden âzâd eyle, onun zincir ve bukağılarından muhâfaza eyle!”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sağ Ayağını Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl.”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sol Ayağını Yıkarken Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Allah’ım gayretlerimi makbul, günahlarımı mağfiret ve amellerimi kabul eyle mânevî ticâretimi de zarar ettirme!”</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Abdest Bittikten Sonra Okunacak Dua</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ey Rabbim! Beni tevbe edenlerden ve çok çok temizlenenlerden kıl. Beni sâlih kullarından eyle, beni üzerlerine hiç bir korku gelmeyen ve hiç mahzun olmayanlardan kıl. Seni her an hamdinle tesbîh ederim. Ey Rabbim şehâdet ederim ki Senden başka hiç bir ilâh yok, ancak Sen varsın. Şerîkin yok ve yine şehâdet ederim ki Muhammed Senin kulun ve Rasûlündür. Senden mağfiretini isterim ve Sana tevbe ederim.” (Abdest duâları için, bkz. Ali el-Müttakî, IX, 465-468)<br />
EZAN DUASI<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Câbir bin Abdullah</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunmuştur ki, Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kim ezanı işittiği zaman:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Ey bu eksiksiz dâvetin ve kılınan namazın Rabbi! Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâm’a Vesîle’yi ve fazîleti ver. O’nu va’dettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır!» derse, ona kıyâmet günü mutlakâ şefaat ederim.” </span>(Buhârî, Ezân, 8; Ebû Dâvûd, Salât, 37/529)<br />
NAMAZDA OKUNACAK DUALAR<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre</span> -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>-’dan rivayet olunduğuna göre, o bir gün Rasûlullah        -<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span>- Hazretlerine:<br />
“– Yâ Rasûlallah, namazda iftitah tekbîri ile Fâtiha-i şerîfe arasında ne okursunuz?” diye sordu. Peygamber Efendimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span>’de:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“– Şöyle derim”</span>, buyurdular:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ya Rabb, benimle hatâlarımın arasını uzaklaştır, maşrıkla mağribin arasını uzaklaştırdığın gibi. Yâ Rabb! Beni hatâlardan temizle, beyaz bir elbisenin kirlerden temizlendiği gibi. Allah’ım! Hatâlarımı su ile, kar ile, dolu ile yıka.”</span> (Buhârî, Ezân, 89)<br />
İftitah tekbîrinden sonra me’sûr duâlardan her hangi birisi okunabilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">rahimehullah</span> Hazretleri’nin intihâb <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ve </span>iltizâm ettikleri duâ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sünen-i Tirmizî</span>’de ve <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sünen-i Dârekutnî</span>-’de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Saîd el-Hudrî </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunan malûm:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ım, seni hamdin ile tesbih ederim. Senin ismin yücedir, mübarektir. Şânın ve makamın yüce ve ulvîdir. Sen’den başka ilah yoktur.”</span> duâsıdır. (Ebû Dâvud, Salât, 119-120)<br />
Bir sonraki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmam-ı Şâfi</span>’nin tercih ettiği duânın okunması da müstehabdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmâm-ı Şafi </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">rahimehullah</span> Hazretleri’nin intihâb ve iltizâm ettikleri duâ, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sahîh-i </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Müslîm</span>’de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazret-i Ali </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kerremallahu vechen</span> Hazretlerin’den mervî bulunan:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Muhakkak ki ben Hanif (hakka yönelmiş) olarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan var eden zât’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.”</span> duâsıdır. (En’âm Sûresi, 79)<br />
CAMİYE GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sizden biriniz mescide girdiği vakit peygambere salât ve selâm etsin. Ve:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbim! Bana rahmetinin kapılarını aç!”</span> </span>desin. (Ebû Dâvud, Salât, 18/465)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Çıkarken de peygambere salât ve selâm etsin ve:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbim! Beni şeytandan koru” </span></span>desin. (İbn Mâce, Mesâcid, 13)<br />
NAMAZDAN SONRA YAPILAN DUA<br />
Peygamberimiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kendisinden başka ilâh bulunmayan Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Benden üzüntüyü düşünceyi ve hüznü gider ey Rabbim!”</span></span> derlerdi. (Heysemî, X, 144)<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur, sâdece O vardır. O tektir ve şerîki (ortağı) yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir” deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır”</span> buyururlardı. (Bkz. Müslim, Zikr, 30)<br />
İSTİHARE NAMAZI VE DUASI<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Câbir </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span> şöyle dedi:<br />
Rasûlullah <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem </span>tıpkı bir Kur’an sûresini öğretir gibi, bize her iş için istihâre yapmayı tâlim ederdi. Şöyle buyururdu:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin:</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">«Allah’ım! Sen her şeyi bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, Sen’in gücün her şeye yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni, Sen’in o büyük kereminden niyaz ederim. Çünkü Sen’in gücün her şeye yeter, benimki yetmez; Sen her şeyi bilirsin, ben bilemem. Şüphesiz Sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Allah’ım! Eğer bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için hayırlı ise (şimdi veya daha sonrası için hayırlı ise) onu yapmayı bana nasîb eyle, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl! Şayet bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için şer ise (şimdi veya daha sonrası için kötü ise) onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana nasip et, sonra da gönlümü bu sonuca râzı kıl!» </span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Duâ esnâsında kendi işi ne ise onu zikretsin ve açıkça söylesin. (Meselâ “Yâ Rab, falan sefere çıkma kararım” veya “falanca ile evlenmem” desin.”</span> (Buhârî, Deavât 48, Tevhîd 10. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitr 18; İbn-i Mâce, İkâme 188)<br />
Bir başka hadîs-i şerîfte:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bir işin düşüncesi seni alıp kararsız kıldığı zaman Rabbinden hayrını iste, yani istihâre et, bunu yedi defa kadar yap, sonra kalbine ağır basana bak, hayır ondadır” </span>buyurulmuştur. (Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 882)<br />
CUMA GÜNÜ OKUNACAK DUA<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebû Hüreyre</span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">radıyallahu anh</span>’dan rivayet olunduğuna göre Rasûl-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a gününde bir saat va</span>[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">rdır. Allah’ın </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kullarından bir müslim namazda iken Allah Teâlâ’dan niyaz ile bir şey isteyip duâsı o saate tesadüf ederse Allah teâlâ Hazretleri o kimsenin dileğini verir.”</span></span> Böyle buyurduktan sonra mübarek küçük parmağının ucuna işaret buyurdu. (bk. Nevevî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Ezkâr</span>, 80; Buhârî, Deavât, 61)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cum’a gününün içindeki saat, küçük parmağına nisbetle parmağın ulak ucu ne kadar ise, güne nisbetle o kadar az bir müddettir ki o saat içinde her halde duâ müstecâb olur demektir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Hazretleri:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a günü, ibâdet ve ezkâr ile müminlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür”</span> buyurmuşlardır. (Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 2519)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Size bir sûre haber vereyim mi ki, azamet semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O sûre Kehf süresidir. Kim cum’a günü bu sûreyi okursa Allah onu ötek cum’aya kadar bu sûre ile mağfiret eder, sonun da üç gün de ziyâdesi vardır.</span></span>[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> Ve semâya ulaşan bir nur verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” </span></span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-Sağir</span>, no: 2862)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Ey Rabbim! Perşembe günü ümmetimin erkenden yaptığı işleri bereketli kıl.” </span>(Tirmizî, Ticâret, 41)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadîsin şerhinde deniliyor ki, bu günün evvelinde bir ihtiyacını tedarik etmek, nikâh akdetmek ve bunun gibi mühim işler sünnettir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a gününde; Yani perşembeyi cumaya bağlayan gece iki rek’at namaz kılıp Fâtiha’dan sonra onbeş defa Zilzâl Sûresini okuyan kimseyi Allah Teâlâ kabir azâbından ve kıyamet korkularından emin kılar.” </span></span>(Ali el-Müttakî, no: 21356)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]“Şu duâ ile cum’a günü herhangi bir saatte duâ edilirse sahibine muhakkak icabet olunur.”</span>[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Ey Hannân, ey Mennân, ey gökleri ve yeri en güzel şekilde yaratan, ey Celâl ve ikrâm sâhibi!” </span></span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-sağîr, </span>no: 7450)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Cum’a gününde bir saat vardır, mü’min bir kul namazda duâ ederken Allah’dan bir şey ister ve o saate denk gelirse, Allah muhakkak ona icabet eder.”</span> Ashab-ı kiram:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bu saat hangi saattir yâ Rasûlallah” dediklerinde:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“İkindi namazı ile güneş batması arasındaki vakittir.”</span> buyurdular (Tirmizî, Cuma, 2; Ali el-Müttakî, no: 21316).</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cuma namazından sonra daha oturduğu yerden kalkmadan yüz defa:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Allah’ı hamdiyle tesbih ederim. Azîm olan yüce Allah’ı hamd ile tesbîh ederim. Allah’tan beni affetmesini isterim.”</span> </span>diyen kimsenin yüzbin günâhını, ana ve babasının da yirmidörtbin günâhını Allah mağfiret eder.” (Ali el-Müttakî, no: 21321)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CUMA NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[b]İmam-ı Suyûtî, </span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmi’u’s-sağir</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’inde</span> rivayet eder ki:[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nebiyy-i Ekrem <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sallallahu aleyhi ve sellem</span> Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Kim cuma namazından sonra -konuşmadan ve kalkmadan- </span>[b]<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ihlâs </span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sûresini, </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Felâk </span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sûresini ve </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Nâs </span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sûresini yedişer defa okursa Allah Teâlâ onu gelecek cumaya kadar, zarar verici şeylerden muhafaza buyurur.” </span>(Suyûtî, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">el-Câmiu’s-sağîr, </span>no: 8954; Ali el-Müttakî, II, 648/4985)[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HER NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DUA</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Li-îlâfi Kureyş sûresini sabah ve akşam veya beş vakit namazın akabinde en az onbir kere okumaya devam edilirse biiznillahi Teâlâ kişinin hayat tehlikesinden emin kalacağını İmam Rabbânî, Mektûbat’ında haber veriyor.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cinsel İlişkiye Girmeden Önce Yapılan Dua]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=24761</link>
			<pubDate>Thu, 07 Dec 2023 18:54:39 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=24761</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cinsel İlişkiye Girmeden Önce Yapılan Dua</span></span><br />
<br />
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her hangi biriniz eşine geldiği (yani cinsel ilişkiye girmek istediği) zaman:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا<br />
<br />
‘Allah’ın adıyla. Ey Allah’ım! Şeytanı bizden uzaklaştır ve bizi kendisi ile rızıklandıracağın çocuktan da şeytanı uzaklaştır,’ der de onların aralarında bir çocuk takdir olunursa, şeytan o çocuğa zarar veremez!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Buhari 294, Müslim 1434/116, Ebu Davud 2161, Nesei İşretü’n-Nisa 144, Darimi 2/145, İbni Mace 1919, İbni Ebi Şeybe 3/401/1, İbni Sünni 608, Tayalisi 2705, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/216, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2012</span></span><br />
<br />
Önemli Uyarı: “Duada geçtiği gibi Allah-u Teâlâ, bizi doğacak çocuk ile rızıklandırıyor! Hiç kimse çocuk olunca maddi yönden sıkıntıya girerim diye korkmasın! Eğer böyle biri korku var ise bu, şeytandandır! Bu kişi Allah’a tevbe etsin ve imanını gözden geçirsin! Çünkü yeryüzünde ki bütün canlıların rızkı Allah’ın üzerinedir.<br />
<br />
(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
<br />
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا<br />
<br />
“Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın…”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hud Suresi 6</span></span><br />
<br />
Her durumda olduğu gibi eşinizle cinsel ilişkiye girerken de Allah’a sığınmalıyız. Rabbimizi her durumda anmalı ve şeytanın hilelerinden korunmalıyız. Bu gibi durumlarda utanmamalı ve doğru olanı, yapılması gerekileni araştırmalı ve öğrenmeliyiz. İşte bu yazımızda sizler için cinsel ilişki öncesi okumanız gereken duayı anlatacak ve sizleri bu konuda bilgilendireceğiz.<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan dua eşinizi ve eşinizle girdiğiniz cinsel ilişkiden doğabilecek çocuğunuzu şeytanın oyunlarından uzak eder. Her durumda olduğu gibi cinsel ilişkide de Allah’a sığınmalı ve Allah’ın dilediği gibi hayırlı bir yuva kurmalıyız.<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Latin harflerle yazılışı aşağıdaki gibidir. Arapça bilmeyenler için özellikle hazırladığımız duayı eşinizle gireceğiniz cinsel ilişkiden önce okuyabilirsiniz.<br />
<br />
“Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ.”<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir.<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ اَللَّهُمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطاَنَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطاَنَ ماَ رَزَقْتَناَ<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın fazileti hem sizi hem eşinizi hem de eşinizle birlikte olabilecek çocuğunuzu şeytanın şerrinden uzak tutmasıdır. Özellikle Allah yolunda bir evlat yetiştirmek istiyorsanız bu duayı cimadan önce okumalı kendiniz gibi salih ve saliha evlatlar dünyaya getirebilmek için Allah’tan marifet dilemelisiniz. Sizlerle paylaştığımız duanın Türkçe karşılığı aşağıdaki gibidir.<br />
<br />
“Allah’ın ismiyle, Allah’ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.”<br />
<br />
Görüldüğü üzere bu dua hem sizi hem de sizin ilişkinizden doğabilecek evladınızı şeytanın şerrinden koruyor. Bu da gelecekte salih ve saliha evlatlar yetiştirmenize yardımcı oluyor.<br />
<br />
Kendini haramdan korumaya, helâl ile yetinmeye niyet etmeli, eşiyle cinsel ilişkiden önce, şeytandan Allah Teâlâ'ya sığınıp,<br />
<br />
"Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ" (Allah'ın ismiyle, Allah'ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.)"<br />
<br />
demelidir. Bu durumda hamile kalırsa, şeytan ona zarar vermez.<br />
<br />
Resulullah Efendimiz (asm),<br />
<br />
    "Cimada Besmele söyle. Cünüplükten temizleninceye kadar sana sevap yazılır. Bu cimada çocuğun olursa sana, bu çocuğun nefesleri sayısınca ve onun neslinin nefesleri sayısınca sevap yazılır." buyurdu. (bk. Buhârî, Bed'ul-halk 11; Müslim, Nikâh, 18)<br />
<br />
Buna göre:<br />
<br />
1. Kadın veya erkek eşiyle cinsel ilişkiye başlarken besmele çekerek hadîste geçen duayı oku­ması müstehabdır. İmam Gazali besmeleden sonra İhlas sûresini okuyarak tekbir ve tehlil getirmenin de müstehab olduğunu söy­lemiştir.<br />
<br />
2. Şeytanın şerrinden Allah'a sığınarak  ona  duâ  etmek ve Onun ismiyle teberrük eylemek, yapılan her işi Allah Teâlâ'nın müyesser kıl­dığını hatırlamak gerekir.<br />
<br />
3. Hadîs-i şerîf şeytanın insana ana rahminden başlayarak ölün­ceye kadar musallat olduğuna işaret etmektedir.<br />
<br />
Cinsel ilişkiden önce okunması gereken dua var mıdır? Cinsi münasebet öncesi okunacak dua ile ilgili hadis-i şerif.<br />
<br />
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Biriniz eşiyle birleşeceği zaman, ‘bismillâh, Allâhümme cennibne’ş-şeytâne ve cennibi’ş-şeytâne mâ razaktenâ: Allahım! Şeytanı bizden ve bize vereceğin çocuktan uzaklaştır’ derse ve bu beraberlikten çocukları olursa, şeytan ona zarar veremez.” (Buhârî, Vudû’ 8, Bed’ü’l-halk 11, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 45; Tirmizî, Nikâh 8)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisin Açıklaması</span></span><br />
<br />
Hadîs-i şerîf her şeyi Allah’ın yaptığına, hayrın da şerrin de O’ndan geldiğine gönülden inanmanın ve O’na teslim olmanın örneklerinden birini ortaya koymakta ve doğacak çocuklarının iyi bir Müslüman olarak yetişmesini ve yaşamasını isteyen eşlerin cinsel temasta bulunmak istedikleri zaman, bunu Efendimiz’in (s.a.s.) öğrettiği şekilde Cenâb-ı Hak’tan niyâz etmelerini tavsiye etmektedir. <br />
<br />
Hadisimizdeki “biriniz eşiyle birleşeceği zaman” ifadesi, yukarıda kaynaklarını verdiğimiz bazı rivayetlerde “biriniz eşiyle birleşmek istediği zaman” şeklindedir. Böylece bu duanın birleşme esnasında değil, daha önce yapılacağı anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Şeytanın doğacak çocuğa zarar vermemesi sözü, bazı rivayetlerde “Şeytan ona ebediyyen zarar vermez” (Buhârî, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116), “Şeytan ona musallat olmaz” (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11) şekillerinde daha kesin ifadelerle rivayet edilmiştir. Bununla beraber bu ifadeler, şeytanın doğacak o çocuğa hiçbir şekilde zarar vermeyeceği, onun yanına hiç yaklaşmayacağı anlamına gelmez.<br />
<br />
Zira şeytanın insanı baştan çıkarmak veya yaptığı ibadetleri tam bir şuur haliyle îfâ etmesine engel olmak için gönüllere verdiği vesveseden tamamiyle kurtulmak mümkün değildir. Muhtemelen bu ifadesiyle Resûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz, bazı âlimlerin söylediği gibi şeytanın, doğacak çocuğu çarpmayacağını, bedenine ve inancına zarar veremeyeceğini, birleşme sırasında kendilerine yaklaşma fırsatı bulamayacağını anlatmak istemiştir. Bir insan için hayatta en tehlikeli şey, imansız olarak ölmektir.<br />
<br />
Diğer bir ifadeyle şeytanın insana vereceği en büyük zarar, onu dininden ve imanından etmesidir. Belki de Resûlullah (s.a.s.) şeytanın vereceği zarar sözüyle bunu kastetmiştir. Şüphesiz her şey mutlak kudret sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ın elindedir. Nitekim şeytana hitaben: “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur” (Hicr sûresi, 42) buyurmaktadır. Dilerse kullarını ondan muhafaza buyurur. Kula düşen görev, dua ve niyazda bulunmaktır. <br />
Hadisten Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Her işe besmele ile başlamalıdır.<br />
    Duayı hiç ihmâl etmemelidir.<br />
    Şeytan insandan hiç ayrılmadığı için ondan her zaman, hatta eşiyle beraber olmak istediği zaman bile Allah’a sığınmalıdır.<br />
    Her şey Allah’ın elindedir. O kendisine sığınanı şeytandan korur.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KARŞI CİNSE DOKUNMAK ABDESTİ BOZAR MI?</span></span><br />
<br />
Bir erkeğin yabancı bir kadına dokunması, günah olmakla beraber, Hanefî mezhebine göre bu durumda erkeğin de kadının da abdesti bozulmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 54) Şâfiî mezhebine göre ise, bir kişi karşı cinsten olan ve kendisiyle arasında dinen evlenme engeli bulunmayan bir kimseye arada bir engel olmaksızın dokunursa, her ikisinin de abdesti bozulur. (Mâverdî, el-Hâvî, I, 183-187) Ancak karşı cinsin saç veya tırnağına dokunmakla abdest bozulmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ramazan gecelerinde eşlerin cinsel ilişkide bulunması caiz midir?</span></span><br />
<br />
Oruç, imsak (fecr-i sâdık) vaktinden güneşin batımına kadarki süre içinde yeme, içme ve cinsel ilişkiden, ibadet niyetiyle uzak durmaktır. Yani oruç gündüz tutulur. Ramazan geceleri için yeme, içme ve cinsel ilişki yasağı söz konusu değildir. Dolayısıyla iftar ile imsak arasında yemek, içmek ve eşlerin cinsel ilişkide bulunmasında bir sakınca yoktur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.” (Bakara, 2/187)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eşinin cinsel organını görmek gusül abdestini bozar mı</span></span><br />
<br />
Eşinin cinsel organını görmek abdesti bozar mı ?Kadının kocasının cinsel organını görmesi gusül gerektirir mi <br />
<br />
Erkek olsun kadın olsun veya eş olsun yabancı olsun sadece cinsel organı görmekle gusül abdesti almak gerekmez. <br />
Eşinin cinsel organını görmekle veya bakmakla gusül abdesti almak gerekmez. Ayrıca eşlerin birbirlerinin cinsel organını görmek de günah değildir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yanlislikla esinin cinsel organina dokunmak orucu bozarmi </span></span><br />
<br />
Eşinin cinsel organına dokunmak orucu bozmaz<br />
<br />
Penis görmek ve ellemek guslü bozmaz. İlişkiye girmek, organların birbirine değmesi ve meni akması guslü bozar. <br />
<br />
Eşlerin birbirlerini çıplak görmeleri helaldir. Ama bunun iletişim vasıtaları ile yapılması asla uygun değildir ve tehlikelidir. resimlerden görüntülerden etkilenerekten kendine dokunarak tatmin olup  meni boşalması olmuşsa ve senin bir müdahalen ile olmuşsa orucun bozulur. Eğer inzal mezi ise oruç bozulmaz. müdahalen olmadan görünce  meni inzal olduysa oruç bozulmaz.<br />
<br />
Eşine arkadan yanaşmak tekrar imam nikahı gerektirir mi (hanefi mezhebine göre)<br />
<br />
Eşine arkadan yanaşmak tekrar nikahı gerektirmez…<br />
<br />
Eşlerin birbirine her yerleri mübahtır, haram değildir” şeklindeki bir hüküm doğru değildir; kadına anüsten yaklaşmak (ters ilişki) ehlisünnete göre caiz değildir. <br />
<br />
İslam, kişinin bütün hayatını içine alan ve her konuyu değerlendiren bir dindir. Bu sebeple insanın hayatında önemli bir yer tutan cinselliği ve eğitimini de ihmal etmemiştir. Belirli ölçüler içerisinde helal dairesinde keyfe kafi gelecek şekilde düzenlemiştir.<br />
<br />
Nitekim, sahabeden birisi hanımına üreme organından olmak şartıyla arka tarafından yaklaşmak istemiş, ancak hanımı buna karşı çıkmış ve doğacak çocuğun şaşı olacağı şeklindeki Yahudi anlayışını da bahane göstererek itiraz etmişti.<br />
<br />
Durum Peygamber Efendimize (asv) haber verildiğinde Eşlere, üreme organından olmak şartıyla, istenildiği şekilde yaklaşılabileceğini (1) ifade eden ayet geldi.<br />
<br />
Bu ayeti açıklayan Peygamberimiz (asv) de Üreme organından olmak şartıyla arkadan, yandan, üstten, alttan, istenildiği ve hoşa gidildiği şekilde cinsel ilişkiye girilebileceğini” ifade etmiştir. (2)<br />
<br />
İslam, kişinin eşiyle cinsel ilişkisini şu durumlarda yasaklamıştır :<br />
<br />
1. Adet halinde ve lohusalı iken cinsel temas haramdır.<br />
2. Eşinin dışkı yerinden yani anüsünden yaklaşmak. Zevceye dışkı yerinden cinsel ilişkiye girmek büyük günahlardandır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz: “Hanımına dışkı yerinden yaklaşan kimse lanete uğramıştır.” buyurur. Başka bir hadîslerinde de: “Erkeğe veya kadına arka yoldan yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz” buyururlar. (3) <br />
<br />
Dinimizin bunların dışındaki cinsel ilişkiyi, üreme organından olmak şartıyla her türlü şekline müsaade ettiğini ve haram kılmadığını anlıyoruz. Eşlerin birbirini yalama, okşama, dudaklarıyla, oral yolla ve elleriyle cinsel ilişkiye hazırlamak için vücutlarının değişik yerlerine yaptıkları her türlü hareketin haram olmadığını söyleyebiliriz.<br />
<br />
Ancak kesin bir yasağın olmaması, bazı tavsiyelerinde olmadığı anlamına gelmez. Cinsel ilişki esnasında dikkat edilmesi tavsiye edilen hususlar şunlardır :<br />
<br />
1. Eşlerin cinsel ilişki esnasında üstlerine bir örtü almaları. (4)<br />
2. Eşlerin birbirlerinin cinsel organlarına bakmamaları. (5)<br />
3. Cinsel ilişki anında az konuşmaları. (6)<br />
<br />
Bu tavsiyelere uymak güzel olmakla beraber, üreme organından olmak şartıyla her türlü sevişme ve ilişki caizdir.<br />
<br />
Kaynaklar:<br />
1. Bakara Suresi, 2/223<br />
2. bk. Elmalılı Hamdi Yazır’ın ve İbni Kesir’in Tefsirlerinin Bakara, 2/233. ayetin tefsiri.<br />
3. bk. Ebû Dâvûd, Nikâh, 45; Müsned, I, 86; II, 444; Tirmizî, Taharet, 102; Mişkâtü’l-Mesâbih, II, 184<br />
4. Kenzu’l-ummal, 6/415<br />
5. İbn Mace, Nikah, 28<br />
6. Feyzu’l- Kadir, 1/327 <br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cinsel İlişkiye Girmeden Önce Yapılan Dua</span></span><br />
<br />
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her hangi biriniz eşine geldiği (yani cinsel ilişkiye girmek istediği) zaman:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا<br />
<br />
‘Allah’ın adıyla. Ey Allah’ım! Şeytanı bizden uzaklaştır ve bizi kendisi ile rızıklandıracağın çocuktan da şeytanı uzaklaştır,’ der de onların aralarında bir çocuk takdir olunursa, şeytan o çocuğa zarar veremez!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Buhari 294, Müslim 1434/116, Ebu Davud 2161, Nesei İşretü’n-Nisa 144, Darimi 2/145, İbni Mace 1919, İbni Ebi Şeybe 3/401/1, İbni Sünni 608, Tayalisi 2705, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/216, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2012</span></span><br />
<br />
Önemli Uyarı: “Duada geçtiği gibi Allah-u Teâlâ, bizi doğacak çocuk ile rızıklandırıyor! Hiç kimse çocuk olunca maddi yönden sıkıntıya girerim diye korkmasın! Eğer böyle biri korku var ise bu, şeytandandır! Bu kişi Allah’a tevbe etsin ve imanını gözden geçirsin! Çünkü yeryüzünde ki bütün canlıların rızkı Allah’ın üzerinedir.<br />
<br />
(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
<br />
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا<br />
<br />
“Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın…”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hud Suresi 6</span></span><br />
<br />
Her durumda olduğu gibi eşinizle cinsel ilişkiye girerken de Allah’a sığınmalıyız. Rabbimizi her durumda anmalı ve şeytanın hilelerinden korunmalıyız. Bu gibi durumlarda utanmamalı ve doğru olanı, yapılması gerekileni araştırmalı ve öğrenmeliyiz. İşte bu yazımızda sizler için cinsel ilişki öncesi okumanız gereken duayı anlatacak ve sizleri bu konuda bilgilendireceğiz.<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan dua eşinizi ve eşinizle girdiğiniz cinsel ilişkiden doğabilecek çocuğunuzu şeytanın oyunlarından uzak eder. Her durumda olduğu gibi cinsel ilişkide de Allah’a sığınmalı ve Allah’ın dilediği gibi hayırlı bir yuva kurmalıyız.<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Latin harflerle yazılışı aşağıdaki gibidir. Arapça bilmeyenler için özellikle hazırladığımız duayı eşinizle gireceğiniz cinsel ilişkiden önce okuyabilirsiniz.<br />
<br />
“Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ.”<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir.<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ اَللَّهُمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطاَنَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطاَنَ ماَ رَزَقْتَناَ<br />
<br />
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın fazileti hem sizi hem eşinizi hem de eşinizle birlikte olabilecek çocuğunuzu şeytanın şerrinden uzak tutmasıdır. Özellikle Allah yolunda bir evlat yetiştirmek istiyorsanız bu duayı cimadan önce okumalı kendiniz gibi salih ve saliha evlatlar dünyaya getirebilmek için Allah’tan marifet dilemelisiniz. Sizlerle paylaştığımız duanın Türkçe karşılığı aşağıdaki gibidir.<br />
<br />
“Allah’ın ismiyle, Allah’ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.”<br />
<br />
Görüldüğü üzere bu dua hem sizi hem de sizin ilişkinizden doğabilecek evladınızı şeytanın şerrinden koruyor. Bu da gelecekte salih ve saliha evlatlar yetiştirmenize yardımcı oluyor.<br />
<br />
Kendini haramdan korumaya, helâl ile yetinmeye niyet etmeli, eşiyle cinsel ilişkiden önce, şeytandan Allah Teâlâ'ya sığınıp,<br />
<br />
"Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ" (Allah'ın ismiyle, Allah'ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.)"<br />
<br />
demelidir. Bu durumda hamile kalırsa, şeytan ona zarar vermez.<br />
<br />
Resulullah Efendimiz (asm),<br />
<br />
    "Cimada Besmele söyle. Cünüplükten temizleninceye kadar sana sevap yazılır. Bu cimada çocuğun olursa sana, bu çocuğun nefesleri sayısınca ve onun neslinin nefesleri sayısınca sevap yazılır." buyurdu. (bk. Buhârî, Bed'ul-halk 11; Müslim, Nikâh, 18)<br />
<br />
Buna göre:<br />
<br />
1. Kadın veya erkek eşiyle cinsel ilişkiye başlarken besmele çekerek hadîste geçen duayı oku­ması müstehabdır. İmam Gazali besmeleden sonra İhlas sûresini okuyarak tekbir ve tehlil getirmenin de müstehab olduğunu söy­lemiştir.<br />
<br />
2. Şeytanın şerrinden Allah'a sığınarak  ona  duâ  etmek ve Onun ismiyle teberrük eylemek, yapılan her işi Allah Teâlâ'nın müyesser kıl­dığını hatırlamak gerekir.<br />
<br />
3. Hadîs-i şerîf şeytanın insana ana rahminden başlayarak ölün­ceye kadar musallat olduğuna işaret etmektedir.<br />
<br />
Cinsel ilişkiden önce okunması gereken dua var mıdır? Cinsi münasebet öncesi okunacak dua ile ilgili hadis-i şerif.<br />
<br />
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Biriniz eşiyle birleşeceği zaman, ‘bismillâh, Allâhümme cennibne’ş-şeytâne ve cennibi’ş-şeytâne mâ razaktenâ: Allahım! Şeytanı bizden ve bize vereceğin çocuktan uzaklaştır’ derse ve bu beraberlikten çocukları olursa, şeytan ona zarar veremez.” (Buhârî, Vudû’ 8, Bed’ü’l-halk 11, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 45; Tirmizî, Nikâh 8)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisin Açıklaması</span></span><br />
<br />
Hadîs-i şerîf her şeyi Allah’ın yaptığına, hayrın da şerrin de O’ndan geldiğine gönülden inanmanın ve O’na teslim olmanın örneklerinden birini ortaya koymakta ve doğacak çocuklarının iyi bir Müslüman olarak yetişmesini ve yaşamasını isteyen eşlerin cinsel temasta bulunmak istedikleri zaman, bunu Efendimiz’in (s.a.s.) öğrettiği şekilde Cenâb-ı Hak’tan niyâz etmelerini tavsiye etmektedir. <br />
<br />
Hadisimizdeki “biriniz eşiyle birleşeceği zaman” ifadesi, yukarıda kaynaklarını verdiğimiz bazı rivayetlerde “biriniz eşiyle birleşmek istediği zaman” şeklindedir. Böylece bu duanın birleşme esnasında değil, daha önce yapılacağı anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Şeytanın doğacak çocuğa zarar vermemesi sözü, bazı rivayetlerde “Şeytan ona ebediyyen zarar vermez” (Buhârî, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116), “Şeytan ona musallat olmaz” (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11) şekillerinde daha kesin ifadelerle rivayet edilmiştir. Bununla beraber bu ifadeler, şeytanın doğacak o çocuğa hiçbir şekilde zarar vermeyeceği, onun yanına hiç yaklaşmayacağı anlamına gelmez.<br />
<br />
Zira şeytanın insanı baştan çıkarmak veya yaptığı ibadetleri tam bir şuur haliyle îfâ etmesine engel olmak için gönüllere verdiği vesveseden tamamiyle kurtulmak mümkün değildir. Muhtemelen bu ifadesiyle Resûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz, bazı âlimlerin söylediği gibi şeytanın, doğacak çocuğu çarpmayacağını, bedenine ve inancına zarar veremeyeceğini, birleşme sırasında kendilerine yaklaşma fırsatı bulamayacağını anlatmak istemiştir. Bir insan için hayatta en tehlikeli şey, imansız olarak ölmektir.<br />
<br />
Diğer bir ifadeyle şeytanın insana vereceği en büyük zarar, onu dininden ve imanından etmesidir. Belki de Resûlullah (s.a.s.) şeytanın vereceği zarar sözüyle bunu kastetmiştir. Şüphesiz her şey mutlak kudret sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ın elindedir. Nitekim şeytana hitaben: “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur” (Hicr sûresi, 42) buyurmaktadır. Dilerse kullarını ondan muhafaza buyurur. Kula düşen görev, dua ve niyazda bulunmaktır. <br />
Hadisten Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Her işe besmele ile başlamalıdır.<br />
    Duayı hiç ihmâl etmemelidir.<br />
    Şeytan insandan hiç ayrılmadığı için ondan her zaman, hatta eşiyle beraber olmak istediği zaman bile Allah’a sığınmalıdır.<br />
    Her şey Allah’ın elindedir. O kendisine sığınanı şeytandan korur.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KARŞI CİNSE DOKUNMAK ABDESTİ BOZAR MI?</span></span><br />
<br />
Bir erkeğin yabancı bir kadına dokunması, günah olmakla beraber, Hanefî mezhebine göre bu durumda erkeğin de kadının da abdesti bozulmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 54) Şâfiî mezhebine göre ise, bir kişi karşı cinsten olan ve kendisiyle arasında dinen evlenme engeli bulunmayan bir kimseye arada bir engel olmaksızın dokunursa, her ikisinin de abdesti bozulur. (Mâverdî, el-Hâvî, I, 183-187) Ancak karşı cinsin saç veya tırnağına dokunmakla abdest bozulmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ramazan gecelerinde eşlerin cinsel ilişkide bulunması caiz midir?</span></span><br />
<br />
Oruç, imsak (fecr-i sâdık) vaktinden güneşin batımına kadarki süre içinde yeme, içme ve cinsel ilişkiden, ibadet niyetiyle uzak durmaktır. Yani oruç gündüz tutulur. Ramazan geceleri için yeme, içme ve cinsel ilişki yasağı söz konusu değildir. Dolayısıyla iftar ile imsak arasında yemek, içmek ve eşlerin cinsel ilişkide bulunmasında bir sakınca yoktur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.” (Bakara, 2/187)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eşinin cinsel organını görmek gusül abdestini bozar mı</span></span><br />
<br />
Eşinin cinsel organını görmek abdesti bozar mı ?Kadının kocasının cinsel organını görmesi gusül gerektirir mi <br />
<br />
Erkek olsun kadın olsun veya eş olsun yabancı olsun sadece cinsel organı görmekle gusül abdesti almak gerekmez. <br />
Eşinin cinsel organını görmekle veya bakmakla gusül abdesti almak gerekmez. Ayrıca eşlerin birbirlerinin cinsel organını görmek de günah değildir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yanlislikla esinin cinsel organina dokunmak orucu bozarmi </span></span><br />
<br />
Eşinin cinsel organına dokunmak orucu bozmaz<br />
<br />
Penis görmek ve ellemek guslü bozmaz. İlişkiye girmek, organların birbirine değmesi ve meni akması guslü bozar. <br />
<br />
Eşlerin birbirlerini çıplak görmeleri helaldir. Ama bunun iletişim vasıtaları ile yapılması asla uygun değildir ve tehlikelidir. resimlerden görüntülerden etkilenerekten kendine dokunarak tatmin olup  meni boşalması olmuşsa ve senin bir müdahalen ile olmuşsa orucun bozulur. Eğer inzal mezi ise oruç bozulmaz. müdahalen olmadan görünce  meni inzal olduysa oruç bozulmaz.<br />
<br />
Eşine arkadan yanaşmak tekrar imam nikahı gerektirir mi (hanefi mezhebine göre)<br />
<br />
Eşine arkadan yanaşmak tekrar nikahı gerektirmez…<br />
<br />
Eşlerin birbirine her yerleri mübahtır, haram değildir” şeklindeki bir hüküm doğru değildir; kadına anüsten yaklaşmak (ters ilişki) ehlisünnete göre caiz değildir. <br />
<br />
İslam, kişinin bütün hayatını içine alan ve her konuyu değerlendiren bir dindir. Bu sebeple insanın hayatında önemli bir yer tutan cinselliği ve eğitimini de ihmal etmemiştir. Belirli ölçüler içerisinde helal dairesinde keyfe kafi gelecek şekilde düzenlemiştir.<br />
<br />
Nitekim, sahabeden birisi hanımına üreme organından olmak şartıyla arka tarafından yaklaşmak istemiş, ancak hanımı buna karşı çıkmış ve doğacak çocuğun şaşı olacağı şeklindeki Yahudi anlayışını da bahane göstererek itiraz etmişti.<br />
<br />
Durum Peygamber Efendimize (asv) haber verildiğinde Eşlere, üreme organından olmak şartıyla, istenildiği şekilde yaklaşılabileceğini (1) ifade eden ayet geldi.<br />
<br />
Bu ayeti açıklayan Peygamberimiz (asv) de Üreme organından olmak şartıyla arkadan, yandan, üstten, alttan, istenildiği ve hoşa gidildiği şekilde cinsel ilişkiye girilebileceğini” ifade etmiştir. (2)<br />
<br />
İslam, kişinin eşiyle cinsel ilişkisini şu durumlarda yasaklamıştır :<br />
<br />
1. Adet halinde ve lohusalı iken cinsel temas haramdır.<br />
2. Eşinin dışkı yerinden yani anüsünden yaklaşmak. Zevceye dışkı yerinden cinsel ilişkiye girmek büyük günahlardandır.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz: “Hanımına dışkı yerinden yaklaşan kimse lanete uğramıştır.” buyurur. Başka bir hadîslerinde de: “Erkeğe veya kadına arka yoldan yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz” buyururlar. (3) <br />
<br />
Dinimizin bunların dışındaki cinsel ilişkiyi, üreme organından olmak şartıyla her türlü şekline müsaade ettiğini ve haram kılmadığını anlıyoruz. Eşlerin birbirini yalama, okşama, dudaklarıyla, oral yolla ve elleriyle cinsel ilişkiye hazırlamak için vücutlarının değişik yerlerine yaptıkları her türlü hareketin haram olmadığını söyleyebiliriz.<br />
<br />
Ancak kesin bir yasağın olmaması, bazı tavsiyelerinde olmadığı anlamına gelmez. Cinsel ilişki esnasında dikkat edilmesi tavsiye edilen hususlar şunlardır :<br />
<br />
1. Eşlerin cinsel ilişki esnasında üstlerine bir örtü almaları. (4)<br />
2. Eşlerin birbirlerinin cinsel organlarına bakmamaları. (5)<br />
3. Cinsel ilişki anında az konuşmaları. (6)<br />
<br />
Bu tavsiyelere uymak güzel olmakla beraber, üreme organından olmak şartıyla her türlü sevişme ve ilişki caizdir.<br />
<br />
Kaynaklar:<br />
1. Bakara Suresi, 2/223<br />
2. bk. Elmalılı Hamdi Yazır’ın ve İbni Kesir’in Tefsirlerinin Bakara, 2/233. ayetin tefsiri.<br />
3. bk. Ebû Dâvûd, Nikâh, 45; Müsned, I, 86; II, 444; Tirmizî, Taharet, 102; Mişkâtü’l-Mesâbih, II, 184<br />
4. Kenzu’l-ummal, 6/415<br />
5. İbn Mace, Nikah, 28<br />
6. Feyzu’l- Kadir, 1/327 <br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DUANIN GÜCÜ]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=18594</link>
			<pubDate>Sun, 06 Nov 2022 15:19:02 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=18594</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUANIN GÜCÜ</span> </span><br />
<br />
Temeli sevgi ve diğerkâmlık olan duanın gizemi kanaatimce tam olarak anlaşılmış değildir. Bizler havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcı’ya duyulan ihtiyaç vardır. Çünkü insanın sahip olduğu ruhun mahiyeti bilinmese bile, “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir...” (İsra, 85) ve “…Ben ona ruhumdan üfledim.” (Hicr, 29) ayetleriyle, ruhumuzun, Allah’a ait bir emanet olduğu bilinmektedir. Özü ve kaynağı Allah’tan olan ruhun, kendi hakikatine ihtiyacının olması doğaldır. Bu noktada dua, ruhun madde âleminden mana âlemine yönelmesi, Allah’a yükselmesi, O’na ulaşması ve yüceliklerle dolu bir atmosfere gönül yoluyla seyahat etmesidir. İyi bilmeliyiz ki, Allah’a ulaşmak için birtakım katı kurallara veya karmaşık yollara ihtiyaç yoktur. Bunun için, çok kolay ve sade bir yol olan dua, oldukça güzel bir yöntemdir. Dua etmek için sadece Allah’a yönelme niyeti ve çabası gereklidir. Bu çaba da akıl ve zekâ ile olabilse de gerçekte, sevgi ve gönülle olacaktır. Biz buna, gönlü aklın biraz önüne çıkarmadır diyebiliriz. Çünkü insan aklıyla değil gönlüyle yakarır. Gönlüyle yakarma işi gerçekte bir aşktır. Aşk ise, aklın yapamadığı çok şeylerin üstesinden gelir. Kültürümüz bunun eşsiz örnekleriyle doludur. Aşkın aydınlattığı gönül birtakım derin fıtrî özelliklerle bezenmiş şekilde Yaratıcısından almaya ve O’na gönlünü vermeye hazır durumdadır. Bu, ruhun aslî safiyetine yaklaştığı öyle bir andır ki, dua için kalkan eller, kıpırdayan dudaklar ve yönelen samimi gönüller mutlaka karşılığını bulur. <br />
<br />
Dua esnasında her birimiz âdeta kendi nefsimizle hesaplaşırız. Kendimizi objektif bir bakışla, riyasız bir şekilde ve olduğu gibi görürüz. Varsa hatamızın, hırsımızın, kinimizin, kibir ve gururumuzun farkına varırız. İç dünyamızda sık sık yapacağımız bu ısrarlı ve tarafsız muhasebe neticede pişmanlığı doğurarak bize, ahlâkî değerlere tam bir dönüş imkânı ve bağlılık hissi kazandırır. Bu hislerin eşliğindeki dua ile, gönlümüzün derinliklerinde bir ışık, bir ümit, bir kutlu kıpırdanış duyarız ki, ruhumuz bununla sükuna kavuşur; fizik ve mana bedenimizde bir ahenk belirir. Derde, sıkıntıya, yoksulluğa, hastalığa karşı büyük bir direnme gücü kazanırız. Bütün bunlara, hatta ölüme bile tebessümle bakabiliriz bu ruh haliyle. Kendini bu kıvamda bulan bir hastanın nasıl iyileştiğine doktorlar bile şaşar kalır. Dua eden hastaların daha çabuk iyileştiği bilinmektedir. Çünkü duanın kişide doğurduğu huzur, onun tedavisine katkıda bulanacak olumlu bir etkidir. İşte bu, duanın gücüdür. <br />
<br />
Duanın etkilerinden bir kısmı da, ruha verdiği güzellikler ve inceliklerle, kişiyi bencillikten kurtarıp topluma bağlaması, ona, yaratılanları yaratandan ötürü sevmeyi, onlar için iyilikler temenni etmeyi öğretmesi ve gönlünde başkalarına yer verme büyüklüğünü kazandırmasıdır. Peygamberimiz (s.a.s.)’in; “Bir Müslüman’ın, yanında bulunmayan din kardeşi için yapacağı dua kabul edilir. O, kardeşi için dua ettikçe, yanındaki melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.” (Müslim, Zikir, 88) hadisi bunu açıkça göstermektedir. Bu kutlu sözdeki büyük müjdeyi kelimelerle ifade etmek mümkün gözükmüyor. Bu da duanın özünde bulunması gereken sevgi ve digergamlığın karşılığı olsa gerek. <br />
<br />
Satırlarımın sonunda duanın unutulan ya da ihmal edilen bir yönüne değinmek istiyorum. Bilinen ve kullanılan şekliyle dua, bir şikâyetin, bir ızdırabın giderilmesine yönelik yardım dilemek biçimlerinde gerçekleşmektedir. Genelde, içimizden darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız. Bence dua bir şeyler isteyip almaktan öte, bir yerlere ulaşma, yücelere erme olayıdır. Çünkü Allah, kendisine sevgiyle yönelene karşı daha fazla sevgiyle yönelir. <br />
<br />
“Darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız.” <br />
<br />
“Havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcı’ya duyulan ihtiyaç vardır.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyid Ali Topal <br />
Diyanet Makaleleri</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUANIN GÜCÜ</span> </span><br />
<br />
Temeli sevgi ve diğerkâmlık olan duanın gizemi kanaatimce tam olarak anlaşılmış değildir. Bizler havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcı’ya duyulan ihtiyaç vardır. Çünkü insanın sahip olduğu ruhun mahiyeti bilinmese bile, “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir...” (İsra, 85) ve “…Ben ona ruhumdan üfledim.” (Hicr, 29) ayetleriyle, ruhumuzun, Allah’a ait bir emanet olduğu bilinmektedir. Özü ve kaynağı Allah’tan olan ruhun, kendi hakikatine ihtiyacının olması doğaldır. Bu noktada dua, ruhun madde âleminden mana âlemine yönelmesi, Allah’a yükselmesi, O’na ulaşması ve yüceliklerle dolu bir atmosfere gönül yoluyla seyahat etmesidir. İyi bilmeliyiz ki, Allah’a ulaşmak için birtakım katı kurallara veya karmaşık yollara ihtiyaç yoktur. Bunun için, çok kolay ve sade bir yol olan dua, oldukça güzel bir yöntemdir. Dua etmek için sadece Allah’a yönelme niyeti ve çabası gereklidir. Bu çaba da akıl ve zekâ ile olabilse de gerçekte, sevgi ve gönülle olacaktır. Biz buna, gönlü aklın biraz önüne çıkarmadır diyebiliriz. Çünkü insan aklıyla değil gönlüyle yakarır. Gönlüyle yakarma işi gerçekte bir aşktır. Aşk ise, aklın yapamadığı çok şeylerin üstesinden gelir. Kültürümüz bunun eşsiz örnekleriyle doludur. Aşkın aydınlattığı gönül birtakım derin fıtrî özelliklerle bezenmiş şekilde Yaratıcısından almaya ve O’na gönlünü vermeye hazır durumdadır. Bu, ruhun aslî safiyetine yaklaştığı öyle bir andır ki, dua için kalkan eller, kıpırdayan dudaklar ve yönelen samimi gönüller mutlaka karşılığını bulur. <br />
<br />
Dua esnasında her birimiz âdeta kendi nefsimizle hesaplaşırız. Kendimizi objektif bir bakışla, riyasız bir şekilde ve olduğu gibi görürüz. Varsa hatamızın, hırsımızın, kinimizin, kibir ve gururumuzun farkına varırız. İç dünyamızda sık sık yapacağımız bu ısrarlı ve tarafsız muhasebe neticede pişmanlığı doğurarak bize, ahlâkî değerlere tam bir dönüş imkânı ve bağlılık hissi kazandırır. Bu hislerin eşliğindeki dua ile, gönlümüzün derinliklerinde bir ışık, bir ümit, bir kutlu kıpırdanış duyarız ki, ruhumuz bununla sükuna kavuşur; fizik ve mana bedenimizde bir ahenk belirir. Derde, sıkıntıya, yoksulluğa, hastalığa karşı büyük bir direnme gücü kazanırız. Bütün bunlara, hatta ölüme bile tebessümle bakabiliriz bu ruh haliyle. Kendini bu kıvamda bulan bir hastanın nasıl iyileştiğine doktorlar bile şaşar kalır. Dua eden hastaların daha çabuk iyileştiği bilinmektedir. Çünkü duanın kişide doğurduğu huzur, onun tedavisine katkıda bulanacak olumlu bir etkidir. İşte bu, duanın gücüdür. <br />
<br />
Duanın etkilerinden bir kısmı da, ruha verdiği güzellikler ve inceliklerle, kişiyi bencillikten kurtarıp topluma bağlaması, ona, yaratılanları yaratandan ötürü sevmeyi, onlar için iyilikler temenni etmeyi öğretmesi ve gönlünde başkalarına yer verme büyüklüğünü kazandırmasıdır. Peygamberimiz (s.a.s.)’in; “Bir Müslüman’ın, yanında bulunmayan din kardeşi için yapacağı dua kabul edilir. O, kardeşi için dua ettikçe, yanındaki melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.” (Müslim, Zikir, 88) hadisi bunu açıkça göstermektedir. Bu kutlu sözdeki büyük müjdeyi kelimelerle ifade etmek mümkün gözükmüyor. Bu da duanın özünde bulunması gereken sevgi ve digergamlığın karşılığı olsa gerek. <br />
<br />
Satırlarımın sonunda duanın unutulan ya da ihmal edilen bir yönüne değinmek istiyorum. Bilinen ve kullanılan şekliyle dua, bir şikâyetin, bir ızdırabın giderilmesine yönelik yardım dilemek biçimlerinde gerçekleşmektedir. Genelde, içimizden darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız. Bence dua bir şeyler isteyip almaktan öte, bir yerlere ulaşma, yücelere erme olayıdır. Çünkü Allah, kendisine sevgiyle yönelene karşı daha fazla sevgiyle yönelir. <br />
<br />
“Darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız.” <br />
<br />
“Havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcı’ya duyulan ihtiyaç vardır.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyid Ali Topal <br />
Diyanet Makaleleri</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ümmü Sübyan Nedir? Kimlere Zarar Verir? Ümmü Sübyandan Muska ile Korunma]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=17588</link>
			<pubDate>Mon, 05 Sep 2022 21:34:00 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=17588</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ümmü Sübyan Nedir? Kimlere Zarar Verir? Ümmü Sübyandan Muska ile Korunma</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ümmü Sübyan Nedir?</span></span><br />
<br />
Ümmü Sübyanın küçüğü toz kaldırarak dönen rüzgar ve ismine Talaz denen rüzgardır, Ortancası Kasırga, ve büyüğünede Hortum adı verilir.<br />
Avustralya kökenli rüzgardır ve tazman canavarı cibilliyatlı çocuk doğacağı zaman talaz halinde başgösterir ve sonra kasırga olur sonra son halini alır ve hortum olur. Halid Bin Velidin Cibillyatı da toz koparandır yani Tazman Canavarı.<br />
<br />
Hamile kadınlar, eğer talaz halindeyken, toz kaldırarak o dönen rüzgar içinde kalırlarsa, çocuk sakat yada cinlenmiş gibi olur, ve çoğunlukla kekeme olurlar o çoocuklar.<br />
<br />
Rivayetlerede Ümmü Sübyana karşı okuncak dua:<br />
O nu ilk talaz halinde görünce üstünüze doğru gelirken görürseniz hemen istiaze duasını okuyunuz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
diyerekten, o senip dinip kaybolasıya kadar çokca tekrar ediniz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ümmü sıbyan hastalığı</span></span><br />
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır.<br />
<br />
işte "Raşidi Tahsini Şerifi" nde burda zikredilen bütün ayet ve dualar mevcuttur. Tahsini Şerifmizin Muska şeklinde taşınması, çocukları, hamile kadınları, ve normal yetişkin insları Allahın izniyle korur. Yakında sayfarımızda hizmet olsun diye, kendimizin hazırladığımız tahsini şerif muskalarımızı, dağıtıma ve satışa sunacağız. Raşidi Tahsini Şerif duasını sayfamızdan indirip, yada kopyeleyip, yazıcıda bastırıp, muska haline getiremeyenler, bizden  hazırını sipriş verip temin edebilirler. Elbet ona harcadığımız zamanın ve posta masrafının ücretini ödmeniz lazım, o nu bedava adresinize gönderebilicek kadar zengin değilim. HTML ve PDF Versionunu bedava verdim daha ne yapan.<br />
<br />
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<br />
(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.) <br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
Kasırga ve subtropikal siklonların adlandırması farklı uyarı merkezleri tarafından, hava hareketlerinin gelişimi ve izlenmesini kolaylaştırmak amacıyla yapılmaktadır. Adlar seçilirken aynı kasırga havzasında oluşan fırtınaların ayırt edilmesine önem verilmektedir. Sürekli rüzgâr hızı 33 knot (61 km/sa; 38 mph) ve üzerinde olan hava hareketleri genellikle ilgili havza için hazırlanmış listedeki adla anılır. Adlandırma kuralları Batı Pasifik'teki tropikal stresler için de geçerliyken güney yarımkürede bir fırtınanın ayrı bir ada sahip olması için hava hareketinin merkez çevresinde sürekli rüzgârlar oluşturması gerekmektedir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tropikal siklon</span></span><br />
<br />
Kasırga ya da tropikal siklon, büyük çaplı ve çok şiddetli, Beaufort ölçeğine göre saatte 118 km'den (75 milden) fazla hızla ve dönerek esen tropik rüzgârdır.<br />
<br />
Doğu Büyük Okyanus ve Güney Atlantik hariç subtropikal ve tropikal iklim kuşağındaki bütün sıcak denizlerde sık sık meydana gelir. Ağustos, eylül aylarında Antiller'de görülür. Batı Büyük Okyanus’unda tayfun adını alır. Başlangıç ve mevsim sonu kasırgaları, Karayiplerin batısında görülür. Orta Amerika kıyılarının biraz açıklarında Büyük Okyanus'ta ve Meksika Körfezi'nde de sık sık rastlanır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köken bilimi</span></span><br />
<br />
Kasırga kelimesi, Eski Türkçedeki "kasırku" sözünün günümüze ulaşmış biçimidir.[1] Kasırku ise "titretmek, sallamak" anlamına gelen "kasmak" fiilinden türemiş "fırtına" anlamına gelen bir sözdür.[2]<br />
<br />
Kasırga kelimesinin İngilizcedeki karşılığı "Hurricane"dir. Bu kelimenin Orta Amerika'da yaşamış olan Mayaların kullandığı "Huracan" kelimesinden geldiği söylenir. Mayaların dilinde "Huracan", büyük rüzgârların (fırtınaların) ve kötü ruhların tanrısı anlamına gelirdi.[3] "Hurricane", İspanyolca "Huracán" kelimesi üzerinden türetilmiştir.[4]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kasırga adlandırmaları</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ve Kasırga isimleri listesi</span></span><br />
<br />
Kasırgalara adları, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün daha önceden belirlediği listelere göre belirlenir. Bu amaçla Atlas Okyanusu'yla ilgili kasırgaları adlandırmak üzere erkek ve kadın adlarından hazırlanmış altı liste vardır. Her altı yılda bir tekrar ilk listeye dönülür. Listedeki her adın ilk harfi alfabetik sıraya göre belirlenir. Q, U, X, Y ve Z harfleriyle başlayan adlar kullanılmaz. Bir fırtınanın hızı, saatte 200 km'yi geçerse kasırgaya dönüşmüş olarak kabul edilir ve bu listelerde sırada bulunan ad, o kasırgaya verilir.[3]<br />
Meydana geliş ve hareket<br />
Kasırgalar o kadar güçlüdür ki her şeyi savurabilirler. 2002'de Avrupa'yı vuran Akdeniz Kasırgası'nın İstanbul'da savurarak kıyıya attığı bir gemi.<br />
<br />
Atlantikte ortalama yılda yedi kasırga oluştuğundan Doğu Büyük Okyanus'ta da yaklaşık aynı sayıda kasırga meydana gelir. 1890-1910 arası çok, 1910-1930 arası az, 1930-1950 arası çok sık kasırga oluşmuştur. Kasırgaların ekseni kuzeybatı yönünde eser. Şu ana kadar Türkiye'de bir kere olup İzmir'in üstünden geçmiş ve 10-20 saat içinde Türkiye'yi terk etmiştir.[kaynak belirtilmeli] Ayrıca İstanbul'da bazı siklonik depresyonların (45–50 km hızla eser) 4–5 m dalgalara neden olduğu, demir direkleri devirdiği, basket potalarını parçaladığı ve hatta ağaçları yerinden söküp 150 metreye kadar kaldırdıkları bilinir.[kaynak belirtilmeli]<br />
<br />
Kuzey Atlantik'teki kasırgalar genellikle hazirandan ekime kadar sürer. Bu süre içinde deniz yüzeyinde sıcak ve nem en fazladır. Mayıs ve kasım aylarında daha az, diğer aylarda ise pek seyrek meydana gelir. Kuzey Atlantik bölgesinde yılda meydana gelen ortalama trohadi loopik siklon miktarı sekizdir. Bunun beşi ise kasırga tipindedir. Eylül ayında Atlas Okyanusu'nun güneyindeki büyük subtropikal anti-siklon bölgesinde tropik fırtınalar eser. Antisiklon bölgesinin güneyinde esen doğu rüzgârları tarafından tahrik edilerek birkaç günlüğüne batı yönüne kayar. Fırtınaların çoğu antisiklon bölgesinin batı ucundan kıvrılarak bazıları Amerika'yı kasıp kavurur. Diğerleri ise kıyıdan geçer. Diğer fırtınalar kıvrılmadan batı yönünde doğruca eserek Meksika Körfezi'ni veya Orta Amerika'yı etkisi altına alır. Mevsimin başında ve sonunda patlak veren kasırgalar meydana geldikten sonra kuzey yönünde eserler. Fırtınaların hızı ortalama 80–240 km'yi bulur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rüzgâr ve yağış</span></span><br />
<br />
Tropik bir siklonun kasırga olarak adlandırılabilmesi için hızının en azından 117 km/saat olması gerekir. Genellikle saate 240 km’den fazla hıza sahiptirler. Sebep oldukları doğrudan zarardan başka rüzgârlar felaketlere yol açan büyük deniz dalgalarına ve denizin kabarmasına yol açarlar. Carolis hareketleri adı verilen hareketler nedeniyle kuzey yarım kürede esen rüzgârlar saat yelkovanının tersi yönünde, güney yarım kürede ise saat yelkovanı yönündedir. Kasırgalarla birlikte yağış da gelir. Tropik bir rüzgâr kuşağının ortalama yağış miktarı 75–150 mm'dir. Daha çok yağış düştüğü de olur. Böyle yağışlar karaların iç kısımlarında ciddî sellerin oluşmasına neden olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyüklük ve yapı</span></span><br />
<br />
Bu harita, 1985 ile 2005 yılları arasında dünyada meydana gelen tüm tropik kasırgaların hareketlerini göstermektedir. Her bir nokta altı saatlik aralarla kasırganın yerini, kullanılan renkler ise kasırganın Saffir-Simpson ölçeğine göre şiddetlerini gösterir.<br />
<br />
Çok yüksek hıza sahip olan bulutların taşıdığı yağmur, genellikle daha sakin bir bölge olan kasırganın dönen kısmının arkasına düşer. Kasırganın çapı 50–800 km genişliğindedir. Büyük kasırgalarda havanın akımı 12.000 m’den daha üst bölgelere kadar etki eder. Hatta bazı kasırgalarda bu etki statosferde dahi görülebilir. Sağanak yağmur getiren kümülüs ve kümülinimbüs bulutları rüzgâr kuşağında sarmal bir şekil almaya meyillidirler. Şekiller radar ekranında görülebilmekte ve böylece muhtemel bir kasırganın gelişi anlaşılmaktadır. Kara istasyonları, uçaklar ve denizdeki gemiler, radarlar yardımıyla kasırgaları takip edebilmektedirler. Kasırganın merkezine (gözüne) yaklaşıldıkça rüzgârın hızı kesilirse de tamamen durmaz, yağış durur. Ortadaki bulutlar kaybolur, alçak bulutlar genellikle kalır. Aralarından güneş ışınları geçer. Kuşlar kasırga gözüne kapılır ve sürüklenir. Kasırga gözü geçtikten bir saat sonra ters yönde daha kuvvetli bir rüzgâr eser.<br />
<br />
Kasırganın orta kısmı (otağı) sıcaklık normalden 10°-15 °C daha yüksektir. Çünkü, buradaki hava daha az hareketlidir. Yanlardaki yüksek hava basıncından merkezdeki alçak hava basıncına doğru kuvvetli bir hava akımı meydana gelir. Fakat bu iç hava akımı adı verilen oluşumun kuvveti, kısmen de olsa sürtünme ile hafifler. Kasırganın göz ve odak merkezi kısmından dış kısımlara özellikle yukarıya doğru merkezkaç kuvvetleri aracılığıyla bir hava akımı oluşur. Bu bölgede rüzgâr hızı azalır. Deniz seviyesindeki şiddetli siklonik akıma karşı antisiklonik bir akım meydana gelir. Kasırgalar, buharla çalışan basit bir motora benzetilebilir. Kasırgayı hareket ettiren güç, iç hava akımıdır. Hareketini sıcaklık değişiklikleri sağlamaktadır. Mal ve can kaybına sebep olan kasırgalar üzerinde senelerdir çalışmalar yapılmaktadır. Uydular ve diğer meteorolojik izleme aletleri kullanılarak kasırgaların doğuşu, takip ettiği yollar, büyüklüğü ve zararları hakkında yardımcı bilgiler alınmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tasmanya canavarı</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarı (Sarcophilus harrisii) veya Tasmanya şeytanı, bir yırtıcı keseli familyası olan keseli sansargiller'den (Dasyuridae) bir hayvan türü. Bu familyanın şu an yaşayan en büyük temsilcisidir ve Sarcophilus cinsinin tek üyesidir. Ufak bir köpek ebatlarında ama yapılı ve kaslıdır. Şu anda dünyadaki en büyük etobur keselidir.<br />
<br />
Bugün sadece Tasmanya Adası'nda yaşamaktadır. Anakara Avustralya'da tahminen 14. yüzyıl içerisinde nesli tükenmiştir. Evcil kümes hayvanlarının korunması için 1930'lu yıllarda yoğun olarak Tazmanya'da da avlanmışlardır. 1941 yılında Keseli canavarın koruma altına alınmasıyla adadaki varlıkları kendine gelmiştir. Ancak 1990'lı yıllarda baş gösteren bir hastalık, bu hayvanın geleceğini yeniden tehdit etmektedir. Çok yakında tehlike altında sınıflandırmasına girebilir. Tasmanya Hükûmeti hastalığın etkilerini azaltmak için önlemler almaktadır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsminin kökeni</span></span><br />
<br />
Bu ismini, siyah kürkü, irkildiğinde yaydığı nahoş kokusu, yüksek sesle çıkardığı ürkütücü çığlığı [1] ve beslenirken sergilediği çok hırçın hareketlerden dolayı almıştır.<br />
<br />
Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir. Doğa bilimci George Harris ilk 1807 yılında hayvanı incelemiş ve Didelphis ursina ismini vermiştir[1]. Daha sonra 1838 yılında Richard Owen tarafından adı Dasyurus laniarius olarak değiştirilmiştir. Ancak bu isim de uzun süre kalmadı. 1841'de Pierre Boitard türü tekrar kategorize etti ve Sarcophilus harrisii adını verdi. Türün en taksonomi incelemeleri 1987 yılında yapıldı ve Sarcophilus laniarius[2] adı verildi. S. harrisii ismi kaldı ve S. laniarius ismi de fosil türleri ile ilişkilendirildi.[3]. Tazmanya canavarı Sarcophilus cinsinin yaşayan tek üyesidir.<br />
<br />
En yeni araştırmalar sonunda, Quoll ile yakın Tasmanya kaplanı (Thylacine) ile ise uzaktan akraba olduğu yönünde bilgiler elde etmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fiziksel Özellikleri</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarı, 1936'da son Thylacine'in ölümünden bu yana yaşayan en büyük yırtıcı keselidir. Erkek, baş dahil 65 cm büyüklüğünde, kuyruğu yaklaşık 26 cm uzunluğunda, ağırlığı 8 kg'dir. Dişi ise yaklaşık 57 cm, kuyruk 24 cm, 6 kg ağırlığındadır[4]. Tasmanya canavarının doğadaki ömrü ortalama 6 yıldır, esarette bu süre uzayabilir.<br />
<br />
Vücut yapısı güçlüdür. Baş, kısa ve geniş, dişler sivri ve kemik parçalamaya uygundur. Kürkü genelde siyah ya da koyu kahvedir. Bir keseli memeli için alışılmadık bir biçimde ön ayakları arkalara oranla biraz daha uzundur.<br />
<br />
Canavarın yüzünde ve kafasının tepesinde bıyıkları vardır. Bunlar karanlıkta yemek ararken avlarının ve diğer canavarların yerlerini tespit etmede işe yarar. Kışkırtıldığı zamanlar keskinliği kokarcanınkine rakip olabilen bir koku salabilir. Duyma egemen duyusudur, aynı zamanda mükemmel bir koku alma duyusuna da sahiptir. Canavar geceleri avlandığı için görme duyusu en kuvvetli siyah beyazdadır. Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar[5]. Memeliler arasında vücut oranı ayarlanarak yapılmış bir analiz, Tazmanya canavarının yaşayan memeliler arasında en kuvvetli ısırığa sahip olduğunu göstermiştir.[6]. Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.[5]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üreme</span></span><br />
<br />
Dişiler genelde cinsel erişkinliğe ulaştıkları ikinci yıldan sonra üremeye başlarlar. Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.[7] Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur. Erkekler, dişiler için dövüşürler ve dişi canavarlar baskın erkekle çiftleşir. Canavarlar tekeşli değillerdir ve dişiler çiftleşmeden sonra erkek tarafından korunmazlarsa birçok başka erkekle çiftleşebilirler. Gebelik 21 gün sürer ve her biri yaklaşık 0,18 - 0,24 gram olan (pirinç tanesi kadar bir büyüklükte) 20-30 arası yavru yumurta akı kıvamında bir sıvının içinde dünyaya gelir.[8]. Yavrular doğdukları zaman vajinadan annenin kıllarına tutunarak keseye giderler. Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır. 4 meme ucu bulunduğu için memeye ilk ulaşan 4 yavru hayatta kalır. Bir meme edinemeyen yavrular genelde anne tarafından yenirler. İstatiksel olarak erkeklere oranla daha fazla dişi hayatta kalır. Dişi Tasmanya canavarının kesesi aynı wombatta olduğu gibi arkaya doğru açılır dolayısı ile yavrular kesenin içindeyken dişinin yavrularla etkileşimde bulunması zordur.[7].<br />
<br />
Kesenin içinde, beslenebilen yavru hızla gelişir. 15. günde kulakların dış kısımları görünür hale gelir. 16 gün sonra göz kapakları 17. gün bıyıklar ve 20. günden sonra da dudaklar belirir. Yavrunun tüyleri 49. günde çıkmaya başlar ve 90 gün sonunda tüm bir kürke kavuşur. Gözleri 87-93 gün sonra kürkün oluşması ile beraber açılır ve 100 gün sonunda meme ucundaki tutunuşları gevşer[7]. doğumdan 105 gün sonra ebeveylerinin 200 gr. ağırlığında küçük bir kopyası olarak keseyi terk ederler. Kanguru yavrularının aksine canavar yavruları keseye daha geri dönmezler. Onun yerine ekim kasım ayları arasında ilk kez dışarı çıkmadan önce üç ay daha inlerinde kalırlar. Ocak ayında bağımsız hale gelirler. Dişi canavarlar yılın altı haftası hariç yavrularına bakmakla meşguldürler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ekoloji ve davranış</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarları gececi olmalarına rağmen güneşte yatmaktan hoşlanırlar. Dövüşlerden kalan yara izleri canavarın sol gözü üzerinde rahatlıkla görülebilir.<br />
<br />
Tasmanya canavarları, tüm Tasmanya'ya dağılmış ve oldukça yaygındırlar. Şehirlerin civarları dahil olmak üzere tüm ortamlarda bulunurlar. Özellikle sahil ormanlarının ve kuru sclerophyll ormanları tercih ederler. Tasmanya canavarı gece ve alacakaranlık zamanlarının avcısıdır ve gündüzlerini yoğun çalılıklar veya bir delikte geçirirler. Genç canavarlar ağaçlara tırmanabilirler ama bu irileştikçe daha zor hale gelir. Genelde yalnız hayvanlardır ve sürüler oluşturmazlar[8]. 8–20 km² arasında değişen bir bölgeleri vardır.<br />
Canavar o gün daha önceden bir araba tarafından öldürülmüş bir wallaby yiyor.<br />
<br />
Tasmanya canavarları küçük bir wallaby büyüklüğündeki avlarla başa çıkabilirler ama pratikte fırsatçılardır ve avlanmaktan daha sık olarak buldukları leşleri yerler.<br />
<br />
Aslında wombatları tercih etse de, her türlü küçük yerli memelileri, evcil memelileri (koyun dahil), kuşları balıkları, böcekleri, kurbağaları ve sürüngenleri de yer. Diyetleri çok çeşitlidir ve mevcut yemeğe göre değişir.[5] Ortalama olarak her gün kendi vücut ağırlıklarının %15'i kadarını yerler ama durum müsaade ederse 30 dakika içinde kendi ağırlıklarının %40'ını bile yiyebilirler[9]. Tasmanya canavarları leşten geriye hiçbir iz bırakmazlar et ve iç organlara ek olarak kemik ve kürk de dahil her şeyi yerler. Bu bağlamda bir leşi hızla silip süpürmeleri sayesinde leşte oluşup çiftlik hayvanlarına zarar verebilecek böceklerin yetişmesini önledikleri için Tasmanyalı çiftçilerin saygısını kazanmışlardır.<br />
<br />
Yemek yeme, Tasmanya canavarları için sosyal bir olaydır. Canavara atfedilen gürültünün büyük bir kısmı 12'ye kadar hayvanın bir araya gelip yerlerken çıkardıkları bu toplumsal hırıltılardır. Bu sesler sık sık kilometrelerce öteden duyulabilir. Beslenmekte olan canavarlar üzerinde yapılan bir çalışma karakteristik saldırgan esnemeleri de dahil 20 farklı fiziksel duruş biçimi ve canavarların yerken haberleşmek üzere kullandıları 11 farklı ses olduğunu ortaya çıkarmıştır. Genelde baskınlık kurmak için sesler ve duruşlar kullanılır ama dövüşler de olur[9]. En agresifler erişkin erkeklerdir ve yemek ya da eş için kavgalardan dolayı yara izleri oldukça yaygındır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korunma durumu</span></span><br />
<br />
Tasmanya bir süredir büyük keseli etoburların son sığınağıydı. İnsanların gelmesinden çok kısa bir süre sonra anakaradaki bütün büyük etoburların soyu tükendi. Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı. Fosil kanıtları Tasmanya canavarının anakarada yaklaşık 600 yıl öncesine (ilk Avrupa kolonisinden 400 yıl önce) kadar varolduğunu göstermektedir[4]. Soylarının tükenmesi dingolar ve Avustralya yerlileri tarafından avlanılmasına bağlanmaktadır[10]. Dingosuz Tasmanya'da etobur keseliler, Avrupalılar gelene kadar hala aktiftiler. Avrupalıların gelişinden sonra Thylacine'in soyunun tükenmesi daha iyi bilinir ama Tasmanya canavarı da tehdit altındaydı.<br />
<br />
İlk Tasmanyalı yerleşimciler tadının dana etine benzediğini[1] söyledikleri Tasmanya canavarını yiyorlardı. Canavarların çiftlik hayvanlarını avlayıp öldürecekleri inancı üzerine, tüm şehirsel alanlardan kökünün kazınması için 1830'da bir ödül yasası yürürlüğe girdi. Bunu izleyen yüzyıl boyunca tuzaklar ve zehirleme, soylarını tükenmenin eşiğine getirdi. 1936'da son Tasmanya kurdunun ölümünden sonra canavarlar için olan tehdit anlaşıldı. Tasmanya canavarı 1941'de koruma altına alında ve nüfusu yavaşça kendini toparladı.<br />
<br />
Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de[4]. Tasmanya canavarı'nın şu anki nüfusunun 100.000 ile 150.000 arasında olduğu düşünülmektedir. 10–20 km² başına 20 canavar[5]. Tasmanya ve Avustralya, Tasmanya canavarlarının ihracını yasaklamıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Canavar yüz tümörü hastalığı</span></span><br />
<br />
İlk kez 1996'da otaya çıkan canavar yüz tümörü hastalığı (devil facial tumour disease - DFTD) Tasmanya'nın vahşi canavarlarını kırıp geçti. Tahminler, hastalığın canavar nüfusunun %20 ile %50'si arasını vurduğu ve ülkenin %65'inde etkili olduğu yönünde[11][12]. Etkilenen yoğun nüfuslu bölgelerde ölüm oranı 12-18 arasında %100[13]. Tür, Tasmanya'nın Tehdit Altındaki Türlerin Korunması Yasası (Threatened Species Protection Act 1995) ve Avustralya'nın Çevre Koruma ve Biyoçeşitliğin Korunması Yasası 1999 yasalarının 2006 yılı sürümlerinde Hassas olarak listelendi. Bu, türün orta vadede soyunun tükenme tehlikesinde olduğu anlamına geliyor. IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor. En son değerlendirildiğinde asgari endişe (IUCN Kırmızı Liste|LC) olarak listede yer aldı.[14]<br />
Hastalığın yol açtığı yıkımı azaltmak amacıyla başlatılan üreme programında yaşamını sürdüren bir Tasmanya canavarı dişisi.<br />
<br />
Hastalığın yayılması ve hastalıktaki değişimleri takip edebilmek amacı ile vahşi Tasmanya canavarı nüfusları izlenmektedir. Saha izlemeleri, belirlenmiş bir alan içerisindeki canavarların yakalanması ve hastalık için kontrol edilmeleri ve etkilenmiş hayvanların sayısının belirlenmesinden oluşuyor. Aynı alan hastalığın zamanla yayılmasını nitelendirmek amacı ile tekrar tekrar ziyaret edilmektedir. Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir. Türetilmiş diğer bölgelerdeki uzun vadeli izlemeler bu sonuçların kalıcı olup olmayacağını ve nüfusların toparlanıp toparlanamayacağını gösterecek[12]. Saha elemanları ayrıca hastalanmış canavarların yakalanıp vahşi nüfustan arındırılmalarının etkinliğini araştırıyor. Hastalıklı canavarların vahşi nüfuslardan ayıklanmasının, hastalığın yaygınlığını azaltması ve daha çok canavarın gençlik yıllarını geçerek üremesini sağlaması umut ediliyor.[12]<br />
<br />
Taroona'nın banliyösü Hobart ve Batı Tasmanya açıklarındaki Maria Adası'ndaki tesislerde hastalıksız canavarlardan oluşan iki "sigorta" nüfus yerleştirildi. Anakaradaki hayvanat bahçelerinde ıslah edilmeleri de başka bir seçenek. Tasmanya ekosistemindeki varlığı 2001 yılında yasadışı olarak doğaya salınmış kızıl tilkinin yayılmasını engellediği için Canavar sayısındaki düşüş aynı zamanda bir ekolojik sorun olarak da görülmekte.[13][15] Tilkiler Avustralya'nın tüm eyaletlerinde problem yaratan istilacı türlerdir ve tilkilerin Tasmanya'da yayılması Tasmanya Canavarı'nın kendini toparlamasına köstek olacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kültürel referanslar</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarı, Avustralya'da simge haline gelmiş bir hayvandır, Tasmanya Ulusal Parklar ve Vahşi Yaşam Servislerinin ve "Şeytanlar" diye bilinen Avustralya futbolu takımının simgesidir.<br />
<br />
İhracındaki sınırlamalar yüzünden Tazmanya Canavarı esarette sadece Avustralya'da görülebilir. Bilinen son denizaşırı canavar 2004 yılında Kaliforniya'da öldü. Buna rağmen Danimarka Prensi Frederick'in ve Tasmanya'lı eşi Prenses Mary'nin ilk oğullarının doğumundan sonra Tasmanya Hükûmeti Kopenhag Hayvanat Bahçesine bir çift Tasmanya canavarı hediye etti[16]. Bunlar Avustralya dışında bilinen tek Tasmanya canavarlarıdır.<br />
<br />
Belki de Tasmanya canavarı, uluslararası kamuoyunda en çok Looney Tunes çizgi karakteri "Tasmanian Devil" ya da "Taz"'a ilham olması ile bilinir. Tasmanya canavarı ile vücut bulduğu çizgi karakter arasındaki tek benzerlik doymak bilmez iştahları ve utangaçlıklarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Derleme Makalesidir</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
Schrems, 05.09.2022<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar :</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Wikipedia</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ümmü Sübyan Nedir? Kimlere Zarar Verir? Ümmü Sübyandan Muska ile Korunma</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ümmü Sübyan Nedir?</span></span><br />
<br />
Ümmü Sübyanın küçüğü toz kaldırarak dönen rüzgar ve ismine Talaz denen rüzgardır, Ortancası Kasırga, ve büyüğünede Hortum adı verilir.<br />
Avustralya kökenli rüzgardır ve tazman canavarı cibilliyatlı çocuk doğacağı zaman talaz halinde başgösterir ve sonra kasırga olur sonra son halini alır ve hortum olur. Halid Bin Velidin Cibillyatı da toz koparandır yani Tazman Canavarı.<br />
<br />
Hamile kadınlar, eğer talaz halindeyken, toz kaldırarak o dönen rüzgar içinde kalırlarsa, çocuk sakat yada cinlenmiş gibi olur, ve çoğunlukla kekeme olurlar o çoocuklar.<br />
<br />
Rivayetlerede Ümmü Sübyana karşı okuncak dua:<br />
O nu ilk talaz halinde görünce üstünüze doğru gelirken görürseniz hemen istiaze duasını okuyunuz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
diyerekten, o senip dinip kaybolasıya kadar çokca tekrar ediniz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ümmü sıbyan hastalığı</span></span><br />
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır.<br />
<br />
işte "Raşidi Tahsini Şerifi" nde burda zikredilen bütün ayet ve dualar mevcuttur. Tahsini Şerifmizin Muska şeklinde taşınması, çocukları, hamile kadınları, ve normal yetişkin insları Allahın izniyle korur. Yakında sayfarımızda hizmet olsun diye, kendimizin hazırladığımız tahsini şerif muskalarımızı, dağıtıma ve satışa sunacağız. Raşidi Tahsini Şerif duasını sayfamızdan indirip, yada kopyeleyip, yazıcıda bastırıp, muska haline getiremeyenler, bizden  hazırını sipriş verip temin edebilirler. Elbet ona harcadığımız zamanın ve posta masrafının ücretini ödmeniz lazım, o nu bedava adresinize gönderebilicek kadar zengin değilim. HTML ve PDF Versionunu bedava verdim daha ne yapan.<br />
<br />
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<br />
(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.) <br />
<br />
[Beyheki]<br />
<br />
Kasırga ve subtropikal siklonların adlandırması farklı uyarı merkezleri tarafından, hava hareketlerinin gelişimi ve izlenmesini kolaylaştırmak amacıyla yapılmaktadır. Adlar seçilirken aynı kasırga havzasında oluşan fırtınaların ayırt edilmesine önem verilmektedir. Sürekli rüzgâr hızı 33 knot (61 km/sa; 38 mph) ve üzerinde olan hava hareketleri genellikle ilgili havza için hazırlanmış listedeki adla anılır. Adlandırma kuralları Batı Pasifik'teki tropikal stresler için de geçerliyken güney yarımkürede bir fırtınanın ayrı bir ada sahip olması için hava hareketinin merkez çevresinde sürekli rüzgârlar oluşturması gerekmektedir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tropikal siklon</span></span><br />
<br />
Kasırga ya da tropikal siklon, büyük çaplı ve çok şiddetli, Beaufort ölçeğine göre saatte 118 km'den (75 milden) fazla hızla ve dönerek esen tropik rüzgârdır.<br />
<br />
Doğu Büyük Okyanus ve Güney Atlantik hariç subtropikal ve tropikal iklim kuşağındaki bütün sıcak denizlerde sık sık meydana gelir. Ağustos, eylül aylarında Antiller'de görülür. Batı Büyük Okyanus’unda tayfun adını alır. Başlangıç ve mevsim sonu kasırgaları, Karayiplerin batısında görülür. Orta Amerika kıyılarının biraz açıklarında Büyük Okyanus'ta ve Meksika Körfezi'nde de sık sık rastlanır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köken bilimi</span></span><br />
<br />
Kasırga kelimesi, Eski Türkçedeki "kasırku" sözünün günümüze ulaşmış biçimidir.[1] Kasırku ise "titretmek, sallamak" anlamına gelen "kasmak" fiilinden türemiş "fırtına" anlamına gelen bir sözdür.[2]<br />
<br />
Kasırga kelimesinin İngilizcedeki karşılığı "Hurricane"dir. Bu kelimenin Orta Amerika'da yaşamış olan Mayaların kullandığı "Huracan" kelimesinden geldiği söylenir. Mayaların dilinde "Huracan", büyük rüzgârların (fırtınaların) ve kötü ruhların tanrısı anlamına gelirdi.[3] "Hurricane", İspanyolca "Huracán" kelimesi üzerinden türetilmiştir.[4]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kasırga adlandırmaları</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ve Kasırga isimleri listesi</span></span><br />
<br />
Kasırgalara adları, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün daha önceden belirlediği listelere göre belirlenir. Bu amaçla Atlas Okyanusu'yla ilgili kasırgaları adlandırmak üzere erkek ve kadın adlarından hazırlanmış altı liste vardır. Her altı yılda bir tekrar ilk listeye dönülür. Listedeki her adın ilk harfi alfabetik sıraya göre belirlenir. Q, U, X, Y ve Z harfleriyle başlayan adlar kullanılmaz. Bir fırtınanın hızı, saatte 200 km'yi geçerse kasırgaya dönüşmüş olarak kabul edilir ve bu listelerde sırada bulunan ad, o kasırgaya verilir.[3]<br />
Meydana geliş ve hareket<br />
Kasırgalar o kadar güçlüdür ki her şeyi savurabilirler. 2002'de Avrupa'yı vuran Akdeniz Kasırgası'nın İstanbul'da savurarak kıyıya attığı bir gemi.<br />
<br />
Atlantikte ortalama yılda yedi kasırga oluştuğundan Doğu Büyük Okyanus'ta da yaklaşık aynı sayıda kasırga meydana gelir. 1890-1910 arası çok, 1910-1930 arası az, 1930-1950 arası çok sık kasırga oluşmuştur. Kasırgaların ekseni kuzeybatı yönünde eser. Şu ana kadar Türkiye'de bir kere olup İzmir'in üstünden geçmiş ve 10-20 saat içinde Türkiye'yi terk etmiştir.[kaynak belirtilmeli] Ayrıca İstanbul'da bazı siklonik depresyonların (45–50 km hızla eser) 4–5 m dalgalara neden olduğu, demir direkleri devirdiği, basket potalarını parçaladığı ve hatta ağaçları yerinden söküp 150 metreye kadar kaldırdıkları bilinir.[kaynak belirtilmeli]<br />
<br />
Kuzey Atlantik'teki kasırgalar genellikle hazirandan ekime kadar sürer. Bu süre içinde deniz yüzeyinde sıcak ve nem en fazladır. Mayıs ve kasım aylarında daha az, diğer aylarda ise pek seyrek meydana gelir. Kuzey Atlantik bölgesinde yılda meydana gelen ortalama trohadi loopik siklon miktarı sekizdir. Bunun beşi ise kasırga tipindedir. Eylül ayında Atlas Okyanusu'nun güneyindeki büyük subtropikal anti-siklon bölgesinde tropik fırtınalar eser. Antisiklon bölgesinin güneyinde esen doğu rüzgârları tarafından tahrik edilerek birkaç günlüğüne batı yönüne kayar. Fırtınaların çoğu antisiklon bölgesinin batı ucundan kıvrılarak bazıları Amerika'yı kasıp kavurur. Diğerleri ise kıyıdan geçer. Diğer fırtınalar kıvrılmadan batı yönünde doğruca eserek Meksika Körfezi'ni veya Orta Amerika'yı etkisi altına alır. Mevsimin başında ve sonunda patlak veren kasırgalar meydana geldikten sonra kuzey yönünde eserler. Fırtınaların hızı ortalama 80–240 km'yi bulur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rüzgâr ve yağış</span></span><br />
<br />
Tropik bir siklonun kasırga olarak adlandırılabilmesi için hızının en azından 117 km/saat olması gerekir. Genellikle saate 240 km’den fazla hıza sahiptirler. Sebep oldukları doğrudan zarardan başka rüzgârlar felaketlere yol açan büyük deniz dalgalarına ve denizin kabarmasına yol açarlar. Carolis hareketleri adı verilen hareketler nedeniyle kuzey yarım kürede esen rüzgârlar saat yelkovanının tersi yönünde, güney yarım kürede ise saat yelkovanı yönündedir. Kasırgalarla birlikte yağış da gelir. Tropik bir rüzgâr kuşağının ortalama yağış miktarı 75–150 mm'dir. Daha çok yağış düştüğü de olur. Böyle yağışlar karaların iç kısımlarında ciddî sellerin oluşmasına neden olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyüklük ve yapı</span></span><br />
<br />
Bu harita, 1985 ile 2005 yılları arasında dünyada meydana gelen tüm tropik kasırgaların hareketlerini göstermektedir. Her bir nokta altı saatlik aralarla kasırganın yerini, kullanılan renkler ise kasırganın Saffir-Simpson ölçeğine göre şiddetlerini gösterir.<br />
<br />
Çok yüksek hıza sahip olan bulutların taşıdığı yağmur, genellikle daha sakin bir bölge olan kasırganın dönen kısmının arkasına düşer. Kasırganın çapı 50–800 km genişliğindedir. Büyük kasırgalarda havanın akımı 12.000 m’den daha üst bölgelere kadar etki eder. Hatta bazı kasırgalarda bu etki statosferde dahi görülebilir. Sağanak yağmur getiren kümülüs ve kümülinimbüs bulutları rüzgâr kuşağında sarmal bir şekil almaya meyillidirler. Şekiller radar ekranında görülebilmekte ve böylece muhtemel bir kasırganın gelişi anlaşılmaktadır. Kara istasyonları, uçaklar ve denizdeki gemiler, radarlar yardımıyla kasırgaları takip edebilmektedirler. Kasırganın merkezine (gözüne) yaklaşıldıkça rüzgârın hızı kesilirse de tamamen durmaz, yağış durur. Ortadaki bulutlar kaybolur, alçak bulutlar genellikle kalır. Aralarından güneş ışınları geçer. Kuşlar kasırga gözüne kapılır ve sürüklenir. Kasırga gözü geçtikten bir saat sonra ters yönde daha kuvvetli bir rüzgâr eser.<br />
<br />
Kasırganın orta kısmı (otağı) sıcaklık normalden 10°-15 °C daha yüksektir. Çünkü, buradaki hava daha az hareketlidir. Yanlardaki yüksek hava basıncından merkezdeki alçak hava basıncına doğru kuvvetli bir hava akımı meydana gelir. Fakat bu iç hava akımı adı verilen oluşumun kuvveti, kısmen de olsa sürtünme ile hafifler. Kasırganın göz ve odak merkezi kısmından dış kısımlara özellikle yukarıya doğru merkezkaç kuvvetleri aracılığıyla bir hava akımı oluşur. Bu bölgede rüzgâr hızı azalır. Deniz seviyesindeki şiddetli siklonik akıma karşı antisiklonik bir akım meydana gelir. Kasırgalar, buharla çalışan basit bir motora benzetilebilir. Kasırgayı hareket ettiren güç, iç hava akımıdır. Hareketini sıcaklık değişiklikleri sağlamaktadır. Mal ve can kaybına sebep olan kasırgalar üzerinde senelerdir çalışmalar yapılmaktadır. Uydular ve diğer meteorolojik izleme aletleri kullanılarak kasırgaların doğuşu, takip ettiği yollar, büyüklüğü ve zararları hakkında yardımcı bilgiler alınmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tasmanya canavarı</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarı (Sarcophilus harrisii) veya Tasmanya şeytanı, bir yırtıcı keseli familyası olan keseli sansargiller'den (Dasyuridae) bir hayvan türü. Bu familyanın şu an yaşayan en büyük temsilcisidir ve Sarcophilus cinsinin tek üyesidir. Ufak bir köpek ebatlarında ama yapılı ve kaslıdır. Şu anda dünyadaki en büyük etobur keselidir.<br />
<br />
Bugün sadece Tasmanya Adası'nda yaşamaktadır. Anakara Avustralya'da tahminen 14. yüzyıl içerisinde nesli tükenmiştir. Evcil kümes hayvanlarının korunması için 1930'lu yıllarda yoğun olarak Tazmanya'da da avlanmışlardır. 1941 yılında Keseli canavarın koruma altına alınmasıyla adadaki varlıkları kendine gelmiştir. Ancak 1990'lı yıllarda baş gösteren bir hastalık, bu hayvanın geleceğini yeniden tehdit etmektedir. Çok yakında tehlike altında sınıflandırmasına girebilir. Tasmanya Hükûmeti hastalığın etkilerini azaltmak için önlemler almaktadır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsminin kökeni</span></span><br />
<br />
Bu ismini, siyah kürkü, irkildiğinde yaydığı nahoş kokusu, yüksek sesle çıkardığı ürkütücü çığlığı [1] ve beslenirken sergilediği çok hırçın hareketlerden dolayı almıştır.<br />
<br />
Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir. Doğa bilimci George Harris ilk 1807 yılında hayvanı incelemiş ve Didelphis ursina ismini vermiştir[1]. Daha sonra 1838 yılında Richard Owen tarafından adı Dasyurus laniarius olarak değiştirilmiştir. Ancak bu isim de uzun süre kalmadı. 1841'de Pierre Boitard türü tekrar kategorize etti ve Sarcophilus harrisii adını verdi. Türün en taksonomi incelemeleri 1987 yılında yapıldı ve Sarcophilus laniarius[2] adı verildi. S. harrisii ismi kaldı ve S. laniarius ismi de fosil türleri ile ilişkilendirildi.[3]. Tazmanya canavarı Sarcophilus cinsinin yaşayan tek üyesidir.<br />
<br />
En yeni araştırmalar sonunda, Quoll ile yakın Tasmanya kaplanı (Thylacine) ile ise uzaktan akraba olduğu yönünde bilgiler elde etmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fiziksel Özellikleri</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarı, 1936'da son Thylacine'in ölümünden bu yana yaşayan en büyük yırtıcı keselidir. Erkek, baş dahil 65 cm büyüklüğünde, kuyruğu yaklaşık 26 cm uzunluğunda, ağırlığı 8 kg'dir. Dişi ise yaklaşık 57 cm, kuyruk 24 cm, 6 kg ağırlığındadır[4]. Tasmanya canavarının doğadaki ömrü ortalama 6 yıldır, esarette bu süre uzayabilir.<br />
<br />
Vücut yapısı güçlüdür. Baş, kısa ve geniş, dişler sivri ve kemik parçalamaya uygundur. Kürkü genelde siyah ya da koyu kahvedir. Bir keseli memeli için alışılmadık bir biçimde ön ayakları arkalara oranla biraz daha uzundur.<br />
<br />
Canavarın yüzünde ve kafasının tepesinde bıyıkları vardır. Bunlar karanlıkta yemek ararken avlarının ve diğer canavarların yerlerini tespit etmede işe yarar. Kışkırtıldığı zamanlar keskinliği kokarcanınkine rakip olabilen bir koku salabilir. Duyma egemen duyusudur, aynı zamanda mükemmel bir koku alma duyusuna da sahiptir. Canavar geceleri avlandığı için görme duyusu en kuvvetli siyah beyazdadır. Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar[5]. Memeliler arasında vücut oranı ayarlanarak yapılmış bir analiz, Tazmanya canavarının yaşayan memeliler arasında en kuvvetli ısırığa sahip olduğunu göstermiştir.[6]. Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.[5]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üreme</span></span><br />
<br />
Dişiler genelde cinsel erişkinliğe ulaştıkları ikinci yıldan sonra üremeye başlarlar. Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.[7] Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur. Erkekler, dişiler için dövüşürler ve dişi canavarlar baskın erkekle çiftleşir. Canavarlar tekeşli değillerdir ve dişiler çiftleşmeden sonra erkek tarafından korunmazlarsa birçok başka erkekle çiftleşebilirler. Gebelik 21 gün sürer ve her biri yaklaşık 0,18 - 0,24 gram olan (pirinç tanesi kadar bir büyüklükte) 20-30 arası yavru yumurta akı kıvamında bir sıvının içinde dünyaya gelir.[8]. Yavrular doğdukları zaman vajinadan annenin kıllarına tutunarak keseye giderler. Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır. 4 meme ucu bulunduğu için memeye ilk ulaşan 4 yavru hayatta kalır. Bir meme edinemeyen yavrular genelde anne tarafından yenirler. İstatiksel olarak erkeklere oranla daha fazla dişi hayatta kalır. Dişi Tasmanya canavarının kesesi aynı wombatta olduğu gibi arkaya doğru açılır dolayısı ile yavrular kesenin içindeyken dişinin yavrularla etkileşimde bulunması zordur.[7].<br />
<br />
Kesenin içinde, beslenebilen yavru hızla gelişir. 15. günde kulakların dış kısımları görünür hale gelir. 16 gün sonra göz kapakları 17. gün bıyıklar ve 20. günden sonra da dudaklar belirir. Yavrunun tüyleri 49. günde çıkmaya başlar ve 90 gün sonunda tüm bir kürke kavuşur. Gözleri 87-93 gün sonra kürkün oluşması ile beraber açılır ve 100 gün sonunda meme ucundaki tutunuşları gevşer[7]. doğumdan 105 gün sonra ebeveylerinin 200 gr. ağırlığında küçük bir kopyası olarak keseyi terk ederler. Kanguru yavrularının aksine canavar yavruları keseye daha geri dönmezler. Onun yerine ekim kasım ayları arasında ilk kez dışarı çıkmadan önce üç ay daha inlerinde kalırlar. Ocak ayında bağımsız hale gelirler. Dişi canavarlar yılın altı haftası hariç yavrularına bakmakla meşguldürler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ekoloji ve davranış</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarları gececi olmalarına rağmen güneşte yatmaktan hoşlanırlar. Dövüşlerden kalan yara izleri canavarın sol gözü üzerinde rahatlıkla görülebilir.<br />
<br />
Tasmanya canavarları, tüm Tasmanya'ya dağılmış ve oldukça yaygındırlar. Şehirlerin civarları dahil olmak üzere tüm ortamlarda bulunurlar. Özellikle sahil ormanlarının ve kuru sclerophyll ormanları tercih ederler. Tasmanya canavarı gece ve alacakaranlık zamanlarının avcısıdır ve gündüzlerini yoğun çalılıklar veya bir delikte geçirirler. Genç canavarlar ağaçlara tırmanabilirler ama bu irileştikçe daha zor hale gelir. Genelde yalnız hayvanlardır ve sürüler oluşturmazlar[8]. 8–20 km² arasında değişen bir bölgeleri vardır.<br />
Canavar o gün daha önceden bir araba tarafından öldürülmüş bir wallaby yiyor.<br />
<br />
Tasmanya canavarları küçük bir wallaby büyüklüğündeki avlarla başa çıkabilirler ama pratikte fırsatçılardır ve avlanmaktan daha sık olarak buldukları leşleri yerler.<br />
<br />
Aslında wombatları tercih etse de, her türlü küçük yerli memelileri, evcil memelileri (koyun dahil), kuşları balıkları, böcekleri, kurbağaları ve sürüngenleri de yer. Diyetleri çok çeşitlidir ve mevcut yemeğe göre değişir.[5] Ortalama olarak her gün kendi vücut ağırlıklarının %15'i kadarını yerler ama durum müsaade ederse 30 dakika içinde kendi ağırlıklarının %40'ını bile yiyebilirler[9]. Tasmanya canavarları leşten geriye hiçbir iz bırakmazlar et ve iç organlara ek olarak kemik ve kürk de dahil her şeyi yerler. Bu bağlamda bir leşi hızla silip süpürmeleri sayesinde leşte oluşup çiftlik hayvanlarına zarar verebilecek böceklerin yetişmesini önledikleri için Tasmanyalı çiftçilerin saygısını kazanmışlardır.<br />
<br />
Yemek yeme, Tasmanya canavarları için sosyal bir olaydır. Canavara atfedilen gürültünün büyük bir kısmı 12'ye kadar hayvanın bir araya gelip yerlerken çıkardıkları bu toplumsal hırıltılardır. Bu sesler sık sık kilometrelerce öteden duyulabilir. Beslenmekte olan canavarlar üzerinde yapılan bir çalışma karakteristik saldırgan esnemeleri de dahil 20 farklı fiziksel duruş biçimi ve canavarların yerken haberleşmek üzere kullandıları 11 farklı ses olduğunu ortaya çıkarmıştır. Genelde baskınlık kurmak için sesler ve duruşlar kullanılır ama dövüşler de olur[9]. En agresifler erişkin erkeklerdir ve yemek ya da eş için kavgalardan dolayı yara izleri oldukça yaygındır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korunma durumu</span></span><br />
<br />
Tasmanya bir süredir büyük keseli etoburların son sığınağıydı. İnsanların gelmesinden çok kısa bir süre sonra anakaradaki bütün büyük etoburların soyu tükendi. Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı. Fosil kanıtları Tasmanya canavarının anakarada yaklaşık 600 yıl öncesine (ilk Avrupa kolonisinden 400 yıl önce) kadar varolduğunu göstermektedir[4]. Soylarının tükenmesi dingolar ve Avustralya yerlileri tarafından avlanılmasına bağlanmaktadır[10]. Dingosuz Tasmanya'da etobur keseliler, Avrupalılar gelene kadar hala aktiftiler. Avrupalıların gelişinden sonra Thylacine'in soyunun tükenmesi daha iyi bilinir ama Tasmanya canavarı da tehdit altındaydı.<br />
<br />
İlk Tasmanyalı yerleşimciler tadının dana etine benzediğini[1] söyledikleri Tasmanya canavarını yiyorlardı. Canavarların çiftlik hayvanlarını avlayıp öldürecekleri inancı üzerine, tüm şehirsel alanlardan kökünün kazınması için 1830'da bir ödül yasası yürürlüğe girdi. Bunu izleyen yüzyıl boyunca tuzaklar ve zehirleme, soylarını tükenmenin eşiğine getirdi. 1936'da son Tasmanya kurdunun ölümünden sonra canavarlar için olan tehdit anlaşıldı. Tasmanya canavarı 1941'de koruma altına alında ve nüfusu yavaşça kendini toparladı.<br />
<br />
Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de[4]. Tasmanya canavarı'nın şu anki nüfusunun 100.000 ile 150.000 arasında olduğu düşünülmektedir. 10–20 km² başına 20 canavar[5]. Tasmanya ve Avustralya, Tasmanya canavarlarının ihracını yasaklamıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Canavar yüz tümörü hastalığı</span></span><br />
<br />
İlk kez 1996'da otaya çıkan canavar yüz tümörü hastalığı (devil facial tumour disease - DFTD) Tasmanya'nın vahşi canavarlarını kırıp geçti. Tahminler, hastalığın canavar nüfusunun %20 ile %50'si arasını vurduğu ve ülkenin %65'inde etkili olduğu yönünde[11][12]. Etkilenen yoğun nüfuslu bölgelerde ölüm oranı 12-18 arasında %100[13]. Tür, Tasmanya'nın Tehdit Altındaki Türlerin Korunması Yasası (Threatened Species Protection Act 1995) ve Avustralya'nın Çevre Koruma ve Biyoçeşitliğin Korunması Yasası 1999 yasalarının 2006 yılı sürümlerinde Hassas olarak listelendi. Bu, türün orta vadede soyunun tükenme tehlikesinde olduğu anlamına geliyor. IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor. En son değerlendirildiğinde asgari endişe (IUCN Kırmızı Liste|LC) olarak listede yer aldı.[14]<br />
Hastalığın yol açtığı yıkımı azaltmak amacıyla başlatılan üreme programında yaşamını sürdüren bir Tasmanya canavarı dişisi.<br />
<br />
Hastalığın yayılması ve hastalıktaki değişimleri takip edebilmek amacı ile vahşi Tasmanya canavarı nüfusları izlenmektedir. Saha izlemeleri, belirlenmiş bir alan içerisindeki canavarların yakalanması ve hastalık için kontrol edilmeleri ve etkilenmiş hayvanların sayısının belirlenmesinden oluşuyor. Aynı alan hastalığın zamanla yayılmasını nitelendirmek amacı ile tekrar tekrar ziyaret edilmektedir. Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir. Türetilmiş diğer bölgelerdeki uzun vadeli izlemeler bu sonuçların kalıcı olup olmayacağını ve nüfusların toparlanıp toparlanamayacağını gösterecek[12]. Saha elemanları ayrıca hastalanmış canavarların yakalanıp vahşi nüfustan arındırılmalarının etkinliğini araştırıyor. Hastalıklı canavarların vahşi nüfuslardan ayıklanmasının, hastalığın yaygınlığını azaltması ve daha çok canavarın gençlik yıllarını geçerek üremesini sağlaması umut ediliyor.[12]<br />
<br />
Taroona'nın banliyösü Hobart ve Batı Tasmanya açıklarındaki Maria Adası'ndaki tesislerde hastalıksız canavarlardan oluşan iki "sigorta" nüfus yerleştirildi. Anakaradaki hayvanat bahçelerinde ıslah edilmeleri de başka bir seçenek. Tasmanya ekosistemindeki varlığı 2001 yılında yasadışı olarak doğaya salınmış kızıl tilkinin yayılmasını engellediği için Canavar sayısındaki düşüş aynı zamanda bir ekolojik sorun olarak da görülmekte.[13][15] Tilkiler Avustralya'nın tüm eyaletlerinde problem yaratan istilacı türlerdir ve tilkilerin Tasmanya'da yayılması Tasmanya Canavarı'nın kendini toparlamasına köstek olacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kültürel referanslar</span></span><br />
<br />
Tasmanya canavarı, Avustralya'da simge haline gelmiş bir hayvandır, Tasmanya Ulusal Parklar ve Vahşi Yaşam Servislerinin ve "Şeytanlar" diye bilinen Avustralya futbolu takımının simgesidir.<br />
<br />
İhracındaki sınırlamalar yüzünden Tazmanya Canavarı esarette sadece Avustralya'da görülebilir. Bilinen son denizaşırı canavar 2004 yılında Kaliforniya'da öldü. Buna rağmen Danimarka Prensi Frederick'in ve Tasmanya'lı eşi Prenses Mary'nin ilk oğullarının doğumundan sonra Tasmanya Hükûmeti Kopenhag Hayvanat Bahçesine bir çift Tasmanya canavarı hediye etti[16]. Bunlar Avustralya dışında bilinen tek Tasmanya canavarlarıdır.<br />
<br />
Belki de Tasmanya canavarı, uluslararası kamuoyunda en çok Looney Tunes çizgi karakteri "Tasmanian Devil" ya da "Taz"'a ilham olması ile bilinir. Tasmanya canavarı ile vücut bulduğu çizgi karakter arasındaki tek benzerlik doymak bilmez iştahları ve utangaçlıklarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Derleme Makalesidir</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
Schrems, 05.09.2022<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar :</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Wikipedia</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Euzü Bi Kelimatillahit-tammati Min Şerri Ma Halak" Duası]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=17348</link>
			<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 11:34:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=17348</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Euzü Bi Kelimatillahit-tammati Min Şerri Ma Halak" Duası</span></span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimizin mahlukatın şerrinden korunmak içim tavsiye ettiği "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak" duasının Arapçası, anlamı, okunuşu ve fazileti...<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arapçası</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
</span></span><br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"EUZÜ Bİ KELİMATİLLAHİT-TAMMATİ MİN ŞERRİ MA HALAK" DUASININ FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.” (Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İNSANI KORUYAN DUALAR</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.” (Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
"Zararlı dediğimiz, esasen her biri çeşitli görevler için yaratılmış hayvancıklardan insanı koruyan dualar vardır. O hayvanları bizim bildiğimiz bilmediğimiz hizmetler için yaratan Cenâb-ı Mevlâ, Resûl-i Ekrem vasıtasıyla bize onlardan korunmanın yollarını da öğretmiştir. Bu dua sadece akrepten değil, zarar veren her yaratıktan korunmak için de tavsiye edilmiştir. Peygamber Efendimiz “Kim bir yerde konaklar da sonra ‘Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım’ derse, konakladığı yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez” buyurmuştur.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde bu duanın sabah ve akşam okunması, bazılarında da üçer defa tekrarlanması tavsiye edilmektedir.  <br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  takdiri veya O’nun şifalı sözleri yahut da Kur'ân-ı Kerîm’i kastedilmiş olabilir. Esasen bunlardan hangisinin kastedildiği çok önemli değildir. Önemli olan eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ halak denmesidir. Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Riyazüssalihin)</span></span><br />
<br />
Sabah Kalkınca ve Güneş Batıp Akşam Olunca Okunacak Sığınma Duasi<br />
<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
<br />
Eûzü bi kelimâtillâhi't tâmmâti min şerri mâ halak.<br />
<br />
“Eûzü bi kelimatillahi't-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya'rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman.”<br />
<br />
Bu duada geçen bazı ifadeler hadislerde ve ayetlerde vardır. Örneğin “Bütün yaratıkların şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım.” kısmı hadislerde geçiyor.<br />
<br />
Yine “Yere giren ve oradan çıkan, gökten inen ve oraya yükselen ne varsa O, hepsini bilir. O rahîmdir, gafurdur (merhamet ve ihsanı boldur, çok affedicidir)." (Sebe’, 34/2) ayetinde geçen ifadeler de bu duada yer almıştır. Demek ki ayet ve hadislerde geçen ifadelerden toplanmış bir dua olduğu söylenebilir.<br />
<br />
Ancak bu şekliye ve tamamı bir arada olarak bir rivayete ulaşamadık.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yukarıda geçen duanın anlamı özetle şudur:</span></span><br />
<br />
"Bütün yaratıkların şerrinden; gökten inen ve göğe çıkan her şeyin şerrinden; gecenin ve gündüzün fitnesinden; hayra açılan yollar hariç bütün yolların şerrinden, Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım. Ey Rahman olan Allah'ım (beni muhafaza eyle)."<br />
<br />
Süheyl ibni Salih(r.a) şöyle der:"Ben,Peygamberimiz(s.a.v)'in huzurunda oturuyordum.<br />
Ashabdan bir Zât geldi ve"Ey Allah'ın Resûlü!Bu gece zehirlendim de sabaha kadar uyuyamadım."dedi<br />
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz"Ne ile zehirlendin".diye sordu."Akrep sokması ile"dedi<br />
Peygamber Efendimiz"Ama sen akşamleyin,(Eûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmâti küllihâ min şerri mâhalak)diye dua etseydin,inş akrep sana zarar vermezdi".buyurdu.<br />
Bu duanın meali:'Allah'ın yaratmış olduğu bütün mahlükâtın şerrinden,onun tam kelimelerine(kitaplarına veya sıfatlarına)sığınırım.'<br />
evet bol bol tesbih edilecek bır dua..hadi<br />
<br />
Bismillahirrrahmanirrahim<br />
<br />
Eûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmâti küllihâ min şerri mâhalak<br />
<br />
<br />
Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh bu korunma duası Mumsema euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu korunma duası ve anlamı</span></span><br />
<br />
عَيْنٍ لَامَّةٍ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ<br />
<br />
-------------<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ<br />
<br />
<br />
Okunuşu:”Euzü bikelimatillahi’t-tammati min şerri ma halak.”<br />
<br />
Anlamı:“Tamam olan kelimelerine tutunup bütün yarattıklarının şerrinde Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
Bu duayayı sabah akşam 3 veya 7 defa okuyan üzerine gelecek her türlü zarar ve müsibetten Allah’ın korunmasına girer.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EL-HAFIZ İSMİNİN ANLAMI</span></span><br />
<br />
Âlimler bu ismin Allah (c.c) için koruma anlamında kullanıldığını belirtmişlerdir. Bunun aynında diğer anlamların da Allah (c.c) için sözkonusu olduğunu belirtenler vardır. Koruma namlıyla beraber “bilen” anlamının da muhtemel olduğunu (Ebulhasen, Eşarî, F.Razî) Allah’a (c.c) hiçbir şeyin gizli kalmadığı anlamında olduğunu (Maturidî) da söylemişlerdir.<br />
<br />
Sözkonusu olan HAFÎZ ve HÂFIZ isimlerini, alimlerin anlamlandırmaları dikkate alındığından şu üç gurupta mütalaâ etmek mümkün olabilir<br />
<br />
1–Kâinatın düzenini koyup sürdüren :Yani düzenin sürmesi için kuralları koyarak bunu sağlayan ve kâinatı koruyan,<br />
2–İnsanları değişik tehlikelere karşı koruyan, niyetlerini ve sırlarını bilen, davranışlarını kaybolmaktan meleklere tescil ettirerek koruyan, dostlarını koruyan,<br />
3–Kur’ân-ı Kerîm’i unutulmaktan, tahriften, ihmalden koruyan.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SABAH AKSAM 4 KERE</span></span><br />
<br />
<br />
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحْنا وَبِكَ أَمْسَـينا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور اللّهُـمَّ بِكَ أَمْسَـينا، وَبِكَ أَصْـبَحْنا، وَبِكَ نَحْـيا، وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ المَصـير<br />
<br />
Allahumme bike esbehana we bike emseyana we bike nehya we bike nemutu ve ileyke nuşurç<br />
<br />
"Allah'ım! Seninle sabahladık ve seninle akşamladık. Seninle yaşar ve seninle ölürüz. Ve dönüş sanadır." (Tirmizi; Bkz. Sahihu't-Tirmizi: 3/142)<br />
<br />
<br />
Euzu bi Kelimâtillâhi T tâmmeti min kulli şeytanin ve Hammetin ve min külli aynin Lammeh ne demek?<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ<br />
<br />
Bebeklere ve tüm insanlara…"Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh." bu da türkçesi: "Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah'a sığınırım."<br />
Euzu Bikelimatillahi Ttammati min şerri ma halak ne için okunur?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">euzu bikelimatillahi arapça yazılışı ve hadis kaynağı:</span></span><br />
<br />
(3371) عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ : ( كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعَوِّذُ الْحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ وَيَقُولُ : إِنَّ أَبَاكُمَا كَانَ يُعَوِّذُ بِهَا إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ : أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ ) .<br />
قال ابن حجر في “فتح الباري” (6/410) :<br />
<br />
Korunma duasının Arapça yazılış şekli ile yazdığımız buhari’de (fethul bari) geçen hadiste Emine Abbas radıyallahu anhuma şöyle rivayet ediyor:<br />
<br />
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz Hasan ve Hz Hüseyin için bu duayı okur ve buyuruldu ki izin babanız ismail’i ve İshak için okurdu.<br />
<br />
Euzu bi kelimâtillâhi’t-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammetin (veya lammeh)<br />
<br />
Bu koruma duası çok faziletlidir etkisi çoktur her müslüman çocuklarına sabah akşam okumalıdır.<br />
<br />
Şeytandan Korunma Duası; “Eûzü bi kelimatillahi't-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya'rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Min şerri ma halak nedir?</span></span><br />
<br />
Min şerri mâ halak(halaka). Bu kökün genel anlamı; halk, huluk/ahlak, yaratılmış gibidir. … Yani bu kavrama bakıldığında çıkması gereken sonuç; temel ahlaki prensiplerle donanmış, yani halk olma/toplu yaşama bilincine erişmiş olanlardır. Bu, kelebeklerin neden sadece iki gün yaşadığı sorusuna verilen yanıt gibidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zerae ne demek?</span></span><br />
<br />
Zerae ذَرَأَ fiili Kur'ân bütünlüğü içinde “yaratmak, ekmek, dikmek, ortaya çıkarmak, yetiştirmek, bitkiyi bitirmek” anlamında kullanıldığı halde birçok tefsir ve mealde “yarattı خَلَقَ” anlamı verilerek cinlerden ve insanlardan birçoğunun cehennem için yaratıldığı anlamı verilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve min külli aynin Lammeh ne demek?</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin (S.A.V) Okuduğu Nazar Duası : Okunuşu “Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh.” Türkçesi “Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah'a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euzü bi-Kelimâtillahittâmmeti min şerri külli Şeytânin ve Hâmmetin ve min şerri külli aynin Lâmmeh nedir?</span></span><br />
<br />
“Euzü bi–kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmeh” (Şeytanların, haşaratın ve kem gözlerin şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına sığınırım.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar duası kendine nasıl okunur?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazara Karşı Okunacak Dua ve Ayetler:</span></span><br />
<br />
<br />
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ<br />
<br />
"Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn, Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn"<br />
<br />
Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Kalem Suresi 51)</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu: </span>“Euzü bi-kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmeh”<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Anlamı: </span>Şeytanların, haşaratın ve kem gözlerin şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına sığınırım.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span> Bi'smi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm.<br />
"Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn, Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn"<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar duası nasıl yazılır?</span></span><br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard. Men zellezî yeşfeu indehû illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bi'şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber efendimiz nazar için ne okurdu?</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin Nazar Okunuşu "Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh." Peygamber Efendimizin Nazar Türkçesi "Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah'a sığınırım."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar Arapça nedir?</span></span><br />
<br />
Nazar kelimesi Türkçe'de "bakma, bakış" anlamına gelir. Arapça nẓr kökünden gelen naẓar نظر z "bakma, bakış" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça naẓara نظر z "baktı" fiilinin masdarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar ayetleri nelerdir?</span></span><br />
<br />
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, Lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil ard. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi, ya'lemü mâ beyne eydîhim, vemâ halfehüm, velâ yühîtûne bişey'in min ilmihî, illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard, Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar için Felak Nas kaç kere okunur?</span></span><br />
<br />
Rasulullah aleyhisselam Felak–Nas surelerinin sabah ve akşam zikirlerinde üçer defa okunmasını buyurmaktadır. Uyurken İhlas, felak, nas ve ayet-el kürsi üçer defa avuca okunur ve vücuda sıvazlanır. Nazar ve büyü gibi etkilerden korunur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En etkili nazar duası hangisi?</span></span><br />
<br />
Nazar duası okunuşu şöyledir: Euzü bi kelimatillahitammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri kulli aynin lamme. Her türlü şeytandan, kem gözlerden, zararlı tüm şeylerden, bütün kelimelerin yüzü ve suyu hürmetine Allah'a sığınıyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar değen kişiye hangi dua okunur?</span></span><br />
<br />
﴾1-6﴿ Kul, euzü birabbin nâs, melikin nâs, ilâhin nâs, min şerril vasvasil hannas, elleziy yuvesvisu fiy sudûrin nâs, minel cinneti ven nâs. Ayrıca, Kalem suresinin 51'inci ve 52'nci ayetlerinin (Nazar Duası) de nazara karşı tedavi edici özelliğinin bulunduğu söylenir.<br />
<br />
"Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn, Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn"</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Euzü Bi Kelimatillahit-tammati Min Şerri Ma Halak" Duası</span></span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimizin mahlukatın şerrinden korunmak içim tavsiye ettiği "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak" duasının Arapçası, anlamı, okunuşu ve fazileti...<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arapçası</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
</span></span><br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"EUZÜ Bİ KELİMATİLLAHİT-TAMMATİ MİN ŞERRİ MA HALAK" DUASININ FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.” (Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İNSANI KORUYAN DUALAR</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.” (Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
"Zararlı dediğimiz, esasen her biri çeşitli görevler için yaratılmış hayvancıklardan insanı koruyan dualar vardır. O hayvanları bizim bildiğimiz bilmediğimiz hizmetler için yaratan Cenâb-ı Mevlâ, Resûl-i Ekrem vasıtasıyla bize onlardan korunmanın yollarını da öğretmiştir. Bu dua sadece akrepten değil, zarar veren her yaratıktan korunmak için de tavsiye edilmiştir. Peygamber Efendimiz “Kim bir yerde konaklar da sonra ‘Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım’ derse, konakladığı yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez” buyurmuştur.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde bu duanın sabah ve akşam okunması, bazılarında da üçer defa tekrarlanması tavsiye edilmektedir.  <br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  takdiri veya O’nun şifalı sözleri yahut da Kur'ân-ı Kerîm’i kastedilmiş olabilir. Esasen bunlardan hangisinin kastedildiği çok önemli değildir. Önemli olan eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ halak denmesidir. Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Riyazüssalihin)</span></span><br />
<br />
Sabah Kalkınca ve Güneş Batıp Akşam Olunca Okunacak Sığınma Duasi<br />
<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
<br />
Eûzü bi kelimâtillâhi't tâmmâti min şerri mâ halak.<br />
<br />
“Eûzü bi kelimatillahi't-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya'rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman.”<br />
<br />
Bu duada geçen bazı ifadeler hadislerde ve ayetlerde vardır. Örneğin “Bütün yaratıkların şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım.” kısmı hadislerde geçiyor.<br />
<br />
Yine “Yere giren ve oradan çıkan, gökten inen ve oraya yükselen ne varsa O, hepsini bilir. O rahîmdir, gafurdur (merhamet ve ihsanı boldur, çok affedicidir)." (Sebe’, 34/2) ayetinde geçen ifadeler de bu duada yer almıştır. Demek ki ayet ve hadislerde geçen ifadelerden toplanmış bir dua olduğu söylenebilir.<br />
<br />
Ancak bu şekliye ve tamamı bir arada olarak bir rivayete ulaşamadık.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yukarıda geçen duanın anlamı özetle şudur:</span></span><br />
<br />
"Bütün yaratıkların şerrinden; gökten inen ve göğe çıkan her şeyin şerrinden; gecenin ve gündüzün fitnesinden; hayra açılan yollar hariç bütün yolların şerrinden, Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım. Ey Rahman olan Allah'ım (beni muhafaza eyle)."<br />
<br />
Süheyl ibni Salih(r.a) şöyle der:"Ben,Peygamberimiz(s.a.v)'in huzurunda oturuyordum.<br />
Ashabdan bir Zât geldi ve"Ey Allah'ın Resûlü!Bu gece zehirlendim de sabaha kadar uyuyamadım."dedi<br />
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz"Ne ile zehirlendin".diye sordu."Akrep sokması ile"dedi<br />
Peygamber Efendimiz"Ama sen akşamleyin,(Eûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmâti küllihâ min şerri mâhalak)diye dua etseydin,inş akrep sana zarar vermezdi".buyurdu.<br />
Bu duanın meali:'Allah'ın yaratmış olduğu bütün mahlükâtın şerrinden,onun tam kelimelerine(kitaplarına veya sıfatlarına)sığınırım.'<br />
evet bol bol tesbih edilecek bır dua..hadi<br />
<br />
Bismillahirrrahmanirrahim<br />
<br />
Eûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmâti küllihâ min şerri mâhalak<br />
<br />
<br />
Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh bu korunma duası Mumsema euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu korunma duası ve anlamı</span></span><br />
<br />
عَيْنٍ لَامَّةٍ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ<br />
<br />
-------------<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ<br />
<br />
<br />
Okunuşu:”Euzü bikelimatillahi’t-tammati min şerri ma halak.”<br />
<br />
Anlamı:“Tamam olan kelimelerine tutunup bütün yarattıklarının şerrinde Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
Bu duayayı sabah akşam 3 veya 7 defa okuyan üzerine gelecek her türlü zarar ve müsibetten Allah’ın korunmasına girer.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EL-HAFIZ İSMİNİN ANLAMI</span></span><br />
<br />
Âlimler bu ismin Allah (c.c) için koruma anlamında kullanıldığını belirtmişlerdir. Bunun aynında diğer anlamların da Allah (c.c) için sözkonusu olduğunu belirtenler vardır. Koruma namlıyla beraber “bilen” anlamının da muhtemel olduğunu (Ebulhasen, Eşarî, F.Razî) Allah’a (c.c) hiçbir şeyin gizli kalmadığı anlamında olduğunu (Maturidî) da söylemişlerdir.<br />
<br />
Sözkonusu olan HAFÎZ ve HÂFIZ isimlerini, alimlerin anlamlandırmaları dikkate alındığından şu üç gurupta mütalaâ etmek mümkün olabilir<br />
<br />
1–Kâinatın düzenini koyup sürdüren :Yani düzenin sürmesi için kuralları koyarak bunu sağlayan ve kâinatı koruyan,<br />
2–İnsanları değişik tehlikelere karşı koruyan, niyetlerini ve sırlarını bilen, davranışlarını kaybolmaktan meleklere tescil ettirerek koruyan, dostlarını koruyan,<br />
3–Kur’ân-ı Kerîm’i unutulmaktan, tahriften, ihmalden koruyan.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SABAH AKSAM 4 KERE</span></span><br />
<br />
<br />
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحْنا وَبِكَ أَمْسَـينا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور اللّهُـمَّ بِكَ أَمْسَـينا، وَبِكَ أَصْـبَحْنا، وَبِكَ نَحْـيا، وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ المَصـير<br />
<br />
Allahumme bike esbehana we bike emseyana we bike nehya we bike nemutu ve ileyke nuşurç<br />
<br />
"Allah'ım! Seninle sabahladık ve seninle akşamladık. Seninle yaşar ve seninle ölürüz. Ve dönüş sanadır." (Tirmizi; Bkz. Sahihu't-Tirmizi: 3/142)<br />
<br />
<br />
Euzu bi Kelimâtillâhi T tâmmeti min kulli şeytanin ve Hammetin ve min külli aynin Lammeh ne demek?<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ<br />
<br />
Bebeklere ve tüm insanlara…"Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh." bu da türkçesi: "Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah'a sığınırım."<br />
Euzu Bikelimatillahi Ttammati min şerri ma halak ne için okunur?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">euzu bikelimatillahi arapça yazılışı ve hadis kaynağı:</span></span><br />
<br />
(3371) عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ : ( كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعَوِّذُ الْحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ وَيَقُولُ : إِنَّ أَبَاكُمَا كَانَ يُعَوِّذُ بِهَا إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ : أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ ، مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ ) .<br />
قال ابن حجر في “فتح الباري” (6/410) :<br />
<br />
Korunma duasının Arapça yazılış şekli ile yazdığımız buhari’de (fethul bari) geçen hadiste Emine Abbas radıyallahu anhuma şöyle rivayet ediyor:<br />
<br />
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz Hasan ve Hz Hüseyin için bu duayı okur ve buyuruldu ki izin babanız ismail’i ve İshak için okurdu.<br />
<br />
Euzu bi kelimâtillâhi’t-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammetin (veya lammeh)<br />
<br />
Bu koruma duası çok faziletlidir etkisi çoktur her müslüman çocuklarına sabah akşam okumalıdır.<br />
<br />
Şeytandan Korunma Duası; “Eûzü bi kelimatillahi't-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya'rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Min şerri ma halak nedir?</span></span><br />
<br />
Min şerri mâ halak(halaka). Bu kökün genel anlamı; halk, huluk/ahlak, yaratılmış gibidir. … Yani bu kavrama bakıldığında çıkması gereken sonuç; temel ahlaki prensiplerle donanmış, yani halk olma/toplu yaşama bilincine erişmiş olanlardır. Bu, kelebeklerin neden sadece iki gün yaşadığı sorusuna verilen yanıt gibidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zerae ne demek?</span></span><br />
<br />
Zerae ذَرَأَ fiili Kur'ân bütünlüğü içinde “yaratmak, ekmek, dikmek, ortaya çıkarmak, yetiştirmek, bitkiyi bitirmek” anlamında kullanıldığı halde birçok tefsir ve mealde “yarattı خَلَقَ” anlamı verilerek cinlerden ve insanlardan birçoğunun cehennem için yaratıldığı anlamı verilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve min külli aynin Lammeh ne demek?</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin (S.A.V) Okuduğu Nazar Duası : Okunuşu “Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh.” Türkçesi “Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah'a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euzü bi-Kelimâtillahittâmmeti min şerri külli Şeytânin ve Hâmmetin ve min şerri külli aynin Lâmmeh nedir?</span></span><br />
<br />
“Euzü bi–kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmeh” (Şeytanların, haşaratın ve kem gözlerin şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına sığınırım.)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar duası kendine nasıl okunur?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazara Karşı Okunacak Dua ve Ayetler:</span></span><br />
<br />
<br />
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ<br />
<br />
"Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn, Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn"<br />
<br />
Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Kalem Suresi 51)</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu: </span>“Euzü bi-kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmeh”<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Anlamı: </span>Şeytanların, haşaratın ve kem gözlerin şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına sığınırım.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okunuşu:</span> Bi'smi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm.<br />
"Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn, Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn"<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar duası nasıl yazılır?</span></span><br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard. Men zellezî yeşfeu indehû illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bi'şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber efendimiz nazar için ne okurdu?</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin Nazar Okunuşu "Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh." Peygamber Efendimizin Nazar Türkçesi "Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah'a sığınırım."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar Arapça nedir?</span></span><br />
<br />
Nazar kelimesi Türkçe'de "bakma, bakış" anlamına gelir. Arapça nẓr kökünden gelen naẓar نظر z "bakma, bakış" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça naẓara نظر z "baktı" fiilinin masdarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar ayetleri nelerdir?</span></span><br />
<br />
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, Lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil ard. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi, ya'lemü mâ beyne eydîhim, vemâ halfehüm, velâ yühîtûne bişey'in min ilmihî, illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard, Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar için Felak Nas kaç kere okunur?</span></span><br />
<br />
Rasulullah aleyhisselam Felak–Nas surelerinin sabah ve akşam zikirlerinde üçer defa okunmasını buyurmaktadır. Uyurken İhlas, felak, nas ve ayet-el kürsi üçer defa avuca okunur ve vücuda sıvazlanır. Nazar ve büyü gibi etkilerden korunur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En etkili nazar duası hangisi?</span></span><br />
<br />
Nazar duası okunuşu şöyledir: Euzü bi kelimatillahitammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri kulli aynin lamme. Her türlü şeytandan, kem gözlerden, zararlı tüm şeylerden, bütün kelimelerin yüzü ve suyu hürmetine Allah'a sığınıyorum.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazar değen kişiye hangi dua okunur?</span></span><br />
<br />
﴾1-6﴿ Kul, euzü birabbin nâs, melikin nâs, ilâhin nâs, min şerril vasvasil hannas, elleziy yuvesvisu fiy sudûrin nâs, minel cinneti ven nâs. Ayrıca, Kalem suresinin 51'inci ve 52'nci ayetlerinin (Nazar Duası) de nazara karşı tedavi edici özelliğinin bulunduğu söylenir.<br />
<br />
"Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn, Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn"</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DUALAR HAZiNESi]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16938</link>
			<pubDate>Thu, 28 Jul 2022 18:27:22 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16938</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUALAR HAZiNESi</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SELÂMDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ))<br />
<br />
55- (11/1) “Allahım! Kabir ve cehennem azabından, hayat ve ölüm fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”[77]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ))<br />
<br />
57- (11/3) “Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[79]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ،      وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))<br />
<br />
58- (11/4)  “Allahım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibâdetleri, gizli ve aşikâr işlediğim, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin bütün günahları bağışla.Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[80] <br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلىَ أَرْذَلِ الْعُمْرِ،وَ أعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَ عَذَابِ الْقَبْرِ ))<br />
<br />
60- (11/6)  “Allahım!Cimrilikten sana sığınırım.Korkaklıktan sana sığınırım.Ömrümün sonunda güç ve takatten düşmekten sana sığınırım.Dünya fitnesi ve kabir azabından sana sığınırım.”[82]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ    خَيْراً ليِ، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْراً ليِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فيِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ    فيِ الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فيِ الْغِنَى وَالْفَقْرِ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيماً لاَ يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لاَتَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فيِ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلاَ فِتْنَةٍ مُضِلَّةِ، اَللَّهُمَّ زَيِّنـَّا بِزِينَةِ الإِيمَانِ وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ ))<br />
<br />
62- (11/8) “Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat. Ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir.Allahım!Gizli ve âşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim.Senden rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli olmayı dilerim. Bitmeyen bir göz aydınlığı dilerim.Senden,kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim.Yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim.Allahım!Bizi îmân zineti ile süsle ve bizi hidâyete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.”[84]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ ليِ ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الَّرَحِيمُ ))<br />
<br />
63- (11/9) “Allahım!Ey Allah!Sen ki birsin,teksin. Samed’sin. Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiç bir benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı dilerim.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[85]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
64- (11/10) “Allahım!Senden dilerim ki hamd sanadır. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Sen birsin. Senin ortağın yoktur. Sen, çokça verensin.Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy,Ya Kayyûm! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım.”[86]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZDA SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلاَثاً) اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ / üç kere))<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَمُعْطِيَ لِمَـا مَنَعْتَ، وَلاَيَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))<br />
<br />
67- (8/2) “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir. Allahım! Senin verdiğine mâni olacak, senin mâni olduğuna da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.”[89]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَـمْدُ وَ هُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لاَحَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَ لَهُ الْفَضْلُ وَ لَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ،    لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَاللهُ أَكْبَرُ  33er defa/ Ardındanda<br />
<br />
 ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).<br />
<br />
70- (8/5) Her namazdan sonra[92]:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
71- (8/6)  Her namazdan sonra[96]:<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
72- (8/7) Sabah ve akşam namazından sonra onar defa:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَ يُمِيتُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
73- (8/8) Sabah namazında selamdan sonra;<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً،وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً))<br />
<br />
aştıran kimse pişman olmaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ ))<br />
<br />
Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).<br />
<br />
Üç kere:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
“Kim bunu (Nas suresi) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فيِ هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ  وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَسُوءِ الْكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذابٍ فِي الْقَبْرِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَ إِلَيْكَ النُّشُورُ ))<br />
<br />
 (( اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلََىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
79- (24/5) “Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.Gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.Üzerimdeki nimetini ve günahlarımı kabul ediyorum.Beni bağışla.Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.”<br />
<br />
“Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلاَئِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ))<br />
<br />
“Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ ))<br />
<br />
 “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ  سَمْعيِ، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))(üç kere)<br />
<br />
((حَسْبِيَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ))<br />
<br />
(Yedi kere) “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ، وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتيِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَـادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً، أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
85- (24/11) “Gizli ve âşikarı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı Allahım! Her şeyin Rabbi ve sahibi! Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim. Nefsimin şerrinden sana sığınırım.Şeytan ve şirkinin şerrinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir müslümana götürmekten sana sığınırım.”[121]<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Sabah ve akşam  üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz,  isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
(( رَضِيـتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّىالله ُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيّاً ))  <br />
<br />
 “Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).<br />
<br />
(( يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنيِ ِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ ))<br />
<br />
88- (24/14) “Ya Hayy, Ya Kayyûm!Senin rahmetinle yardım dilerim.Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar    –bile  olsa- nefsime bırakma.”[124]<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ،اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ      هَذَاالْيَوْمِ، فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ“<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ،وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ،وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ))<br />
<br />
 (Yüz kere):(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
“Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).<br />
<br />
On kere, tembellik gösterilirse bir defa[130]:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Sabahlayınca yüz kere:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).<br />
<br />
  Sabahlayınca üç kere:<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ ))<br />
<br />
 Sabahlayınca:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَافِعاً وَرِزْقاً طَيِّباً وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً ))<br />
<br />
Günde yüz kere:(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ))<br />
<br />
 Akşamlayınca üç kere:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ))“Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).<br />
<br />
 On kere:(( اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسلِّمْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ))<br />
<br />
 “Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
99- (13/1) İki avucunu bitiştirir; İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak üfler:  <br />
<br />
Sonra vücudundan ulaşabildiği yerleri avuçlarıyla, başının üzerinden, yüzünden ve vücudunun ön kısmından  [Okuma ve meshetme üç kere tekrarlanır.][141]<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).<br />
<br />
{آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ} [سورة البقرة :285- 286] “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ رَبَّي وَضَعْتُ جَنْبيِ، وَبِكَ أَرْفَعُهُ،فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا،بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ))<br />
<br />
“Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا،لَكَ مَمَاتُهَاوَمَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا،وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْلَهَا.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ قِنيِ عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ ))<br />
<br />
104- (13/6) (Üç kere) “Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azabından koru.”[148]<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ،  وَالْحَمْدُ للهِ،  وَاللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
106- (13/8) -Otuzüç kere- “Sübhânallah” -Otuzüç kere- “Elhamdülillah” -Otuzdört kere- “Allahu Ekber.”[150]<br />
<br />
“Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).<br />
<br />
(( أَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ ))<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُللهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا، وَكَفَانَا، وَآوَانَا، فَكَمْ مِمَّنْ لاَكَافِيَ لَهُ وَلاَ مُؤْوِيَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً،أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
110- (13/12) Secde ve Mülk sûreleri okunur.[154]133<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ))<br />
<br />
“Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE KUNUT DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا قَضَيْتَ، وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، ]وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ [، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت  ))<br />
<br />
116- (3/1) “Allahım!Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver.Âfiyet verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver.Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin.Verdiğini benim için bereketli kıl, takdir ettiğin şeylerin şerrinden beni koru.Şüphesiz ki ancak sen hükmedersin ve sana hükmedilmez.Kimi dost edinirsen zelil olmaz.[Kimi de düşman edinirsen, o asla aziz olmaz.] Rabbimiz, mübârek ve yücesin.”[164]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ،وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ،لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَاِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكَافِرِينَ مُلْحَقٌ. اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُثْنيِ عَلَيْكَ الْخَيْرَ، وَلاَ نَكْفُرُكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَخْضَعُ لَكَ، وَنَخْلَعُ مَنْ يَكْفُرُكَ ))<br />
<br />
118- (3/3)“Allahım! Ancak sana ibâdet ederiz.Senin için namaz kılar ve secde ederiz.Yalnızca sana yönelir ve koşarız. Rahmetini ümit eder ve azabından korkarız.Azabın kâfirlere erişir. Allahım!Senden yardım ve mağfiret dileriz.Seni hayırla överiz.Seni inkâr etmeyiz.Sana îmân ederiz.Sana boyun eğer ve seni inkâr edeni terk ederiz.”[166]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ ))<br />
<br />
Bunu üç kere söyler, üçüncüsünde yüksek bir sesle ve uzatarak şöyle der: رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَ الرُّوح ِ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتيِ بِيَدِكَ، مَاضٍ      فيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ      هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فيِ كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ إِسْتَأْثَرْتَ بِهِ فيِ عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ،أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبيِ، وَنُورَصَدْرِي، وَجَلاَءَ حُزْنيِ،وَذَهَابَ هَمِّي ))<br />
<br />
120- (2/1) “Allahım!Ben senin kulunum.Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum.Alnım (kontrolüm) senin elindedir.Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir.Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir.Kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, kullarından birisine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın sana âit her isimle: Kur’an’ı, kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kıl(manı isterim).”[168]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجاَلِ ))<br />
<br />
121- (2/2) “Allahım! Keder ve hüzünden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.”[169]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SIKINTI ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
123- (4/2) “Allahım! Rahmetini umarım.Göz açıp kapayın-caya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma.Bütün işlerimi ıslah et.Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[171]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، سُبْحَانَكَ إِنيِّ كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ))<br />
<br />
(( اَللهُ اللهُ رَبيِّ لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً ))<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فيِ نُحُورِهِمْ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ ))<br />
<br />
126- (3/1) “Allahım!Onları bizden uzaklaştırmanı, bizimle onların arasını açmanı ve onların şerrini bizden savmanı dilerim.”[174]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيريِ، بِكَ أَحُولُ، وَبِكَ أَصُولُ، وَبِكَ أُقَاتِلُ ))<br />
<br />
127-(3/2) “Allahım! Sen dayanağımsın, yardım edenimsin. Senin yardımınla düşmanın hilesini uzaklaştırır, senin yardımınla düşmana saldırır ve senin yardımınla düşmana karşı savaşırım.”[175]<br />
<br />
(( حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ))<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، كُنْ ليِ جَاراً مِنْ فُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ، وَأَحْزَابِهِ مِنْ خَلاَئِقِكَ،أَنْ يَفْرُطَ عَلَىَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ يَطْغَى، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
129- (2/1) (Üç kere) “Yedi kat semânın Rabbi, Yüce Arş’ın Rabbi olan Allahım!Falan oğlu falanın ve yarattıklarının içerisinde onun taraftarlarından birisinin kötülükte aşırı gitmesinden ya da azgınlaşmasından beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[177]<br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَعَزُّ مِنْ خَلْقِهِ جَمِيعاً، اَللهُ أَعَزُّ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، أَعُوذُ بِاللهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، اَلْمُمْسِكِ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ أَنْ يَقَعْنَ عَلَى الأَرْضِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ، مِنْ شَرِّ عَبْدِكَ فُلاَنٍ، وَجُنُودِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، مِنَ الْجِنِّ وَالإِنْسِ، اَللَّهُمَّ كُنْ ليِ جَاراً مِنْ شَرِّهِمْ، جَلَّ ثَنَاؤُكَ وَعَزَّ جَارُكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Allah en büyüktür.Allah, bütün yarat-tıklarından daha izzet sahibidir.Allah, korktuğum ve sakındığım şeylerden daha güçlüdür.Kulu falanın, cin ve insan ordularının, taraftarlarının ve ona uyanların şerrinden, O’ndan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmayan, yedi kat göğün yerin üzerine düşmesini izniyle engelleyen Allah’a sığınırım.Allahım!Onların şerrinden beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.İsmin mübarektir.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[178]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، إِهْزِمِ اْلأَحْزَابَ، اَللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ))<br />
<br />
131-  “Ey Kitabı (Kur’an’ı) indiren, hesabı çabuk gören Allahım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allahım! Onları hezimete uğrat ve onları (belâlarla) sars.”[179]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span>(( اَللَّهُمَّ اكْفِنِيهِم بِمَا شِئْتَ ))<br />
<br />
132- “Allahım! Beni, onlara karşı dilediğin şekilde koru.”[180]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUÂ:</span></span><br />
<br />
140- “Günah işleyen bir kul güzelce abdest alır; ardından kalkıp iki rekat namaz kılar ve sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah mutlaka onu bağışlar.”[189]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span> “Şeytandan Allah’a sığınmak.”[190]“Ezan okumak.”[191]“Zikir yapmak ve Kur’an-ı Kerim okumak.”[192]<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur,  hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( قَدَرُ اللهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ ))<br />
<br />
“Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUÂ VE ZİKİRLER <br />
<br />
ZİKRİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Allahu Teâlâ buyuruyor ki:<br />
<br />
{فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ} [سورة البقرة الآية: 152]<br />
<br />
“Beni anın ki, ben de sizi anayım.Bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin!”[1]<br />
<br />
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا} [ سورة الأحزاب الآية: 41]<br />
<br />
“Ey îmân edenler! Allah’ı çokça anın.”[2]<br />
<br />
{وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا} [سورة الأحزاب من الآية: 35]<br />
<br />
“… Allah’ı çokça anan erkekler ve çokça anan kadınlar var ya; Allah işte  bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat (cennet) hazırlamıştır.”[3]<br />
<br />
{وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ وَلاَ تَكُن مِّنَ الْغَافِلِينَ} [سورة الأعراف الآية: 205]<br />
<br />
“İçinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!”[4]<br />
<br />
Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَثَلُ الَّذيِ يَذْكُرُ رَبَّـهُ وَالَّذيِ لاَ يَذْكُرُ رَبَّـهُ مَثَلُ الْحَيِّ وَالْمَيِّتِ ))<br />
<br />
 [ رواه البخاري ومسلم ]<br />
<br />
“Rabbini zikreden İle Rabbini zikretmeyenin misâli, diri ile ölü gibidir.”[5]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
(( يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي،وَأَنَا مَعَهُ إِذَا ذَكَرَنِي فَإِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي، وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلإٍَ ذَكَرْتُهُ فِي مَلإٍَ خَيْرٍ مِنْهُمْ، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ بِشِبْرٍ تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ بَاعًا، وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً )) [ رواه البخاري ومسلم ]<br />
<br />
“Allah Teâlâ, «Ben kulumun hakkımdaki zannındayımdır. Beni zikrettikçe onunlayım.Beni bir toplulukta anarsa, ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplulukta anarım.Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona on arşın yaklaşırım.Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım.Kulum bana yürüyürek gelse, ben ona koşarak gelirim» buyurdu” demiştir.[7]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
((مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ فَلَهُ بِهِ حَسَنَةٌ، وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، لاَ أَقُولُ (الم) حَرْفٌ، وَلَكِنْ أَلِفٌ حَرْفٌ، وَلاَمٌ حَرْفٌ، وَمِيمٌ حَرْفٌ )) [ رواه الترمذي ]<br />
<br />
“Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa, ona bununla bir hasene vardır ve her hasene on misli ile karşılık görür. Elif, lâm, mîm bir harftir demiyorum. Fakat elif bir harf, lâm bir harf ve mîm bir harftir.”[9]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَنْ قَعَدَ مَقْعَدًا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ فِيهِ، كَانَتْ عَلَيْهِ مِنْ اللَّهِ تِرَةٌ، وَمَنِ اضْطَجَعَ مَضْجَعًا لاَ يَذْكُرُ اللَّهَ فِيهِ،كَانَتْ عَلَيْهِ مِنْ اللَّهِ تِرَةٌ ))<br />
<br />
[ رواه أبو داود وغيره ]<br />
<br />
“Kim bir yerde oturur da orada Allah’ın adını anmazsa, Allah tarafından (bu kusurundan dolayı) bir pişmanlığa uğratılır. Kim de bir yatağa uzanır, orada Allah’ın adını anmazsa, Allah tarafından (bu kusurundan dolayı) bir pişmanlığa uğratılır.”[12]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
((مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًا لَمْ يَذْكُرُوا اللَّهَ فِيهِ، وَلَمْ يُصَلُّوا عَلَى نَبِيِّهِمْ إِلاَّ كَانَ عَلَيْهِمْ تِرَةً، فَإِنْ شَاءَ عَذَّبَهُمْ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُمْ ))<br />
<br />
[ رواه الترمذي ]<br />
<br />
“Bir mecliste oturup da orada Allah’ın adını anmayan ve peygamberlerine salât getirmeyen bir topluluk, mutlaka Allah tarafından (bu kusurlarından dolayı) pişmanlığa uğratılır.Allah dilerse onlara azap eder,  dilerse onları bağışlar.”[13]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لاَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ فِيهِ إِلاَّ قَامُوا عَنْ مِثْلِ جِيفَةِ حِمَارٍ وَكَانَ لَهُمْ حَسْرَةً )) [ رواه أبو داود وأحمد ]<br />
<br />
“Oturdukları mecliste Allah’ın adını anmadan kalkan bir topluluk, eşek leşi üzerinden kalkmış gibidirler ve bu meclis, onlar için (kıyâmet günü) pişmanlık olacaktır.”[14] <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYKUDAN UYANINCA YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَ إِلَيْهِ النُّشُورُ ))<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ،وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ،سُبْحَانَ اللهِ،وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ،وَلاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
“Kim böyle derse bağışlanır, duâ ederse duâsı kabul olunur.Eğer kalkip abdest alır, sonra da namaz kılarsa, namazı kabul olunur.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (3/39) ve diğerleri.Lafızlar İbn-i Mâce. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي عَافَانِي فيِ جَسَدِي، وَرَدَّ  عَلَيَّ  رُوحِي، وَأَذِنَ ليِ بِذِكْرِهِ ))<br />
<br />
{إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ * الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ * رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ * رَّبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلإِيمَانِ أَنْ آمِنُواْ بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الأبْرَارِ * رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلاَ تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ * فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لاَ أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى بَعْضُكُم مِّن بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُواْ وَأُخْرِجُواْ مِن دِيَارِهِمْ وَأُوذُواْ فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُواْ وَقُتِلُواْ لأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ثَوَابًا مِّن عِندِ اللَّهِ وَاللَّهُ عِندَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ * لاَ يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذِينَ كَفَرُواْ فِي الْبِلاَدِ * مَتَاعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ * لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْاْ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نُزُلاً مِّنْ عِندِ اللَّهِ وَمَا عِندَ اللَّهِ خَيْرٌ لِّلأَبْرَارِ * وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَمَن يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَاشِعِينَ لِلَّهِ لاَ يَشْتَرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَـئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ * يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اصْبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَاتَّقُواْ اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ} [سورة آل عمران: 190- 200]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا (الثَّوْبَ) وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَقُوَّةٍ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YENİ ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْاَلُكَ مِنْ خَيْرِهِ وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَشَرِّ مَا صُنِعَ لَهُ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YENİ ELBİSE GİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( تُبْلِي وَيُخْلِفُ اللهُ تَعَالَى ))<br />
<br />
(( اِلْبِسْ جَدِيداً، وَعِشْ حَمِيداً، وَمُتْ شَهِيدا ً ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELBİSE ÇIKARIRKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TUVALETE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span>(( [ بِسْمِ اللهِ ] اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TUVALETTEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( غُفْرَانَـكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ABDESTTEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span>(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ABDESTTEN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْنيِ مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنيِ مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْـهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( بِسْمِ اللهِ، تَوَكَّلْتُ عَلىَ اللهِ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
((اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ، أَوْ أُضَلَّ، أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أُزَلَّ،          أَوْ أَظْلِمَ، أَوْ أُظْلَمَ، أَوْ أَجْهَلَ، أَوْ يُجْهَلَ عَلَيَّ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>((بِسْمِ اللهِ وَلَجْنَا،وَبِسْمِ اللهِ خَرَجْنَا، وَعَلىَ اللهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا )) Sonra  âilesine selâm versin.“Kişi evine girerken ve yemek yerken Allah’ı zikrettiğinde şeytan (ashabına) “Size burada ne geceleyecek yer, ne de akşam yemeği var” der” Müslim, (h.20<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CÂMİYE GİDERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْ فيِ قَلْبِي نُوراً، وَفيِ لِسَانِي نُوراً، وَفيِ سَمْعيِ نُوراً، وَفيِ بَصَرِي نُوراً، وَمِنْ فَوْقِي نُوراً، وَمِنْ تَحْتيِ نُوراً، وَعَنْ يَمِينيِ نُوراً، وَعَنْ شِمَاليِ نُوراً، وَمِنْ أَمَامِي نُوراً، وَمِنْ خَلْفيِ نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ نَفْسِي نُوراً، وَأَعْظِمْ ليِ نُوراً، وَعَظِّمْ ليِ نُوراً، وَاجْعَلْ ليِ نُوراً، وَاجْعَلْنيِ نُوراً، اَللَّهُمَّ أعْطِنيِ نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ عَصَبيِ نُوراً، وَفيِ لَحْميِ نُوراً، وَفيِ دَمِي نُوراً، وَفيِ شَعْرِي نُوراً، وَفيِ بَشَرِي نُوراً. اَللَّهُمَّ اجْعَلْ ليِ نُوراً فيِ قَبْرِي وَنُوراً فيِ عِظَامِي، وَزِدْنِي نُوراً، وَزِدْنِي نُوراً، وَزِدْنِي نُورًا، وَهَبْ ليِ نُوراً عَلَى نُورٍ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CÂMİYE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ الْعَظِيمِ، وَبِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ، وَسُلْطَانِهِ  الْقَدِيِمِ، مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيم [بِسْمِ اللهِ،وَالصَّلاَةُ] [وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ] اَللَّهُمَّ افْتَحْ ليِ أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CÂMİDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ،اَللَّهُمَّ اعْصِمْنِي مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EZÂN İLE İLGİLİ DUÂ VE ZİKİRLER:</span></span><br />
<br />
22- (5/1) Müezzinin dediği tekrarlanır, ancak “Hayye ale’s-Salâh” ve “Hayye ale’l-Felâh” dediğinde;<br />
<br />
(( لاَ حَوْلَ وَلاَقُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
“Şehâdeteyn’den sonra şöyle söylenir.”[43]<br />
<br />
(( وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَه،ُ وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ،رَضِيتُ بِاللهِ رَباًّ،وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً))<br />
<br />
24- (5/3) Müezzinin (ezân) sözlerini tekrarlamayı bitirdikten sonra Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’e salât (ve selâm) eder.<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ، وَالصَّلاَةِ القَائِمَةِ، آتِ مُحَمَّداً الوَسِيلَةَ وَالفَضِيلَةَ، وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ  إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ[  ))<br />
<br />
 Ezan ve kâmet arasında kendisi için duâ eder. Çünkü duâ, o vakitte reddedilmez.[47]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(TEKBİRDEN SONRA OKUNAN) İFTİTAH DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ،اَللَّهُمَّ نَقّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ  مِنَ الدَّنَسِ،اَللَّهُمَّ اغْسِلْنيِ مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعَالَى جَدُّكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
(( وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّـمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفاً وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ، إِنَّ صَلاَتِي، وَنُسُكِي، وَمَحْيَايَ، وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمَسْلِمِينَ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ، ظَلَمْتُ نَفْسِي فَأغْفِرْ ليِ ذُنُوبِي جَمِيعاً إِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ. وَاهْدِنِي ِلأَحْسَنِ اْلأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إَلاَّ أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا، لاَيَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ، لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ، وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ، وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ، أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ، تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ، وَمِيكَـائِيلَ، وَإِسْرَافِيلَ فَاطِرَ السَّماَوَاتِ وَالأَرْضِ، عَـالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ. اِهْدِنيِ لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ إِنَّـكَ تَهْدِي مَنْ تَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ ))<br />
<br />
((3 kere اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَسُبْحَانَ اللهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً –ثلاثاً– أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ مِنْ نَفْخِهِ، وَ نَفْثِهِ، وَ هَمْزِهِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، [وَلَـكَ الْحَمْدُ أَنْتَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الْحَمْدُ لَكَ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الحَمْـدُ] [أَنْتَ مَلِكُ السَّـمَاوَاتِ وَالأرْضِ] [وَلَكَ الحَمْدُ] [أَنْتَ الْحَقُّ، وَوَعْـدُكَ الْحَقُّ، وَقَوْلُـكَ الْحَقُّ، وَلِقَاؤُكَ حَقُّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ] [اَللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ. فَاغْفِرْ ليِ مَاقَدَّمْتُ، وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَنْتَ إِلَهيِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RÜKÛDA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أَسْلَمْتُ، خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَمُخِّي وَعَظْمِـي وَعَصَبِي، وَ مَا اسْتَقَلَّ بِهِ قَدَمِي ))<br />
<br />
(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RÜKÛDAN DOĞRULURKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ))<br />
<br />
(( رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ، حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ ))<br />
<br />
 <br />
<br />
(( مِلْءَ السَّمَاوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمَا  بَيْنَهُمَا، وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ، أَهْلَ الثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ، أَحَقُّ مَا قَالَ الْعَبْدُ. وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ. اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ يَنْفَـعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SECDEDE YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ إغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ، وَ لَكَ أَسْلَمْتُ، سَجَدَ  وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ،وَ صَوَّرَهُ،وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ، تَبَارَكَ اللهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِيَن ))<br />
<br />
(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ذَنْبِي كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ، وَعَلانِيَتَهُ وَسِرَّهُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞTA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَ ارْحَمْنِي، وَ اهْدِنِي، وَ اجْبُرْنِي، وَ عَافِنيِ،    وَ ارْزُقْنيِ، وَ ارْفَعْنيِ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TİLÂVET SECDESİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
((سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ، {فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ}<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اكْتُبْ ليِ بِهَا عِنْدَكَ أَجْراً، وَضَعْ عَنِّي بِهَا وِزْراً، وَاجْعَلْهَا ليِ عِنْدَكَ ذُخْراً، وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي كَمَا تَقَبَّلْتَ مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ ))<br />
<br />
51- (2/2) “Allahım! Bununla katında benim için bir ecir yaz ve benden bir günahı sil. Bunu benim için katında muhafaza eyle ve kulun Dâvud’dan kabul ettiğin gibi, benden de bunu kabul eyle.”[73]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEŞEHHÜDDE (TEHIYYATTA) YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلتَّحِيَّاتُ ِللهِ،وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ،اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEŞEHHÜDDEN SONRA OKUNAN SALAVÂT:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ،اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى أَزْوَاجِهِ وَ ذُرِّيَّتِهِ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ. وَ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى أَزْوَاجِهِ وَ ذُرِّيَّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ. إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SELÂMDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ))<br />
<br />
55- (11/1) “Allahım! Kabir ve cehennem azabından, hayat ve ölüm fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”[77]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ))<br />
<br />
57- (11/3) “Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[79]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ،      وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))<br />
<br />
58- (11/4)  “Allahım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibâdetleri, gizli ve aşikâr işlediğim, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin bütün günahları bağışla.Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[80] <br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلىَ أَرْذَلِ الْعُمْرِ،وَ أعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَ عَذَابِ الْقَبْرِ ))<br />
<br />
60- (11/6)  “Allahım!Cimrilikten sana sığınırım.Korkaklıktan sana sığınırım.Ömrümün sonunda güç ve takatten düşmekten sana sığınırım.Dünya fitnesi ve kabir azabından sana sığınırım.”[82]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ    خَيْراً ليِ، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْراً ليِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فيِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ    فيِ الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فيِ الْغِنَى وَالْفَقْرِ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيماً لاَ يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لاَتَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فيِ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلاَ فِتْنَةٍ مُضِلَّةِ، اَللَّهُمَّ زَيِّنـَّا بِزِينَةِ الإِيمَانِ وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ ))<br />
<br />
62- (11/8) “Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat. Ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir.Allahım!Gizli ve âşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim.Senden rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli olmayı dilerim. Bitmeyen bir göz aydınlığı dilerim.Senden,kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim.Yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim.Allahım!Bizi îmân zineti ile süsle ve bizi hidâyete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.”[84]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ ليِ ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الَّرَحِيمُ ))<br />
<br />
63- (11/9) “Allahım!Ey Allah!Sen ki birsin,teksin. Samed’sin. Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiç bir benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı dilerim.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[85]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
64- (11/10) “Allahım!Senden dilerim ki hamd sanadır. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Sen birsin. Senin ortağın yoktur. Sen, çokça verensin.Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy,Ya Kayyûm! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım.”[86]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZDA SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلاَثاً) اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ / üç kere))<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَمُعْطِيَ لِمَـا مَنَعْتَ، وَلاَيَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))<br />
<br />
67- (8/2) “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir. Allahım! Senin verdiğine mâni olacak, senin mâni olduğuna da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.”[89]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَـمْدُ وَ هُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لاَحَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَ لَهُ الْفَضْلُ وَ لَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ،    لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَاللهُ أَكْبَرُ  33er defa/ Ardındanda<br />
<br />
 ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).<br />
<br />
70- (8/5) Her namazdan sonra[92]:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
71- (8/6)  Her namazdan sonra[96]:<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
72- (8/7) Sabah ve akşam namazından sonra onar defa:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَ يُمِيتُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
73- (8/8) Sabah namazında selamdan sonra;<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً،وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İSTİHÂRE DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( قَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللهِ رضي الله عنه: كَانَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وسلّم يُعَلِّمُنَا اْلاِسْتِخَارَةَ فيِ الأُمُورِكُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ، يَقُولُ صلّى الله عليه وسلّم:  إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ  ثُمَّ لِيَقُلْ: (( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ -وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ- خَيْرٌ ليِ فيِ دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ: عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاقْدُرْهُ ليِ وَيَسِّرْهُ ليِ ثُمَّ بَارِكْ ليِ فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأمْرَ شَرٌّ ليِ فيِ دِينيِ وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاصْرِفْهُ عَنيِّ وَاصْرِفْنيِ عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنيِ بِهِ))<br />
<br />
74- Câbir b. Abdullah-Allah ondan râzı olsun- şöyle der:<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi tüm işlerde istihâre etmeyi öğretir ve şöyle buyururdu: “Sizden biriniz bir işi yapmayı içinden geçirirse, farz namazın dışında iki rekat namaz kılsın.Sonra şöyle desin: “Allahım! İlmine başvurarak senden iyilik isterim.Kudretine dayanarak senden güç isterim. Senden, yüce ihsanını isterim.Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem.Sen bilirsin, ben bilemem.Sen bilinmeyenleri en iyi bilensin.Allahım! Bu işi -(burada isteğini/ihtiyacını söyler)- benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda iyi biliyorsan, onu bana takdir et, kolaylaştır ve sonra bereketli kıl.Bu işin benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda şerli olarak biliyor-san onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Ve benim için nerede olursa hayrı takdir et. Sonra, beni ondan razı kıl.”[101]<br />
<br />
Yaratan Allah Teâlâ’ya istihâre ile danışan, müminlerle de istişâre eden ve işinde araştıran kimse pişman olmaz.<br />
<br />
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
{وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ} [سورة آل عمران الآية: 159]<br />
<br />
“(Ey Muhammed! İstişâreye gerek duyulan) iş hakkında onlara danış.(İstişâreden sonra) kararını verdiğin zaman, artık Allah’a tevekkül et.Şüphesiz ki Allah, (kendisine) tevekkül edenleri sever.”[102]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ ))<br />
<br />
Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).<br />
<br />
Üç kere:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
“Kim bunu (Nas suresi) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فيِ هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ  وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَسُوءِ الْكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذابٍ فِي الْقَبْرِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَ إِلَيْكَ النُّشُورُ ))<br />
<br />
 (( اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلََىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
79- (24/5) “Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.Gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.Üzerimdeki nimetini ve günahlarımı kabul ediyorum.Beni bağışla.Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.”<br />
<br />
“Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلاَئِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ))<br />
<br />
“Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ ))<br />
<br />
 “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ  سَمْعيِ، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))(üç kere)<br />
<br />
((حَسْبِيَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ))<br />
<br />
(Yedi kere) “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ، وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتيِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَـادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً، أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
85- (24/11) “Gizli ve âşikarı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı Allahım! Her şeyin Rabbi ve sahibi! Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim. Nefsimin şerrinden sana sığınırım.Şeytan ve şirkinin şerrinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir müslümana götürmekten sana sığınırım.”[121]<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Sabah ve akşam  üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz,  isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
(( رَضِيـتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّىالله ُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيّاً ))  <br />
<br />
 “Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).<br />
<br />
(( يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنيِ ِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ ))<br />
<br />
88- (24/14) “Ya Hayy, Ya Kayyûm!Senin rahmetinle yardım dilerim.Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar    –bile  olsa- nefsime bırakma.”[124]<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ،اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ      هَذَاالْيَوْمِ، فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ“<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ،وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ،وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ))<br />
<br />
 (Yüz kere):(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
“Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).<br />
<br />
On kere, tembellik gösterilirse bir defa[130]:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Sabahlayınca yüz kere:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).<br />
<br />
  Sabahlayınca üç kere:<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ ))<br />
<br />
 Sabahlayınca:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَافِعاً وَرِزْقاً طَيِّباً وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً ))<br />
<br />
Günde yüz kere:(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ))<br />
<br />
 Akşamlayınca üç kere:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ))“Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).<br />
<br />
 On kere:(( اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسلِّمْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ))<br />
<br />
 “Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).<br />
<br />
UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:<br />
<br />
99- (13/1) İki avucunu bitiştirir; İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak üfler:  <br />
<br />
Sonra vücudundan ulaşabildiği yerleri avuçlarıyla, başının üzerinden, yüzünden ve vücudunun ön kısmından  [Okuma ve meshetme üç kere tekrarlanır.][141]<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).<br />
<br />
{آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ} [سورة البقرة :285- 286] “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ رَبَّي وَضَعْتُ جَنْبيِ، وَبِكَ أَرْفَعُهُ،فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا،بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ))<br />
<br />
“Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا،لَكَ مَمَاتُهَاوَمَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا،وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْلَهَا.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ قِنيِ عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ ))<br />
<br />
104- (13/6) (Üç kere) “Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azabından koru.”[148]<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ،  وَالْحَمْدُ للهِ،  وَاللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
106- (13/8) -Otuzüç kere- “Sübhânallah” -Otuzüç kere- “Elhamdülillah” -Otuzdört kere- “Allahu Ekber.”[150]<br />
<br />
“Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).<br />
<br />
(( أَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ ))<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُللهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا، وَكَفَانَا، وَآوَانَا، فَكَمْ مِمَّنْ لاَكَافِيَ لَهُ وَلاَ مُؤْوِيَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً،أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
110- (13/12) Secde ve Mülk sûreleri okunur.[154]133<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ))<br />
<br />
“Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYKUDA BİR YANDAN DİĞER BİR YANA DÖNÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ، رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا  الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ ))<br />
<br />
UYKUDA KORKAN VEYA ÜRKÜTEN BİR ŞEYLE KARŞILAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ غَضَبِهِ وَعِقَابِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ،    وَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَيَاطِينِ وَ أَنْ يَحْضُرُونِ ))<br />
<br />
113-“Gazabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve bana gelmelerinden Allah’ın noksansız kelimelerine sığınırım.”[158]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÂBUS VEYA KÖTÜ RÜYÂ GÖRENİN YAPMASI GEREKEN ŞEYLER:</span></span><br />
(Üç defa) “Sol tarafına hafifçe tükürür.”[159](Üç defa) “Şeytandan ve gördüğü şeyin şerrinden Allah’a sığınır.”[160] “Gördüğünü kimseye anlatmaz.”[161]“Bulunduğu taraftan diğer tarafa döner.”[162] “Dilerse kalkar, namaz kılar.”[163]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE KUNUT DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا قَضَيْتَ، وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، ]وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ [، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت  ))<br />
<br />
116- (3/1) “Allahım!Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver.Âfiyet verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver.Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin.Verdiğini benim için bereketli kıl, takdir ettiğin şeylerin şerrinden beni koru.Şüphesiz ki ancak sen hükmedersin ve sana hükmedilmez.Kimi dost edinirsen zelil olmaz.[Kimi de düşman edinirsen, o asla aziz olmaz.] Rabbimiz, mübârek ve yücesin.”[164]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ،وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ،لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَاِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكَافِرِينَ مُلْحَقٌ. اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُثْنيِ عَلَيْكَ الْخَيْرَ، وَلاَ نَكْفُرُكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَخْضَعُ لَكَ، وَنَخْلَعُ مَنْ يَكْفُرُكَ ))<br />
<br />
118- (3/3)“Allahım! Ancak sana ibâdet ederiz.Senin için namaz kılar ve secde ederiz.Yalnızca sana yönelir ve koşarız. Rahmetini ümit eder ve azabından korkarız.Azabın kâfirlere erişir. Allahım!Senden yardım ve mağfiret dileriz.Seni hayırla överiz.Seni inkâr etmeyiz.Sana îmân ederiz.Sana boyun eğer ve seni inkâr edeni terk ederiz.”[166]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ ))<br />
<br />
Bunu üç kere söyler, üçüncüsünde yüksek bir sesle ve uzatarak şöyle der: رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَ الرُّوح ِ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتيِ بِيَدِكَ، مَاضٍ      فيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ      هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فيِ كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ إِسْتَأْثَرْتَ بِهِ فيِ عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ،أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبيِ، وَنُورَصَدْرِي، وَجَلاَءَ حُزْنيِ،وَذَهَابَ هَمِّي ))<br />
<br />
120- (2/1) “Allahım!Ben senin kulunum.Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum.Alnım (kontrolüm) senin elindedir.Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir.Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir.Kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, kullarından birisine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın sana âit her isimle: Kur’an’ı, kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kıl(manı isterim).”[168]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجاَلِ ))<br />
<br />
121- (2/2) “Allahım! Keder ve hüzünden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.”[169]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SIKINTI ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
123- (4/2) “Allahım! Rahmetini umarım.Göz açıp kapayın-caya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma.Bütün işlerimi ıslah et.Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[171]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، سُبْحَانَكَ إِنيِّ كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ))<br />
<br />
(( اَللهُ اللهُ رَبيِّ لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً ))<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فيِ نُحُورِهِمْ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ ))<br />
<br />
126- (3/1) “Allahım!Onları bizden uzaklaştırmanı, bizimle onların arasını açmanı ve onların şerrini bizden savmanı dilerim.”[174]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيريِ، بِكَ أَحُولُ، وَبِكَ أَصُولُ، وَبِكَ أُقَاتِلُ ))<br />
<br />
127-(3/2) “Allahım! Sen dayanağımsın, yardım edenimsin. Senin yardımınla düşmanın hilesini uzaklaştırır, senin yardımınla düşmana saldırır ve senin yardımınla düşmana karşı savaşırım.”[175]<br />
<br />
(( حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ))<br />
<br />
 <span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، كُنْ ليِ جَاراً مِنْ فُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ، وَأَحْزَابِهِ مِنْ خَلاَئِقِكَ،أَنْ يَفْرُطَ عَلَىَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ يَطْغَى، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
129- (2/1) (Üç kere) “Yedi kat semânın Rabbi, Yüce Arş’ın Rabbi olan Allahım!Falan oğlu falanın ve yarattıklarının içerisinde onun taraftarlarından birisinin kötülükte aşırı gitmesinden ya da azgınlaşmasından beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[177]<br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَعَزُّ مِنْ خَلْقِهِ جَمِيعاً، اَللهُ أَعَزُّ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، أَعُوذُ بِاللهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، اَلْمُمْسِكِ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ أَنْ يَقَعْنَ عَلَى الأَرْضِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ، مِنْ شَرِّ عَبْدِكَ فُلاَنٍ، وَجُنُودِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، مِنَ الْجِنِّ وَالإِنْسِ، اَللَّهُمَّ كُنْ ليِ جَاراً مِنْ شَرِّهِمْ، جَلَّ ثَنَاؤُكَ وَعَزَّ جَارُكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Allah en büyüktür.Allah, bütün yarat-tıklarından daha izzet sahibidir.Allah, korktuğum ve sakındığım şeylerden daha güçlüdür.Kulu falanın, cin ve insan ordularının, taraftarlarının ve ona uyanların şerrinden, O’ndan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmayan, yedi kat göğün yerin üzerine düşmesini izniyle engelleyen Allah’a sığınırım.Allahım!Onların şerrinden beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.İsmin mübarektir.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[178]<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، إِهْزِمِ اْلأَحْزَابَ، اَللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ))<br />
<br />
131-  “Ey Kitabı (Kur’an’ı) indiren, hesabı çabuk gören Allahım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allahım! Onları hezimete uğrat ve onları (belâlarla) sars.”[179]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span>(( اَللَّهُمَّ اكْفِنِيهِم بِمَا شِئْتَ ))<br />
<br />
132- “Allahım! Beni, onlara karşı dilediğin şekilde koru.”[180]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÎMÂNDA ŞÜPHEYE DÜŞEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
 “Allah’a sığınır.”[181] “Şüphe duyduğu şeyi terkeder.”[182]<br />
<br />
(( آمَنْتُ بِاللهِ وَرُسُلِهِ )) “Allah’a ve O’nun peygamberlerine îmân ettim” der.[183] “Allah Teâlâ’nın şu âyetini okur:<br />
<br />
{هُوَ الأَوَّلُ وَالآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ} [سورة الحديد الآية: 3]              <br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BORCUN ÖDENMESİ İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ اكْفِنيِ بِحَلاَلِكَ عَنْ حَرَامِكَ وَأَغْنِنيِ بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ  ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZ KILARKEN VE KUR’AN OKURKEN GELEN VESVESEYE KARŞI YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ))<br />
<br />
138- “Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım” de ve sol tarafına hafifçe üç defa tükür.<br />
<br />
Müslim, (4/1729); Osman b. Âs -Allah ondan râzı olsun-: “Böyle yaptım ve Allah, vesveseyi benden giderdi” demiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZOR BİR İŞLE KARŞILAŞAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لاَ سَهْلَ إِلاَّ مَا جَعَلْتَهُ سَهْلاً، وَأَنْتَ تَجْعَلُ الْحُزْنَ إِذَا شِئْتَ سَهْلاً ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUÂ:</span></span><br />
<br />
140- “Günah işleyen bir kul güzelce abdest alır; ardından kalkıp iki rekat namaz kılar ve sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah mutlaka onu bağışlar.”[189]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span> “Şeytandan Allah’a sığınmak.”[190]“Ezan okumak.”[191]“Zikir yapmak ve Kur’an-ı Kerim okumak.”[192]<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur,  hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( قَدَرُ اللهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ ))<br />
<br />
“Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇOCUĞU OLAN KİMSEYİ TEBRİK ETMEK İÇİN YAPILAN DUÂ VE ONUN BUNA KARŞILIK YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ فيِ الْمَوْهُوبِ لَكَ، وَشَكَرْتَ الْوَاهِبَ، وَبَلَغَ      أَشُدَّهُ وَرُزِقْتَ بِرَّهُ ))<br />
<br />
145- “Sana bahşedilen (bu çocuğu) Allah, senin için mübârek kılsın.Onu bahşeden (Allah’a) şükredesin.(Çocuğun) buluğa ersin ve onun iyiliğiyle rızıklandırılasın.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEBRİK EDİLEN KİMSE İSE ONA ŞÖYLE DUÂ EDER:</span></span><br />
<br />
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ وَبَارَكَ عَلَيْكَ،وَجَزَاكَ اللهُ خَيْراً، وَرَزَقَكَ اللهُ مِثْلَهُ، وَأَجْزَلَ ثَوَابَكَ ))<br />
<br />
“Allah sana bereket versin ve bereketini dâim kılsın.Allah seni hayırla mükafatlandırsın.Allah seni de bir benzeri ile rızıklan-dırsın ve sevabını çoğaltsın” şeklinde karşılık verir.[194]<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇOCUKLARIN KORUNMASI İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أُعِيذُكُمَا بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ ))<br />
<br />
146- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-, Hasan ve Hüseyin’i, “Sizi, her şeytan ve haşereden, her kötü gözden, Allah’ın noksansız kelimelerine sığındırırım” diyerek sakındırırdı.[195]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HASTA ZİYÂRETİNDE HASTAYA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللهُ ))<br />
<br />
(( أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ، رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ ))“Müslüman bir kul, eceli gelmemiş bir hastayı ziyâret eder ve yedi kere bu duâyı  derse, o hasta şifa bulur.” Tirmizi, Ebu Dâvud.  Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/210), Sahihu’l-Câmi (5/180).<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HASTAYI ZİYÂRET ETMENİN FAZÎLETİ:</span></span><br />
<br />
149- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:“Bir kimse,müslüman kardeşini hastalığında ziyâret ederse, oturuncaya kadar cennet bağlarında yürür.Oturunca onu rahmet kaplar.Sabah ziyâret etmiş ise, akşamlayıncaya kadar yetmiş bin melek ona istiğfâr eder.Akşam ziyâret etmiş ise, sabahlayıncaya kadar yetmiş bin melek ona istiğfâr eder.”[198]<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAYATINDAN ÜMİT KESİLEN HASTANIN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْليِ، وَارْحَمْنيِ، وَأَلْحِقْنيِ بِالرَّفِيقِ اْلأَعْلَى ))<br />
<br />
150- (3/1)“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni Refîk-i A’lâ’ya kavuştur.”[199]<br />
<br />
151- (3/2) Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- vefâtı yaklaştığı zaman ellerini suya daldırıp yüzünü silmeye başlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، إِنَّ لِلْمَوْتِ لَسَكَرَاتٍ ))<br />
<br />
 “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ki ölümün sekerâtı (kendinden geçirme halleri) vardır.”[200]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VEFÂT ETMEK ÜZERE OLAN KİMSEYE TELKİNDE BULUNMAK:</span></span><br />
<br />
“Kimin (ölmeden önce) son sözü:(( لاَ إِلَهَ إِلاَّاللهُ ))‘La ilâhe illallah’ (Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur) olursa, cennete girer.”[202]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAŞINA BİR BELÂ GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( إِنَّا ِللهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ، اللَّهُمَّ أْجُرْنيِ فيِ مُصِيبَتيِ، وَأَخْلِفْ ليِ خَيْراً مِنْهَا ))<br />
<br />
154- “Şüphesiz ki biz, (mülk ve yaratılış olarak) Allah’a âitiz ve (âhirette) dönüşümüz yalnızca O’nadır.Allah’ım! Başıma gelen musibet sebebiyle bana ecir ver ve bana ondan daha hayırlısını bağışla.”[203]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VEFÂT EDENİN GÖZLERİNİ KAPATIRKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِفُلاَنٍ (بِاسْمِهِ) وَارْفَعْ دَرجَتَهُ فيِ الْمَهْدِيِّينَ، وَاخْلُفْهُ فيِ عَقِبِهِ فيِ الْغَابِرِينَ، وَاغْفِرْ لَنَا وَلَهُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ، وَافْسَحْ لَهُ فيِ قَبْرِهِ وَنَوِّرْ لَهُ فِيهِ ))<br />
<br />
155- “Allahım!Falanı (ölenin ismini söyler) bağışla.Hidâyete erenler arasında derecesini yükselt.Geride kalanlarına vekil ol.Ey âlemlerin Rabbi!Bizi ve onu bağışla.Kabrini genişlet ve onu orada nurlandır.”[204]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CENÂZE NAMAZINDA ÖLÜ İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ، وَعاَفِهِ، وَاعْفُ عَنْهُ وَأَكْرِمْ نُزُلـَهُ، وَوَسِّعْ  مُدْخَلَـهُ، وَاغْسِلْهُ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّهِ مِنَ الْخَطاَياَ كَماَ نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَأَبْدِلْهُ داَراً خَيْراً مِنْ دَارِهِ، وَأَهْلاً خَيْراً مِنْ أَهْلِهِ، وَزَوْجاً خَيْراً مِنْ زَوْجِهِ، وَأَدْخِلْهُ الْجَنَّةَ، وَأَعِذْهُ مِنْ عَذاَبِ الْقَبْرِ ]وَعَذَابِ النَّارِ [))<br />
<br />
156- (4/1) “Allahım! Onu bağışla ve ona merhamet et.Ona âfiyet ver ve onu affet.Onu hoş karşıla ve yerini genişlet.Onu su, kar ve dolu ile yıka.Onu, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi günahlardan temizle.Ona; evinden daha iyi bis ev, âilesinden daha hayırlı bir âile, eşinden daha iyi bir eş ver.Onu cennete koy. Kabir azabından ve [cehennem azabından] koru.”[205]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّناَ، وَ مَيِّتِناَ، وَ شاَهِدِناَ، وَ غاَئِبِناَ ، وَ صَغِيرِناَ وَ كَبِيرِناَ، وَ ذَكَرِناَ وَ أُنْثاَناَ. اَللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلىَ اْلإِسْلاَمِ،  وَ مَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلىَ اْلإيِمَانِ، اَللَّهُمَّ لاَ تَحْرِمْناَ أَجْرَهُ وَ لاَ تُضِلَّناَ بَعْدَهُ ))<br />
<br />
157- (4/2) “Allahım!Dirimize ve ölümüze, hazır olanımıza ve olmayanımıza, küçüğümüze ve büyüğümüze, erkeğimize ve kadınımıza mağfiret eyle.Allahım!Bizden kimi yaşatırsan, onu İslâm üzere yaşat.Kimi de öldürürsen, onu îmân üzere öldür. Allahım! Onun ecrinden bizi mahrum etme ve bizi ondan sonra saptırma.”[206]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّ فُلاَنَ بْنَ فُلاَنٍ فيِ ذِمَّتِكَ، وَ حَبْلِ جِواَرِكَ، فَقِهِ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ َعَذَابِ الناَّرِ، وَ أَنْتَ أَهْلُ الْوَفاَءِ وَالْحَقِّ. فَاغْفِرْ لَهُ وَ ارْحَمْهُ إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفوُرُ الرَّحِيمُ ))<br />
<br />
158- (4/3) “Allahım! Falan oğlu falan senin emânet ve korumandadır. Onu, kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru.Sen vefâ ve hak sahibisin.Onu bağışla ve ona merhamet et.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan vemerhamet edensin.”[207]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَبْدُكَ وَابْنُ أَمَتِكَ إِحْتاَجَ إِلىَ رَحْمَتِكَ، وَ أَنْتَ غَنِيٌّ عَنْ عَذَابِهِ إِنْ كـاَنَ مُحْسِناً فَزِدْ فيِ حَسَناَتِهِ وَ إِنْ كاَنَ مُسِيئاً فَتَجاَوَزْ عَنْهُ ))<br />
<br />
159- (4/4) “Allahım!Ben, senin kulunum.Rahmetine muhtaç olan kadın kulunun oğluyum.Sen ona azap etmekten müstağni-sin.Eğer iyilik sahibi ise onun iyiliklerini artır.Eğer günahkâr ise, onu bağışla.”[208]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BÜLÛĞ ÇAĞINA ERMEDEN ÖLEN ÇOCUĞUN CENÂZESİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَعِذْهُ مِنْ عَذاَبِ الْقَبْرِ ))<br />
<br />
160-(2/1) “Allahım! Onu kabir azabından koru.”[209]<br />
<br />
Şöyle derse de güzel olur:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْهُ فَرَطاً وَ ذُخْراً لِوَالِدَيْهِ، وَشَفِيعاً مُجاَباً. اَللَّهُمَّ ثَقِّلْ بِهِ مَواَزِينَهُماَ وَأَعْظِمْ بِهِ أُجُورَهُماَ، وَأَلْحِقْهُ بِصـاَلِحِ الْمُؤْمِنِينَ، وَاجْعَلْهُ فيِ كَفاَلَةِ إِبْراَهِيمَ، وَقِـهِ بِرَحْمَتِكَ عَذاَبَ الْجَحِيمِ، وَأَبْدِلْهُ داَراً خَيْراً مِنْ داَرِهِ وَأَهْلاً خَيْراً مِنْ أَهْلِهِ، اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ِلأَسْلاَفِناَ، وَأَفْراَطِناَ، وَمَنْ سَبَقَناَ بِاْلإيماَنِ ))<br />
<br />
“Allahım! Onu, ana-babasına (cennete girişte) öncü, onlar için saklanmış bir nimet ve şefaati kabul edilen bir şefaatçi kıl. Allahım!Onunla, ana babasının mizânını ağırlaştır ve ecirlerini büyük eyle.Onu, salih müminlere kat ve (kıyâmet günü) İbrâhim  -aleyhisselâm-’ın kefâletinde kıl.Rahmetinle onu cehennem azabın-dan koru.Ona evinden daha iyi bir ev, âilesinden daha hayırlı bir âile ver.Allahım!Evvelimizi, öncülerimizi ve bizden önce îmân edenleribağışla.”[210]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْهُ لَناَ فَرَطاً، وَسَلَفاً، وَأَجْراً ))<br />
<br />
161- (2/2) “Allahım! Onu bizim için bir öncü, selef ve bir mükâfat kıl.”[211]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAZİYE (BAŞSAĞLIĞI) DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( إِنَّ ِللهِ ماَ أَخَذَ، وَلَهُ ماَ أَعْطىَ، وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِأَجَلٍ مُسَمًّى، فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ ))<br />
<br />
162-“Aldığı Allah’ındır, verdiği Allah’ındır.Her şey O’nun katında belirli bir ecel iledir.Sabret ve karşılığını Allah’dan bekle.”[212]<br />
<br />
Şöyle derse de güzel olur:<br />
<br />
(( أَعْظَمَ اللهُ أَجْرَكَ، وَأَحْسَنَ عَزاَءَكَ وَغَفَرَ لِمَيِّتِكَ ))<br />
<br />
“Allah ecrini büyük kılsın, sabrını güzel eylesin ve ölünü bağışlasın.”[213]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CENÂZE KABRE KONULURKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ وَعَلىَ سُنَّةِ رَسُولِ اللهِ ))<br />
<br />
163  “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın sünneti üzere.”[214]192<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
CENÂZE DEFNEDİLDİKTEN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KABİR ZİYÂRETİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّياَرِ، مِن الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، وَإِناَّ إِنْ شاَءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ ]وَيَرْحَمُ اللهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِناَّ وَالْمُسْتَأْخِرِينَ[ أَسْأَلُ اللهَ لَناَ وَلَكُمُ الْعاَفِيَةَ ))<br />
<br />
165- “Bu diyarın mümin ve müslüman sakinleri! Selâm sizin üzerinize olsun.Biz de Allah’ın izniyle size kavuşacağız.[Allah, bizden önce gidenlere ve sonraya kalanlara rahmet etsin]. Allah’Tan bizim ve sizin için âfiyet dilerim.”[216]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RÜZGÂR ESERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ،وَخَيْرَ ماَ فِيهاَ،وَخَيْرَ ماَ أُرْسِلَتْ بِهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ، وَشَرِّ ماَ فِيهاَ وَشَرِّ ماَ أُرْسِلَتْ بِهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÖK GÜRLEDİĞİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سُبْحاَنَ الَّذِي يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلاَئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ ))<br />
<br />
168- “Gök gürültüsünün hamd ederek; meleklerin de heybetinden dolayı kendisini tesbih ettiği (Allah’ı) tüm noksanlık-lardan tenzih ederim.”[219]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAZI İSTİSKA (YAĞMUR İSTEME) DUÂLARI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَسْقِناَ غَيْثاً مُغِيثاً مَرِيئاً مَرِيعاً، ناَفِعاً غَيْرَ ضاَرٍّ، عاَجِلاً غَيْرَ آجِلٍ ))<br />
<br />
169- (3/1) “Allahım! Bize hemen, geciktirmeden, faydalı, zararsız,bereketli, hazmı kolay ve imdadımıza yetişen bir yağmur ver.”[220]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ، اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ، اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ ))<br />
<br />
170- (3/2) “Allahım! Bize yağmur ver.Allahım! Bize yağmur ver. Allahım! Bize yağmur ver.”[221]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اسْقِ عِباَدَكَ، وَ بَهاَئِمَكَ، وَ انْشُرْ رَحْمَتَكَ، وَأَحْيِ بَلَدَكَ الْمَيِّتَ ))<br />
<br />
171- (3/3) “Allahım! Kullarına ve hayvanlarına su ver. Rahmetini yağdır ve (bu) cansız beldene hayat ver.”[222]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMUR YAĞARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ صَيِّباً ناَفِعاً ))<br />
<br />
172- “Allahım! Bunu faydalı bir yağmur eyle.”[223]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMURDAN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( مُطِرْناَ بِفَضْلِ اللهِ وَرَحْمَتِهِ ))<br />
<br />
173- “Allah’ın lütuf ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı.”[224]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMURUN KESİLMESİ İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ حَوالَيْناَ وَ لاَ عَلَيْناَ. اَللَّهُمَّ عَلىَ اْلآكاَمِ وَ الظِّراَبِ،        وَ بُطُونِ الأَوْدِيَةِ، وَ مَناَبِتِ الشَّجَرِ ))<br />
<br />
174- “Allahım! Üzerimize değil etrafımıza yağmur yağdır. Allahım!Tepelere, dağlara, vâdilere ve ağaç biten yerlere yağdır.”[225]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HİLÂL GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللَّهُمَّ أَهِّلْهُ عَلَيْناَ بِاْلأَمْنِ وَ اْلإِيماَنِ، وَ السَّلاَمَةِ    وَ اْلإِسْلاَمِ،    وَ التَّوْفِيقِ لِماَ تُحِبُّ رَبَّناَ وَ تَرْضَى،رَبُّناَ وَ رَبُّكَ اللهُ))<br />
<br />
175- “Allah en büyüktür.Allahım! Bunu üzerimizde emniyet, îmân, selâmet, İslâm ve sevdiğin ve râzı olduğun şeylerde başarı ayı kıl ey Rabbimiz.(Ey hilâl!) Benim ve senin rabbin Allah’tır.”[226]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLUNUN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( ذَهَبَ الظَّمَأُ وَ ابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ، وَ ثَبَتَ اْلأَجْرُ إِنْ شاَءَ اللهُ ))<br />
<br />
176- (2/1) “(Kuruluğun gitmesiyle) susuzluk gitti; damarlar ıslandı, (yorgunluk ortadan kalktı ve) Allah’ın izniyle ecir sâbit oldu.”[227]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ بِرَحْمَتِكَ الَّتيِ وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ أَنْ تَغْفِرَ ليِ ))<br />
<br />
177- (2/2) “Allahım! Her şeyi kaplayan rahmetinle beni bağışlamanı dilerim.”[228]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEMEKTEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
178- (2/1) “Biriniz yemeğe başlarken;<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
‘Bismillah’ desin.Başında söylemeyi unutursa, hatırladığı zaman;<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ فيِ أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ ))<br />
<br />
“Başında ve sonunda Bismillah’ desin.”[229]<br />
<br />
179-“Allah’ın yemekle nimetlendirdiği kimse şöyle desin:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَناَ فِيهِ، وَ أَطْعِمْناَ خَيْراً مِنْهُ ))<br />
<br />
‘Allahım! Bunda bizim için bereket kıl ve bundan daha hayırlısını bize yedir.’”<br />
<br />
Allah’ın sütle susuzluğunu giderdiği bir kimse de şöyle desin:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَناَ فِيهِ، وَزِدْناَ مِنْهُ ))<br />
<br />
“Allahım! Bunda bizim için bereket kıl ve bize bundan daha fazla ver.”[230]<br />
<br />
                        <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEMEKTEN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَطْعَمَنيِ هَذاَ وَ رَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِحَوْلٍ مِنيِّ وَ لاَ قُوَّةٍ ))<br />
<br />
180- (2/1) “Benden hiçbir hareket ve kuvvet harcamaksı-zın bana bu yemeği yediren ve beni onunla rızıklandıran Allah’a hamdolsun.”[231]<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ  ِللهِ حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُباَرَكاً فِيهِ، غَيْرَ] مَكْفِيٍّ وَلاَ[ مُوَدَّعٍ، وَلاَ مُسْتَغْنىً عَنْهُ رَبَّناَ ))<br />
<br />
181- (2/2) “Riyâdan uzak ve bereketi kesilmeyen çok, sonsuz ve terk olunmayan, kendisinden müstağni olunmayarak yapılan hamd, Rabbimiz Allah’adır.”[232]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MİSÂFİRİN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَهُمْ فِيماَ رَزَقْتَهُمْ، وَاغْفِرْ لَهُمْ، وَارْحَمْهُمْ ))<br />
<br />
182- “Allahım! Onlara rızık olarak verdiklerine bereket ver, onları bağışla ve onlara merhamet et.”[233]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KENDİSİNE SU İÇİREN VEYA İÇİRMEK İSTEYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَطْعِمْ مَنْ أَطْعَمَنيِ وَاسْقِ مَنْ سَقاَنِي ))<br />
<br />
183- “Allahım! Bana yemek verene yemek ver. Bana su verene su ver.”[234]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLUNUN, İFTAR YEMEĞİ VEREN KİMSE İÇİN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأَكـلَ طَعـاَمَكُمُ اْلأَبْراَرُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ ))<br />
<br />
184- “Oruçlular yanınızda iftar etsin, Yemeğinizi iyiler yesin ve melekler sizin için Allah’a istiğfarda bulunsun.”[235]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLU OLDUĞU HALDE YEMEĞE DÂVET EDİLEN VE ORUCUNU BOZMAYANIN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUÂ</span></span>[236]:<br />
<br />
185- “Sizden biriniz yemeğe dâvet edilirse, icâbet etsin. Oruçlu ise (yemek sahibi için) duâ etsin.Oruçlu değilse yemekten yesin.”[237]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLUNUN, KENDİSİNE SÖVEN VEYA KÖTÜ SÖZ SÖYLEYEN KİMSE İÇİN NE SÖYLEYECEĞİ:</span></span><br />
<br />
(( إِنيِّ صاَئِمٌ، إِنيِّ صاَئِمٌ ))<br />
<br />
186- “Ben oruçluyum, ben oruçluyum.”[238]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEVSİMİN İLK MEYVESİ GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باّرِكْ لَناَ فِي ثَمَرِنَا، وَباَرِكْ لَناَ فيِ مَدِينَتِناَ، وَباَرِكْ لَناَ فيِ صاَعِناَ، وَباَرِكْ لَناَ فيِ مُدِّناَ ))<br />
<br />
187- “Allahım!Meyvemizi bize bereketli kıl.Medinemizi bize mübârek eyle.Sa’mıza bereket ver.Müdd’ümüze bereket ver.[239]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKSIRINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
188- “Sizden biriniz aksırınca:<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ ))<br />
<br />
‘Elhamdulillah’ desin.(Bunu işiten) kardeşi veya arkadaşı:<br />
<br />
(( يَرْحَمُكَ اللهُ ))<br />
<br />
‘Allah  sana merhamet etsin’ desin. (Aksıran da ona):<br />
<br />
(( يَهْدِيكُمُ اللهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ ))<br />
<br />
“Allah size hidâyet etsin ve hâlinizi düzeltsin’ desin.”[240]<br />
<br />
   <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">     KÂFİR, AKSIRDIRDIĞI ZAMAN ALLAH’A HAMD EDERSE, ONUN İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( يَهْدِيكُمُ اللهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ ))<br />
<br />
189- “Allah size hidâyet etsin ve hâlinizi düzeltsin.”[241]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLENEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ، وَباَرَكَ عَلَيْكَ، وَجَمَعَ بَيْنَكُماَ فيِ خَيْرٍ ))<br />
<br />
190- “Allah senin için bereketli kılsın ve bereketini dâim etsin. İkinizin arasını hayırda birleştirsin.”[242]218<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLENEN VEYA YENİ BİNEK SATIN ALAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
191- “Sizden biriniz evlenir veya bir hizmetçi satın alırsa şöyle desin:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ وَخَيْرَ ماَ جَبَلْتَهاَ عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ، وَشَرِّماَ جَبَلْتَهاَ عَلَيْهِ ))<br />
<br />
“Allahım! Bunun hayrını ve bunda yarattığın şeyin hayrını (güzel ahlâkını) dilerim.Bunun şerrinden ve bunda yarattığın şeyin şerrinden (kötü ahlâkından) sana sığınırım.”<br />
<br />
“Bir deve (veya binek) satın alınca da hörgücünden tutsun ve böyle duâ etsin.”[243]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EŞİYLE CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ. اَللَّهُمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطاَنَ،وَجَنِّبِ الشَّيْطاَنَ ماَ رَزَقْتَناَ ))<br />
<br />
192- “Allah’ın adıyla.Allahım! Bizi şeytandan, şeytanı da bizi rızıklandıracağın çocuktan uzak tut.”[244]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖFKELENİNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ ))<br />
<br />
193- “Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım.”[245]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BELÂYA UĞRAYANI GÖREN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي عاَفاَنيِ مِمَّا ابْتَلاَكَ بِهِ، وَفَضَّلَنيِ عَلىَ كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً ))<br />
<br />
194- “Sana verdiği belâdan beni âfiyette kılan ve yarattık-larının çoğuna tercih ederek beni üstün kılan Allah’a hamd olsun.”[246]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HER OTURUMDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
195- İbn-i Ömer-Allah ondan ve babasından râzı olsun- şöyle demiştir:<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in bir oturumda, kalkmadan önce yüz kere şöyle dediği sayılırdı:<br />
<br />
(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، وَتُبْ عَلَىَّ، إِنَّكَ أَنْتَ التَّواَّبُ الْغَفُورُ ))<br />
<br />
‘Rabbim! Beni bağışla ve tevbemi kabul et.Şüphesiz ki sen, tevbeleri çokça kabul eden ve çokça bağışlayansın.”[247]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OTURUMUN SONUNDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْكَ ))<br />
<br />
196- “Allahım! Sana hamd ederek, seni tüm noksanlıklar-dan tenzih ederim.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim.Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.”[248]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“ALLAH SENİ BAĞIŞLASIN” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( وَلَكَ ))<br />
<br />
197- “Seni de -bağışlasın-.”[249]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İYİLİK YAPAN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( جَزاَكَ اللهُ خَيْراً ))<br />
<br />
198- “Allah seni hayırla mükafatlandırsın.”[250]<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DECCÂL’İN ŞERRİNDEN KORUNMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
199- “Kehf Sûresi’nin ilk on âyetini ezberleyen, Deccal’in şerrinden korunmuş olur.”[251]<br />
<br />
Her namazın sonunda teşehhüdde, Deccâl’in fitnesinden Allah’a sığınmak da böyledir.[252]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“SENİ ALLAH İÇİN SEVİYORUM” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَحَبَّكَ الَّذِي أَحْبَبْتَنيِ لَهُ ))<br />
<br />
200- “Kendisi için beni sevdiğin (Allah), seni de sevsin.”[253]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MALINI SANA SUNAN KİMSE İÇİN YAPACAĞIN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( باَرَكَ اللهُ لَكَ فيِ أَهْلِكَ وَماَلِكَ  ))<br />
<br />
201- “Allah, âileni ve malını senin için bereketli kılsın.”[254]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BORCU ÖDERKEN, BORÇ VEREN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
((باَرَكَ اللهُ لَكَ فيِ أَهْلِكَ وَماَلِكَ،إِنَّماَ جَزاَءُ السَّلَفِ الْحَمْدُ وَالأَداَءُ ))<br />
<br />
202- “Allah, âileni ve malını senin için bereketli kılsın. Verilen borcun karşılığı, ancak hamd etmek ve onu ödemektir.”[255]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞİRKE DÜŞMEKTEN KORKULDUĞU ZAMAN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَناَ أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِماَ لاَ أَعْلَمُ ))<br />
<br />
203- “Allahım! Bilerek sana şirk koşmaktan sana sığınrım. Bilmediklerim için de senden mağfiret dilerim.”[256]<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
“ALLAH SENİ MÜBÂREK KILSIN” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( وَفِيكَ باَرَكَ اللهُ ))<br />
<br />
204- “Ve Allah da seni mübârek kılsın.”[257]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR ŞEYİ UĞURSUZ SAYMANIN ÇİRKİN OLUŞU İLE İLGİLİ DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لاَ طَيْرَ إِلاَّ طَيْرُكَ، وَلاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُكَ،وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
205- “Allahım! Senin takdir ettiğin (insanların uğursuzluk saydığı) şeyden başka takdir olunan bir şey yoktur.Senin verdiğin hayırdan başka hayır yoktur. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[258]<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
BİNEĞE VEYA TAŞITA BİNERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
((بِسْمِ اللهِ،الْحَمْدُ ِللهِ {سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ} اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ ليِ،فَإِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الدُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
206- “Bismillah.Hamd, Allah’adır.Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederiz.Yoksa biz buna güç yetiremezdik.Şüphesiz ki biz,(âhirette) Rabbimize döneceğiz. Hamd, Allah’adır.Hamd, Allah’adır.Hamd, Allah’adır.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allahım! Seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Ben nefsime zulmettim, beni bağışla.Çünkü günahları ancak sen bağışlarsın.”[259]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUĞA ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ،اَللهُ أَكْبَرُ،اَللهُ أَكْبَرُ {سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ} اَللَّهُمَّ إِناَّ نَسْأَلُكَ فيِ سَفَرِناَ هَذاَ الْبِّرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنَ الْعَمَلِ ماَ تَرْضَى، اَللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْناَ سَفَرِناَ هَذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اَللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فيِ السَّفَرِ، وَالْخَلِيفَةُ فيِ الأَهْلِ، اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثاَءِ السَّفَرِ وَكَآبَةِ الْمَنْظَرِ وَسُوءِ الْمُنْقَلَبِ فيِ الْماَلِ وَاْلأَهْلِ ))<br />
<br />
207- “Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tüm noksanlıklar-dan tenzih ederiz.Yoksa biz buna güç yetiremezdik.Şüphesiz ki biz, Rabbimize döneceğiz.Allahım! Senden, bu yolculuğumuzda iyilik ve takva, râzı olacağın amel dileriz.Allahım! Bu yolculuğu-muzu bize kolaylaştır ve onun uzaklığını bize yakın kıl.Allahım! Sen, yolculukta dost ve âilemiz için vekilsin.Allahım! Yolculuğun meşakkatinden, üzücü manzara (görmekten), âilem ve malımda kötü değişiklikler (ile karşılaşmaktan) sana sığınırım.”<br />
<br />
Yolculuktan dönünce bu duâyla birlikte şunu da söyler:<br />
<br />
(( آيِبُونَ تاَئِبُونَ، عاَبِدُونَ، لِرَبِّناَ حاَمِدُونَ ))<br />
<br />
“Biz, (yolculuktan, vatanımıza selâmet içerisinde) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, Rabbimize hamd edenleriz.”[260]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR KÖY VEYA BELDEYE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّماَواَتِ السَّبْعِ وَماَ أَظْلَلْنَ، وَرَبَّ الأَرَضِينَ السَّبْعِ وَماَ أَقْلَلْنَ، وَرَبَّ الشَّياَطِينَ وَماَ أَضْلَلْنَ، وَرَبَّ الرَّياَحِ وَماَ ذَرَيْنَ. أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذِهِ الْقَرْيَةِ وَخَيْرَ أَهْلِهاَ، وَخَيْرَ ماَ فِيهاَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ وَشَرِّ أَهْلِهاَ وَشَرِّ ماَ فِيهاَ ))<br />
<br />
208- “Yedi kat gök ve onun gölgelediklerinin Rabbi, yedi kat yer ve onun barındırdıklarının Rabbi, şeytanlar ve onların saptırdıklarının Rabbi, rüzgârlar ve onların sürükleyip götürdükle-rinin Rabbi olan Allahım!Bu köyün, bu köy halkının ve bu köyde bulunanların hayırlısını senden dilerim.Bu köyün şerrinden, bu köy halkının şerrinden ve bu köyde bulunanların şerrinden sana sığınırım.”[261]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇARŞI VE PAZARA GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
209- “Allah’Tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, yaşatır ve öldürür.O, diridir, ölmez. Her türlü iyilik, O’nun elindedir. O, her şeye gücü yetendir.”[262]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİNEK TÖKEZLEYİNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
210- “Allah’ın adıyla.”[263]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCUNUN GERİDE KALANLAR İÇİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَوْدِعُكُمُ اللهَ الَّذِي لاَ تَضِيعُ وَداَئِعُهُ ))<br />
<br />
211- “Sizi, kendisine bırakılan emânetler kaybolmayan Allah’a emânet ederim.”[264]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GERİDE KALANLARIN YOLCU İÇİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَوْدِعُ اللهَ دِينَكَ، وَأَماَنَتَكَ، وَخَواَتِيمَ عَمَلِكَ )) <br />
<br />
212- (2/1) “Dinini, emânetini ve işlerinin âkibetini Allah’a emânet ederim.”[265]<br />
<br />
(( زَوَّدَكَ اللهُ التَّقْوَى،وَغَفَرَ ذَنْبَكَ،وَيَسَّرَ لَكَ الْخَيْرَ حَيْثُ مَا كُنْتَ ))<br />
<br />
213- (2/2) “Allah seni takva ile rızıklandırsın, günahını bağışlasın ve nerede olursan ol, senin için hayırlı olanını kolaylaştırsın.”[266]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUK SIRASINDA TEKBİR VE TESBİH GETİRMEK:</span></span><br />
<br />
214- Câbir-Allah ondan râzı olsun- şöyle dedi:<br />
<br />
“Bizler, (Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte) yükseğe çıkınca ‘Allahu Ekber’, aşağı inince de ‘Subhanallah’ derdik.”[267]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCUNUN, SEHER VAKTİNE GİRDİĞİNDE YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سَمِعَ ساَمِعٌ بِحَمْدِ اللهِ، وَحُسْنِ بَلاَئِهِ عَلَيْناَ. رَبَّناَ صاَحِبْناَ، وَأَفْضِلْ عَلَيْناَ عاَئِذاً بِاللهِ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
215- “Üzerimize olan lütfundan dolayı Allah’a yaptığımız hamdi işiten işitti.Rabbimiz! Bize yoldaş ol ve bize ihsanda bulun! Cehennemden Allah’a sığınırım.”[268]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUK SIRASINDA VEYA BAŞKA ZAMANDA BİR YERDE KONAKLAYINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِماَتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ ))<br />
<br />
216- “Yarattıklarının şerrinden, Allah’ın noksansız kelimele-rine sığınırım.”[269]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUKTAN DÖNÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
217- Her tepenin üzerinde üç defa ‘Allahu Ekber’  der, sonra şöyle duâ eder:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إَلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، آيِبوُنَ، تاَئِبُونَ، عاَبِدُونَ، لِرَبِّناَ حاَمِدُونَ، صَدَقَ اللهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ اْلأَحْزَابَ وَحْدَهُ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.Biz, (yolculuktan, vatanımıza selâmet içerisinde) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, Rabbimize hamd edenleriz.Allah va’dinde durdu, kuluna yardım etti ve (düşman) grupları yalnızca O hezimete uğrattı.”[270]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOŞA GİDEN VEYA GİTMEYEN BİR ŞEYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
218- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hoşuna giden bir işle karşılaştığında şöyle derdi:<br />
<br />
(( اَلْحَمْد ُللهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحاَتُ ))<br />
<br />
“Salih amellerin O’nun nimetiyle tamamlanan Allah’a hamdolsun.”<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hoşuna gitmeyen bir işle karşılaştığında ise şöyle derdi:<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلَى كُلِّ حاَلٍ ))<br />
<br />
“Her hâlukârda Allah’a hamdolsun.”[271]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBER-sallallahu aleyhi ve sellem-’E SALAVÂT GETİRMENİN FAZÎLETİ:</span></span><br />
<br />
219- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلاَةً، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا ))<br />
<br />
“Kim bana bir salât getirirse, Allah da ona bununla on salât getirir.”[272]<br />
<br />
220- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( لاَ تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قُبُورًا، وَلا تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيدًا وَصَلُّوا عَلَيَّ فَإِنَّ صَلاَتَكُمْ تَبْلُغُنِي حَيْثُ كُنْتُمْ ))<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin.Kabrimi de bayram yerine çevirmeyin.Bana salât getirin.Zirâ getirdiğiniz salavâtınız nerede olursanız olun, bana ulaşır.”[273]<br />
<br />
221- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( اَلْبَخِيلُ الَّذِي مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ ))<br />
<br />
“Cimri, o kimsedir ki yanında adım anıldığında bana salât getirmeyendir”[274]<br />
<br />
 <br />
<br />
222- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِنَّ لِلَّهِ مَلائِكَةً سَيَّاحِينَ فِي الأَرْضِ، يُبَلِّغُونِي مِنْ أُمَّتِي السَّلاَمَ ))<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allah’ın yeryüzünde gezici melekleri vardır. Onlar ümmetimden bana selâm ulaştırırlar.”[275]<br />
<br />
223- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
((مَا مِنْ أَحَدٍ يُسَلِّمُ عَلَيَّ إِلاَّ رَدَّ اللَّهُ عَلَيَّ رُوحِي حَتَّى أَرُدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ ))<br />
<br />
“Kim bana selâm verirse, selâmını almam için Allah ruhumu bana geri gönderir.”[276]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SELÂMI YAYMAK:</span></span><br />
<br />
224- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( لاَ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ: أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ))<br />
<br />
“Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz.Birbirinizi sevme-dikçe de îmân etmiş olmazsınız. Sizi, yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeye yönelteyim mi? Selâmı aranızda yayın.”[277]<br />
<br />
225- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( ثَلاَثٌ مَنْ جَمَعَهُنَّ فَقَدْ جَمَعَ الْإِيمَانَ: اَلْإِنْصَافُ مِنْ نَفْسِكَ، وَبَذْلُ السَّلاَمِ لِلْعَالَمِ، وَالْإِنْفَاقُ مِنْ الْإِقْتَارِ ))<br />
<br />
“Şu üç haslet kimse biraraya gelirse, o kimse kâmil îmâna kavuşmuş olur.Nefsine zulmetmemek, herkese selâm vermek ve yoksullukta (Allah için) infâk etmektir.”[278]<br />
<br />
226- Abdullah b. Ömer’den-Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, bir adam Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek: “İslâm’ın hangi hasleti daha hayırlıdır?” diye sordu.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermendir.”[279] buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MÜSLÜMAN,KENDİSİNE SELÂM VEREN KÂFİRE NASIL KARŞILIK VERİR?</span></span><br />
<br />
227- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
“Ehli kitap (yahudi ve hıristiyanlar) size selâm verirlerse, onlara:<br />
<br />
(( وَعَلَيْكُمْ ))<br />
<br />
‘Ve aleykum’ (ve sizin üzerinize) deyin.”[280]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOROZ ÖTTÜĞÜNDE VE EŞEK ANIRDIĞINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
228- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِذَا سَمِعْتُمْ صِيَاحَ الدِّيَكَةِ فَاسْأَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ، فَإِنَّهَا رَأَتْ مَلَكًا. وَإِذَا سَمِعْتُمْ نَهِيقَ الْحِمَارِ، فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ الشَّيْطَانِ، فَإِنَّهُ رَأَى شَيْطَانًا ))<br />
<br />
 “Horozun öttüğünü işittiğinizde, Allah’ın fazlından isteyin. Çünkü o bir melek görmüştür.Eşeğin anırmasını işittiğinizde ise şeytanın şerrinden Allah’a sığının.Çünkü o bir şeytan görmüştür.”[281]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GECE KÖPEK HAVLADIĞINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
229- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِذَا سَمِعْتُمْ نُبَاحَ الْكِلاَبِ، وَنَهِيقَ الْحُمُرِ بِاللَّيْلِ، فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ، فَإِنَّهُنَّ يَرَيْنَ مَا لاَ تَرَوْنَ ))<br />
<br />
“Geceleyin köpeklerin havlamasını ve eşeklerin anırma-sını işittiğiniz zaman, onlardan Allah’a sığının.Çünkü onlar sizin görmediklerinizi (Allah tarafından gökten inen âfet ve felâketleri) görürler.”[282]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÖTÜLEDİĞİN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
230- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ فَأَيُّمَا مُؤْمِنٍ سَبَبْتُهُ، فَاجْعَلْ ذَلِكَ لَهُ قُرْبَهً إِلَيْكَ يَوْمَ الْقِياَمَةِ ))<br />
<br />
“Allahım! Hangi mü’mine kötü söz söylemişsem (hakaret etmişsem), bunu kıyâmet günü onun için sana yakınlık vesilesi kıl.”[283]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MÜSLÜMAN, MÜSLÜMANI ÖVDÜĞÜNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
231- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ مَادِحًا صَاحِبَهُ لاَ مَحَالَةَ، فَلْيَقُلْ: أَحْسِبُ فُلاَنًا وَاللَّهُ حَسِيبُهُ، وَلاَ أُزَكِّي عَلَى اللَّهِ أَحَدًا، أَحْسِبُهُ إِنْ كَانَ يَعْلَمُ ذَاكَ كَذَا وَكَذَا ))<br />
<br />
“Sizden birinizin,  arkadaşını mutlaka övmesi gerekiyorsa şöyle desin: Falanı (görünüşe göre) iyi sanıyorum.Onu hesaba çekecek olan Allah’tır.Ben, Allah’a karşı kimseyi temize çıkara-mam.(Sonra) o kimseyi gerçekten öyle biliyorsa: Onu şöyle şöyle biliyorum, desin.”[284]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEZKİYE EDİLEN MÜSLÜMANIN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لاَ تُؤَاخِذْنِي بِماَ يَقُولُونَ، وَاغْفِرْ ليِ ماَ لاَ يَعْلَمُونَ،          ]  وَاجْعَلْنيِ خَيْراً مِماَّ يَظُنُّونَ  [))<br />
<br />
232- “Allahım! Onların söyledikleri sebebiyle beni sorumlu tutma.Benim hakkımda bilmedikleri şeyleri benim için bağışla. [ve beni onların zannettiklerinden daha hayırlı kıl].”[285]<br />
<br />
                        <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İHRAMLI KİMSE HAC VEYA UMREDE NASIL TELBİYE GETİRİR?</span></span><br />
<br />
(( لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ،إِنَّ الْحَمْدَ، وَالنِّعْمَةَ، لَكَ وَالْمُلْكَ، لاَ شَرِيكَ لَكَ ))<br />
<br />
233- “Buyur, Allahım buyur! Buyur, senin ortağın yoktur, buyur! Hamd sanadır. Nimet ve mülk sana âittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.”[286]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAVAFTA HACER-İ ESVED’E GELİNCE TEKBİR GETİRMEK:</span></span><br />
<br />
234- “Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- Beytullah’ı devenin üzerinde tavaf etti.Hacer-i Esved’e her gelişinde yanındaki bir şeyle (bastonuyla) işâret edip tekbir getirdi.”[287]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAVAFTA RÜKN-Ü YEMÂNÎ İLE HACER-İ ESVED ARASINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
{وِمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ}<br />
<br />
235- “Rabbimiz!Bize dünyada bir iyilik ve âhirette de iyilik (cenneti) ver.Ve bizi cehennem azabından koru.”[288]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAFA VE MERVE ÜZERİNDE DURUNCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
236- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- Safa’ya yaklaşınca:<br />
<br />
{إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ اللَّهِ…} [سورة البقرة الآية: 158]<br />
<br />
“Safâ ve Merve, Allah’ın ibâdet için belirlediği yerlerden-dir”(âyetini) okudu; “Allah’ın (âyette) başladığı ile başlıyorum” dedi ve Safâ ile başladı.Beytullah’ı görecek şekilde üzerine çıktı ve kıbleye yöneldi. Allah’ı birleyip tekbir getirdi ve şöyle dedi:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ، أَنْجَزَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ اْلأَحْزاَبَ وَحْدَهُ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O birdir. Va’dini yerine getirmiş, kuluna (Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e) yardım etmiş ve (Hendek savaşında düşman) grupları sadece o hezimete uğratmıştır.” Sonra Safa ve Merve arasında duâ etti ve bunu üç defa tekrarladı. Merve üzerinde de Safâ üzerinde yaptığı gibi yapmıştır.”[289]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AREFE GÜNÜ YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
237- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Duâların en hayırlısı, Arefe günü yapılan duâdır.Benim ve benden önceki tüm peygamberlerin söyledikleri sözlerin en hayırlısı şudur:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir.”[290]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEŞ’AR-İ HARAM’DA (MÜZDELİFE’DE) YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
238- “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ‘Kasvâ’ (isimli devesine) bindi ve Meş’ar-i Harâm’a geldi.Kıbleye yöneldi (Allah’a duâ etti, tekbir getirdi, lâ ilâhe illah dedi ve Allah’ı birledi). Ortalık iyice aydınlanıncaya kadar bu şekilde ayakta kaldı ve güneş doğma-dan önce oradan ayrıldı.”[291]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEMRELERE TAŞ ATARKEN TEKBİR GETİRMEK:</span></span><br />
<br />
239- Cemrelere taş atarken her defasında tekbir getirir. Birinci ve ikinci cemreye taşları attıktan sonra öne doğru çıkarak durur; kıbleye yönelerek ellerini kaldırıp duâ eder.Akabe cemre-sine taşları atarken de her defasında tekbir getirir.Taşları attıktan sonra ise oradan ayrılır, cemrenin yanında durmaz.[292]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞAŞIRTAN VE SEVİNDİREN BİR DURUM KARŞISINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ ))<br />
<br />
240- “Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”[293]<br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
241- “Allah en büyüktür.”[294]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KENDİSİNE SEVİNDİRİCİ BİR HABER GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
242- “Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- kendisini sevindiren veya sevinilen bir olayla karşılaştığında Allah Teâlâ’ya şükür için secdeye kapanırdı.”[295]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BEDENDE AĞRI/SANCI HİSSEDİLİNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
243- Elini vücudundaki acıyan yerin üzerine koy ve üç kere:<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
“Allah’ın adıyla” dedikten sonra yedi kere şöyle de:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ وَقُدْرَتِه مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ وَأُحاَذِرُ ))<br />
<br />
“Bulduğum ve korktuğum (acının) şerrinden, Allah’a ve O’nun kudretine sığınırım.”[296]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAZAR ETMEKTEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
244- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Sizden biriniz, (müslüman) kardeşinde veya kendisinde veyahut da malında hoşuna giden bir şey gördüğünde, [onun için bereketli olmasını dilesin].Çünkü nazar, haktır.”[297]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KORKU VE DEHŞET ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ ))<br />
<br />
245- “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[298]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KURBAN KESERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ وَاللهُ أَكْبَرُ  ]اَللَّهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ[  اَللَّهْمَّ تَقَبَّلْ مِنيِّ ))<br />
<br />
246- “Allah’ın adıyla.Allah en büyüktür.[Allahım!Bu kurban, senden bana bir lütuf olarak geldi ve senin için kurban edildi] Allahım!Bu kurbanı benden kabul eyle!”[299]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İNATÇI ŞEYTANLARIN HİLE VE TUZAĞINI BOŞA ÇIKARMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِماَتِ اللهِ التَّامَّاتِ الَّتيِ لاَ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَلاَ فاَجِرٌ مِنْ شَرِّ مَاخَلَقَ، وَبَرَأَ وَذَرَأَ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ،وَمِنْ شَرِّ مَايَعْرجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأَ فيِ اْلأَرْضِ، وَمِنْ شَرِّ ماَ يَخْرُجُ مِنْهاَ، وَمِنْ شَرِّ فِتَنِ اللَّيْـلِ وَالنَّهاَرِ، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ طاَرِقٍ        إِلاَّ طاَرِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ ياَرَحْمَنُ ))<br />
<br />
247- “Yarattıklarının, yoktan var ettiklerinin şerrinden; gök-ten inenin ve göğe yükselenin şerrinden, yere ektiğinin ve yerden çıkanın şerrinden, gece ve gündüz fitnelerinin şerrinden, hayırla kapıyı çalanın dışında her kapıyı çalanın şerrinden, iyi ve kötünün onun dışına çıkamayacağı Allah’ın noksansız kelimele-rine sığınırım; Ya Rahmân!.”[300]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEVBE VE İSTİĞFAR HAKKINDA:</span></span><br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( وَاللَّهِ إِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً ))<br />
<br />
248-(6/1) “Allah’a yemin olsun ki ben, günde yetmiş defadan fazla Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.”[301]<br />
<br />
((يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ، فَإِنِّي أَتُوبُ فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ مَرَّةٍ))<br />
<br />
249- (6/2) “Ey insanlar! Allah’a tevbe edin.Çünkü ben, günde yüz kere Allah’a tevbe ederim.”[302]<br />
<br />
250-(6/3) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“ Her kim;<br />
<br />
((أَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ،الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَ أَتُوبُ إِلَيْهِ))<br />
<br />
‘Hayy ve Kayyûm olan, O’ndan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmayan Yüce Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim’ derse, savaşta düşmana karşı ordudan kaçmış olsa bile, Allah onu bağışlar.”[303]<br />
<br />
 <br />
<br />
251-(6/4) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الرَّبُّ مِنْ الْعَبْدِ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ الْآخِرِ، فَإِنْ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ ))<br />
<br />
“Rabbin kula en yakın olduğu an, gecenin son üçte biridir. O saatte Allah’ı zikredenlerden olabilirsen ol!”[304]<br />
<br />
252- (6/5) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
((أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ،فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ ))<br />
<br />
 “Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır.O halde secdede bol bol duâ edin.”[305]<br />
<br />
253- (6/6) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي، وَإِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ فِي الْيَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ ))<br />
<br />
“Benim kalbim de dalar, ben de muhakkak günde yüz defa Allah’tan bağışlanma dilerim.”[306]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBÎH,TAHMÎD,TEHLÎL VE TEKBÎR GETİRMENİN FAZÎLETİ[307]:</span></span><br />
<br />
254- (12/1) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Kim bir günde yüz kere;<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
‘Allah’a hamdederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim’ derse, deniz köpüğü kadar bile olsa günahları silinir.”[308]<br />
<br />
255- (12/2) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Kim;<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir” derse, İsmâil soyundan dört kişiyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”[309]<br />
<br />
256- (12/3) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ )) <br />
<br />
“Söylemesi dile kolay gelen, kıyâmet günü mîzânda ağır basan ve Rahmân’a sevimli olan iki söz vardır ki iki söz şudur: Subhânallahi ve bihamdihi, Subhânallahil-Azîm/Allah’a hamd ederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Yüce Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim’”[310]<br />
<br />
257- (12/4) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
“Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Hamd Allah’adır. Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur ve Allah en büyüktür’ demem, güneşin üzerine doğduğu her şeyden bana daha sevimlidir.”[311]<br />
<br />
258- (12/5) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( أَيَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَكْسِبَ كُلَّ يَوْمٍ أَلْفَ حَسَنَةٍ؟ فَسَأَلَهُ سَائِلٌ مِنْ جُلَسَائِهِ كَيْفَ يَكْسِبُ أَحَدُنَا أَلْفَ حَسَنَةٍ؟ قَالَ: يُسَبِّحُ مِائَةَ تَسْبِيحَةٍ، فَيُكْتَبُ لَهُ أَلْفُ حَسَنَةٍ، أَوْ يُحَطُّ عَنْهُ أَلْفُ خَطِيئَةٍ )) <br />
<br />
“Sizden birinizin her gün bin sevap kazanmaya gücü yetmez mi?” Yanında oturanlardan birisi: Bizden birisi nasıl bin sevap kazanır?” diye sordu. Buyurdu ki: “Yüz defa Subhânallah derse, kendisine bin sevap yazılır veya onun bin günahı silinir.”[312]<br />
<br />
259- (12/6)  Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Her kim;<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
‘Yüce Allah’a hamd ederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim’ derse, ona cennette bir hurma ağacı dikilir.”[313]<br />
<br />
260- (12/7) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Ey Abdullah b. Kays!Sana cennet hazinelerinden birisini göstereyim mi?” “Evet yâ Rasûlallah!” dedim. Buyurdu ki:<br />
<br />
(( لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
“Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.”[314]<br />
<br />
261- (12/8) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Sözlerden Allah’a en sevimli olanı dörttür:<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ للهِ، وَلاَ إِلَهِ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ اَكْبَرُ ))<br />
<br />
‘Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Hamd Allah’a-dır. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur ve Allah en büyüktür.’ Bunlardan hangisiyle başlarsan başla zararı yoktur.”[315]<br />
<br />
262- (12/9) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e bir bedevi geldi ve: “Bana söyleyeceğim bir söz öğret” dedi.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle de, diye buyurdu:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، اَللهُ أَكْبَرُ كَبِيراً وَالْحَمْدُ ِللهِ كَثِيراً، سُبْحاَنَ اللهِ رَبِّ الْعاَلَمِينَ، لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Allah en büyüktür.Allah’a çokça hamd olsun.Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tüm noksanlıklar-dan tenzih ederim.Güç ve kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’tandır.”<br />
<br />
Bunun üzerine bedevi: “Bunlar Rabbim için, peki benim için ne var?”diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْليِ، وَارْحَمْنيِ، وَاهْدِنيِ وَارْزُقْنيِ ))<br />
<br />
“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni hidâyete erdir ve beni rızıklandır” de.”[316]<br />
<br />
263- (12/10)  Bir kimse müslüman olduğunda Peygamber    -sallallahu aleyhi ve sellem- ona namazı öğretir, sonra şu kelimelerle duâ etmesini emrederdi:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَارْحَمْنيِ، وَاهْدِنيِ، وَعاَفِنيِ، وَارْزُقْنيِ ))<br />
<br />
“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni hidâyete erdir. Bana âfiyet ver ve beni rızıklandır.”[317]<br />
<br />
264- (12/11) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( أَفْضَلُ الذِّكْرِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَفْضَلُ الدُّعَاءِ الْحَمْدُ لِلَّهِ ))<br />
<br />
 “Zikrin en fazîletlisi, Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur)’, duânın en fazîletlisi ise, Elhamdulillah (Hamd, Allah’a mahsustur) (sözüdür).”[318]<br />
<br />
 <br />
<br />
265- (12/12) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Kalıcı salih ameller (şu sözlerdir):<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَ بِاللهِ ))<br />
<br />
‘Subhânallah (Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim). Elhamdulillah (Hamd Allah’a mahsustur).Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur).Allahu Ekber (Allah en büyüktür). Ve  Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah (güç ve kuvvet ancak Allah’tandır).”[319]<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
BAZI HAYIR VE ÂDÂP ÖRNEKLERİ:</span></span><br />
<br />
267- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Gece karanlığı olduğu zaman -ya da akşama erişince- çocuklarınızı (dışarı çıkmaktan) alıkoyun.Çünkü şeytanlar o sırada dağılırlar.Geceden bir saat geçince de (dışarıdaki) çocuklarınızı (evlerinize) koyun ve Allah’ın ismini anarak kapıları kapatın.Çünkü şeytan kapalı kapıyı açmaz.Allah’ın ismini anarak kırbalarınızın ağzını bağlayın.Allah’ın ismini anarak enlemesine de olsa, üzerlerine bir şey koyarak kaplarınızın ağzını örtün ve lambalarınızı söndürünüz.”[321]<br />
<br />
[1] Bakara Sûresi: 152<br />
<br />
[2] Ahzâb Sûresi: 41<br />
<br />
[3] Ahzâb Sûresi: 35<br />
<br />
[4] A’râf Sûresi: 205<br />
<br />
[5] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/203); Müslim, “İçerisinde Allah’ın zikredildiği ev ile içerisinde Allah’ın zikredilmediği evin benzeri, ölü ile diri gibidir” lafzıyla rivayet eder (1/539).<br />
<br />
[6] Tirmizi (5/459), İbn-i Mace (2/1245) Bkz.Sahih-i İbn-i Mâce (2/326); Sahih-i Tirmizi (3/139).<br />
<br />
[7] Buhâri (8/171), Müslim (4/2061). Lafızlar Buhâri’ye âittir.<br />
<br />
[8] Tirmizi (5/458), İbn-i Mâce (2/1246). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/139), Sahih-i İbni Mâce (2/317).<br />
<br />
[9] Tirmizi (5/175), Bkz. Sahihü’t Tirmizi (3/9), Sahih-i Camiu’s-Sağir (5/340).<br />
<br />
[10] Buthan ve Akik, Medine çevresinde bulunan iki vadinin adıdır.<br />
<br />
[11] Müslim (1/553).<br />
<br />
[12] Ebu Dâvud (4/264) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/342).<br />
<br />
[13] Tirmizi. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/140).<br />
<br />
[14] Ebu Dâvud (4/264), Ahmed (2/389). Bkz. Sahihu’l-Cami (5/176).<br />
<br />
[15] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113); Müslim (4/2083).<br />
<br />
[16]  “Kim böyle derse bağışlanır, duâ ederse duâsı kabul olunur.Eğer kalkip abdest alır, sonra da namaz kılarsa, namazı kabul olunur.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (3/39) ve diğerleri.Lafızlar İbn-i Mâce. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/335).<br />
<br />
[17] Tirmizi (5/473). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/144).<br />
<br />
[18] Âl-i İmrân Sûresi:190-200. Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (8/237); Müslim, (1/530).<br />
<br />
[19] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Bkz. İrvâu’l-Ğalîl (7/47).<br />
<br />
[20] Ebu Dâvud, Tirmizi, Bağavi. Bkz. Elbâni, Muhtasaru Şemâili’t-Tirmizi (s.47).<br />
<br />
[21] Ebu Dâvud (4/41). Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/760)<br />
<br />
[22] İbn-i Mâce (2/1178); Bağavi (12/41). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/275).<br />
<br />
[23] Tirmizi (2/505) ve diğr. Bkz. İrvâu’L-Ğalîl (h.49), Sahihü’l-Câmi’ (3/203).<br />
<br />
[24] Buhâri (1/45); Müslim (1/283). [Bismillah/Allah’ın adıyla] ziyadesini ise Said b. Mansur tahric etmiştir. Bkz. Fethü’l-Bâri (1/244).<br />
<br />
[25] Nesâi‘den başka diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Nesâi ise Amelül-Yevmi vel-Leyle’de tahric etmiştir.Bkz. Zâdü’l-Meâd (2/387).<br />
<br />
[26] Ebu Dâvud, İbn-i Mâce, Ahmed; Bkz. İrvâu’l-Ğalîl (1/122).<br />
<br />
[27] Müslim (1/209)<br />
<br />
[28] Tirmizi (1/78). Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (1/18).<br />
<br />
[29] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (s.173). Bkz. İrvâu’l-Ğalil (1/135 – 2/94).<br />
<br />
[30] Ebu Dâvud (4/325), Tirmizi (5/490), Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (3/151).<br />
<br />
[31] Sünen sahipleri; Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (3/152), Sahih-i İbn-i Mâce (2/336).<br />
<br />
[32] Ebu Dâvud (4/325) tahric etti. Allâme b. Baz, (Tuhfetü’l-Ahyar s.28) isnadının hasen olduğunu söyler. Bir diğer sahih hadis de şöyledir; “Kişi evine girerken ve yemek yerken Allah’ı zikrettiğinde şeytan (ashabına) “Size burada ne geceleyecek yer, ne de akşam yemeği var” der” Müslim, (h.2018).<br />
<br />
[33] Bu hasletlerin hepsi için Buhâri (11/116; h.6316) ve Müslim (1/526, 529, 530; h 763). <br />
<br />
[34] Tirmizi h. 3419 (5/483).<br />
<br />
[35] Buhâri, Edebü’l-Müfred (s.258; h.695). Elbâni “hadis sahihtir” der, Bkz. Sahihu Edebi’l-Müfred (h.536).<br />
<br />
[36] İbn-i Hacer Fethu’l-Bâri ve Kitabu’d-Duâ’da İbn-i Ebî Âsım’a isnaden. Bkz. Fethu’l-Bâri (11/118): “Çeşitli rivâyetlerde yirmibeş haslet toplandı” demiştir.<br />
<br />
[37] Ebu Dâvud, Bkz. Sahihü’l-Câmi’ (h.4591).<br />
<br />
[38] İbn-i es-Sünnî (h.88); Elbâni “hadis hasendir” der.<br />
<br />
[39] Ebu Dâvud (1/126). Bkz. Sahihu’l Cami (1/528)<br />
<br />
[40] Müslim (1/126).İbn-i Mâce’nin Sünen’inde Fâtıma-radıyallahu anhâ-’nın hadisin-den:“Allah’ım günahlarımı bağışla ve bana rahmetinin kapılarını aç” Elbâni, Şevâhidi dolayısıyla sahih olduğunu söyler.Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/128, 129).<br />
<br />
[41] Bkz. (20) rakamlı hadis rivayetlerinin tahrici.[Allahım! Beni kovulmuş şeytandan koru] ziyadesi İbn-i Mâce’de. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/129).<br />
<br />
[42] Buhâri (1/152); Müslim (1/288).<br />
<br />
[43] Müslim (1/290).<br />
<br />
[44] İbn-i Huzeyme, es-Sahih (1/220).<br />
<br />
[45] Müslim (1/288).<br />
<br />
[46] Buhâri (1/152); Tırnak içindeki kısım Beyhaki’den (1/410) Allâme Abdulaziz b. Baz, (Tuhfetu’l Ahyar s.38) bu ziyadenin geldiği isnadın hasen olduğunu söyler.<br />
<br />
[47]Tirmizi, Ebu Dâvud, Ahmed; Bkz. İrvâu’l-Galil (1/262).<br />
<br />
[48] Buhâri (1/181); Müslim (1/419).<br />
<br />
[49] Sünen sahipleri. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/77); Sahih-i İbn-i Mâce (1/135).<br />
<br />
[50] Müslim, (1/534).<br />
<br />
[51] Müslim, (1/534).<br />
<br />
[52] Ebu Dâvud (1/203); İbn-i Mâce (1/265); Ahmed (4/85). Müslim, İbn-i Ömer -radıyallahu anhümâ-’dan benzerini tahric etmiştir, onda bir de kıssa zikredilir (1/420).<br />
<br />
[53] Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-, gece teheccüde kalktığında bu duâyı okurdu.<br />
<br />
[54] Buhâri, Bkz.Fethu’l-Bâri (3/3 – 11/116 – 13/371,423,465); Müslim, özetle benzerini rivayet etmiştir (1/532).<br />
<br />
[55] Sünen sahipleri ve Ahmed. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/83).<br />
<br />
[56] Buhâri (1/99); Müslim (1/350).<br />
<br />
[57] Müslim (1/353); Ebu Dâvud (1/230).<br />
<br />
[58] Müslim (1/534); İbn-i Mâce dışında diğer sünen sahipleri (Tirmizi, Ebu Dâvud, Nesâi) tahriç etmiştir.<br />
<br />
[59] Ebu Dâvud (1/230); Nesâi; Ahmed. İsnâdı ise hasendir.<br />
<br />
[60] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (2/282).<br />
<br />
[61] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (2/284).<br />
<br />
[62] Müslim, (1/346).<br />
<br />
[63] Sünen sahipleri ve Ahmed tahric etmiştir. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/83).<br />
<br />
[64] Buhâri (1/99); Müslim (1/350).Buhâri, Müslim. Tahrici geçti (Bkz. 34, s.39).<br />
<br />
[65] Müslim (1/353); Ebu Dâvud (1/230).<br />
<br />
[66] Müslim (1/534) ve diğerleri.<br />
<br />
[67] Ebu Dâvud (1/230); Nesâi; Ahmed. İsnâdı ise hasendir.<br />
<br />
[68] Müslim (1/350).<br />
<br />
[69] Müslim (1/532).<br />
<br />
[70] Ebu Dâvud (1/231). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/148).<br />
<br />
[71] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Bkz. Sahih-i Tirmizi, Sahih-i İbn-i Mâce (1/148).<br />
<br />
[72] Tirmizi (2/474); Ahmed (2/30); Hâkim “hadis sahihtir” demiş ve İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir. (1/220) lafızdaki ziyâde Hâkim’in rivayetine aittir.<br />
<br />
[73] Tirmizi (2/473); Hakim “hadis sahihtir” demiş ve İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir (1/219).<br />
<br />
[74] Buhâri, Bkz. Feth’ul-Bâri (1/13); Müslim (1/301).<br />
<br />
[75] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/408).<br />
<br />
[76] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/407); Müslim (1/306). Lafızlar, Müslim’e âittir.<br />
<br />
[77] Buhâri (2/102); Müslim (1/412). Lafızlar, Müslim’e âittir.<br />
<br />
[78] Buhâri (2/202); Müslim (1/412).<br />
<br />
[79] Buhâri (8/168); Müslim (4/2078).<br />
<br />
[80] Müslim (1/534).<br />
<br />
[81] Ebu Dâvud (2/86); Nesâi (3/53); Elbâni, “hadis sahihtir” der. Bkz. Sahih-i Ebi Dâvud (1/284).<br />
<br />
[82] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/35).<br />
<br />
[83] Ebu Dâvud. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/328).<br />
<br />
[84] Nesâi, (4/54-55); Ahmed (4/364); Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Nesâi (1/281).<br />
<br />
[85] Nesâi, lafzıyla tahric etmiştir (3/52); Ahmed (4/338); Elbâni, “hadis sahihtir” der, Bkz. Sahih-i Nesâi (1/280).<br />
<br />
[86] Sünen sahipleri rivayet etmiştir. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/329).<br />
<br />
[87] Ebu Dâvud (2/62), Tirmizi (5/515), İbn-i Mâce (2/1267), Ahmed (5/360), Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/329); Sahih-i Tirmizi (3/163).<br />
<br />
[88] Müslim (1/414).<br />
<br />
[89] Buhâri (1/255); Müslim (1/414).<br />
<br />
[90] Müslim (1/415).<br />
<br />
[91] Müslim, (1/418); “Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).<br />
<br />
[92] Ebu Dâvud (2/86), Nesâi (3/68); Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/8), bu üç sûreye “muavvizât” denir. Fethu’l-Bâri (9/62).<br />
<br />
[93] İhlas Sûresi<br />
<br />
[94] Felak Sûresi<br />
<br />
[95] Nas Sûresi<br />
<br />
[96] “Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).<br />
<br />
[97] Allah’ın Arşı, Kürsü’ye nisbetle daha geniş ve büyüktür.Kürsü ve Arş kavramları için sahih akide kitaplarına başvurulabilir.<br />
<br />
[98] Bakara Sûresi: 255<br />
<br />
[99] Tirmizi (5/515), Ahmed (4/227). Bkz. Zâdü’l-Meâd (1/300).<br />
<br />
[100] İbn-i Mâce ve diğerleri.Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/152), Mecmeu’z-Zevâid’e (10/111).<br />
<br />
[101] Buhâri (7/162).<br />
<br />
[102] Âl-i İmrân Sûresi: 159<br />
<br />
[103] Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).<br />
<br />
[104] Bakara Sûresi: 255<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).<br />
<br />
[105] İhlas Sûresi<br />
<br />
[106] Felak Sûresi<br />
<br />
[107] Nas Sûresi<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).<br />
<br />
[108] Akşam olunca; “Mülk, Allah’ın olduğu halde akşamladık.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[109] Akşam da; “Rabbim Senden bu gece olan ve bu geceden sonraki hayrı ister; bu gecenin şerrinden ve bu geceden sonraki şerden de Sana sığınırım.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[110] Müslim (4/2088).<br />
<br />
[111] Akşam olunca; “Allah’ım, Senin yardımınla akşamlar ve yine Senin yardımınla sabahlarız. Senin yardımınla yaşar ve yine Senin yardımınla ölürüz. Ve dönüş Sanadır.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[112] Tirmizi (5/466), Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/142).<br />
<br />
[113]  “Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).<br />
<br />
[114] Akşam da; “akşamladım” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[115] “Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).<br />
<br />
[116] Akşamleyin; “akşama çıkan..” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[117] “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
[118] Ebu Dâvud (4/324), Ahmed (5/42), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.22), İbn-i es-Sünnî (h.69), Buhâri Edebu’l-Müfred. Allâme Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.26).<br />
<br />
[119] “Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman yedi kere söylerse, onu üzen dünya ve âhiret işlerine Allah kâfidir” İbn-i es-Sünnî (h.71) merfû, Ebu Dâvud (4/321) mevkûfen tahric etmiştir. Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût isnadının sahih olduğunu söylemişlerdir. Bkz. Zâdu’l-Meâd (2/376).<br />
<br />
[120] Ebu Dâvud, İbn-i Mâce; Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
[121] Tirmizi, Ebu Dâvud; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/142).<br />
<br />
[122] “Sabah ve akşam  üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz,  isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
[123]  “Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).<br />
<br />
[124] Hakim’in sahih olduğunu söylemesine, İmam Zehebi muvafakat eder, (1/545). Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib, (1/273).<br />
<br />
[125] Akşamleyin: “Mülk, Âlemlerin Rabbi Allah’ın olduğu halde akşamladık.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[126] Akşam: “Allahım! Senden bu gecenin hayrını, fethini, zaferini, nûrunu, bereketini ve hidâyetini dilerim.Ondaki ve sonrasındaki şerden sana sığınırım.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[127] Ebu Dâvud (4/322); Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût, isnadının hasen olduğunu söylemişlerdir; Bkz. Zâdu’l-Meâd (2/273)<br />
<br />
[128] Ahmed (3/406-407); İbn es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.34). Bkz. Sahihu’l-Câmî (4/209).<br />
<br />
[129] “Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).<br />
<br />
[130] Ebu Dâvud (4/319), İbn-i Mâce, Ahmed (4/60). Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/270), Sahih-i Ebî Dâvud (3/957), Sahih-i İbn-i Mâce (2/331), Zâdü’l-Meâd (2/377).<br />
<br />
[131] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.24). Bkz. Sahihu’t -Terğib ve’t-Terhib (1/272); Abdulaziz B. Baz, Tuhfetu’l-Ahyâr (s.44); fazileti hk. bkz. a.g.e. (s.146, h.255).<br />
<br />
[132]  “Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).<br />
<br />
[133] Müslim (4/2090)<br />
<br />
[134] İbn-i es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.54), İbn-i Mâce (h.925). Şuayb ve Abdulkâdir el-Arnavût, isnadının hasen oldunu söylemişlerdir. Bkz. Zâdü’l-Meâd (2/375).<br />
<br />
[135] Bkz. Buharî, Fethu’l-Bâri 11/101 Müslim (4/2075.<br />
<br />
[136] “Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).<br />
<br />
[137] “Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).<br />
<br />
[138] İhlas Sûresi<br />
<br />
[139] Felak Sûresi<br />
<br />
[140] Nas Sûresi<br />
<br />
[141] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/62), Müslim (4/1723).<br />
<br />
[142] Bakara Sûresi: 255<br />
<br />
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).<br />
<br />
[143] Bakara Sûresi: 285-286.<br />
<br />
 “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).<br />
<br />
[144] “Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”<br />
<br />
[145] Buhâri (11/126), Müslim (4/2084).<br />
<br />
[146] Müslim (4/2083) ve Ahmed lafzıyla (2/79) tahric etti.<br />
<br />
[147] “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”<br />
<br />
[148] Ebu Dâvud, lafzıyla (4/311); Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/143).<br />
<br />
[149] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2083).<br />
<br />
[150] “Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).<br />
<br />
[151] Müslim, (4/2084).<br />
<br />
[152] Müslim, (4/2085).<br />
<br />
[153] Ebu Dâvud, (4/317); Bkz.  Sahih-i Tirmizi (3/142).<br />
<br />
[154] Tirmizi, Nesâi. Bkz. Sahihu’l-Câmi (4/255).<br />
<br />
[155] “Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”<br />
<br />
[156] Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).<br />
<br />
[157] “Gece bir yandan diğer bir yana dönünce denir.” Hakim,  sahih olduğunu söyler ve İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir, (1/540). Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, İbn-i es-Sünnî, Bkz. Sahihu’l-Câmi (3/213).<br />
<br />
[158] Ebu Dâvud, (4/12), Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/171).<br />
<br />
[159] Müslim, (4/1772).<br />
<br />
[160] Müslim, (4/1772, 1773).<br />
<br />
[161] Müslim, (4/1772).<br />
<br />
[162] Müslim, (4/1773).<br />
<br />
[163] Müslim, (4/1773).<br />
<br />
[164] Sünen sahipleri, Ahmed, Dârimi, Beyhaki;  Parantez [ ] içindeki lafız Beyhaki’nin rivâyetidir.Bkz.Sahih-i Tirmizi (1/144), Sahih-i İbn-i Mâce (1/194), İrvâu’l-Ğalîl (2/172).<br />
<br />
[165] Sünen sahipleri, Ahmed. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/180), Sahih-i İbn-i Mâce (1/194), İrvâu’l-Ğalîl (2/175).<br />
<br />
[166] Beyhaki, isnadının sahih olduğunu söyler,Sünenü’l-Kübrâ (2/211).Allâme Elbâni, “İsnâdı sahih ve Ömer-radıyallahu anh-’a mevkûf bir rivâyettir” der, İrvâu’l-Ğalîl (2/170).<br />
<br />
[167] Nesâi (3/244), Dârekutnî ve diğerleri. Parantez [ ] içi Dârekutnî rivâyetinin ziyâdesidir ve isnadı sahihtir, (2/31). Bkz. Zâdu’l-Meâd, (ilgili hadisin tenkidi; Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût) (1/337).<br />
<br />
[168] Ahmed, (1/391). Elbâni, tashih etmştir.<br />
<br />
[169] Buhâri, (7/158). Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bu duayı çokça yapardı. Bkz. Fethu’l-Bâri (11/173).<br />
<br />
[170] Buhâri, (7/153), Müslim, (4/2092).<br />
<br />
[171] Ebu Davud (4/324), Ahmed (5/42) Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/959).<br />
<br />
[172] Tirmizi, (5/529). Hâkim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir; (1/505). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/168).<br />
<br />
[173] Ebu Davud, (2/87); bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (2/335).<br />
<br />
[174] Ebu Dâvud, (2/89); Hâkim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir.<br />
<br />
[175] Ebu Davud (3/42), Tirmizi, (5/572); bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/183).<br />
<br />
[176] Buhâri, (5/172).<br />
<br />
[177] Buhâri, Edebu’l-Müfred, (h.707); Elbâni, sahih olduğunu söylemiştir, bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred, (h.545).<br />
<br />
[178] Buhâri, Edebu’l-Müfred, (h.708); Elbâni, sahih olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred, (h.546).<br />
<br />
[179] Müslim, (3/1362).<br />
<br />
[180] Müslim, (4/2300).<br />
<br />
[181] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/336); Müslim (1/120)<br />
<br />
[182] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/336); Müslim (1/120)<br />
<br />
[183] Müslim, (1/119-120).<br />
<br />
[184] Hadîd Sûresi: 3. Ebu Dâvud. Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/962).<br />
<br />
[185] Tirmizi, (5/560); Bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/180).<br />
<br />
[186] Buhâri, (7/158).<br />
<br />
[187] Müslim, (4/1729); Osman b. Âs -Allah ondan râzı olsun-: “Böyle yaptım ve Allah, vesveseyi benden giderdi” demiştir.<br />
<br />
[188] İbn-i Hibban, es-Sahih  (Mevârid) (h.2427) ve İbn-i es-Sünnî, (h.351). Hafız İbn-i Hacer, “Bu sahih bir hadistir” der. Abdülkadir El-Arnavût, e-Ezkâr’ın tahricinde sahih olduğunu söyler (s.106).<br />
<br />
[189] Ebu Dâvud, (2/86), Tirmizi (2/257); Elbâni, tashih etmiştir; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/2837).<br />
<br />
[190] Ebu Dâvud (1/206), Tirmizi. Bkz. Mü’minûn Sûresi: 98-99, Sahih-i Tirmizi (1/77).<br />
<br />
[191] Buhâri, (1/151); Müslim, (1/291),<br />
<br />
[192] “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin.Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur,  hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”<br />
<br />
[193] “Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).<br />
<br />
[194] Bkz. Nevevi, el-Ezkâr (s.349), Selim el-Hilâli, Sahihu’l-ezkâr (2/713).<br />
<br />
[195] Buhâri, (4/119), İbn-i Abbas –Allah ondan râzı olsun-, hadisi.<br />
<br />
[196] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (10/118).<br />
<br />
[197]  “Müslüman bir kul, eceli gelmemiş bir hastayı ziyâret eder ve yedi kere bu duâyı  derse, o hasta şifa bulur.” Tirmizi, Ebu Dâvud.  Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/210), Sahihu’l-Câmi (5/180).<br />
<br />
[198] Tirmizi, İbn-i Mâce, Ahmed. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/244), Sahih-i Tirmizi (1/286). Merhum Ahmed Şâkir de sahih olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
[199] Buhâri, (7/10); Müslim, (4/1893).<br />
<br />
[200] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri, (8/144).<br />
<br />
[201] Tirmizi, İbn-i Mâce. Elbâni, sahihtir der. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/152), Sahih-i İbn-i Mâce (2/317).<br />
<br />
[202] Ebu Dâvud, (3/190). Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/432),<br />
<br />
[203] Müslim, (2/632).<br />
<br />
[204] Müslim, (2/634).<br />
<br />
[205] Müslim, (2/663).<br />
<br />
[206] İbn-i Mâce, (1/480), Ahmed (2/368); Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (1/252).<br />
<br />
[207] İbn-i Mâce, Ebu Dâvud, (3/211); Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (1/251).<br />
<br />
[208] Hâkim, sahih olduğunu söylemiş İmam Zehebi de muvafakat etmiştir, (1/359); Elbâni, Ahkâmu’l-cenâiz (s.125).<br />
<br />
[209] Said b. Müseyyib şöyle der: Ebu Hureyre’nin arkasında günahsız bir çocuğun namazını kıldım ve onu şöyle derken işittim:.. hadis zikredilir”. Mâlik, el-Muvattâ (1/288), İbn Ebî Şeybe, el-Musannaf, (3/217), Beyhaki, (4/9). Şuayb el-Arnavût, hadisin sahih olduğunu söyler; bkz. Bağavi, Şerhu’s-Sünne (ilg. hadis tenkidi: 5/357).<br />
<br />
[210] Bkz. İbn-i Kudâme, Muğni (3/416); Abdülaziz b. Baz, Durûsu’l-Muhimme (s.15).<br />
<br />
[211] “Hasan, çocuğun cenazesinde Fatihâ’yı okur ve şöyle derdi.. Hadis zikredilir”. Beğavi, Şerhu’s-Sünne; Abdürrezzak (h.6588); Buhâri, Kitabu’l-Cenâiz (h.65): ta’likan, Cenazenin Üzerinde Fatiha Okuma Babı, (2/113).<br />
<br />
[212] Buhâri, (2/80); Müslim, (2/636).<br />
<br />
[213] Nevevi, el-Ezkâr (s.126).<br />
<br />
[214] Ebu Dâvud, (3/314); Ahmed: “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın milleti üzere” lafzıyla.İki sened de sahihtir.<br />
<br />
[215] Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ölünün defnini bitirince başında durur ve şöyle derdi: “Kardeşiniz için bağışlanma isteyin ve onun için sebat dileyin.Çünkü o şu anda sorguya çekiliyor.” Ebu Dâvud, (3/315); Hakim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir. (1/370)<br />
<br />
[216] Müslim, (2/671); İbn-i Mâce (1/494), Bureyde-Allah ondan râzı olsun-’dan lafızlar, İbn-i Mâce.Parantez [ ] arası; Müslim, Âişe-Allah ondan râzı olsun-’dan (2/671).<br />
<br />
[217] Ebu Dâvud, (4/326); İbn-i Mâce, (2/1228).<br />
<br />
[218] Müslim, (2/616); Buhâri, (4/76).<br />
<br />
[219] Abdullah b. Zübeyr -Allah ondan râzı olsun- gök gürültüsünü işitince konuşmayı bırakır ve şöyle derdi:..Hadis zikredilir”. Muvatta, (2/992). Elbâni, “Mevkuf olarak isnadı sahihtir” der.<br />
<br />
[220] Ebu Dâvud (1/303) Elbâni, sahihtir der; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/216).<br />
<br />
[221] Buhâri, (1/224); Müslim, (2/613).<br />
<br />
[222] Ebu Dâvud (1/305). Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/218).<br />
<br />
[223] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (2/518).<br />
<br />
[224] Buhâri, (1/205); Müslim, (1/83).<br />
<br />
[225] Buhâri, (1/224); Müslim (2/614)<br />
<br />
[226] Tirmizi, (5/504); Dârimi, lafzıyla (1/336); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/157).<br />
<br />
[227] Ebu Dâvud, (2/306) ve Diğerleri. Bkz. Sahih-i-Câmi  (4/209).<br />
<br />
[228] İbn-i Mâce, (1/557), Abdullah b. Amr –Allah ondan râzı olsun-’ın duâsından. Hafız İbn-i Hacer,  hasen olduğunu söyler, el-Ezkâr. bkz. şerhi (4/342).<br />
<br />
[229] Ebu Dâvud, (3/347); Tirmizi, (4/288). Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/167).<br />
<br />
[230] Tirmizi, (5/506). Bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/158).<br />
<br />
[231] Nesâi dışında diğer sünen  sahipleri. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/159).<br />
<br />
[232] Buhâri, (6/214); Tirmizi, lafzıyla (5/507).<br />
<br />
[233] Müslim, (3/1615).<br />
<br />
[234] Müslim, (3/126).<br />
<br />
[235] Ebu Dâvud, Sünen (3/367); İbn-i Mâce, (1/556); Nesai, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.296-298): Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunu bir ev halkı yanında iftar ettiği zaman söylediğini belirtir. Elbâni, sahih olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/730).<br />
<br />
[236] Nafile oruç tutarken, iftardan önce yanında sofra kurulan.<br />
<br />
[237] Müslim, (2/1054.<br />
<br />
[238] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/103); Müslim, (2/806).<br />
<br />
[239] Müslim, (2/1000); Sa’ ve Müdd, bir tür hacim ölçüleridir.<br />
<br />
[240] Buhâri, (7/125).<br />
<br />
[241] Tirmizi, (5/82); Ahmed (4/400); Ebu Dâvud (4/308); bkz. Sahih-i Tirmizi (2/354).<br />
<br />
[242] Nesâi hariç diğer sünen sahipleri .Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/316).<br />
<br />
[243] Ebu Dâvud, (2/248); İbn-i Mâce (1/617); bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/324).<br />
<br />
[244] Buhâri, (6/141); Müslim, (2/1028).<br />
<br />
[245] Buhâri, (7/99); Müslim, (4/2015)<br />
<br />
[246] Tirmizi (5/494); (5/493); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/153).<br />
<br />
[247] Tirmizi ve diğerleri; bkz. Sahih-i Tirmizi (3/153), Sahih-i İbn-i Mâce (2/321). Lafızlar Tirmizi.<br />
<br />
[248] Sünen sahipleri.Bkz. Sahih-i Tirmizi (36153); Âişe-Allah ondan râzı olsun-’un şöyle dediği sabit olmuştur; “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bir mecliste oturduğunda, Kur’an okuduğunda ve namaz kıldığında mutlaka sonunu şu kelimelerle tamamlardı:…(Hadis zikredilir)”. Nesâi,Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.308); Ahmed (6/77). Dr.Faruk Hammâde,Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle’nin tahkikinde sahih olduğunu söyler.<br />
<br />
[249] Ahmed, (5/82); Nesâi, Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle, thk; Dr. Faruk Hammâde (s.218, h.421).<br />
<br />
[250] Tirmizi, (h.2035). Bkz. Sahihu’l-Câmi (h.6244), Sahih-i Tirmizi (2/200).<br />
<br />
[251] Müslim, (1/555); Bir başka rivâyette, “Kehf sûresinin sonundan denilir”, (1/556).<br />
<br />
[252] Tahrici daha önce geçti.( Bkz. Sayfa:35-36, hadis no: 55-56).<br />
<br />
[253] Ebu Dâvud,(4/333);Elbâni, hasen olduğunu söyler,bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/965).<br />
<br />
[254] Buhâri, bkz. Fethul-Bâri (4/88).<br />
<br />
[255] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (s.300); İbn-i Mâce (2/809). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/55) bak.<br />
<br />
[256] Ahmed (4/403) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l-Câmi (3/233), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/19).<br />
<br />
[257] İbn-i es-Sünnî, (s.138, h. 278). Bkz. İbn-i Kayyim, el-Vâbilu’s-Sayyib, thk: Beşir Muhammed Uyûn (s.304).<br />
<br />
[258] Ahmed, (2/220); İbn-i es-Sünnî (h.292). Elbâni, sahihtir der; bkz. el-Ehâdîsu’s-Sahiha (3/54).Hayra yormak ise Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in hoşuna giderdi.Bu nedenle birisinden iyi bir söz işittiğinde bu söz onun hoşuna gitmiş ve ona: “Ağzından çıkan iyimserliğin bizi etkiledi.” Demiştir. Ebu Dâvud, Ahmed; Elbâni, sahih olduğunu söyler, es-Sahiha (2/323).<br />
<br />
[259] Ebu Dâvud, (3/34); Tirmizi (5/501); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/157).<br />
<br />
[260] Müslim, (2 / 998).<br />
<br />
[261] Hakim, sahih olduğunu söylemiş İmam Zehebi de muvafakat etmiştir, (2/100); İbn-i es-Sünnî (h.524); Hafız, hasen olduğunu söyler, el-Ezkâr’, thk, (5/154) .Abdulaziz b. Baz; “Nesâi, hasen bir isnadla rivâyet etmiştir” der. bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.37).<br />
<br />
[262] Tirmizi, (5/291); Hâkim, (1/538); Elbâni, Sahih-i İbn-i Mâce (2/21); Sahih-i Tirmizi (3/152).<br />
<br />
[263] Ebu Dâvud, (4/296); Elbâni, sahihtir der. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/941).<br />
<br />
[264] Ahmed, (2/403); İbn-i Mâce (26943). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/133).<br />
<br />
[265] Ahmed, (2/7); Tirmizi, (5/499). Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/155).<br />
<br />
[266] Tirmizi. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/155) bak.<br />
<br />
[267] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/135).<br />
<br />
[268] Müslim, (4/2086).  [ سَمِعَ سَامِعٌ ] şeklinde okunduğunda; “Üzerimize olan güzel nimet ve muâmeleleri için Allah’a yaptığımız hamde bir şahit şahitlik yaptı” anlamına gelir. [ سَمَّعَ سَامِعٌ ] şeklinde okunduğunda ise; “Bu sözü işiten, onu bir başkasına iletti  ve aynısını söyledi” anlamındadır.Bu, seher vaktinde zikir ve duâ yapmanın öneminin beyanı içindir.“Rabbimiz! Bize yoldaş ol ve bize ihsanda bulun” sözü ise; hoşa gitmeyen şeyleri bizden uzaklaştır, bizi koru, üzerimize nimet, lütuf ve fazlını ihsan et” anlamındadır.Bkz. Nevevi Şerhi (17/39).<br />
<br />
[269] Müslim, (4/2080).<br />
<br />
[270] Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hac veya bir gazve için gittiği sefer dönüşünde bu duâyı yapardı. Buhâri, (7/13); Müslim, (2/980).<br />
<br />
[271] İbn-i es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle ; Hâkim, tashih eder. el-Elbâni de sahih olduğunu söylemiştir; Bkz. Sahihu’l Câmi (4/201).<br />
<br />
[272] Müslim, (1/288).<br />
<br />
[273] Ebu Dâvud, (2/218); Ahmed, (2/367); Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/383).<br />
<br />
[274] Tirmizi, (5/551) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l Câmi (3/25); Sahih-i Tirmizi (3/177).<br />
<br />
[275] Nesâi, Hâkim, (2/421); Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Nesâi, (1/274).<br />
<br />
[276] Ebu Dâvud, (h.2041); Elbâni, hasen demiştir; Bkz.  Sahih-i Ebî Dâvud (1/383).<br />
<br />
[277] Müslim, (1/74) ve diğerleri.<br />
<br />
[278] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/82); Ammâr-Allah ondan râzı olsun-‘dan mevkuf olarak, ta’lîk olarak.<br />
<br />
[279] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/55); Müslim, (1/65).<br />
<br />
[280] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/42); Müslim, (4/1705).<br />
<br />
[281] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/350); Müslim, (4/2092).<br />
<br />
[282] Ebu Dâvud, (4/327); Ahmed, (3/306); el-Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/961).<br />
<br />
[283] Buhâri, bkz.Fethu’l-Bâri (11/171); Müslim, (4/2007), “Bunu onun için günahlarına keffâret ve rahmet kıl” lafzıyla.<br />
<br />
[284] Müslim, (4/2296).<br />
<br />
[285] Buhâri, Edebu’l-Müfred (h.761); Elbâni, senedinin sahih olduğunu söyler.Bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred (h.585). [ ] Parantez içindeki kısım, Beyhaki’nin bir başka rivâyetinin ziyâdesidir, bkz. Şuabu’l-Îman (4/228).<br />
<br />
[286] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/408); Müslim, (2/841).<br />
<br />
[287] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (3/476).<br />
<br />
[288] Ebu Dâvud, (2/179); Ahmed, (3/411); Beğavi, Şerhu’s-Sünne (7/128); Elbâni “hasendir” der, bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/354). Âyet: Bakara Sûresi: 201.<br />
<br />
[289] Müslim, (2/888).<br />
<br />
[290] Tirmizi, Elbâni, hasen olduğunu söyler; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/184), Ehâdis es-Sahiha (4/6).<br />
<br />
[291] Müslim, (2/891).<br />
<br />
[292] Buhâri, lafız için bkz. Fethu’l-Bâri (3/583-584); Aynı şekilde, Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (3/581); Müslim.<br />
<br />
[293] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/210-414); Müslim, (4/1857).<br />
<br />
[294] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/441); Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/103); Ahmed, Müsned (5/218).<br />
<br />
[295] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/233), İrvâu’l-Ğalîl (2/226).<br />
<br />
[296] Müslim, (4/1728).<br />
<br />
[297] Ahmed, Müsned (4/447); İbn-i Mâce, Mâlik; Elbâni, sahih demiştir; Bkz. Sahihu’l-Câmi (1/212); Bkz.Zâdü’l-Meâd, thk. Abdülkâdir el-Arnavût (4/170).<br />
<br />
[298] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/181); Müslim, (4/2208).<br />
<br />
[299] Müslim, (3/1557); Beyhaki, (9/287); [ ] Parantez içindeki kısım Beyhaki ve diğerlerinin, (9/287); son cümle anlam olarak Müslim rivâyetinden.<br />
<br />
[300] Ahmed, (3/419) sahih bir isnadla; İbn-i es-Sünnî, (h.637); Abdülkâdir el-Arnavût, sahih demiştir; bkz. thk. Tahâvi (s.133); Mecmau’z-Zevâid, (10/127).<br />
<br />
[301] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (11/101).<br />
<br />
[302] Müslim, (4/2076).<br />
<br />
[303] Ebu Dâvud, (2/85); Tirmizi, (5/69); Hâkim, sahih demiş, Zehebi de muvafakat etmiştir (1/511). Elbâni de sahih der; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182); Câmiu’l-Usûl, thk. el-Arnavût (4/389-390).<br />
<br />
[304] Tirmizi, Nesâi, (1/279); Hâkim. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/183); Câmiu’l-Usûl, thk. el-Arnavût (4/144).<br />
<br />
[305] Müslim, (1/350).<br />
<br />
[306] Müslim, (4/2075); İbn-I Esîr, hadisteki [ إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي ] ifadesi hakkında şöyle der: Bundan maksat dalmak ve unutmaktır. Çünkü Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-, çokça zikir ve ibâdet yapardı, bazı zamanlar bunlardan unuttuğu da olurdu. Bu yüzden, unuttuğu şeyi günah sayar ve derhal istiğfâra yönelirdi.Bkz. Câmiu’l-Usûl (4/386).<br />
<br />
[307] Tesbih: Sübhânallah; Tahmid: Elhamdülillah; Tehlil: Lâ ilâhe illallah,; Tekbir  de, Allahu Ekber demektir.<br />
<br />
[308] Buhâri, (7/168); Müslim, (4/2071). Sabah ve akşamları bu zikri yapmanın fazileti hk. bkz. s.84.<br />
<br />
[309] Buhâri,(7/67); Müslim, lafzıyla (4/2071). Bunu yüz defa demenin fazileti hk. bkz. s.85.<br />
<br />
[310] Buhâri, (7/167); Müslim, (4/2072).<br />
<br />
[311] Müslim, (4/2072).<br />
<br />
[312] Müslim, (4/2073).<br />
<br />
[313] Tirmizi,(5/511); Hâkim, (1/501); sahih demiş, Zehebi de buna muvafakat etmiştir. Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/531), Sahih-i Tirmizi (3/160).<br />
<br />
[314] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (11/213); Müslim, (4/2076).<br />
<br />
[315] Müslim, (3/1685).<br />
<br />
[316] Müslim, (4/2072); Ebu Dâvud, [Bedevi dönüp giderken, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem, “Elleri gerçekten hayırla doldu” buyurdu.] ziyâdesiyle, (1/220).<br />
<br />
[317] Müslim, (4/2073); bir başka rivayeti, “Bunlar sana dünya ve ahireti birleştirir” şeklindedir.<br />
<br />
[318] Tirmizi, (5/462); İbn Mâce, (2/1249); Hâkim, (1/503) tashih etmiş, Zehebi de buna muvafakat etmiştir. Bkz. Sahihu’l Câmi (1/362).<br />
<br />
[319] Ahmed, Ahmed Şâkir tertibi ile (h.513); isnadı sahihtir. Bkz. Mecmau’z-Zevâid (1/297).İbn-i Hacer, Ebu Said’in rivâyetini Nesâi’ye isnad ederek hakkında İbn-i Hibbân ve Hâkim’in tashihlerini zikreder, Buluğu’l-Merâm.<br />
<br />
[320] Ebu Dâvud, lafzıyla (2/81); Tirmizi, (5/521)); Bkz. Sahihu’l Câmi (4/271, h.4865).<br />
<br />
[321] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (10/88); Müslim, (3/1595).</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUALAR HAZiNESi</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SELÂMDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ))<br />
<br />
55- (11/1) “Allahım! Kabir ve cehennem azabından, hayat ve ölüm fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”[77]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ))<br />
<br />
57- (11/3) “Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[79]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ،      وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))<br />
<br />
58- (11/4)  “Allahım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibâdetleri, gizli ve aşikâr işlediğim, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin bütün günahları bağışla.Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[80] <br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلىَ أَرْذَلِ الْعُمْرِ،وَ أعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَ عَذَابِ الْقَبْرِ ))<br />
<br />
60- (11/6)  “Allahım!Cimrilikten sana sığınırım.Korkaklıktan sana sığınırım.Ömrümün sonunda güç ve takatten düşmekten sana sığınırım.Dünya fitnesi ve kabir azabından sana sığınırım.”[82]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ    خَيْراً ليِ، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْراً ليِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فيِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ    فيِ الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فيِ الْغِنَى وَالْفَقْرِ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيماً لاَ يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لاَتَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فيِ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلاَ فِتْنَةٍ مُضِلَّةِ، اَللَّهُمَّ زَيِّنـَّا بِزِينَةِ الإِيمَانِ وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ ))<br />
<br />
62- (11/8) “Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat. Ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir.Allahım!Gizli ve âşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim.Senden rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli olmayı dilerim. Bitmeyen bir göz aydınlığı dilerim.Senden,kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim.Yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim.Allahım!Bizi îmân zineti ile süsle ve bizi hidâyete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.”[84]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ ليِ ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الَّرَحِيمُ ))<br />
<br />
63- (11/9) “Allahım!Ey Allah!Sen ki birsin,teksin. Samed’sin. Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiç bir benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı dilerim.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[85]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
64- (11/10) “Allahım!Senden dilerim ki hamd sanadır. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Sen birsin. Senin ortağın yoktur. Sen, çokça verensin.Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy,Ya Kayyûm! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım.”[86]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZDA SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلاَثاً) اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ / üç kere))<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَمُعْطِيَ لِمَـا مَنَعْتَ، وَلاَيَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))<br />
<br />
67- (8/2) “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir. Allahım! Senin verdiğine mâni olacak, senin mâni olduğuna da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.”[89]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَـمْدُ وَ هُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لاَحَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَ لَهُ الْفَضْلُ وَ لَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ،    لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَاللهُ أَكْبَرُ  33er defa/ Ardındanda<br />
<br />
 ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).<br />
<br />
70- (8/5) Her namazdan sonra[92]:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
71- (8/6)  Her namazdan sonra[96]:<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
72- (8/7) Sabah ve akşam namazından sonra onar defa:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَ يُمِيتُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
73- (8/8) Sabah namazında selamdan sonra;<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً،وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً))<br />
<br />
aştıran kimse pişman olmaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ ))<br />
<br />
Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).<br />
<br />
Üç kere:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
“Kim bunu (Nas suresi) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فيِ هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ  وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَسُوءِ الْكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذابٍ فِي الْقَبْرِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَ إِلَيْكَ النُّشُورُ ))<br />
<br />
 (( اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلََىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
79- (24/5) “Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.Gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.Üzerimdeki nimetini ve günahlarımı kabul ediyorum.Beni bağışla.Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.”<br />
<br />
“Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلاَئِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ))<br />
<br />
“Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ ))<br />
<br />
 “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ  سَمْعيِ، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))(üç kere)<br />
<br />
((حَسْبِيَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ))<br />
<br />
(Yedi kere) “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ، وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتيِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَـادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً، أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
85- (24/11) “Gizli ve âşikarı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı Allahım! Her şeyin Rabbi ve sahibi! Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim. Nefsimin şerrinden sana sığınırım.Şeytan ve şirkinin şerrinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir müslümana götürmekten sana sığınırım.”[121]<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Sabah ve akşam  üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz,  isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
(( رَضِيـتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّىالله ُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيّاً ))  <br />
<br />
 “Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).<br />
<br />
(( يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنيِ ِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ ))<br />
<br />
88- (24/14) “Ya Hayy, Ya Kayyûm!Senin rahmetinle yardım dilerim.Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar    –bile  olsa- nefsime bırakma.”[124]<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ،اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ      هَذَاالْيَوْمِ، فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ“<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ،وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ،وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ))<br />
<br />
 (Yüz kere):(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
“Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).<br />
<br />
On kere, tembellik gösterilirse bir defa[130]:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Sabahlayınca yüz kere:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).<br />
<br />
  Sabahlayınca üç kere:<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ ))<br />
<br />
 Sabahlayınca:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَافِعاً وَرِزْقاً طَيِّباً وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً ))<br />
<br />
Günde yüz kere:(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ))<br />
<br />
 Akşamlayınca üç kere:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ))“Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).<br />
<br />
 On kere:(( اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسلِّمْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ))<br />
<br />
 “Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
99- (13/1) İki avucunu bitiştirir; İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak üfler:  <br />
<br />
Sonra vücudundan ulaşabildiği yerleri avuçlarıyla, başının üzerinden, yüzünden ve vücudunun ön kısmından  [Okuma ve meshetme üç kere tekrarlanır.][141]<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).<br />
<br />
{آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ} [سورة البقرة :285- 286] “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ رَبَّي وَضَعْتُ جَنْبيِ، وَبِكَ أَرْفَعُهُ،فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا،بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ))<br />
<br />
“Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا،لَكَ مَمَاتُهَاوَمَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا،وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْلَهَا.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ قِنيِ عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ ))<br />
<br />
104- (13/6) (Üç kere) “Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azabından koru.”[148]<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ،  وَالْحَمْدُ للهِ،  وَاللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
106- (13/8) -Otuzüç kere- “Sübhânallah” -Otuzüç kere- “Elhamdülillah” -Otuzdört kere- “Allahu Ekber.”[150]<br />
<br />
“Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).<br />
<br />
(( أَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ ))<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُللهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا، وَكَفَانَا، وَآوَانَا، فَكَمْ مِمَّنْ لاَكَافِيَ لَهُ وَلاَ مُؤْوِيَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً،أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
110- (13/12) Secde ve Mülk sûreleri okunur.[154]133<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ))<br />
<br />
“Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE KUNUT DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا قَضَيْتَ، وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، ]وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ [، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت  ))<br />
<br />
116- (3/1) “Allahım!Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver.Âfiyet verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver.Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin.Verdiğini benim için bereketli kıl, takdir ettiğin şeylerin şerrinden beni koru.Şüphesiz ki ancak sen hükmedersin ve sana hükmedilmez.Kimi dost edinirsen zelil olmaz.[Kimi de düşman edinirsen, o asla aziz olmaz.] Rabbimiz, mübârek ve yücesin.”[164]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ،وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ،لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَاِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكَافِرِينَ مُلْحَقٌ. اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُثْنيِ عَلَيْكَ الْخَيْرَ، وَلاَ نَكْفُرُكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَخْضَعُ لَكَ، وَنَخْلَعُ مَنْ يَكْفُرُكَ ))<br />
<br />
118- (3/3)“Allahım! Ancak sana ibâdet ederiz.Senin için namaz kılar ve secde ederiz.Yalnızca sana yönelir ve koşarız. Rahmetini ümit eder ve azabından korkarız.Azabın kâfirlere erişir. Allahım!Senden yardım ve mağfiret dileriz.Seni hayırla överiz.Seni inkâr etmeyiz.Sana îmân ederiz.Sana boyun eğer ve seni inkâr edeni terk ederiz.”[166]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ ))<br />
<br />
Bunu üç kere söyler, üçüncüsünde yüksek bir sesle ve uzatarak şöyle der: رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَ الرُّوح ِ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتيِ بِيَدِكَ، مَاضٍ      فيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ      هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فيِ كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ إِسْتَأْثَرْتَ بِهِ فيِ عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ،أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبيِ، وَنُورَصَدْرِي، وَجَلاَءَ حُزْنيِ،وَذَهَابَ هَمِّي ))<br />
<br />
120- (2/1) “Allahım!Ben senin kulunum.Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum.Alnım (kontrolüm) senin elindedir.Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir.Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir.Kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, kullarından birisine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın sana âit her isimle: Kur’an’ı, kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kıl(manı isterim).”[168]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجاَلِ ))<br />
<br />
121- (2/2) “Allahım! Keder ve hüzünden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.”[169]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SIKINTI ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
123- (4/2) “Allahım! Rahmetini umarım.Göz açıp kapayın-caya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma.Bütün işlerimi ıslah et.Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[171]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، سُبْحَانَكَ إِنيِّ كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ))<br />
<br />
(( اَللهُ اللهُ رَبيِّ لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً ))<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فيِ نُحُورِهِمْ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ ))<br />
<br />
126- (3/1) “Allahım!Onları bizden uzaklaştırmanı, bizimle onların arasını açmanı ve onların şerrini bizden savmanı dilerim.”[174]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيريِ، بِكَ أَحُولُ، وَبِكَ أَصُولُ، وَبِكَ أُقَاتِلُ ))<br />
<br />
127-(3/2) “Allahım! Sen dayanağımsın, yardım edenimsin. Senin yardımınla düşmanın hilesini uzaklaştırır, senin yardımınla düşmana saldırır ve senin yardımınla düşmana karşı savaşırım.”[175]<br />
<br />
(( حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ))<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، كُنْ ليِ جَاراً مِنْ فُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ، وَأَحْزَابِهِ مِنْ خَلاَئِقِكَ،أَنْ يَفْرُطَ عَلَىَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ يَطْغَى، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
129- (2/1) (Üç kere) “Yedi kat semânın Rabbi, Yüce Arş’ın Rabbi olan Allahım!Falan oğlu falanın ve yarattıklarının içerisinde onun taraftarlarından birisinin kötülükte aşırı gitmesinden ya da azgınlaşmasından beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[177]<br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَعَزُّ مِنْ خَلْقِهِ جَمِيعاً، اَللهُ أَعَزُّ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، أَعُوذُ بِاللهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، اَلْمُمْسِكِ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ أَنْ يَقَعْنَ عَلَى الأَرْضِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ، مِنْ شَرِّ عَبْدِكَ فُلاَنٍ، وَجُنُودِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، مِنَ الْجِنِّ وَالإِنْسِ، اَللَّهُمَّ كُنْ ليِ جَاراً مِنْ شَرِّهِمْ، جَلَّ ثَنَاؤُكَ وَعَزَّ جَارُكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Allah en büyüktür.Allah, bütün yarat-tıklarından daha izzet sahibidir.Allah, korktuğum ve sakındığım şeylerden daha güçlüdür.Kulu falanın, cin ve insan ordularının, taraftarlarının ve ona uyanların şerrinden, O’ndan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmayan, yedi kat göğün yerin üzerine düşmesini izniyle engelleyen Allah’a sığınırım.Allahım!Onların şerrinden beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.İsmin mübarektir.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[178]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، إِهْزِمِ اْلأَحْزَابَ، اَللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ))<br />
<br />
131-  “Ey Kitabı (Kur’an’ı) indiren, hesabı çabuk gören Allahım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allahım! Onları hezimete uğrat ve onları (belâlarla) sars.”[179]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span>(( اَللَّهُمَّ اكْفِنِيهِم بِمَا شِئْتَ ))<br />
<br />
132- “Allahım! Beni, onlara karşı dilediğin şekilde koru.”[180]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUÂ:</span></span><br />
<br />
140- “Günah işleyen bir kul güzelce abdest alır; ardından kalkıp iki rekat namaz kılar ve sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah mutlaka onu bağışlar.”[189]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span> “Şeytandan Allah’a sığınmak.”[190]“Ezan okumak.”[191]“Zikir yapmak ve Kur’an-ı Kerim okumak.”[192]<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur,  hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( قَدَرُ اللهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ ))<br />
<br />
“Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUÂ VE ZİKİRLER <br />
<br />
ZİKRİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Allahu Teâlâ buyuruyor ki:<br />
<br />
{فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ} [سورة البقرة الآية: 152]<br />
<br />
“Beni anın ki, ben de sizi anayım.Bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin!”[1]<br />
<br />
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا} [ سورة الأحزاب الآية: 41]<br />
<br />
“Ey îmân edenler! Allah’ı çokça anın.”[2]<br />
<br />
{وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا} [سورة الأحزاب من الآية: 35]<br />
<br />
“… Allah’ı çokça anan erkekler ve çokça anan kadınlar var ya; Allah işte  bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat (cennet) hazırlamıştır.”[3]<br />
<br />
{وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ وَلاَ تَكُن مِّنَ الْغَافِلِينَ} [سورة الأعراف الآية: 205]<br />
<br />
“İçinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!”[4]<br />
<br />
Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَثَلُ الَّذيِ يَذْكُرُ رَبَّـهُ وَالَّذيِ لاَ يَذْكُرُ رَبَّـهُ مَثَلُ الْحَيِّ وَالْمَيِّتِ ))<br />
<br />
 [ رواه البخاري ومسلم ]<br />
<br />
“Rabbini zikreden İle Rabbini zikretmeyenin misâli, diri ile ölü gibidir.”[5]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:<br />
<br />
(( يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي،وَأَنَا مَعَهُ إِذَا ذَكَرَنِي فَإِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي، وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلإٍَ ذَكَرْتُهُ فِي مَلإٍَ خَيْرٍ مِنْهُمْ، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ بِشِبْرٍ تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ بَاعًا، وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً )) [ رواه البخاري ومسلم ]<br />
<br />
“Allah Teâlâ, «Ben kulumun hakkımdaki zannındayımdır. Beni zikrettikçe onunlayım.Beni bir toplulukta anarsa, ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplulukta anarım.Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona on arşın yaklaşırım.Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım.Kulum bana yürüyürek gelse, ben ona koşarak gelirim» buyurdu” demiştir.[7]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
((مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ فَلَهُ بِهِ حَسَنَةٌ، وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، لاَ أَقُولُ (الم) حَرْفٌ، وَلَكِنْ أَلِفٌ حَرْفٌ، وَلاَمٌ حَرْفٌ، وَمِيمٌ حَرْفٌ )) [ رواه الترمذي ]<br />
<br />
“Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa, ona bununla bir hasene vardır ve her hasene on misli ile karşılık görür. Elif, lâm, mîm bir harftir demiyorum. Fakat elif bir harf, lâm bir harf ve mîm bir harftir.”[9]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَنْ قَعَدَ مَقْعَدًا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ فِيهِ، كَانَتْ عَلَيْهِ مِنْ اللَّهِ تِرَةٌ، وَمَنِ اضْطَجَعَ مَضْجَعًا لاَ يَذْكُرُ اللَّهَ فِيهِ،كَانَتْ عَلَيْهِ مِنْ اللَّهِ تِرَةٌ ))<br />
<br />
[ رواه أبو داود وغيره ]<br />
<br />
“Kim bir yerde oturur da orada Allah’ın adını anmazsa, Allah tarafından (bu kusurundan dolayı) bir pişmanlığa uğratılır. Kim de bir yatağa uzanır, orada Allah’ın adını anmazsa, Allah tarafından (bu kusurundan dolayı) bir pişmanlığa uğratılır.”[12]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
((مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًا لَمْ يَذْكُرُوا اللَّهَ فِيهِ، وَلَمْ يُصَلُّوا عَلَى نَبِيِّهِمْ إِلاَّ كَانَ عَلَيْهِمْ تِرَةً، فَإِنْ شَاءَ عَذَّبَهُمْ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُمْ ))<br />
<br />
[ رواه الترمذي ]<br />
<br />
“Bir mecliste oturup da orada Allah’ın adını anmayan ve peygamberlerine salât getirmeyen bir topluluk, mutlaka Allah tarafından (bu kusurlarından dolayı) pişmanlığa uğratılır.Allah dilerse onlara azap eder,  dilerse onları bağışlar.”[13]<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لاَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ فِيهِ إِلاَّ قَامُوا عَنْ مِثْلِ جِيفَةِ حِمَارٍ وَكَانَ لَهُمْ حَسْرَةً )) [ رواه أبو داود وأحمد ]<br />
<br />
“Oturdukları mecliste Allah’ın adını anmadan kalkan bir topluluk, eşek leşi üzerinden kalkmış gibidirler ve bu meclis, onlar için (kıyâmet günü) pişmanlık olacaktır.”[14] <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYKUDAN UYANINCA YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَ إِلَيْهِ النُّشُورُ ))<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ،وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ،سُبْحَانَ اللهِ،وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ،وَلاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
“Kim böyle derse bağışlanır, duâ ederse duâsı kabul olunur.Eğer kalkip abdest alır, sonra da namaz kılarsa, namazı kabul olunur.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (3/39) ve diğerleri.Lafızlar İbn-i Mâce. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي عَافَانِي فيِ جَسَدِي، وَرَدَّ  عَلَيَّ  رُوحِي، وَأَذِنَ ليِ بِذِكْرِهِ ))<br />
<br />
{إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ * الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ * رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ * رَّبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلإِيمَانِ أَنْ آمِنُواْ بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الأبْرَارِ * رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلاَ تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ * فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لاَ أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى بَعْضُكُم مِّن بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُواْ وَأُخْرِجُواْ مِن دِيَارِهِمْ وَأُوذُواْ فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُواْ وَقُتِلُواْ لأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ثَوَابًا مِّن عِندِ اللَّهِ وَاللَّهُ عِندَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ * لاَ يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذِينَ كَفَرُواْ فِي الْبِلاَدِ * مَتَاعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ * لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْاْ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نُزُلاً مِّنْ عِندِ اللَّهِ وَمَا عِندَ اللَّهِ خَيْرٌ لِّلأَبْرَارِ * وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَمَن يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَاشِعِينَ لِلَّهِ لاَ يَشْتَرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَـئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ * يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اصْبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَاتَّقُواْ اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ} [سورة آل عمران: 190- 200]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا (الثَّوْبَ) وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَقُوَّةٍ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YENİ ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْاَلُكَ مِنْ خَيْرِهِ وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَشَرِّ مَا صُنِعَ لَهُ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YENİ ELBİSE GİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( تُبْلِي وَيُخْلِفُ اللهُ تَعَالَى ))<br />
<br />
(( اِلْبِسْ جَدِيداً، وَعِشْ حَمِيداً، وَمُتْ شَهِيدا ً ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELBİSE ÇIKARIRKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TUVALETE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span>(( [ بِسْمِ اللهِ ] اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TUVALETTEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( غُفْرَانَـكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ABDESTTEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span>(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ABDESTTEN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْنيِ مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنيِ مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْـهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( بِسْمِ اللهِ، تَوَكَّلْتُ عَلىَ اللهِ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
((اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ، أَوْ أُضَلَّ، أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أُزَلَّ،          أَوْ أَظْلِمَ، أَوْ أُظْلَمَ، أَوْ أَجْهَلَ، أَوْ يُجْهَلَ عَلَيَّ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>((بِسْمِ اللهِ وَلَجْنَا،وَبِسْمِ اللهِ خَرَجْنَا، وَعَلىَ اللهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا )) Sonra  âilesine selâm versin.“Kişi evine girerken ve yemek yerken Allah’ı zikrettiğinde şeytan (ashabına) “Size burada ne geceleyecek yer, ne de akşam yemeği var” der” Müslim, (h.20<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CÂMİYE GİDERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْ فيِ قَلْبِي نُوراً، وَفيِ لِسَانِي نُوراً، وَفيِ سَمْعيِ نُوراً، وَفيِ بَصَرِي نُوراً، وَمِنْ فَوْقِي نُوراً، وَمِنْ تَحْتيِ نُوراً، وَعَنْ يَمِينيِ نُوراً، وَعَنْ شِمَاليِ نُوراً، وَمِنْ أَمَامِي نُوراً، وَمِنْ خَلْفيِ نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ نَفْسِي نُوراً، وَأَعْظِمْ ليِ نُوراً، وَعَظِّمْ ليِ نُوراً، وَاجْعَلْ ليِ نُوراً، وَاجْعَلْنيِ نُوراً، اَللَّهُمَّ أعْطِنيِ نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ عَصَبيِ نُوراً، وَفيِ لَحْميِ نُوراً، وَفيِ دَمِي نُوراً، وَفيِ شَعْرِي نُوراً، وَفيِ بَشَرِي نُوراً. اَللَّهُمَّ اجْعَلْ ليِ نُوراً فيِ قَبْرِي وَنُوراً فيِ عِظَامِي، وَزِدْنِي نُوراً، وَزِدْنِي نُوراً، وَزِدْنِي نُورًا، وَهَبْ ليِ نُوراً عَلَى نُورٍ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CÂMİYE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ الْعَظِيمِ، وَبِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ، وَسُلْطَانِهِ  الْقَدِيِمِ، مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيم [بِسْمِ اللهِ،وَالصَّلاَةُ] [وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ] اَللَّهُمَّ افْتَحْ ليِ أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CÂMİDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ،اَللَّهُمَّ اعْصِمْنِي مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EZÂN İLE İLGİLİ DUÂ VE ZİKİRLER:</span></span><br />
<br />
22- (5/1) Müezzinin dediği tekrarlanır, ancak “Hayye ale’s-Salâh” ve “Hayye ale’l-Felâh” dediğinde;<br />
<br />
(( لاَ حَوْلَ وَلاَقُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
“Şehâdeteyn’den sonra şöyle söylenir.”[43]<br />
<br />
(( وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَه،ُ وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ،رَضِيتُ بِاللهِ رَباًّ،وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً))<br />
<br />
24- (5/3) Müezzinin (ezân) sözlerini tekrarlamayı bitirdikten sonra Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’e salât (ve selâm) eder.<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ، وَالصَّلاَةِ القَائِمَةِ، آتِ مُحَمَّداً الوَسِيلَةَ وَالفَضِيلَةَ، وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ  إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ[  ))<br />
<br />
 Ezan ve kâmet arasında kendisi için duâ eder. Çünkü duâ, o vakitte reddedilmez.[47]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(TEKBİRDEN SONRA OKUNAN) İFTİTAH DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ،اَللَّهُمَّ نَقّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ  مِنَ الدَّنَسِ،اَللَّهُمَّ اغْسِلْنيِ مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعَالَى جَدُّكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
(( وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّـمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفاً وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ، إِنَّ صَلاَتِي، وَنُسُكِي، وَمَحْيَايَ، وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمَسْلِمِينَ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ، ظَلَمْتُ نَفْسِي فَأغْفِرْ ليِ ذُنُوبِي جَمِيعاً إِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ. وَاهْدِنِي ِلأَحْسَنِ اْلأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إَلاَّ أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا، لاَيَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ، لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ، وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ، وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ، أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ، تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ، وَمِيكَـائِيلَ، وَإِسْرَافِيلَ فَاطِرَ السَّماَوَاتِ وَالأَرْضِ، عَـالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ. اِهْدِنيِ لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ إِنَّـكَ تَهْدِي مَنْ تَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ ))<br />
<br />
((3 kere اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَسُبْحَانَ اللهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً –ثلاثاً– أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ مِنْ نَفْخِهِ، وَ نَفْثِهِ، وَ هَمْزِهِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، [وَلَـكَ الْحَمْدُ أَنْتَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الْحَمْدُ لَكَ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الحَمْـدُ] [أَنْتَ مَلِكُ السَّـمَاوَاتِ وَالأرْضِ] [وَلَكَ الحَمْدُ] [أَنْتَ الْحَقُّ، وَوَعْـدُكَ الْحَقُّ، وَقَوْلُـكَ الْحَقُّ، وَلِقَاؤُكَ حَقُّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ] [اَللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ. فَاغْفِرْ ليِ مَاقَدَّمْتُ، وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَنْتَ إِلَهيِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RÜKÛDA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أَسْلَمْتُ، خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَمُخِّي وَعَظْمِـي وَعَصَبِي، وَ مَا اسْتَقَلَّ بِهِ قَدَمِي ))<br />
<br />
(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RÜKÛDAN DOĞRULURKEN YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ))<br />
<br />
(( رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ، حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ ))<br />
<br />
 <br />
<br />
(( مِلْءَ السَّمَاوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمَا  بَيْنَهُمَا، وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ، أَهْلَ الثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ، أَحَقُّ مَا قَالَ الْعَبْدُ. وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ. اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ يَنْفَـعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SECDEDE YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ إغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ، وَ لَكَ أَسْلَمْتُ، سَجَدَ  وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ،وَ صَوَّرَهُ،وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ، تَبَارَكَ اللهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِيَن ))<br />
<br />
(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ذَنْبِي كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ، وَعَلانِيَتَهُ وَسِرَّهُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞTA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَ ارْحَمْنِي، وَ اهْدِنِي، وَ اجْبُرْنِي، وَ عَافِنيِ،    وَ ارْزُقْنيِ، وَ ارْفَعْنيِ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TİLÂVET SECDESİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
((سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ، {فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ}<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اكْتُبْ ليِ بِهَا عِنْدَكَ أَجْراً، وَضَعْ عَنِّي بِهَا وِزْراً، وَاجْعَلْهَا ليِ عِنْدَكَ ذُخْراً، وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي كَمَا تَقَبَّلْتَ مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ ))<br />
<br />
51- (2/2) “Allahım! Bununla katında benim için bir ecir yaz ve benden bir günahı sil. Bunu benim için katında muhafaza eyle ve kulun Dâvud’dan kabul ettiğin gibi, benden de bunu kabul eyle.”[73]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEŞEHHÜDDE (TEHIYYATTA) YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلتَّحِيَّاتُ ِللهِ،وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ،اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEŞEHHÜDDEN SONRA OKUNAN SALAVÂT:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ،اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى أَزْوَاجِهِ وَ ذُرِّيَّتِهِ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ. وَ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى أَزْوَاجِهِ وَ ذُرِّيَّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ. إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SELÂMDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ))<br />
<br />
55- (11/1) “Allahım! Kabir ve cehennem azabından, hayat ve ölüm fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”[77]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ))<br />
<br />
57- (11/3) “Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[79]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ،      وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))<br />
<br />
58- (11/4)  “Allahım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibâdetleri, gizli ve aşikâr işlediğim, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin bütün günahları bağışla.Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[80] <br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلىَ أَرْذَلِ الْعُمْرِ،وَ أعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَ عَذَابِ الْقَبْرِ ))<br />
<br />
60- (11/6)  “Allahım!Cimrilikten sana sığınırım.Korkaklıktan sana sığınırım.Ömrümün sonunda güç ve takatten düşmekten sana sığınırım.Dünya fitnesi ve kabir azabından sana sığınırım.”[82]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ    خَيْراً ليِ، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْراً ليِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فيِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ    فيِ الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فيِ الْغِنَى وَالْفَقْرِ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيماً لاَ يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لاَتَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فيِ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلاَ فِتْنَةٍ مُضِلَّةِ، اَللَّهُمَّ زَيِّنـَّا بِزِينَةِ الإِيمَانِ وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ ))<br />
<br />
62- (11/8) “Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat. Ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir.Allahım!Gizli ve âşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim.Senden rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli olmayı dilerim. Bitmeyen bir göz aydınlığı dilerim.Senden,kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim.Yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim.Allahım!Bizi îmân zineti ile süsle ve bizi hidâyete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.”[84]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ ليِ ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الَّرَحِيمُ ))<br />
<br />
63- (11/9) “Allahım!Ey Allah!Sen ki birsin,teksin. Samed’sin. Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiç bir benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı dilerim.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[85]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
64- (11/10) “Allahım!Senden dilerim ki hamd sanadır. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Sen birsin. Senin ortağın yoktur. Sen, çokça verensin.Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy,Ya Kayyûm! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım.”[86]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZDA SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلاَثاً) اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ / üç kere))<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَمُعْطِيَ لِمَـا مَنَعْتَ، وَلاَيَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))<br />
<br />
67- (8/2) “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir. Allahım! Senin verdiğine mâni olacak, senin mâni olduğuna da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.”[89]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَـمْدُ وَ هُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لاَحَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَ لَهُ الْفَضْلُ وَ لَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ،    لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَاللهُ أَكْبَرُ  33er defa/ Ardındanda<br />
<br />
 ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).<br />
<br />
70- (8/5) Her namazdan sonra[92]:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
71- (8/6)  Her namazdan sonra[96]:<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
72- (8/7) Sabah ve akşam namazından sonra onar defa:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَ يُمِيتُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
73- (8/8) Sabah namazında selamdan sonra;<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً،وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İSTİHÂRE DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( قَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللهِ رضي الله عنه: كَانَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وسلّم يُعَلِّمُنَا اْلاِسْتِخَارَةَ فيِ الأُمُورِكُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ، يَقُولُ صلّى الله عليه وسلّم:  إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ  ثُمَّ لِيَقُلْ: (( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ -وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ- خَيْرٌ ليِ فيِ دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ: عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاقْدُرْهُ ليِ وَيَسِّرْهُ ليِ ثُمَّ بَارِكْ ليِ فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأمْرَ شَرٌّ ليِ فيِ دِينيِ وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاصْرِفْهُ عَنيِّ وَاصْرِفْنيِ عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنيِ بِهِ))<br />
<br />
74- Câbir b. Abdullah-Allah ondan râzı olsun- şöyle der:<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi tüm işlerde istihâre etmeyi öğretir ve şöyle buyururdu: “Sizden biriniz bir işi yapmayı içinden geçirirse, farz namazın dışında iki rekat namaz kılsın.Sonra şöyle desin: “Allahım! İlmine başvurarak senden iyilik isterim.Kudretine dayanarak senden güç isterim. Senden, yüce ihsanını isterim.Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem.Sen bilirsin, ben bilemem.Sen bilinmeyenleri en iyi bilensin.Allahım! Bu işi -(burada isteğini/ihtiyacını söyler)- benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda iyi biliyorsan, onu bana takdir et, kolaylaştır ve sonra bereketli kıl.Bu işin benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda şerli olarak biliyor-san onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Ve benim için nerede olursa hayrı takdir et. Sonra, beni ondan razı kıl.”[101]<br />
<br />
Yaratan Allah Teâlâ’ya istihâre ile danışan, müminlerle de istişâre eden ve işinde araştıran kimse pişman olmaz.<br />
<br />
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
{وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ} [سورة آل عمران الآية: 159]<br />
<br />
“(Ey Muhammed! İstişâreye gerek duyulan) iş hakkında onlara danış.(İstişâreden sonra) kararını verdiğin zaman, artık Allah’a tevekkül et.Şüphesiz ki Allah, (kendisine) tevekkül edenleri sever.”[102]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUÂLAR:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ ))<br />
<br />
Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).<br />
<br />
Üç kere:  <br />
<br />
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]  <br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]<br />
<br />
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]<br />
<br />
“Kim bunu (Nas suresi) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فيِ هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ  وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَسُوءِ الْكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذابٍ فِي الْقَبْرِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَ إِلَيْكَ النُّشُورُ ))<br />
<br />
 (( اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلََىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
79- (24/5) “Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.Gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.Üzerimdeki nimetini ve günahlarımı kabul ediyorum.Beni bağışla.Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.”<br />
<br />
“Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلاَئِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ))<br />
<br />
“Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ ))<br />
<br />
 “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ  سَمْعيِ، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))(üç kere)<br />
<br />
((حَسْبِيَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ))<br />
<br />
(Yedi kere) “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ، وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتيِ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَـادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً، أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
85- (24/11) “Gizli ve âşikarı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı Allahım! Her şeyin Rabbi ve sahibi! Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim. Nefsimin şerrinden sana sığınırım.Şeytan ve şirkinin şerrinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir müslümana götürmekten sana sığınırım.”[121]<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Sabah ve akşam  üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz,  isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
(( رَضِيـتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّىالله ُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيّاً ))  <br />
<br />
 “Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).<br />
<br />
(( يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنيِ ِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ ))<br />
<br />
88- (24/14) “Ya Hayy, Ya Kayyûm!Senin rahmetinle yardım dilerim.Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar    –bile  olsa- nefsime bırakma.”[124]<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ،اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ      هَذَاالْيَوْمِ، فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ“<br />
<br />
(( أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ،وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ،وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ))<br />
<br />
 (Yüz kere):(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
“Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).<br />
<br />
On kere, tembellik gösterilirse bir defa[130]:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
Sabahlayınca yüz kere:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).<br />
<br />
  Sabahlayınca üç kere:<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ ))<br />
<br />
 Sabahlayınca:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَافِعاً وَرِزْقاً طَيِّباً وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً ))<br />
<br />
Günde yüz kere:(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ))<br />
<br />
 Akşamlayınca üç kere:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ))“Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).<br />
<br />
 On kere:(( اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسلِّمْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ))<br />
<br />
 “Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).<br />
<br />
UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:<br />
<br />
99- (13/1) İki avucunu bitiştirir; İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak üfler:  <br />
<br />
Sonra vücudundan ulaşabildiği yerleri avuçlarıyla, başının üzerinden, yüzünden ve vücudunun ön kısmından  [Okuma ve meshetme üç kere tekrarlanır.][141]<br />
<br />
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]<br />
<br />
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).<br />
<br />
{آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ} [سورة البقرة :285- 286] “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ رَبَّي وَضَعْتُ جَنْبيِ، وَبِكَ أَرْفَعُهُ،فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا،بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ))<br />
<br />
“Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا،لَكَ مَمَاتُهَاوَمَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا،وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْلَهَا.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ قِنيِ عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ ))<br />
<br />
104- (13/6) (Üç kere) “Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azabından koru.”[148]<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”<br />
<br />
(( بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا ))<br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ،  وَالْحَمْدُ للهِ،  وَاللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
106- (13/8) -Otuzüç kere- “Sübhânallah” -Otuzüç kere- “Elhamdülillah” -Otuzdört kere- “Allahu Ekber.”[150]<br />
<br />
“Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).<br />
<br />
(( أَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ ))<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُللهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا، وَكَفَانَا، وَآوَانَا، فَكَمْ مِمَّنْ لاَكَافِيَ لَهُ وَلاَ مُؤْوِيَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً،أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))<br />
<br />
110- (13/12) Secde ve Mülk sûreleri okunur.[154]133<br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ))<br />
<br />
“Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYKUDA BİR YANDAN DİĞER BİR YANA DÖNÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ، رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا  الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ ))<br />
<br />
UYKUDA KORKAN VEYA ÜRKÜTEN BİR ŞEYLE KARŞILAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ غَضَبِهِ وَعِقَابِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ،    وَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَيَاطِينِ وَ أَنْ يَحْضُرُونِ ))<br />
<br />
113-“Gazabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve bana gelmelerinden Allah’ın noksansız kelimelerine sığınırım.”[158]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÂBUS VEYA KÖTÜ RÜYÂ GÖRENİN YAPMASI GEREKEN ŞEYLER:</span></span><br />
(Üç defa) “Sol tarafına hafifçe tükürür.”[159](Üç defa) “Şeytandan ve gördüğü şeyin şerrinden Allah’a sığınır.”[160] “Gördüğünü kimseye anlatmaz.”[161]“Bulunduğu taraftan diğer tarafa döner.”[162] “Dilerse kalkar, namaz kılar.”[163]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE KUNUT DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا قَضَيْتَ، وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، ]وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ [، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت  ))<br />
<br />
116- (3/1) “Allahım!Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver.Âfiyet verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver.Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin.Verdiğini benim için bereketli kıl, takdir ettiğin şeylerin şerrinden beni koru.Şüphesiz ki ancak sen hükmedersin ve sana hükmedilmez.Kimi dost edinirsen zelil olmaz.[Kimi de düşman edinirsen, o asla aziz olmaz.] Rabbimiz, mübârek ve yücesin.”[164]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ،وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ،لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَاِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكَافِرِينَ مُلْحَقٌ. اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُثْنيِ عَلَيْكَ الْخَيْرَ، وَلاَ نَكْفُرُكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَخْضَعُ لَكَ، وَنَخْلَعُ مَنْ يَكْفُرُكَ ))<br />
<br />
118- (3/3)“Allahım! Ancak sana ibâdet ederiz.Senin için namaz kılar ve secde ederiz.Yalnızca sana yönelir ve koşarız. Rahmetini ümit eder ve azabından korkarız.Azabın kâfirlere erişir. Allahım!Senden yardım ve mağfiret dileriz.Seni hayırla överiz.Seni inkâr etmeyiz.Sana îmân ederiz.Sana boyun eğer ve seni inkâr edeni terk ederiz.”[166]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span>(( سُبْحَانَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ ))<br />
<br />
Bunu üç kere söyler, üçüncüsünde yüksek bir sesle ve uzatarak şöyle der: رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَ الرُّوح ِ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتيِ بِيَدِكَ، مَاضٍ      فيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ      هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فيِ كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ إِسْتَأْثَرْتَ بِهِ فيِ عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ،أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبيِ، وَنُورَصَدْرِي، وَجَلاَءَ حُزْنيِ،وَذَهَابَ هَمِّي ))<br />
<br />
120- (2/1) “Allahım!Ben senin kulunum.Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum.Alnım (kontrolüm) senin elindedir.Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir.Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir.Kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, kullarından birisine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın sana âit her isimle: Kur’an’ı, kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kıl(manı isterim).”[168]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجاَلِ ))<br />
<br />
121- (2/2) “Allahım! Keder ve hüzünden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.”[169]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SIKINTI ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمُ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
123- (4/2) “Allahım! Rahmetini umarım.Göz açıp kapayın-caya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma.Bütün işlerimi ıslah et.Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[171]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، سُبْحَانَكَ إِنيِّ كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ))<br />
<br />
(( اَللهُ اللهُ رَبيِّ لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً ))<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فيِ نُحُورِهِمْ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ ))<br />
<br />
126- (3/1) “Allahım!Onları bizden uzaklaştırmanı, bizimle onların arasını açmanı ve onların şerrini bizden savmanı dilerim.”[174]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيريِ، بِكَ أَحُولُ، وَبِكَ أَصُولُ، وَبِكَ أُقَاتِلُ ))<br />
<br />
127-(3/2) “Allahım! Sen dayanağımsın, yardım edenimsin. Senin yardımınla düşmanın hilesini uzaklaştırır, senin yardımınla düşmana saldırır ve senin yardımınla düşmana karşı savaşırım.”[175]<br />
<br />
(( حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ))<br />
<br />
 <span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، كُنْ ليِ جَاراً مِنْ فُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ، وَأَحْزَابِهِ مِنْ خَلاَئِقِكَ،أَنْ يَفْرُطَ عَلَىَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ يَطْغَى، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
129- (2/1) (Üç kere) “Yedi kat semânın Rabbi, Yüce Arş’ın Rabbi olan Allahım!Falan oğlu falanın ve yarattıklarının içerisinde onun taraftarlarından birisinin kötülükte aşırı gitmesinden ya da azgınlaşmasından beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[177]<br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَعَزُّ مِنْ خَلْقِهِ جَمِيعاً، اَللهُ أَعَزُّ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، أَعُوذُ بِاللهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، اَلْمُمْسِكِ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ أَنْ يَقَعْنَ عَلَى الأَرْضِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ، مِنْ شَرِّ عَبْدِكَ فُلاَنٍ، وَجُنُودِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، مِنَ الْجِنِّ وَالإِنْسِ، اَللَّهُمَّ كُنْ ليِ جَاراً مِنْ شَرِّهِمْ، جَلَّ ثَنَاؤُكَ وَعَزَّ جَارُكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
(Üç kere) “Allah en büyüktür.Allah, bütün yarat-tıklarından daha izzet sahibidir.Allah, korktuğum ve sakındığım şeylerden daha güçlüdür.Kulu falanın, cin ve insan ordularının, taraftarlarının ve ona uyanların şerrinden, O’ndan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmayan, yedi kat göğün yerin üzerine düşmesini izniyle engelleyen Allah’a sığınırım.Allahım!Onların şerrinden beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.İsmin mübarektir.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[178]<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، إِهْزِمِ اْلأَحْزَابَ، اَللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ))<br />
<br />
131-  “Ey Kitabı (Kur’an’ı) indiren, hesabı çabuk gören Allahım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allahım! Onları hezimete uğrat ve onları (belâlarla) sars.”[179]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span>(( اَللَّهُمَّ اكْفِنِيهِم بِمَا شِئْتَ ))<br />
<br />
132- “Allahım! Beni, onlara karşı dilediğin şekilde koru.”[180]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÎMÂNDA ŞÜPHEYE DÜŞEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
 “Allah’a sığınır.”[181] “Şüphe duyduğu şeyi terkeder.”[182]<br />
<br />
(( آمَنْتُ بِاللهِ وَرُسُلِهِ )) “Allah’a ve O’nun peygamberlerine îmân ettim” der.[183] “Allah Teâlâ’nın şu âyetini okur:<br />
<br />
{هُوَ الأَوَّلُ وَالآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ} [سورة الحديد الآية: 3]              <br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BORCUN ÖDENMESİ İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُـمَّ اكْفِنيِ بِحَلاَلِكَ عَنْ حَرَامِكَ وَأَغْنِنيِ بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ  ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAMAZ KILARKEN VE KUR’AN OKURKEN GELEN VESVESEYE KARŞI YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ))<br />
<br />
138- “Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım” de ve sol tarafına hafifçe üç defa tükür.<br />
<br />
Müslim, (4/1729); Osman b. Âs -Allah ondan râzı olsun-: “Böyle yaptım ve Allah, vesveseyi benden giderdi” demiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZOR BİR İŞLE KARŞILAŞAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لاَ سَهْلَ إِلاَّ مَا جَعَلْتَهُ سَهْلاً، وَأَنْتَ تَجْعَلُ الْحُزْنَ إِذَا شِئْتَ سَهْلاً ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUÂ:</span></span><br />
<br />
140- “Günah işleyen bir kul güzelce abdest alır; ardından kalkıp iki rekat namaz kılar ve sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah mutlaka onu bağışlar.”[189]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span> “Şeytandan Allah’a sığınmak.”[190]“Ezan okumak.”[191]“Zikir yapmak ve Kur’an-ı Kerim okumak.”[192]<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur,  hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( قَدَرُ اللهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ ))<br />
<br />
“Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇOCUĞU OLAN KİMSEYİ TEBRİK ETMEK İÇİN YAPILAN DUÂ VE ONUN BUNA KARŞILIK YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ فيِ الْمَوْهُوبِ لَكَ، وَشَكَرْتَ الْوَاهِبَ، وَبَلَغَ      أَشُدَّهُ وَرُزِقْتَ بِرَّهُ ))<br />
<br />
145- “Sana bahşedilen (bu çocuğu) Allah, senin için mübârek kılsın.Onu bahşeden (Allah’a) şükredesin.(Çocuğun) buluğa ersin ve onun iyiliğiyle rızıklandırılasın.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEBRİK EDİLEN KİMSE İSE ONA ŞÖYLE DUÂ EDER:</span></span><br />
<br />
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ وَبَارَكَ عَلَيْكَ،وَجَزَاكَ اللهُ خَيْراً، وَرَزَقَكَ اللهُ مِثْلَهُ، وَأَجْزَلَ ثَوَابَكَ ))<br />
<br />
“Allah sana bereket versin ve bereketini dâim kılsın.Allah seni hayırla mükafatlandırsın.Allah seni de bir benzeri ile rızıklan-dırsın ve sevabını çoğaltsın” şeklinde karşılık verir.[194]<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇOCUKLARIN KORUNMASI İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أُعِيذُكُمَا بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ ))<br />
<br />
146- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-, Hasan ve Hüseyin’i, “Sizi, her şeytan ve haşereden, her kötü gözden, Allah’ın noksansız kelimelerine sığındırırım” diyerek sakındırırdı.[195]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HASTA ZİYÂRETİNDE HASTAYA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللهُ ))<br />
<br />
(( أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ، رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ ))“Müslüman bir kul, eceli gelmemiş bir hastayı ziyâret eder ve yedi kere bu duâyı  derse, o hasta şifa bulur.” Tirmizi, Ebu Dâvud.  Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/210), Sahihu’l-Câmi (5/180).<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HASTAYI ZİYÂRET ETMENİN FAZÎLETİ:</span></span><br />
<br />
149- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:“Bir kimse,müslüman kardeşini hastalığında ziyâret ederse, oturuncaya kadar cennet bağlarında yürür.Oturunca onu rahmet kaplar.Sabah ziyâret etmiş ise, akşamlayıncaya kadar yetmiş bin melek ona istiğfâr eder.Akşam ziyâret etmiş ise, sabahlayıncaya kadar yetmiş bin melek ona istiğfâr eder.”[198]<br />
<br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAYATINDAN ÜMİT KESİLEN HASTANIN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْليِ، وَارْحَمْنيِ، وَأَلْحِقْنيِ بِالرَّفِيقِ اْلأَعْلَى ))<br />
<br />
150- (3/1)“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni Refîk-i A’lâ’ya kavuştur.”[199]<br />
<br />
151- (3/2) Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- vefâtı yaklaştığı zaman ellerini suya daldırıp yüzünü silmeye başlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، إِنَّ لِلْمَوْتِ لَسَكَرَاتٍ ))<br />
<br />
 “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ki ölümün sekerâtı (kendinden geçirme halleri) vardır.”[200]<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VEFÂT ETMEK ÜZERE OLAN KİMSEYE TELKİNDE BULUNMAK:</span></span><br />
<br />
“Kimin (ölmeden önce) son sözü:(( لاَ إِلَهَ إِلاَّاللهُ ))‘La ilâhe illallah’ (Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur) olursa, cennete girer.”[202]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAŞINA BİR BELÂ GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( إِنَّا ِللهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ، اللَّهُمَّ أْجُرْنيِ فيِ مُصِيبَتيِ، وَأَخْلِفْ ليِ خَيْراً مِنْهَا ))<br />
<br />
154- “Şüphesiz ki biz, (mülk ve yaratılış olarak) Allah’a âitiz ve (âhirette) dönüşümüz yalnızca O’nadır.Allah’ım! Başıma gelen musibet sebebiyle bana ecir ver ve bana ondan daha hayırlısını bağışla.”[203]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VEFÂT EDENİN GÖZLERİNİ KAPATIRKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِفُلاَنٍ (بِاسْمِهِ) وَارْفَعْ دَرجَتَهُ فيِ الْمَهْدِيِّينَ، وَاخْلُفْهُ فيِ عَقِبِهِ فيِ الْغَابِرِينَ، وَاغْفِرْ لَنَا وَلَهُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ، وَافْسَحْ لَهُ فيِ قَبْرِهِ وَنَوِّرْ لَهُ فِيهِ ))<br />
<br />
155- “Allahım!Falanı (ölenin ismini söyler) bağışla.Hidâyete erenler arasında derecesini yükselt.Geride kalanlarına vekil ol.Ey âlemlerin Rabbi!Bizi ve onu bağışla.Kabrini genişlet ve onu orada nurlandır.”[204]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CENÂZE NAMAZINDA ÖLÜ İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ، وَعاَفِهِ، وَاعْفُ عَنْهُ وَأَكْرِمْ نُزُلـَهُ، وَوَسِّعْ  مُدْخَلَـهُ، وَاغْسِلْهُ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّهِ مِنَ الْخَطاَياَ كَماَ نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَأَبْدِلْهُ داَراً خَيْراً مِنْ دَارِهِ، وَأَهْلاً خَيْراً مِنْ أَهْلِهِ، وَزَوْجاً خَيْراً مِنْ زَوْجِهِ، وَأَدْخِلْهُ الْجَنَّةَ، وَأَعِذْهُ مِنْ عَذاَبِ الْقَبْرِ ]وَعَذَابِ النَّارِ [))<br />
<br />
156- (4/1) “Allahım! Onu bağışla ve ona merhamet et.Ona âfiyet ver ve onu affet.Onu hoş karşıla ve yerini genişlet.Onu su, kar ve dolu ile yıka.Onu, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi günahlardan temizle.Ona; evinden daha iyi bis ev, âilesinden daha hayırlı bir âile, eşinden daha iyi bir eş ver.Onu cennete koy. Kabir azabından ve [cehennem azabından] koru.”[205]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّناَ، وَ مَيِّتِناَ، وَ شاَهِدِناَ، وَ غاَئِبِناَ ، وَ صَغِيرِناَ وَ كَبِيرِناَ، وَ ذَكَرِناَ وَ أُنْثاَناَ. اَللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلىَ اْلإِسْلاَمِ،  وَ مَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلىَ اْلإيِمَانِ، اَللَّهُمَّ لاَ تَحْرِمْناَ أَجْرَهُ وَ لاَ تُضِلَّناَ بَعْدَهُ ))<br />
<br />
157- (4/2) “Allahım!Dirimize ve ölümüze, hazır olanımıza ve olmayanımıza, küçüğümüze ve büyüğümüze, erkeğimize ve kadınımıza mağfiret eyle.Allahım!Bizden kimi yaşatırsan, onu İslâm üzere yaşat.Kimi de öldürürsen, onu îmân üzere öldür. Allahım! Onun ecrinden bizi mahrum etme ve bizi ondan sonra saptırma.”[206]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنَّ فُلاَنَ بْنَ فُلاَنٍ فيِ ذِمَّتِكَ، وَ حَبْلِ جِواَرِكَ، فَقِهِ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ َعَذَابِ الناَّرِ، وَ أَنْتَ أَهْلُ الْوَفاَءِ وَالْحَقِّ. فَاغْفِرْ لَهُ وَ ارْحَمْهُ إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفوُرُ الرَّحِيمُ ))<br />
<br />
158- (4/3) “Allahım! Falan oğlu falan senin emânet ve korumandadır. Onu, kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru.Sen vefâ ve hak sahibisin.Onu bağışla ve ona merhamet et.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan vemerhamet edensin.”[207]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ عَبْدُكَ وَابْنُ أَمَتِكَ إِحْتاَجَ إِلىَ رَحْمَتِكَ، وَ أَنْتَ غَنِيٌّ عَنْ عَذَابِهِ إِنْ كـاَنَ مُحْسِناً فَزِدْ فيِ حَسَناَتِهِ وَ إِنْ كاَنَ مُسِيئاً فَتَجاَوَزْ عَنْهُ ))<br />
<br />
159- (4/4) “Allahım!Ben, senin kulunum.Rahmetine muhtaç olan kadın kulunun oğluyum.Sen ona azap etmekten müstağni-sin.Eğer iyilik sahibi ise onun iyiliklerini artır.Eğer günahkâr ise, onu bağışla.”[208]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BÜLÛĞ ÇAĞINA ERMEDEN ÖLEN ÇOCUĞUN CENÂZESİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَعِذْهُ مِنْ عَذاَبِ الْقَبْرِ ))<br />
<br />
160-(2/1) “Allahım! Onu kabir azabından koru.”[209]<br />
<br />
Şöyle derse de güzel olur:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْهُ فَرَطاً وَ ذُخْراً لِوَالِدَيْهِ، وَشَفِيعاً مُجاَباً. اَللَّهُمَّ ثَقِّلْ بِهِ مَواَزِينَهُماَ وَأَعْظِمْ بِهِ أُجُورَهُماَ، وَأَلْحِقْهُ بِصـاَلِحِ الْمُؤْمِنِينَ، وَاجْعَلْهُ فيِ كَفاَلَةِ إِبْراَهِيمَ، وَقِـهِ بِرَحْمَتِكَ عَذاَبَ الْجَحِيمِ، وَأَبْدِلْهُ داَراً خَيْراً مِنْ داَرِهِ وَأَهْلاً خَيْراً مِنْ أَهْلِهِ، اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ِلأَسْلاَفِناَ، وَأَفْراَطِناَ، وَمَنْ سَبَقَناَ بِاْلإيماَنِ ))<br />
<br />
“Allahım! Onu, ana-babasına (cennete girişte) öncü, onlar için saklanmış bir nimet ve şefaati kabul edilen bir şefaatçi kıl. Allahım!Onunla, ana babasının mizânını ağırlaştır ve ecirlerini büyük eyle.Onu, salih müminlere kat ve (kıyâmet günü) İbrâhim  -aleyhisselâm-’ın kefâletinde kıl.Rahmetinle onu cehennem azabın-dan koru.Ona evinden daha iyi bir ev, âilesinden daha hayırlı bir âile ver.Allahım!Evvelimizi, öncülerimizi ve bizden önce îmân edenleribağışla.”[210]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْهُ لَناَ فَرَطاً، وَسَلَفاً، وَأَجْراً ))<br />
<br />
161- (2/2) “Allahım! Onu bizim için bir öncü, selef ve bir mükâfat kıl.”[211]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAZİYE (BAŞSAĞLIĞI) DUÂSI:</span></span><br />
<br />
(( إِنَّ ِللهِ ماَ أَخَذَ، وَلَهُ ماَ أَعْطىَ، وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِأَجَلٍ مُسَمًّى، فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ ))<br />
<br />
162-“Aldığı Allah’ındır, verdiği Allah’ındır.Her şey O’nun katında belirli bir ecel iledir.Sabret ve karşılığını Allah’dan bekle.”[212]<br />
<br />
Şöyle derse de güzel olur:<br />
<br />
(( أَعْظَمَ اللهُ أَجْرَكَ، وَأَحْسَنَ عَزاَءَكَ وَغَفَرَ لِمَيِّتِكَ ))<br />
<br />
“Allah ecrini büyük kılsın, sabrını güzel eylesin ve ölünü bağışlasın.”[213]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CENÂZE KABRE KONULURKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ وَعَلىَ سُنَّةِ رَسُولِ اللهِ ))<br />
<br />
163  “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın sünneti üzere.”[214]192<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
CENÂZE DEFNEDİLDİKTEN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KABİR ZİYÂRETİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّياَرِ، مِن الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، وَإِناَّ إِنْ شاَءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ ]وَيَرْحَمُ اللهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِناَّ وَالْمُسْتَأْخِرِينَ[ أَسْأَلُ اللهَ لَناَ وَلَكُمُ الْعاَفِيَةَ ))<br />
<br />
165- “Bu diyarın mümin ve müslüman sakinleri! Selâm sizin üzerinize olsun.Biz de Allah’ın izniyle size kavuşacağız.[Allah, bizden önce gidenlere ve sonraya kalanlara rahmet etsin]. Allah’Tan bizim ve sizin için âfiyet dilerim.”[216]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RÜZGÂR ESERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ ))<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ،وَخَيْرَ ماَ فِيهاَ،وَخَيْرَ ماَ أُرْسِلَتْ بِهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ، وَشَرِّ ماَ فِيهاَ وَشَرِّ ماَ أُرْسِلَتْ بِهِ ))<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÖK GÜRLEDİĞİNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سُبْحاَنَ الَّذِي يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلاَئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ ))<br />
<br />
168- “Gök gürültüsünün hamd ederek; meleklerin de heybetinden dolayı kendisini tesbih ettiği (Allah’ı) tüm noksanlık-lardan tenzih ederim.”[219]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAZI İSTİSKA (YAĞMUR İSTEME) DUÂLARI:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَسْقِناَ غَيْثاً مُغِيثاً مَرِيئاً مَرِيعاً، ناَفِعاً غَيْرَ ضاَرٍّ، عاَجِلاً غَيْرَ آجِلٍ ))<br />
<br />
169- (3/1) “Allahım! Bize hemen, geciktirmeden, faydalı, zararsız,bereketli, hazmı kolay ve imdadımıza yetişen bir yağmur ver.”[220]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ، اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ، اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ ))<br />
<br />
170- (3/2) “Allahım! Bize yağmur ver.Allahım! Bize yağmur ver. Allahım! Bize yağmur ver.”[221]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اسْقِ عِباَدَكَ، وَ بَهاَئِمَكَ، وَ انْشُرْ رَحْمَتَكَ، وَأَحْيِ بَلَدَكَ الْمَيِّتَ ))<br />
<br />
171- (3/3) “Allahım! Kullarına ve hayvanlarına su ver. Rahmetini yağdır ve (bu) cansız beldene hayat ver.”[222]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMUR YAĞARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ صَيِّباً ناَفِعاً ))<br />
<br />
172- “Allahım! Bunu faydalı bir yağmur eyle.”[223]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMURDAN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( مُطِرْناَ بِفَضْلِ اللهِ وَرَحْمَتِهِ ))<br />
<br />
173- “Allah’ın lütuf ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı.”[224]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAĞMURUN KESİLMESİ İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ حَوالَيْناَ وَ لاَ عَلَيْناَ. اَللَّهُمَّ عَلىَ اْلآكاَمِ وَ الظِّراَبِ،        وَ بُطُونِ الأَوْدِيَةِ، وَ مَناَبِتِ الشَّجَرِ ))<br />
<br />
174- “Allahım! Üzerimize değil etrafımıza yağmur yağdır. Allahım!Tepelere, dağlara, vâdilere ve ağaç biten yerlere yağdır.”[225]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HİLÂL GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللَّهُمَّ أَهِّلْهُ عَلَيْناَ بِاْلأَمْنِ وَ اْلإِيماَنِ، وَ السَّلاَمَةِ    وَ اْلإِسْلاَمِ،    وَ التَّوْفِيقِ لِماَ تُحِبُّ رَبَّناَ وَ تَرْضَى،رَبُّناَ وَ رَبُّكَ اللهُ))<br />
<br />
175- “Allah en büyüktür.Allahım! Bunu üzerimizde emniyet, îmân, selâmet, İslâm ve sevdiğin ve râzı olduğun şeylerde başarı ayı kıl ey Rabbimiz.(Ey hilâl!) Benim ve senin rabbin Allah’tır.”[226]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLUNUN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( ذَهَبَ الظَّمَأُ وَ ابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ، وَ ثَبَتَ اْلأَجْرُ إِنْ شاَءَ اللهُ ))<br />
<br />
176- (2/1) “(Kuruluğun gitmesiyle) susuzluk gitti; damarlar ıslandı, (yorgunluk ortadan kalktı ve) Allah’ın izniyle ecir sâbit oldu.”[227]<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ بِرَحْمَتِكَ الَّتيِ وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ أَنْ تَغْفِرَ ليِ ))<br />
<br />
177- (2/2) “Allahım! Her şeyi kaplayan rahmetinle beni bağışlamanı dilerim.”[228]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEMEKTEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
178- (2/1) “Biriniz yemeğe başlarken;<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
‘Bismillah’ desin.Başında söylemeyi unutursa, hatırladığı zaman;<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ فيِ أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ ))<br />
<br />
“Başında ve sonunda Bismillah’ desin.”[229]<br />
<br />
179-“Allah’ın yemekle nimetlendirdiği kimse şöyle desin:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَناَ فِيهِ، وَ أَطْعِمْناَ خَيْراً مِنْهُ ))<br />
<br />
‘Allahım! Bunda bizim için bereket kıl ve bundan daha hayırlısını bize yedir.’”<br />
<br />
Allah’ın sütle susuzluğunu giderdiği bir kimse de şöyle desin:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَناَ فِيهِ، وَزِدْناَ مِنْهُ ))<br />
<br />
“Allahım! Bunda bizim için bereket kıl ve bize bundan daha fazla ver.”[230]<br />
<br />
                        <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEMEKTEN SONRA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَطْعَمَنيِ هَذاَ وَ رَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِحَوْلٍ مِنيِّ وَ لاَ قُوَّةٍ ))<br />
<br />
180- (2/1) “Benden hiçbir hareket ve kuvvet harcamaksı-zın bana bu yemeği yediren ve beni onunla rızıklandıran Allah’a hamdolsun.”[231]<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ  ِللهِ حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُباَرَكاً فِيهِ، غَيْرَ] مَكْفِيٍّ وَلاَ[ مُوَدَّعٍ، وَلاَ مُسْتَغْنىً عَنْهُ رَبَّناَ ))<br />
<br />
181- (2/2) “Riyâdan uzak ve bereketi kesilmeyen çok, sonsuz ve terk olunmayan, kendisinden müstağni olunmayarak yapılan hamd, Rabbimiz Allah’adır.”[232]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MİSÂFİRİN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَهُمْ فِيماَ رَزَقْتَهُمْ، وَاغْفِرْ لَهُمْ، وَارْحَمْهُمْ ))<br />
<br />
182- “Allahım! Onlara rızık olarak verdiklerine bereket ver, onları bağışla ve onlara merhamet et.”[233]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KENDİSİNE SU İÇİREN VEYA İÇİRMEK İSTEYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ أَطْعِمْ مَنْ أَطْعَمَنيِ وَاسْقِ مَنْ سَقاَنِي ))<br />
<br />
183- “Allahım! Bana yemek verene yemek ver. Bana su verene su ver.”[234]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLUNUN, İFTAR YEMEĞİ VEREN KİMSE İÇİN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأَكـلَ طَعـاَمَكُمُ اْلأَبْراَرُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ ))<br />
<br />
184- “Oruçlular yanınızda iftar etsin, Yemeğinizi iyiler yesin ve melekler sizin için Allah’a istiğfarda bulunsun.”[235]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLU OLDUĞU HALDE YEMEĞE DÂVET EDİLEN VE ORUCUNU BOZMAYANIN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUÂ</span></span>[236]:<br />
<br />
185- “Sizden biriniz yemeğe dâvet edilirse, icâbet etsin. Oruçlu ise (yemek sahibi için) duâ etsin.Oruçlu değilse yemekten yesin.”[237]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORUÇLUNUN, KENDİSİNE SÖVEN VEYA KÖTÜ SÖZ SÖYLEYEN KİMSE İÇİN NE SÖYLEYECEĞİ:</span></span><br />
<br />
(( إِنيِّ صاَئِمٌ، إِنيِّ صاَئِمٌ ))<br />
<br />
186- “Ben oruçluyum, ben oruçluyum.”[238]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEVSİMİN İLK MEYVESİ GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ باّرِكْ لَناَ فِي ثَمَرِنَا، وَباَرِكْ لَناَ فيِ مَدِينَتِناَ، وَباَرِكْ لَناَ فيِ صاَعِناَ، وَباَرِكْ لَناَ فيِ مُدِّناَ ))<br />
<br />
187- “Allahım!Meyvemizi bize bereketli kıl.Medinemizi bize mübârek eyle.Sa’mıza bereket ver.Müdd’ümüze bereket ver.[239]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKSIRINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
188- “Sizden biriniz aksırınca:<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ ))<br />
<br />
‘Elhamdulillah’ desin.(Bunu işiten) kardeşi veya arkadaşı:<br />
<br />
(( يَرْحَمُكَ اللهُ ))<br />
<br />
‘Allah  sana merhamet etsin’ desin. (Aksıran da ona):<br />
<br />
(( يَهْدِيكُمُ اللهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ ))<br />
<br />
“Allah size hidâyet etsin ve hâlinizi düzeltsin’ desin.”[240]<br />
<br />
   <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">     KÂFİR, AKSIRDIRDIĞI ZAMAN ALLAH’A HAMD EDERSE, ONUN İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( يَهْدِيكُمُ اللهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ ))<br />
<br />
189- “Allah size hidâyet etsin ve hâlinizi düzeltsin.”[241]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLENEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ، وَباَرَكَ عَلَيْكَ، وَجَمَعَ بَيْنَكُماَ فيِ خَيْرٍ ))<br />
<br />
190- “Allah senin için bereketli kılsın ve bereketini dâim etsin. İkinizin arasını hayırda birleştirsin.”[242]218<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EVLENEN VEYA YENİ BİNEK SATIN ALAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
191- “Sizden biriniz evlenir veya bir hizmetçi satın alırsa şöyle desin:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ وَخَيْرَ ماَ جَبَلْتَهاَ عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ، وَشَرِّماَ جَبَلْتَهاَ عَلَيْهِ ))<br />
<br />
“Allahım! Bunun hayrını ve bunda yarattığın şeyin hayrını (güzel ahlâkını) dilerim.Bunun şerrinden ve bunda yarattığın şeyin şerrinden (kötü ahlâkından) sana sığınırım.”<br />
<br />
“Bir deve (veya binek) satın alınca da hörgücünden tutsun ve böyle duâ etsin.”[243]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EŞİYLE CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ. اَللَّهُمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطاَنَ،وَجَنِّبِ الشَّيْطاَنَ ماَ رَزَقْتَناَ ))<br />
<br />
192- “Allah’ın adıyla.Allahım! Bizi şeytandan, şeytanı da bizi rızıklandıracağın çocuktan uzak tut.”[244]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖFKELENİNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ ))<br />
<br />
193- “Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım.”[245]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BELÂYA UĞRAYANI GÖREN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي عاَفاَنيِ مِمَّا ابْتَلاَكَ بِهِ، وَفَضَّلَنيِ عَلىَ كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً ))<br />
<br />
194- “Sana verdiği belâdan beni âfiyette kılan ve yarattık-larının çoğuna tercih ederek beni üstün kılan Allah’a hamd olsun.”[246]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HER OTURUMDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
195- İbn-i Ömer-Allah ondan ve babasından râzı olsun- şöyle demiştir:<br />
<br />
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in bir oturumda, kalkmadan önce yüz kere şöyle dediği sayılırdı:<br />
<br />
(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، وَتُبْ عَلَىَّ، إِنَّكَ أَنْتَ التَّواَّبُ الْغَفُورُ ))<br />
<br />
‘Rabbim! Beni bağışla ve tevbemi kabul et.Şüphesiz ki sen, tevbeleri çokça kabul eden ve çokça bağışlayansın.”[247]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OTURUMUN SONUNDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْكَ ))<br />
<br />
196- “Allahım! Sana hamd ederek, seni tüm noksanlıklar-dan tenzih ederim.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim.Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.”[248]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“ALLAH SENİ BAĞIŞLASIN” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( وَلَكَ ))<br />
<br />
197- “Seni de -bağışlasın-.”[249]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İYİLİK YAPAN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( جَزاَكَ اللهُ خَيْراً ))<br />
<br />
198- “Allah seni hayırla mükafatlandırsın.”[250]<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DECCÂL’İN ŞERRİNDEN KORUNMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
199- “Kehf Sûresi’nin ilk on âyetini ezberleyen, Deccal’in şerrinden korunmuş olur.”[251]<br />
<br />
Her namazın sonunda teşehhüdde, Deccâl’in fitnesinden Allah’a sığınmak da böyledir.[252]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“SENİ ALLAH İÇİN SEVİYORUM” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَحَبَّكَ الَّذِي أَحْبَبْتَنيِ لَهُ ))<br />
<br />
200- “Kendisi için beni sevdiğin (Allah), seni de sevsin.”[253]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MALINI SANA SUNAN KİMSE İÇİN YAPACAĞIN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( باَرَكَ اللهُ لَكَ فيِ أَهْلِكَ وَماَلِكَ  ))<br />
<br />
201- “Allah, âileni ve malını senin için bereketli kılsın.”[254]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BORCU ÖDERKEN, BORÇ VEREN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
((باَرَكَ اللهُ لَكَ فيِ أَهْلِكَ وَماَلِكَ،إِنَّماَ جَزاَءُ السَّلَفِ الْحَمْدُ وَالأَداَءُ ))<br />
<br />
202- “Allah, âileni ve malını senin için bereketli kılsın. Verilen borcun karşılığı, ancak hamd etmek ve onu ödemektir.”[255]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞİRKE DÜŞMEKTEN KORKULDUĞU ZAMAN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَناَ أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِماَ لاَ أَعْلَمُ ))<br />
<br />
203- “Allahım! Bilerek sana şirk koşmaktan sana sığınrım. Bilmediklerim için de senden mağfiret dilerim.”[256]<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
“ALLAH SENİ MÜBÂREK KILSIN” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( وَفِيكَ باَرَكَ اللهُ ))<br />
<br />
204- “Ve Allah da seni mübârek kılsın.”[257]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR ŞEYİ UĞURSUZ SAYMANIN ÇİRKİN OLUŞU İLE İLGİLİ DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لاَ طَيْرَ إِلاَّ طَيْرُكَ، وَلاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُكَ،وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))<br />
<br />
205- “Allahım! Senin takdir ettiğin (insanların uğursuzluk saydığı) şeyden başka takdir olunan bir şey yoktur.Senin verdiğin hayırdan başka hayır yoktur. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[258]<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
BİNEĞE VEYA TAŞITA BİNERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
((بِسْمِ اللهِ،الْحَمْدُ ِللهِ {سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ} اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ ليِ،فَإِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الدُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))<br />
<br />
206- “Bismillah.Hamd, Allah’adır.Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederiz.Yoksa biz buna güç yetiremezdik.Şüphesiz ki biz,(âhirette) Rabbimize döneceğiz. Hamd, Allah’adır.Hamd, Allah’adır.Hamd, Allah’adır.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allahım! Seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Ben nefsime zulmettim, beni bağışla.Çünkü günahları ancak sen bağışlarsın.”[259]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUĞA ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ،اَللهُ أَكْبَرُ،اَللهُ أَكْبَرُ {سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ} اَللَّهُمَّ إِناَّ نَسْأَلُكَ فيِ سَفَرِناَ هَذاَ الْبِّرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنَ الْعَمَلِ ماَ تَرْضَى، اَللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْناَ سَفَرِناَ هَذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اَللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فيِ السَّفَرِ، وَالْخَلِيفَةُ فيِ الأَهْلِ، اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثاَءِ السَّفَرِ وَكَآبَةِ الْمَنْظَرِ وَسُوءِ الْمُنْقَلَبِ فيِ الْماَلِ وَاْلأَهْلِ ))<br />
<br />
207- “Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tüm noksanlıklar-dan tenzih ederiz.Yoksa biz buna güç yetiremezdik.Şüphesiz ki biz, Rabbimize döneceğiz.Allahım! Senden, bu yolculuğumuzda iyilik ve takva, râzı olacağın amel dileriz.Allahım! Bu yolculuğu-muzu bize kolaylaştır ve onun uzaklığını bize yakın kıl.Allahım! Sen, yolculukta dost ve âilemiz için vekilsin.Allahım! Yolculuğun meşakkatinden, üzücü manzara (görmekten), âilem ve malımda kötü değişiklikler (ile karşılaşmaktan) sana sığınırım.”<br />
<br />
Yolculuktan dönünce bu duâyla birlikte şunu da söyler:<br />
<br />
(( آيِبُونَ تاَئِبُونَ، عاَبِدُونَ، لِرَبِّناَ حاَمِدُونَ ))<br />
<br />
“Biz, (yolculuktan, vatanımıza selâmet içerisinde) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, Rabbimize hamd edenleriz.”[260]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR KÖY VEYA BELDEYE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّماَواَتِ السَّبْعِ وَماَ أَظْلَلْنَ، وَرَبَّ الأَرَضِينَ السَّبْعِ وَماَ أَقْلَلْنَ، وَرَبَّ الشَّياَطِينَ وَماَ أَضْلَلْنَ، وَرَبَّ الرَّياَحِ وَماَ ذَرَيْنَ. أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذِهِ الْقَرْيَةِ وَخَيْرَ أَهْلِهاَ، وَخَيْرَ ماَ فِيهاَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ وَشَرِّ أَهْلِهاَ وَشَرِّ ماَ فِيهاَ ))<br />
<br />
208- “Yedi kat gök ve onun gölgelediklerinin Rabbi, yedi kat yer ve onun barındırdıklarının Rabbi, şeytanlar ve onların saptırdıklarının Rabbi, rüzgârlar ve onların sürükleyip götürdükle-rinin Rabbi olan Allahım!Bu köyün, bu köy halkının ve bu köyde bulunanların hayırlısını senden dilerim.Bu köyün şerrinden, bu köy halkının şerrinden ve bu köyde bulunanların şerrinden sana sığınırım.”[261]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇARŞI VE PAZARA GİRERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
209- “Allah’Tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, yaşatır ve öldürür.O, diridir, ölmez. Her türlü iyilik, O’nun elindedir. O, her şeye gücü yetendir.”[262]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİNEK TÖKEZLEYİNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
210- “Allah’ın adıyla.”[263]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCUNUN GERİDE KALANLAR İÇİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَوْدِعُكُمُ اللهَ الَّذِي لاَ تَضِيعُ وَداَئِعُهُ ))<br />
<br />
211- “Sizi, kendisine bırakılan emânetler kaybolmayan Allah’a emânet ederim.”[264]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GERİDE KALANLARIN YOLCU İÇİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَسْتَوْدِعُ اللهَ دِينَكَ، وَأَماَنَتَكَ، وَخَواَتِيمَ عَمَلِكَ )) <br />
<br />
212- (2/1) “Dinini, emânetini ve işlerinin âkibetini Allah’a emânet ederim.”[265]<br />
<br />
(( زَوَّدَكَ اللهُ التَّقْوَى،وَغَفَرَ ذَنْبَكَ،وَيَسَّرَ لَكَ الْخَيْرَ حَيْثُ مَا كُنْتَ ))<br />
<br />
213- (2/2) “Allah seni takva ile rızıklandırsın, günahını bağışlasın ve nerede olursan ol, senin için hayırlı olanını kolaylaştırsın.”[266]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUK SIRASINDA TEKBİR VE TESBİH GETİRMEK:</span></span><br />
<br />
214- Câbir-Allah ondan râzı olsun- şöyle dedi:<br />
<br />
“Bizler, (Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte) yükseğe çıkınca ‘Allahu Ekber’, aşağı inince de ‘Subhanallah’ derdik.”[267]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCUNUN, SEHER VAKTİNE GİRDİĞİNDE YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سَمِعَ ساَمِعٌ بِحَمْدِ اللهِ، وَحُسْنِ بَلاَئِهِ عَلَيْناَ. رَبَّناَ صاَحِبْناَ، وَأَفْضِلْ عَلَيْناَ عاَئِذاً بِاللهِ مِنَ النَّارِ ))<br />
<br />
215- “Üzerimize olan lütfundan dolayı Allah’a yaptığımız hamdi işiten işitti.Rabbimiz! Bize yoldaş ol ve bize ihsanda bulun! Cehennemden Allah’a sığınırım.”[268]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUK SIRASINDA VEYA BAŞKA ZAMANDA BİR YERDE KONAKLAYINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِماَتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ ))<br />
<br />
216- “Yarattıklarının şerrinden, Allah’ın noksansız kelimele-rine sığınırım.”[269]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOLCULUKTAN DÖNÜNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
217- Her tepenin üzerinde üç defa ‘Allahu Ekber’  der, sonra şöyle duâ eder:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إَلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، آيِبوُنَ، تاَئِبُونَ، عاَبِدُونَ، لِرَبِّناَ حاَمِدُونَ، صَدَقَ اللهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ اْلأَحْزَابَ وَحْدَهُ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.Biz, (yolculuktan, vatanımıza selâmet içerisinde) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, Rabbimize hamd edenleriz.Allah va’dinde durdu, kuluna yardım etti ve (düşman) grupları yalnızca O hezimete uğrattı.”[270]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOŞA GİDEN VEYA GİTMEYEN BİR ŞEYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
218- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hoşuna giden bir işle karşılaştığında şöyle derdi:<br />
<br />
(( اَلْحَمْد ُللهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحاَتُ ))<br />
<br />
“Salih amellerin O’nun nimetiyle tamamlanan Allah’a hamdolsun.”<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hoşuna gitmeyen bir işle karşılaştığında ise şöyle derdi:<br />
<br />
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلَى كُلِّ حاَلٍ ))<br />
<br />
“Her hâlukârda Allah’a hamdolsun.”[271]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PEYGAMBER-sallallahu aleyhi ve sellem-’E SALAVÂT GETİRMENİN FAZÎLETİ:</span></span><br />
<br />
219- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلاَةً، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا ))<br />
<br />
“Kim bana bir salât getirirse, Allah da ona bununla on salât getirir.”[272]<br />
<br />
220- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( لاَ تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قُبُورًا، وَلا تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيدًا وَصَلُّوا عَلَيَّ فَإِنَّ صَلاَتَكُمْ تَبْلُغُنِي حَيْثُ كُنْتُمْ ))<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin.Kabrimi de bayram yerine çevirmeyin.Bana salât getirin.Zirâ getirdiğiniz salavâtınız nerede olursanız olun, bana ulaşır.”[273]<br />
<br />
221- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( اَلْبَخِيلُ الَّذِي مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ ))<br />
<br />
“Cimri, o kimsedir ki yanında adım anıldığında bana salât getirmeyendir”[274]<br />
<br />
 <br />
<br />
222- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِنَّ لِلَّهِ مَلائِكَةً سَيَّاحِينَ فِي الأَرْضِ، يُبَلِّغُونِي مِنْ أُمَّتِي السَّلاَمَ ))<br />
<br />
“Şüphesiz ki Allah’ın yeryüzünde gezici melekleri vardır. Onlar ümmetimden bana selâm ulaştırırlar.”[275]<br />
<br />
223- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
((مَا مِنْ أَحَدٍ يُسَلِّمُ عَلَيَّ إِلاَّ رَدَّ اللَّهُ عَلَيَّ رُوحِي حَتَّى أَرُدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ ))<br />
<br />
“Kim bana selâm verirse, selâmını almam için Allah ruhumu bana geri gönderir.”[276]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SELÂMI YAYMAK:</span></span><br />
<br />
224- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( لاَ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ: أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ))<br />
<br />
“Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz.Birbirinizi sevme-dikçe de îmân etmiş olmazsınız. Sizi, yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeye yönelteyim mi? Selâmı aranızda yayın.”[277]<br />
<br />
225- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( ثَلاَثٌ مَنْ جَمَعَهُنَّ فَقَدْ جَمَعَ الْإِيمَانَ: اَلْإِنْصَافُ مِنْ نَفْسِكَ، وَبَذْلُ السَّلاَمِ لِلْعَالَمِ، وَالْإِنْفَاقُ مِنْ الْإِقْتَارِ ))<br />
<br />
“Şu üç haslet kimse biraraya gelirse, o kimse kâmil îmâna kavuşmuş olur.Nefsine zulmetmemek, herkese selâm vermek ve yoksullukta (Allah için) infâk etmektir.”[278]<br />
<br />
226- Abdullah b. Ömer’den-Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, bir adam Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek: “İslâm’ın hangi hasleti daha hayırlıdır?” diye sordu.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermendir.”[279] buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MÜSLÜMAN,KENDİSİNE SELÂM VEREN KÂFİRE NASIL KARŞILIK VERİR?</span></span><br />
<br />
227- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
“Ehli kitap (yahudi ve hıristiyanlar) size selâm verirlerse, onlara:<br />
<br />
(( وَعَلَيْكُمْ ))<br />
<br />
‘Ve aleykum’ (ve sizin üzerinize) deyin.”[280]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HOROZ ÖTTÜĞÜNDE VE EŞEK ANIRDIĞINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
228- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِذَا سَمِعْتُمْ صِيَاحَ الدِّيَكَةِ فَاسْأَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ، فَإِنَّهَا رَأَتْ مَلَكًا. وَإِذَا سَمِعْتُمْ نَهِيقَ الْحِمَارِ، فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ الشَّيْطَانِ، فَإِنَّهُ رَأَى شَيْطَانًا ))<br />
<br />
 “Horozun öttüğünü işittiğinizde, Allah’ın fazlından isteyin. Çünkü o bir melek görmüştür.Eşeğin anırmasını işittiğinizde ise şeytanın şerrinden Allah’a sığının.Çünkü o bir şeytan görmüştür.”[281]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GECE KÖPEK HAVLADIĞINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
229- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِذَا سَمِعْتُمْ نُبَاحَ الْكِلاَبِ، وَنَهِيقَ الْحُمُرِ بِاللَّيْلِ، فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ، فَإِنَّهُنَّ يَرَيْنَ مَا لاَ تَرَوْنَ ))<br />
<br />
“Geceleyin köpeklerin havlamasını ve eşeklerin anırma-sını işittiğiniz zaman, onlardan Allah’a sığının.Çünkü onlar sizin görmediklerinizi (Allah tarafından gökten inen âfet ve felâketleri) görürler.”[282]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÖTÜLEDİĞİN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
230- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ فَأَيُّمَا مُؤْمِنٍ سَبَبْتُهُ، فَاجْعَلْ ذَلِكَ لَهُ قُرْبَهً إِلَيْكَ يَوْمَ الْقِياَمَةِ ))<br />
<br />
“Allahım! Hangi mü’mine kötü söz söylemişsem (hakaret etmişsem), bunu kıyâmet günü onun için sana yakınlık vesilesi kıl.”[283]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MÜSLÜMAN, MÜSLÜMANI ÖVDÜĞÜNDE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
231- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
(( إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ مَادِحًا صَاحِبَهُ لاَ مَحَالَةَ، فَلْيَقُلْ: أَحْسِبُ فُلاَنًا وَاللَّهُ حَسِيبُهُ، وَلاَ أُزَكِّي عَلَى اللَّهِ أَحَدًا، أَحْسِبُهُ إِنْ كَانَ يَعْلَمُ ذَاكَ كَذَا وَكَذَا ))<br />
<br />
“Sizden birinizin,  arkadaşını mutlaka övmesi gerekiyorsa şöyle desin: Falanı (görünüşe göre) iyi sanıyorum.Onu hesaba çekecek olan Allah’tır.Ben, Allah’a karşı kimseyi temize çıkara-mam.(Sonra) o kimseyi gerçekten öyle biliyorsa: Onu şöyle şöyle biliyorum, desin.”[284]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEZKİYE EDİLEN MÜSLÜMANIN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ لاَ تُؤَاخِذْنِي بِماَ يَقُولُونَ، وَاغْفِرْ ليِ ماَ لاَ يَعْلَمُونَ،          ]  وَاجْعَلْنيِ خَيْراً مِماَّ يَظُنُّونَ  [))<br />
<br />
232- “Allahım! Onların söyledikleri sebebiyle beni sorumlu tutma.Benim hakkımda bilmedikleri şeyleri benim için bağışla. [ve beni onların zannettiklerinden daha hayırlı kıl].”[285]<br />
<br />
                        <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İHRAMLI KİMSE HAC VEYA UMREDE NASIL TELBİYE GETİRİR?</span></span><br />
<br />
(( لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ،إِنَّ الْحَمْدَ، وَالنِّعْمَةَ، لَكَ وَالْمُلْكَ، لاَ شَرِيكَ لَكَ ))<br />
<br />
233- “Buyur, Allahım buyur! Buyur, senin ortağın yoktur, buyur! Hamd sanadır. Nimet ve mülk sana âittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.”[286]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAVAFTA HACER-İ ESVED’E GELİNCE TEKBİR GETİRMEK:</span></span><br />
<br />
234- “Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- Beytullah’ı devenin üzerinde tavaf etti.Hacer-i Esved’e her gelişinde yanındaki bir şeyle (bastonuyla) işâret edip tekbir getirdi.”[287]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAVAFTA RÜKN-Ü YEMÂNÎ İLE HACER-İ ESVED ARASINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
{وِمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ}<br />
<br />
235- “Rabbimiz!Bize dünyada bir iyilik ve âhirette de iyilik (cenneti) ver.Ve bizi cehennem azabından koru.”[288]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAFA VE MERVE ÜZERİNDE DURUNCA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
236- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- Safa’ya yaklaşınca:<br />
<br />
{إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ اللَّهِ…} [سورة البقرة الآية: 158]<br />
<br />
“Safâ ve Merve, Allah’ın ibâdet için belirlediği yerlerden-dir”(âyetini) okudu; “Allah’ın (âyette) başladığı ile başlıyorum” dedi ve Safâ ile başladı.Beytullah’ı görecek şekilde üzerine çıktı ve kıbleye yöneldi. Allah’ı birleyip tekbir getirdi ve şöyle dedi:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ، أَنْجَزَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ اْلأَحْزاَبَ وَحْدَهُ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O birdir. Va’dini yerine getirmiş, kuluna (Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e) yardım etmiş ve (Hendek savaşında düşman) grupları sadece o hezimete uğratmıştır.” Sonra Safa ve Merve arasında duâ etti ve bunu üç defa tekrarladı. Merve üzerinde de Safâ üzerinde yaptığı gibi yapmıştır.”[289]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AREFE GÜNÜ YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
237- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Duâların en hayırlısı, Arefe günü yapılan duâdır.Benim ve benden önceki tüm peygamberlerin söyledikleri sözlerin en hayırlısı şudur:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir.”[290]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEŞ’AR-İ HARAM’DA (MÜZDELİFE’DE) YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
238- “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ‘Kasvâ’ (isimli devesine) bindi ve Meş’ar-i Harâm’a geldi.Kıbleye yöneldi (Allah’a duâ etti, tekbir getirdi, lâ ilâhe illah dedi ve Allah’ı birledi). Ortalık iyice aydınlanıncaya kadar bu şekilde ayakta kaldı ve güneş doğma-dan önce oradan ayrıldı.”[291]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEMRELERE TAŞ ATARKEN TEKBİR GETİRMEK:</span></span><br />
<br />
239- Cemrelere taş atarken her defasında tekbir getirir. Birinci ve ikinci cemreye taşları attıktan sonra öne doğru çıkarak durur; kıbleye yönelerek ellerini kaldırıp duâ eder.Akabe cemre-sine taşları atarken de her defasında tekbir getirir.Taşları attıktan sonra ise oradan ayrılır, cemrenin yanında durmaz.[292]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞAŞIRTAN VE SEVİNDİREN BİR DURUM KARŞISINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( سُبْحَانَ اللهِ ))<br />
<br />
240- “Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”[293]<br />
<br />
(( اَللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
241- “Allah en büyüktür.”[294]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KENDİSİNE SEVİNDİRİCİ BİR HABER GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
242- “Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- kendisini sevindiren veya sevinilen bir olayla karşılaştığında Allah Teâlâ’ya şükür için secdeye kapanırdı.”[295]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BEDENDE AĞRI/SANCI HİSSEDİLİNCE YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
243- Elini vücudundaki acıyan yerin üzerine koy ve üç kere:<br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ ))<br />
<br />
“Allah’ın adıyla” dedikten sonra yedi kere şöyle de:<br />
<br />
(( أَعُوذُ بِاللهِ وَقُدْرَتِه مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ وَأُحاَذِرُ ))<br />
<br />
“Bulduğum ve korktuğum (acının) şerrinden, Allah’a ve O’nun kudretine sığınırım.”[296]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NAZAR ETMEKTEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:</span></span><br />
<br />
244- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Sizden biriniz, (müslüman) kardeşinde veya kendisinde veyahut da malında hoşuna giden bir şey gördüğünde, [onun için bereketli olmasını dilesin].Çünkü nazar, haktır.”[297]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KORKU VE DEHŞET ANINDA YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ ))<br />
<br />
245- “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[298]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KURBAN KESERKEN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( بِسْمِ اللهِ وَاللهُ أَكْبَرُ  ]اَللَّهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ[  اَللَّهْمَّ تَقَبَّلْ مِنيِّ ))<br />
<br />
246- “Allah’ın adıyla.Allah en büyüktür.[Allahım!Bu kurban, senden bana bir lütuf olarak geldi ve senin için kurban edildi] Allahım!Bu kurbanı benden kabul eyle!”[299]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İNATÇI ŞEYTANLARIN HİLE VE TUZAĞINI BOŞA ÇIKARMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:</span></span><br />
<br />
(( أَعُوذُ بِكَلِماَتِ اللهِ التَّامَّاتِ الَّتيِ لاَ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَلاَ فاَجِرٌ مِنْ شَرِّ مَاخَلَقَ، وَبَرَأَ وَذَرَأَ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ،وَمِنْ شَرِّ مَايَعْرجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأَ فيِ اْلأَرْضِ، وَمِنْ شَرِّ ماَ يَخْرُجُ مِنْهاَ، وَمِنْ شَرِّ فِتَنِ اللَّيْـلِ وَالنَّهاَرِ، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ طاَرِقٍ        إِلاَّ طاَرِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ ياَرَحْمَنُ ))<br />
<br />
247- “Yarattıklarının, yoktan var ettiklerinin şerrinden; gök-ten inenin ve göğe yükselenin şerrinden, yere ektiğinin ve yerden çıkanın şerrinden, gece ve gündüz fitnelerinin şerrinden, hayırla kapıyı çalanın dışında her kapıyı çalanın şerrinden, iyi ve kötünün onun dışına çıkamayacağı Allah’ın noksansız kelimele-rine sığınırım; Ya Rahmân!.”[300]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEVBE VE İSTİĞFAR HAKKINDA:</span></span><br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( وَاللَّهِ إِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً ))<br />
<br />
248-(6/1) “Allah’a yemin olsun ki ben, günde yetmiş defadan fazla Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.”[301]<br />
<br />
((يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ، فَإِنِّي أَتُوبُ فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ مَرَّةٍ))<br />
<br />
249- (6/2) “Ey insanlar! Allah’a tevbe edin.Çünkü ben, günde yüz kere Allah’a tevbe ederim.”[302]<br />
<br />
250-(6/3) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“ Her kim;<br />
<br />
((أَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ،الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَ أَتُوبُ إِلَيْهِ))<br />
<br />
‘Hayy ve Kayyûm olan, O’ndan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmayan Yüce Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim’ derse, savaşta düşmana karşı ordudan kaçmış olsa bile, Allah onu bağışlar.”[303]<br />
<br />
 <br />
<br />
251-(6/4) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الرَّبُّ مِنْ الْعَبْدِ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ الْآخِرِ، فَإِنْ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ ))<br />
<br />
“Rabbin kula en yakın olduğu an, gecenin son üçte biridir. O saatte Allah’ı zikredenlerden olabilirsen ol!”[304]<br />
<br />
252- (6/5) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
((أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ،فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ ))<br />
<br />
 “Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır.O halde secdede bol bol duâ edin.”[305]<br />
<br />
253- (6/6) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي، وَإِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ فِي الْيَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ ))<br />
<br />
“Benim kalbim de dalar, ben de muhakkak günde yüz defa Allah’tan bağışlanma dilerim.”[306]<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TESBÎH,TAHMÎD,TEHLÎL VE TEKBÎR GETİRMENİN FAZÎLETİ[307]:</span></span><br />
<br />
254- (12/1) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Kim bir günde yüz kere;<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
‘Allah’a hamdederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim’ derse, deniz köpüğü kadar bile olsa günahları silinir.”[308]<br />
<br />
255- (12/2) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Kim;<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir” derse, İsmâil soyundan dört kişiyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”[309]<br />
<br />
256- (12/3) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ )) <br />
<br />
“Söylemesi dile kolay gelen, kıyâmet günü mîzânda ağır basan ve Rahmân’a sevimli olan iki söz vardır ki iki söz şudur: Subhânallahi ve bihamdihi, Subhânallahil-Azîm/Allah’a hamd ederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Yüce Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim’”[310]<br />
<br />
257- (12/4) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ ))<br />
<br />
“Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Hamd Allah’adır. Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur ve Allah en büyüktür’ demem, güneşin üzerine doğduğu her şeyden bana daha sevimlidir.”[311]<br />
<br />
258- (12/5) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( أَيَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَكْسِبَ كُلَّ يَوْمٍ أَلْفَ حَسَنَةٍ؟ فَسَأَلَهُ سَائِلٌ مِنْ جُلَسَائِهِ كَيْفَ يَكْسِبُ أَحَدُنَا أَلْفَ حَسَنَةٍ؟ قَالَ: يُسَبِّحُ مِائَةَ تَسْبِيحَةٍ، فَيُكْتَبُ لَهُ أَلْفُ حَسَنَةٍ، أَوْ يُحَطُّ عَنْهُ أَلْفُ خَطِيئَةٍ )) <br />
<br />
“Sizden birinizin her gün bin sevap kazanmaya gücü yetmez mi?” Yanında oturanlardan birisi: Bizden birisi nasıl bin sevap kazanır?” diye sordu. Buyurdu ki: “Yüz defa Subhânallah derse, kendisine bin sevap yazılır veya onun bin günahı silinir.”[312]<br />
<br />
259- (12/6)  Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Her kim;<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ ))<br />
<br />
‘Yüce Allah’a hamd ederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim’ derse, ona cennette bir hurma ağacı dikilir.”[313]<br />
<br />
260- (12/7) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Ey Abdullah b. Kays!Sana cennet hazinelerinden birisini göstereyim mi?” “Evet yâ Rasûlallah!” dedim. Buyurdu ki:<br />
<br />
(( لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))<br />
<br />
“Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.”[314]<br />
<br />
261- (12/8) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Sözlerden Allah’a en sevimli olanı dörttür:<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ للهِ، وَلاَ إِلَهِ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ اَكْبَرُ ))<br />
<br />
‘Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Hamd Allah’a-dır. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur ve Allah en büyüktür.’ Bunlardan hangisiyle başlarsan başla zararı yoktur.”[315]<br />
<br />
262- (12/9) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e bir bedevi geldi ve: “Bana söyleyeceğim bir söz öğret” dedi.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle de, diye buyurdu:<br />
<br />
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، اَللهُ أَكْبَرُ كَبِيراً وَالْحَمْدُ ِللهِ كَثِيراً، سُبْحاَنَ اللهِ رَبِّ الْعاَلَمِينَ، لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ ))<br />
<br />
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Allah en büyüktür.Allah’a çokça hamd olsun.Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tüm noksanlıklar-dan tenzih ederim.Güç ve kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’tandır.”<br />
<br />
Bunun üzerine bedevi: “Bunlar Rabbim için, peki benim için ne var?”diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْليِ، وَارْحَمْنيِ، وَاهْدِنيِ وَارْزُقْنيِ ))<br />
<br />
“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni hidâyete erdir ve beni rızıklandır” de.”[316]<br />
<br />
263- (12/10)  Bir kimse müslüman olduğunda Peygamber    -sallallahu aleyhi ve sellem- ona namazı öğretir, sonra şu kelimelerle duâ etmesini emrederdi:<br />
<br />
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَارْحَمْنيِ، وَاهْدِنيِ، وَعاَفِنيِ، وَارْزُقْنيِ ))<br />
<br />
“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni hidâyete erdir. Bana âfiyet ver ve beni rızıklandır.”[317]<br />
<br />
264- (12/11) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
(( أَفْضَلُ الذِّكْرِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَفْضَلُ الدُّعَاءِ الْحَمْدُ لِلَّهِ ))<br />
<br />
 “Zikrin en fazîletlisi, Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur)’, duânın en fazîletlisi ise, Elhamdulillah (Hamd, Allah’a mahsustur) (sözüdür).”[318]<br />
<br />
 <br />
<br />
265- (12/12) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
 “Kalıcı salih ameller (şu sözlerdir):<br />
<br />
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَ بِاللهِ ))<br />
<br />
‘Subhânallah (Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim). Elhamdulillah (Hamd Allah’a mahsustur).Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur).Allahu Ekber (Allah en büyüktür). Ve  Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah (güç ve kuvvet ancak Allah’tandır).”[319]<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
BAZI HAYIR VE ÂDÂP ÖRNEKLERİ:</span></span><br />
<br />
267- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:<br />
<br />
“Gece karanlığı olduğu zaman -ya da akşama erişince- çocuklarınızı (dışarı çıkmaktan) alıkoyun.Çünkü şeytanlar o sırada dağılırlar.Geceden bir saat geçince de (dışarıdaki) çocuklarınızı (evlerinize) koyun ve Allah’ın ismini anarak kapıları kapatın.Çünkü şeytan kapalı kapıyı açmaz.Allah’ın ismini anarak kırbalarınızın ağzını bağlayın.Allah’ın ismini anarak enlemesine de olsa, üzerlerine bir şey koyarak kaplarınızın ağzını örtün ve lambalarınızı söndürünüz.”[321]<br />
<br />
[1] Bakara Sûresi: 152<br />
<br />
[2] Ahzâb Sûresi: 41<br />
<br />
[3] Ahzâb Sûresi: 35<br />
<br />
[4] A’râf Sûresi: 205<br />
<br />
[5] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/203); Müslim, “İçerisinde Allah’ın zikredildiği ev ile içerisinde Allah’ın zikredilmediği evin benzeri, ölü ile diri gibidir” lafzıyla rivayet eder (1/539).<br />
<br />
[6] Tirmizi (5/459), İbn-i Mace (2/1245) Bkz.Sahih-i İbn-i Mâce (2/326); Sahih-i Tirmizi (3/139).<br />
<br />
[7] Buhâri (8/171), Müslim (4/2061). Lafızlar Buhâri’ye âittir.<br />
<br />
[8] Tirmizi (5/458), İbn-i Mâce (2/1246). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/139), Sahih-i İbni Mâce (2/317).<br />
<br />
[9] Tirmizi (5/175), Bkz. Sahihü’t Tirmizi (3/9), Sahih-i Camiu’s-Sağir (5/340).<br />
<br />
[10] Buthan ve Akik, Medine çevresinde bulunan iki vadinin adıdır.<br />
<br />
[11] Müslim (1/553).<br />
<br />
[12] Ebu Dâvud (4/264) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/342).<br />
<br />
[13] Tirmizi. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/140).<br />
<br />
[14] Ebu Dâvud (4/264), Ahmed (2/389). Bkz. Sahihu’l-Cami (5/176).<br />
<br />
[15] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113); Müslim (4/2083).<br />
<br />
[16]  “Kim böyle derse bağışlanır, duâ ederse duâsı kabul olunur.Eğer kalkip abdest alır, sonra da namaz kılarsa, namazı kabul olunur.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (3/39) ve diğerleri.Lafızlar İbn-i Mâce. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/335).<br />
<br />
[17] Tirmizi (5/473). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/144).<br />
<br />
[18] Âl-i İmrân Sûresi:190-200. Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (8/237); Müslim, (1/530).<br />
<br />
[19] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Bkz. İrvâu’l-Ğalîl (7/47).<br />
<br />
[20] Ebu Dâvud, Tirmizi, Bağavi. Bkz. Elbâni, Muhtasaru Şemâili’t-Tirmizi (s.47).<br />
<br />
[21] Ebu Dâvud (4/41). Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/760)<br />
<br />
[22] İbn-i Mâce (2/1178); Bağavi (12/41). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/275).<br />
<br />
[23] Tirmizi (2/505) ve diğr. Bkz. İrvâu’L-Ğalîl (h.49), Sahihü’l-Câmi’ (3/203).<br />
<br />
[24] Buhâri (1/45); Müslim (1/283). [Bismillah/Allah’ın adıyla] ziyadesini ise Said b. Mansur tahric etmiştir. Bkz. Fethü’l-Bâri (1/244).<br />
<br />
[25] Nesâi‘den başka diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Nesâi ise Amelül-Yevmi vel-Leyle’de tahric etmiştir.Bkz. Zâdü’l-Meâd (2/387).<br />
<br />
[26] Ebu Dâvud, İbn-i Mâce, Ahmed; Bkz. İrvâu’l-Ğalîl (1/122).<br />
<br />
[27] Müslim (1/209)<br />
<br />
[28] Tirmizi (1/78). Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (1/18).<br />
<br />
[29] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (s.173). Bkz. İrvâu’l-Ğalil (1/135 – 2/94).<br />
<br />
[30] Ebu Dâvud (4/325), Tirmizi (5/490), Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (3/151).<br />
<br />
[31] Sünen sahipleri; Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (3/152), Sahih-i İbn-i Mâce (2/336).<br />
<br />
[32] Ebu Dâvud (4/325) tahric etti. Allâme b. Baz, (Tuhfetü’l-Ahyar s.28) isnadının hasen olduğunu söyler. Bir diğer sahih hadis de şöyledir; “Kişi evine girerken ve yemek yerken Allah’ı zikrettiğinde şeytan (ashabına) “Size burada ne geceleyecek yer, ne de akşam yemeği var” der” Müslim, (h.2018).<br />
<br />
[33] Bu hasletlerin hepsi için Buhâri (11/116; h.6316) ve Müslim (1/526, 529, 530; h 763). <br />
<br />
[34] Tirmizi h. 3419 (5/483).<br />
<br />
[35] Buhâri, Edebü’l-Müfred (s.258; h.695). Elbâni “hadis sahihtir” der, Bkz. Sahihu Edebi’l-Müfred (h.536).<br />
<br />
[36] İbn-i Hacer Fethu’l-Bâri ve Kitabu’d-Duâ’da İbn-i Ebî Âsım’a isnaden. Bkz. Fethu’l-Bâri (11/118): “Çeşitli rivâyetlerde yirmibeş haslet toplandı” demiştir.<br />
<br />
[37] Ebu Dâvud, Bkz. Sahihü’l-Câmi’ (h.4591).<br />
<br />
[38] İbn-i es-Sünnî (h.88); Elbâni “hadis hasendir” der.<br />
<br />
[39] Ebu Dâvud (1/126). Bkz. Sahihu’l Cami (1/528)<br />
<br />
[40] Müslim (1/126).İbn-i Mâce’nin Sünen’inde Fâtıma-radıyallahu anhâ-’nın hadisin-den:“Allah’ım günahlarımı bağışla ve bana rahmetinin kapılarını aç” Elbâni, Şevâhidi dolayısıyla sahih olduğunu söyler.Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/128, 129).<br />
<br />
[41] Bkz. (20) rakamlı hadis rivayetlerinin tahrici.[Allahım! Beni kovulmuş şeytandan koru] ziyadesi İbn-i Mâce’de. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/129).<br />
<br />
[42] Buhâri (1/152); Müslim (1/288).<br />
<br />
[43] Müslim (1/290).<br />
<br />
[44] İbn-i Huzeyme, es-Sahih (1/220).<br />
<br />
[45] Müslim (1/288).<br />
<br />
[46] Buhâri (1/152); Tırnak içindeki kısım Beyhaki’den (1/410) Allâme Abdulaziz b. Baz, (Tuhfetu’l Ahyar s.38) bu ziyadenin geldiği isnadın hasen olduğunu söyler.<br />
<br />
[47]Tirmizi, Ebu Dâvud, Ahmed; Bkz. İrvâu’l-Galil (1/262).<br />
<br />
[48] Buhâri (1/181); Müslim (1/419).<br />
<br />
[49] Sünen sahipleri. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/77); Sahih-i İbn-i Mâce (1/135).<br />
<br />
[50] Müslim, (1/534).<br />
<br />
[51] Müslim, (1/534).<br />
<br />
[52] Ebu Dâvud (1/203); İbn-i Mâce (1/265); Ahmed (4/85). Müslim, İbn-i Ömer -radıyallahu anhümâ-’dan benzerini tahric etmiştir, onda bir de kıssa zikredilir (1/420).<br />
<br />
[53] Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-, gece teheccüde kalktığında bu duâyı okurdu.<br />
<br />
[54] Buhâri, Bkz.Fethu’l-Bâri (3/3 – 11/116 – 13/371,423,465); Müslim, özetle benzerini rivayet etmiştir (1/532).<br />
<br />
[55] Sünen sahipleri ve Ahmed. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/83).<br />
<br />
[56] Buhâri (1/99); Müslim (1/350).<br />
<br />
[57] Müslim (1/353); Ebu Dâvud (1/230).<br />
<br />
[58] Müslim (1/534); İbn-i Mâce dışında diğer sünen sahipleri (Tirmizi, Ebu Dâvud, Nesâi) tahriç etmiştir.<br />
<br />
[59] Ebu Dâvud (1/230); Nesâi; Ahmed. İsnâdı ise hasendir.<br />
<br />
[60] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (2/282).<br />
<br />
[61] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (2/284).<br />
<br />
[62] Müslim, (1/346).<br />
<br />
[63] Sünen sahipleri ve Ahmed tahric etmiştir. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/83).<br />
<br />
[64] Buhâri (1/99); Müslim (1/350).Buhâri, Müslim. Tahrici geçti (Bkz. 34, s.39).<br />
<br />
[65] Müslim (1/353); Ebu Dâvud (1/230).<br />
<br />
[66] Müslim (1/534) ve diğerleri.<br />
<br />
[67] Ebu Dâvud (1/230); Nesâi; Ahmed. İsnâdı ise hasendir.<br />
<br />
[68] Müslim (1/350).<br />
<br />
[69] Müslim (1/532).<br />
<br />
[70] Ebu Dâvud (1/231). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/148).<br />
<br />
[71] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Bkz. Sahih-i Tirmizi, Sahih-i İbn-i Mâce (1/148).<br />
<br />
[72] Tirmizi (2/474); Ahmed (2/30); Hâkim “hadis sahihtir” demiş ve İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir. (1/220) lafızdaki ziyâde Hâkim’in rivayetine aittir.<br />
<br />
[73] Tirmizi (2/473); Hakim “hadis sahihtir” demiş ve İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir (1/219).<br />
<br />
[74] Buhâri, Bkz. Feth’ul-Bâri (1/13); Müslim (1/301).<br />
<br />
[75] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/408).<br />
<br />
[76] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/407); Müslim (1/306). Lafızlar, Müslim’e âittir.<br />
<br />
[77] Buhâri (2/102); Müslim (1/412). Lafızlar, Müslim’e âittir.<br />
<br />
[78] Buhâri (2/202); Müslim (1/412).<br />
<br />
[79] Buhâri (8/168); Müslim (4/2078).<br />
<br />
[80] Müslim (1/534).<br />
<br />
[81] Ebu Dâvud (2/86); Nesâi (3/53); Elbâni, “hadis sahihtir” der. Bkz. Sahih-i Ebi Dâvud (1/284).<br />
<br />
[82] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/35).<br />
<br />
[83] Ebu Dâvud. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/328).<br />
<br />
[84] Nesâi, (4/54-55); Ahmed (4/364); Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Nesâi (1/281).<br />
<br />
[85] Nesâi, lafzıyla tahric etmiştir (3/52); Ahmed (4/338); Elbâni, “hadis sahihtir” der, Bkz. Sahih-i Nesâi (1/280).<br />
<br />
[86] Sünen sahipleri rivayet etmiştir. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/329).<br />
<br />
[87] Ebu Dâvud (2/62), Tirmizi (5/515), İbn-i Mâce (2/1267), Ahmed (5/360), Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/329); Sahih-i Tirmizi (3/163).<br />
<br />
[88] Müslim (1/414).<br />
<br />
[89] Buhâri (1/255); Müslim (1/414).<br />
<br />
[90] Müslim (1/415).<br />
<br />
[91] Müslim, (1/418); “Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).<br />
<br />
[92] Ebu Dâvud (2/86), Nesâi (3/68); Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/8), bu üç sûreye “muavvizât” denir. Fethu’l-Bâri (9/62).<br />
<br />
[93] İhlas Sûresi<br />
<br />
[94] Felak Sûresi<br />
<br />
[95] Nas Sûresi<br />
<br />
[96] “Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).<br />
<br />
[97] Allah’ın Arşı, Kürsü’ye nisbetle daha geniş ve büyüktür.Kürsü ve Arş kavramları için sahih akide kitaplarına başvurulabilir.<br />
<br />
[98] Bakara Sûresi: 255<br />
<br />
[99] Tirmizi (5/515), Ahmed (4/227). Bkz. Zâdü’l-Meâd (1/300).<br />
<br />
[100] İbn-i Mâce ve diğerleri.Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/152), Mecmeu’z-Zevâid’e (10/111).<br />
<br />
[101] Buhâri (7/162).<br />
<br />
[102] Âl-i İmrân Sûresi: 159<br />
<br />
[103] Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).<br />
<br />
[104] Bakara Sûresi: 255<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).<br />
<br />
[105] İhlas Sûresi<br />
<br />
[106] Felak Sûresi<br />
<br />
[107] Nas Sûresi<br />
<br />
“Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).<br />
<br />
[108] Akşam olunca; “Mülk, Allah’ın olduğu halde akşamladık.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[109] Akşam da; “Rabbim Senden bu gece olan ve bu geceden sonraki hayrı ister; bu gecenin şerrinden ve bu geceden sonraki şerden de Sana sığınırım.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[110] Müslim (4/2088).<br />
<br />
[111] Akşam olunca; “Allah’ım, Senin yardımınla akşamlar ve yine Senin yardımınla sabahlarız. Senin yardımınla yaşar ve yine Senin yardımınla ölürüz. Ve dönüş Sanadır.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[112] Tirmizi (5/466), Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/142).<br />
<br />
[113]  “Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).<br />
<br />
[114] Akşam da; “akşamladım” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[115] “Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).<br />
<br />
[116] Akşamleyin; “akşama çıkan..” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[117] “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).<br />
<br />
[118] Ebu Dâvud (4/324), Ahmed (5/42), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.22), İbn-i es-Sünnî (h.69), Buhâri Edebu’l-Müfred. Allâme Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.26).<br />
<br />
[119] “Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman yedi kere söylerse, onu üzen dünya ve âhiret işlerine Allah kâfidir” İbn-i es-Sünnî (h.71) merfû, Ebu Dâvud (4/321) mevkûfen tahric etmiştir. Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût isnadının sahih olduğunu söylemişlerdir. Bkz. Zâdu’l-Meâd (2/376).<br />
<br />
[120] Ebu Dâvud, İbn-i Mâce; Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
[121] Tirmizi, Ebu Dâvud; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/142).<br />
<br />
[122] “Sabah ve akşam  üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz,  isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).<br />
<br />
[123]  “Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).<br />
<br />
[124] Hakim’in sahih olduğunu söylemesine, İmam Zehebi muvafakat eder, (1/545). Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib, (1/273).<br />
<br />
[125] Akşamleyin: “Mülk, Âlemlerin Rabbi Allah’ın olduğu halde akşamladık.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[126] Akşam: “Allahım! Senden bu gecenin hayrını, fethini, zaferini, nûrunu, bereketini ve hidâyetini dilerim.Ondaki ve sonrasındaki şerden sana sığınırım.” şeklinde söylenir.<br />
<br />
[127] Ebu Dâvud (4/322); Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût, isnadının hasen olduğunu söylemişlerdir; Bkz. Zâdu’l-Meâd (2/273)<br />
<br />
[128] Ahmed (3/406-407); İbn es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.34). Bkz. Sahihu’l-Câmî (4/209).<br />
<br />
[129] “Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).<br />
<br />
[130] Ebu Dâvud (4/319), İbn-i Mâce, Ahmed (4/60). Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/270), Sahih-i Ebî Dâvud (3/957), Sahih-i İbn-i Mâce (2/331), Zâdü’l-Meâd (2/377).<br />
<br />
[131] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.24). Bkz. Sahihu’t -Terğib ve’t-Terhib (1/272); Abdulaziz B. Baz, Tuhfetu’l-Ahyâr (s.44); fazileti hk. bkz. a.g.e. (s.146, h.255).<br />
<br />
[132]  “Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).<br />
<br />
[133] Müslim (4/2090)<br />
<br />
[134] İbn-i es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.54), İbn-i Mâce (h.925). Şuayb ve Abdulkâdir el-Arnavût, isnadının hasen oldunu söylemişlerdir. Bkz. Zâdü’l-Meâd (2/375).<br />
<br />
[135] Bkz. Buharî, Fethu’l-Bâri 11/101 Müslim (4/2075.<br />
<br />
[136] “Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).<br />
<br />
[137] “Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).<br />
<br />
[138] İhlas Sûresi<br />
<br />
[139] Felak Sûresi<br />
<br />
[140] Nas Sûresi<br />
<br />
[141] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/62), Müslim (4/1723).<br />
<br />
[142] Bakara Sûresi: 255<br />
<br />
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).<br />
<br />
[143] Bakara Sûresi: 285-286.<br />
<br />
 “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).<br />
<br />
[144] “Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”<br />
<br />
[145] Buhâri (11/126), Müslim (4/2084).<br />
<br />
[146] Müslim (4/2083) ve Ahmed lafzıyla (2/79) tahric etti.<br />
<br />
[147] “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”<br />
<br />
[148] Ebu Dâvud, lafzıyla (4/311); Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/143).<br />
<br />
[149] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2083).<br />
<br />
[150] “Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).<br />
<br />
[151] Müslim, (4/2084).<br />
<br />
[152] Müslim, (4/2085).<br />
<br />
[153] Ebu Dâvud, (4/317); Bkz.  Sahih-i Tirmizi (3/142).<br />
<br />
[154] Tirmizi, Nesâi. Bkz. Sahihu’l-Câmi (4/255).<br />
<br />
[155] “Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”<br />
<br />
[156] Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).<br />
<br />
[157] “Gece bir yandan diğer bir yana dönünce denir.” Hakim,  sahih olduğunu söyler ve İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir, (1/540). Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, İbn-i es-Sünnî, Bkz. Sahihu’l-Câmi (3/213).<br />
<br />
[158] Ebu Dâvud, (4/12), Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/171).<br />
<br />
[159] Müslim, (4/1772).<br />
<br />
[160] Müslim, (4/1772, 1773).<br />
<br />
[161] Müslim, (4/1772).<br />
<br />
[162] Müslim, (4/1773).<br />
<br />
[163] Müslim, (4/1773).<br />
<br />
[164] Sünen sahipleri, Ahmed, Dârimi, Beyhaki;  Parantez [ ] içindeki lafız Beyhaki’nin rivâyetidir.Bkz.Sahih-i Tirmizi (1/144), Sahih-i İbn-i Mâce (1/194), İrvâu’l-Ğalîl (2/172).<br />
<br />
[165] Sünen sahipleri, Ahmed. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/180), Sahih-i İbn-i Mâce (1/194), İrvâu’l-Ğalîl (2/175).<br />
<br />
[166] Beyhaki, isnadının sahih olduğunu söyler,Sünenü’l-Kübrâ (2/211).Allâme Elbâni, “İsnâdı sahih ve Ömer-radıyallahu anh-’a mevkûf bir rivâyettir” der, İrvâu’l-Ğalîl (2/170).<br />
<br />
[167] Nesâi (3/244), Dârekutnî ve diğerleri. Parantez [ ] içi Dârekutnî rivâyetinin ziyâdesidir ve isnadı sahihtir, (2/31). Bkz. Zâdu’l-Meâd, (ilgili hadisin tenkidi; Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût) (1/337).<br />
<br />
[168] Ahmed, (1/391). Elbâni, tashih etmştir.<br />
<br />
[169] Buhâri, (7/158). Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bu duayı çokça yapardı. Bkz. Fethu’l-Bâri (11/173).<br />
<br />
[170] Buhâri, (7/153), Müslim, (4/2092).<br />
<br />
[171] Ebu Davud (4/324), Ahmed (5/42) Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/959).<br />
<br />
[172] Tirmizi, (5/529). Hâkim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir; (1/505). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/168).<br />
<br />
[173] Ebu Davud, (2/87); bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (2/335).<br />
<br />
[174] Ebu Dâvud, (2/89); Hâkim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir.<br />
<br />
[175] Ebu Davud (3/42), Tirmizi, (5/572); bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/183).<br />
<br />
[176] Buhâri, (5/172).<br />
<br />
[177] Buhâri, Edebu’l-Müfred, (h.707); Elbâni, sahih olduğunu söylemiştir, bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred, (h.545).<br />
<br />
[178] Buhâri, Edebu’l-Müfred, (h.708); Elbâni, sahih olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred, (h.546).<br />
<br />
[179] Müslim, (3/1362).<br />
<br />
[180] Müslim, (4/2300).<br />
<br />
[181] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/336); Müslim (1/120)<br />
<br />
[182] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/336); Müslim (1/120)<br />
<br />
[183] Müslim, (1/119-120).<br />
<br />
[184] Hadîd Sûresi: 3. Ebu Dâvud. Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/962).<br />
<br />
[185] Tirmizi, (5/560); Bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/180).<br />
<br />
[186] Buhâri, (7/158).<br />
<br />
[187] Müslim, (4/1729); Osman b. Âs -Allah ondan râzı olsun-: “Böyle yaptım ve Allah, vesveseyi benden giderdi” demiştir.<br />
<br />
[188] İbn-i Hibban, es-Sahih  (Mevârid) (h.2427) ve İbn-i es-Sünnî, (h.351). Hafız İbn-i Hacer, “Bu sahih bir hadistir” der. Abdülkadir El-Arnavût, e-Ezkâr’ın tahricinde sahih olduğunu söyler (s.106).<br />
<br />
[189] Ebu Dâvud, (2/86), Tirmizi (2/257); Elbâni, tashih etmiştir; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/2837).<br />
<br />
[190] Ebu Dâvud (1/206), Tirmizi. Bkz. Mü’minûn Sûresi: 98-99, Sahih-i Tirmizi (1/77).<br />
<br />
[191] Buhâri, (1/151); Müslim, (1/291),<br />
<br />
[192] “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin.Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur,  hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”<br />
<br />
[193] “Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).<br />
<br />
[194] Bkz. Nevevi, el-Ezkâr (s.349), Selim el-Hilâli, Sahihu’l-ezkâr (2/713).<br />
<br />
[195] Buhâri, (4/119), İbn-i Abbas –Allah ondan râzı olsun-, hadisi.<br />
<br />
[196] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (10/118).<br />
<br />
[197]  “Müslüman bir kul, eceli gelmemiş bir hastayı ziyâret eder ve yedi kere bu duâyı  derse, o hasta şifa bulur.” Tirmizi, Ebu Dâvud.  Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/210), Sahihu’l-Câmi (5/180).<br />
<br />
[198] Tirmizi, İbn-i Mâce, Ahmed. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/244), Sahih-i Tirmizi (1/286). Merhum Ahmed Şâkir de sahih olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
[199] Buhâri, (7/10); Müslim, (4/1893).<br />
<br />
[200] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri, (8/144).<br />
<br />
[201] Tirmizi, İbn-i Mâce. Elbâni, sahihtir der. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/152), Sahih-i İbn-i Mâce (2/317).<br />
<br />
[202] Ebu Dâvud, (3/190). Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/432),<br />
<br />
[203] Müslim, (2/632).<br />
<br />
[204] Müslim, (2/634).<br />
<br />
[205] Müslim, (2/663).<br />
<br />
[206] İbn-i Mâce, (1/480), Ahmed (2/368); Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (1/252).<br />
<br />
[207] İbn-i Mâce, Ebu Dâvud, (3/211); Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (1/251).<br />
<br />
[208] Hâkim, sahih olduğunu söylemiş İmam Zehebi de muvafakat etmiştir, (1/359); Elbâni, Ahkâmu’l-cenâiz (s.125).<br />
<br />
[209] Said b. Müseyyib şöyle der: Ebu Hureyre’nin arkasında günahsız bir çocuğun namazını kıldım ve onu şöyle derken işittim:.. hadis zikredilir”. Mâlik, el-Muvattâ (1/288), İbn Ebî Şeybe, el-Musannaf, (3/217), Beyhaki, (4/9). Şuayb el-Arnavût, hadisin sahih olduğunu söyler; bkz. Bağavi, Şerhu’s-Sünne (ilg. hadis tenkidi: 5/357).<br />
<br />
[210] Bkz. İbn-i Kudâme, Muğni (3/416); Abdülaziz b. Baz, Durûsu’l-Muhimme (s.15).<br />
<br />
[211] “Hasan, çocuğun cenazesinde Fatihâ’yı okur ve şöyle derdi.. Hadis zikredilir”. Beğavi, Şerhu’s-Sünne; Abdürrezzak (h.6588); Buhâri, Kitabu’l-Cenâiz (h.65): ta’likan, Cenazenin Üzerinde Fatiha Okuma Babı, (2/113).<br />
<br />
[212] Buhâri, (2/80); Müslim, (2/636).<br />
<br />
[213] Nevevi, el-Ezkâr (s.126).<br />
<br />
[214] Ebu Dâvud, (3/314); Ahmed: “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın milleti üzere” lafzıyla.İki sened de sahihtir.<br />
<br />
[215] Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ölünün defnini bitirince başında durur ve şöyle derdi: “Kardeşiniz için bağışlanma isteyin ve onun için sebat dileyin.Çünkü o şu anda sorguya çekiliyor.” Ebu Dâvud, (3/315); Hakim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir. (1/370)<br />
<br />
[216] Müslim, (2/671); İbn-i Mâce (1/494), Bureyde-Allah ondan râzı olsun-’dan lafızlar, İbn-i Mâce.Parantez [ ] arası; Müslim, Âişe-Allah ondan râzı olsun-’dan (2/671).<br />
<br />
[217] Ebu Dâvud, (4/326); İbn-i Mâce, (2/1228).<br />
<br />
[218] Müslim, (2/616); Buhâri, (4/76).<br />
<br />
[219] Abdullah b. Zübeyr -Allah ondan râzı olsun- gök gürültüsünü işitince konuşmayı bırakır ve şöyle derdi:..Hadis zikredilir”. Muvatta, (2/992). Elbâni, “Mevkuf olarak isnadı sahihtir” der.<br />
<br />
[220] Ebu Dâvud (1/303) Elbâni, sahihtir der; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/216).<br />
<br />
[221] Buhâri, (1/224); Müslim, (2/613).<br />
<br />
[222] Ebu Dâvud (1/305). Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/218).<br />
<br />
[223] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (2/518).<br />
<br />
[224] Buhâri, (1/205); Müslim, (1/83).<br />
<br />
[225] Buhâri, (1/224); Müslim (2/614)<br />
<br />
[226] Tirmizi, (5/504); Dârimi, lafzıyla (1/336); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/157).<br />
<br />
[227] Ebu Dâvud, (2/306) ve Diğerleri. Bkz. Sahih-i-Câmi  (4/209).<br />
<br />
[228] İbn-i Mâce, (1/557), Abdullah b. Amr –Allah ondan râzı olsun-’ın duâsından. Hafız İbn-i Hacer,  hasen olduğunu söyler, el-Ezkâr. bkz. şerhi (4/342).<br />
<br />
[229] Ebu Dâvud, (3/347); Tirmizi, (4/288). Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/167).<br />
<br />
[230] Tirmizi, (5/506). Bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/158).<br />
<br />
[231] Nesâi dışında diğer sünen  sahipleri. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/159).<br />
<br />
[232] Buhâri, (6/214); Tirmizi, lafzıyla (5/507).<br />
<br />
[233] Müslim, (3/1615).<br />
<br />
[234] Müslim, (3/126).<br />
<br />
[235] Ebu Dâvud, Sünen (3/367); İbn-i Mâce, (1/556); Nesai, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.296-298): Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunu bir ev halkı yanında iftar ettiği zaman söylediğini belirtir. Elbâni, sahih olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/730).<br />
<br />
[236] Nafile oruç tutarken, iftardan önce yanında sofra kurulan.<br />
<br />
[237] Müslim, (2/1054.<br />
<br />
[238] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/103); Müslim, (2/806).<br />
<br />
[239] Müslim, (2/1000); Sa’ ve Müdd, bir tür hacim ölçüleridir.<br />
<br />
[240] Buhâri, (7/125).<br />
<br />
[241] Tirmizi, (5/82); Ahmed (4/400); Ebu Dâvud (4/308); bkz. Sahih-i Tirmizi (2/354).<br />
<br />
[242] Nesâi hariç diğer sünen sahipleri .Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/316).<br />
<br />
[243] Ebu Dâvud, (2/248); İbn-i Mâce (1/617); bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/324).<br />
<br />
[244] Buhâri, (6/141); Müslim, (2/1028).<br />
<br />
[245] Buhâri, (7/99); Müslim, (4/2015)<br />
<br />
[246] Tirmizi (5/494); (5/493); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/153).<br />
<br />
[247] Tirmizi ve diğerleri; bkz. Sahih-i Tirmizi (3/153), Sahih-i İbn-i Mâce (2/321). Lafızlar Tirmizi.<br />
<br />
[248] Sünen sahipleri.Bkz. Sahih-i Tirmizi (36153); Âişe-Allah ondan râzı olsun-’un şöyle dediği sabit olmuştur; “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bir mecliste oturduğunda, Kur’an okuduğunda ve namaz kıldığında mutlaka sonunu şu kelimelerle tamamlardı:…(Hadis zikredilir)”. Nesâi,Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.308); Ahmed (6/77). Dr.Faruk Hammâde,Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle’nin tahkikinde sahih olduğunu söyler.<br />
<br />
[249] Ahmed, (5/82); Nesâi, Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle, thk; Dr. Faruk Hammâde (s.218, h.421).<br />
<br />
[250] Tirmizi, (h.2035). Bkz. Sahihu’l-Câmi (h.6244), Sahih-i Tirmizi (2/200).<br />
<br />
[251] Müslim, (1/555); Bir başka rivâyette, “Kehf sûresinin sonundan denilir”, (1/556).<br />
<br />
[252] Tahrici daha önce geçti.( Bkz. Sayfa:35-36, hadis no: 55-56).<br />
<br />
[253] Ebu Dâvud,(4/333);Elbâni, hasen olduğunu söyler,bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/965).<br />
<br />
[254] Buhâri, bkz. Fethul-Bâri (4/88).<br />
<br />
[255] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (s.300); İbn-i Mâce (2/809). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/55) bak.<br />
<br />
[256] Ahmed (4/403) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l-Câmi (3/233), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/19).<br />
<br />
[257] İbn-i es-Sünnî, (s.138, h. 278). Bkz. İbn-i Kayyim, el-Vâbilu’s-Sayyib, thk: Beşir Muhammed Uyûn (s.304).<br />
<br />
[258] Ahmed, (2/220); İbn-i es-Sünnî (h.292). Elbâni, sahihtir der; bkz. el-Ehâdîsu’s-Sahiha (3/54).Hayra yormak ise Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in hoşuna giderdi.Bu nedenle birisinden iyi bir söz işittiğinde bu söz onun hoşuna gitmiş ve ona: “Ağzından çıkan iyimserliğin bizi etkiledi.” Demiştir. Ebu Dâvud, Ahmed; Elbâni, sahih olduğunu söyler, es-Sahiha (2/323).<br />
<br />
[259] Ebu Dâvud, (3/34); Tirmizi (5/501); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/157).<br />
<br />
[260] Müslim, (2 / 998).<br />
<br />
[261] Hakim, sahih olduğunu söylemiş İmam Zehebi de muvafakat etmiştir, (2/100); İbn-i es-Sünnî (h.524); Hafız, hasen olduğunu söyler, el-Ezkâr’, thk, (5/154) .Abdulaziz b. Baz; “Nesâi, hasen bir isnadla rivâyet etmiştir” der. bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.37).<br />
<br />
[262] Tirmizi, (5/291); Hâkim, (1/538); Elbâni, Sahih-i İbn-i Mâce (2/21); Sahih-i Tirmizi (3/152).<br />
<br />
[263] Ebu Dâvud, (4/296); Elbâni, sahihtir der. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/941).<br />
<br />
[264] Ahmed, (2/403); İbn-i Mâce (26943). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/133).<br />
<br />
[265] Ahmed, (2/7); Tirmizi, (5/499). Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/155).<br />
<br />
[266] Tirmizi. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/155) bak.<br />
<br />
[267] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/135).<br />
<br />
[268] Müslim, (4/2086).  [ سَمِعَ سَامِعٌ ] şeklinde okunduğunda; “Üzerimize olan güzel nimet ve muâmeleleri için Allah’a yaptığımız hamde bir şahit şahitlik yaptı” anlamına gelir. [ سَمَّعَ سَامِعٌ ] şeklinde okunduğunda ise; “Bu sözü işiten, onu bir başkasına iletti  ve aynısını söyledi” anlamındadır.Bu, seher vaktinde zikir ve duâ yapmanın öneminin beyanı içindir.“Rabbimiz! Bize yoldaş ol ve bize ihsanda bulun” sözü ise; hoşa gitmeyen şeyleri bizden uzaklaştır, bizi koru, üzerimize nimet, lütuf ve fazlını ihsan et” anlamındadır.Bkz. Nevevi Şerhi (17/39).<br />
<br />
[269] Müslim, (4/2080).<br />
<br />
[270] Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hac veya bir gazve için gittiği sefer dönüşünde bu duâyı yapardı. Buhâri, (7/13); Müslim, (2/980).<br />
<br />
[271] İbn-i es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle ; Hâkim, tashih eder. el-Elbâni de sahih olduğunu söylemiştir; Bkz. Sahihu’l Câmi (4/201).<br />
<br />
[272] Müslim, (1/288).<br />
<br />
[273] Ebu Dâvud, (2/218); Ahmed, (2/367); Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/383).<br />
<br />
[274] Tirmizi, (5/551) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l Câmi (3/25); Sahih-i Tirmizi (3/177).<br />
<br />
[275] Nesâi, Hâkim, (2/421); Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Nesâi, (1/274).<br />
<br />
[276] Ebu Dâvud, (h.2041); Elbâni, hasen demiştir; Bkz.  Sahih-i Ebî Dâvud (1/383).<br />
<br />
[277] Müslim, (1/74) ve diğerleri.<br />
<br />
[278] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/82); Ammâr-Allah ondan râzı olsun-‘dan mevkuf olarak, ta’lîk olarak.<br />
<br />
[279] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/55); Müslim, (1/65).<br />
<br />
[280] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/42); Müslim, (4/1705).<br />
<br />
[281] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/350); Müslim, (4/2092).<br />
<br />
[282] Ebu Dâvud, (4/327); Ahmed, (3/306); el-Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/961).<br />
<br />
[283] Buhâri, bkz.Fethu’l-Bâri (11/171); Müslim, (4/2007), “Bunu onun için günahlarına keffâret ve rahmet kıl” lafzıyla.<br />
<br />
[284] Müslim, (4/2296).<br />
<br />
[285] Buhâri, Edebu’l-Müfred (h.761); Elbâni, senedinin sahih olduğunu söyler.Bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred (h.585). [ ] Parantez içindeki kısım, Beyhaki’nin bir başka rivâyetinin ziyâdesidir, bkz. Şuabu’l-Îman (4/228).<br />
<br />
[286] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/408); Müslim, (2/841).<br />
<br />
[287] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (3/476).<br />
<br />
[288] Ebu Dâvud, (2/179); Ahmed, (3/411); Beğavi, Şerhu’s-Sünne (7/128); Elbâni “hasendir” der, bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/354). Âyet: Bakara Sûresi: 201.<br />
<br />
[289] Müslim, (2/888).<br />
<br />
[290] Tirmizi, Elbâni, hasen olduğunu söyler; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/184), Ehâdis es-Sahiha (4/6).<br />
<br />
[291] Müslim, (2/891).<br />
<br />
[292] Buhâri, lafız için bkz. Fethu’l-Bâri (3/583-584); Aynı şekilde, Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (3/581); Müslim.<br />
<br />
[293] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/210-414); Müslim, (4/1857).<br />
<br />
[294] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/441); Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/103); Ahmed, Müsned (5/218).<br />
<br />
[295] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/233), İrvâu’l-Ğalîl (2/226).<br />
<br />
[296] Müslim, (4/1728).<br />
<br />
[297] Ahmed, Müsned (4/447); İbn-i Mâce, Mâlik; Elbâni, sahih demiştir; Bkz. Sahihu’l-Câmi (1/212); Bkz.Zâdü’l-Meâd, thk. Abdülkâdir el-Arnavût (4/170).<br />
<br />
[298] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/181); Müslim, (4/2208).<br />
<br />
[299] Müslim, (3/1557); Beyhaki, (9/287); [ ] Parantez içindeki kısım Beyhaki ve diğerlerinin, (9/287); son cümle anlam olarak Müslim rivâyetinden.<br />
<br />
[300] Ahmed, (3/419) sahih bir isnadla; İbn-i es-Sünnî, (h.637); Abdülkâdir el-Arnavût, sahih demiştir; bkz. thk. Tahâvi (s.133); Mecmau’z-Zevâid, (10/127).<br />
<br />
[301] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (11/101).<br />
<br />
[302] Müslim, (4/2076).<br />
<br />
[303] Ebu Dâvud, (2/85); Tirmizi, (5/69); Hâkim, sahih demiş, Zehebi de muvafakat etmiştir (1/511). Elbâni de sahih der; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182); Câmiu’l-Usûl, thk. el-Arnavût (4/389-390).<br />
<br />
[304] Tirmizi, Nesâi, (1/279); Hâkim. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/183); Câmiu’l-Usûl, thk. el-Arnavût (4/144).<br />
<br />
[305] Müslim, (1/350).<br />
<br />
[306] Müslim, (4/2075); İbn-I Esîr, hadisteki [ إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي ] ifadesi hakkında şöyle der: Bundan maksat dalmak ve unutmaktır. Çünkü Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-, çokça zikir ve ibâdet yapardı, bazı zamanlar bunlardan unuttuğu da olurdu. Bu yüzden, unuttuğu şeyi günah sayar ve derhal istiğfâra yönelirdi.Bkz. Câmiu’l-Usûl (4/386).<br />
<br />
[307] Tesbih: Sübhânallah; Tahmid: Elhamdülillah; Tehlil: Lâ ilâhe illallah,; Tekbir  de, Allahu Ekber demektir.<br />
<br />
[308] Buhâri, (7/168); Müslim, (4/2071). Sabah ve akşamları bu zikri yapmanın fazileti hk. bkz. s.84.<br />
<br />
[309] Buhâri,(7/67); Müslim, lafzıyla (4/2071). Bunu yüz defa demenin fazileti hk. bkz. s.85.<br />
<br />
[310] Buhâri, (7/167); Müslim, (4/2072).<br />
<br />
[311] Müslim, (4/2072).<br />
<br />
[312] Müslim, (4/2073).<br />
<br />
[313] Tirmizi,(5/511); Hâkim, (1/501); sahih demiş, Zehebi de buna muvafakat etmiştir. Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/531), Sahih-i Tirmizi (3/160).<br />
<br />
[314] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (11/213); Müslim, (4/2076).<br />
<br />
[315] Müslim, (3/1685).<br />
<br />
[316] Müslim, (4/2072); Ebu Dâvud, [Bedevi dönüp giderken, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem, “Elleri gerçekten hayırla doldu” buyurdu.] ziyâdesiyle, (1/220).<br />
<br />
[317] Müslim, (4/2073); bir başka rivayeti, “Bunlar sana dünya ve ahireti birleştirir” şeklindedir.<br />
<br />
[318] Tirmizi, (5/462); İbn Mâce, (2/1249); Hâkim, (1/503) tashih etmiş, Zehebi de buna muvafakat etmiştir. Bkz. Sahihu’l Câmi (1/362).<br />
<br />
[319] Ahmed, Ahmed Şâkir tertibi ile (h.513); isnadı sahihtir. Bkz. Mecmau’z-Zevâid (1/297).İbn-i Hacer, Ebu Said’in rivâyetini Nesâi’ye isnad ederek hakkında İbn-i Hibbân ve Hâkim’in tashihlerini zikreder, Buluğu’l-Merâm.<br />
<br />
[320] Ebu Dâvud, lafzıyla (2/81); Tirmizi, (5/521)); Bkz. Sahihu’l Câmi (4/271, h.4865).<br />
<br />
[321] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (10/88); Müslim, (3/1595).</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16385</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 02:03:13 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16385</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Rabbişrahli sadri ve yessirli emri ne demektir? Rabbişrahli duası kimin duası olarak bilinmektedir? Rabişrahli duasının faydaları nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duası hangi durumlarda okunmaktadır? Rabbişrahli duasının Türkçe okunuşu ve Arapça yazılışı nasıldır? Duanın faziletleri nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duasının anlamı, faziletleri ve okunuşu hakkındaki tüm bilgiler..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Arapça Yazılışı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى  وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى  وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى  يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى <br />
</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
"Rabbişrahli Sadri, Ve yessir li emri, Vahlul ukdeten min lisani Yefkahu kavli.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Mûsâ, dedi ki: <br />
<br />
“Rabbim! Göğsüme (Gönlüme) ferahlık ver, İşimi bana kolaylaştır, Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 25-26-27. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Kuranı kerimde geçen dualar arasında bulunan ve Hz Musa peygamberin duası olarak bilinen Taha suresi 25 ve 28. Ayetleri arasında bulunan bir duadır. Hz Musa’nın dilinde olan pelteklik ve konuşma bozukluğundan dolayı insanlara Allah’ın emir ve yasaklarını bildirmek için bu duayı söylediği bildirilmektedir. Duanın sonunda dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar mealindeki durumdan da Hz Musa'nın durumu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri ve Yessirli Emri Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
Duanın anlamı Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır demektir. Duanın devamında ise dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Şeklinde devam etmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Türkçe Okunuşu Ve Arapça Yazılışı Nasıldır?</span></span><br />
<br />
Türkçe okunuşu ve anlamı; Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır ve dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Olarak Türkçe tercüme edilmektedir. Arapça okunuşu ise; Rabbişrahli sadri ve yessirli emri vahlul ugdaten min lisani yefgahu gavli. Şeklinde okunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Duanın faziletleri arasında konuşma yapmak için kürsü veya hitabet noktalarında bulunan kişilerin akıcı konuşmasını sağlayan ve dinleyenlerin anlamasını kolaylaştıracak şekilde hitabet etmeyi kolaylaştırmak da faziletli ve hikmetli bir duadır. Herhangi bir durumda bir işe başlamak için de okunulması gereken bir dua olmaktadır. Kişinin kendini iyi ifade edebilmesinde faydalı olmaktadır. <br />
<br />
Önemli bir başlangıçta veya konuşmada kişinin hayırlı şekilde başlaması konusunda hikmetleri bulunan bir duadır. İş görüşmelerinde, sınav için, mülakatlara girişte okunmasının faydalı olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Duanın önemi kişinin rahat konuşmasını sağladığı gibi karşıdaki kişiler tarafından da kolaylıkla anlaşılabilmesini sağlamasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Kaç Kere ve Nasıl Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Duanın okunuşu için bir sayı belirlenmemektedir. Duanın okunuşu ise zor veya heyecanlı anlarda okunmasının oldukça faydalı olduğu yönündedir. Haklı olunan bir davada konuşma yapmadan önce okunması tavsiye edilmektedir. Duada okuma esnasında ihlaslı olmak Allah tarafından duyulduğunu hissetmek ve bir bağ oluşturmak duanın etkisi ve kabulü açısından oldukça mühim inceliklerdendir.<br />
<br />
Konuşmasında bozukluk olan veya kekemelik yaşayan kişilerin bu duayı sıklıkla zikretmeleri dillerinin bağının çözülmesi için oldukça faydalı olmaktadır. Konuşma güçlüğü çeken çocuklara da bu duanın okunması faydalı olmaktadır.<br />
<br />
<br />
    "Musa 'Rabbim!' dedi,<br />
    'Gönlüme ferahlık ver.<br />
    İşimi bana kolaylaştır.<br />
    Dilimden düğümü çöz.<br />
    Ki sözümü iyi anlasınlar.<br />
    Yakınlarımdan birini bana yardımcı ver.<br />
    Kardeşim Harun'u.<br />
    Onunla gücümü pekiştir.<br />
    Onu da görevime ortak et.<br />
    Tâ ki seni bol bol tesbih edelim.<br />
    Ve seni çok analım.<br />
    Kuşkusuz sen bizi görmektesin.' " (Tâhâ, 20/25-35)<br />
<br />
Bu âyetlerde, başta Resûl-i Ekrem (asm) olmak üzere Allah'ın birliği inancına çağrıda bulunacak bütün tebliğ adamlarına, hangi şartlar altında olursa olsun, Allah'a olan güveni bir an bile yitirmemek gerektiği fikri, Hz. Musa (as)'nın hayatından kesitler verilerek telkin edilmektedir.<br />
<br />
Nitekim Hz. Musa (as) kendisine verilen görevin ağırlığı karşısında başarısız olmaktan endişelenmiş, ama yine Rabbinin engin liitfuna sığınmıştı. Allah da ona, bu vazifeyi başarıyla yerine getirebilmesi için gönlünün ferahlatılması, zihninin açılması, işinin kolaylaştırılması, diline açıklık verilmesi ve yakınlarından bir yardımcıyla desteklenmesi hususundaki dileklerinin kabul edildiğini bildirmiş, devamındaki ayetlerde de kendisinin bu günlere nasıl geldiğini hatırlatmıştır. (bk. Tâhâ, 20/37-41)<br />
<br />
Bilindiği üzere, dua insanın ihtiyacını Rabbine arz etmesi, arzularını yerine getirmesi için yalvarıp yakarması manasına gelir. Bu açıdan bakıldığında, bir dua, dua sahibinin dertleriyle ne kadar ilişkili ise, arzularıyla ne kadar uyum içinde ise, meramını anlatmaya ne kadar yetenekli ise, o nispette  beliğ, o nispette edepli, o nispette makul, o nispette makbul olur.<br />
<br />
Şüphesiz her konuda olduğu gibi, dua hususunda da en maharetli kimseler peygamberlerdir. İşte Hz. Musa (as)’nın bu duası da bu özelliklere sahip bir arzuhaldir.<br />
<br />
Hz. Musa (as)’nın o esnada en muhtaç olduğu şey, göğsünün, kalbinin geniş olması; -bir yandan muhataplarına hikmetli ve ikna edici söz söyleyecek kapasiteye sahip olması, diğer taraftan onların direnmelerine karşı sabırla, ısrarla tebliğini sürdürmesidir- “Kalbimi genişlet!..” duasıyla bu gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını istemiştir.<br />
<br />
Keza, ilahlık dava eden  ceberut  bir Firavun'a karşı başkaldırmak, kudretli ordulara sahip olan ülkenin yöneticilerine karşı yepyeni bir din anlayışını ilan etmek, elbette tarifi zor bir görevdir. İşte, Hz. Musa (as), “İşimi kolaylaştır.” duasıyla, normal şartlar içerisinde altından kalkmanın imkânsız olduğu bir ortamda, Allah’ın lütuf ve keremiyle kendisine yardım etmesini, -sebepler dairesindeki hikmetiyle değil- bütün sebeplerin ötesinde o sonsuz kudretiyle işini kolay etmesini istemiştir.<br />
<br />
Hz. Musa (as), Firavun ve taraftarlarıyla giriştiği mücadele, bilinen kılıçla değil, dil kılıcıyla yapılıyordu. Bu yüzden bu manevî meydan muharebesinde en çok muhtaç olduğu silah dilin/lisanın mermileri olan fesahat ve belagattır. İşte Hz. Musa, bu savaşı kazanmak için en çok muhtaç olduğu dil kılıcının keskin olmasını, dil yayından fırlatacağı sözcük oklarının hedefine tam isabet etmesini,<br />
<br />
    “Çözüver şu dilimin bağını, ta ki anlasınlar sözümü!"<br />
<br />
duasıyla rabb-ı rahiminin dergâh-ı rahmetine iltica etmiştir.<br />
<br />
Demek ki, muhatabın konuyu anlaması ve ikna olması için,  hatibin dersini çok iyi çalışması ve çok iyi anlatması gerekir. Ayetten bu dersi öğrenmek de önemli bir noktadır.<br />
<br />
- Göğsün rahatlamasının bir maksadı da "gönlün ilâhî nurla dolması" anlamına gelebilir. Çünkü, ilâhî nurla dolan gönül, hem rahatlar hem de cesaretlenir. Bunlar ayrıca, sıkıntıdan, moralsizlikten, endişeden ve korkudan sıyrılmayı da ifade etmektedir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), genel anlamda yardım isteme yerine, yardımı detaylı bir şekilde istemektedir. Önce göğsünün genişletilmesini, ardından işinin çok zor olması nedeniyle kolaylaştırılmasını istemiştir. Buradan şunu anlayabiliriz: İnsan, yapacağı olumlu bir iş için Allah'ın yardımını istemelidir. Yüce Allah'ın kendisine yardım edeceğinin hem inancında hem de bilincinde olmalıdır.<br />
<br />
- Hz. Musa (as)'nın konuşmasındaki tutukluk, dilindeki pelteklik onun konuşmasının anlaşılmasını engelliyordu. Düğüm denen şey, muhatabın anlamasına engel olan durumdu. Buna göre dinleyen kadar konuşan ve konuştuğu şeyin anlaşılması da önemlidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), iyi konuşup karşıdakinin anlamasını temin eden, kendisine destek çıkan, işini paylaşmak için bu istekte bulunmuştur. Hz. Musa (as), Yüce Allah'tan, Hz. Harun (as)'u peygamber olarak görevlendirerek, onunla sırtını kuvvetlendirmesini istedi.<br />
<br />
Diğer taraftan, onu işinde ortak edinecekti. Bir Müslüman kendisine verilen görevin altından kalkıp kalkamayacağını, bu konudaki gücünü, yeteneğini, yeterliliğini bilmeli ve gerekeni yapmalıdır. Gerektiğinde yanına bir yardımcı almalıdır. Diğer taraftan, kardeş kardeşi kıskanmamalı, kardeşindeki farklılığı görebilmeli ve ona göre ondan istifade edebilmelidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), ilâhî vahyi tebliğ edebilmesi için dilindeki kekemeliğin kaldırılmasını, kardeşi Harun'un, kendisine yardımcı olabilmesi için peygamber seçilmesini istedikten sonra, Allah'ın yardımı ile elde edecekleri güvenli bir ortamda ibadet yapma özgürlüğünü elde etmek istemiştir.<br />
<br />
- "Şüphesiz sen bizi görmektesin" ifadesi, öncelikle bir dua ve zikirdir. Ayrıca, bize yardım et, bizi gözet, bize sahip çık anlamını amaç etmektedir. Bizim içimiz ve davranışlarımızı biliyor ve gözlüyorsun, aynı zamanda bizim ihtiyaçlarımızı da biliyorsun. Duamızla ihtiyaçlarımız örtüşüyorsa bize gereken yardımı yaparsın, demektir.<br />
<br />
Allah, Hz. Musa (as)'ın duasını bize bildirerek, bizim de buna uygun bir hayat sürmemizi istemektedir:<br />
<br />
    “İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda size güzel bir örnek vardır.”<br />
<br />
    “Onlarda sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır.” (bk. Mümtehine, 60/4, 6)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Rabbişrahli sadri ve yessirli emri ne demektir? Rabbişrahli duası kimin duası olarak bilinmektedir? Rabişrahli duasının faydaları nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duası hangi durumlarda okunmaktadır? Rabbişrahli duasının Türkçe okunuşu ve Arapça yazılışı nasıldır? Duanın faziletleri nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duasının anlamı, faziletleri ve okunuşu hakkındaki tüm bilgiler..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Arapça Yazılışı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى  وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى  وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى  يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى <br />
</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
"Rabbişrahli Sadri, Ve yessir li emri, Vahlul ukdeten min lisani Yefkahu kavli.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Mûsâ, dedi ki: <br />
<br />
“Rabbim! Göğsüme (Gönlüme) ferahlık ver, İşimi bana kolaylaştır, Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 25-26-27. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Kuranı kerimde geçen dualar arasında bulunan ve Hz Musa peygamberin duası olarak bilinen Taha suresi 25 ve 28. Ayetleri arasında bulunan bir duadır. Hz Musa’nın dilinde olan pelteklik ve konuşma bozukluğundan dolayı insanlara Allah’ın emir ve yasaklarını bildirmek için bu duayı söylediği bildirilmektedir. Duanın sonunda dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar mealindeki durumdan da Hz Musa'nın durumu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri ve Yessirli Emri Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
Duanın anlamı Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır demektir. Duanın devamında ise dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Şeklinde devam etmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Türkçe Okunuşu Ve Arapça Yazılışı Nasıldır?</span></span><br />
<br />
Türkçe okunuşu ve anlamı; Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır ve dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Olarak Türkçe tercüme edilmektedir. Arapça okunuşu ise; Rabbişrahli sadri ve yessirli emri vahlul ugdaten min lisani yefgahu gavli. Şeklinde okunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Duanın faziletleri arasında konuşma yapmak için kürsü veya hitabet noktalarında bulunan kişilerin akıcı konuşmasını sağlayan ve dinleyenlerin anlamasını kolaylaştıracak şekilde hitabet etmeyi kolaylaştırmak da faziletli ve hikmetli bir duadır. Herhangi bir durumda bir işe başlamak için de okunulması gereken bir dua olmaktadır. Kişinin kendini iyi ifade edebilmesinde faydalı olmaktadır. <br />
<br />
Önemli bir başlangıçta veya konuşmada kişinin hayırlı şekilde başlaması konusunda hikmetleri bulunan bir duadır. İş görüşmelerinde, sınav için, mülakatlara girişte okunmasının faydalı olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Duanın önemi kişinin rahat konuşmasını sağladığı gibi karşıdaki kişiler tarafından da kolaylıkla anlaşılabilmesini sağlamasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Kaç Kere ve Nasıl Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Duanın okunuşu için bir sayı belirlenmemektedir. Duanın okunuşu ise zor veya heyecanlı anlarda okunmasının oldukça faydalı olduğu yönündedir. Haklı olunan bir davada konuşma yapmadan önce okunması tavsiye edilmektedir. Duada okuma esnasında ihlaslı olmak Allah tarafından duyulduğunu hissetmek ve bir bağ oluşturmak duanın etkisi ve kabulü açısından oldukça mühim inceliklerdendir.<br />
<br />
Konuşmasında bozukluk olan veya kekemelik yaşayan kişilerin bu duayı sıklıkla zikretmeleri dillerinin bağının çözülmesi için oldukça faydalı olmaktadır. Konuşma güçlüğü çeken çocuklara da bu duanın okunması faydalı olmaktadır.<br />
<br />
<br />
    "Musa 'Rabbim!' dedi,<br />
    'Gönlüme ferahlık ver.<br />
    İşimi bana kolaylaştır.<br />
    Dilimden düğümü çöz.<br />
    Ki sözümü iyi anlasınlar.<br />
    Yakınlarımdan birini bana yardımcı ver.<br />
    Kardeşim Harun'u.<br />
    Onunla gücümü pekiştir.<br />
    Onu da görevime ortak et.<br />
    Tâ ki seni bol bol tesbih edelim.<br />
    Ve seni çok analım.<br />
    Kuşkusuz sen bizi görmektesin.' " (Tâhâ, 20/25-35)<br />
<br />
Bu âyetlerde, başta Resûl-i Ekrem (asm) olmak üzere Allah'ın birliği inancına çağrıda bulunacak bütün tebliğ adamlarına, hangi şartlar altında olursa olsun, Allah'a olan güveni bir an bile yitirmemek gerektiği fikri, Hz. Musa (as)'nın hayatından kesitler verilerek telkin edilmektedir.<br />
<br />
Nitekim Hz. Musa (as) kendisine verilen görevin ağırlığı karşısında başarısız olmaktan endişelenmiş, ama yine Rabbinin engin liitfuna sığınmıştı. Allah da ona, bu vazifeyi başarıyla yerine getirebilmesi için gönlünün ferahlatılması, zihninin açılması, işinin kolaylaştırılması, diline açıklık verilmesi ve yakınlarından bir yardımcıyla desteklenmesi hususundaki dileklerinin kabul edildiğini bildirmiş, devamındaki ayetlerde de kendisinin bu günlere nasıl geldiğini hatırlatmıştır. (bk. Tâhâ, 20/37-41)<br />
<br />
Bilindiği üzere, dua insanın ihtiyacını Rabbine arz etmesi, arzularını yerine getirmesi için yalvarıp yakarması manasına gelir. Bu açıdan bakıldığında, bir dua, dua sahibinin dertleriyle ne kadar ilişkili ise, arzularıyla ne kadar uyum içinde ise, meramını anlatmaya ne kadar yetenekli ise, o nispette  beliğ, o nispette edepli, o nispette makul, o nispette makbul olur.<br />
<br />
Şüphesiz her konuda olduğu gibi, dua hususunda da en maharetli kimseler peygamberlerdir. İşte Hz. Musa (as)’nın bu duası da bu özelliklere sahip bir arzuhaldir.<br />
<br />
Hz. Musa (as)’nın o esnada en muhtaç olduğu şey, göğsünün, kalbinin geniş olması; -bir yandan muhataplarına hikmetli ve ikna edici söz söyleyecek kapasiteye sahip olması, diğer taraftan onların direnmelerine karşı sabırla, ısrarla tebliğini sürdürmesidir- “Kalbimi genişlet!..” duasıyla bu gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını istemiştir.<br />
<br />
Keza, ilahlık dava eden  ceberut  bir Firavun'a karşı başkaldırmak, kudretli ordulara sahip olan ülkenin yöneticilerine karşı yepyeni bir din anlayışını ilan etmek, elbette tarifi zor bir görevdir. İşte, Hz. Musa (as), “İşimi kolaylaştır.” duasıyla, normal şartlar içerisinde altından kalkmanın imkânsız olduğu bir ortamda, Allah’ın lütuf ve keremiyle kendisine yardım etmesini, -sebepler dairesindeki hikmetiyle değil- bütün sebeplerin ötesinde o sonsuz kudretiyle işini kolay etmesini istemiştir.<br />
<br />
Hz. Musa (as), Firavun ve taraftarlarıyla giriştiği mücadele, bilinen kılıçla değil, dil kılıcıyla yapılıyordu. Bu yüzden bu manevî meydan muharebesinde en çok muhtaç olduğu silah dilin/lisanın mermileri olan fesahat ve belagattır. İşte Hz. Musa, bu savaşı kazanmak için en çok muhtaç olduğu dil kılıcının keskin olmasını, dil yayından fırlatacağı sözcük oklarının hedefine tam isabet etmesini,<br />
<br />
    “Çözüver şu dilimin bağını, ta ki anlasınlar sözümü!"<br />
<br />
duasıyla rabb-ı rahiminin dergâh-ı rahmetine iltica etmiştir.<br />
<br />
Demek ki, muhatabın konuyu anlaması ve ikna olması için,  hatibin dersini çok iyi çalışması ve çok iyi anlatması gerekir. Ayetten bu dersi öğrenmek de önemli bir noktadır.<br />
<br />
- Göğsün rahatlamasının bir maksadı da "gönlün ilâhî nurla dolması" anlamına gelebilir. Çünkü, ilâhî nurla dolan gönül, hem rahatlar hem de cesaretlenir. Bunlar ayrıca, sıkıntıdan, moralsizlikten, endişeden ve korkudan sıyrılmayı da ifade etmektedir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), genel anlamda yardım isteme yerine, yardımı detaylı bir şekilde istemektedir. Önce göğsünün genişletilmesini, ardından işinin çok zor olması nedeniyle kolaylaştırılmasını istemiştir. Buradan şunu anlayabiliriz: İnsan, yapacağı olumlu bir iş için Allah'ın yardımını istemelidir. Yüce Allah'ın kendisine yardım edeceğinin hem inancında hem de bilincinde olmalıdır.<br />
<br />
- Hz. Musa (as)'nın konuşmasındaki tutukluk, dilindeki pelteklik onun konuşmasının anlaşılmasını engelliyordu. Düğüm denen şey, muhatabın anlamasına engel olan durumdu. Buna göre dinleyen kadar konuşan ve konuştuğu şeyin anlaşılması da önemlidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), iyi konuşup karşıdakinin anlamasını temin eden, kendisine destek çıkan, işini paylaşmak için bu istekte bulunmuştur. Hz. Musa (as), Yüce Allah'tan, Hz. Harun (as)'u peygamber olarak görevlendirerek, onunla sırtını kuvvetlendirmesini istedi.<br />
<br />
Diğer taraftan, onu işinde ortak edinecekti. Bir Müslüman kendisine verilen görevin altından kalkıp kalkamayacağını, bu konudaki gücünü, yeteneğini, yeterliliğini bilmeli ve gerekeni yapmalıdır. Gerektiğinde yanına bir yardımcı almalıdır. Diğer taraftan, kardeş kardeşi kıskanmamalı, kardeşindeki farklılığı görebilmeli ve ona göre ondan istifade edebilmelidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), ilâhî vahyi tebliğ edebilmesi için dilindeki kekemeliğin kaldırılmasını, kardeşi Harun'un, kendisine yardımcı olabilmesi için peygamber seçilmesini istedikten sonra, Allah'ın yardımı ile elde edecekleri güvenli bir ortamda ibadet yapma özgürlüğünü elde etmek istemiştir.<br />
<br />
- "Şüphesiz sen bizi görmektesin" ifadesi, öncelikle bir dua ve zikirdir. Ayrıca, bize yardım et, bizi gözet, bize sahip çık anlamını amaç etmektedir. Bizim içimiz ve davranışlarımızı biliyor ve gözlüyorsun, aynı zamanda bizim ihtiyaçlarımızı da biliyorsun. Duamızla ihtiyaçlarımız örtüşüyorsa bize gereken yardımı yaparsın, demektir.<br />
<br />
Allah, Hz. Musa (as)'ın duasını bize bildirerek, bizim de buna uygun bir hayat sürmemizi istemektedir:<br />
<br />
    “İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda size güzel bir örnek vardır.”<br />
<br />
    “Onlarda sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır.” (bk. Mümtehine, 60/4, 6)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salavat-ı Şerife Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16382</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jul 2022 18:35:49 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16382</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Salavat-ı Şerife Türkçe Okunuşu – Salavat-ı Şerife Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Arapça Yazılışı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سيّدنا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ سيّدنا مُحَمَّدٍ<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Âllahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedivvealâ âli seyyidinâ muhammed.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Allah’ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine rahmet eyle.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısa Salavat Okunuşu</span></span><br />
<br />
Âllâhümme salli alâ Muhammed<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali:</span></span> “Allâh’ım, Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e, salatu selam eyle.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Çeşitleri ve Okunuşları (Kısa ve Uzun Salavat)</span></span><br />
<br />
    Allahümme salli alâ Muhammed<br />
    Sallallahü aleyhi ve sellem<br />
    Aleyhissalatü vesselam<br />
    Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve bârik ve sellim<br />
    Allâhümme salli âlâ seyyidina Muhammedininnebiyyil ümmiyyi ve âlâ alihi ve sahbihi ve sellim<br />
    Âllahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedivvealâ âli seyyidinâ muhammed<br />
    Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Rasulallah<br />
Delaili Hayrat isimli kitapta Peygamberimize Getiriliebilcek Tüm Salvat örnekleri yer almakta Dua bölümümüzde <br />
<br />
www . forumumuzun webadsresi/showthread.php?tid=16381<br />
<br />
No lu konudan veya  "Delailü'l Hayrat Oku"  konusundan salavatlara ulaşabilirsiniz  Delaili Hayrat bu linkte mevcut<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Getirmenin Faziletleri Nelerdir? Sevabı Nedir?</span></span><br />
<br />
    Salavat getirmek çok sevaptır. Alimler günde en az 100 salavat çekilmesini tavsiye etmişlerdir.<br />
    Salavat getirenin ismi peygamber efendimize ulaşır.<br />
    Salavat getiren kişi fakirlik sıkıntısı çekmez denilmiştir.<br />
    Salavat getirmek sadaka vermek yerine geçmektedir.<br />
    Salavat getirmek günahların affedilmesine ve sevapların çoğalmasına vesile olur.<br />
    Salavatı Şerife getiren kişinin üzerine Allah (c.c.) ‘ın rahmeti ve bereketi iner.<br />
    Her gün bol bol salavat getiren kişi kıyamet gününde Hz. Muhammed (Sallallahualeyhivesellem) ‘in yanında olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Getirmenin 13 Fazileti</span></span><br />
<br />
Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in ha­kî­ka­tin­de ha­yat bu­lan Hak dost­la­rı, sa­lât u se­lâm ge­tir­mek ve bu ve­sî­ley­le Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’e yak­laş­mak­ta­ki fa­zî­let­le­ri şöy­le sı­ra­la­mış­lar­dır:<br />
1- Emr-i ilâ­hî­ye im­ti­sâl ile Ce­nâb-ı Hakk’ın ve me­lek­le­rin sa­la­vâ­tı­na mu­vâ­fa­kat edil­miş olur.<br />
<br />
Âyet-i ke­rî­me­de bu­yu­ru­lur:<br />
<br />
“Şüp­he­siz ki Al­lâh ve me­lek­le­ri, Pey­gam­be­re çok­ça sa­lât eder­ler. Ey mü­min­ler! Siz de O’na sa­la­vât ge­ti­rin ve tam bir tes­lî­mi­yet­le se­lâm ve­rin.” (el-Ah­zâb, 56)<br />
<br />
Al­lâh’ın, me­lek­le­rin ve üm­me­tin sa­lât ü se­lam­la­rı ara­sın­da mâ­nâ ci­he­tiy­le fark­lı­lık­lar ol­du­ğu mu­hak­kak­tır. “Al­lâh’ın sa­lâ­tı”, ne­bî­si­ne rah­met edip onu yü­celt­me­si­dir. “Me­lek­le­rin sa­lâ­tı”, Haz­ret-i Pey­gam­ber için is­tiğ­far ve du­âdır. “Mü­min­le­rin sa­lâ­tı” ise, Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- hak­kın­da du­âda bu­lun­ma­la­rı­dır.<br />
2- Gü­nah­la­rın af­fe­dil­me­si­ne ve­sî­le­dir.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Kim ba­na bir de­fa sa­lât ge­ti­rir­se, Al­lâh o kim­se­ye on de­fâ sa­lât eder, on ha­tâ­sı si­li­nir ve on de­re­ce yük­sel­ti­lir.” (Ne­sâî, Sehv, 55)<br />
3- Kı­yâ­met­te Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, onun ya­nın­da olur.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Kı­yâ­met gü­nün­de in­san­la­rın ba­na en ya­kın olan­la­rı; ba­na en çok sa­lât ve se­lâm ge­ti­ren­ler­dir.” (Tir­mi­zî, Vitr, 21)<br />
4- Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- Efen­di­miz, sa­lât oku­ya­na mu­kâ­be­le­de bu­lu­nur.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Se­lâm ve­ren kim­se­nin se­lâ­mı­na mu­kâ­be­le et­mem için Al­lâh, rû­hu­mu ba­na iâ­de eder.” (Ebû Dâ­vud, Me­nâ­sik, 96)<br />
5- Her sa­lât ge­ti­re­nin is­mi Pey­gam­ber -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- Efen­di­miz’e arz edi­lir.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Yer­yü­zün­de Al­lâh’ın sey­yah me­lek­le­ri var­dır. On­lar üm­me­ti­min se­lâ­mı­nı (ânın­da) ba­na ulaş­tı­rır.” (Ne­sâî, Sehv, 46)<br />
6- Sa­lât ü se­lâm oku­yan kim­se, Al­lâh ve Ra­sû­lü’nün mu­hab­be­ti­ni di­ğer mu­hab­bet­le­re ter­cih et­miş ol­du­ğu için, O’nun ah­lâ­kıy­la ah­lâk­lan­ma­da se­vi­ye alır, kö­tü ahlâk­tan kur­tu­lur, fa­zî­le­te erer.<br />
7- Ne­biyy-i Ek­rem’in ken­di­si­ne olan mu­hab­be­ti art­tı­ğı gi­bi, onun da Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’e olan mu­hab­be­ti de­vam eder ve kat­la­na­rak ar­tar.<br />
8- Al­lâh Te­âlâ’nın Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- ile bi­ze ih­sân et­ti­ği lu­tuf­lar, sa­yı­ya gel­me­ye­cek ka­dar faz­la ol­ma­sı­na rağ­men, sa­lât ve se­lâm ile Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in üze­ri­miz­de­ki hak­kı­nı çok az da ol­sa öde­me­ye ça­lış­mış olu­ruz.<br />
9- Al­lâh Te­âlâ’nın rah­me­ti­nin üze­ri­mi­ze in­me­si­ne ve­sî­le­dir.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Kim ba­na bir de­fa sa­lât ü se­lâm ge­ti­rir­se, bu se­bep­le Al­lâh Te­âlâ da ona on mis­li mer­ha­met eder.” (Müs­lim, Sa­lât, 70)<br />
10- Unu­tu­lan sö­zün ha­tır­lan­ma­sı­na se­bep olur.<br />
11- Du­âla­rın kabulü­ne ve­sî­le olur:<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- na­maz­dan son­ra Al­lâh’a ham­det­me­den ve Pey­gam­ber -aley­his­se­lâm-’a sa­lât ü se­lâm ge­tir­me­den duâ eden bir adam gör­dü. Bu­nun üze­ri­ne:<br />
<br />
“Bu adam ace­le et­ti.” bu­yur­du. Son­ra o ada­mı ya­nı­na ça­ğır­dı ve şöy­le de­di:<br />
<br />
“Bi­ri­niz duâ ede­ce­ği za­man ön­ce Al­lâh Te­âlâ’ya hamd ü se­nâ et­sin, son­ra ba­na sa­lât ü se­lâm ge­tir­sin. Da­ha son­ra da di­le­di­ği şe­kil­de duâ et­sin.” (Tir­mi­zî, De­avât, 64)<br />
<br />
Di­ğer bir ha­dîs-i şe­rîf­te de şöy­le bu­yu­ru­lur:<br />
<br />
“Duâ eden bir kim­se, Pey­gam­ber’e sa­lât oku­ma­dı­ğı müd­det­çe du­âsı per­de­li­dir. (He­de­fi­ne ula­şa­maz.)” (Mün­zi­rî, et-Ter­gîb ve’t-Ter­hîb, III, 165)<br />
12- İlâ­hî itâ­ba mâ­ruz kal­mak­tan ko­ru­nur:<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Ya­nın­da is­mim zik­ro­lun­du­ğu hâl­de ba­na sa­la­vât ge­tir­me­yen kim­se­nin bur­nu sür­tül­sün.” (Tir­mi­zi, De­avât, 100)<br />
13- Al­lâh Te­âlâ, Ne­bî­si­ne sa­lât eden ku­lu­nun iş­le­rin­de ona ye­ter ve onun hem dün­ya hem de âhi­ret ke­der­le­ri­ni izâ­le eder.<br />
<br />
Ni­te­kim Übey bin Kâb -ra­dı­yal­lâ­hu anh- di­yor ki:<br />
<br />
“Haz­ret-i Pey­gam­ber’e:<br />
<br />
«– Yâ Ra­sû­lal­lâh! Ben sa­na çok sa­la­vât-ı şe­rî­fe ge­ti­ri­yo­rum. Aca­ba bu­nu ne ka­dar yap­mam ge­re­kir?» di­ye sor­dum.<br />
<br />
«– Di­le­di­ğin ka­dar yap.» bu­yur­du.<br />
<br />
«– Du­âla­rı­mın dört­te bi­ri­ni sa­la­vât-ı şe­rî­fe­ye ayır­sam uy­gun olur mu?» di­ye sor­dum.<br />
<br />
«– Di­le­di­ğin ka­da­rı­nı ayır. Ama da­ha faz­la ya­par­san se­nin için ha­yır­lı olur.» bu­yur­du.<br />
<br />
«– Öy­ley­se du­âmın ya­rı­sı­nı sa­la­vât-ı şe­rî­fe­ye ayı­ra­yım.» de­dim.<br />
<br />
«– Di­le­di­ğin ka­dar yap. Ama da­ha faz­la ya­par­san se­nin için ha­yır­lı olur.» bu­yur­du.<br />
<br />
Ben yi­ne:<br />
<br />
«– Şu hâl­de üç­te iki­si ye­ter mi?» di­ye sor­dum.<br />
<br />
«– İs­te­di­ğin ka­dar. Ama ar­tı­rır­san se­nin için iyi olur.» bu­yur­du.<br />
<br />
«– Öy­ley­se du­âya ayır­dı­ğım za­ma­nın hep­sin­de sa­na sa­la­vât-ı şe­rî­fe ge­tir­sem na­sıl olur?» de­yin­ce:<br />
<br />
«– O tak­dir­de Al­lâh bü­tün sı­kın­tı­la­rı­nı gi­de­rir ve gü­nah­la­rı­nı ba­ğış­lar.» bu­yur­du.” (Tir­mi­zî, Kı­yâ­met, 23)<br />
<br />
Sa­lât ü se­lâm ge­tir­mek, Haz­ret-i Pey­gam­ber’in rû­hâ­ni­ye­tiy­le ir­ti­bat kur­ma­yı ve O’nun nû­run­dan is­ti­fâ­de et­me­yi te­min eder. Bu sa­la­vât­la­rın mü­kâ­fâ­tı ise, ku­lun Haz­ret-i Pey­gam­be­r’e olan mu­hab­be­ti ve ih­lâ­sı mu­kâ­bi­lin­de­dir.<br />
<br />
Ey Ra­sûl, ey Ne­bî, son­suz sa­lât ve se­lâm sa­na ol­sun!..<br />
<br />
Da­hî­lek yâ Ra­sû­lal­lâh!.. <br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Salavat-ı Şerife Türkçe Okunuşu – Salavat-ı Şerife Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Arapça Yazılışı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سيّدنا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ سيّدنا مُحَمَّدٍ<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
Âllahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedivvealâ âli seyyidinâ muhammed.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Allah’ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine rahmet eyle.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısa Salavat Okunuşu</span></span><br />
<br />
Âllâhümme salli alâ Muhammed<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali:</span></span> “Allâh’ım, Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e, salatu selam eyle.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Çeşitleri ve Okunuşları (Kısa ve Uzun Salavat)</span></span><br />
<br />
    Allahümme salli alâ Muhammed<br />
    Sallallahü aleyhi ve sellem<br />
    Aleyhissalatü vesselam<br />
    Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve bârik ve sellim<br />
    Allâhümme salli âlâ seyyidina Muhammedininnebiyyil ümmiyyi ve âlâ alihi ve sahbihi ve sellim<br />
    Âllahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedivvealâ âli seyyidinâ muhammed<br />
    Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Rasulallah<br />
Delaili Hayrat isimli kitapta Peygamberimize Getiriliebilcek Tüm Salvat örnekleri yer almakta Dua bölümümüzde <br />
<br />
www . forumumuzun webadsresi/showthread.php?tid=16381<br />
<br />
No lu konudan veya  "Delailü'l Hayrat Oku"  konusundan salavatlara ulaşabilirsiniz  Delaili Hayrat bu linkte mevcut<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Getirmenin Faziletleri Nelerdir? Sevabı Nedir?</span></span><br />
<br />
    Salavat getirmek çok sevaptır. Alimler günde en az 100 salavat çekilmesini tavsiye etmişlerdir.<br />
    Salavat getirenin ismi peygamber efendimize ulaşır.<br />
    Salavat getiren kişi fakirlik sıkıntısı çekmez denilmiştir.<br />
    Salavat getirmek sadaka vermek yerine geçmektedir.<br />
    Salavat getirmek günahların affedilmesine ve sevapların çoğalmasına vesile olur.<br />
    Salavatı Şerife getiren kişinin üzerine Allah (c.c.) ‘ın rahmeti ve bereketi iner.<br />
    Her gün bol bol salavat getiren kişi kıyamet gününde Hz. Muhammed (Sallallahualeyhivesellem) ‘in yanında olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salavat Getirmenin 13 Fazileti</span></span><br />
<br />
Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in ha­kî­ka­tin­de ha­yat bu­lan Hak dost­la­rı, sa­lât u se­lâm ge­tir­mek ve bu ve­sî­ley­le Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’e yak­laş­mak­ta­ki fa­zî­let­le­ri şöy­le sı­ra­la­mış­lar­dır:<br />
1- Emr-i ilâ­hî­ye im­ti­sâl ile Ce­nâb-ı Hakk’ın ve me­lek­le­rin sa­la­vâ­tı­na mu­vâ­fa­kat edil­miş olur.<br />
<br />
Âyet-i ke­rî­me­de bu­yu­ru­lur:<br />
<br />
“Şüp­he­siz ki Al­lâh ve me­lek­le­ri, Pey­gam­be­re çok­ça sa­lât eder­ler. Ey mü­min­ler! Siz de O’na sa­la­vât ge­ti­rin ve tam bir tes­lî­mi­yet­le se­lâm ve­rin.” (el-Ah­zâb, 56)<br />
<br />
Al­lâh’ın, me­lek­le­rin ve üm­me­tin sa­lât ü se­lam­la­rı ara­sın­da mâ­nâ ci­he­tiy­le fark­lı­lık­lar ol­du­ğu mu­hak­kak­tır. “Al­lâh’ın sa­lâ­tı”, ne­bî­si­ne rah­met edip onu yü­celt­me­si­dir. “Me­lek­le­rin sa­lâ­tı”, Haz­ret-i Pey­gam­ber için is­tiğ­far ve du­âdır. “Mü­min­le­rin sa­lâ­tı” ise, Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- hak­kın­da du­âda bu­lun­ma­la­rı­dır.<br />
2- Gü­nah­la­rın af­fe­dil­me­si­ne ve­sî­le­dir.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Kim ba­na bir de­fa sa­lât ge­ti­rir­se, Al­lâh o kim­se­ye on de­fâ sa­lât eder, on ha­tâ­sı si­li­nir ve on de­re­ce yük­sel­ti­lir.” (Ne­sâî, Sehv, 55)<br />
3- Kı­yâ­met­te Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, onun ya­nın­da olur.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Kı­yâ­met gü­nün­de in­san­la­rın ba­na en ya­kın olan­la­rı; ba­na en çok sa­lât ve se­lâm ge­ti­ren­ler­dir.” (Tir­mi­zî, Vitr, 21)<br />
4- Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- Efen­di­miz, sa­lât oku­ya­na mu­kâ­be­le­de bu­lu­nur.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Se­lâm ve­ren kim­se­nin se­lâ­mı­na mu­kâ­be­le et­mem için Al­lâh, rû­hu­mu ba­na iâ­de eder.” (Ebû Dâ­vud, Me­nâ­sik, 96)<br />
5- Her sa­lât ge­ti­re­nin is­mi Pey­gam­ber -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- Efen­di­miz’e arz edi­lir.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Yer­yü­zün­de Al­lâh’ın sey­yah me­lek­le­ri var­dır. On­lar üm­me­ti­min se­lâ­mı­nı (ânın­da) ba­na ulaş­tı­rır.” (Ne­sâî, Sehv, 46)<br />
6- Sa­lât ü se­lâm oku­yan kim­se, Al­lâh ve Ra­sû­lü’nün mu­hab­be­ti­ni di­ğer mu­hab­bet­le­re ter­cih et­miş ol­du­ğu için, O’nun ah­lâ­kıy­la ah­lâk­lan­ma­da se­vi­ye alır, kö­tü ahlâk­tan kur­tu­lur, fa­zî­le­te erer.<br />
7- Ne­biyy-i Ek­rem’in ken­di­si­ne olan mu­hab­be­ti art­tı­ğı gi­bi, onun da Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’e olan mu­hab­be­ti de­vam eder ve kat­la­na­rak ar­tar.<br />
8- Al­lâh Te­âlâ’nın Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- ile bi­ze ih­sân et­ti­ği lu­tuf­lar, sa­yı­ya gel­me­ye­cek ka­dar faz­la ol­ma­sı­na rağ­men, sa­lât ve se­lâm ile Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in üze­ri­miz­de­ki hak­kı­nı çok az da ol­sa öde­me­ye ça­lış­mış olu­ruz.<br />
9- Al­lâh Te­âlâ’nın rah­me­ti­nin üze­ri­mi­ze in­me­si­ne ve­sî­le­dir.<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Kim ba­na bir de­fa sa­lât ü se­lâm ge­ti­rir­se, bu se­bep­le Al­lâh Te­âlâ da ona on mis­li mer­ha­met eder.” (Müs­lim, Sa­lât, 70)<br />
10- Unu­tu­lan sö­zün ha­tır­lan­ma­sı­na se­bep olur.<br />
11- Du­âla­rın kabulü­ne ve­sî­le olur:<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- na­maz­dan son­ra Al­lâh’a ham­det­me­den ve Pey­gam­ber -aley­his­se­lâm-’a sa­lât ü se­lâm ge­tir­me­den duâ eden bir adam gör­dü. Bu­nun üze­ri­ne:<br />
<br />
“Bu adam ace­le et­ti.” bu­yur­du. Son­ra o ada­mı ya­nı­na ça­ğır­dı ve şöy­le de­di:<br />
<br />
“Bi­ri­niz duâ ede­ce­ği za­man ön­ce Al­lâh Te­âlâ’ya hamd ü se­nâ et­sin, son­ra ba­na sa­lât ü se­lâm ge­tir­sin. Da­ha son­ra da di­le­di­ği şe­kil­de duâ et­sin.” (Tir­mi­zî, De­avât, 64)<br />
<br />
Di­ğer bir ha­dîs-i şe­rîf­te de şöy­le bu­yu­ru­lur:<br />
<br />
“Duâ eden bir kim­se, Pey­gam­ber’e sa­lât oku­ma­dı­ğı müd­det­çe du­âsı per­de­li­dir. (He­de­fi­ne ula­şa­maz.)” (Mün­zi­rî, et-Ter­gîb ve’t-Ter­hîb, III, 165)<br />
12- İlâ­hî itâ­ba mâ­ruz kal­mak­tan ko­ru­nur:<br />
<br />
Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu­yu­rur:<br />
<br />
“Ya­nın­da is­mim zik­ro­lun­du­ğu hâl­de ba­na sa­la­vât ge­tir­me­yen kim­se­nin bur­nu sür­tül­sün.” (Tir­mi­zi, De­avât, 100)<br />
13- Al­lâh Te­âlâ, Ne­bî­si­ne sa­lât eden ku­lu­nun iş­le­rin­de ona ye­ter ve onun hem dün­ya hem de âhi­ret ke­der­le­ri­ni izâ­le eder.<br />
<br />
Ni­te­kim Übey bin Kâb -ra­dı­yal­lâ­hu anh- di­yor ki:<br />
<br />
“Haz­ret-i Pey­gam­ber’e:<br />
<br />
«– Yâ Ra­sû­lal­lâh! Ben sa­na çok sa­la­vât-ı şe­rî­fe ge­ti­ri­yo­rum. Aca­ba bu­nu ne ka­dar yap­mam ge­re­kir?» di­ye sor­dum.<br />
<br />
«– Di­le­di­ğin ka­dar yap.» bu­yur­du.<br />
<br />
«– Du­âla­rı­mın dört­te bi­ri­ni sa­la­vât-ı şe­rî­fe­ye ayır­sam uy­gun olur mu?» di­ye sor­dum.<br />
<br />
«– Di­le­di­ğin ka­da­rı­nı ayır. Ama da­ha faz­la ya­par­san se­nin için ha­yır­lı olur.» bu­yur­du.<br />
<br />
«– Öy­ley­se du­âmın ya­rı­sı­nı sa­la­vât-ı şe­rî­fe­ye ayı­ra­yım.» de­dim.<br />
<br />
«– Di­le­di­ğin ka­dar yap. Ama da­ha faz­la ya­par­san se­nin için ha­yır­lı olur.» bu­yur­du.<br />
<br />
Ben yi­ne:<br />
<br />
«– Şu hâl­de üç­te iki­si ye­ter mi?» di­ye sor­dum.<br />
<br />
«– İs­te­di­ğin ka­dar. Ama ar­tı­rır­san se­nin için iyi olur.» bu­yur­du.<br />
<br />
«– Öy­ley­se du­âya ayır­dı­ğım za­ma­nın hep­sin­de sa­na sa­la­vât-ı şe­rî­fe ge­tir­sem na­sıl olur?» de­yin­ce:<br />
<br />
«– O tak­dir­de Al­lâh bü­tün sı­kın­tı­la­rı­nı gi­de­rir ve gü­nah­la­rı­nı ba­ğış­lar.» bu­yur­du.” (Tir­mi­zî, Kı­yâ­met, 23)<br />
<br />
Sa­lât ü se­lâm ge­tir­mek, Haz­ret-i Pey­gam­ber’in rû­hâ­ni­ye­tiy­le ir­ti­bat kur­ma­yı ve O’nun nû­run­dan is­ti­fâ­de et­me­yi te­min eder. Bu sa­la­vât­la­rın mü­kâ­fâ­tı ise, ku­lun Haz­ret-i Pey­gam­be­r’e olan mu­hab­be­ti ve ih­lâ­sı mu­kâ­bi­lin­de­dir.<br />
<br />
Ey Ra­sûl, ey Ne­bî, son­suz sa­lât ve se­lâm sa­na ol­sun!..<br />
<br />
Da­hî­lek yâ Ra­sû­lal­lâh!.. <br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Delailü'l Hayrat Oku دلاأيلول حايرات]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16381</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jul 2022 18:27:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=16381</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: 14pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Delailü'l Hayrat</span></span><br />
دلاأيلول حايرات<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l-Hayrat hakkında bilgi</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RİVAYET OLUNUR Kİ</span><br />
<br />
Seyyid Muhammed b. Süleyman el-Cezulî Hazretleri, abdest almak üzere bir kuyunun başına gitti. Ve fakat, kuyudan su çekecek birşey bulamadı. Bir vakit, kuyunun ötesinde berisinde haline çare olacak bir cisim aradı. Kuyudan yüksekçe bir mevkide, küçük bir kız çocuğu vardı ve hazretin müşkil vaziyetini seyretmekte idi. Bulunduğu yerden seslendi: “Sen kimsin?” Hazret, ismini söyledi, kendini tanış etti. Küçük kız: “Yazık! Sen ki, insanlar arasında müteber bir kimse olarak bilinirsin, fakat bir kuyudan su çekemedin!” dedi ve kuyunun başına gelip içine tükürdü. O vakit kuyu, kayalık gözelerden fışkıran pınarlar gibi coştu, suyu dışarıya kadar taştı. El Cezulî de, abdestini bir güzel aldı. Sonra da o küçük garip kızcağıza sordu: “Yaradanın aşkına söyle, sen küçük bir kız çocuğu iken, böyle bir mertebeye nasıl kavuştun?” Küçük kız: “Ben ki, çöllük ülkelerde gezerken, vahşi hayvanatın eline eteğine sarıldığı, Muhammed(S.A.V.) Efendimiz’e çokca salat-u selam ede ede bu mertebeye eriştim.” Süleyman el Cezûli Hazretleri o vakit, Fahr-i Kâinat Efendimiz (S.A.V.) için bir salat-u selam kitabı yazmaya yemin verdi. Ardından da, cümle Muhammed(S.A.V.) ümmeti arasında şöhret bulan, Delâilül-Hayrat (Hayırlı Deliller) kitabını, Cenab-ı Hakk’ın avn ü keremi ile telif eyledi. Yine rivayet olunur ki, Süleyman el Cezûli Hazretleri’nin mübarek bir hanımcığı vardı. Bu saliha kadın, her gece yatağından kalkar ve ortalıktan sır olurdu. Hazret bir gece hanımına sordu: “Sen her gece nereye gidiyorsun?” O saliha kadın dedi: “Ben Medine-i Münevvere’ye, Resûl-i Ekrem Efendimiz Hazretleri’ni ziyarete gidiyorum!” “Fesubhanallah! Sen böyle mucizevî bir yolculuğu yapacak mertebeye nasıl eriştin?” “Pek kutlu bir salavat-ı şerif var. Onu okuyorum.” “Onu bana da söyle!” “Söyleyemem! İzin yok! Fakat sen cümle salavat-ı şerifleri topla bir kitap yap. Ben bakayım, eğer orada var ise sana ‘vardır’ söylerim.” İşte bu iki rivayetin ya ikisi, ya da bir tanesi üzerine, el Cezûli Hazretleri, Delâilül-Hayrat kitabını telif etti. Hanımı baktı ve: “Evet bir kaç yerinde vardır!” dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulu :</span></span><br />
<br />
pazartesi günü en sonda gelen pazartesi2 bölümü okunur sonra hatim duası yapılır. Böylece bitmiş olur. <br />
Sonra yeniden başlanır, en başa dönülür. Önce başlangıç duasısonra niyet duası, sonra iftitah duası,sonra Esma-i Hüsna, Tevfik duası, Esma-i Nebi sırasıyla okunur. Sonra pazartesi kısmı okunur. Böylece yeni okuma başlamış olur. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat Oku</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat - Pazartesi </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PAZARTESİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Rahman ve Rahım olan Allahın adıyla.<br />
1- Alâh-u Teâlâ efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e onun âl-i ve ashabına salât ve selam eylesin.<br />
2- Allahım, Efendimiz ibrahime salât ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e onun zevcelerine ve zürriyyetine de salat eyle. Allahım, Efendimiz ibrahime bereket ihsan ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e onun zevcelerine ve zürriyyetine de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. (Sen her türlü övgüye layıksın. Yücelik ve şeref de senin elindedir.)<br />
3- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Efendimiz İbrâhîm’e bütün âlemde bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ven onun âl-i’nede bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
4- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ven onun âl-i’nede bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
5- Allahım, efendimiz ümmî olan nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
6- Allahım, , kulun ve Rasulün efendimiz Muhammede salât eyle.<br />
7- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
8- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
9- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne merhamet ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de merhamet eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
10- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne şefkat gösterdiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de şefkat göster. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
11- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne selamet verdiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de selamet ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
12- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne bütün âlemde bereket, merhamet ve salat ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat, bereket, merhamet ve ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
13- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salat ettiğin gibi, Efendimiz Nebî Muhammed’e mü’minlerin anneleri olan onun zevceleri, zürriyyeti ve Ehl-i Beyt-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
14- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsan ettiğn gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
15- Ey yerleri donatan, yüksek semaları yaratan ve kalpleri kötüsüyle iyisiyle yaratıldığı hal üzere çekip çeviren Allahım ! Batıl ehlinin ordularını mağlûb eden, hakkı en doğru şekilde ilan eden, kendisinden öncekileri tamamlayan, kapatılan iman kapılarını açan, rasulün ve kulun Muhammed’e rahmetinin en üstününü, bereketlerinin artarak devam edenlerini ve şefkatinin en sıcağını ikram eyle. Zira o rasulün senin vahyini gönlünde tutarak ahdini koruyup emrini yerine getirmekte hiç gecikmeksizin rızana koşarak, emrin olduğu için sana itaat etti. O’nun bu itaati de elde etmek isteyen için parlak bir nur halini aldı. Böylesi bir nurla Allah’ın ihsanı, efendimizi işaret eden vesilelerle ancak ehil olana ulaşır. Kalplerse günah ve fitneler bataklığına dalıp gittikten sonra Rasulle hidayete kavuşur. Zira O Rasul isimleri izah etmeye, hükümleri açığa çıkarmaya ve İslam’ın gönülleri aydınlatmasına ışık tutar. Çünkü o senin güvenilir kıldığın emînin, saklı ilminin sâdık koruyucusu, kıyamet gününde şâhidin, nimet ve rahmet olarak hakla gönderdiğin rasulündür.<br />
16- Allahım ! Adn cennetinde onun yerini genişlet, fazlından onu kat kat hayırla mükafaatlandır. Herhangi bir sıkıntı olmadan ve ardı arkası kesilmeden, hayırların ona bol bol ulaşmasını ihsan eyle.<br />
17- Allahım ! O’nun firdevs cennetindeki makamını insanların makamından yüce kıl. O’na senin katındaki has makamını ve ihsanını ikram eyle. Peygamber olarak gönderdiğin için O’nu şehadeti makbul, sözü rızaya uygun, âdil sözlü, konuşması açık ve büyük bir burhan sahibi olarak mükafaatlandır.<br />
18- Şüphesiz Allah ve melekleri bu Nebî’ye çok salât etmektedirler. Ey îmân edenler sizde onun üzerine salat edin. Tam bir teslimiyetle selam verin.<br />
19- Allahım ! Davetine icabet ettim. Rabbim, senden saadetler dilerim. Çok merhametli ve iyilikler ihsan eden Allahım! mukarrebûn makamındaki ve Allah’a en yakın meleklerin, nebîlerin, sıddıkların, şehit*lerin, salihlerin okuduğu ve seni tesbîh eden her şeyin salavatı, senin izninle İslam’a davet eden müjdeci, şâhit, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Rasulü takva sahiplerinin imamı, rasullerin efendisi, nebîlerin sonuncusu, efendimiz Abdullah oğlu Muhammed’e olsun. O’na selam olsun.<br />
20- Allahım ! Salatlarını ve bereketlerini rahmetini rasullerin efendisi, takva sahiplerinin imamı, nebîlerin sonuncusu, rahmet peygamberi hayrın önderi ve imamı olan rasulün ve kulun efendimiz Muhammed’in üzerine ikrâm eyle.<br />
21- Allahım ! O’nu öncekilerin ve sonrakilerin gıpta edeceği makamı Mahmud’a ulaştır.<br />
22- Allahım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
23- Allahım ! Allahım, efendimiz İbrâhîm’e bereket ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
24- Efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne, ashabına, çocuklarına, zevcelerine, zürriyetine, ehl-i beytine, evlilikten doğan akrabalarına, ensarına, kendisini takip eden fırkrlarına, sevenlerine, ümmetine ve onlarla beraber hepimize salât eyle. ey merhametliler merha*metlisi Allahım !<br />
25- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e salât edenlerin sayısınca salât eyle. Salât etmeyenlerin sayısınca salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e kendisine salât okumamızı emrettiğin salât gibi salât eyle. Efendimiz Muhammed’e nasıl salât edilmesini istiyorsan o şekilde salât eyle.<br />
26- Allahım ! kendisine salât okumamızı emrettiğin salât gibi, Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne layık olduğu şekilde salât eyle.<br />
27- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne layık olduğu şekilde salât eyle.<br />
28- Allahım ! kendisi için sevip razı olacağın şekilde efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât eyle.<br />
29- Efendimiz Muhammed’in ve âl-i’nin rabbi olan Ey Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât eyle. Cennette’ki vesîle makamını ve dereceyi ona ihsan eyle.<br />
30- Efendimiz Muhammed’in ve âl-i’nin rabbi olan Ey Allahım ! Efendimiz Muhammed’e layık olduğu şekilde mükafaat ihsan eyle.<br />
31- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e o’nun âl-i ve ehl-i beyti’ne salât eyle.<br />
32- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât adına verilmedik hiç bir salât eksik kalmayıncaya kadar salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne rahmet adına verilmedik hiç<br />
bir rahmet eksik kalmayıncaya kadar rahmet ihsan eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne bereket adına verilmedik hiç bir bereket eksik kalmayıncaya kadar bereket ihsan eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne selam adına verilmedik hiç bir selam eksik kalmayıncaya kadar selam eyle.<br />
33- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e önceki rasuller, nebîler ve ümmetler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e sonraki, kıyamete kadar gelecek olan ümmetler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e nebîler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e rasuller arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e mele-i âlâ, mertebeleri en üstün olan melekler, mukarrebûn, rûhâniyyûn, nûraniyyûn arşiyyûn arasında kıyâmet gününe kadar salât eyle.<br />
34- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e cennetteki derecelerin en üstünü olan vesîle makamını, fazileti, şerefi ve büyük mertebeyi ihsân eyle.<br />
35- Allahım ! Görmediğim halde Efendimiz Muhammed’e îmân ettim. Cennetler içerisinde O’nu görmekten beni mahrum eyleme. Kendisiyle sohbet etmeyi bana nasib eyle. Beni O’nun dîni olan İslâm üzere öldür.<br />
İçtikten sonra asla susuzluk hissertmeyeceğimiz, içimi rahat, insanın içine sinen ve doyurucu olan havzından bana da içir. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin.<br />
36- Allahım ! Efendimiz Muhammed’in ruhuna tahıyyat ve selâmımı ulaştır.<br />
37- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e kendisini görmediğim halde îmân ettiğim gibi cennetlerde O’nun cemâlini görmekten beni mahrum eyleme.<br />
38- Allahım ! Efendimiz Muhammed’in şefaati kübrasını kabul eyle. O’nun yüksek derecesini daha da yücelere çıkar. Efendimiz İbrahim ve Musa’ya verdiğin gibi O’na dünya ve âhirette de bütün istediklerini ihsan eyle.<br />
39- Allahım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Allahım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
40- Allahım ! Nebin ve rasulün efendimiz Muhammed’e hem seçilip çıkartılmış, tertemiz dostun efendimiz İbrâhîm’e, hem de kendisiyle konuştuğun, kelîmullâh ve sana vâsıtasız münacaat eden neciyyullâh efendimiz Mûsâ’ya, ayrıca senin emrinle anasız babasız meydana gelen Rûhullâh ve her bir şeye (senin emrinle) ol deyince oluveren Kelîme efendimiz Îsâ’ya ve meleklerin, rasullerin, nebilerin, hayırlı kulların, yer ve gök ehlinden seçilip çıkarttığın asfiyâ, Allâh’ın ikrâmına ulaşmış hâlis kullar ve velî kullarının hepsine de salat ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
41- Allâh-u Teâlâ mükafaatının sayısınca salavat okumaya razı olacağı ve bizzat istediği salavat sayısı kadar, arşının ağır*lığınca, kelimelerinin sayısı ve çokluğu kadar, zikredenlerin O’nu zikrettiği, zikrinden gâfil olanların da gafleti kadar lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’e, ehl-i beyt’ine ve pâk nesline kelimenin tam mânâsıyla salat ve selâm eylesin.<br />
<br />
42- Allahım ! Bina ettiğin günden bu zamana kadar, gökyüzünden yağan yağmurların sayısınca efendimiz Muhammed’e, onun zevcelerine zürriyyetine, nebî, rasul, melek, mukarrebûn makamındaki diğer melekler ve salih kullarının hepsine salat eyle. Allahım ! donatıp yaydığın günden bu zamana değin, yeryüzünde biten bitkilerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salat eyle. Sayılarını ancak senin bildiğin semadaki yıldızlar miktarınca, efendimiz Muhammed’e salat eyle. Yarattığın günden bu zamana kadar ruhların nefesleri kadar efendimiz Muhammed’e salat eyle. Ayrıca yaratmış olduğun ve yaratılacaklarınla ilminin kuşattığı ve bunların katları kadarınca efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
43- Allahım ! Yarattıklarının sayısı, arşının ağırlığı, kelimelerinin miktarı, ilminin kuşatacağı şeyler ve âyetlerinin sayısınca ve bizzat razı olacağın kadar efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
44- Allahım ! Bütün yarattıklarının üzerinde senin üstünlüğün ve faziletin gibi kendilerine salavat okuyan bütün kullarının salavatından üstün ve fazıletli olan salat ve selamla onlara salat eyle.<br />
45- Allahım ! Gece ve gündüzlerin aralıksız devam edip gittiği zaman süresince, gece ve gündüzler boyu, sağnak ve ince ince yağan yağmur tanelerinin sayısınca hiç bir üzüntü ve kesinti olmaksızın onlara salat eyle.<br />
46- Allahım ! yarattıklarının adedince, zatının rızası, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı, ilminin sonsuzluğu ve bütün mahlukatının ağırlığınca, ilminin kuşattığı ve ilminle bildiklerinin katlarınca sürekli devam eden kullarına nazaran zatının fazıleti gibi bütün kullarından salavat okuyanların salavatlarından daha fazla ve üstsn salavat olması için hem efendimiz nebin Muhammed’e hem de efendimiz dostun İbrâhîm’e ve bütün peygamberlerine yer ve gök ehlinden seçip çıkardığın asfiya kullarına salat eyle.<br />
Bu Salavâtın Ardından Cenâb-I Hakk Tarafından Kabul Edileceğini Umarak Şu Duâ Okunur<br />
<br />
47- Allahım ! beni nebîn ve efendimiz Muhammed’in dininden ayrılmayanlardan, onun hürmetine ta’zim edip kelimesini, kelime-i şahâdeti aziz bilenlerden, ahdini tevhid ve risalet inancını ve zimmetini kur’ân ve sünneti koruyanlardan, dininde samîmi olan mensuplarına ve onun çağrısına yardım edenlerden, ona tâbî olanları ve onun ümmeti<br />
olmayı kabûl edenleri çoğaltanlardan eyle. Beni kıyâmet günü, onun hamd sancağı altında toplanan zümreden, onun yoluna ve sünnetine aykırı hareket etmeyenlerden eyle.<br />
48- Allahım ! ben onunsünnetine sımsıkı sarılmakistiyorum, onun getirdiği emir ve yasak olan şeyleri değiştirmekten sana sığınıyorum.<br />
<br />
49- Allahım ! efendimiz, nebîn, rasulün, Muhammed’in senden istediği hayırlardan bende istiyorum, onun sana sığındığı ve şer olan şeylerin hepsinden sana sığınıyorum.<br />
50- Allahım ! beni fitnelerin şerrinden koru. Bütün meşakkatlerden bana âfiyet ihsân eyle. Benden görünür ve görünmez meydana gelen işleri ıslâh eyle. Kalbimi kin ve hasetten temizle. Beni üzerinde hiç bir kul hakkı kalmayan biri eyle.<br />
51- Allahım ! şüphesiz ben senin bildiğin hayırların en güzeline yapışmak, yine senin kötü olarak bildiğin şeyleri terk etmek istiyorum. Rızkıma kefîl olmanı, yeterli olana kanaat edebilmeyi, her şüpheli şeyden doğru bir îzah tarzı bulmayı, her delilde hak olanı gerçekleştirmeyi, öfke rızâ hâlinde âdil olmayı, kaderin cereyân ettiği işlerde teslîm olabilmeyi, zenginlik ve fakirlik hâlinde iktisatlı davranmayı, sözde ve fiilde tevazû göstermeyi, ciddî veyâ şaka bütün sözlerde dosdoğru olmayı senden taleb ediyorum.<br />
52- Allahım ! şüphe yok ki gerçekleştiği sadece seninle benim aramda bilinen bâzı günahlarım var. Bir de insanlarla benim aramda olanlan, hem senin hem de insanların bildiği nice günahlarım var.<br />
53- Allahım ! bu günahlardan seninle aramda olanı bağışla. İnsanlarla aramda olan günahlarımı tekeffül eyle. O günahları da benden al. Fazlınla beni ihtiyaçsız kıl. Şüphesiz sen bağışlaması çok olansın.<br />
54- Allahım ! kalbimi ilminle nurlandır. Bedenimi taatinde kullan. Rûhumu fitnelerden temizle. Fikrimi mûteber işlerle meşgûl eyle. Şeytanın vesveselerinden beni koru. Ey Rahmân olan Allahım ! Ey Rahmân, üzerimde şeytanın hiç bir gücü kalmayıncaya kadar beni ondan kurtar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -salı </span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
SALI</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allahım ! şüphesiz ben senin bildiğin hayırlardan ister, senin bildiğin şerlerden yine sana sığınırım. Senin bildiğin günahdan bağışlanmamı taleb ederim. Şüphesiz bilen sensin. Biz bilmeyiz. Sen gaybları tam anlamıyla bilensin.<br />
<br />
2- Allahım ! yaşadığım bu zamanda fitnere düşmekten, cü’et ehl-i kimselerin bana sataşmasından ve zaafa düşürmelerinden beni koru. Bana merhamet et.<br />
<br />
3- Allahım ! beni zâtından gelen himâye ile ömrümün sonuna kadar kurtulmuş olabilmem için bütün yarattıklarının şerrinden metin bir sığınakta muhafaza eyle.<br />
<br />
4- Allahım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okuyanların sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okumayanların sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okunmasının lâyık olduğu şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okunması vâcib olan salavat gibi salât eyle. Hattâ Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne okunmasını emrettiğin şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendi nûru nurların bile nûru sayılan ve bu sayede sırrının şuâsıyla nice sırların aydınlandığı salât ile salât eyle.<br />
<br />
5- Allahım ! efendimiz Muhammed’e, âl-i’ne ve ebrâr olan bütün ehl-i beyt’ine salât eyle.<br />
<br />
6- Allahım ! senin nurlarının ummânı, sırlarının kaynağı, varlığını isbat eden delillerin lisânı, mülk âleminin direği, huzuruna ulaşmak isteyenlerin imamı, peygamberlerin sonuncusu, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yüce zâtın devâm ettikçe devâm eden, yüce zâtın bâkî kaldıkça ebedî kalacak olan, seni de onu da razı edecek okuduğumuzda bizden de râzı olacağın salâtla ona salât eyle. Ey âlemlerin rabbi olan Allâhım.<br />
<br />
7- Ey hıll ve harem’in rabbi, ey ! meş’ari harem’in rabbi, ey ! beyt-i haram’ın rabbi, ey ! rükn ve makâm’ın rabbi olan Allâhım ! efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e bizden selâm ulaştır.<br />
<br />
8- Allâhım ! önceki yaratılmışların ve kıyâmete kadar yaratılacak olanların efendisi, efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
9- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e her an ve her zaman salât eyle.<br />
<br />
10- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kıyâmete kadar, en yüce meleklerin bulunduğu makamda, mele-i âlâ da salât eyle.<br />
<br />
11- Allâhm ! yeryüzü ve üzerinde bulunanlar görevlerini tamamlayıp huzurunda toplanıncaya kadar, efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle. Zîrâ sen sâhip olanların en üstünüsün.<br />
<br />
12- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsân ettiğin gibi, Efendimiz ümmî nebî Muhammed’e bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
13- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ezelî ilminin bildiği, kader ilminin gerçekleştiği, irâdenin cereyân ettiği, meleklerinin de ona salât ettiği kadar hem sürekli fazlınla hem de sonsuzluğuna asla son olmayacak ihsânınla hep ebedî kalacak şekilde salat eyle.<br />
<br />
14- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ilminin kuşattığı, Kur’ân-ı Kerîm’in zikrettiği, meleklerin de ifâde ettiği şahadet sayısınca salât eyle. Onun ashâbından râzı ol. Ümmetine merhamet eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
15- Allâhım ! efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne ve bütün ashâbına salât eyle.<br />
<br />
16- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Bütün âlemlere bereket ihsân ettiğin gibi onlara da bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
17- Allâhım ! secde hâlindeki kalp huşûu ile sana sığınıyorum. Ey efendim! ey Allâh ! ey celîl. Verilen sözlere senin kadar vefâ gösteren yoktur. Nurla süslü kürsîden itibâren yüce ve şerefli arşına kadar neler varsa, onların hatırı ve arşının altında bulunanların hakkı için dileğimi sana arzediyorum. Sen semaları ve gökgürlemelerinin seslerini yaratmadan önce, birliğinle ilah olarak bilindiğin ve dâim olduğun gibisin. Ey Allâhım ! beni zâtın için sevenlerden, senin tarafından sevilen kullardan, sana yakınlaşmış büyük zatlardan ve sana tutkun âşıklardan eyle.<br />
<br />
Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Vedûd.<br />
<br />
18- Allâhım ! Ezelî ilminle bildiğin şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
19- Allâhım ! Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
20- Allâhım ! kudretinin nüfûz ettiği şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
21- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e irâdenin tahsîs şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
22- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e ona emrettiğin ve yasakladığın şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
23- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin duyma kudretinin kavradığı şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
24- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin görme kudretinin kavradığı şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
25- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kendisini hatırlayıp yâdedenlerin sayısınca salât eyle.<br />
<br />
26- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kendisini hatırlayıp yâdetmekten gâfil olanların sayısınca salât eyle.<br />
<br />
27- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yağan yağmur tâneleri sayısınca salât eyle.<br />
<br />
28- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e ağaçların yaprakları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
29- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yaban hayvanları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
30- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e deniz hayvanları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
31- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e denizlerdeki sular miktârınca salât eyle.<br />
<br />
32- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e gece karanlığının kendilerini bürüdüğü ve gündüz aydınlığının kuşattığı şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
33- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e gece ve gündüz salât eyle.<br />
<br />
34- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kumlar miktârınca salât eyle<br />
<br />
35- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kadın ve erkek kulların sayısınca salât eyle.<br />
<br />
36- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e bizzat senin râzı olacağın kadar salât eyle.<br />
<br />
37- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin kelimelerin sayısınca salât eyle.<br />
<br />
38- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yer ve gök dolusunca salât eyle.<br />
<br />
39- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e arşının ağırlığı kadar salât eyle.<br />
<br />
40- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e bütün mahlûkâtın sayısınca salât eyle.<br />
<br />
41- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e zâtından gelecek olan salavâtının en fazîletlisi ile salât eyle<br />
<br />
42- Allâhım ! rahmet peygamberine salât eyle.<br />
<br />
43- Allâhım ! bu ümmetin şefaatçisine salât eyle.<br />
<br />
44- Allâhım ! darlığı gideren zâta salât eyle.<br />
<br />
45- Allâhım ! zulmeti aydınlatan zâta salât eyle.<br />
<br />
46- Allâhım ! nîmeti ulaştıran zâta salât eyle.<br />
<br />
47- Allâhım ! rahmeti getiren zâta salât eyle.<br />
<br />
48Allâhım ! kevser şarabının bulunduğu havuz sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
49- Allâhım ! Makâm-ı Mahmûd sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
50- Allâhım ! kıyâmet günü hamd sancağı sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
51- Allâhım ! mi’râc gecesi ulaştığı makâm sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
52- Allâhım ! kerem ve cömertlikle tavsîf ettiğin zâta salât eyle.<br />
<br />
53- Allâhım ! semâda Mahmûd ve yeryüzünde Muhammed adıyla anılan efendimize salât eyle.<br />
<br />
54- Allâhım ! nübüvvet mührü sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
55- Allâhım ! doğumunda ve doğumundan sonra zuhûr eden alâmetler sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
56- Allâhım ! her türlü ikramla sıfatlanmış olan zâta salât eyle.<br />
<br />
57- Allâhım ! öncekilerin ve sonra gelenlerin efendisi, seyyidi olma özelliği kazanan zâta salât eyle.<br />
<br />
58- Allâhım ! bulutun kendisini gölgelediği zâta salât eyle.<br />
<br />
59-Allâhım ! arkasındakini tıpkı önünde olan kimseyi gördüğü gibi gören zâta salât eyle.<br />
<br />
60-Allâhım ! kıyâmet günü şefaat talebi kabûl edilen ve şefaat eden zâta salât eyle.<br />
<br />
61- Allâhım ! tevâzu’ sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
62- Allâhım ! şefaat sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
63- Allâhım ! en yüce cennetlerin en yüce makâmı olan vesîle sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
64- Allâhım ! fazîlet sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
65- Allâhım ! cennetteki derecelerin hepsinden en yüce olan yüksek derece sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
66- Allâhım ! sünnet olarak taşıdığı baston sâhibi olanzâta salât eyle.<br />
<br />
67- Allâhım ! İncil’de zikredilmiş sıfatı olarak, ayaklarına nalın giyinmiş olan zâta salât eyle.<br />
<br />
68- Allâhım ! peygamberliğine işâret eden delîl hüccet sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
69- Allâhım ! peygamberliğini açıkça gösteren ısbât, burhân sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
70- Allâhım ! herkese hükmünü geçiren, hükümranlık sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
71- Allâhım ! Mi’rac’da başına giydirilen nurdan tâc sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
72- Allâhım ! Mi’rac’a çıkma şerefine sâhib olan zâta salât eyle.<br />
<br />
73- Allâhım ! kılıç sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
74- Allâhım ! Necîb adındaki deveye binen zâta salât eyle.<br />
<br />
75- Allâhım ! Mi’râc gecesi Burağa binen zâta salât eyle.<br />
<br />
76- Allâhım ! yedi kat semâyı yarıp geçen zâta salât eyle.<br />
<br />
77- Allâhım ! bütün insanlara şefaat eden zâta salât eyle.<br />
<br />
78- Allâhım ! elinde yiyeceğin tesbîh ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
79- Allâhım ! kendisinden ayrıldığında hurma kütüğünün inleyip ağladığı zâta salât eyle.<br />
<br />
80- Allâhım ! sakrâ kuşlarının kendisiyle sana sığındığı zâta salât eyle.<br />
<br />
81- Allâhım !elinde küçük çakıl taşlarnın tesbîh ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
82- Allâhım ! huzûruna geyiğin gelip kendisinden en fasih ifâdeyle şefaat talebinde bulunduğu zâta salât eyle.<br />
<br />
83- Allâhım ! herbiri büyük mürşîd olan ashâbıyla mecliste sohbet ederken meleklerin kendisiyle konuştuğu zâta salât eyle.<br />
<br />
84- Allâhım ! insanları cennetle sevindiren ama cehennemle de korkutan zâta salât eyle.<br />
<br />
85- Allâhım ! aydınlatıcı kandil gibi nur saçan zâta salât eyle.<br />
<br />
86- Allâhım ! devenin kendisine hâlinden şikâyet ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
87- Allâhım ! parmaklarının arasından tatlı su akan zâta salât eyle.<br />
<br />
88- Allâhım ! maddî mânevî pisliklerden temizlenmiş olan zâta salât eyle.<br />
<br />
89- Allâhım ! nurların nûru olan zâta salât eyle.<br />
<br />
90- Allâhım ! Ay’ın kendisi için ikiye ayrıldığı zâta salât eyle.<br />
<br />
91- Allâhım ! maddeten ve mânen tertemiz olan zâta salât eyle.<br />
<br />
92- Allâhım ! en üstün makamda sana en yakın olan zâta salât eyle.<br />
<br />
93- Allâhım ! şirkin ve küfrün karanlığını yok edip, âleme îman nûrunu yayarak tan yerini ağartan zâta salât eyle.<br />
<br />
94- Allâhım ! karanlığı delen yıldız misâli O’zâta salât eyle.<br />
<br />
95- Allâhım ! tutunulacak sapa sağlam biricik zâta salât eyle.<br />
<br />
96- Allâhım ! dünyâ ehlini cehennemle korkutan zâta salât eyle.<br />
<br />
97- Allâhım ! kıyâmet gününün şefaatçisi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
98- Allâhım ! insanlara kevser havuzundan içirecek olan zâta salât eyle.<br />
<br />
99- Allâhım ! Livâil-Hamd sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
100- Allâhım ! insanları hak yola irşâd ederken bütün varlığıyla İslâm Dîni’ni tebliğe yönelen zâta salât eyle.<br />
<br />
101- Allâhım ! râzıolduğun hususta tam mânâsıyla gayret eden zâta salât eyle.<br />
<br />
102- Allâhım ! son nebîye salât eyle.<br />
<br />
103- Allâhım ! son rasûle salât eyle.<br />
<br />
104- Allâhım ! hakkı ayakta tutan Mustafâ’ya salât eyle.<br />
<br />
105- Allâhım ! Rasûlün Ebu’l-Gâsım’a salât eyle.<br />
<br />
106- Allâhım ! âyetler sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
107- Allâhım ! bütün insanlara emir ve yasakları açıklayarak doadoğru yolu gösteren deliller sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
108- Allâhım ! anlattıklarınındışında nice ilâhi sırlar ve işâretlere sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
109- Allâhım ! peygamberliğinden önce kendisinden meydana gelen ve adına irhâsât denilen hârikulâdelikler anlamındaki kerâmetler sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
110- Allâhım ! alâmetler sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
111- Allâhım ! peygamberliğine delâlet eden açık âyetler ve burhanlar sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
112- Allâhım ! mu’cizeler sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
113- Allâhım ! hârikulâde işlerin sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
114- Allâhım ! taşların kendisine selâm verdiği zâta salât eyle.<br />
<br />
115- Allâhım ! huzûrunda ağaçların secde ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
116- Allâhım ! nûrundan çiçeklerin açıldığı zâta salât eyle.<br />
<br />
117- Allâhım ! bereketiyle mahsullerin tadlandığı zâta salât eyle.<br />
<br />
118- Allâhım ! aldığı abdest suyunun artığıyla ağaçların yeşerdiği zâta salât eyle.<br />
<br />
119- Allâhım ! nûrundan bütün nurların yayılıp dağıldığı zâta salât eyle.<br />
<br />
120- Allâhım ! kendisine okunan salavât sâyesinde günahların silindiği zâta salât eyle.<br />
<br />
121- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla ebrâr makâmındaki kulların makâmına erişilen zâta salât eyle.<br />
<br />
122- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla büyüklerin ve küçüklerin rahmete nâil oldukları zâta salât eyle.<br />
<br />
123- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla hem bu dünyâda hem âhirette nîmetlere erişilen zâta salât eyle.<br />
<br />
124- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla Azîz ve Ğaffâr olan Allâh’ın rahmetine erişilen zâta salât eyle.<br />
<br />
125- Allâhım ! düşmanların kalbine korku salmakla güçlendirilmiş ve yardım olunmuş olan zâta salât eyle.<br />
<br />
126- Allâhım ! seçilmiş azâmet ve şeref sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
127- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
128- Allâhım ! boş sahrâlarda yürüdüğünde vahşî hayvanların bile onun eteğine yapıştığı zâta salât eyle.<br />
<br />
129- Allâhım ! O’na âl-i’ne ve ashâbına tam mânâsıyla salât eyle. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsûsdur.<br />
(ikinci dörtte birin başı)<br />
<br />
130- Günahlarda dâhil olmak üzere her şeyi bilmesine rağmen engin merhametinden dolayı Allâh’a hamd olsun. Aynı şekilde günahları helâk etmekte dâhil olmak üzere her şeye kaâdir olan afv eden Allâh’a hamd olsun.<br />
<br />
131- Allâhım ! şüphesiz ben fakirlikten, zâtından başka birine zelîl olmaktan, senden başkasından korkmaktan, yalan söylemekten, bütün günah çeşitlerini işlemekten ve senin affına aldanıp gururlanarak günâha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden, ümîdin boşa gitmesinden, nîmeti kaybetmekten, belânın ansızın gelmesinden hep sana sığınırım.<br />
<br />
132- Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
133- Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
134- Allâhım ! mahlûkâtının ve arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı ve tamâmen hoşnutluğunla bütün âlemlerde efendimiz İbrâhîm’e salât, merhamet ve bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
135- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okuyanların sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
136- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okumayanların sayısınca ona salât eyle<br />
<br />
137- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okunan sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
138- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e okunan salavâtın katlarınca ona salât eyle.<br />
<br />
139- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e lâyık olduğu şekilde ona salât eyle.<br />
<br />
140- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e lâyık gördüğün sevip râzı olduğun şekilde ona salât eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -çarşamba </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇARŞAMBA</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâhım ! efendimiz Muhammed’in ruhlar arasındaki rûhuna, cesetler arasındaki cesedine, kabirler arasındaki kabrine, onun âl-i’ne ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
<br />
2- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e onu zikredenlerin her zikredişinde ona salât ve selâm eyle.<br />
<br />
3- Allâhım ! efendimiz Muhammed’i yâd edip hatırlamaktan gâfil olanların sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
4- Allâhım ! ümmî nebî efendimiz Muhammed’e, mü’minlerin anneleri olan zevcelerine, zürriyetine, ehl-i beytine sonsuz salât ve selâmla salât eyle, selâm eyle, bereket ihsân eyle.<br />
<br />
5- Allâhım ! ilminin kuşattığı ve Ku’ân-ı Kerîm’in bildirdiği gerçekler sayısınca ancak senin râzı olacağın ve kendisine lâyık olan salâtla efendimiz Muhammed’e salât eyle. Vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi ona ihsân eyle. Allâhım ! kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’a onu ulaştır. Lâyık olduğu şekilde onu mükâfaatlandır. Nebîlerden, sıddıklardan, şehitlerden ve sâlihlerden olan bütün kardeşlerine de salât eyle.<br />
<br />
6- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât eyle. Onu kıyâmet günü sana en yakın makâma yerleştir.<br />
<br />
7- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
8- Allâhım ! ona izzet, rızâ ve cömertlik tâcını giydir.<br />
<br />
9- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kendisi için senden istediği şeylerin en fazîletlisini ona ihsân eyle. Allâhım ! herhangi bir kulunun efendimiz Muhammed için senden istediği şeylerin en fazîletlisini de ona ihsân eyle. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kıyâmet gününe kadar senden istenilmiş olanların en fazîletlisini kendisine ihsân eyle.<br />
<br />
10- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
11- Allâhım ! efendimiz Âdem babamıza, annemiz Havvâ’ya meleklerinin salâtı kadar salât eyle. Allâhım ! efendimiz Âdem babamızı ve annemiz Havvâ’yı en yüce firdevs cennetine koyup üstün nîmetlerde râzı edinceye kadar, onlara bol rahmet ve kereminden ihsân eyle.<br />
<br />
12- Allâhım ! ana-babayı çocukları sâyesinde mükâfaatlandırdığın şeylerin en fazîletlisiyle onları mükâfaatlandır.<br />
<br />
13- Allâhım ! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
Allâhım! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
Allâhım! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
14- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e bildiklerin sayısınca, bildiklerinin sonsuz ağırlığınca hattâ kelimelerinin adedince salât eyle.<br />
<br />
15- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e hiç eksilmeyen salâtla salât eyle.<br />
<br />
16- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e sonsuzluğa kadar hiç eksilmeyen, hattâ zaman tükense bile bitip tükenmeyen salâtla salât eyle.<br />
<br />
17- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e yaptığın salât ve selâmla ona salât ve selâm eyle. Ayrıca onu lâyık olduğu şekilde mükâfaatlandır.<br />
<br />
18- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e hem hoşnûd olacağı hem de kendisini menûn edecek ama bizden de memnûn olacağı salâtla ona salât eyle. lâyık olduğu şekilde onu mükâfaatlandır.<br />
<br />
19- Allâhım ! nurlarının denizi, sırlarının mâdeni, tek ilâh oluşunu kullarına açıklayan, hükümranlığının altında bulunan herşeyin nâdidesi, tevhîd makâmının imâmı varlık âlemine güzellik katan süsü, her türlü rahmetinin hazînesi, dîninin yolu, tevhîdinle lezzet alan, varlık özünün insanı, her vâr olanın varlık sebebi, yaratılmışların özünün özü, senin aydınlığının nûruna yakın olan efendimiz Muhammed’e Yûce Zâtın vâr oldukça devâm edecek, ancak sen yeterli gördüğünde bu salât son bulacak, hem seni hemde onu memnûn edecek, ama bizden de râzı olmana vesîle olacak olan salâtla ona salât eyle. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım.<br />
<br />
20- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e senin ilminde gizli olanlar sayısınca ve senin mülkün devâm ettikçe devâm edecek olan salâtlasalât eyle.<br />
<br />
21- Allâhım ! yarattıklarının sayısınca, bizzat senin rızân, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı, yarattıklarının geçmişte seni zikrettikleri ve gelecek zamanda seni zikredecek olanların sayısınca, her sene, her ay, her Cuma, her gün, her gece, her saat, her koku almada, her nefeste, gözün her açılıp kapanmasında, her canlının gözünü hareket ettirmesinde, sonsuzluğun sonsuzluğuna dünyâ ve âhiretin de sonsuzluğuna kadar hem bunların kat kat fazlasıyla, öncesi olmayacak ve sonu gelmeyecek bir şekilde efendimiz İbrâhîm’in âl-i’ne salât ettiğin ve bereket ihsân ettiğin gibi efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
22- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ona olan muhabbetin kadar salât eyle.<br />
<br />
23- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e olan lutuf ve ihsânın kadar kendisine salât eyle.<br />
<br />
24- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e senin katındaki şânına lâyık ve kıymetine uygun olarak salât eyle.<br />
<br />
25- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e öyle salât eyleki o salâtla bizi bütün âfetlerden ve korkulardan kurtar, bütün isteklerimizi yerine getir. Bütün günahlardan bizi temizle. Bizi en yüksek derecelere yükselt. Hem bu dünyâda hem de ölümden sonra bizi bütün hayırlarda en son hedefe ulaştır.<br />
<br />
26- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e râzı olacağın salâtla salât eyle. O’nun ashâbından da tam anlamıyla râzı ol.<br />
<br />
27- Allâhım ! nûru yarattıklarının arasında önde, vâroluşu âlemlere rahmet olan efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne ve ashâbına, yarattıkların arasında şu âna dek ne kadar gelip geçen varsa, onlardan sa’ıd ve şakî olanların sayısınca, bütün sayıları içine alan, sınırları kuştan, sonu olmayan, bitip tükenmeyen ve zâtınla ebediyyen devâm eden salâtla salât eyle. Aynı şekilde de tam mânâsıyla da selâm eyle.<br />
<br />
28- Allâhım ! kalbini celâl, gözünü cemâl sıfatınla doldurduğun, böylece destek ve yardım ikrâm ederek sevindirdiğin, Allâhım ! efendimiz Muhammed’e âl-i’ne ve ashâbına, salât eyle. tam mânâsıyla da onlara selâm eyle. Hamd sâdece Allâh’a âittir.<br />
<br />
29- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, zeytin yaprakları ve bütün meyvelerin yaprakları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
30- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, olmuş ve olacakların sayısınca, gecenin kararttığı ve gündüzlerin aydınlattığı canlı-cansız varlıklar adedince salât eyle.<br />
<br />
31- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, onun âl-i’ne, zevcelerine, zürriyetine ümmetinin sayısınca salât eyle.<br />
<br />
32- Allâhım ! efendimiz sallallâh-ü aleyh-i vesellem’e yapılan salavâtın bereketi hatrına, bizi dünyâ ve âhirette ona okuduğumuz salât sâyesinde kurtulanlardan, onun kevser havuzuna varıp içenlerden, ona itaat edip sünnetiyle amel edenlerden eyle. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım. Onunla bizim aramıza kıyâmet günü perde koyma. Bizi, ana-babamızı ve bütün müslümanları bağışla. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur.<br />
(ikinci üçte birin başı)<br />
<br />
33- Allâhım ! tarafından ihsân edilen kolaylıkla peygamber olarak gönderilmiş, görevini hakkıyla yerine getiren, nebî ve rasullerin en fazîletlisi, en yücesi, yarattıklarının en üstünü, nebîler, rasuller, melekler ve velîlerle sana ulaşan ufukların kandili, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne ardı ardına devâm eden, nurları kâinâtı aydınlatan salâtla salât eyle, selâm eyle.<br />
<br />
34- Allâhım ! Âyetinle medh edilen en fazîletli zât, şeriatin olan ipine sarılan dâvetçilerin en şereflisi nebî ve rasullerin sonuncusu olan efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne dünyâ ve âhirette bizi umûmî fazlına ve râzı olacağın keremine vuslatına eriştirecek olan salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
35- Allâhım ! kulların arasında keremli olanların en keremlisi, irşâd yollarına çağıranların en şereflisi, bütün yerlerin ve beldelerin kandili olan efendimiz Muhammed’e, âl-i’ne bitip tükenmeyen dâimâ artan ve bizleride çeşit çeşit ikramlara ulaştıran salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
36- Allâhım ! makâmı yüce, kendisine ta’zîm ve hürmet vâcib olan efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, ebediyyen kesilmeyen hattâ sayılarla bile sayılamayan salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
37- Allâhım ! bütün âlemlerde efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne de salât eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâhım ! kendisini hatırlayanların her yâd edişinde, ismini zikretmekten gâfil olanların her gaflete düşmesinde, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
38- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne salât, merhamet ve bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne, salât eyle, merhamet eyle, bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
39- Allâhım ! maddeten mânen temiz ve temizlenmiş olan, ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. selâm eyle.<br />
<br />
40- Allâhım ! kendisiyle peygamberliği sona erdirdiğin, kevser havuzu ve şefaat etme hakkı vermekle kendisine yardım edip kuvvetlendirdiğin zâta selâm eyle.<br />
<br />
41- Allâhım ! Hüküm ve hikmet peygamberi, en parlak kandil, en büyük ahlâkla donatılmış mi’râc sâhibi son peygamber, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne, ashâbına ve sapasağlam yolunda yürüyen tâbiîlerine de salât eyle.<br />
<br />
42- Allâhım ! karanlığı şiddetli ve korkulu gecelerde kendileriyle yol bulunan, aynı zamanda karanlığın kandilleri gibi olan İslâm yıldızlarının yollarını efendimizle azametli kıl. efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, âl-i’ne ve ashâbına ve sapasağlam yolunda yürüyen tâbiîlerine denizde dalgalar coştukça, uzak yollardan gelen hacılar Kâbe’yi tavâf ettikçe ardı arkası kesilmeyen salâtla salât eyle.<br />
<br />
43- Salavâtı şerîfelerin ve selâmın en fazîletlisi, Allâh’ın yüce rasûlü, kulları arasında seçilmiş olan ve âhirette yaratılmışların şefaatçisi, Makâm-ı Mahmûd ve Havz-ı Kevser’in sâhibi, risâlet ve umûmî tebliğin yükünü taşıyan, en büyük ıslâh konusu, din ve dünyâ işlerinde gayret gösterme şerefiyle şereflenen, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun.<br />
<br />
44- Allâh-u Teâlâ ona, âl-i’ne gece-gündüzler boyu devâm eden salâtla salât eylesin.<br />
<br />
45- Efendimiz Muhammed sallallâh-u aleyh-i vesellem, kendisinden önce yaratılanların ve kendisinden sonra yaratılacak olanların efendisi ve en fazîletlisidir.<br />
<br />
45- Salavât okuyanların en fazîletli salavâtı, selâm verenlerin verdiği selâmın en iyisi, zikredenlerin en güzel zikri, Allâh’ın salâtlarının en fazîletlisi, en güzeli, en mükemmeli, en bol olanı, en eksiksiz ve noksansız olanı, en açık olanı, en yüce olanı, en temiz olanı, en pâk olanı, en bereketlisi, en iyisi, en çok artıp çoğalanı, en yeterlisi, en parlak olanı, en ulvî olanı, en çok olanı, en toplu birikmiş olanı, en umûmî olanı, en devamlısı, en kalıcısı, en azîz olanı, en üstün olanı, en ulusu, en fazîletlisi, en güzeli, en değerlisi, en keremlisi, en mükemmeli, en tamâm olanı, en azâmetli olanı, Allâh’ın yarattıkları arasında en fazîletlisi ve yarattıklarının biriciği olan, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar Allâh’ın yarattıklarının en fazîletlisi, en güzeli, en iyisi, en cömerdi, en mükemmeli, en tamâm olanı, Allâh katında en değerlisi, Allâh’ın rasûlü, nebîsi, habîbi, Allâh’ın seçip çıkarttığı ve Allâh’a devamlı münâcaatta bulunan rasûlü, Allâh’ın has dostu, isyandan uzak olan dostu, Allâh’ın emirlerini güvenle yerine getiren emîni, Allâh’ın kulları arasından seçtiği, yarattıkları arasından özenle çıkardığı, nebîleri arasından hâlis ve en seçkin olan kulu, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar kulların kurtulabileceği Allâh’ın en sağlam bağı, Allâh’ın en mâsum kulu, Allâh’ın kullarına nîmeti, rahmet anahtarı, rasuller arasında seçilmiş olanı, Allâh’ın kulları arasında en güzîde olanı, istediğ ve istemediği her husûsta dileklerine ulaşanı, kendisine bağışlanan nîmetlerde ihlâs sâhibi, en yüce peygamber, en doğru sözlü, şefaat ettiğini kurtaran, şefaat etme hakkı verilenlerin en fazîletlisi, kendisine bırakılan emânetlerde emîn, tebliğ ettiği hususlarda doğru sözlü, rabbinin emrini açıklayan, verilen en ağır vazîfeyi yüklenen, Allâh’a ulaşmakta rasullerin Allâh’a en yakın olanı, kıyâmet günü makâm ve fazîlet itibâriyle peygamberlerin en yücesi, nebîler arasında en kerem sâhibi olan efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Yine bütün bu salâtlar Allâh katında en temiz, Allâh’a peygamberlerin en sevimli olanı, derece itibâriyle Allâh katında peygamberlerin en yakın olanı, en çok ecir ve sevâb alanı, kullarının en keremlisi, Allâh katında peygamberlerin en çok rızâya nâil olanı, derece ve makam itibâriyle insanların en yücesi, mekân itibâriyle onların en büyüğü, güzellik ve fazîlet bakımından insanların en mükemmeli, derece yönüyle nebîlerin en fazîletlisi, getirdiği kânunlar itibâriyle peygamberlerin en mükemmeli, soy itibâriyle nebîlerin en şereflisi, konuşması ve kendisine hitâb etmesi yönüyle peygamberler arasında tebliğini en iyi açıklayanı, doğum, hicret, soy ve ashâb yönüyle peygamberlerin en fazîletlisi, neseb itibâriyle insanların en üstün olanı, kabîle bakımından insanların enşerefli olanı, bütün insan ve peygamberlerin bizzay en hayırlı olanı, kalbi vesveselerden arındırılıp nur ve hikmet doldurulmak sûretiyle en temiz olanı, insanların ve peygamberlerin en doğru sözlüsü, ameli en temiz olanları olan efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar asâlet itibâriyle insanların en sâbit olanı, ahde vefâ yönüyle peygamberlerin en ileri olanı, şeref itibâriyle en oturaklısı, tabiatı en mükerrem olanı, yaratılışı en güzel, zürriyeti en temizleri, dinleyip itaat etme noktasında ilâhî emirlere en çok itaat edeni, makâmı en yûce olanı, ifâde yönüyle peygamberlerin en tatlı konuşanı, selâmı en bol vereni, değer itibâriyle onların en takdire lâyık olanı, üstün sıfatlarla insanların en çok övüleni, en güzel ahlâka sâhib olmakla en çok beğenileni, Mukarrebûn makâmındaki Allâh’a en yakın olan melekler arasında peygamberler içinde en çok zikredileni, ahde vefâ da insanların en ileride olanı, vaâd etmekte en sadâkatli olanı, insanların en çok şükredeni, yaptığı iş yönüyle en üstün olanı, sabrı en güzel olanı, hayır itibâriyle insanların en güzel olanı, kolaylığa en yakın olan, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Ve tüm bu salâtlar mekân itibâriyle insanların ulaşamayacağı kadar en uzak olanı, şânı en yüce, delîli en sağlam, kıyâmet günü mîzanda insanlar arasında hayrı en ağır gelip de en tercih edileni, îmân yönüyle insanların ilki, muhâtablarına merâmını anlatmakta konuştuğunu en açık dile getireni, lisânı en fasîh olanı, delîl ve hüccet bakımından hükmünü dinletmekte insanların en üstünü, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -perşembe </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PERŞEMBE</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâhım ! kulun, rasûlün, ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
2- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kendisine mükâfaat vermek için senin rızânı sağlayacak salâtla salât eyle. O’na vesîle makâmını, va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ve fazîlet ihsân eyle. Bir nebî kavmi adına, bir rasûlü de ümmeti adına mükâfaatlandırdıklarının en fazîletlisiyle bizim adımıza onu lâyık olduğu şekilde mükâfaatlandır. Ey merhametliler merhametlisi. Nebîlerden ve sâlihlerden olan onun bütün kardeşlerine de salât eyle.<br />
<br />
3- Allâhım ! salavatının en fazîletlilerini, artıp çoğalan faydaların en şereflilerini, bereketlerinin artmasını, şefkat, merhamet ve ikrâmından ileri gelen ihsanlarını, çeşitli nîmetlerin en fazîletlilerini, hayrın önderi, iyilikler fâtihi, rahmet peygamberi ve bu ümmetin efendisi olan, âlemlerin Rabbi Allâh’ın Rasûlü ve Rasullerin efendisi, efendimiz Muhammed’e ihsân eyle.<br />
<br />
4- Allâhım ! makâmı öncekilerin ve sonrakilerin gıpta ettiği, veefendimizin memnûn olacağı, sana olan yakınlığını artıracağın Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır.<br />
<br />
5- Allâhım ! fazlı, fazîleti, şerefi, cennetin en yüce makâmı olan vesîleyi, üstün derece ve makamların en üstününü efendimiz Muhammed’e ihsân eyle.<br />
<br />
6- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e vesîle makâmını ihsân eyle. O’nu emellerine ulaştır. O’nu ilk şefaat eden ve şefaati ilk kabûl edilen kişieyle.<br />
<br />
7- Allâhım ! nübüvvetine işâret eden delillerini muazzam eyle. O’nun mîzânını ağır eyle. O’nun hüccetini aydınlık kıl. Derecesini yedinci kat semâda bulunan mukarrebûn melekler, peygamberler, şehitler, velîler ve âlimlerin ruhlarının bir araya geldiği, yüce makâm ehl-i arasında yükselt. Makâmını mukarrebûn makâmının da en üsyüne çıkart.<br />
<br />
8- Allâhım ! bizi onun sünnetiyle canlandır. O’nun dîninde hayat sürerek öldür. O’nun şefaatine erenlerden eyle. O’nun cemaati aasında haşreyle. Bizi kevser havuzuna ulaştır. Havuzun kadehlerinden ayıplarımız meydâna çıkarılmaksızın içir. Pişmân olmadan, şüpheye düşmeden, hiç bir değişiklik olmaksızın, fitneye düşenlerden ve düşürülenlerden de olmaksızın, o kevser havuzunun kadehleriyle bize kevser şarabından içir. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım.<br />
<br />
9- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi ihsân eyle. O’nu nebîlerden olan kardeşleriyle berâber, kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. Allâhım ! bu ümmetin efendisi ve rahmet nebîsi olan efendimiz Muhammed’e, babamız Âdem’e, annemiz Havvâ’ya ve bunlardan dünyâya gelen nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerden olan zâtlara, yer ve gök ehlinden olan bütün meleklerine ve onlarla birlikte bize de salât eyle. Ey merhametliler merhametlisi olan Allâhım.<br />
<br />
10- Allâhım ! beni, günahlarımı, ana-babamı bağışla. Allâhım ! beni küçükken terbiye edip yetiştirdiği için, anne-babama merhamet eyle. Bütün kadın ve erkek mü’minleri, bütün kadın ve erkek müslümanları, onlardan ölmüş olanların ve dirilerinin de günahlarını bağışla. Kendimizle onlar arasında ihtimâm göstermek, düşmanlık etmemek, birbirimize duâ etmek gibi hayırlarla bize yardım eyle. Rabbim beni bağışla, bana merhamet eyle. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Güç ve kuvvet ancak yûce ve azîm olan Allâh’ındır.<br />
<br />
11- Allâhım ! nurların nûru, sırların sırrı, ebrâr makâmındaki ümmetin en sâdık en hayırlı kullarının efendisi, şerefli rasullerin süsü, gecenin üzerine karardığı ve gündüzün aydınlattıklrının en kerem sâhibi efendimiz Muhammed’e, dünyânın ilk ânından son vaktine değin inen yağmur tâneleri, bitkiler ve bütün ağaçlarda bitenlerin sayısınca, Vâhid ve Kahhâr olan Allâh’ın mülkü devâm ettikçe devâm eden salâtla salât eyle.<br />
<br />
12- Allâhım ! efendimiz Muhammed’in dünyâda Ravza-ı Mutahhara’sını, âhirette ise Firdevs-i Âlâ’ daki makâmını, çeşitli ikrâmlarla mükerrem ve muazzam kılacağın, kıyâmet günü kendisinin arzu ettiği ve râzı olacağı şeylere ulaştıracağın salâtla ona salât eyle.<br />
<br />
13- Efendimiz ey Muhammed ! bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.<br />
<br />
Efendimiz ey Muhammed ! bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.<br />
<br />
Efendimiz ey Muhammed ! (Sallallâh-ü Aleyh-i ve Sellem) bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.<br />
<br />
14- Allâhım ! –Hâ- sı rahmet, iki –Mîm- i hükümranlık ve –Dâl- harfinde işâret edilen bütün yaratılmışların sığınağı M-u-Ha-m-M-e-D-’e, seyyîd, bütün fazîletlere sâhib, kâmil, nûru ilk yaratılan olmakla, âlemlere rahmet ve nübüvveti tamamlayan efendimiz Muhammed’e, ilminde bulunanların sayısınca, zikredenlerin seni ve onu zikrettiği, gâfillerinse senin ve onun zikrinden gâfil kaldıkları sürece ve yûce zâtın ebedî devâm ettikçe bâkî kalacak, yeter olduğuna senin hükmetmen hâriç sona ermesi söz konusu bile olmayacak salâtla salât eyle. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin.<br />
<br />
15- Allâhım ! hidâyet güneşlerinin en güzeli ve nûr bakımından en şereflisi olan ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle. Zîrâ efendimiz Muhammed (Sallallâh-ü Aleyh-i ve Sellem) risâletine âit haberler husûsunda peygamberlerin en meşhûru ve övülmeye en lâyık olanı, nûru bütün peygamberlerin nûrundan daha parlak, daha şerefli ve daha berrak, ahlâk îtibâriyle onların en pâk ve daha tertemiz olanı, yaratılış yönüyle de onların en mükerrem ve vücûdu en sağlam olanıdır.<br />
<br />
16- Allâhım ! ayın ondördünden daha güzel, yağmur bulutları ve okyanuslardaki suların bolluğundan bile daha cömert olan efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.<br />
<br />
17- Allâhım ! zâtı ve hayâtı bereketin tâ kendisi olan, onun zikri ve kokusunun mânevî güzelliği yaratılmışların her birini mest eden efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.<br />
<br />
18- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât ve selâsm eyle.<br />
<br />
19- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât, merhamet ve bereket ihsan ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’nede salât, merhamet ve bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
20- Allâhım ! kulun, nebîn, rasûlün, ümmî nebîn efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.<br />
<br />
21- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca bereket ihsân eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca merhamet ihsân eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca selâm eyle.<br />
<br />
22- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kendisine salât okumamızı emrettiğin şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e salât okunması en uygun olan şekilde salât eyle.<br />
<br />
23- Allah’ım! bütün peygamberler arasından seçilen nebine, bütün kulların arasından kendisine razı olduğun rasulüne, Hz. Âdem (a.s.)’dan vucut alemine teşrif edinceye kadar en şerefli mahlukatın arasından seçtiğin veline, semâvî vahiy konusundaki eminine salat eyle.<br />
<br />
24- Allah’ım! A’râf Sûresi’nde anlatılan, adalet ve merhameti ayakta tutan öncekilerinin en kerem sahibi ve en şerefli babalarının sulbünden, hatta ana tarafındanda en temiz asillerin soyundan getirerek islama karşı gelenleri kendisiyle hidayete erdirip, iffet yolunu açıkladığın Abd-i Menâf Oğlu Aabdulmuttalib’in neslinden seçip çıkardığın, efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
25- Allah’ım! Senden istenen şeylerin en faziletlisi hatırına, isimlerinin sana en sevimli ve en mükerrem olanı hatırına, nebimiz efendimiz Muhammed (s.a.v.) vesilesiyle bize ihsan ettiğin nimetler hatırına, Hz. Muhammed vasıtasıyla bizi sapıklıktan koruduğun, kendisine salavat okumamızı emrettiğin, ona okuduğumuz salavatı hem dünya ve ahirette makam kabul ettiğin, hemde zatından gelen bir lutuf ve ihsan olarak, günahlarımızı affettiğin için, emrine saygı gösterip bu husustaki tavsiyene uyarak özellikle nebimiz efendimiz Muhammed (s.a.v.) in hakkını eda etmek için yüce zatından bize vaad edilenlerin yerine getirileceğine tüm kalbimizle inanarak, sana yalvarıp dua ediyoruz. Ey Allah’ım! Kâlû Belâ’da biz ona iman edip kendisini tastik ettiğimizde, efendimize indirilen Kur’ân-ı Kerîm’e tabi olduğumuz vakit, hani Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştun: “Şüphesiz Allah ve melekleri peygambere çok salat ederler. Ey iman edenler ! sizde ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam edin.” Bu şekilde peygamberine salavat okumayı kullarına farz kıldın. Salavat okumalarını onlara emrettin. Ey Rabbim ! yüce zatının hürmetine, azamet nurunun ve ihsan makamındakiler için zatına vacip kıldıkların hatırına, kulun, rasulun, nebin ve yarattıklarının en hayırlısı olan, o şanlı efendimiz Hz. Muhammed’e, yarattıklarından herhangi birine salat ettiğin salatın en faziletlisiyle, senin ve bütün meleklerinin salat etmesini istiyoruz. Şüphesiz sen methedilmeye layık azamet ve şeref sahibisin.<br />
<br />
26-Allah’ım! Efendimiz muhammed’in derecesini yükselt. Makamını yücelt. Kıyamet günü onun mizanını ağır kıl. Delilini aydınlık, dinini daima belirgin, mükafatını bol, nurunu aydın, iki cihanda şerefini daim eyle. Ve gözünü aydınlatacak neslini ve Ehl-i Beyt-i’ni onunla beraber eyle. O’nu kendisinden önce gelip geçen nebiler arasında azamet sahibi kıl.<br />
<br />
27- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i kendisine tabi olanlar itibariyle, peygamberler arasında ümmeti ve veziri en çok olan, nuru ve yücelği bütün peygamberlerin en faziletlisi olanı, derece itibarıyla da peygamberlerin en üstünü, cennetteki makamını ise, en uçsuz bucaksız geniş olanı eyle.<br />
<br />
28- Allah’ım! O’nu önde gidenlerden, derecesini seçinen zatlar arasından, makamını halis kulların arasından seçilip çıkarılanlardan, mekanını ise, zatına yakınlığı olan mukarrebun makamındaki kimselerden eyle.<br />
<br />
29- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i senin katında derecesi keremlilerin en keremlisi, sevabı en faziletlisi, meclisi zatına en yakın, makamı en sâbit kalıcı, sözü en doğru, isteği en güzel yerine getirilen, katında kendisine ihsan edilecek olanların en faziletlisi, senin katındakilerin en çok rağabet edileni eyle. O’nu kendisinin üzerinde hiçbir derece olmayan, ve en yüce cennetlerden biri olan firdevs köşklerinde konuk eyle.<br />
<br />
30- Allah’ım! Efendimiz Hz Muhammd’i en doğru konuşan, dileği hemen yarine getirilen, ilk şefaatçi, ümmeti hakkında öncekilerin ve sonrakilerin gıpta edicekleri şefaaatle şefaat ederek, şefaati kabul edilen, kullarını cennetlik ve cehennemlik olarak ayırmak için seçtiğinde,<br />
<br />
efendimiz Muhammed’i söz sahipleri arasında en doğru sözlü olanı, yolunu hidayetle erdirilenler arasında en yakîn ve amel edenlerin en iyisi bir peygamber eyle.<br />
<br />
31- Allah’ım! Peygamberimizi bizim için arkadan gelen ümmetine imkanlar hazırlayan öncü, kevser havuzunu önce ve sonradan varanlarımıza buluşma yeri eyle.<br />
<br />
32- Allah’ım! Bizi onun cemaati arasında haşreyle. Sünnetiyle amel etmek nasip eyle. O’nun dini üzere yaşarken bizi öldür. O’nun nur cemalini bize göster. Bizi onun cemaati ve tabileri arasına dahil et.<br />
<br />
33- Allah’ım! Biz görmeden ona iman ettik, birbirimize kavuştur. Bizi onun kevser havuzuna ulaştırana değin, onun girdiği yerlere bizleride dahil edinceye kadar, onunla aramızı ayırma. Bizi kendilerine nimetler verilen, nebiler, sıddıklar, şehitler ve onun salih arkadaşlarından eyle. Onlar ne güzel arkadaştırlar. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
34- Allah’ım! Efendimiz Muhammed ( s.a.v.) hidayet nuru, insanları hayıra sevkeden, iki cihan saadetine insanları davet eden, rahmet peygamberi, takva sahiplerinin imamı, kendisinden sonra asla peygamber gelmeyecek olan alemlerin rabbi Allah’ın resulüdür. Efendimiz Muhammed ( s.a.v.); risaletini tebliğ ettiği, kullarına nasihat ettiği, ayetlerini onlara okuduğu, dini yasakları işleyenlere şer’i ölçüler olarak, Had’leri yerine getirdiği,<br />
<br />
hükmünü yerine getirdiği, sana itaati emrettiği, sana isyanı yasakladığı, dostluk edilmesini istediğin kimseleri dost edindiği, düşmanlık edilmesini istediğin kimseleri de düşman kabul ettiği için efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
35- Allah’ım! Cesetler arasında Hz. Muhammed’in cesedine, ruhlar arasında Hz. Muhammed’in ruhuna, durak yerleri arasında onun durduğu makamlara, Meşhedler; cesetlerin bulunduğu yerler arasındaki, mübarek cesedinin metfun bulunduğu meşhedine, zikredilince zikrine, tarafımızdan nebimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
36- Allah’ım! Zikredildiği şekilde yüce zatının selamını rahmet ve bereketlerini tarafımızdan ona ulaştır.<br />
<br />
37- Allah’ım! Mukarrebun makamındaki meleklerine, bütün ayıplardan pak nebilerine, ilahi kitapla gönderilen resullerine, arşı taşıyan meleklerine, efendimiz Cebrail (a.s.), Mikail (a.s.), İsrafil (a.s.), Azrail (a.s.), cennetin bekçisi Rıdvan, ve cehennemin bekçisi Malik’e, insanların sağında ve solunda bulunan hayır ve şerleri kaydeden, Kiramen Katibîn’e, bütün yer ve gök ehlinden sana itaat edenlere, salat salat eyle.<br />
<br />
38- Allah’ım! Rasullerin Ehl-i Beyt’lerinden herhangi birine verdiğin şeylerden daha faziletlisini, peygamberinin Ehl-i Beyt’inede ihsan eyle. Rasullerin ashabından herhengi birini mükafatlandırdığın şeylerin daha faziletlisiyle, peygamberimizin ashabınıda mükafatlandır.<br />
<br />
39- Allah’ım! Mü’min kadın ve erkekleri, müslüman kadın ve erkekleri, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. “.. Rabbimiz ! bizi ve bizden önce ölen din kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz şüphesiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin.”<br />
<br />
40- Allah’ım! Haşimi soyundan olan efendimiz Muhammed nebiye onun ali ve ashabına salat eyle.tam manasıyla selam eyle.<br />
<br />
41- Ey merhametliler merhametlisi Allah’ım! Senin hoşnut olacağın, seni ve kendisini razı edecek, bizdende memnun kalacağın salatla, insanlığın en hayırlısı efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
42- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e onun âl-i ve ashabına, her tarafa güzel kokular yayan, içinde bereketler bulunan, Allah’ın mülkü devam ettikçe devam edecek olan, bol, güzel ve tam manasıyla salat ve selam eyle.<br />
<br />
43- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne feza dolusu, ve gökteki yıldızlar sayısınca, bugüne kadar yattıkların ve kıyamete kadar yaratacakların miktarınca, yer ve gök yüzünü dengede tutacak olan salat ile salat eyle.<br />
<br />
44- Allah’ım! Efendimiz İbrahim’e salat ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Bütün alemlerde efendimiz İbrahim’e ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen met edilmeye layık azamet ve şeref sahibisin.<br />
<br />
45- Allah’ım! Ben; din, dünya ve ahiret işlerimde bütün günahlardan bağışlanma, afet ve kederlerden ise, selamet bulmak istiyorum.<br />
<br />
46- Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.<br />
<br />
Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.<br />
<br />
Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.<br />
<br />
47- Allah’ım! Yüce hakkın ve nur Cemal’inin hatırına, yüce Arş’ın, azametin, celalin, cemalin, kudret, güç ve kuvvetinle. Arş’ını taşıyan Kürsî’nin hakkı için, ve yarattıklarından hiçbir kimsenin bilgisinin olmadığı, sır hazinelerinin isimleri hürmetine, ya rabbi ! senden talep ediyorum.<br />
<br />
48- Allah’ım ! Sırlarını üzerine koyduğunda geceyi karartan, gündüzün açıklığına koyduğunda gündüzleri aydınlatan, gökyüzünü direksiz tutan, yeryüzünde sapa sağlam duran, dağların üzerine yerleştirdiğinde ise dağları yerine çakan, denizlere ve vadilere yazdığında suları taşıyıp akıtan su pınarlarını coşturan, bulutun üzerinede yerleştirdiğinde de yağmurlar yağdıran, ismin hürmetine ya rabbi ! senden talep ediyorum.<br />
<br />
49- Allah’ım! Efendimiz İsrafil (a.s.)’ın alnında yazılmış olan isimler, ve efendimiz Cebrail (a.s.)’ın alnında yazılmış olan isimler hatırına, mukarrebun makamındaki meleklerin üzerinde yazılmış olan isimler hürmetine senden istiyorum.<br />
<br />
50- Allah’ım! Arş’ın etrafında yazılmış isimler, ve Kürsî’nin çevresinde yazılmış isimler hatırına senden istiyorum.<br />
<br />
51-Allah’ım! Zeytin yaprağı üzerine yazılmış olan İsm-i Âzam hatırına, senden talep ediyorum.<br />
<br />
52- Allah’ım! Zatını kendileriyle isimlendirdiğin, bildiğim ve bilmediğim, yüce isimlerle senden talep ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -cuma </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CUMA</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâh’ım! Efendimiz âdem (a.s.)’ ın sana duâ ettiği isimlerle, sana dileklerimi arz ederim. Efendimiz Nûh (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hûd (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İbrâhîm (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Sâlih (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûnûs (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Eyyûb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yakûb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûsûf (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle,<br />
<br />
2- Efendimiz Mûsâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Harun (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Şuayb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İsmâîl (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Dâvûd (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Süleymân (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle efendimiz Zekeriyyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yahyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Ermiyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle,<br />
<br />
3- Efendimiz Şâ’ya (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İlyâs (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Elyesâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zülkifl (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûşâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Îsâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Muhammed (s.a.v)’in (ona ve tüm nebîlerin rasullerin hepsine salât ve selâm olsun.) sana duâ ettiği isimlerle, ey alemlerin rabbi olan Allâh’ım ! zikrettiğim nebîler ve resuller hürmetine onların sana münâcaatta bulunduğu ve duâ ettiği isimler hürmetine,<br />
<br />
4- Semâ kurulmadan, yeryüzü döşenmeden, dağlar yerinde sâbit tutulmadan, denizler gürül gürül akmadan, su kaynakları kaynayıp coşmadan, nehirler çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar parlamadan önce, yarattığın şeyler sayısınca, nebîn, efendimiz Muhammed’e senin salât etmeni istiyorum. Zîrâ sen zâtında olduğun gibisin, senin durumunu hiçbir kimse bilmez, ancak sen bilirsin sen birsin ve ortağın da yoktur.<br />
<br />
5- Allâh’ım! Hilm’in sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle, İlminin sayıları miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Bitmez tükenmez kelimelerinin adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Nîmetlerinin sayıları miktarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Semâlar dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Yeryüzü dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Arşının dolusu kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Ve onun ağırlığınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Levh-i Mahfûz’da, olmuş ve olacak her şeyi yazan kaleminin yazdığı şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Yedi kat semâda yarattıklarının sayısı miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Kıyâmet gününe kadar, her gün bin defâ, efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
6- Allâh’ım! efendimiz Muhammed’e dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzünden yeryüzüne yağan yağmur tânelerinin sayısınca, her gün bin kere salât eyle.<br />
<br />
7- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, seni Sübhânellâh diyerek Tesbîh, Lâilâhe İllallâh diyerek Tehlîl, Tekbîr, Sübhâne Rabbiyel Azîm diyerek, Ta’zîm, edenlerin sayısınca, her gün bin kere efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
8- Allâh’ım! Onların nefesleri ve lafızları sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların aralarında bulunan ve yaratmış olduğun ruh taşıyan her canlı adedince, her gün bin kere efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
9- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e, hareket eden bulutlar adedince, salât eyle. Esen rüzgârlar sayısınca, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
10- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yerle gökyüzü arasında yarattıklarının tamâmı, ve üzerinde rüzgârın esip, hareket ettirdiği dallar, yapraklar, ağaçlar ve meyveler sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
11- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzündeki yıldızlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
12- Allâh’ım! Senin kudret ve azâmetine işâret eden, yeryüzünün taşıdığı şeyler dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
13- Allâh’ım! Hakkındaki bilgiyi ancak yüce zâtının bildiği, yedi denizde yarattığın varlıklar sayısınca, kıyâmet gününe kadar her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
14- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e yedi deniz dolusunca salât eyle. Yûce Zât’ının kudretini işâret eden, bu yedi denizin taşıdığı ağırlık miktarınca salât eyle.<br />
<br />
15- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, denizlerdeki dalgalar sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
16- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün derinlikleri, ovaları ve dağlarında bulunan kum tâneleriyle, çakıl taşları sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
17- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, tatlı ve tuzlu sular, hareket edip dalgalandığındaki dalgalar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Toprağın üzerinde ve yeryüzünün derinliklerinde, doğuda, batıda, ovalarda, dağlarda, vadilerde, yeryüzündeki her yerde ve her yolda îmâr edilmiş yâhut harâb kalmış yerlerde ve bütün bunların üzerinde ve içinde, yaratmış olduğun ne kadar çakıl taşı ve küçük taş ve kuru çamur, kırıntılarına varıncaya kadar neler varsa, o tâneler sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
18- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün doğusu, batısı, kıble istikâmeti, ovaları, dağları ve vâdîlerindeki ağaçlar, meyveler, yapraklar, ekinler ve bütün bunlardan bereketle çıkan bitkilerinin sayısınca, efendimiz nebî Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.<br />
<br />
19- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yaratmış olduğun ve yaratacağın cinler, insanlar ve şeytanlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.<br />
<br />
20- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların bedenlerinde, yüzlerinde, başlarında, bulunan her tüy sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.<br />
<br />
21- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, kuşlar kanat çırptıkça, cinler ve şeytanlar uçtukça, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..<br />
<br />
22- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, sayılarını ancak Yûce Zât’ının bildiği, yeryüzünün doğusu ve batısındaki, insanlar ve cinlerin sayısıyla, küçük-büyük dört ayaklı olarak yarattığın her hayvan adedince, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..<br />
<br />
23- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünde onların adımları sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..<br />
<br />
24- Allâh’ım! Kendisine salât okuyanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Kendisine salât okumayanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Biten bitkiler ve yağan yağmur damlalarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Vâr olan her şey adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
25- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e karardığında geceleyin, gündüz aydınlandığında, salât eyle.. Dünyâda ve âhirette, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Efendimiz Muhammed’e tertemiz bir genç olduğu zamân ki halinde de salât eyle. efendimiz Muhammed’e râzı olduğun olgunluk hâlinde de salât eyle.. Efendimiz Muhammed’e beşikte çocuk olduğu andan beri salât eyle. Efendimiz Muhammed’e salât etmekten geriye artacak hiçbir şey kalmayıncaya kadar salât eyle..<br />
<br />
26- Allâh’ım! Söyleyince tasdik ettiğin, isteyince her istediğini verdiğin, efendimiz Muhammed’e vaâd ettiğin Makam-ı Mahmûd’u ikrâm eyle.<br />
<br />
27- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’in yolunu yûce, burhânını şerefli, peygamberliğini açıklayan dellilerini belirgin, faziletini bütün yaratılmışlara aşikâr eyle.<br />
<br />
28- Allâh’ım! Onun ümmeti hakkındaki şefaatini kabûl eyle. Bize sünnetiyle amel etmeyi nasîb eyle. Bizi onun dini üzere yaşayıp ölmeyi nasîb eyle. Bizi onun cemaati arasında ve sancağı altında haşreyle. Bizi onun arkadaşları arasına kat. Kevser havuzuna ulaştır. O havuzun kadehleriyle kevser şarabından içir. Onun muhabbetiyle bizleri nasîblendir.<br />
<br />
(Burada Okuyucu kendi ismini okumalıdır. Mesela: Okuyucunun ismi Ali, Babasının ismi Ahmed olsun. (Ali Bin Ahmed), der. Mesela: Okuyucunun ismi Fâtıma, Babasının ismi Ahmed olsun. (Fâtıma Binti Ahmed), der.)<br />
<br />
29- Allâh’ım! Sana duâ ettiğim isimler hürmetine, anlatmaya çalıştıklarım ve ilmini ancak Yûce Zât’ının bildiği şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât etmeni, bana da merhamet etmeni, tövbemi kabûl edip, maddî mânevî musîbetlerin hepsinden beni kurtarmanı, bana âfiyet vermeni, kadın-erkek bütün mü’minlere, ve kadın-erkek bütün müslümanlara, onların ölü ve dirilerine, merhamet etmeni bu günahkâr ve hatâlı zayıf kulunun tövbesini kabûl ederek bağışlamanı, senden taleb ediyorum. Ey âlemlerin rabbi olan Allâh’ım! Âmîn...<br />
<br />
30- Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuştur: “ Kim bu salavâtı bir kez okursa, Allâh (c.c)’u ona kabûl olunmuş bir hac ve İsmâîl (a.s.)’ın çocuklarından bir köleyi âzâd eden kimsenin sevâbını verir.”<br />
<br />
<br />
<br />
--- Allâh (c.c)’u şöyle buyurmaktadır: “ Ey Meleklerim ! Bu bir kuldur ki; Habîbim Muhahammed (s.a.v.)’e çokça salât etmiştir. İzzetime, Celâlime, varlığıma, övülmeye lâyık olmama ve Yûce olmama yemîn olsun ki, salât ettiği her harf mukâbilinde cennette ona bir saray vereceğim. Onun yüzünün nûru, Ay’ın ondördü gibi, kıyâmet gününde Livâü’l-Hamd sancağı altında bana gelecek ve avucu Habîbim Muhammed (s.a.v.)’in avucunda olacaktır.” Bu fazîlet bu salavâtı Cum’â Günü okuyan kimse içindir. Allâh (c.c) büyük fazîlet sâhibidir. [1]<br />
<br />
31- Allâh’ım! Azâmet, kudret, celâl, izzet ve saltanatın adına, Kürsî’nin taşıdıkları hürmetine, zâtını kendisiyle isimlendirdiğin ve Kur’ân-ı Kerîm’in içine yerleştirdiğin katındaki gayp ilmine seçip ayırdığın gizli olan yüce isminin hatırına, kulun ve resulün, efendimiz Muhammed’e salât etmeni istiyorum. Allâh’ım kendisiyle sana duâ edildiğinde kabûl ettiğin, onunla bir şey istenildiği zamân verdiğin, ismin hatırına senden talep ediyorum.<br />
<br />
32- Allâh’ım geceye koyduğunda zamânı karartan, gündüzünde ise aydınlatan, gökyüzünü direksiz tutan, yer yüzünüde sapa sağlam duran, dağların üzerine yerleştirdiğin de dağları yerine çakan, kuvvetli ve zâlim kimseye baş eğdiren, semâdan suları akıtan, bulutlar üzerine yerleştirdiğinde yağmurlar yağdıran, ismin hürmetine, senden talep ediyorum.<br />
<br />
33- Allâh’ım! Nebîn efendimiz Muhammed’in sana duâ vesîlesi edip istediği ismin hatırına senden istiyorum. Allâh’ım nebîn efendimiz âdemin sana duâ vesilesi edip istediği ismin hürmetine, senden talep ediyorum. Allâh’ım nebîlerin, resullerin bütün mukarrebun makamındaki meleklerin, Allâh’ın salât ve selâmı hepsinin üzerine olsun. Ve bütün taat ehlinin sana duâ vesîlesi edip istediği ismin hatırına, senden istiyorum<br />
<br />
34- Gökyüzü binâ edilmeden, yeryüzü dürülüp döşenmeden, dağlar yerinde sabit tutulmadan, pınarlar coşup kaynamadan, nehirler akıp durmadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar parıldatmadan önce yarattığın şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âline salât etmeni istiyorum<br />
<br />
35- Allâh’ım! Efendimiz Muhammede onun âl-i’ne, ilminin alâkalı olduğu şeyler sayısınca, salât eyle. Affının ilgili olduğu, hilm sıfatının adedince, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. Levh-i Mahfuz’un senin yüce ilminden ihtiva ettiği kısmının sayısınca, Efendimiz Muhammed’e onun âl-i’ne salât eyle..<br />
<br />
36- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne katında bulunan şeytan yahut cinlerin dokunamadığı ve asla değiştirilemeyen olmuş ve olacakların yazıldığı Levh-i Mahfuz’da hükmeden Kalem’in yazdığı hükümler adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yeryüzü dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne semâlar dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar yaratacakların sayısınca salât eyle..<br />
<br />
37- Allâh’ım dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, meleklerin safları, tesbihleri, takdisleri, temcitleri, tekbirleri ve tehlilleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
38-Allâh’ım! dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, hareket eden bulutlar ve grup grup esen rüzgârlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
39-Allâh’ım! şimdiye kadar semalarından yeryüzüne düşen yağmur damlaları ve kıyâmete kadar düşecek olan her yağmur damlası sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
40- Allâh’ım! dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, rüzgarların estiği miktarca, ağaçların, yaprakların, ekinlerin hareketlerinin sayısınca, ve özel muhafazası içinde yaratmış olduğun ve bütün tohumlar sayısınca Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
41- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yağmur damlaları ve bitkiler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
42- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzündeki yıldızlar sayısınca salât eyle.<br />
<br />
43- Allâh’ım! İlmini ancak senin bildiğin, kıyâmet gününe kadar yaratacak olduğun ve yedi denizinde yaratmış olduğun mahlûkat sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
44- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yeryüzünün doğusunda ve batısında mevcut olan çakıl taşı ve kum tâneleri sayısınca salât eyle.<br />
<br />
45-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne şimdiye kadar yarattığın ve kıyâmet gününe kadarda yaratacağın cin ve insanlar sayısınca salât eyle.<br />
<br />
46- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, insan ve cinlerin nefesleri, sözleri ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen zamânları zarfınca, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
47- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, cin ve meleklerin uçuşları sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
48- Allâh’ım! Yeryüzünün doğusunda ve batısında olan kuşların, vahşi hayvanların, hatta insan, hayvan ve böcek vücudundan beslenerek yaşayan küçük hayvanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
49- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne diriler ve ölüler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
50- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gecenin üzerine karardığı ve gündüzün aydınlattığı şeyler adedince efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
51-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, iki veya dört ayaküzeri yürüyen hareket eden canlılar sayısınca salât eyle.<br />
<br />
52- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, efendimiz Muhammed’e salât okuyan cin, insan ve melek sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
53-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e salât okumayan kimseler sayısınca kendisine salât eyle..<br />
<br />
54- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kendisine salât okunması gerektiği şekilde, salât eyle..<br />
<br />
55- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okunması şanına layık olduğu şekilde, kendisine salât eyle..<br />
<br />
56- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, üzerine okunacak salât adına hiçbir salât hariç kalmayacak şekilde, bütün salâtlarla salât eyle..<br />
<br />
57- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e önceki peygamberler ve bütün mü’minler, kendisinin ahirete intihalinden sonra gelen mü’min, sıddık, şehit, salih kimseler arasında, salât eyle.. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e Allâh katında makamları, mekanları yüce olan meleklerin makamı olan Mele-i Âlâ’da kıyâmet gününe kadar salât eyle.. Allâh’ın dilediği olur. Yüce ve Azîz olan Allâh’ın güç ve kuvvetinden başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -cumartesi </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CUMARTESİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. Efendimiz Muhammed’e vesîle makâmını, yüksek derece ve fazîleti ihsân eyle, va’d ettiğin Makâmı Mahmûd’a onu ulaştır. Şüphesiz sen va’dînden dönmezsin.<br />
<br />
<br />
<br />
2- Ey yûce arşın Rabbi ! Ey âlemlerin Rabbi olan Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’in şânını yücelt, dînini aşikâr kıl, nübüvvetini işâret eden delillerini aydınlat. O’nun fazîletini ortaya çıkar, onun ümmeti hakkındaki şefaatini kabûl eyle. Bize de sünnetiyle amel etmek nasîb eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Bizi onun sancağı altında cemaatiyle berâber haşreyle. Kevser şarabından kâsesiyle içir. Muhabbetiyle faydalandır. Ey âlemlerin Rabbi olan Allah !<br />
<br />
<br />
<br />
4- Ey Rabbim ! tarafımızdan selâmın en fazîletlisini ona ulaştır. Ümmeti adına ona ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
5- Allâh’ım ! Ey Rabbim ! beni bağışlamanı, bana merhamet etmeni, tövbemi kabûl etmeni, gökten gelen, yerden çıkan, bütün belâlardan bana âfiyetle muâmele etmeni diliyorum. Sen rahmetinle her şeye güç yetirensin. Ey Rabbim ! rahmetinin hatırına, kadın erkek bütün mü’minleri, kadın erkek bütün müslümanları ve onların ölüleriyle dirilerini de af ve mağfiret etmeni istiyorum.<br />
<br />
Allâh-u Teâlâ; mü’minlerin pâk anneleri olan, peygamberimizin zevcelerinden, dünyânın kandilleri misâli, hidâyet imamlarının mürşîd âlimleri olan, onun ashâbından ve onların ardından gelen tâbiûnla ashâbı görmüş gibi, onları görenlere tâbi olanlardan, kıyâmet gününe kadar râzı olsun. Hamd elemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur.<br />
(üçüncü üçte birin başı)<br />
<br />
6- Ey ! Ruhların ve çürümüş cesetlerin Rabbi olan Allâh’ım ! cesetlerine dönen ruhların ve damarlarıyla birleşen cesetlerin itaati hatırına senden istiyorum. Bütün yaratıklar senin huzûrunda rahmetini ümîd ederek, azâbından korkarak, hüküm vermeni beklerken, bütün ruhlara ve cesetlere geçerli olan kelimelerin hatırına ve onlardan her türlü hakkı alabilmen hatırına, bana hak olanı iyice görebilmem için gözümde nûr, gece-gündüz dilimde zikir ve sâlih amel ihsân etmeni senden taleb ediyorum. İşte bunlarla beni rızıklandır Ya Rabbi !<br />
<br />
<br />
<br />
7- Allâh’ım ! Efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin, bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e de salât eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
8- Allâh’ım ! Efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’e salavât ve bereketler ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e de salât eyle. Bereketler ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâh’ım ! efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’e bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’in âl-i’ne de bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
<br />
<br />
9- Allâh’ım ! Kulun ve rasûlün efendimiz Muhammed’e, kadın-erkek bütün mü’minlere, kadın-erkek bütün müslümanlara salât eyle.<br />
<br />
10- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, ilminin kuşattığı, kitâbının miktârını tesbit ettiği, meleklerinin şâhid olduğu şeyler sayısınca, Allâh’ın mülkü devâm ettikçe, devâm edecek olan salâtla salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
11- Allâh’ım ! Bildiğim ve bilmediğim yûce isimlerin, zâtını isimlendirdiğin isimler hatırına, kulun, nebîn, efendimiz Muhammed’e, gökyüzü binâ edilmeden, yer yüzü yayılıp döşenmeden, dağlar ayakta tutulup çakılı durmadan, su kaynakları coşup taşmadan, nehirler gürül gürül çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar ışıldamadan, denizler dalgalanmadan, ağaçlar meyveye durmadan önce, yarattığın şeyler sayısınca salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
12- Allâh’ım ! İlminin adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! Hilminin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bitmez tükenmez kelimelerin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! nîmetlerin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! fazlın kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cömertliğinin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! semâların adedince efendimiz Muhammed’e salât eyle. . Allâh’ım ! yer yüzü kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yedi kat gökte bulunan yaratmış olduğun melekler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yer yüzündeki cin, insan, vahşi hayvanlar, kuşlar ve yaratmış olduğun diğer yaratıklar adedince efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! gayb ilminde Levh-i Mahfûz’da kaderi yazan Kalem’in yazdıkları ve kıyâmete kadar diğer yazacağı şeyler adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yağmur ve yağmur tanecikleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! sana hamd edenlerin, sana şükredenlerin, seni Lâ İlâh’e İllellâh diyerek tehlîl edenlerin, seni İnne-ke Hamîd’ün-mecîd, sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibi olansın diyerek, temcîd edenlerin, yûce zâtının<br />
<br />
Allâh olduğuna şehâet edenlerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât etmeni diliyorum. Allâh’ım ! senin ve meleklerinin ona getirdiği salât miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yarattıklarından ona salât edenlerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’e salât okumayanların sayısınca, ona salât eyle. Allâh’ım ! dağlar, kumlar, çakıl taşları adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! ağaç ve yaprakları, kuru çamur ve ağırlıklarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! her sene ve o senede yaratacakların ve öleceklerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! her gün yaratacakların ve her gün öleceklerin sayısınca, kıyâmet gününe kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
13- Allâh’ım ! Yer ve gökyüzü arasında hareket eden bulutların yağdırdığı, sular miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yer yüzü ve gök yüzünün, doğu-batı, kıble istikameti ve derinliklerinde emir altına girmiş rüzgarlar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! gök yüzündeki yıldızlar kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! denizlerde yarattığın balıklar, canlı hayvanlar, sular, kumlar ve bunların dışında kalan diğer malûkâtın sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bitkiler ve çakıl taşları sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! karıncalar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! tatlı-tuzlu sular miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bütün yarattıklarına ihsân ettiğin nîmetler miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! kendisini inkâr edenlere karşı verdiğin azâbın ve cezân kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! dünyâ ve âhiret devâm ettiği müddetçe, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cennette yaratıkların var olduğu müddetçe, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cehennemde yarattıkların mevcûd olduğu sürece, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’i, sevip râzı olduğun kadar, ona salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’in de, seni sevip, senden râzı olduğu müddetçe, ona salât eyle. Allâh’ım ! sonsuza kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Onu kendi katında, en yakın makâma konuk eyle. Ona, cennetteki en yüksek derece olan Vesîle Makâmı’nı, fazîleti, şefaati, yüksek dereceyi, kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ihsân eyle. Şüphesiz sen va’dinden dönmezsin.<br />
<br />
<br />
<br />
14- Allâh’ım ! Şüphesiz sen dünyâ ve âhiret işlerimde sâhibim, efendim, her hâlimde başvuracağım makâmım, güvencem, bütün işlerimi zâtına havâle edeceğim ümîdim, ihtiyaçlarımı, emellerimi ancak kendisine arz edeceğim yûce zat olduğun için, Şehr-i Harâm, Beldey-i Harâm, Meş’ari’l-Harâm ve Peygamberimiz ( s.a.v. ) Efendimiz’in Kabr-i Şerîf’i hürmetine, gerçeğini ancak yûce zâtının bildiği kadar, bana hayır bağışlamanı, ve yine hakîkatini ancak yûce zâtının bildiği kadar kötülükten beni korumanı senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
15- Efendimiz Âdem’e; efendimiz Şît’i, efendimiz İbrâhîm’e; efendimiz İsmâîl ve İshâk’ı bağışlayan, efendimiz Yûsûf’u; efendimiz Yâkûb’a kavuşturan, efendimiz Mûsâ’yı; annesine ulaştıran, efendimiz Hızır’ın ilmini artıran, efendimiz Dâvûd’a; efendimiz Süleyman’ı bahşeden, efendimiz Zekeriyyâ’ya; efendimiz Yahyâ’yı bağışlayan, annemiz Meryem’e; efendimiz İsâ’yı veren, efendimiz Şuayb’ın kızını; efendimiz Mûsâ (a.s) ile karşılaştırmak suretiyle koruyan, Ey Allâh’ım ! Ey Rabbim ! efendimiz Muhammed’e, bütün nebî ve rasullere, senin salât etmeni istiyorum. Efendimiz Muhammed’e, şefaati ve yüksek<br />
<br />
dereceyi bağışlayan, Ey Allâh’ım ! günahlarımı bağışlamanı, ayıplarımın hepsini örtmeni, beni cehennem ateşinden kurtarmanı, rızânı, emniyetini, affını ve ihsânını lütfetmeni, kendilerine nîmetler verdiğin nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle birlikte beni cennetinde nimetlendirmeni senden taleb ediyorum. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.<br />
<br />
<br />
<br />
16- Allâh-u Teâlâ, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e rüzgarların, kümelenmiş bulutları sürüklediği, ve her ruh sâhibinin, ölümü tattığı müddetçe, salât eylesin. Ey Allâh’ım ! Selâm yurdunda bulunan selâm ehline selâmı ulaştır.<br />
<br />
<br />
<br />
17- Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.<br />
<br />
Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.<br />
<br />
Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.<br />
<br />
<br />
<br />
18- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e salât ve selâm eyle.<br />
<br />
19- Allâh’ım ! Katındaki Habîbin Muhammed Mustafâ’nın hürmetine, sana yönelerek, sevdiğimiz, efendimiz. Ey Muhammed ! seninle rabbine tevessül ederek taleb ediyorum. Yûce Mevlâ katında ey pâk, güzel rasûl, Bize şefaat eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
20 - Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.<br />
<br />
Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.<br />
<br />
Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.<br />
<br />
<br />
<br />
21 - Allâh’ım ! Bizi peygamberimize salât ve selâm okuyan kullarının en hayırlılarından, peygamberimize en yakın bulunanlardan, ve ona kavuşanlardan eyle. Bizi peygamberimize muhabbet duyanlardan, onun yanında kendisine sevgili olanların en hayırlılarından eyle. Bizi mahşer günü onunla sevindir.<br />
<br />
<br />
<br />
22- Onu; bizim için Naîm Cenneti’nde zahmetsiz, meşakkatsiz, hesâba çekilmeksizin, cennete girmek için, irşâd ve hidâyet eden delîl eyle. Bizden râzı olarak onu bize yönelt. Biz şefaat beklerken, onu bize darılmış, kırgın eyleme.<br />
<br />
<br />
<br />
23- Allâh’ım ! Bizi, ana-babamızı, bütün müslümanları, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. Son duâmız alemlerin Rabbi Allâh’a hamd etmektir.<br />
(Dördüncü dörtte birin başı)<br />
<br />
24- Ben senden istiyorum. Ey Allah ! Ey Allah ! Ey Allah ! Ey Hayyu’l-Kayyûm ! Ey Celâl ve İkram sâhibi olan Allâh’ım ! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tesbih ederim. Ben yûce emirlerini yerine getiremedim, zâlimlerden oldum.<br />
<br />
<br />
<br />
25- Allâh’ım ! Yûce Kürsî’nin, azâmetin, celâlin, izzetin, kudretin ve hükümranlığından taşıdıkları hatırına, yarattıklarından hiçbir kimsenin bilmediği, gizli-saklı pâk isminlerin hürmetine, gecenin üzerine koyduğunda geceyi karartan, gündüzüne koyduğunda gündüzü aydınlatan, göklere koyduğunda direksiz tutan, yer yüzüne koyduğunda onu sâbit kılan, denizlere koyduğunda, suları taşırıp akıtan, su pınarlarına koyduğunda, suları coşturan, bulutların üzerine yerleştirdiğinde, yağmurlar yağdıran, ismin hatırına senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
26- Efendimiz Cebrâîl (a.s)’ın alnına yazılmış olan isimler hakkı için, efendimiz İsrâfîl (a.s)’ın alnındaki yazılı isimlerle, ve bütün meleklerin üzerinde yazılı isimlerle, senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
27- Arşın ve Kürsî’nin etrafında yazılmış isimler hürmetine, senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
28- Yûce zâtını bizzat isimlendirdiğin yûce ismin hürmetine, senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
29- Bildiğim ve bilmediğim bütün isimlerin hatırına,<br />
<br />
<br />
<br />
30- Efendimiz Âdem (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Nûh (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Sâlih (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûnûs (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Mûsâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hârûn (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Şuayb (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İbrâhîm (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İsmâîl (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Dâvûd (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Süleymân (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zekeriyyâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûşâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hızır (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İlyâs (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Elyesâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zülkifl (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Îsâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, nebîn, rasûlün, habîbin, insanlar arasından seçip çıkardığın, efendimiz Muhammed’in sana duâ ettiği isimler hatırına senden istiyorum. Ey ! sözü hak olan, ve sizi ve yaptıklarınızı Allâh yarattı meâlideki âyette, bize buyuran Allâh’ım ! Allâh’ın hiçbir kulundan hiçbir söz, fiil, hareket ve hareketsizlik meydâna gelemez. Ancak onun ilmi, kazâ ve kaderinde olması gerektiği şekilde, nasıl geçiyorsa, o şekilde meydâna gelebilir.<br />
<br />
<br />
<br />
31- Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! beni peygamberimize tâbi olup, ona muhabbet duyan, herkesi hesap gününde kusurları araştırılmadan, azâb görmeden, azar işitmeden, terslenmeden, onun şefaati ve arkadaşlığıyla rızıklandırmanı istiyorum. Ey Vehhâb ! Ey Gaffâr ! senden günahlarımı bağışlamanı, ve ayıplarımı örtmeni istiyorum. Hesapsız sevap ve mükâfatların verildiği günde, bütün dostlar arasında beni, yûce cemâlini doyasıya seyretmekle nîmetlendirmeni, benden amelimi kabûl etmeni, bilerek, bilmeyerek veyâ yanlışlıkla yaptığım ezelî ilminle bildiğin bütün hatalarımı affetmeni senden taleb ediyorum. En büyük emelim olan peygamber (s.a.v) efendimizin kabrini<br />
<br />
ziyârretine, ona ve iki arkadaşına selâm verme nîmetine ihsânınla, fazlınla, cömertliğinle ve kereminle beni ulaştırmanı senden istiyorum. Ey Raûf ! Ey Rahîm ! Ey Velî ! kendisine îmân eden bütün müminler, yoluna tâbî olan kadın-erkek bütün müslümanlar, hem onların âl ve dirileri hem de kendi adıma, yarattıklarından her hangi birini mükâfatlandırdığın şeylerin en çok ve en fazîletli ve etraflı olanıyla, efendimiz Muhammed’i mükâfatlandırmanı senden istiyorum. Ey Kavî ! Ey Azîz ! Ey Alîm !<br />
<br />
<br />
<br />
32- Allâh’ım ! Yûce zâtına yemin ettiğim şeyler hürmetine, henüz gökyüzü binâ edilmeden, yeryüzü yayılıp döşenmeden, dağlar yükselmeden, su kaynakları fışkırıp akmadan, denizler sâkinleşip durulmadan, nehirler coşup çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar karanlığı nurlandırmadan önce, hiçbir kimsenin bilmediği, ancak yûce zâtının bildiği şekilde, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
33- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kelimelerinin adedince salât etmeni senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
34- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, Kur’ân ayetleri ve harflerinin adedince salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
35- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okuyanların sayısınca salât etmeni senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
36- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okumayanların sayısınca salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
37- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yeryüzü dolusunca salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
38- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, Kalem’in, Levh-i Mahfûz’da kaderle ilgili yazdığı şeyler kadar, salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
39- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yedi kat semâda yarattıkların adedince salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
40- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kıyâmet gününe kadar yaratacağın şeyler miktârınca, her gün bin defâ, senin salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
41- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzünden yeryüzüne düşen yağmur damlaları, ve her bir yağmur tânesi sayısınca, her gün bin defâ, senin salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat - Pazar</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PAZAR</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, seni tesbîh ve takdîs eden ta’zîm ederek, sana secde edenlerin sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni diliyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
2- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar her yıl yaratmış oldukların sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Allâh’ım! Hareket eden bulutlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
4- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden, kıyâmet gününe kadar esen rüzgârların sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
5- Allâh’ım! Rüzgârlar esip ağaçların dallarını, yapraklarını, meyvelerini ve çiçeklerini hareket ettirdiği müddetçe, yeryüzü ve gökyüzü arasında yarattığın şeyler adedince, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
6- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar denizlerin dalgaları sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
7- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün doğusu, batısı, dağları, ovaları ve vâdîlerinde vâr ettiğin kum, çakıl taşları, kurumuş toprak parçaları ve taşlar adedince efendimiz Muhammed’e, ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
8- Allâh’ım! Yeryüzünün kıble tarafı, doğusu, batısı, ortası ve dağlarında yarattığın bitkilerden; ağaç, meyve, yapraklar, ekin ve bütün bunların yeryüzünden çıkarttığı ve çıkaracakları, bitki ve bütün bereketli mahsûllerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e, ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
9- Allâh’ım! Yarattığın insan, cin, şeytanlar ve kıyâmet gününe kadar yaratacakların sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
10- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların vücûdları, yüzleri ve başlarındaki tüyler adedince her gün bin kere efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
11- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar göz açıp kapatacak kadar kısa zamân zarfınca ve onların sözleri ve nefesleri sayısınca, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
12- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar cinlerin uçuşları ve insanların hareketleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
13- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar yeryüzünün doğusu ve batısında bizce ma’lûm olan ama hakîkatte ancak yûce zâtın tarafından bütün gerçeğiyle bilinen irili-ufaklı yaratmış olduğun hayvanlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
14- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendisine salât okuyanların ve okumayanların, hatta kıyâmet gününe kadar salât okuyacakların sayısınca, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
15- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne diriler ve ölüler sayısınca, yarattığın balıklar, kuşlar, karıncalar, arılar ve bütün küçük hayvancıklar adedince salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
16- Allâh’ım! Geceleyin karanlık bastığı, gündüzünse aydınlandığı vakitte efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
17- Allâh’ım! Dünyâ ve âhiret hayâtında efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
18- Allâh’ım! Beşikteki bebeklik yaşından olgunluk çağına halkı irşâda devâm ettiği dönemden, rûhunu rızânla alıncaya kadar geçen zamânlarda nihâyet onu şefaatçi olarak dirilteceğin kıyâmet gününe kadar, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
19- Allâh’ım! Yarattıklarının sayısı, yûce zâtının rızâsı, arşının ağırlığı ve kelimelerinin adedince, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum. Allâh’ım! Vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi, kevser havuzunu, Makâm-ı Mahmûd’u, bitmez tükenmez yûceliği, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ihsân etmeni istiyorum. Allâh’ım! onun burhânını, peygamberliğinin delillerini aslı İslâm olan, binâsını şerefli kılmanı, dünyâ ve âhiretteki makâmını yükseltmeni istiyorum. Ve ey yûce mevlâmız ! Bize de, onun sünnetiyle amel etmemizi nasîb etmeni, onun dîni üzere bizi öldürmeni, onun cemaati arasında ve sancağı altında bir araya toplamanı, bizi onun arkadaşları arasına katmanı, senden taleb ediyorum. Allâh’ım! Onun Kevser havuzuna varmamızı sağlamanı, kadehleriyle kevser şarabından bize içirmeni, peygamberimizin muhabbetiyle bizi faydalandırmanı, tövbemizi kabûl etmeni, görünür ve görünmez bütün belâ ve fitnelerin hepsinden bize selâmet, âfiyet ihsân etmeni, merhamet etmeni, bizi bütün erkek-kadın mü’minleri, bütün erkek kadın müslümanlarla onların ölüleri ve dirilerini de bağışlamanı senden taleb ediyorum. Âlemlerin rabbi olan Allâh’a hamd olsun. O ne güzel vekîldir. Güç ve kuvvet ancak Yûce ve Azîm olan Allâh’a âittir.<br />
<br />
<br />
<br />
20- Allâh’ım! Güvercinler ötüp, su arayan kuşlar ve hayvanlar dönüp durduğu, tamâim mâsum çocuklara zarar veren şeytan ve cinlerden korunmak için takılan duâlar fayda verdiği, sünnet olarak takılan baştaki sarıklar sıkıştırıldığı, gün be gün sâlih amellerle mânen terakkî edenler terakkî ettiği sürece efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
21- Allâh’ım! Sabahleyin ortalık aydınlandıkça, rüzgarlar estikçe, canlılar yürüdükçe, gece ve gündüz birbirini takip edip durdukça, kılıçlar kuşanıldıkça, mızraklar sımsıkı bağlandıkça, cesetler ve rûhlar zâhirî ve bâtınî hastalıklardan sıhhat buldukça, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
22- Allâh’ım! Âlemler döndükçe, gece karanlıkları yayıldıkça, melekler tesbîh ettikçe, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
23- Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Efendimiz İbrâhîm’e âlemlerde bereket ihsân ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
<br />
<br />
24- Allâh’ım! Güneş doğduğu, beş vakit namaz kılındığı, şimşek çaktığı, bardaktan boşanırcasına yağmurlar yağdığı, bulutları emrolundukları yerlere sevk etmekle görevli olan melek, Râd aleyhisselâm tesbîh ettiği müddetçe, Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
25- Allâh’ım! yeryüzü ve gökyüzü dolusunca, her ikisi arasında bulunan ve dilediğin şeyler dolusunca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
26- Allâh’ım! Risâlet yükünü üzerine aldığı, insanları cehâletten kurtardığı, küfür ve dalâlet, sapıklık ehliyle cihâd ettiği, seni tek ilâh kabûl etmeye dâvet ettiği, kullarını irşâd ederken zahmet ve sıkıntılara tahammül ettiği için, efendimiz Muhammed’e dilediğini ver, isteklerine ulaştır, ona cennetteki Vesîle Makâmı’nı fazîlet ve yüksek dereceyi vaâd ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ona ihsân eyle. Şüphesiz sen vaadinden geri dönmezsin.<br />
<br />
<br />
<br />
27- Allâh’ım! Bizi onun yoluna Kur’ân ve sünnete uyup amel edenlerden, onun muhabbetiyle sıfatlananlardan, onun hidâyeti, sözleri, fiilleri, emir ve yasaklarıyla hidâyet bulanlardan ve yolunda gidenlerden eyle. Ey merhametliler merhametlisi; bizi elleri, yüzleri, ayakları, aldıkları abdest ve yaptıkları ibâdetlerle nûrlu ve parlak olan, onun ümmetinin tâbiîleri, önde giden taraftarları ve Ashâb-ı Yemîn, Kur’ân-ı Kerîm’de övülen nîmet sâhibleri ve amel defterleri kıyâmet günü sağından verilenler, kurtulanlar arasında haşreyle.<br />
<br />
<br />
<br />
28- Allâh’ım! Bütün meleklerine, mukarrebûn makâmındaki meleklere, nebîlere, resullere, bütün ibâdet ve tâat ehline salât eyle. Bizide kendilerine okuduğumuz salavât sebebiyle rahmetine ulaşanlardan eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
29- Allâh’ım! İyiliği ve doğruluğu emreden, kıyâmet günü günahkârların şefaatçisi tıhâm eden, Mekke-i mükerremeden peygamber olarak seçilip, insanlara gönderilen efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
30- Allâh’ım! Bizim adımıza; nebîmiz, şefaatçimiz ve sevdiğimize en fazîletli salât ve selâmı ulaştır. O’nu pek yûce olan Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. O’na cennetteki Vesîle Makâmı’nı, bütün nebî, resul, şehit, sıddık ve sâlihlerin bulunduğu yûce makâmda kendisine vaâd ettiğin fazîlet ve yüksek dereceyi ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
31- Allâh’ım! O’na hiç eksilmeyen ve peşi sıra devâm eden salâtla salât eyle.<br />
<br />
32- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne şimşek parladığı, güneş doğduğu, gece karanlığı kapladığı ve yağmur bulutlarından damlalar yere düştüğü müddetçe salât eyle. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yer ve gökyüzü arasındaki ve yıldızlar arasındaki boşluk dolusunca, gökyüzünün yıldızları misâli, yağmur tâneleri ve çakıl taşları sayısınca salât eyle. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne sevâbı sayılamayan, hesâbıda yapılamayan, salâtla salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
33- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e arşının ağırlığı, rızânın ulaştığı makâm, kelimelerinin adedi ve rahmetinin sonsuzluğu kadar salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
34- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e onun âl-i’ne, zevceleri ve zürriyetine, salât eyle. O’na, âl-i’ne, zevcelerine, zürriyetine efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin, ve bereket ihsân ettiğin gibi bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâh’ım! Bizim adımıza onu, ümmetinden bir peygamberi mükâfatlandıracağın şeylerin en fazîletlisiyle mükâfatlandır. Hükümlerinin apaçık yolu sâyesinde bizi hidâyete erenlerden eyle. Onun hidâyet yolunda yürümekle bizi hidâyete ulaştır. Bizi onun dînine inanmış olarak, onun âl-i’ne, ashâbına, nesline, muhabbet eder olduğu halde öldür. Onun cemaati arasında haşreyle.<br />
<br />
<br />
<br />
35- Allâh’ım! Peygamberlerinin en fazîletlisi, seçip çıkardığın kullarının en keremlisi, evliyânın imâmı, nebîlerin sonuncusu, âlemlerin rabbi Allâh’ın habîbi, bütün peygamberlerin şâhidi, günahkarların şefaatçisi, bütün âdem oğullarının efendisi, adı mukarrebûn makâmındaki melekler arasında yükselen müjdeci, korkutucu, dâimâ aydınlatan kandil, sözüne îtimat edilen, hak olanı açıklayan, şefkatli, merhametli, kendisine Kur’ân’ı Kerîm’le birlikte, Fâtiha Süresi’nide lütfedettiğin, böylece insanları dosdoğru hak yola hidâyete sevkeden, rahmet peygamberi, ümmeti hidâyete erdiren, kabirden dirilişte toprağın ilk kez kendisine açılacağı insan, cennete ilk girecek olan, Efendimiz Cebrâîl ve Mîkâîl’le desteklenmiş, Tevrât ve İncîl’de müjdelenmiş, seçilip beğenilerek çıkartılmış, Ebu’l- Kâsım, Hâşim oğlu Abdulmüttalip’in oğlu Abdullâh’ın oğlu efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
36- Allâh’ım! Gece gündüz hiç gevşeklik göstermeden Allâh’ı tesbîh eden, Allâh’ın kendilerine emrettiği husûslarda hiç isyân etmeyen, emrolundukları her şeyi yerine getiren, mukarrebûn makâmındaki meleklere ve bütün meleklerine salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
37- Allâh’ım ! Meleklerini resullerini me’mûr olarak seçtiğin, vahyine emîn olarak yarattıklarına şâhit kıldığın, yûce zâtının perdelerini derece îtibârı ile yakînlığına açtığın, kulların bilemeyeceği gayb sırlarından kendilerine haberdar ettiğin, kendilerinden cennetine koruyucular seçtiğin, arşını taşıttığın, ordularından pek çoğunu kendilerinden seçtiğin, yarattıklarına nazâran kendilerini daha fazîletli kıldığın, günahlardan ve alçaklıktan kendilerini temizlediğin, yûce semâlarına yerleştirdiğin, noksanlıklardan ve afetlerden tertemiz tuttuğun için fazîletlerini artırıcı ve devâmlı olan salâtla meleklerine salât eyle. Bizide meleklere okuduğumuz bu salât vesîlesiyle, onların istiğfarlarına lâyık eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
38- Allâh’ım! Kalplerini hikmetle doldurarak genişlettiğin, kendilerine nübüvvet zincirini taktığın, kitaplarını indirdiğin, kendileriyle insanları hidâyete sevk ettiğin, tevhîd anlayışına insanları dâvet eden vaâdine, cennetlerdeki nîmetler ve üstün derecelere teşvik eden, cehennemin azâbından korkutan, senin yoluna insanları irşâd eden, huccet ve delîlinle bu yolda sebatla duran, nebî ve resullerin hepsine salât ve selâm eyle. Allâh’ım onlara tam mânâsıyla selâm eyle. Kendilerine okuduğumuz bu salât vesîlesiyle bizede büyük sevâb ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
39- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne üzerimizdeki büyük hakkını yerine getirecek ve sürekli kabûl edilecek olan, salâtla salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
40- Allâh’ım! Yaratılış ve huy güzelliği olarak tam güzelliğe sâhib anlamında hüsnü Cemâl, dünyâ ve âhiret nîmetleriyle sevinmiş anlamında Behçet, zâtında ve sıfatlarında olgun olarak Kemâl, risâlet ve nübüvvet nûrunun sâhibi, cennette hizmetçi çocukları hûri, konak ve köşklerin sâhibi, şükreden dili, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım! Şükre dalan kalbi ve ilmiyle meşhur askerleriyle muzaffer, kız ve erkek çocuklarıyla pâk zevcelere sâhib, dünyâ ve âhiret derecelerinde ulvî, zemzem ve Makâm-ı İbrâhîm’le Müzdelife’nin hürmetlerine, ta’zîm eden büyük ve küçük bütün günahlardan temiz,<br />
<br />
yetimleri terbiye eden, yedirip-doyuran, büyüten, insanlara hac usullerini öğreten, Kur’ân nasıl indirilmişse öylece okuyan, Rahmân olan Allâh’ı tesbîh eden, ramazan ayında oruç tutan, âhiret günü ümmetlerin altında toplanacağı hamd sancağının, kerem ve cömertliğin sâhibi, ahde vefâ gösteren, muhabbetli ümmetini Allâh’ın rızâsı olan işlere kalp ve kalıplarıyla teşvik ettiren, İskenderiye kralı Mukavkıs’ın kendisine hediye ettiği hayber ve huneyn savaşında bindiği ak katıra Necib adlı ata binen, Kadîb adlı kılıcı kullanan, günahlardan tövbe edip kalbini tertemiz tutan, ifâdeleri hatasız ve dosdoğru olan, semâvi kitaplarda sıfatları anlatılan, Allâh’ın kulu nebî ve resullerin sonuncusu olarak nice sırları içinde gizleyip sakladığın, Peygamber Efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ın hucceti kendisine itâat edenin Allâh’a da itâat ettiği, kendisine isyân edenin Allâh’a da isyân ettiği, arap kureyşli zemzem bölgesinde doğup büyümüş, mekkeli nebî, güzel yüzlü sürmeli gözlü, düz uzun yanaklı, kevser havuzunun ve cennet çeşmelerinin sâhibi, kendisiyle zıtlaşanları ve inkârcıları helâk eden, müşrikleri katleden, abdest azaları nûrdan parlayanları cennet nîmetlerine ve Kerîm olan Allâh’a alıp götüren, Efendimiz Cebrâîl’in arkadaşı, âlemlerin rabbi olan Allâh’ın Resûlü, günahkârların şefaatçisi, güneşin sıcaklığında bulutun kendisini gölgelediği, ayın on dördü gibi kabir, mahşer, sırat, cehennem ve cehâlet karanlıklarını aydınlatan, kandil ve dolunay gibi nûrlu zât, efendimiz Muhammed’e ve mahlûkatın en pâk neslinden çıkarılmış olan âl-i’ne ebediyeti kıyâmet ve cennetinde sonsuzluğuna kadar hiç bozulmuycak olan devâmlı salâtla Allâh-u Teâlâ salât eylesin. Ve Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendisinin sürûrunu yenileyerek hesapların görüleceği günde kabrinden çıkarak Burak üzerinde mahşer yerine gönderilişinde şeref vesîlesi olacak salâtla salât eylesin. Allâh’u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun yıldız misâli parlayan âl-i’ne, üzerlerine peş peşe yağan sağnak yağmurların cömertliğine benzer salâtla salât eyle. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’i arabın en akıllısı, sözleri ifâde yönüyle en açık, lisanı en fasih, îmânı en yüksek, makâmı en yûce, kelâmı en tatlı, ahde en vefâlısı ve yaratılışı arabın en temiz olanı olarak gönderdi. Efendimiz Muhammed (s.a.v) de İslâm yolunu îzâh edip insanlara anlattı. İslâm’ı şöhretli kıldı, putları kırdı. Allâh’ın hükümlerini ortaya koydu. İnsanları haramlardan alı koydu. Kendisine inananlara nîmetler sundu. Allâh-u Teâlâ ona ve âl-i’ne melek, cin ve insanların dönüp durduğu her yer ve makâmda salât ve selâmın en fazîletlisiyle, kabirden kalkıp ilk hâle dönüşte ve ilk yaratılışta bizim için ebedî nîmet ve lütuf olarak verdiğin âhiret azığı gece ve gündüz virdimiz olacak şekilde kabûl edeceği salâtla salât eylesin. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne peşinden ferahlık ve miskden daha güzel rahmânî kokunun geldiği, onuda Allâh’ın mağfiret ve rızâsının takip ettiği salâtla salât eylesin. Allâh-u Teâlâ kendisinden iyilik alınanların en fazîletlisi, övünülecek şeylerin değeri, kendisiyle artan alnındaki nûrdan, güneş ve ayın nûr aldığı, cömertliğinin yanında bulutların ve denizlerin ufacık kaldığı, yer yüzünün alâmetlerle aydınlandığı, mûcizelerini Kur’ân-ı Kerîm ve mütevâtir haberlerin anlattığı, efendimiz ve peygamberimiz Muhammed’e salât eylesin. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ve kendisiyle hicret eden, böylelikle onun dînine yardım eden ve hicretinde yardımcı olan ashâbına ki onlar ne güzel muhâcir ne güzel ensârdılar. Kuşlar Allâh’ı zikir tesbîh terennümleriyle sık ağaçlarda şakıyıp durdukça, şimşeksiz bulutlar sağnak yağmurlar döküp durdukça, devâm edecek salâtla salât eylesin. Salavâtının devâmıyla Allâh’u Teâlâ ona kat kat ecir ihsân eylesin.<br />
<br />
<br />
<br />
41- Allâh’ım! Celâl ve ikrâm sâhibi olan yûce zâtın devâm ettiği için devâm edecek ve hiç kesilmeyecek olan salâtla efendimiz Muhammed’e onun pâk ve yûce âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
42- Allâh’ım! Şeref ve ululuğun kutbu, nübüvvet ve risâlet güneşi, dalâletten hidâyete sevk eden, cehâletten kurtaran, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Gece ve gündüzlerin birbirini tâkip etmesiyle ardı-ardına gelen ve hiçbir kesintiye uğramadan devâm eden salâtla, Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e salât eylesin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BURADA OKUMA BiTTi<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"></span></span><br />
<br />
---------------<br />
_________<br />
<br />
--oOo--<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BiLGi<br />
<br />
DELAİLÜ'L-HAYRAT</span></span><br />
<br />
Şeyh Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî (ö. 870/1465) tarafından derlenen salavat mecmuası.<br />
<br />
Türkler arasında daha çok Delû'il-i Şerif, Delâ'il-i Hayrat ve Dela'il diye bilinen risalenin tam adı "Delâ'ilü'l-hay­rat ve şevâriku'l-envâr fî zikri's-salât 'ale 'n - nebiyyil-muhtar"dır. Şâzeliyye tarikatının Cezûliyye kolunun kurucusu olan Şeyh Cezûlî'nin bu risalesi müridleri arasında bir tarikat evradı olarak çok okunmuş ve dolayısıyla çok sayıda istin­sah edilmiştir. Eserin nüshaları arasın­da bazı farklar görüldüğünden Cezûlî'­nin müridi ve halifesi Ebû Abdullah es-Sehlî farklılık gösteren nüshaları düzen­leyerek vefatından sekiz yıl önce şeyhi­ne sunmuş, şeyh de bu fazlalıkların bir bölümünü Delâ'il metnine dahil etmiş­tir. Delâil'in bu tür nüshalarına "Nüsha-i Dâhiliyye-i Sehliyye", satırların dışı­na kaydettiği fark ve fazlalıkları ihtiva eden nüshalarına ise "Nüsha-i Hâriciyye-i Sehliyye" adı verilmiştir.<br />
<br />
Delâ'il'in Sehlî tertibi olmayan nüshaları da mu­temet olan ve olmayan diye ikiye ayrılır. Mutemet olanların satır içine yazılanına "mu'temede-i dâhiliyye", satır dışına ya­zılanına "mu'temede-i hâriciyye" denir. Mutemet olmayanlar ise daima satır dışına yazılır. Bu farklar "sin", "gayın" ve "mim" harfleriyle gösterilir. Bu durum eserin metnine verilen değeri açık bir şekilde göstermektedir.<br />
<br />
Delâ'il'i sadece Cezûliyye veya Şâze­liyye mensupları değil diğer tarikat men­supları, hatta bir tarikata bağlı olmayan Müslümanlar dahi, faziletine inanarak düzenli bir biçimde okumuşlardır. Ön­ sözünde, salavatı belli zamanlarda düzenli bir şekilde okuyanların çok sevap kazanacakları, Hz. Peygamber (asm)'in şefaatına nail olacakları, günahlarının affedileceği, kötü huyları terkedip iyi huylar edinecekleri, maddî ihtiyaçlarının karşı­lanacağı ve dünya işlerinin düzeleceği belirtilmiştir. Bu salavatı düzenlemiş ol­ması sebebiyle Cezûli'nin kabrinin misk gibi koktuğuna inanılır.<br />
<br />
Dela'il'in yazılış sebebini anlatan bir menkıbeye göre keramet sahibi bir kız çocuğu, Cezûliye bu mertebeye Hz. Peygambere (asm) salavat okuyarak ulaştığını söy­lemiş, ancak onun ısrarına rağmen bu salavatın metnini kendisine söylemeyip belli salavatlann içinde bulunduğunu ifa­de etmiş, bunun üzerine Cezûlî bütün meşhur salavatları derleyip kıza göster­miş, kız da söz konusu salavatın bu der­lemede birkaç defa geçtiğini bildirmiş­tir. Diğer bir menkıbeye göre ise Cezûli'nin bu eseri yazmasına keramet sahi­bi olan hanımı sebep olmuştur.<br />
<br />
Delâ'il her gün, gün aşırı, dört gün­de veya haftada bir defa olmak üzere beş tertip üzere okunur. Okumaya pazar­tesi günü başlanır; hangi gün nerelerin okunacağı sayfa kenarına not edilmiştir. Delâil'i okumaya başlamadan önce ni­yet ve istiğfar etmek, esmâ-i hüsnâ oku­mak, başlama ve bitirme duası yapmak âdâbdandır. Delâil okumak için izin almak gerektiğine, izinsiz okuyanların çıl­dırdıklarına dair söylentilerin aslı yok­tur. Fakat ehlinden usulüne göre Delâ'il okumanın öğrenilmesi tavsiye edilir.<br />
<br />
Kuzey Afrika'da ve özellikle Anadolu'­da büyük bir rağbet gören Delâ'il, Mısır ve İstanbul'da 1260-1320 (1844-1902) yılları arasında on dört defa basılmıştır.(bk. Karatay, Arapça Basmalar, s. 441). Ri­salenin ayrıca Petersburg'da yapılmış bir baskısı bulunmaktadır (1258/1842).<br />
<br />
Birçok şerhi yapılan eserin Türkçe şerhleri de vardır. Bunların en meşhuru Kara Dâvudzâde Mehmed Efendi'nin (ö 1170/ 1756) yaptığı şerh olup, "Tevfîku muvaffikı'l-hayrat fî îzâhi meânî Delâili'l-hayrat" adını taşıyan bu eser birçok defa basıl­mıştır. Kara Dâvudzâde diğer kay­naklardan aktardığı tasavvufi menkıbe ve bilgilerle eserin hacmini oldukça ge­nişletmiştir.<br />
<br />
Şeyh Hasan el-Adevî'nin "Bulûğu'l-müsirrât alâ Delâ'ilil-hayrat", Muhammed Mehdî el-Fâsi'nin "Metâli'u'l-müsirrât bi-cilâ'i Delâ'ilil-hayrat" adlı Arapça şerhleri basılmıştır.(DiA, Delailü'l-Hayrat Md.)<br />
<br />
Delâil-i Hayrât Bedîüzzaman Hazretleri tarafından yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş ve "Delaili'n-Nur" ismini vermiştir. İçinde hemen her salâvattan sonra büyük dertlerimizin devası, Allah’tan yüksek dereceler ve makamlar istenir; dünyevî ve uhrevî cümle âfetlerden ve musibetlerden Allah’a sığınılır, bütün ihtiyaçlarımızın karşılanması, bütün günahlardan arınmamız ve bütün hayırlara ulaşmamız, duânın ilerleyen satırlarında istenir. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bu büyük salâvat metninin adını "Delâli’n-Nur" koyarak, kendisine ve talebelerine hususî bir vird yapmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delaili'n-Nur'un salavattan başka diğer bölümleri şunlardır:<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"></span></span><br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">  a. Sekine:</span> Sekine tamamı Kur’an’da geçen Allah’ın güzel isimlerinden ve ayetlerden oluşmaktadır. Bilindiği gibi Hz. Ali (ra), Hz. Peygamberimiz (asm)'in ifadesiyle “ilim şehrinin kapısıdır”. Çocukluğundan beri Peygamberimiz (asm)'in özel terbiyesi ile yetişmiş müstesna bir kabiliyettir. Peygamberimiz (asm)'den Kur’an’ın bazı özel sırlarını ders almıştır. Bu sekine de Peygamberimiz (asm)'in Hz. Ali (ra)’ye özel ders verdiği ism-i a’zam manası taşıyan altı esma ile her biri 19 harfli, 19 Kur’an ayetinin, 19’ar defa okunduğu bir metindir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekine hakkında esas olan özetle şudur:</span><br />
<br />
1) Tamamı Kur’an kaynaklıdır. Dolayısıyla vahiy kaynaklı olduğunda zerrece şüphe yoktur.<br />
<br />
2) Metnin tertibini ve okunuş şeklini de Peygamberimiz (asm)'in has talebesi ve velilerin şahı ünvanına sahip Hz. Ali (ra)’in ya bizzat Peygamberimiz (asm)'den ders aldığı veya kendisinin tertip ettiği mühim bir Kur’an’î virddir. <br />
<br />
     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b. Münâcat-ı Veyse’l-Karânî:</span> Veysel Karânî Hazretlerinin çok kuvvetli bir duâsıdır. Bu münâcat, Risâle-i Nur’un önemle işlediği “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” mesleğine uygun duâ cümlelerinden meydana geliyor. Üstad Bedîüzzaman daimî bir virt olarak kabul etmiş, kendisi daima okumuş ve talebelerine de tavsiye etmiştir.<br />
<br />
     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c. Dua-i Tercüman-ı İsm-i Azam:</span> Bu duânın aslı vahiyle Peygamber Efendimiz (asm)'e hediye edilmiştir. Allah’ın isimleri şefaatçi kılınarak cehennem azabından Allah’a sığınmamızı sağlayan bir duâdır. Bu duayı Üstad Bedîüzzaman Hazretleri sabah ve ikindi namazlarından sonra okunacak şekilde Namaz Tesbihatı'na almıştır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> d. Dua-i İsm-i Azam:</span> Allah’ın isimlerinden bir demet olup, aslı vahiy ile Peygamber Efendimiz’e (asm) bildirilmiştir. Üstad Hazretleri bu duayı öğle, akşam ve yatsı namazlarının Namaz Tesbihat'ına dâhil etmiştir.<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 14pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Delailü'l Hayrat</span></span><br />
دلاأيلول حايرات<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l-Hayrat hakkında bilgi</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RİVAYET OLUNUR Kİ</span><br />
<br />
Seyyid Muhammed b. Süleyman el-Cezulî Hazretleri, abdest almak üzere bir kuyunun başına gitti. Ve fakat, kuyudan su çekecek birşey bulamadı. Bir vakit, kuyunun ötesinde berisinde haline çare olacak bir cisim aradı. Kuyudan yüksekçe bir mevkide, küçük bir kız çocuğu vardı ve hazretin müşkil vaziyetini seyretmekte idi. Bulunduğu yerden seslendi: “Sen kimsin?” Hazret, ismini söyledi, kendini tanış etti. Küçük kız: “Yazık! Sen ki, insanlar arasında müteber bir kimse olarak bilinirsin, fakat bir kuyudan su çekemedin!” dedi ve kuyunun başına gelip içine tükürdü. O vakit kuyu, kayalık gözelerden fışkıran pınarlar gibi coştu, suyu dışarıya kadar taştı. El Cezulî de, abdestini bir güzel aldı. Sonra da o küçük garip kızcağıza sordu: “Yaradanın aşkına söyle, sen küçük bir kız çocuğu iken, böyle bir mertebeye nasıl kavuştun?” Küçük kız: “Ben ki, çöllük ülkelerde gezerken, vahşi hayvanatın eline eteğine sarıldığı, Muhammed(S.A.V.) Efendimiz’e çokca salat-u selam ede ede bu mertebeye eriştim.” Süleyman el Cezûli Hazretleri o vakit, Fahr-i Kâinat Efendimiz (S.A.V.) için bir salat-u selam kitabı yazmaya yemin verdi. Ardından da, cümle Muhammed(S.A.V.) ümmeti arasında şöhret bulan, Delâilül-Hayrat (Hayırlı Deliller) kitabını, Cenab-ı Hakk’ın avn ü keremi ile telif eyledi. Yine rivayet olunur ki, Süleyman el Cezûli Hazretleri’nin mübarek bir hanımcığı vardı. Bu saliha kadın, her gece yatağından kalkar ve ortalıktan sır olurdu. Hazret bir gece hanımına sordu: “Sen her gece nereye gidiyorsun?” O saliha kadın dedi: “Ben Medine-i Münevvere’ye, Resûl-i Ekrem Efendimiz Hazretleri’ni ziyarete gidiyorum!” “Fesubhanallah! Sen böyle mucizevî bir yolculuğu yapacak mertebeye nasıl eriştin?” “Pek kutlu bir salavat-ı şerif var. Onu okuyorum.” “Onu bana da söyle!” “Söyleyemem! İzin yok! Fakat sen cümle salavat-ı şerifleri topla bir kitap yap. Ben bakayım, eğer orada var ise sana ‘vardır’ söylerim.” İşte bu iki rivayetin ya ikisi, ya da bir tanesi üzerine, el Cezûli Hazretleri, Delâilül-Hayrat kitabını telif etti. Hanımı baktı ve: “Evet bir kaç yerinde vardır!” dedi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma Usulu :</span></span><br />
<br />
pazartesi günü en sonda gelen pazartesi2 bölümü okunur sonra hatim duası yapılır. Böylece bitmiş olur. <br />
Sonra yeniden başlanır, en başa dönülür. Önce başlangıç duasısonra niyet duası, sonra iftitah duası,sonra Esma-i Hüsna, Tevfik duası, Esma-i Nebi sırasıyla okunur. Sonra pazartesi kısmı okunur. Böylece yeni okuma başlamış olur. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat Oku</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat - Pazartesi </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PAZARTESİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Rahman ve Rahım olan Allahın adıyla.<br />
1- Alâh-u Teâlâ efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e onun âl-i ve ashabına salât ve selam eylesin.<br />
2- Allahım, Efendimiz ibrahime salât ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e onun zevcelerine ve zürriyyetine de salat eyle. Allahım, Efendimiz ibrahime bereket ihsan ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e onun zevcelerine ve zürriyyetine de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. (Sen her türlü övgüye layıksın. Yücelik ve şeref de senin elindedir.)<br />
3- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Efendimiz İbrâhîm’e bütün âlemde bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ven onun âl-i’nede bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
4- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ven onun âl-i’nede bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
5- Allahım, efendimiz ümmî olan nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
6- Allahım, , kulun ve Rasulün efendimiz Muhammede salât eyle.<br />
7- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
8- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
9- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne merhamet ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de merhamet eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
10- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne şefkat gösterdiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de şefkat göster. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
11- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne selamet verdiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de selamet ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
12- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne bütün âlemde bereket, merhamet ve salat ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat, bereket, merhamet ve ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
13- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e salat ettiğin gibi, Efendimiz Nebî Muhammed’e mü’minlerin anneleri olan onun zevceleri, zürriyyeti ve Ehl-i Beyt-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
14- Allahım, efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsan ettiğn gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
15- Ey yerleri donatan, yüksek semaları yaratan ve kalpleri kötüsüyle iyisiyle yaratıldığı hal üzere çekip çeviren Allahım ! Batıl ehlinin ordularını mağlûb eden, hakkı en doğru şekilde ilan eden, kendisinden öncekileri tamamlayan, kapatılan iman kapılarını açan, rasulün ve kulun Muhammed’e rahmetinin en üstününü, bereketlerinin artarak devam edenlerini ve şefkatinin en sıcağını ikram eyle. Zira o rasulün senin vahyini gönlünde tutarak ahdini koruyup emrini yerine getirmekte hiç gecikmeksizin rızana koşarak, emrin olduğu için sana itaat etti. O’nun bu itaati de elde etmek isteyen için parlak bir nur halini aldı. Böylesi bir nurla Allah’ın ihsanı, efendimizi işaret eden vesilelerle ancak ehil olana ulaşır. Kalplerse günah ve fitneler bataklığına dalıp gittikten sonra Rasulle hidayete kavuşur. Zira O Rasul isimleri izah etmeye, hükümleri açığa çıkarmaya ve İslam’ın gönülleri aydınlatmasına ışık tutar. Çünkü o senin güvenilir kıldığın emînin, saklı ilminin sâdık koruyucusu, kıyamet gününde şâhidin, nimet ve rahmet olarak hakla gönderdiğin rasulündür.<br />
16- Allahım ! Adn cennetinde onun yerini genişlet, fazlından onu kat kat hayırla mükafaatlandır. Herhangi bir sıkıntı olmadan ve ardı arkası kesilmeden, hayırların ona bol bol ulaşmasını ihsan eyle.<br />
17- Allahım ! O’nun firdevs cennetindeki makamını insanların makamından yüce kıl. O’na senin katındaki has makamını ve ihsanını ikram eyle. Peygamber olarak gönderdiğin için O’nu şehadeti makbul, sözü rızaya uygun, âdil sözlü, konuşması açık ve büyük bir burhan sahibi olarak mükafaatlandır.<br />
18- Şüphesiz Allah ve melekleri bu Nebî’ye çok salât etmektedirler. Ey îmân edenler sizde onun üzerine salat edin. Tam bir teslimiyetle selam verin.<br />
19- Allahım ! Davetine icabet ettim. Rabbim, senden saadetler dilerim. Çok merhametli ve iyilikler ihsan eden Allahım! mukarrebûn makamındaki ve Allah’a en yakın meleklerin, nebîlerin, sıddıkların, şehit*lerin, salihlerin okuduğu ve seni tesbîh eden her şeyin salavatı, senin izninle İslam’a davet eden müjdeci, şâhit, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Rasulü takva sahiplerinin imamı, rasullerin efendisi, nebîlerin sonuncusu, efendimiz Abdullah oğlu Muhammed’e olsun. O’na selam olsun.<br />
20- Allahım ! Salatlarını ve bereketlerini rahmetini rasullerin efendisi, takva sahiplerinin imamı, nebîlerin sonuncusu, rahmet peygamberi hayrın önderi ve imamı olan rasulün ve kulun efendimiz Muhammed’in üzerine ikrâm eyle.<br />
21- Allahım ! O’nu öncekilerin ve sonrakilerin gıpta edeceği makamı Mahmud’a ulaştır.<br />
22- Allahım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
23- Allahım ! Allahım, efendimiz İbrâhîm’e bereket ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
24- Efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne, ashabına, çocuklarına, zevcelerine, zürriyetine, ehl-i beytine, evlilikten doğan akrabalarına, ensarına, kendisini takip eden fırkrlarına, sevenlerine, ümmetine ve onlarla beraber hepimize salât eyle. ey merhametliler merha*metlisi Allahım !<br />
25- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e salât edenlerin sayısınca salât eyle. Salât etmeyenlerin sayısınca salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e kendisine salât okumamızı emrettiğin salât gibi salât eyle. Efendimiz Muhammed’e nasıl salât edilmesini istiyorsan o şekilde salât eyle.<br />
26- Allahım ! kendisine salât okumamızı emrettiğin salât gibi, Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne layık olduğu şekilde salât eyle.<br />
27- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne layık olduğu şekilde salât eyle.<br />
28- Allahım ! kendisi için sevip razı olacağın şekilde efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât eyle.<br />
29- Efendimiz Muhammed’in ve âl-i’nin rabbi olan Ey Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât eyle. Cennette’ki vesîle makamını ve dereceyi ona ihsan eyle.<br />
30- Efendimiz Muhammed’in ve âl-i’nin rabbi olan Ey Allahım ! Efendimiz Muhammed’e layık olduğu şekilde mükafaat ihsan eyle.<br />
31- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e o’nun âl-i ve ehl-i beyti’ne salât eyle.<br />
32- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne salât adına verilmedik hiç bir salât eksik kalmayıncaya kadar salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne rahmet adına verilmedik hiç<br />
bir rahmet eksik kalmayıncaya kadar rahmet ihsan eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne bereket adına verilmedik hiç bir bereket eksik kalmayıncaya kadar bereket ihsan eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e ve o’nun âl-i’ne selam adına verilmedik hiç bir selam eksik kalmayıncaya kadar selam eyle.<br />
33- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e önceki rasuller, nebîler ve ümmetler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e sonraki, kıyamete kadar gelecek olan ümmetler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e nebîler arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e rasuller arasında salât eyle. Allahım ! Efendimiz Muhammed’e mele-i âlâ, mertebeleri en üstün olan melekler, mukarrebûn, rûhâniyyûn, nûraniyyûn arşiyyûn arasında kıyâmet gününe kadar salât eyle.<br />
34- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e cennetteki derecelerin en üstünü olan vesîle makamını, fazileti, şerefi ve büyük mertebeyi ihsân eyle.<br />
35- Allahım ! Görmediğim halde Efendimiz Muhammed’e îmân ettim. Cennetler içerisinde O’nu görmekten beni mahrum eyleme. Kendisiyle sohbet etmeyi bana nasib eyle. Beni O’nun dîni olan İslâm üzere öldür.<br />
İçtikten sonra asla susuzluk hissertmeyeceğimiz, içimi rahat, insanın içine sinen ve doyurucu olan havzından bana da içir. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin.<br />
36- Allahım ! Efendimiz Muhammed’in ruhuna tahıyyat ve selâmımı ulaştır.<br />
37- Allahım ! Efendimiz Muhammed’e kendisini görmediğim halde îmân ettiğim gibi cennetlerde O’nun cemâlini görmekten beni mahrum eyleme.<br />
38- Allahım ! Efendimiz Muhammed’in şefaati kübrasını kabul eyle. O’nun yüksek derecesini daha da yücelere çıkar. Efendimiz İbrahim ve Musa’ya verdiğin gibi O’na dünya ve âhirette de bütün istediklerini ihsan eyle.<br />
39- Allahım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Allahım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
40- Allahım ! Nebin ve rasulün efendimiz Muhammed’e hem seçilip çıkartılmış, tertemiz dostun efendimiz İbrâhîm’e, hem de kendisiyle konuştuğun, kelîmullâh ve sana vâsıtasız münacaat eden neciyyullâh efendimiz Mûsâ’ya, ayrıca senin emrinle anasız babasız meydana gelen Rûhullâh ve her bir şeye (senin emrinle) ol deyince oluveren Kelîme efendimiz Îsâ’ya ve meleklerin, rasullerin, nebilerin, hayırlı kulların, yer ve gök ehlinden seçilip çıkarttığın asfiyâ, Allâh’ın ikrâmına ulaşmış hâlis kullar ve velî kullarının hepsine de salat ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
41- Allâh-u Teâlâ mükafaatının sayısınca salavat okumaya razı olacağı ve bizzat istediği salavat sayısı kadar, arşının ağır*lığınca, kelimelerinin sayısı ve çokluğu kadar, zikredenlerin O’nu zikrettiği, zikrinden gâfil olanların da gafleti kadar lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’e, ehl-i beyt’ine ve pâk nesline kelimenin tam mânâsıyla salat ve selâm eylesin.<br />
<br />
42- Allahım ! Bina ettiğin günden bu zamana kadar, gökyüzünden yağan yağmurların sayısınca efendimiz Muhammed’e, onun zevcelerine zürriyyetine, nebî, rasul, melek, mukarrebûn makamındaki diğer melekler ve salih kullarının hepsine salat eyle. Allahım ! donatıp yaydığın günden bu zamana değin, yeryüzünde biten bitkilerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salat eyle. Sayılarını ancak senin bildiğin semadaki yıldızlar miktarınca, efendimiz Muhammed’e salat eyle. Yarattığın günden bu zamana kadar ruhların nefesleri kadar efendimiz Muhammed’e salat eyle. Ayrıca yaratmış olduğun ve yaratılacaklarınla ilminin kuşattığı ve bunların katları kadarınca efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
43- Allahım ! Yarattıklarının sayısı, arşının ağırlığı, kelimelerinin miktarı, ilminin kuşatacağı şeyler ve âyetlerinin sayısınca ve bizzat razı olacağın kadar efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
44- Allahım ! Bütün yarattıklarının üzerinde senin üstünlüğün ve faziletin gibi kendilerine salavat okuyan bütün kullarının salavatından üstün ve fazıletli olan salat ve selamla onlara salat eyle.<br />
45- Allahım ! Gece ve gündüzlerin aralıksız devam edip gittiği zaman süresince, gece ve gündüzler boyu, sağnak ve ince ince yağan yağmur tanelerinin sayısınca hiç bir üzüntü ve kesinti olmaksızın onlara salat eyle.<br />
46- Allahım ! yarattıklarının adedince, zatının rızası, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı, ilminin sonsuzluğu ve bütün mahlukatının ağırlığınca, ilminin kuşattığı ve ilminle bildiklerinin katlarınca sürekli devam eden kullarına nazaran zatının fazıleti gibi bütün kullarından salavat okuyanların salavatlarından daha fazla ve üstsn salavat olması için hem efendimiz nebin Muhammed’e hem de efendimiz dostun İbrâhîm’e ve bütün peygamberlerine yer ve gök ehlinden seçip çıkardığın asfiya kullarına salat eyle.<br />
Bu Salavâtın Ardından Cenâb-I Hakk Tarafından Kabul Edileceğini Umarak Şu Duâ Okunur<br />
<br />
47- Allahım ! beni nebîn ve efendimiz Muhammed’in dininden ayrılmayanlardan, onun hürmetine ta’zim edip kelimesini, kelime-i şahâdeti aziz bilenlerden, ahdini tevhid ve risalet inancını ve zimmetini kur’ân ve sünneti koruyanlardan, dininde samîmi olan mensuplarına ve onun çağrısına yardım edenlerden, ona tâbî olanları ve onun ümmeti<br />
olmayı kabûl edenleri çoğaltanlardan eyle. Beni kıyâmet günü, onun hamd sancağı altında toplanan zümreden, onun yoluna ve sünnetine aykırı hareket etmeyenlerden eyle.<br />
48- Allahım ! ben onunsünnetine sımsıkı sarılmakistiyorum, onun getirdiği emir ve yasak olan şeyleri değiştirmekten sana sığınıyorum.<br />
<br />
49- Allahım ! efendimiz, nebîn, rasulün, Muhammed’in senden istediği hayırlardan bende istiyorum, onun sana sığındığı ve şer olan şeylerin hepsinden sana sığınıyorum.<br />
50- Allahım ! beni fitnelerin şerrinden koru. Bütün meşakkatlerden bana âfiyet ihsân eyle. Benden görünür ve görünmez meydana gelen işleri ıslâh eyle. Kalbimi kin ve hasetten temizle. Beni üzerinde hiç bir kul hakkı kalmayan biri eyle.<br />
51- Allahım ! şüphesiz ben senin bildiğin hayırların en güzeline yapışmak, yine senin kötü olarak bildiğin şeyleri terk etmek istiyorum. Rızkıma kefîl olmanı, yeterli olana kanaat edebilmeyi, her şüpheli şeyden doğru bir îzah tarzı bulmayı, her delilde hak olanı gerçekleştirmeyi, öfke rızâ hâlinde âdil olmayı, kaderin cereyân ettiği işlerde teslîm olabilmeyi, zenginlik ve fakirlik hâlinde iktisatlı davranmayı, sözde ve fiilde tevazû göstermeyi, ciddî veyâ şaka bütün sözlerde dosdoğru olmayı senden taleb ediyorum.<br />
52- Allahım ! şüphe yok ki gerçekleştiği sadece seninle benim aramda bilinen bâzı günahlarım var. Bir de insanlarla benim aramda olanlan, hem senin hem de insanların bildiği nice günahlarım var.<br />
53- Allahım ! bu günahlardan seninle aramda olanı bağışla. İnsanlarla aramda olan günahlarımı tekeffül eyle. O günahları da benden al. Fazlınla beni ihtiyaçsız kıl. Şüphesiz sen bağışlaması çok olansın.<br />
54- Allahım ! kalbimi ilminle nurlandır. Bedenimi taatinde kullan. Rûhumu fitnelerden temizle. Fikrimi mûteber işlerle meşgûl eyle. Şeytanın vesveselerinden beni koru. Ey Rahmân olan Allahım ! Ey Rahmân, üzerimde şeytanın hiç bir gücü kalmayıncaya kadar beni ondan kurtar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -salı </span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
SALI</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allahım ! şüphesiz ben senin bildiğin hayırlardan ister, senin bildiğin şerlerden yine sana sığınırım. Senin bildiğin günahdan bağışlanmamı taleb ederim. Şüphesiz bilen sensin. Biz bilmeyiz. Sen gaybları tam anlamıyla bilensin.<br />
<br />
2- Allahım ! yaşadığım bu zamanda fitnere düşmekten, cü’et ehl-i kimselerin bana sataşmasından ve zaafa düşürmelerinden beni koru. Bana merhamet et.<br />
<br />
3- Allahım ! beni zâtından gelen himâye ile ömrümün sonuna kadar kurtulmuş olabilmem için bütün yarattıklarının şerrinden metin bir sığınakta muhafaza eyle.<br />
<br />
4- Allahım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okuyanların sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okumayanların sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okunmasının lâyık olduğu şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ona salât okunması vâcib olan salavat gibi salât eyle. Hattâ Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne okunmasını emrettiğin şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendi nûru nurların bile nûru sayılan ve bu sayede sırrının şuâsıyla nice sırların aydınlandığı salât ile salât eyle.<br />
<br />
5- Allahım ! efendimiz Muhammed’e, âl-i’ne ve ebrâr olan bütün ehl-i beyt’ine salât eyle.<br />
<br />
6- Allahım ! senin nurlarının ummânı, sırlarının kaynağı, varlığını isbat eden delillerin lisânı, mülk âleminin direği, huzuruna ulaşmak isteyenlerin imamı, peygamberlerin sonuncusu, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yüce zâtın devâm ettikçe devâm eden, yüce zâtın bâkî kaldıkça ebedî kalacak olan, seni de onu da razı edecek okuduğumuzda bizden de râzı olacağın salâtla ona salât eyle. Ey âlemlerin rabbi olan Allâhım.<br />
<br />
7- Ey hıll ve harem’in rabbi, ey ! meş’ari harem’in rabbi, ey ! beyt-i haram’ın rabbi, ey ! rükn ve makâm’ın rabbi olan Allâhım ! efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e bizden selâm ulaştır.<br />
<br />
8- Allâhım ! önceki yaratılmışların ve kıyâmete kadar yaratılacak olanların efendisi, efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
9- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e her an ve her zaman salât eyle.<br />
<br />
10- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kıyâmete kadar, en yüce meleklerin bulunduğu makamda, mele-i âlâ da salât eyle.<br />
<br />
11- Allâhm ! yeryüzü ve üzerinde bulunanlar görevlerini tamamlayıp huzurunda toplanıncaya kadar, efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle. Zîrâ sen sâhip olanların en üstünüsün.<br />
<br />
12- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e bereket ihsân ettiğin gibi, Efendimiz ümmî nebî Muhammed’e bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
13- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ezelî ilminin bildiği, kader ilminin gerçekleştiği, irâdenin cereyân ettiği, meleklerinin de ona salât ettiği kadar hem sürekli fazlınla hem de sonsuzluğuna asla son olmayacak ihsânınla hep ebedî kalacak şekilde salat eyle.<br />
<br />
14- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ilminin kuşattığı, Kur’ân-ı Kerîm’in zikrettiği, meleklerin de ifâde ettiği şahadet sayısınca salât eyle. Onun ashâbından râzı ol. Ümmetine merhamet eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
15- Allâhım ! efendimiz ve sahibimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne ve bütün ashâbına salât eyle.<br />
<br />
16- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Bütün âlemlere bereket ihsân ettiğin gibi onlara da bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
17- Allâhım ! secde hâlindeki kalp huşûu ile sana sığınıyorum. Ey efendim! ey Allâh ! ey celîl. Verilen sözlere senin kadar vefâ gösteren yoktur. Nurla süslü kürsîden itibâren yüce ve şerefli arşına kadar neler varsa, onların hatırı ve arşının altında bulunanların hakkı için dileğimi sana arzediyorum. Sen semaları ve gökgürlemelerinin seslerini yaratmadan önce, birliğinle ilah olarak bilindiğin ve dâim olduğun gibisin. Ey Allâhım ! beni zâtın için sevenlerden, senin tarafından sevilen kullardan, sana yakınlaşmış büyük zatlardan ve sana tutkun âşıklardan eyle.<br />
<br />
Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Vedûd.<br />
<br />
18- Allâhım ! Ezelî ilminle bildiğin şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
19- Allâhım ! Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
20- Allâhım ! kudretinin nüfûz ettiği şeyler sayısınca efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
21- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e irâdenin tahsîs şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
22- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e ona emrettiğin ve yasakladığın şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
23- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin duyma kudretinin kavradığı şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
24- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin görme kudretinin kavradığı şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
25- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kendisini hatırlayıp yâdedenlerin sayısınca salât eyle.<br />
<br />
26- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kendisini hatırlayıp yâdetmekten gâfil olanların sayısınca salât eyle.<br />
<br />
27- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yağan yağmur tâneleri sayısınca salât eyle.<br />
<br />
28- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e ağaçların yaprakları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
29- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yaban hayvanları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
30- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e deniz hayvanları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
31- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e denizlerdeki sular miktârınca salât eyle.<br />
<br />
32- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e gece karanlığının kendilerini bürüdüğü ve gündüz aydınlığının kuşattığı şeyler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
33- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e gece ve gündüz salât eyle.<br />
<br />
34- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kumlar miktârınca salât eyle<br />
<br />
35- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e kadın ve erkek kulların sayısınca salât eyle.<br />
<br />
36- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e bizzat senin râzı olacağın kadar salât eyle.<br />
<br />
37- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e senin kelimelerin sayısınca salât eyle.<br />
<br />
38- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e yer ve gök dolusunca salât eyle.<br />
<br />
39- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e arşının ağırlığı kadar salât eyle.<br />
<br />
40- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e bütün mahlûkâtın sayısınca salât eyle.<br />
<br />
41- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e zâtından gelecek olan salavâtının en fazîletlisi ile salât eyle<br />
<br />
42- Allâhım ! rahmet peygamberine salât eyle.<br />
<br />
43- Allâhım ! bu ümmetin şefaatçisine salât eyle.<br />
<br />
44- Allâhım ! darlığı gideren zâta salât eyle.<br />
<br />
45- Allâhım ! zulmeti aydınlatan zâta salât eyle.<br />
<br />
46- Allâhım ! nîmeti ulaştıran zâta salât eyle.<br />
<br />
47- Allâhım ! rahmeti getiren zâta salât eyle.<br />
<br />
48Allâhım ! kevser şarabının bulunduğu havuz sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
49- Allâhım ! Makâm-ı Mahmûd sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
50- Allâhım ! kıyâmet günü hamd sancağı sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
51- Allâhım ! mi’râc gecesi ulaştığı makâm sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
52- Allâhım ! kerem ve cömertlikle tavsîf ettiğin zâta salât eyle.<br />
<br />
53- Allâhım ! semâda Mahmûd ve yeryüzünde Muhammed adıyla anılan efendimize salât eyle.<br />
<br />
54- Allâhım ! nübüvvet mührü sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
55- Allâhım ! doğumunda ve doğumundan sonra zuhûr eden alâmetler sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
56- Allâhım ! her türlü ikramla sıfatlanmış olan zâta salât eyle.<br />
<br />
57- Allâhım ! öncekilerin ve sonra gelenlerin efendisi, seyyidi olma özelliği kazanan zâta salât eyle.<br />
<br />
58- Allâhım ! bulutun kendisini gölgelediği zâta salât eyle.<br />
<br />
59-Allâhım ! arkasındakini tıpkı önünde olan kimseyi gördüğü gibi gören zâta salât eyle.<br />
<br />
60-Allâhım ! kıyâmet günü şefaat talebi kabûl edilen ve şefaat eden zâta salât eyle.<br />
<br />
61- Allâhım ! tevâzu’ sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
62- Allâhım ! şefaat sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
63- Allâhım ! en yüce cennetlerin en yüce makâmı olan vesîle sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
64- Allâhım ! fazîlet sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
65- Allâhım ! cennetteki derecelerin hepsinden en yüce olan yüksek derece sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
66- Allâhım ! sünnet olarak taşıdığı baston sâhibi olanzâta salât eyle.<br />
<br />
67- Allâhım ! İncil’de zikredilmiş sıfatı olarak, ayaklarına nalın giyinmiş olan zâta salât eyle.<br />
<br />
68- Allâhım ! peygamberliğine işâret eden delîl hüccet sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
69- Allâhım ! peygamberliğini açıkça gösteren ısbât, burhân sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
70- Allâhım ! herkese hükmünü geçiren, hükümranlık sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
71- Allâhım ! Mi’rac’da başına giydirilen nurdan tâc sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
72- Allâhım ! Mi’rac’a çıkma şerefine sâhib olan zâta salât eyle.<br />
<br />
73- Allâhım ! kılıç sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
74- Allâhım ! Necîb adındaki deveye binen zâta salât eyle.<br />
<br />
75- Allâhım ! Mi’râc gecesi Burağa binen zâta salât eyle.<br />
<br />
76- Allâhım ! yedi kat semâyı yarıp geçen zâta salât eyle.<br />
<br />
77- Allâhım ! bütün insanlara şefaat eden zâta salât eyle.<br />
<br />
78- Allâhım ! elinde yiyeceğin tesbîh ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
79- Allâhım ! kendisinden ayrıldığında hurma kütüğünün inleyip ağladığı zâta salât eyle.<br />
<br />
80- Allâhım ! sakrâ kuşlarının kendisiyle sana sığındığı zâta salât eyle.<br />
<br />
81- Allâhım !elinde küçük çakıl taşlarnın tesbîh ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
82- Allâhım ! huzûruna geyiğin gelip kendisinden en fasih ifâdeyle şefaat talebinde bulunduğu zâta salât eyle.<br />
<br />
83- Allâhım ! herbiri büyük mürşîd olan ashâbıyla mecliste sohbet ederken meleklerin kendisiyle konuştuğu zâta salât eyle.<br />
<br />
84- Allâhım ! insanları cennetle sevindiren ama cehennemle de korkutan zâta salât eyle.<br />
<br />
85- Allâhım ! aydınlatıcı kandil gibi nur saçan zâta salât eyle.<br />
<br />
86- Allâhım ! devenin kendisine hâlinden şikâyet ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
87- Allâhım ! parmaklarının arasından tatlı su akan zâta salât eyle.<br />
<br />
88- Allâhım ! maddî mânevî pisliklerden temizlenmiş olan zâta salât eyle.<br />
<br />
89- Allâhım ! nurların nûru olan zâta salât eyle.<br />
<br />
90- Allâhım ! Ay’ın kendisi için ikiye ayrıldığı zâta salât eyle.<br />
<br />
91- Allâhım ! maddeten ve mânen tertemiz olan zâta salât eyle.<br />
<br />
92- Allâhım ! en üstün makamda sana en yakın olan zâta salât eyle.<br />
<br />
93- Allâhım ! şirkin ve küfrün karanlığını yok edip, âleme îman nûrunu yayarak tan yerini ağartan zâta salât eyle.<br />
<br />
94- Allâhım ! karanlığı delen yıldız misâli O’zâta salât eyle.<br />
<br />
95- Allâhım ! tutunulacak sapa sağlam biricik zâta salât eyle.<br />
<br />
96- Allâhım ! dünyâ ehlini cehennemle korkutan zâta salât eyle.<br />
<br />
97- Allâhım ! kıyâmet gününün şefaatçisi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
98- Allâhım ! insanlara kevser havuzundan içirecek olan zâta salât eyle.<br />
<br />
99- Allâhım ! Livâil-Hamd sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
100- Allâhım ! insanları hak yola irşâd ederken bütün varlığıyla İslâm Dîni’ni tebliğe yönelen zâta salât eyle.<br />
<br />
101- Allâhım ! râzıolduğun hususta tam mânâsıyla gayret eden zâta salât eyle.<br />
<br />
102- Allâhım ! son nebîye salât eyle.<br />
<br />
103- Allâhım ! son rasûle salât eyle.<br />
<br />
104- Allâhım ! hakkı ayakta tutan Mustafâ’ya salât eyle.<br />
<br />
105- Allâhım ! Rasûlün Ebu’l-Gâsım’a salât eyle.<br />
<br />
106- Allâhım ! âyetler sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
107- Allâhım ! bütün insanlara emir ve yasakları açıklayarak doadoğru yolu gösteren deliller sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
108- Allâhım ! anlattıklarınındışında nice ilâhi sırlar ve işâretlere sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
109- Allâhım ! peygamberliğinden önce kendisinden meydana gelen ve adına irhâsât denilen hârikulâdelikler anlamındaki kerâmetler sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
110- Allâhım ! alâmetler sâhibi zâta salât eyle.<br />
<br />
111- Allâhım ! peygamberliğine delâlet eden açık âyetler ve burhanlar sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
112- Allâhım ! mu’cizeler sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
113- Allâhım ! hârikulâde işlerin sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
114- Allâhım ! taşların kendisine selâm verdiği zâta salât eyle.<br />
<br />
115- Allâhım ! huzûrunda ağaçların secde ettiği zâta salât eyle.<br />
<br />
116- Allâhım ! nûrundan çiçeklerin açıldığı zâta salât eyle.<br />
<br />
117- Allâhım ! bereketiyle mahsullerin tadlandığı zâta salât eyle.<br />
<br />
118- Allâhım ! aldığı abdest suyunun artığıyla ağaçların yeşerdiği zâta salât eyle.<br />
<br />
119- Allâhım ! nûrundan bütün nurların yayılıp dağıldığı zâta salât eyle.<br />
<br />
120- Allâhım ! kendisine okunan salavât sâyesinde günahların silindiği zâta salât eyle.<br />
<br />
121- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla ebrâr makâmındaki kulların makâmına erişilen zâta salât eyle.<br />
<br />
122- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla büyüklerin ve küçüklerin rahmete nâil oldukları zâta salât eyle.<br />
<br />
123- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla hem bu dünyâda hem âhirette nîmetlere erişilen zâta salât eyle.<br />
<br />
124- Allâhım ! kendisine okunan salavâtla Azîz ve Ğaffâr olan Allâh’ın rahmetine erişilen zâta salât eyle.<br />
<br />
125- Allâhım ! düşmanların kalbine korku salmakla güçlendirilmiş ve yardım olunmuş olan zâta salât eyle.<br />
<br />
126- Allâhım ! seçilmiş azâmet ve şeref sâhibi olan zâta salât eyle.<br />
<br />
127- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
128- Allâhım ! boş sahrâlarda yürüdüğünde vahşî hayvanların bile onun eteğine yapıştığı zâta salât eyle.<br />
<br />
129- Allâhım ! O’na âl-i’ne ve ashâbına tam mânâsıyla salât eyle. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsûsdur.<br />
(ikinci dörtte birin başı)<br />
<br />
130- Günahlarda dâhil olmak üzere her şeyi bilmesine rağmen engin merhametinden dolayı Allâh’a hamd olsun. Aynı şekilde günahları helâk etmekte dâhil olmak üzere her şeye kaâdir olan afv eden Allâh’a hamd olsun.<br />
<br />
131- Allâhım ! şüphesiz ben fakirlikten, zâtından başka birine zelîl olmaktan, senden başkasından korkmaktan, yalan söylemekten, bütün günah çeşitlerini işlemekten ve senin affına aldanıp gururlanarak günâha dalmaktan, düşmanların şamatasından, dermansız dertlerden, ümîdin boşa gitmesinden, nîmeti kaybetmekten, belânın ansızın gelmesinden hep sana sığınırım.<br />
<br />
132- Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! habîbinin lâyık olduğu şekilde efendimiz Muhammed’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
133- Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Allâhım ! dostunun lâyık olduğu şekilde efendimiz İbrâhîm’i mükâfaatlandır. O’na salât ve selâm eyle.<br />
<br />
134- Allâhım ! mahlûkâtının ve arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı ve tamâmen hoşnutluğunla bütün âlemlerde efendimiz İbrâhîm’e salât, merhamet ve bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
135- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okuyanların sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
136- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okumayanların sayısınca ona salât eyle<br />
<br />
137- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât okunan sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
138- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e okunan salavâtın katlarınca ona salât eyle.<br />
<br />
139- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e lâyık olduğu şekilde ona salât eyle.<br />
<br />
140- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e lâyık gördüğün sevip râzı olduğun şekilde ona salât eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -çarşamba </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇARŞAMBA</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâhım ! efendimiz Muhammed’in ruhlar arasındaki rûhuna, cesetler arasındaki cesedine, kabirler arasındaki kabrine, onun âl-i’ne ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
<br />
2- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e onu zikredenlerin her zikredişinde ona salât ve selâm eyle.<br />
<br />
3- Allâhım ! efendimiz Muhammed’i yâd edip hatırlamaktan gâfil olanların sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
4- Allâhım ! ümmî nebî efendimiz Muhammed’e, mü’minlerin anneleri olan zevcelerine, zürriyetine, ehl-i beytine sonsuz salât ve selâmla salât eyle, selâm eyle, bereket ihsân eyle.<br />
<br />
5- Allâhım ! ilminin kuşattığı ve Ku’ân-ı Kerîm’in bildirdiği gerçekler sayısınca ancak senin râzı olacağın ve kendisine lâyık olan salâtla efendimiz Muhammed’e salât eyle. Vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi ona ihsân eyle. Allâhım ! kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’a onu ulaştır. Lâyık olduğu şekilde onu mükâfaatlandır. Nebîlerden, sıddıklardan, şehitlerden ve sâlihlerden olan bütün kardeşlerine de salât eyle.<br />
<br />
6- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât eyle. Onu kıyâmet günü sana en yakın makâma yerleştir.<br />
<br />
7- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
8- Allâhım ! ona izzet, rızâ ve cömertlik tâcını giydir.<br />
<br />
9- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kendisi için senden istediği şeylerin en fazîletlisini ona ihsân eyle. Allâhım ! herhangi bir kulunun efendimiz Muhammed için senden istediği şeylerin en fazîletlisini de ona ihsân eyle. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kıyâmet gününe kadar senden istenilmiş olanların en fazîletlisini kendisine ihsân eyle.<br />
<br />
10- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun. Allâhım ! efendimiz Muhammed’e; Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, ve Îsâ’ya, bunlar arasındaki bütün nebîlere rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
11- Allâhım ! efendimiz Âdem babamıza, annemiz Havvâ’ya meleklerinin salâtı kadar salât eyle. Allâhım ! efendimiz Âdem babamızı ve annemiz Havvâ’yı en yüce firdevs cennetine koyup üstün nîmetlerde râzı edinceye kadar, onlara bol rahmet ve kereminden ihsân eyle.<br />
<br />
12- Allâhım ! ana-babayı çocukları sâyesinde mükâfaatlandırdığın şeylerin en fazîletlisiyle onları mükâfaatlandır.<br />
<br />
13- Allâhım ! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
Allâhım! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
Allâhım! efendimiz Cebrâîl’e, Mîkâîl’e, İsrâfîl’e, Azrâîl’e, arşı taşıyan meleklere, diğer meleklere, mukarrabûn makâmındaki meleklere bütün nebî ve rasullere salât eyle. Allâh’ın salât ve selâmı onların hepsinin üzerine olsun.<br />
<br />
14- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e bildiklerin sayısınca, bildiklerinin sonsuz ağırlığınca hattâ kelimelerinin adedince salât eyle.<br />
<br />
15- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e hiç eksilmeyen salâtla salât eyle.<br />
<br />
16- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e sonsuzluğa kadar hiç eksilmeyen, hattâ zaman tükense bile bitip tükenmeyen salâtla salât eyle.<br />
<br />
17- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e yaptığın salât ve selâmla ona salât ve selâm eyle. Ayrıca onu lâyık olduğu şekilde mükâfaatlandır.<br />
<br />
18- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e hem hoşnûd olacağı hem de kendisini menûn edecek ama bizden de memnûn olacağı salâtla ona salât eyle. lâyık olduğu şekilde onu mükâfaatlandır.<br />
<br />
19- Allâhım ! nurlarının denizi, sırlarının mâdeni, tek ilâh oluşunu kullarına açıklayan, hükümranlığının altında bulunan herşeyin nâdidesi, tevhîd makâmının imâmı varlık âlemine güzellik katan süsü, her türlü rahmetinin hazînesi, dîninin yolu, tevhîdinle lezzet alan, varlık özünün insanı, her vâr olanın varlık sebebi, yaratılmışların özünün özü, senin aydınlığının nûruna yakın olan efendimiz Muhammed’e Yûce Zâtın vâr oldukça devâm edecek, ancak sen yeterli gördüğünde bu salât son bulacak, hem seni hemde onu memnûn edecek, ama bizden de râzı olmana vesîle olacak olan salâtla ona salât eyle. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım.<br />
<br />
20- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e senin ilminde gizli olanlar sayısınca ve senin mülkün devâm ettikçe devâm edecek olan salâtlasalât eyle.<br />
<br />
21- Allâhım ! yarattıklarının sayısınca, bizzat senin rızân, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı, yarattıklarının geçmişte seni zikrettikleri ve gelecek zamanda seni zikredecek olanların sayısınca, her sene, her ay, her Cuma, her gün, her gece, her saat, her koku almada, her nefeste, gözün her açılıp kapanmasında, her canlının gözünü hareket ettirmesinde, sonsuzluğun sonsuzluğuna dünyâ ve âhiretin de sonsuzluğuna kadar hem bunların kat kat fazlasıyla, öncesi olmayacak ve sonu gelmeyecek bir şekilde efendimiz İbrâhîm’in âl-i’ne salât ettiğin ve bereket ihsân ettiğin gibi efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
22- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ona olan muhabbetin kadar salât eyle.<br />
<br />
23- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e olan lutuf ve ihsânın kadar kendisine salât eyle.<br />
<br />
24- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e senin katındaki şânına lâyık ve kıymetine uygun olarak salât eyle.<br />
<br />
25- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e öyle salât eyleki o salâtla bizi bütün âfetlerden ve korkulardan kurtar, bütün isteklerimizi yerine getir. Bütün günahlardan bizi temizle. Bizi en yüksek derecelere yükselt. Hem bu dünyâda hem de ölümden sonra bizi bütün hayırlarda en son hedefe ulaştır.<br />
<br />
26- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e râzı olacağın salâtla salât eyle. O’nun ashâbından da tam anlamıyla râzı ol.<br />
<br />
27- Allâhım ! nûru yarattıklarının arasında önde, vâroluşu âlemlere rahmet olan efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne ve ashâbına, yarattıkların arasında şu âna dek ne kadar gelip geçen varsa, onlardan sa’ıd ve şakî olanların sayısınca, bütün sayıları içine alan, sınırları kuştan, sonu olmayan, bitip tükenmeyen ve zâtınla ebediyyen devâm eden salâtla salât eyle. Aynı şekilde de tam mânâsıyla da selâm eyle.<br />
<br />
28- Allâhım ! kalbini celâl, gözünü cemâl sıfatınla doldurduğun, böylece destek ve yardım ikrâm ederek sevindirdiğin, Allâhım ! efendimiz Muhammed’e âl-i’ne ve ashâbına, salât eyle. tam mânâsıyla da onlara selâm eyle. Hamd sâdece Allâh’a âittir.<br />
<br />
29- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, zeytin yaprakları ve bütün meyvelerin yaprakları sayısınca salât eyle.<br />
<br />
30- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, olmuş ve olacakların sayısınca, gecenin kararttığı ve gündüzlerin aydınlattığı canlı-cansız varlıklar adedince salât eyle.<br />
<br />
31- Allâhım ! efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, onun âl-i’ne, zevcelerine, zürriyetine ümmetinin sayısınca salât eyle.<br />
<br />
32- Allâhım ! efendimiz sallallâh-ü aleyh-i vesellem’e yapılan salavâtın bereketi hatrına, bizi dünyâ ve âhirette ona okuduğumuz salât sâyesinde kurtulanlardan, onun kevser havuzuna varıp içenlerden, ona itaat edip sünnetiyle amel edenlerden eyle. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım. Onunla bizim aramıza kıyâmet günü perde koyma. Bizi, ana-babamızı ve bütün müslümanları bağışla. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur.<br />
(ikinci üçte birin başı)<br />
<br />
33- Allâhım ! tarafından ihsân edilen kolaylıkla peygamber olarak gönderilmiş, görevini hakkıyla yerine getiren, nebî ve rasullerin en fazîletlisi, en yücesi, yarattıklarının en üstünü, nebîler, rasuller, melekler ve velîlerle sana ulaşan ufukların kandili, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne ardı ardına devâm eden, nurları kâinâtı aydınlatan salâtla salât eyle, selâm eyle.<br />
<br />
34- Allâhım ! Âyetinle medh edilen en fazîletli zât, şeriatin olan ipine sarılan dâvetçilerin en şereflisi nebî ve rasullerin sonuncusu olan efendimiz Muhammed’e, onun âl-i’ne dünyâ ve âhirette bizi umûmî fazlına ve râzı olacağın keremine vuslatına eriştirecek olan salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
35- Allâhım ! kulların arasında keremli olanların en keremlisi, irşâd yollarına çağıranların en şereflisi, bütün yerlerin ve beldelerin kandili olan efendimiz Muhammed’e, âl-i’ne bitip tükenmeyen dâimâ artan ve bizleride çeşit çeşit ikramlara ulaştıran salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
36- Allâhım ! makâmı yüce, kendisine ta’zîm ve hürmet vâcib olan efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, ebediyyen kesilmeyen hattâ sayılarla bile sayılamayan salâtla salât ve selâm eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
37- Allâhım ! bütün âlemlerde efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne de salât eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâhım ! kendisini hatırlayanların her yâd edişinde, ismini zikretmekten gâfil olanların her gaflete düşmesinde, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
38- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’ne salât, merhamet ve bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne, salât eyle, merhamet eyle, bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye layık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
39- Allâhım ! maddeten mânen temiz ve temizlenmiş olan, ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. selâm eyle.<br />
<br />
40- Allâhım ! kendisiyle peygamberliği sona erdirdiğin, kevser havuzu ve şefaat etme hakkı vermekle kendisine yardım edip kuvvetlendirdiğin zâta selâm eyle.<br />
<br />
41- Allâhım ! Hüküm ve hikmet peygamberi, en parlak kandil, en büyük ahlâkla donatılmış mi’râc sâhibi son peygamber, efendimiz Muhammed’e ve âl-i’ne, ashâbına ve sapasağlam yolunda yürüyen tâbiîlerine de salât eyle.<br />
<br />
42- Allâhım ! karanlığı şiddetli ve korkulu gecelerde kendileriyle yol bulunan, aynı zamanda karanlığın kandilleri gibi olan İslâm yıldızlarının yollarını efendimizle azametli kıl. efendimiz ve gönül sultânımız Muhammed’e, âl-i’ne ve ashâbına ve sapasağlam yolunda yürüyen tâbiîlerine denizde dalgalar coştukça, uzak yollardan gelen hacılar Kâbe’yi tavâf ettikçe ardı arkası kesilmeyen salâtla salât eyle.<br />
<br />
43- Salavâtı şerîfelerin ve selâmın en fazîletlisi, Allâh’ın yüce rasûlü, kulları arasında seçilmiş olan ve âhirette yaratılmışların şefaatçisi, Makâm-ı Mahmûd ve Havz-ı Kevser’in sâhibi, risâlet ve umûmî tebliğin yükünü taşıyan, en büyük ıslâh konusu, din ve dünyâ işlerinde gayret gösterme şerefiyle şereflenen, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun.<br />
<br />
44- Allâh-u Teâlâ ona, âl-i’ne gece-gündüzler boyu devâm eden salâtla salât eylesin.<br />
<br />
45- Efendimiz Muhammed sallallâh-u aleyh-i vesellem, kendisinden önce yaratılanların ve kendisinden sonra yaratılacak olanların efendisi ve en fazîletlisidir.<br />
<br />
45- Salavât okuyanların en fazîletli salavâtı, selâm verenlerin verdiği selâmın en iyisi, zikredenlerin en güzel zikri, Allâh’ın salâtlarının en fazîletlisi, en güzeli, en mükemmeli, en bol olanı, en eksiksiz ve noksansız olanı, en açık olanı, en yüce olanı, en temiz olanı, en pâk olanı, en bereketlisi, en iyisi, en çok artıp çoğalanı, en yeterlisi, en parlak olanı, en ulvî olanı, en çok olanı, en toplu birikmiş olanı, en umûmî olanı, en devamlısı, en kalıcısı, en azîz olanı, en üstün olanı, en ulusu, en fazîletlisi, en güzeli, en değerlisi, en keremlisi, en mükemmeli, en tamâm olanı, en azâmetli olanı, Allâh’ın yarattıkları arasında en fazîletlisi ve yarattıklarının biriciği olan, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar Allâh’ın yarattıklarının en fazîletlisi, en güzeli, en iyisi, en cömerdi, en mükemmeli, en tamâm olanı, Allâh katında en değerlisi, Allâh’ın rasûlü, nebîsi, habîbi, Allâh’ın seçip çıkarttığı ve Allâh’a devamlı münâcaatta bulunan rasûlü, Allâh’ın has dostu, isyandan uzak olan dostu, Allâh’ın emirlerini güvenle yerine getiren emîni, Allâh’ın kulları arasından seçtiği, yarattıkları arasından özenle çıkardığı, nebîleri arasından hâlis ve en seçkin olan kulu, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar kulların kurtulabileceği Allâh’ın en sağlam bağı, Allâh’ın en mâsum kulu, Allâh’ın kullarına nîmeti, rahmet anahtarı, rasuller arasında seçilmiş olanı, Allâh’ın kulları arasında en güzîde olanı, istediğ ve istemediği her husûsta dileklerine ulaşanı, kendisine bağışlanan nîmetlerde ihlâs sâhibi, en yüce peygamber, en doğru sözlü, şefaat ettiğini kurtaran, şefaat etme hakkı verilenlerin en fazîletlisi, kendisine bırakılan emânetlerde emîn, tebliğ ettiği hususlarda doğru sözlü, rabbinin emrini açıklayan, verilen en ağır vazîfeyi yüklenen, Allâh’a ulaşmakta rasullerin Allâh’a en yakın olanı, kıyâmet günü makâm ve fazîlet itibâriyle peygamberlerin en yücesi, nebîler arasında en kerem sâhibi olan efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Yine bütün bu salâtlar Allâh katında en temiz, Allâh’a peygamberlerin en sevimli olanı, derece itibâriyle Allâh katında peygamberlerin en yakın olanı, en çok ecir ve sevâb alanı, kullarının en keremlisi, Allâh katında peygamberlerin en çok rızâya nâil olanı, derece ve makam itibâriyle insanların en yücesi, mekân itibâriyle onların en büyüğü, güzellik ve fazîlet bakımından insanların en mükemmeli, derece yönüyle nebîlerin en fazîletlisi, getirdiği kânunlar itibâriyle peygamberlerin en mükemmeli, soy itibâriyle nebîlerin en şereflisi, konuşması ve kendisine hitâb etmesi yönüyle peygamberler arasında tebliğini en iyi açıklayanı, doğum, hicret, soy ve ashâb yönüyle peygamberlerin en fazîletlisi, neseb itibâriyle insanların en üstün olanı, kabîle bakımından insanların enşerefli olanı, bütün insan ve peygamberlerin bizzay en hayırlı olanı, kalbi vesveselerden arındırılıp nur ve hikmet doldurulmak sûretiyle en temiz olanı, insanların ve peygamberlerin en doğru sözlüsü, ameli en temiz olanları olan efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Bütün bu salâtlar asâlet itibâriyle insanların en sâbit olanı, ahde vefâ yönüyle peygamberlerin en ileri olanı, şeref itibâriyle en oturaklısı, tabiatı en mükerrem olanı, yaratılışı en güzel, zürriyeti en temizleri, dinleyip itaat etme noktasında ilâhî emirlere en çok itaat edeni, makâmı en yûce olanı, ifâde yönüyle peygamberlerin en tatlı konuşanı, selâmı en bol vereni, değer itibâriyle onların en takdire lâyık olanı, üstün sıfatlarla insanların en çok övüleni, en güzel ahlâka sâhib olmakla en çok beğenileni, Mukarrebûn makâmındaki Allâh’a en yakın olan melekler arasında peygamberler içinde en çok zikredileni, ahde vefâ da insanların en ileride olanı, vaâd etmekte en sadâkatli olanı, insanların en çok şükredeni, yaptığı iş yönüyle en üstün olanı, sabrı en güzel olanı, hayır itibâriyle insanların en güzel olanı, kolaylığa en yakın olan, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun. Ve tüm bu salâtlar mekân itibâriyle insanların ulaşamayacağı kadar en uzak olanı, şânı en yüce, delîli en sağlam, kıyâmet günü mîzanda insanlar arasında hayrı en ağır gelip de en tercih edileni, îmân yönüyle insanların ilki, muhâtablarına merâmını anlatmakta konuştuğunu en açık dile getireni, lisânı en fasîh olanı, delîl ve hüccet bakımından hükmünü dinletmekte insanların en üstünü, efendimiz Muhammed’in üzerine olsun.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -perşembe </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PERŞEMBE</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâhım ! kulun, rasûlün, ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
2- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kendisine mükâfaat vermek için senin rızânı sağlayacak salâtla salât eyle. O’na vesîle makâmını, va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ve fazîlet ihsân eyle. Bir nebî kavmi adına, bir rasûlü de ümmeti adına mükâfaatlandırdıklarının en fazîletlisiyle bizim adımıza onu lâyık olduğu şekilde mükâfaatlandır. Ey merhametliler merhametlisi. Nebîlerden ve sâlihlerden olan onun bütün kardeşlerine de salât eyle.<br />
<br />
3- Allâhım ! salavatının en fazîletlilerini, artıp çoğalan faydaların en şereflilerini, bereketlerinin artmasını, şefkat, merhamet ve ikrâmından ileri gelen ihsanlarını, çeşitli nîmetlerin en fazîletlilerini, hayrın önderi, iyilikler fâtihi, rahmet peygamberi ve bu ümmetin efendisi olan, âlemlerin Rabbi Allâh’ın Rasûlü ve Rasullerin efendisi, efendimiz Muhammed’e ihsân eyle.<br />
<br />
4- Allâhım ! makâmı öncekilerin ve sonrakilerin gıpta ettiği, veefendimizin memnûn olacağı, sana olan yakınlığını artıracağın Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır.<br />
<br />
5- Allâhım ! fazlı, fazîleti, şerefi, cennetin en yüce makâmı olan vesîleyi, üstün derece ve makamların en üstününü efendimiz Muhammed’e ihsân eyle.<br />
<br />
6- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e vesîle makâmını ihsân eyle. O’nu emellerine ulaştır. O’nu ilk şefaat eden ve şefaati ilk kabûl edilen kişieyle.<br />
<br />
7- Allâhım ! nübüvvetine işâret eden delillerini muazzam eyle. O’nun mîzânını ağır eyle. O’nun hüccetini aydınlık kıl. Derecesini yedinci kat semâda bulunan mukarrebûn melekler, peygamberler, şehitler, velîler ve âlimlerin ruhlarının bir araya geldiği, yüce makâm ehl-i arasında yükselt. Makâmını mukarrebûn makâmının da en üsyüne çıkart.<br />
<br />
8- Allâhım ! bizi onun sünnetiyle canlandır. O’nun dîninde hayat sürerek öldür. O’nun şefaatine erenlerden eyle. O’nun cemaati aasında haşreyle. Bizi kevser havuzuna ulaştır. Havuzun kadehlerinden ayıplarımız meydâna çıkarılmaksızın içir. Pişmân olmadan, şüpheye düşmeden, hiç bir değişiklik olmaksızın, fitneye düşenlerden ve düşürülenlerden de olmaksızın, o kevser havuzunun kadehleriyle bize kevser şarabından içir. Ey âlemlerin Rabbi olan Allâhım.<br />
<br />
9- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi ihsân eyle. O’nu nebîlerden olan kardeşleriyle berâber, kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. Allâhım ! bu ümmetin efendisi ve rahmet nebîsi olan efendimiz Muhammed’e, babamız Âdem’e, annemiz Havvâ’ya ve bunlardan dünyâya gelen nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerden olan zâtlara, yer ve gök ehlinden olan bütün meleklerine ve onlarla birlikte bize de salât eyle. Ey merhametliler merhametlisi olan Allâhım.<br />
<br />
10- Allâhım ! beni, günahlarımı, ana-babamı bağışla. Allâhım ! beni küçükken terbiye edip yetiştirdiği için, anne-babama merhamet eyle. Bütün kadın ve erkek mü’minleri, bütün kadın ve erkek müslümanları, onlardan ölmüş olanların ve dirilerinin de günahlarını bağışla. Kendimizle onlar arasında ihtimâm göstermek, düşmanlık etmemek, birbirimize duâ etmek gibi hayırlarla bize yardım eyle. Rabbim beni bağışla, bana merhamet eyle. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Güç ve kuvvet ancak yûce ve azîm olan Allâh’ındır.<br />
<br />
11- Allâhım ! nurların nûru, sırların sırrı, ebrâr makâmındaki ümmetin en sâdık en hayırlı kullarının efendisi, şerefli rasullerin süsü, gecenin üzerine karardığı ve gündüzün aydınlattıklrının en kerem sâhibi efendimiz Muhammed’e, dünyânın ilk ânından son vaktine değin inen yağmur tâneleri, bitkiler ve bütün ağaçlarda bitenlerin sayısınca, Vâhid ve Kahhâr olan Allâh’ın mülkü devâm ettikçe devâm eden salâtla salât eyle.<br />
<br />
12- Allâhım ! efendimiz Muhammed’in dünyâda Ravza-ı Mutahhara’sını, âhirette ise Firdevs-i Âlâ’ daki makâmını, çeşitli ikrâmlarla mükerrem ve muazzam kılacağın, kıyâmet günü kendisinin arzu ettiği ve râzı olacağı şeylere ulaştıracağın salâtla ona salât eyle.<br />
<br />
13- Efendimiz ey Muhammed ! bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.<br />
<br />
Efendimiz ey Muhammed ! bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.<br />
<br />
Efendimiz ey Muhammed ! (Sallallâh-ü Aleyh-i ve Sellem) bu salât, üzerimize vâcib olan senin hakkını ta’zîm içindir.<br />
<br />
14- Allâhım ! –Hâ- sı rahmet, iki –Mîm- i hükümranlık ve –Dâl- harfinde işâret edilen bütün yaratılmışların sığınağı M-u-Ha-m-M-e-D-’e, seyyîd, bütün fazîletlere sâhib, kâmil, nûru ilk yaratılan olmakla, âlemlere rahmet ve nübüvveti tamamlayan efendimiz Muhammed’e, ilminde bulunanların sayısınca, zikredenlerin seni ve onu zikrettiği, gâfillerinse senin ve onun zikrinden gâfil kaldıkları sürece ve yûce zâtın ebedî devâm ettikçe bâkî kalacak, yeter olduğuna senin hükmetmen hâriç sona ermesi söz konusu bile olmayacak salâtla salât eyle. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin.<br />
<br />
15- Allâhım ! hidâyet güneşlerinin en güzeli ve nûr bakımından en şereflisi olan ümmî nebî efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle. Zîrâ efendimiz Muhammed (Sallallâh-ü Aleyh-i ve Sellem) risâletine âit haberler husûsunda peygamberlerin en meşhûru ve övülmeye en lâyık olanı, nûru bütün peygamberlerin nûrundan daha parlak, daha şerefli ve daha berrak, ahlâk îtibâriyle onların en pâk ve daha tertemiz olanı, yaratılış yönüyle de onların en mükerrem ve vücûdu en sağlam olanıdır.<br />
<br />
16- Allâhım ! ayın ondördünden daha güzel, yağmur bulutları ve okyanuslardaki suların bolluğundan bile daha cömert olan efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.<br />
<br />
17- Allâhım ! zâtı ve hayâtı bereketin tâ kendisi olan, onun zikri ve kokusunun mânevî güzelliği yaratılmışların her birini mest eden efendimiz ümmî nebî Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.<br />
<br />
18- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât ve selâsm eyle.<br />
<br />
19- Allâhım ! efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât, merhamet ve bereket ihsan ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’nede salât, merhamet ve bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
20- Allâhım ! kulun, nebîn, rasûlün, ümmî nebîn efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât eyle.<br />
<br />
21- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca bereket ihsân eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca merhamet ihsân eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâ ve âhiret dolusunca selâm eyle.<br />
<br />
22- Allâhım ! efendimiz Muhammed’e kendisine salât okumamızı emrettiğin şekilde salât eyle. Efendimiz Muhammed’e salât okunması en uygun olan şekilde salât eyle.<br />
<br />
23- Allah’ım! bütün peygamberler arasından seçilen nebine, bütün kulların arasından kendisine razı olduğun rasulüne, Hz. Âdem (a.s.)’dan vucut alemine teşrif edinceye kadar en şerefli mahlukatın arasından seçtiğin veline, semâvî vahiy konusundaki eminine salat eyle.<br />
<br />
24- Allah’ım! A’râf Sûresi’nde anlatılan, adalet ve merhameti ayakta tutan öncekilerinin en kerem sahibi ve en şerefli babalarının sulbünden, hatta ana tarafındanda en temiz asillerin soyundan getirerek islama karşı gelenleri kendisiyle hidayete erdirip, iffet yolunu açıkladığın Abd-i Menâf Oğlu Aabdulmuttalib’in neslinden seçip çıkardığın, efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
25- Allah’ım! Senden istenen şeylerin en faziletlisi hatırına, isimlerinin sana en sevimli ve en mükerrem olanı hatırına, nebimiz efendimiz Muhammed (s.a.v.) vesilesiyle bize ihsan ettiğin nimetler hatırına, Hz. Muhammed vasıtasıyla bizi sapıklıktan koruduğun, kendisine salavat okumamızı emrettiğin, ona okuduğumuz salavatı hem dünya ve ahirette makam kabul ettiğin, hemde zatından gelen bir lutuf ve ihsan olarak, günahlarımızı affettiğin için, emrine saygı gösterip bu husustaki tavsiyene uyarak özellikle nebimiz efendimiz Muhammed (s.a.v.) in hakkını eda etmek için yüce zatından bize vaad edilenlerin yerine getirileceğine tüm kalbimizle inanarak, sana yalvarıp dua ediyoruz. Ey Allah’ım! Kâlû Belâ’da biz ona iman edip kendisini tastik ettiğimizde, efendimize indirilen Kur’ân-ı Kerîm’e tabi olduğumuz vakit, hani Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştun: “Şüphesiz Allah ve melekleri peygambere çok salat ederler. Ey iman edenler ! sizde ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam edin.” Bu şekilde peygamberine salavat okumayı kullarına farz kıldın. Salavat okumalarını onlara emrettin. Ey Rabbim ! yüce zatının hürmetine, azamet nurunun ve ihsan makamındakiler için zatına vacip kıldıkların hatırına, kulun, rasulun, nebin ve yarattıklarının en hayırlısı olan, o şanlı efendimiz Hz. Muhammed’e, yarattıklarından herhangi birine salat ettiğin salatın en faziletlisiyle, senin ve bütün meleklerinin salat etmesini istiyoruz. Şüphesiz sen methedilmeye layık azamet ve şeref sahibisin.<br />
<br />
26-Allah’ım! Efendimiz muhammed’in derecesini yükselt. Makamını yücelt. Kıyamet günü onun mizanını ağır kıl. Delilini aydınlık, dinini daima belirgin, mükafatını bol, nurunu aydın, iki cihanda şerefini daim eyle. Ve gözünü aydınlatacak neslini ve Ehl-i Beyt-i’ni onunla beraber eyle. O’nu kendisinden önce gelip geçen nebiler arasında azamet sahibi kıl.<br />
<br />
27- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i kendisine tabi olanlar itibariyle, peygamberler arasında ümmeti ve veziri en çok olan, nuru ve yücelği bütün peygamberlerin en faziletlisi olanı, derece itibarıyla da peygamberlerin en üstünü, cennetteki makamını ise, en uçsuz bucaksız geniş olanı eyle.<br />
<br />
28- Allah’ım! O’nu önde gidenlerden, derecesini seçinen zatlar arasından, makamını halis kulların arasından seçilip çıkarılanlardan, mekanını ise, zatına yakınlığı olan mukarrebun makamındaki kimselerden eyle.<br />
<br />
29- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i senin katında derecesi keremlilerin en keremlisi, sevabı en faziletlisi, meclisi zatına en yakın, makamı en sâbit kalıcı, sözü en doğru, isteği en güzel yerine getirilen, katında kendisine ihsan edilecek olanların en faziletlisi, senin katındakilerin en çok rağabet edileni eyle. O’nu kendisinin üzerinde hiçbir derece olmayan, ve en yüce cennetlerden biri olan firdevs köşklerinde konuk eyle.<br />
<br />
30- Allah’ım! Efendimiz Hz Muhammd’i en doğru konuşan, dileği hemen yarine getirilen, ilk şefaatçi, ümmeti hakkında öncekilerin ve sonrakilerin gıpta edicekleri şefaaatle şefaat ederek, şefaati kabul edilen, kullarını cennetlik ve cehennemlik olarak ayırmak için seçtiğinde,<br />
<br />
efendimiz Muhammed’i söz sahipleri arasında en doğru sözlü olanı, yolunu hidayetle erdirilenler arasında en yakîn ve amel edenlerin en iyisi bir peygamber eyle.<br />
<br />
31- Allah’ım! Peygamberimizi bizim için arkadan gelen ümmetine imkanlar hazırlayan öncü, kevser havuzunu önce ve sonradan varanlarımıza buluşma yeri eyle.<br />
<br />
32- Allah’ım! Bizi onun cemaati arasında haşreyle. Sünnetiyle amel etmek nasip eyle. O’nun dini üzere yaşarken bizi öldür. O’nun nur cemalini bize göster. Bizi onun cemaati ve tabileri arasına dahil et.<br />
<br />
33- Allah’ım! Biz görmeden ona iman ettik, birbirimize kavuştur. Bizi onun kevser havuzuna ulaştırana değin, onun girdiği yerlere bizleride dahil edinceye kadar, onunla aramızı ayırma. Bizi kendilerine nimetler verilen, nebiler, sıddıklar, şehitler ve onun salih arkadaşlarından eyle. Onlar ne güzel arkadaştırlar. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
34- Allah’ım! Efendimiz Muhammed ( s.a.v.) hidayet nuru, insanları hayıra sevkeden, iki cihan saadetine insanları davet eden, rahmet peygamberi, takva sahiplerinin imamı, kendisinden sonra asla peygamber gelmeyecek olan alemlerin rabbi Allah’ın resulüdür. Efendimiz Muhammed ( s.a.v.); risaletini tebliğ ettiği, kullarına nasihat ettiği, ayetlerini onlara okuduğu, dini yasakları işleyenlere şer’i ölçüler olarak, Had’leri yerine getirdiği,<br />
<br />
hükmünü yerine getirdiği, sana itaati emrettiği, sana isyanı yasakladığı, dostluk edilmesini istediğin kimseleri dost edindiği, düşmanlık edilmesini istediğin kimseleri de düşman kabul ettiği için efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
35- Allah’ım! Cesetler arasında Hz. Muhammed’in cesedine, ruhlar arasında Hz. Muhammed’in ruhuna, durak yerleri arasında onun durduğu makamlara, Meşhedler; cesetlerin bulunduğu yerler arasındaki, mübarek cesedinin metfun bulunduğu meşhedine, zikredilince zikrine, tarafımızdan nebimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
36- Allah’ım! Zikredildiği şekilde yüce zatının selamını rahmet ve bereketlerini tarafımızdan ona ulaştır.<br />
<br />
37- Allah’ım! Mukarrebun makamındaki meleklerine, bütün ayıplardan pak nebilerine, ilahi kitapla gönderilen resullerine, arşı taşıyan meleklerine, efendimiz Cebrail (a.s.), Mikail (a.s.), İsrafil (a.s.), Azrail (a.s.), cennetin bekçisi Rıdvan, ve cehennemin bekçisi Malik’e, insanların sağında ve solunda bulunan hayır ve şerleri kaydeden, Kiramen Katibîn’e, bütün yer ve gök ehlinden sana itaat edenlere, salat salat eyle.<br />
<br />
38- Allah’ım! Rasullerin Ehl-i Beyt’lerinden herhangi birine verdiğin şeylerden daha faziletlisini, peygamberinin Ehl-i Beyt’inede ihsan eyle. Rasullerin ashabından herhengi birini mükafatlandırdığın şeylerin daha faziletlisiyle, peygamberimizin ashabınıda mükafatlandır.<br />
<br />
39- Allah’ım! Mü’min kadın ve erkekleri, müslüman kadın ve erkekleri, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. “.. Rabbimiz ! bizi ve bizden önce ölen din kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz şüphesiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin.”<br />
<br />
40- Allah’ım! Haşimi soyundan olan efendimiz Muhammed nebiye onun ali ve ashabına salat eyle.tam manasıyla selam eyle.<br />
<br />
41- Ey merhametliler merhametlisi Allah’ım! Senin hoşnut olacağın, seni ve kendisini razı edecek, bizdende memnun kalacağın salatla, insanlığın en hayırlısı efendimiz Muhammed’e salat eyle.<br />
<br />
42- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e onun âl-i ve ashabına, her tarafa güzel kokular yayan, içinde bereketler bulunan, Allah’ın mülkü devam ettikçe devam edecek olan, bol, güzel ve tam manasıyla salat ve selam eyle.<br />
<br />
43- Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne feza dolusu, ve gökteki yıldızlar sayısınca, bugüne kadar yattıkların ve kıyamete kadar yaratacakların miktarınca, yer ve gök yüzünü dengede tutacak olan salat ile salat eyle.<br />
<br />
44- Allah’ım! Efendimiz İbrahim’e salat ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salat eyle. Bütün alemlerde efendimiz İbrahim’e ve onun âl-i’ne bereket ihsan ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen met edilmeye layık azamet ve şeref sahibisin.<br />
<br />
45- Allah’ım! Ben; din, dünya ve ahiret işlerimde bütün günahlardan bağışlanma, afet ve kederlerden ise, selamet bulmak istiyorum.<br />
<br />
46- Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.<br />
<br />
Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.<br />
<br />
Allah’ım! Günahlarımızı, ayıp ve isyanlarımızı, yüce kereminle ört.<br />
<br />
47- Allah’ım! Yüce hakkın ve nur Cemal’inin hatırına, yüce Arş’ın, azametin, celalin, cemalin, kudret, güç ve kuvvetinle. Arş’ını taşıyan Kürsî’nin hakkı için, ve yarattıklarından hiçbir kimsenin bilgisinin olmadığı, sır hazinelerinin isimleri hürmetine, ya rabbi ! senden talep ediyorum.<br />
<br />
48- Allah’ım ! Sırlarını üzerine koyduğunda geceyi karartan, gündüzün açıklığına koyduğunda gündüzleri aydınlatan, gökyüzünü direksiz tutan, yeryüzünde sapa sağlam duran, dağların üzerine yerleştirdiğinde ise dağları yerine çakan, denizlere ve vadilere yazdığında suları taşıyıp akıtan su pınarlarını coşturan, bulutun üzerinede yerleştirdiğinde de yağmurlar yağdıran, ismin hürmetine ya rabbi ! senden talep ediyorum.<br />
<br />
49- Allah’ım! Efendimiz İsrafil (a.s.)’ın alnında yazılmış olan isimler, ve efendimiz Cebrail (a.s.)’ın alnında yazılmış olan isimler hatırına, mukarrebun makamındaki meleklerin üzerinde yazılmış olan isimler hürmetine senden istiyorum.<br />
<br />
50- Allah’ım! Arş’ın etrafında yazılmış isimler, ve Kürsî’nin çevresinde yazılmış isimler hatırına senden istiyorum.<br />
<br />
51-Allah’ım! Zeytin yaprağı üzerine yazılmış olan İsm-i Âzam hatırına, senden talep ediyorum.<br />
<br />
52- Allah’ım! Zatını kendileriyle isimlendirdiğin, bildiğim ve bilmediğim, yüce isimlerle senden talep ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -cuma </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CUMA</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâh’ım! Efendimiz âdem (a.s.)’ ın sana duâ ettiği isimlerle, sana dileklerimi arz ederim. Efendimiz Nûh (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hûd (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İbrâhîm (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Sâlih (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûnûs (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Eyyûb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yakûb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûsûf (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle,<br />
<br />
2- Efendimiz Mûsâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Harun (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Şuayb (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İsmâîl (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Dâvûd (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Süleymân (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle efendimiz Zekeriyyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yahyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Ermiyâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle,<br />
<br />
3- Efendimiz Şâ’ya (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İlyâs (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Elyesâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zülkifl (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûşâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Îsâ (a.s.)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Muhammed (s.a.v)’in (ona ve tüm nebîlerin rasullerin hepsine salât ve selâm olsun.) sana duâ ettiği isimlerle, ey alemlerin rabbi olan Allâh’ım ! zikrettiğim nebîler ve resuller hürmetine onların sana münâcaatta bulunduğu ve duâ ettiği isimler hürmetine,<br />
<br />
4- Semâ kurulmadan, yeryüzü döşenmeden, dağlar yerinde sâbit tutulmadan, denizler gürül gürül akmadan, su kaynakları kaynayıp coşmadan, nehirler çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar parlamadan önce, yarattığın şeyler sayısınca, nebîn, efendimiz Muhammed’e senin salât etmeni istiyorum. Zîrâ sen zâtında olduğun gibisin, senin durumunu hiçbir kimse bilmez, ancak sen bilirsin sen birsin ve ortağın da yoktur.<br />
<br />
5- Allâh’ım! Hilm’in sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle, İlminin sayıları miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Bitmez tükenmez kelimelerinin adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Nîmetlerinin sayıları miktarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Semâlar dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Yeryüzü dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Arşının dolusu kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Ve onun ağırlığınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Levh-i Mahfûz’da, olmuş ve olacak her şeyi yazan kaleminin yazdığı şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Yedi kat semâda yarattıklarının sayısı miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Kıyâmet gününe kadar, her gün bin defâ, efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
6- Allâh’ım! efendimiz Muhammed’e dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzünden yeryüzüne yağan yağmur tânelerinin sayısınca, her gün bin kere salât eyle.<br />
<br />
7- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, seni Sübhânellâh diyerek Tesbîh, Lâilâhe İllallâh diyerek Tehlîl, Tekbîr, Sübhâne Rabbiyel Azîm diyerek, Ta’zîm, edenlerin sayısınca, her gün bin kere efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
8- Allâh’ım! Onların nefesleri ve lafızları sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların aralarında bulunan ve yaratmış olduğun ruh taşıyan her canlı adedince, her gün bin kere efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
9- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e, hareket eden bulutlar adedince, salât eyle. Esen rüzgârlar sayısınca, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
10- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yerle gökyüzü arasında yarattıklarının tamâmı, ve üzerinde rüzgârın esip, hareket ettirdiği dallar, yapraklar, ağaçlar ve meyveler sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
11- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzündeki yıldızlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
12- Allâh’ım! Senin kudret ve azâmetine işâret eden, yeryüzünün taşıdığı şeyler dolusunca, efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
13- Allâh’ım! Hakkındaki bilgiyi ancak yüce zâtının bildiği, yedi denizde yarattığın varlıklar sayısınca, kıyâmet gününe kadar her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
14- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e yedi deniz dolusunca salât eyle. Yûce Zât’ının kudretini işâret eden, bu yedi denizin taşıdığı ağırlık miktarınca salât eyle.<br />
<br />
15- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, denizlerdeki dalgalar sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
16- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün derinlikleri, ovaları ve dağlarında bulunan kum tâneleriyle, çakıl taşları sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
17- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, tatlı ve tuzlu sular, hareket edip dalgalandığındaki dalgalar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Toprağın üzerinde ve yeryüzünün derinliklerinde, doğuda, batıda, ovalarda, dağlarda, vadilerde, yeryüzündeki her yerde ve her yolda îmâr edilmiş yâhut harâb kalmış yerlerde ve bütün bunların üzerinde ve içinde, yaratmış olduğun ne kadar çakıl taşı ve küçük taş ve kuru çamur, kırıntılarına varıncaya kadar neler varsa, o tâneler sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün bin kere salât eyle..<br />
<br />
18- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün doğusu, batısı, kıble istikâmeti, ovaları, dağları ve vâdîlerindeki ağaçlar, meyveler, yapraklar, ekinler ve bütün bunlardan bereketle çıkan bitkilerinin sayısınca, efendimiz nebî Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.<br />
<br />
19- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yaratmış olduğun ve yaratacağın cinler, insanlar ve şeytanlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.<br />
<br />
20- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların bedenlerinde, yüzlerinde, başlarında, bulunan her tüy sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle.<br />
<br />
21- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, kuşlar kanat çırptıkça, cinler ve şeytanlar uçtukça, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..<br />
<br />
22- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, sayılarını ancak Yûce Zât’ının bildiği, yeryüzünün doğusu ve batısındaki, insanlar ve cinlerin sayısıyla, küçük-büyük dört ayaklı olarak yarattığın her hayvan adedince, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..<br />
<br />
23- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünde onların adımları sayısınca, efendimiz Muhammed’e her gün, bin kere salât eyle..<br />
<br />
24- Allâh’ım! Kendisine salât okuyanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Kendisine salât okumayanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Biten bitkiler ve yağan yağmur damlalarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Vâr olan her şey adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle..<br />
<br />
25- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e karardığında geceleyin, gündüz aydınlandığında, salât eyle.. Dünyâda ve âhirette, efendimiz Muhammed’e salât eyle.. Efendimiz Muhammed’e tertemiz bir genç olduğu zamân ki halinde de salât eyle. efendimiz Muhammed’e râzı olduğun olgunluk hâlinde de salât eyle.. Efendimiz Muhammed’e beşikte çocuk olduğu andan beri salât eyle. Efendimiz Muhammed’e salât etmekten geriye artacak hiçbir şey kalmayıncaya kadar salât eyle..<br />
<br />
26- Allâh’ım! Söyleyince tasdik ettiğin, isteyince her istediğini verdiğin, efendimiz Muhammed’e vaâd ettiğin Makam-ı Mahmûd’u ikrâm eyle.<br />
<br />
27- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’in yolunu yûce, burhânını şerefli, peygamberliğini açıklayan dellilerini belirgin, faziletini bütün yaratılmışlara aşikâr eyle.<br />
<br />
28- Allâh’ım! Onun ümmeti hakkındaki şefaatini kabûl eyle. Bize sünnetiyle amel etmeyi nasîb eyle. Bizi onun dini üzere yaşayıp ölmeyi nasîb eyle. Bizi onun cemaati arasında ve sancağı altında haşreyle. Bizi onun arkadaşları arasına kat. Kevser havuzuna ulaştır. O havuzun kadehleriyle kevser şarabından içir. Onun muhabbetiyle bizleri nasîblendir.<br />
<br />
(Burada Okuyucu kendi ismini okumalıdır. Mesela: Okuyucunun ismi Ali, Babasının ismi Ahmed olsun. (Ali Bin Ahmed), der. Mesela: Okuyucunun ismi Fâtıma, Babasının ismi Ahmed olsun. (Fâtıma Binti Ahmed), der.)<br />
<br />
29- Allâh’ım! Sana duâ ettiğim isimler hürmetine, anlatmaya çalıştıklarım ve ilmini ancak Yûce Zât’ının bildiği şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât etmeni, bana da merhamet etmeni, tövbemi kabûl edip, maddî mânevî musîbetlerin hepsinden beni kurtarmanı, bana âfiyet vermeni, kadın-erkek bütün mü’minlere, ve kadın-erkek bütün müslümanlara, onların ölü ve dirilerine, merhamet etmeni bu günahkâr ve hatâlı zayıf kulunun tövbesini kabûl ederek bağışlamanı, senden taleb ediyorum. Ey âlemlerin rabbi olan Allâh’ım! Âmîn...<br />
<br />
30- Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuştur: “ Kim bu salavâtı bir kez okursa, Allâh (c.c)’u ona kabûl olunmuş bir hac ve İsmâîl (a.s.)’ın çocuklarından bir köleyi âzâd eden kimsenin sevâbını verir.”<br />
<br />
<br />
<br />
--- Allâh (c.c)’u şöyle buyurmaktadır: “ Ey Meleklerim ! Bu bir kuldur ki; Habîbim Muhahammed (s.a.v.)’e çokça salât etmiştir. İzzetime, Celâlime, varlığıma, övülmeye lâyık olmama ve Yûce olmama yemîn olsun ki, salât ettiği her harf mukâbilinde cennette ona bir saray vereceğim. Onun yüzünün nûru, Ay’ın ondördü gibi, kıyâmet gününde Livâü’l-Hamd sancağı altında bana gelecek ve avucu Habîbim Muhammed (s.a.v.)’in avucunda olacaktır.” Bu fazîlet bu salavâtı Cum’â Günü okuyan kimse içindir. Allâh (c.c) büyük fazîlet sâhibidir. [1]<br />
<br />
31- Allâh’ım! Azâmet, kudret, celâl, izzet ve saltanatın adına, Kürsî’nin taşıdıkları hürmetine, zâtını kendisiyle isimlendirdiğin ve Kur’ân-ı Kerîm’in içine yerleştirdiğin katındaki gayp ilmine seçip ayırdığın gizli olan yüce isminin hatırına, kulun ve resulün, efendimiz Muhammed’e salât etmeni istiyorum. Allâh’ım kendisiyle sana duâ edildiğinde kabûl ettiğin, onunla bir şey istenildiği zamân verdiğin, ismin hatırına senden talep ediyorum.<br />
<br />
32- Allâh’ım geceye koyduğunda zamânı karartan, gündüzünde ise aydınlatan, gökyüzünü direksiz tutan, yer yüzünüde sapa sağlam duran, dağların üzerine yerleştirdiğin de dağları yerine çakan, kuvvetli ve zâlim kimseye baş eğdiren, semâdan suları akıtan, bulutlar üzerine yerleştirdiğinde yağmurlar yağdıran, ismin hürmetine, senden talep ediyorum.<br />
<br />
33- Allâh’ım! Nebîn efendimiz Muhammed’in sana duâ vesîlesi edip istediği ismin hatırına senden istiyorum. Allâh’ım nebîn efendimiz âdemin sana duâ vesilesi edip istediği ismin hürmetine, senden talep ediyorum. Allâh’ım nebîlerin, resullerin bütün mukarrebun makamındaki meleklerin, Allâh’ın salât ve selâmı hepsinin üzerine olsun. Ve bütün taat ehlinin sana duâ vesîlesi edip istediği ismin hatırına, senden istiyorum<br />
<br />
34- Gökyüzü binâ edilmeden, yeryüzü dürülüp döşenmeden, dağlar yerinde sabit tutulmadan, pınarlar coşup kaynamadan, nehirler akıp durmadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar parıldatmadan önce yarattığın şeyler sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âline salât etmeni istiyorum<br />
<br />
35- Allâh’ım! Efendimiz Muhammede onun âl-i’ne, ilminin alâkalı olduğu şeyler sayısınca, salât eyle. Affının ilgili olduğu, hilm sıfatının adedince, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. Levh-i Mahfuz’un senin yüce ilminden ihtiva ettiği kısmının sayısınca, Efendimiz Muhammed’e onun âl-i’ne salât eyle..<br />
<br />
36- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne katında bulunan şeytan yahut cinlerin dokunamadığı ve asla değiştirilemeyen olmuş ve olacakların yazıldığı Levh-i Mahfuz’da hükmeden Kalem’in yazdığı hükümler adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yeryüzü dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne semâlar dolusunca salât eyle. Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar yaratacakların sayısınca salât eyle..<br />
<br />
37- Allâh’ım dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, meleklerin safları, tesbihleri, takdisleri, temcitleri, tekbirleri ve tehlilleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
38-Allâh’ım! dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, hareket eden bulutlar ve grup grup esen rüzgârlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
39-Allâh’ım! şimdiye kadar semalarından yeryüzüne düşen yağmur damlaları ve kıyâmete kadar düşecek olan her yağmur damlası sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
40- Allâh’ım! dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, rüzgarların estiği miktarca, ağaçların, yaprakların, ekinlerin hareketlerinin sayısınca, ve özel muhafazası içinde yaratmış olduğun ve bütün tohumlar sayısınca Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
41- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yağmur damlaları ve bitkiler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
42- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzündeki yıldızlar sayısınca salât eyle.<br />
<br />
43- Allâh’ım! İlmini ancak senin bildiğin, kıyâmet gününe kadar yaratacak olduğun ve yedi denizinde yaratmış olduğun mahlûkat sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
44- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yeryüzünün doğusunda ve batısında mevcut olan çakıl taşı ve kum tâneleri sayısınca salât eyle.<br />
<br />
45-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne şimdiye kadar yarattığın ve kıyâmet gününe kadarda yaratacağın cin ve insanlar sayısınca salât eyle.<br />
<br />
46- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, insan ve cinlerin nefesleri, sözleri ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen zamânları zarfınca, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
47- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, cin ve meleklerin uçuşları sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
48- Allâh’ım! Yeryüzünün doğusunda ve batısında olan kuşların, vahşi hayvanların, hatta insan, hayvan ve böcek vücudundan beslenerek yaşayan küçük hayvanların sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
49- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne diriler ve ölüler sayısınca salât eyle.<br />
<br />
50- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gecenin üzerine karardığı ve gündüzün aydınlattığı şeyler adedince efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
51-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, iki veya dört ayaküzeri yürüyen hareket eden canlılar sayısınca salât eyle.<br />
<br />
52- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, efendimiz Muhammed’e salât okuyan cin, insan ve melek sayısınca ona salât eyle.<br />
<br />
53-Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e salât okumayan kimseler sayısınca kendisine salât eyle..<br />
<br />
54- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kendisine salât okunması gerektiği şekilde, salât eyle..<br />
<br />
55- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okunması şanına layık olduğu şekilde, kendisine salât eyle..<br />
<br />
56- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, üzerine okunacak salât adına hiçbir salât hariç kalmayacak şekilde, bütün salâtlarla salât eyle..<br />
<br />
57- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e önceki peygamberler ve bütün mü’minler, kendisinin ahirete intihalinden sonra gelen mü’min, sıddık, şehit, salih kimseler arasında, salât eyle.. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e Allâh katında makamları, mekanları yüce olan meleklerin makamı olan Mele-i Âlâ’da kıyâmet gününe kadar salât eyle.. Allâh’ın dilediği olur. Yüce ve Azîz olan Allâh’ın güç ve kuvvetinden başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat -cumartesi </span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CUMARTESİ</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle. Efendimiz Muhammed’e vesîle makâmını, yüksek derece ve fazîleti ihsân eyle, va’d ettiğin Makâmı Mahmûd’a onu ulaştır. Şüphesiz sen va’dînden dönmezsin.<br />
<br />
<br />
<br />
2- Ey yûce arşın Rabbi ! Ey âlemlerin Rabbi olan Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’in şânını yücelt, dînini aşikâr kıl, nübüvvetini işâret eden delillerini aydınlat. O’nun fazîletini ortaya çıkar, onun ümmeti hakkındaki şefaatini kabûl eyle. Bize de sünnetiyle amel etmek nasîb eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Bizi onun sancağı altında cemaatiyle berâber haşreyle. Kevser şarabından kâsesiyle içir. Muhabbetiyle faydalandır. Ey âlemlerin Rabbi olan Allah !<br />
<br />
<br />
<br />
4- Ey Rabbim ! tarafımızdan selâmın en fazîletlisini ona ulaştır. Ümmeti adına ona ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
5- Allâh’ım ! Ey Rabbim ! beni bağışlamanı, bana merhamet etmeni, tövbemi kabûl etmeni, gökten gelen, yerden çıkan, bütün belâlardan bana âfiyetle muâmele etmeni diliyorum. Sen rahmetinle her şeye güç yetirensin. Ey Rabbim ! rahmetinin hatırına, kadın erkek bütün mü’minleri, kadın erkek bütün müslümanları ve onların ölüleriyle dirilerini de af ve mağfiret etmeni istiyorum.<br />
<br />
Allâh-u Teâlâ; mü’minlerin pâk anneleri olan, peygamberimizin zevcelerinden, dünyânın kandilleri misâli, hidâyet imamlarının mürşîd âlimleri olan, onun ashâbından ve onların ardından gelen tâbiûnla ashâbı görmüş gibi, onları görenlere tâbi olanlardan, kıyâmet gününe kadar râzı olsun. Hamd elemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur.<br />
(üçüncü üçte birin başı)<br />
<br />
6- Ey ! Ruhların ve çürümüş cesetlerin Rabbi olan Allâh’ım ! cesetlerine dönen ruhların ve damarlarıyla birleşen cesetlerin itaati hatırına senden istiyorum. Bütün yaratıklar senin huzûrunda rahmetini ümîd ederek, azâbından korkarak, hüküm vermeni beklerken, bütün ruhlara ve cesetlere geçerli olan kelimelerin hatırına ve onlardan her türlü hakkı alabilmen hatırına, bana hak olanı iyice görebilmem için gözümde nûr, gece-gündüz dilimde zikir ve sâlih amel ihsân etmeni senden taleb ediyorum. İşte bunlarla beni rızıklandır Ya Rabbi !<br />
<br />
<br />
<br />
7- Allâh’ım ! Efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin, bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e de salât eyle. Bereket ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
8- Allâh’ım ! Efendimiz İbrâhîm ve onun âl-i’e salavât ve bereketler ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e de salât eyle. Bereketler ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâh’ım ! efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’e bereket ihsân ettiğin gibi, efendimiz Muhammed’in âl-i’ne de bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
<br />
<br />
9- Allâh’ım ! Kulun ve rasûlün efendimiz Muhammed’e, kadın-erkek bütün mü’minlere, kadın-erkek bütün müslümanlara salât eyle.<br />
<br />
10- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, ilminin kuşattığı, kitâbının miktârını tesbit ettiği, meleklerinin şâhid olduğu şeyler sayısınca, Allâh’ın mülkü devâm ettikçe, devâm edecek olan salâtla salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
11- Allâh’ım ! Bildiğim ve bilmediğim yûce isimlerin, zâtını isimlendirdiğin isimler hatırına, kulun, nebîn, efendimiz Muhammed’e, gökyüzü binâ edilmeden, yer yüzü yayılıp döşenmeden, dağlar ayakta tutulup çakılı durmadan, su kaynakları coşup taşmadan, nehirler gürül gürül çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar ışıldamadan, denizler dalgalanmadan, ağaçlar meyveye durmadan önce, yarattığın şeyler sayısınca salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
12- Allâh’ım ! İlminin adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! Hilminin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bitmez tükenmez kelimelerin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! nîmetlerin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! fazlın kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cömertliğinin sayısınca efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! semâların adedince efendimiz Muhammed’e salât eyle. . Allâh’ım ! yer yüzü kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yedi kat gökte bulunan yaratmış olduğun melekler sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yer yüzündeki cin, insan, vahşi hayvanlar, kuşlar ve yaratmış olduğun diğer yaratıklar adedince efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! gayb ilminde Levh-i Mahfûz’da kaderi yazan Kalem’in yazdıkları ve kıyâmete kadar diğer yazacağı şeyler adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yağmur ve yağmur tanecikleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! sana hamd edenlerin, sana şükredenlerin, seni Lâ İlâh’e İllellâh diyerek tehlîl edenlerin, seni İnne-ke Hamîd’ün-mecîd, sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibi olansın diyerek, temcîd edenlerin, yûce zâtının<br />
<br />
Allâh olduğuna şehâet edenlerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât etmeni diliyorum. Allâh’ım ! senin ve meleklerinin ona getirdiği salât miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yarattıklarından ona salât edenlerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’e salât okumayanların sayısınca, ona salât eyle. Allâh’ım ! dağlar, kumlar, çakıl taşları adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! ağaç ve yaprakları, kuru çamur ve ağırlıklarınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! her sene ve o senede yaratacakların ve öleceklerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! her gün yaratacakların ve her gün öleceklerin sayısınca, kıyâmet gününe kadar efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
13- Allâh’ım ! Yer ve gökyüzü arasında hareket eden bulutların yağdırdığı, sular miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! yer yüzü ve gök yüzünün, doğu-batı, kıble istikameti ve derinliklerinde emir altına girmiş rüzgarlar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! gök yüzündeki yıldızlar kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! denizlerde yarattığın balıklar, canlı hayvanlar, sular, kumlar ve bunların dışında kalan diğer malûkâtın sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bitkiler ve çakıl taşları sayısınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! karıncalar adedince, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! tatlı-tuzlu sular miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! bütün yarattıklarına ihsân ettiğin nîmetler miktârınca, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! kendisini inkâr edenlere karşı verdiğin azâbın ve cezân kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! dünyâ ve âhiret devâm ettiği müddetçe, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cennette yaratıkların var olduğu müddetçe, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! cehennemde yarattıkların mevcûd olduğu sürece, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’i, sevip râzı olduğun kadar, ona salât eyle. Allâh’ım ! efendimiz Muhammed’in de, seni sevip, senden râzı olduğu müddetçe, ona salât eyle. Allâh’ım ! sonsuza kadar, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Onu kendi katında, en yakın makâma konuk eyle. Ona, cennetteki en yüksek derece olan Vesîle Makâmı’nı, fazîleti, şefaati, yüksek dereceyi, kendisine va’d ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ihsân eyle. Şüphesiz sen va’dinden dönmezsin.<br />
<br />
<br />
<br />
14- Allâh’ım ! Şüphesiz sen dünyâ ve âhiret işlerimde sâhibim, efendim, her hâlimde başvuracağım makâmım, güvencem, bütün işlerimi zâtına havâle edeceğim ümîdim, ihtiyaçlarımı, emellerimi ancak kendisine arz edeceğim yûce zat olduğun için, Şehr-i Harâm, Beldey-i Harâm, Meş’ari’l-Harâm ve Peygamberimiz ( s.a.v. ) Efendimiz’in Kabr-i Şerîf’i hürmetine, gerçeğini ancak yûce zâtının bildiği kadar, bana hayır bağışlamanı, ve yine hakîkatini ancak yûce zâtının bildiği kadar kötülükten beni korumanı senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
15- Efendimiz Âdem’e; efendimiz Şît’i, efendimiz İbrâhîm’e; efendimiz İsmâîl ve İshâk’ı bağışlayan, efendimiz Yûsûf’u; efendimiz Yâkûb’a kavuşturan, efendimiz Mûsâ’yı; annesine ulaştıran, efendimiz Hızır’ın ilmini artıran, efendimiz Dâvûd’a; efendimiz Süleyman’ı bahşeden, efendimiz Zekeriyyâ’ya; efendimiz Yahyâ’yı bağışlayan, annemiz Meryem’e; efendimiz İsâ’yı veren, efendimiz Şuayb’ın kızını; efendimiz Mûsâ (a.s) ile karşılaştırmak suretiyle koruyan, Ey Allâh’ım ! Ey Rabbim ! efendimiz Muhammed’e, bütün nebî ve rasullere, senin salât etmeni istiyorum. Efendimiz Muhammed’e, şefaati ve yüksek<br />
<br />
dereceyi bağışlayan, Ey Allâh’ım ! günahlarımı bağışlamanı, ayıplarımın hepsini örtmeni, beni cehennem ateşinden kurtarmanı, rızânı, emniyetini, affını ve ihsânını lütfetmeni, kendilerine nîmetler verdiğin nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle birlikte beni cennetinde nimetlendirmeni senden taleb ediyorum. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.<br />
<br />
<br />
<br />
16- Allâh-u Teâlâ, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e rüzgarların, kümelenmiş bulutları sürüklediği, ve her ruh sâhibinin, ölümü tattığı müddetçe, salât eylesin. Ey Allâh’ım ! Selâm yurdunda bulunan selâm ehline selâmı ulaştır.<br />
<br />
<br />
<br />
17- Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.<br />
<br />
Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.<br />
<br />
Allâh’ım ! Beni yarattığın işte kullan. Bana tekeffül ettiğin, rızk sağlamakla uğraştırıp kalbimi onlarla dolduracağın şeylerle beni meşgûl etme. Zâten bana rızık vermeyi üzerine almışsın. Senden bunu taleb ettiğim halde beni mahrûm eyleme. Sana istiğfâr ettiğim halde bana azâb eyleme.<br />
<br />
<br />
<br />
18- Allâh’ım ! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’e salât ve selâm eyle.<br />
<br />
19- Allâh’ım ! Katındaki Habîbin Muhammed Mustafâ’nın hürmetine, sana yönelerek, sevdiğimiz, efendimiz. Ey Muhammed ! seninle rabbine tevessül ederek taleb ediyorum. Yûce Mevlâ katında ey pâk, güzel rasûl, Bize şefaat eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
20 - Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.<br />
<br />
Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.<br />
<br />
Allâh’ım ! Yanındaki makâmının hürmetine, onu; bizim hakkımızda şefaatçi kıl.<br />
<br />
<br />
<br />
21 - Allâh’ım ! Bizi peygamberimize salât ve selâm okuyan kullarının en hayırlılarından, peygamberimize en yakın bulunanlardan, ve ona kavuşanlardan eyle. Bizi peygamberimize muhabbet duyanlardan, onun yanında kendisine sevgili olanların en hayırlılarından eyle. Bizi mahşer günü onunla sevindir.<br />
<br />
<br />
<br />
22- Onu; bizim için Naîm Cenneti’nde zahmetsiz, meşakkatsiz, hesâba çekilmeksizin, cennete girmek için, irşâd ve hidâyet eden delîl eyle. Bizden râzı olarak onu bize yönelt. Biz şefaat beklerken, onu bize darılmış, kırgın eyleme.<br />
<br />
<br />
<br />
23- Allâh’ım ! Bizi, ana-babamızı, bütün müslümanları, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. Son duâmız alemlerin Rabbi Allâh’a hamd etmektir.<br />
(Dördüncü dörtte birin başı)<br />
<br />
24- Ben senden istiyorum. Ey Allah ! Ey Allah ! Ey Allah ! Ey Hayyu’l-Kayyûm ! Ey Celâl ve İkram sâhibi olan Allâh’ım ! Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tesbih ederim. Ben yûce emirlerini yerine getiremedim, zâlimlerden oldum.<br />
<br />
<br />
<br />
25- Allâh’ım ! Yûce Kürsî’nin, azâmetin, celâlin, izzetin, kudretin ve hükümranlığından taşıdıkları hatırına, yarattıklarından hiçbir kimsenin bilmediği, gizli-saklı pâk isminlerin hürmetine, gecenin üzerine koyduğunda geceyi karartan, gündüzüne koyduğunda gündüzü aydınlatan, göklere koyduğunda direksiz tutan, yer yüzüne koyduğunda onu sâbit kılan, denizlere koyduğunda, suları taşırıp akıtan, su pınarlarına koyduğunda, suları coşturan, bulutların üzerine yerleştirdiğinde, yağmurlar yağdıran, ismin hatırına senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
26- Efendimiz Cebrâîl (a.s)’ın alnına yazılmış olan isimler hakkı için, efendimiz İsrâfîl (a.s)’ın alnındaki yazılı isimlerle, ve bütün meleklerin üzerinde yazılı isimlerle, senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
27- Arşın ve Kürsî’nin etrafında yazılmış isimler hürmetine, senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
28- Yûce zâtını bizzat isimlendirdiğin yûce ismin hürmetine, senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
29- Bildiğim ve bilmediğim bütün isimlerin hatırına,<br />
<br />
<br />
<br />
30- Efendimiz Âdem (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Nûh (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Sâlih (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûnûs (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Mûsâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hârûn (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Şuayb (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İbrâhîm (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İsmâîl (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Dâvûd (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Süleymân (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zekeriyyâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Yûşâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Hızır (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz İlyâs (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Elyesâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, efendimiz Zülkifl (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, senden istiyorum. Efendimiz Îsâ (a.s)’ın sana duâ ettiği isimlerle, nebîn, rasûlün, habîbin, insanlar arasından seçip çıkardığın, efendimiz Muhammed’in sana duâ ettiği isimler hatırına senden istiyorum. Ey ! sözü hak olan, ve sizi ve yaptıklarınızı Allâh yarattı meâlideki âyette, bize buyuran Allâh’ım ! Allâh’ın hiçbir kulundan hiçbir söz, fiil, hareket ve hareketsizlik meydâna gelemez. Ancak onun ilmi, kazâ ve kaderinde olması gerektiği şekilde, nasıl geçiyorsa, o şekilde meydâna gelebilir.<br />
<br />
<br />
<br />
31- Ey Allâh ! Ey Allâh ! Ey Allâh ! beni peygamberimize tâbi olup, ona muhabbet duyan, herkesi hesap gününde kusurları araştırılmadan, azâb görmeden, azar işitmeden, terslenmeden, onun şefaati ve arkadaşlığıyla rızıklandırmanı istiyorum. Ey Vehhâb ! Ey Gaffâr ! senden günahlarımı bağışlamanı, ve ayıplarımı örtmeni istiyorum. Hesapsız sevap ve mükâfatların verildiği günde, bütün dostlar arasında beni, yûce cemâlini doyasıya seyretmekle nîmetlendirmeni, benden amelimi kabûl etmeni, bilerek, bilmeyerek veyâ yanlışlıkla yaptığım ezelî ilminle bildiğin bütün hatalarımı affetmeni senden taleb ediyorum. En büyük emelim olan peygamber (s.a.v) efendimizin kabrini<br />
<br />
ziyârretine, ona ve iki arkadaşına selâm verme nîmetine ihsânınla, fazlınla, cömertliğinle ve kereminle beni ulaştırmanı senden istiyorum. Ey Raûf ! Ey Rahîm ! Ey Velî ! kendisine îmân eden bütün müminler, yoluna tâbî olan kadın-erkek bütün müslümanlar, hem onların âl ve dirileri hem de kendi adıma, yarattıklarından her hangi birini mükâfatlandırdığın şeylerin en çok ve en fazîletli ve etraflı olanıyla, efendimiz Muhammed’i mükâfatlandırmanı senden istiyorum. Ey Kavî ! Ey Azîz ! Ey Alîm !<br />
<br />
<br />
<br />
32- Allâh’ım ! Yûce zâtına yemin ettiğim şeyler hürmetine, henüz gökyüzü binâ edilmeden, yeryüzü yayılıp döşenmeden, dağlar yükselmeden, su kaynakları fışkırıp akmadan, denizler sâkinleşip durulmadan, nehirler coşup çağlamadan, güneş doğmadan, ay aydınlatmadan, yıldızlar karanlığı nurlandırmadan önce, hiçbir kimsenin bilmediği, ancak yûce zâtının bildiği şekilde, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
33- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kelimelerinin adedince salât etmeni senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
34- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, Kur’ân ayetleri ve harflerinin adedince salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
35- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okuyanların sayısınca salât etmeni senden istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
36- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât okumayanların sayısınca salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
37- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yeryüzü dolusunca salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
38- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, Kalem’in, Levh-i Mahfûz’da kaderle ilgili yazdığı şeyler kadar, salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
39- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, yedi kat semâda yarattıkların adedince salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
40- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, kıyâmet gününe kadar yaratacağın şeyler miktârınca, her gün bin defâ, senin salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
41- Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, gökyüzünden yeryüzüne düşen yağmur damlaları, ve her bir yağmur tânesi sayısınca, her gün bin defâ, senin salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delailü'l Hayrat - Pazar</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PAZAR</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
1- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, seni tesbîh ve takdîs eden ta’zîm ederek, sana secde edenlerin sayısınca, her gün bin kere, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni diliyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
2- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar her yıl yaratmış oldukların sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Allâh’ım! Hareket eden bulutlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
4- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden, kıyâmet gününe kadar esen rüzgârların sayısınca efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
5- Allâh’ım! Rüzgârlar esip ağaçların dallarını, yapraklarını, meyvelerini ve çiçeklerini hareket ettirdiği müddetçe, yeryüzü ve gökyüzü arasında yarattığın şeyler adedince, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
6- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar denizlerin dalgaları sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
7- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, yeryüzünün doğusu, batısı, dağları, ovaları ve vâdîlerinde vâr ettiğin kum, çakıl taşları, kurumuş toprak parçaları ve taşlar adedince efendimiz Muhammed’e, ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
8- Allâh’ım! Yeryüzünün kıble tarafı, doğusu, batısı, ortası ve dağlarında yarattığın bitkilerden; ağaç, meyve, yapraklar, ekin ve bütün bunların yeryüzünden çıkarttığı ve çıkaracakları, bitki ve bütün bereketli mahsûllerin sayısınca, efendimiz Muhammed’e, ve onun âl-i’ne, dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
9- Allâh’ım! Yarattığın insan, cin, şeytanlar ve kıyâmet gününe kadar yaratacakların sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
10- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar, onların vücûdları, yüzleri ve başlarındaki tüyler adedince her gün bin kere efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
11- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar göz açıp kapatacak kadar kısa zamân zarfınca ve onların sözleri ve nefesleri sayısınca, Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
12- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar cinlerin uçuşları ve insanların hareketleri sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
13- Allâh’ım! Dünyâyı yarattığın günden kıyâmet gününe kadar yeryüzünün doğusu ve batısında bizce ma’lûm olan ama hakîkatte ancak yûce zâtın tarafından bütün gerçeğiyle bilinen irili-ufaklı yaratmış olduğun hayvanlar sayısınca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
14- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendisine salât okuyanların ve okumayanların, hatta kıyâmet gününe kadar salât okuyacakların sayısınca, her gün bin kere salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
15- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne diriler ve ölüler sayısınca, yarattığın balıklar, kuşlar, karıncalar, arılar ve bütün küçük hayvancıklar adedince salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
16- Allâh’ım! Geceleyin karanlık bastığı, gündüzünse aydınlandığı vakitte efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
17- Allâh’ım! Dünyâ ve âhiret hayâtında efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
18- Allâh’ım! Beşikteki bebeklik yaşından olgunluk çağına halkı irşâda devâm ettiği dönemden, rûhunu rızânla alıncaya kadar geçen zamânlarda nihâyet onu şefaatçi olarak dirilteceğin kıyâmet gününe kadar, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni senden taleb ediyorum.<br />
<br />
<br />
<br />
19- Allâh’ım! Yarattıklarının sayısı, yûce zâtının rızâsı, arşının ağırlığı ve kelimelerinin adedince, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât etmeni istiyorum. Allâh’ım! Vesîle makâmını, fazîlet ve yüksek dereceyi, kevser havuzunu, Makâm-ı Mahmûd’u, bitmez tükenmez yûceliği, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ihsân etmeni istiyorum. Allâh’ım! onun burhânını, peygamberliğinin delillerini aslı İslâm olan, binâsını şerefli kılmanı, dünyâ ve âhiretteki makâmını yükseltmeni istiyorum. Ve ey yûce mevlâmız ! Bize de, onun sünnetiyle amel etmemizi nasîb etmeni, onun dîni üzere bizi öldürmeni, onun cemaati arasında ve sancağı altında bir araya toplamanı, bizi onun arkadaşları arasına katmanı, senden taleb ediyorum. Allâh’ım! Onun Kevser havuzuna varmamızı sağlamanı, kadehleriyle kevser şarabından bize içirmeni, peygamberimizin muhabbetiyle bizi faydalandırmanı, tövbemizi kabûl etmeni, görünür ve görünmez bütün belâ ve fitnelerin hepsinden bize selâmet, âfiyet ihsân etmeni, merhamet etmeni, bizi bütün erkek-kadın mü’minleri, bütün erkek kadın müslümanlarla onların ölüleri ve dirilerini de bağışlamanı senden taleb ediyorum. Âlemlerin rabbi olan Allâh’a hamd olsun. O ne güzel vekîldir. Güç ve kuvvet ancak Yûce ve Azîm olan Allâh’a âittir.<br />
<br />
<br />
<br />
20- Allâh’ım! Güvercinler ötüp, su arayan kuşlar ve hayvanlar dönüp durduğu, tamâim mâsum çocuklara zarar veren şeytan ve cinlerden korunmak için takılan duâlar fayda verdiği, sünnet olarak takılan baştaki sarıklar sıkıştırıldığı, gün be gün sâlih amellerle mânen terakkî edenler terakkî ettiği sürece efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
21- Allâh’ım! Sabahleyin ortalık aydınlandıkça, rüzgarlar estikçe, canlılar yürüdükçe, gece ve gündüz birbirini takip edip durdukça, kılıçlar kuşanıldıkça, mızraklar sımsıkı bağlandıkça, cesetler ve rûhlar zâhirî ve bâtınî hastalıklardan sıhhat buldukça, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
22- Allâh’ım! Âlemler döndükçe, gece karanlıkları yayıldıkça, melekler tesbîh ettikçe, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
23- Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e salât ettiğin gibi efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de salât eyle. Efendimiz İbrâhîm’e âlemlerde bereket ihsân ettiğin gibi Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne de bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin.<br />
<br />
<br />
<br />
24- Allâh’ım! Güneş doğduğu, beş vakit namaz kılındığı, şimşek çaktığı, bardaktan boşanırcasına yağmurlar yağdığı, bulutları emrolundukları yerlere sevk etmekle görevli olan melek, Râd aleyhisselâm tesbîh ettiği müddetçe, Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
25- Allâh’ım! yeryüzü ve gökyüzü dolusunca, her ikisi arasında bulunan ve dilediğin şeyler dolusunca, efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
26- Allâh’ım! Risâlet yükünü üzerine aldığı, insanları cehâletten kurtardığı, küfür ve dalâlet, sapıklık ehliyle cihâd ettiği, seni tek ilâh kabûl etmeye dâvet ettiği, kullarını irşâd ederken zahmet ve sıkıntılara tahammül ettiği için, efendimiz Muhammed’e dilediğini ver, isteklerine ulaştır, ona cennetteki Vesîle Makâmı’nı fazîlet ve yüksek dereceyi vaâd ettiğin Makâm-ı Mahmûd’u ona ihsân eyle. Şüphesiz sen vaadinden geri dönmezsin.<br />
<br />
<br />
<br />
27- Allâh’ım! Bizi onun yoluna Kur’ân ve sünnete uyup amel edenlerden, onun muhabbetiyle sıfatlananlardan, onun hidâyeti, sözleri, fiilleri, emir ve yasaklarıyla hidâyet bulanlardan ve yolunda gidenlerden eyle. Ey merhametliler merhametlisi; bizi elleri, yüzleri, ayakları, aldıkları abdest ve yaptıkları ibâdetlerle nûrlu ve parlak olan, onun ümmetinin tâbiîleri, önde giden taraftarları ve Ashâb-ı Yemîn, Kur’ân-ı Kerîm’de övülen nîmet sâhibleri ve amel defterleri kıyâmet günü sağından verilenler, kurtulanlar arasında haşreyle.<br />
<br />
<br />
<br />
28- Allâh’ım! Bütün meleklerine, mukarrebûn makâmındaki meleklere, nebîlere, resullere, bütün ibâdet ve tâat ehline salât eyle. Bizide kendilerine okuduğumuz salavât sebebiyle rahmetine ulaşanlardan eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
29- Allâh’ım! İyiliği ve doğruluğu emreden, kıyâmet günü günahkârların şefaatçisi tıhâm eden, Mekke-i mükerremeden peygamber olarak seçilip, insanlara gönderilen efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
30- Allâh’ım! Bizim adımıza; nebîmiz, şefaatçimiz ve sevdiğimize en fazîletli salât ve selâmı ulaştır. O’nu pek yûce olan Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. O’na cennetteki Vesîle Makâmı’nı, bütün nebî, resul, şehit, sıddık ve sâlihlerin bulunduğu yûce makâmda kendisine vaâd ettiğin fazîlet ve yüksek dereceyi ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
31- Allâh’ım! O’na hiç eksilmeyen ve peşi sıra devâm eden salâtla salât eyle.<br />
<br />
32- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne şimşek parladığı, güneş doğduğu, gece karanlığı kapladığı ve yağmur bulutlarından damlalar yere düştüğü müddetçe salât eyle. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne yer ve gökyüzü arasındaki ve yıldızlar arasındaki boşluk dolusunca, gökyüzünün yıldızları misâli, yağmur tâneleri ve çakıl taşları sayısınca salât eyle. Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne sevâbı sayılamayan, hesâbıda yapılamayan, salâtla salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
33- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e arşının ağırlığı, rızânın ulaştığı makâm, kelimelerinin adedi ve rahmetinin sonsuzluğu kadar salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
34- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e onun âl-i’ne, zevceleri ve zürriyetine, salât eyle. O’na, âl-i’ne, zevcelerine, zürriyetine efendimiz İbrâhîm’e ve onun âl-i’ne salât ettiğin, ve bereket ihsân ettiğin gibi bereket ihsân eyle. Şüphesiz sen methedilmeye lâyık azâmet ve şeref sâhibisin. Allâh’ım! Bizim adımıza onu, ümmetinden bir peygamberi mükâfatlandıracağın şeylerin en fazîletlisiyle mükâfatlandır. Hükümlerinin apaçık yolu sâyesinde bizi hidâyete erenlerden eyle. Onun hidâyet yolunda yürümekle bizi hidâyete ulaştır. Bizi onun dînine inanmış olarak, onun âl-i’ne, ashâbına, nesline, muhabbet eder olduğu halde öldür. Onun cemaati arasında haşreyle.<br />
<br />
<br />
<br />
35- Allâh’ım! Peygamberlerinin en fazîletlisi, seçip çıkardığın kullarının en keremlisi, evliyânın imâmı, nebîlerin sonuncusu, âlemlerin rabbi Allâh’ın habîbi, bütün peygamberlerin şâhidi, günahkarların şefaatçisi, bütün âdem oğullarının efendisi, adı mukarrebûn makâmındaki melekler arasında yükselen müjdeci, korkutucu, dâimâ aydınlatan kandil, sözüne îtimat edilen, hak olanı açıklayan, şefkatli, merhametli, kendisine Kur’ân’ı Kerîm’le birlikte, Fâtiha Süresi’nide lütfedettiğin, böylece insanları dosdoğru hak yola hidâyete sevkeden, rahmet peygamberi, ümmeti hidâyete erdiren, kabirden dirilişte toprağın ilk kez kendisine açılacağı insan, cennete ilk girecek olan, Efendimiz Cebrâîl ve Mîkâîl’le desteklenmiş, Tevrât ve İncîl’de müjdelenmiş, seçilip beğenilerek çıkartılmış, Ebu’l- Kâsım, Hâşim oğlu Abdulmüttalip’in oğlu Abdullâh’ın oğlu efendimiz Muhammed’e salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
36- Allâh’ım! Gece gündüz hiç gevşeklik göstermeden Allâh’ı tesbîh eden, Allâh’ın kendilerine emrettiği husûslarda hiç isyân etmeyen, emrolundukları her şeyi yerine getiren, mukarrebûn makâmındaki meleklere ve bütün meleklerine salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
37- Allâh’ım ! Meleklerini resullerini me’mûr olarak seçtiğin, vahyine emîn olarak yarattıklarına şâhit kıldığın, yûce zâtının perdelerini derece îtibârı ile yakînlığına açtığın, kulların bilemeyeceği gayb sırlarından kendilerine haberdar ettiğin, kendilerinden cennetine koruyucular seçtiğin, arşını taşıttığın, ordularından pek çoğunu kendilerinden seçtiğin, yarattıklarına nazâran kendilerini daha fazîletli kıldığın, günahlardan ve alçaklıktan kendilerini temizlediğin, yûce semâlarına yerleştirdiğin, noksanlıklardan ve afetlerden tertemiz tuttuğun için fazîletlerini artırıcı ve devâmlı olan salâtla meleklerine salât eyle. Bizide meleklere okuduğumuz bu salât vesîlesiyle, onların istiğfarlarına lâyık eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
38- Allâh’ım! Kalplerini hikmetle doldurarak genişlettiğin, kendilerine nübüvvet zincirini taktığın, kitaplarını indirdiğin, kendileriyle insanları hidâyete sevk ettiğin, tevhîd anlayışına insanları dâvet eden vaâdine, cennetlerdeki nîmetler ve üstün derecelere teşvik eden, cehennemin azâbından korkutan, senin yoluna insanları irşâd eden, huccet ve delîlinle bu yolda sebatla duran, nebî ve resullerin hepsine salât ve selâm eyle. Allâh’ım onlara tam mânâsıyla selâm eyle. Kendilerine okuduğumuz bu salât vesîlesiyle bizede büyük sevâb ihsân eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
39- Allâh’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne üzerimizdeki büyük hakkını yerine getirecek ve sürekli kabûl edilecek olan, salâtla salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
40- Allâh’ım! Yaratılış ve huy güzelliği olarak tam güzelliğe sâhib anlamında hüsnü Cemâl, dünyâ ve âhiret nîmetleriyle sevinmiş anlamında Behçet, zâtında ve sıfatlarında olgun olarak Kemâl, risâlet ve nübüvvet nûrunun sâhibi, cennette hizmetçi çocukları hûri, konak ve köşklerin sâhibi, şükreden dili, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ım! Şükre dalan kalbi ve ilmiyle meşhur askerleriyle muzaffer, kız ve erkek çocuklarıyla pâk zevcelere sâhib, dünyâ ve âhiret derecelerinde ulvî, zemzem ve Makâm-ı İbrâhîm’le Müzdelife’nin hürmetlerine, ta’zîm eden büyük ve küçük bütün günahlardan temiz,<br />
<br />
yetimleri terbiye eden, yedirip-doyuran, büyüten, insanlara hac usullerini öğreten, Kur’ân nasıl indirilmişse öylece okuyan, Rahmân olan Allâh’ı tesbîh eden, ramazan ayında oruç tutan, âhiret günü ümmetlerin altında toplanacağı hamd sancağının, kerem ve cömertliğin sâhibi, ahde vefâ gösteren, muhabbetli ümmetini Allâh’ın rızâsı olan işlere kalp ve kalıplarıyla teşvik ettiren, İskenderiye kralı Mukavkıs’ın kendisine hediye ettiği hayber ve huneyn savaşında bindiği ak katıra Necib adlı ata binen, Kadîb adlı kılıcı kullanan, günahlardan tövbe edip kalbini tertemiz tutan, ifâdeleri hatasız ve dosdoğru olan, semâvi kitaplarda sıfatları anlatılan, Allâh’ın kulu nebî ve resullerin sonuncusu olarak nice sırları içinde gizleyip sakladığın, Peygamber Efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allâh’ın hucceti kendisine itâat edenin Allâh’a da itâat ettiği, kendisine isyân edenin Allâh’a da isyân ettiği, arap kureyşli zemzem bölgesinde doğup büyümüş, mekkeli nebî, güzel yüzlü sürmeli gözlü, düz uzun yanaklı, kevser havuzunun ve cennet çeşmelerinin sâhibi, kendisiyle zıtlaşanları ve inkârcıları helâk eden, müşrikleri katleden, abdest azaları nûrdan parlayanları cennet nîmetlerine ve Kerîm olan Allâh’a alıp götüren, Efendimiz Cebrâîl’in arkadaşı, âlemlerin rabbi olan Allâh’ın Resûlü, günahkârların şefaatçisi, güneşin sıcaklığında bulutun kendisini gölgelediği, ayın on dördü gibi kabir, mahşer, sırat, cehennem ve cehâlet karanlıklarını aydınlatan, kandil ve dolunay gibi nûrlu zât, efendimiz Muhammed’e ve mahlûkatın en pâk neslinden çıkarılmış olan âl-i’ne ebediyeti kıyâmet ve cennetinde sonsuzluğuna kadar hiç bozulmuycak olan devâmlı salâtla Allâh-u Teâlâ salât eylesin. Ve Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne kendisinin sürûrunu yenileyerek hesapların görüleceği günde kabrinden çıkarak Burak üzerinde mahşer yerine gönderilişinde şeref vesîlesi olacak salâtla salât eylesin. Allâh’u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun yıldız misâli parlayan âl-i’ne, üzerlerine peş peşe yağan sağnak yağmurların cömertliğine benzer salâtla salât eyle. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’i arabın en akıllısı, sözleri ifâde yönüyle en açık, lisanı en fasih, îmânı en yüksek, makâmı en yûce, kelâmı en tatlı, ahde en vefâlısı ve yaratılışı arabın en temiz olanı olarak gönderdi. Efendimiz Muhammed (s.a.v) de İslâm yolunu îzâh edip insanlara anlattı. İslâm’ı şöhretli kıldı, putları kırdı. Allâh’ın hükümlerini ortaya koydu. İnsanları haramlardan alı koydu. Kendisine inananlara nîmetler sundu. Allâh-u Teâlâ ona ve âl-i’ne melek, cin ve insanların dönüp durduğu her yer ve makâmda salât ve selâmın en fazîletlisiyle, kabirden kalkıp ilk hâle dönüşte ve ilk yaratılışta bizim için ebedî nîmet ve lütuf olarak verdiğin âhiret azığı gece ve gündüz virdimiz olacak şekilde kabûl edeceği salâtla salât eylesin. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne peşinden ferahlık ve miskden daha güzel rahmânî kokunun geldiği, onuda Allâh’ın mağfiret ve rızâsının takip ettiği salâtla salât eylesin. Allâh-u Teâlâ kendisinden iyilik alınanların en fazîletlisi, övünülecek şeylerin değeri, kendisiyle artan alnındaki nûrdan, güneş ve ayın nûr aldığı, cömertliğinin yanında bulutların ve denizlerin ufacık kaldığı, yer yüzünün alâmetlerle aydınlandığı, mûcizelerini Kur’ân-ı Kerîm ve mütevâtir haberlerin anlattığı, efendimiz ve peygamberimiz Muhammed’e salât eylesin. Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e ve onun âl-i’ne ve kendisiyle hicret eden, böylelikle onun dînine yardım eden ve hicretinde yardımcı olan ashâbına ki onlar ne güzel muhâcir ne güzel ensârdılar. Kuşlar Allâh’ı zikir tesbîh terennümleriyle sık ağaçlarda şakıyıp durdukça, şimşeksiz bulutlar sağnak yağmurlar döküp durdukça, devâm edecek salâtla salât eylesin. Salavâtının devâmıyla Allâh’u Teâlâ ona kat kat ecir ihsân eylesin.<br />
<br />
<br />
<br />
41- Allâh’ım! Celâl ve ikrâm sâhibi olan yûce zâtın devâm ettiği için devâm edecek ve hiç kesilmeyecek olan salâtla efendimiz Muhammed’e onun pâk ve yûce âl-i’ne salât eyle.<br />
<br />
<br />
<br />
42- Allâh’ım! Şeref ve ululuğun kutbu, nübüvvet ve risâlet güneşi, dalâletten hidâyete sevk eden, cehâletten kurtaran, efendimiz Muhammed’e salât eyle. Gece ve gündüzlerin birbirini tâkip etmesiyle ardı-ardına gelen ve hiçbir kesintiye uğramadan devâm eden salâtla, Allâh-u Teâlâ efendimiz Muhammed’e salât eylesin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BURADA OKUMA BiTTi<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"></span></span><br />
<br />
---------------<br />
_________<br />
<br />
--oOo--<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BiLGi<br />
<br />
DELAİLÜ'L-HAYRAT</span></span><br />
<br />
Şeyh Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî (ö. 870/1465) tarafından derlenen salavat mecmuası.<br />
<br />
Türkler arasında daha çok Delû'il-i Şerif, Delâ'il-i Hayrat ve Dela'il diye bilinen risalenin tam adı "Delâ'ilü'l-hay­rat ve şevâriku'l-envâr fî zikri's-salât 'ale 'n - nebiyyil-muhtar"dır. Şâzeliyye tarikatının Cezûliyye kolunun kurucusu olan Şeyh Cezûlî'nin bu risalesi müridleri arasında bir tarikat evradı olarak çok okunmuş ve dolayısıyla çok sayıda istin­sah edilmiştir. Eserin nüshaları arasın­da bazı farklar görüldüğünden Cezûlî'­nin müridi ve halifesi Ebû Abdullah es-Sehlî farklılık gösteren nüshaları düzen­leyerek vefatından sekiz yıl önce şeyhi­ne sunmuş, şeyh de bu fazlalıkların bir bölümünü Delâ'il metnine dahil etmiş­tir. Delâil'in bu tür nüshalarına "Nüsha-i Dâhiliyye-i Sehliyye", satırların dışı­na kaydettiği fark ve fazlalıkları ihtiva eden nüshalarına ise "Nüsha-i Hâriciyye-i Sehliyye" adı verilmiştir.<br />
<br />
Delâ'il'in Sehlî tertibi olmayan nüshaları da mu­temet olan ve olmayan diye ikiye ayrılır. Mutemet olanların satır içine yazılanına "mu'temede-i dâhiliyye", satır dışına ya­zılanına "mu'temede-i hâriciyye" denir. Mutemet olmayanlar ise daima satır dışına yazılır. Bu farklar "sin", "gayın" ve "mim" harfleriyle gösterilir. Bu durum eserin metnine verilen değeri açık bir şekilde göstermektedir.<br />
<br />
Delâ'il'i sadece Cezûliyye veya Şâze­liyye mensupları değil diğer tarikat men­supları, hatta bir tarikata bağlı olmayan Müslümanlar dahi, faziletine inanarak düzenli bir biçimde okumuşlardır. Ön­ sözünde, salavatı belli zamanlarda düzenli bir şekilde okuyanların çok sevap kazanacakları, Hz. Peygamber (asm)'in şefaatına nail olacakları, günahlarının affedileceği, kötü huyları terkedip iyi huylar edinecekleri, maddî ihtiyaçlarının karşı­lanacağı ve dünya işlerinin düzeleceği belirtilmiştir. Bu salavatı düzenlemiş ol­ması sebebiyle Cezûli'nin kabrinin misk gibi koktuğuna inanılır.<br />
<br />
Dela'il'in yazılış sebebini anlatan bir menkıbeye göre keramet sahibi bir kız çocuğu, Cezûliye bu mertebeye Hz. Peygambere (asm) salavat okuyarak ulaştığını söy­lemiş, ancak onun ısrarına rağmen bu salavatın metnini kendisine söylemeyip belli salavatlann içinde bulunduğunu ifa­de etmiş, bunun üzerine Cezûlî bütün meşhur salavatları derleyip kıza göster­miş, kız da söz konusu salavatın bu der­lemede birkaç defa geçtiğini bildirmiş­tir. Diğer bir menkıbeye göre ise Cezûli'nin bu eseri yazmasına keramet sahi­bi olan hanımı sebep olmuştur.<br />
<br />
Delâ'il her gün, gün aşırı, dört gün­de veya haftada bir defa olmak üzere beş tertip üzere okunur. Okumaya pazar­tesi günü başlanır; hangi gün nerelerin okunacağı sayfa kenarına not edilmiştir. Delâil'i okumaya başlamadan önce ni­yet ve istiğfar etmek, esmâ-i hüsnâ oku­mak, başlama ve bitirme duası yapmak âdâbdandır. Delâil okumak için izin almak gerektiğine, izinsiz okuyanların çıl­dırdıklarına dair söylentilerin aslı yok­tur. Fakat ehlinden usulüne göre Delâ'il okumanın öğrenilmesi tavsiye edilir.<br />
<br />
Kuzey Afrika'da ve özellikle Anadolu'­da büyük bir rağbet gören Delâ'il, Mısır ve İstanbul'da 1260-1320 (1844-1902) yılları arasında on dört defa basılmıştır.(bk. Karatay, Arapça Basmalar, s. 441). Ri­salenin ayrıca Petersburg'da yapılmış bir baskısı bulunmaktadır (1258/1842).<br />
<br />
Birçok şerhi yapılan eserin Türkçe şerhleri de vardır. Bunların en meşhuru Kara Dâvudzâde Mehmed Efendi'nin (ö 1170/ 1756) yaptığı şerh olup, "Tevfîku muvaffikı'l-hayrat fî îzâhi meânî Delâili'l-hayrat" adını taşıyan bu eser birçok defa basıl­mıştır. Kara Dâvudzâde diğer kay­naklardan aktardığı tasavvufi menkıbe ve bilgilerle eserin hacmini oldukça ge­nişletmiştir.<br />
<br />
Şeyh Hasan el-Adevî'nin "Bulûğu'l-müsirrât alâ Delâ'ilil-hayrat", Muhammed Mehdî el-Fâsi'nin "Metâli'u'l-müsirrât bi-cilâ'i Delâ'ilil-hayrat" adlı Arapça şerhleri basılmıştır.(DiA, Delailü'l-Hayrat Md.)<br />
<br />
Delâil-i Hayrât Bedîüzzaman Hazretleri tarafından yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş ve "Delaili'n-Nur" ismini vermiştir. İçinde hemen her salâvattan sonra büyük dertlerimizin devası, Allah’tan yüksek dereceler ve makamlar istenir; dünyevî ve uhrevî cümle âfetlerden ve musibetlerden Allah’a sığınılır, bütün ihtiyaçlarımızın karşılanması, bütün günahlardan arınmamız ve bütün hayırlara ulaşmamız, duânın ilerleyen satırlarında istenir. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bu büyük salâvat metninin adını "Delâli’n-Nur" koyarak, kendisine ve talebelerine hususî bir vird yapmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Delaili'n-Nur'un salavattan başka diğer bölümleri şunlardır:<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"></span></span><br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">  a. Sekine:</span> Sekine tamamı Kur’an’da geçen Allah’ın güzel isimlerinden ve ayetlerden oluşmaktadır. Bilindiği gibi Hz. Ali (ra), Hz. Peygamberimiz (asm)'in ifadesiyle “ilim şehrinin kapısıdır”. Çocukluğundan beri Peygamberimiz (asm)'in özel terbiyesi ile yetişmiş müstesna bir kabiliyettir. Peygamberimiz (asm)'den Kur’an’ın bazı özel sırlarını ders almıştır. Bu sekine de Peygamberimiz (asm)'in Hz. Ali (ra)’ye özel ders verdiği ism-i a’zam manası taşıyan altı esma ile her biri 19 harfli, 19 Kur’an ayetinin, 19’ar defa okunduğu bir metindir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekine hakkında esas olan özetle şudur:</span><br />
<br />
1) Tamamı Kur’an kaynaklıdır. Dolayısıyla vahiy kaynaklı olduğunda zerrece şüphe yoktur.<br />
<br />
2) Metnin tertibini ve okunuş şeklini de Peygamberimiz (asm)'in has talebesi ve velilerin şahı ünvanına sahip Hz. Ali (ra)’in ya bizzat Peygamberimiz (asm)'den ders aldığı veya kendisinin tertip ettiği mühim bir Kur’an’î virddir. <br />
<br />
     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b. Münâcat-ı Veyse’l-Karânî:</span> Veysel Karânî Hazretlerinin çok kuvvetli bir duâsıdır. Bu münâcat, Risâle-i Nur’un önemle işlediği “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” mesleğine uygun duâ cümlelerinden meydana geliyor. Üstad Bedîüzzaman daimî bir virt olarak kabul etmiş, kendisi daima okumuş ve talebelerine de tavsiye etmiştir.<br />
<br />
     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c. Dua-i Tercüman-ı İsm-i Azam:</span> Bu duânın aslı vahiyle Peygamber Efendimiz (asm)'e hediye edilmiştir. Allah’ın isimleri şefaatçi kılınarak cehennem azabından Allah’a sığınmamızı sağlayan bir duâdır. Bu duayı Üstad Bedîüzzaman Hazretleri sabah ve ikindi namazlarından sonra okunacak şekilde Namaz Tesbihatı'na almıştır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> d. Dua-i İsm-i Azam:</span> Allah’ın isimlerinden bir demet olup, aslı vahiy ile Peygamber Efendimiz’e (asm) bildirilmiştir. Üstad Hazretleri bu duayı öğle, akşam ve yatsı namazlarının Namaz Tesbihat'ına dâhil etmiştir.<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[“La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin” Duası]]></title>
			<link>https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=15174</link>
			<pubDate>Sat, 18 Jun 2022 09:20:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsaneboard.net/member.php?action=profile&uid=8">Lion</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsaneboard.net/showthread.php?tid=15174</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin” Duası</span></span><br />
<br />
Hz. Yunus'un (a.s.) balığın karnında iken okuduğu dua ile ilgili hadis ve duanın fazileti.<br />
<br />
ذُو النُّونِ (Zünnûn), “Balık sahibi” mânasında olup Yûnus peygamberin lakabıdır. Ona bu lakap kendisini balık yuttuğu için verilmiştir. Şöyle ki:<br />
<br />
Yûnus (a.s.) uzun bir zaman kavmini dine dâvet etmiş, fakat artık iman etmeyeceklerine kanaat getirerek öfkeli bir halde, onların başına inecek musibetten kendini kurtarmak için onları terk edip gitmişti. Başka bir rivayete göre kavmine, iman etmedikleri takdirde ilâhî bir azaba uğrayacaklarını bildirmiş, ancak onlar tevbe edip imana geldikleri için bu azap tahakkuk etmemişti. Onların imana geldiğinden habersiz olan Hz. Yûnus, haber verdiği azabın vaktinde tahakkuk etmediğini görünce kendisinin alay mevzuu olacağını düşünerek kızgın bir halde ayrılıp gitmişti. Bir gemi yolculuğunda, fazla yükten gemi batmak üzere iken, yükünü hafifleterek gemiyi kurtarmak için çekilen kur‘a sonucu denize atlamak zorunda kaldı. Onu büyük bir balık yuttu. İşte bu balığın karnında iken:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ<br />
<br />
Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn.<br />
<br />
Zünnûn’u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti.<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: “…Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn(zâlimîne).”<br />
<br />
Anlamı: “Senden başka ilâh yoktur. Sen her türlü noksanlıktan, eşi-ortağı olmaktan uzaksın. Şüphesiz ben kendine yazık edenlerden oldum” (Enbiyâ 21/87) niyâzında bulunmuştu.<br />
<br />
Eğer o, böylece tesbih edenlerden olmasaydı, insanların yeniden diriltilecekleri kıyâmet gününe kadar balığın karnında kalacaktı. Fakat tesbih, tevbe ve duaya sarıldı. Allah Teâlâ da duasına icâbetle onu hem balığın karnından, hem de suçluluk duygusuyla rûhunu saran gam ve kederden kurtardı. (bk. Sâffât 37/139-148; Kalem 68/50)<br />
“LÂ İLÂHE İLLÂ ENTE SUBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNEZZÂLİMÎN” DUASI İLE İLGİLİ HADİS<br />
<br />
Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:<br />
<br />
“Yûnus’un balığın karnındaki duası لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya  düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa,  Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.” (Tirmizî, Deavât 81; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 170)<br />
<br />
[attachment=52713]<br />
<br />
[attachment=44120]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin” Duası</span></span><br />
<br />
Hz. Yunus'un (a.s.) balığın karnında iken okuduğu dua ile ilgili hadis ve duanın fazileti.<br />
<br />
ذُو النُّونِ (Zünnûn), “Balık sahibi” mânasında olup Yûnus peygamberin lakabıdır. Ona bu lakap kendisini balık yuttuğu için verilmiştir. Şöyle ki:<br />
<br />
Yûnus (a.s.) uzun bir zaman kavmini dine dâvet etmiş, fakat artık iman etmeyeceklerine kanaat getirerek öfkeli bir halde, onların başına inecek musibetten kendini kurtarmak için onları terk edip gitmişti. Başka bir rivayete göre kavmine, iman etmedikleri takdirde ilâhî bir azaba uğrayacaklarını bildirmiş, ancak onlar tevbe edip imana geldikleri için bu azap tahakkuk etmemişti. Onların imana geldiğinden habersiz olan Hz. Yûnus, haber verdiği azabın vaktinde tahakkuk etmediğini görünce kendisinin alay mevzuu olacağını düşünerek kızgın bir halde ayrılıp gitmişti. Bir gemi yolculuğunda, fazla yükten gemi batmak üzere iken, yükünü hafifleterek gemiyi kurtarmak için çekilen kur‘a sonucu denize atlamak zorunda kaldı. Onu büyük bir balık yuttu. İşte bu balığın karnında iken:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ<br />
<br />
Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn.<br />
<br />
Zünnûn’u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti.<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ</span><br />
<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: “…Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn(zâlimîne).”<br />
<br />
Anlamı: “Senden başka ilâh yoktur. Sen her türlü noksanlıktan, eşi-ortağı olmaktan uzaksın. Şüphesiz ben kendine yazık edenlerden oldum” (Enbiyâ 21/87) niyâzında bulunmuştu.<br />
<br />
Eğer o, böylece tesbih edenlerden olmasaydı, insanların yeniden diriltilecekleri kıyâmet gününe kadar balığın karnında kalacaktı. Fakat tesbih, tevbe ve duaya sarıldı. Allah Teâlâ da duasına icâbetle onu hem balığın karnından, hem de suçluluk duygusuyla rûhunu saran gam ve kederden kurtardı. (bk. Sâffât 37/139-148; Kalem 68/50)<br />
“LÂ İLÂHE İLLÂ ENTE SUBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNEZZÂLİMÎN” DUASI İLE İLGİLİ HADİS<br />
<br />
Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:<br />
<br />
“Yûnus’un balığın karnındaki duası لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya  düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa,  Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.” (Tirmizî, Deavât 81; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 170)<br />
<br />
[attachment=52713]<br />
<br />
[attachment=44120]</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>